<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Modern Kadının Adresi &#124; kadın, diyet, kadın sağlığı, makyaj, &#187; Evlilik Rehberi</title>
	<atom:link href="http://www.bayanrehberi.com/category/evlilik-rehberi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.bayanrehberi.com</link>
	<description>kadın, kadin, diyet, kadın sağlığı,evlilik, moda, magazin, ev dekor, evlilik, stil, kadın olmak, cilt bakımı,hamilelik,</description>
	<lastBuildDate>Sun, 18 Dec 2011 16:16:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Nikan Başvurusu Yaparken</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/nikan-basvurusu-yaparken.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/nikan-basvurusu-yaparken.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Dec 2011 09:01:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik başvurusu]]></category>
		<category><![CDATA[Nikah başvurusu]]></category>
		<category><![CDATA[Nüfus müdürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Resmi başvuru]]></category>
		<category><![CDATA[Resmi işlemler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3081</guid>
		<description><![CDATA[Evlilik başvurusu yaparken bazı resmi işler sizi bunaltabilir.Bunların sırasını ve neler gerektiğini bilirseniz başvuru daha rahat olacaktır. İşte nikah başvurusu için gerekenler:
* Evlenecek kişilerce imzalanmış 4 nüsha “Evlenme Beyannamesi”. Beyannamelerden  sadece 1 nüshasına fotoğraf yapıştırılacaktır, diğer 3 adet Beyanname fotoğrafsız  olacaktır.
* Fotoğraflı ikamet ve nüfus cüzdanı suretleri ile beyannameler bağlı bulundukları  mahalle muhtarlıklarınca doldurulup tasdik edilecektir.
* Çiftlerden her biri için 7 adet vesikalık fotoğraf.
* Çiftler başvurularında resmi nüfus cüzdanlarını ve fotokopilerini -resimsiz  nüfus cüzdanı kabul edilmemektedir-. Yabancılar için pasaport, kendi Konsolosluklarının  ya da bulunduğu ülkenin ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Evlilik başvurusu yaparken bazı resmi işler sizi bunaltabilir.Bunların sırasını ve neler gerektiğini bilirseniz başvuru daha rahat olacaktır. İşte nikah başvurusu için gerekenler:</p>
<p>* Evlenecek kişilerce imzalanmış 4 nüsha “Evlenme Beyannamesi”. Beyannamelerden  sadece 1 nüshasına fotoğraf yapıştırılacaktır, diğer 3 adet Beyanname fotoğrafsız  olacaktır.<br />
* Fotoğraflı ikamet ve nüfus cüzdanı suretleri ile beyannameler bağlı bulundukları  mahalle muhtarlıklarınca doldurulup tasdik edilecektir.<br />
* Çiftlerden her biri için 7 adet vesikalık fotoğraf.<br />
* Çiftler başvurularında resmi nüfus cüzdanlarını ve fotokopilerini -resimsiz  nüfus cüzdanı kabul edilmemektedir-. Yabancılar için pasaport, kendi Konsolosluklarının  ya da bulunduğu ülkenin vatandaşı ise yerel makamlarının düzenleyecekleri onaylı  doğum belgesi (birth certificate/geburtsurkunde).<br />
* Çiftler kayıtlı oldukları Nüfus Müdürlüklerinden en son medeni hallerini  belirten nüfus kayıt örneği alacaklardır.<br />
* Yabancı uyruklu olan erkek veya kadın, bağlı bulunduğu konsolosluktan,  bekar olduğuna dair Türkçe bekarlık belgesi alacaktır. Bu belgeyi Türk Dışişleri  Bakanlığı’na tasdik ettirecektir. Daha sonra bu belgenin 3 adet fotokopisi arkalı  önlü çekilecektir.<br />
Bayanın evleneceği erkek yabancı uyruklu ise bayan erkeğin vatandaşlığına  geçip geçmeyeceğine dair 5 nüsha dilekçe yazacaktır.<br />
