Bu durum doğum sonrasındaki ilk iki haftalık dönemde ortaya çıkar ve hamileliğin, doğumun doğal sonucu olarak kabul edilir. Kadınlar arasında sıkça gözlenen bir durumdur. Genelde doğum sonrası melankolisi, lohusalık hüznü, pospartum blues yada baby blues gibi tabirlerle ifade edilir. Annenin; bebeği ve kendisi hakkındaki endişeleri, mutsuzluk, uykusuzluk, sinirlilik, yorgunluk ve ağlama isteği gibi sorunlar gözlemlenebilir. Bu sürede ailenin ilgisi ve desteği, annenin dinlendirilmesi ve bebeğin bakımına yardımcı olunması gereklidir. Genelde bir-iki hafta içerisinde kendiliğinde geçer şayet geçmiyor daha uzun sürüyor ya da şiddetli hal alıyorsa mutlaka uzman bir psikiyatriste danışılmalıdır.
Depresyon, kısa süreli annelik hüznünden farklı ve daha ağır süreçtir. Doğum yapan kadınların yüzde beş yada onluk kısmında görülür. Doğum sonrasında ki ilk altı aylık dönemde ortaya çıkabilir. Belirtileri ise; uyku düzeninin bozulması -az yada fazla uyku isteği-, iştahındaki değişimler, mutsuzluk ve çökkünlük hissi, bebeğin yada kendisinin bakımında zorlanma, sinirlilik, tahammülsüzlük, endişe ve kaygı duyulması olarak sıralanabilir. Uzun süreceğinden bir uzman tarafından değerlendirilip annelik hüznünden farklı olduğu tesbit edilerek kontrollü tedaviye başlanmalıdır. Tedavi edilmediğinde düzelmesi uzun süreceğinden hayatı zorlaştırabilir. İlaç tedavisi uygulanabilir bu yüzden uzman görüşmeleri ile emzirmeye ara verilebilir.
Depresyona birçok şey etken olabilir. Belirlenen bazı riskleri şöyle sıralanabilir: Önceki doğumunda depresyon geçirmiş olmak, zorlu gebelik süreci, doğumun zor ve uzun süreli olması, evlilikte yaşanan sorunlar, istenmeyen hamilelik, kayıp ile sonuçlanan hamilelik, sosyal desteğin yetersizliği, anne-bebek ayrılığı, sosyo-ekonomik sorunlar ve doğum öncesi oluşmuş psikolojik sorunlar denilebilir. Ayrıca doğum sonrasındaki fiziksel ve biyolojik hızlı değişim, sosyal yaşantıdaki değişimler de depresyonu başlatan etkenler arasındadır.
Çok sık görülmese de ciddi bir durumdur. Yine doğum sonrasındaki ilk günlerde fark edilebilir. Düşünce sistemi bozukluğu ile gerçeği değerlendiremezler. Bebeğin kendisinin olmadığını düşünür,bebeğin sağlığına dair endişeye kapılır ya da bebeğin zarar görmesinden korkar. Böylece hem kendine hemde bebeğe bakamayacak duruma gelir.
Bazen halüsinasyonlara da rastlanır, duygudurumunda dalgalanmalar, içe kapanma ya da taşkınlık oluşur, uyku düzeni ve beslenme de rahatsız edici boyutlarda bozulur. Annenin bebeğe ya da kendisine zarar verme gibi eğilimleri de görülebilir. Bu durumda aile yakınlarından bebeğin bakımını üstlenmeleri istenir ve annenin bir sağlık merkezine yatışı ile tedavi süreci başlatılır. Tedavinin başlamasıyla annenin davranışlarında değişim gözlense de tedaviye devam edilir, iyileşmesi uzun sürer.

depresyonlohusalık_depresyonulohusalık_hüznülohusalıkdepresyonlohusalıkta_depresyon

 