* Çiftlerden birinin talebi halinde sağlık raporu- HBSAG (bulaşıcı sarılık)  ANTİ HİV (aids) kan grubu testlerinin yaptırılması tavsiye edilir.<br />
* Uluslararası Evlenme Cüzdanı, Evlendirme Müdürlüğünden belirli bir bedel  karşılığında temin edilecektir. Bu işlem içinde ayrıca 3 adet fotoğraf Müdürlüğe  getirilecektir.<br />
* Kayıtlar saat 11:00′e kadar alınmaktadır.</p>
<p>Beyannameyi doldururken dikkat edilmesi gerekenler:</p>
<p>* Evlenme Beyannamesi’nin bütün bölümleri okunaklı kitap harfleri ve dolma  kalemle veya daktilo ile doldurulmuş olmalı.<br />
* Beyannamelerdeki medeni hal kısmı, “bekar, dul ya da boşanmış” şeklinde  açık olarak yazılacaktır. Eşi ölen kişi eşinin kesin ölüm tarihini, boşanmış ise,  boşanma kararının kesinleşme tarihini yazacaktır. Bayanların boşanmaları ya da  önceki eşinin ölümü üzerinden 300 günlük sürenin kaldırılması kararı getirilecektir.<br />
* Doğum tarihleri gün, ay ve yıl olarak tam yazılacaktır.<br />
* Ad ve soyadları kendi hanelerine ayrı ayrı, yazılacaktır; birden fazla  ismi olanlar isimlerini kısaltmadan nüfus cüzdanlarındakinin aynısını yazacaklardır.<br />
* Nüfus cüzdanlarının numara ve seri numaraları mutlaka yazılacaktır.<br />
* Yaşı küçük olanlar için, erkek 17 yaşını, kız ise 15 yaşını bitirmiş olacak.  Beyannamenin arka kısmındaki “Rıza Belgesi” kısmına yaşı küçük olan kız ise kızın,  erkek ise erkeğin anne ve babasının adı ve soyadı yazılarak imza edilecek ve kendi  muhtarlıklarına onaylattırılacaktır. 15 yaşını doldurmamış kız çocuğu ile 17 yaşını  doldurmamış erkek çocuğunun evlenebilmesi için hem beyanların arkasını ana ve  babası rızası muhtardan onaylatılacak hem de mahkemeden 88. madde kararı alarak  mevcut evraklara eklenecektir. Ana ve babadan biri ölmüş ise öldüğünü beyanın  arkasına yazarak muhtara da tasdik ettireceklerdir. Vasisi olanlar vasi kararı  getireceklerdir ve yine beyanın arkasına vasi imzası alınıp muhtara da tasdik  ettirilecektir. </span></p>
<p><span> Hazırlayan: Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/nikan-basvurusu-yaparken.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum Aralığı</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/dogum-araligi.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/dogum-araligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 20:59:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[dogum]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum aralığı]]></category>
		<category><![CDATA[Doğuma bağlı ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3357</guid>
		<description><![CDATA[Türkiyede doğuma bağlı sebeplerle her gün bir kadın hayatını kaybediyor. Üçten fazla gebeliklerde, bebek ölüm hızı da 3 buçuk kat artıyor.
Sağlıklı bir gebeliğin yanı sıra annenin sağlığı açısından da 2 yıl ara çok gereklidir.
Aile Planlaması Hayat Kurtarır sloganı ile yola çıkan Birleşmiş Milletler Nüfus Fonna göre, doğum aralığı iki yıldan az olmamalı&#8230;
BMnin araştırmasına göre aile planlaması tüm dünyanın sorunu. Dünyada 200 milyon kadın aile planlaması imkanlarından faydalanamıyor. Bunun sonucunda, her sene 23 milyon istenmeyen gebelik, 22 milyon kürtaj, 150 bin gebeliğe bağlı anne ölümü, 1,4 milyon da bebek ölümü yaşanıyor.