Annenin hamilelik dönemi boyunca yeterli ve dengeli beslenmesi gereklidir. Tüm hamilelik dönemi boyunca alınması gereken ideal kilo 11-13 kg.dır. Bunun üzerinde alınacak kilolar doğum ve loğusalıktan sonra size gebeliğinizin hediyesi olarak kalacaktır. Hamilelik sırasında gereksinim duyduğunuz kalori miktarında da bir miktar artış söz konusudur. Ancak bu artış hiçbir zaman aşırı yemenizi gerektirecek kadar değildir. Hamile olan ile olmayan kadınlar arasındaki kalori gereksinimi farkı sadece 300 kaloridir ve bu her öğünde 1-2 kaşık fazla yenilerek karşılanabilecek bir farktır. Hamilelikte ilk üç ayda 0,5-1 kg, sonraki aylarda ise ortalama 1.5-2.0 kg, ağırlık kazanması uygundur. Eğer, dengeli ve yeterli beslenme alışkanlığı edinilirse zaten hamilelikte alınması gereken kilolar düzenli olarak alınır.
Hamilelikte alınan kiloların ancak üçte biri yağ dokusundaki artışa bağlıdır. Alınan kiloların yaklaşık 6 kilosu bebeğin doğumuyla birlikte kaybedilir. Su kaybı da buna eklendikten sonra ilk hafta sonunda yaklaşık 8 kilo kaybedilir.Hamilelik boyunca 12,5 kg alan bir kadın doğumdan 2 hafta sonra hamilelik öncesi kilosuna göre yaklaşık 4-4,5 kg daha fazladır. Daha sonra doğum sonrası 6. aya kadar 2,5 kg daha verilir. Hamilelikte alınan kilo önerilenden ne kadar fazla ise hamileliğin hediyesi olan kilolar o kadar fazla alacaktır. Kalan kiloları egzersiz ve diyet ile verebilirsiniz. Egzersizin bir sakıncası yoktur ama diyet için emzirme dönemi sonrasını, en azından bebeğin ek gıdalara başladığı 6. aydan sonrasını bekleyebilirsiniz.
Hamilelikte beslenmenin önemli prensiplerinden birisi günlük öğün alışkanlığının yeniden düzenlenmesidir. Üç temel ve 2 ve hatta gerekirse 3 ara öğün gebelikte önerilmektedir. Bu yaklaşım hamileliğin erken döneminde bulantı ve kusma şikayetlerinin daha az görülmesine yardımcı olur. Öğünlerin 3 öğünde tıka basa yemek yerine bu şekilde ara öğünlerle desteklenerek bölünmesi ilerleyen hamilelik haftalarında ise mide yanması, regürjitasyon gibi şikayetleri azaltır.Gebelik öncesine göre ek olarak günlük 20 gr. protein, 15-20 mg. demir, 500 mg. kalsiyum ve ortalama 300 kalorilik enerji alınması gereklidir.

gebelik_beslenme-alışkanlıklarıgebelik-besin-ogeleriPregnant woman in kitchen eating a salad smilinggebeliktebeslenmegebelik-ve-beslenmehamilelikte-beslenme

 

Bebeğe verilecek en iyi besin anne sütüdür. Anne sütü ilk altı ay boyunca bebeğin gelişiminde gerekli olan tüm besinleri karşılar. Emzirme bebeğin beslenmesi dışında, ruhsal yönleri de olan bir durumdur.Bebek doğduktan sonra bir saat içinde uyanık bir haldedir. Bu yüzden bu süre içinde bebeğe anne memesinin verilmesi gereklidir. Yani bebek ilk yarım saat içinde emzirilmelidir. Bu şekilde hem bebeğimiz beslenecektir hem de annede yeni süt yapımı sağlanmış olacaktır. Bilindiğinin aksine anne sütünün yetmezliği söz konusu değildir. Fakat yapılan hatalardan sonra süt azalabilir. Her bebek emmeyi bilerek doğar. Anneler de doğru emzirme yöntemlerini uygularlarsa bebekleri için en değerli olan besin olan anne sütünden bebeklerini mahrum bırakmazlar.
Bebek emzirirken ÅŸunlara dikkat etmeliyiz:
Emzirme işleminden önce eller güzelce yıkanmalıdır.Anne rahat bir yerde ve pozisyonda oturmalıdır.Meme başı kaynamış ılık su ile silinmelidir.Bebeğin altı temiz olmalıdır.Bebeğe meme verildikten sonra meme başı hafifçe bastırılarak burun açık tutulmalıdır.Emme işlemi sırasında meme başı ve meme başı çevresindeki koyu bölgenin büyük bir kısmı bebeğin ağzında olmalıdır.Her emzirme işleminde her iki meme de boşaltılmalıdır. 10-15 dakikalık emzirme bir memeyi boşaltmaya yeterlidir. Ancak anne memesinde kalma süresi bebeğe bırakılmalıdır.Bebek erken doğmuşsa meme tutması ve emmesi iyi değilse kalan süt sağılarak boşaltılmalıdır. Memede kalan süt oluşacak olan sütü de engeller.Anne bu dönemde stresten uzak durmalıdır. Kendisini yoracak şeylerden kaçınmalıdır. Sulu gıdalar tüketmelidir.İlaç kullanımına dikkat etmelidir. Kullanılacak ilacın içinde bebeğe zararlı maddeler var ise ilaç kullanılmamalıdır.Bebek yeni doğduğunda ortalama olarak günde 8- 12 defa emzirilir. Daha sonra ise bu 6- 8 defa olabilir.Bebek her canı istediğinde sık olarak istediği sürece emzirilmelidir.
Emzirme işlemi bittikten sonra bebek dik olarak annenin omzuna yatırılmalı ve sırtına hafif masaj yapılarak tüm gazı çıkarılmalıdır.
Emzirme işlemi sırasında bebeğinizi değişik şekillerde kucaklayabilirsiniz. Burada önemli olan nokta bebek memeye yakın olmalı ve memeye ulaşmak için fazla çaba göstermemelidir. Vücudu tamamen anneye dönük ve aynı düzlemde olmalıdır.

anne-sütübebek-emzirmebebek-emzirme-yöntemleriemziren-anneemzirme

 
Modern Kadının Adresi | kadın, diyet, kadın sağlığı, güzellik, makyaj

 

 

reklam