Bebek ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiyede doğuma bağlı sebeplerle her gün bir kadın hayatını kaybediyor. Üçten fazla gebeliklerde, bebek ölüm hızı da 3 buçuk kat artıyor.<br />
Sağlıklı bir gebeliğin yanı sıra annenin sağlığı açısından da 2 yıl ara çok gereklidir.<br />
Aile Planlaması Hayat Kurtarır sloganı ile yola çıkan Birleşmiş Milletler Nüfus Fonna göre, <em>doğum aralığı iki yıldan az olmamalı</em>&#8230;</p>
<p>BMnin araştırmasına göre aile planlaması tüm dünyanın sorunu. Dünyada 200 milyon kadın aile planlaması imkanlarından faydalanamıyor. Bunun sonucunda, her sene 23 milyon istenmeyen gebelik, 22 milyon kürtaj, 150 bin gebeliğe bağlı anne ölümü, 1,4 milyon da bebek ölümü yaşanıyor.</p>
<p>Bebek ve anne ölümleri en çok az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde görülüyor.</p>
<p><strong>TÜRKİYEDEKİ DURUM</strong><br />
Bu çerçevede Türkiyedeki tablo da içaçıcı değil:</p>
<p>* Türkiyede doğuma bağlı sebeplerle her gün bir kadın ölüyor.<br />
* Bu ölümlerin yarısı istenmeyen gebelikler sonucunda gerçekleşiyor.<br />
*  İki yıldan kısa sürelerle ve üç kereden fazla hamile kalmak, anne için çok riskli.<br />
* Doğum aralığı iki yıldan az olan gebeliklerde bebek ölüm hızı 2,5 kat artıyor. Bu risk üçüncü hamilelikten sonra 3,5 katına çıkıyor.<br />
* Doğum sırasında annenin hayatını kaybetmesi durumunda bebeğin ölüm riski de 8 kat artıyor.</p>
<p><strong>175 BİN KADININ HAYATINI KURTARACAK<br />
</strong><br />
BM Nüfus Fonu, aile planlamasını, çocuk sahibi olma seçimi ve sayısını, anne-babanın birlikte vermesi olarak tanımlıyor. Ve aile planlamasının yılda 175 bin kadının hayatını kurtaracağı öngörülüyor.</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/dogum-araligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hormonlu Spiraller</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/hormonlu-spiraller.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/hormonlu-spiraller.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 20:53:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[adet düzensizliği]]></category>
		<category><![CDATA[dogum kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[Hormonlu spiraller]]></category>
		<category><![CDATA[Progesteron]]></category>
		<category><![CDATA[Rahim içi spiraller]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3353</guid>
		<description><![CDATA[Rahim içi hormonlu spiralleri kullanmadan önce doktorunuzun gerekli testleri yaptığından emin olun.
Rahim içine yerleştirilen spiral, gövdesinde bulundurduğu bir hazneden her gün az miktarda progesteron hormonu salgılayarak etki ediyor. Hormonlu spiral takıldığı günden itibaren 5 yıl süre ile hamileliğe karşı koruma etkisini devam ettiriyor. Progesteron hormonu içeren spiralin en önemli avantajı ise adet kanamasının miktarını ve bu dönemde gelişen sancıları büyük ölçüde azaltması. Bu etki bazı kadınlarda adet kanamasının spiral kullanıldığı sürece tümüyle kesilmesine kadar gidebiliyor. Bakır içeren spiralin aksine, hormon içeren spiralde genital enfeksiyon oluşma riski de oldukça azalıyor.
Kimler için ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Rahim içi hormonlu spiralleri kullanmadan önce doktorunuzun gerekli testleri yaptığından emin olun.</p>
<p>Rahim içine yerleştirilen spiral, gövdesinde bulundurduğu bir hazneden her gün az miktarda progesteron hormonu salgılayarak etki ediyor. Hormonlu spiral takıldığı günden itibaren 5 yıl süre ile hamileliğe karşı koruma etkisini devam ettiriyor. Progesteron hormonu içeren spiralin en önemli avantajı ise adet kanamasının miktarını ve bu dönemde gelişen sancıları büyük ölçüde azaltması. Bu etki bazı kadınlarda adet kanamasının spiral kullanıldığı sürece tümüyle kesilmesine kadar gidebiliyor. Bakır içeren spiralin aksine, hormon içeren spiralde genital enfeksiyon oluşma riski de oldukça azalıyor.</p>
<p>Kimler için uygun? Uzun süre korunmak isteyen ve aşırı adet kanamasından şikayet eden kadınlar için oldukça ideal. Hormonlu spiral miyomlardan ötürü adet düzensizlikleri olan kadınlara da tavsiye ediliyor.<br />
Kimler için sakıncalı? Progesteron hassasiyeti olanlar için sakıncalı.</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/hormonlu-spiraller.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum Kontrol Bantları</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/dogum-kontrol-bantlari.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/dogum-kontrol-bantlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 20:50:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[alerjik test]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum kontrol bandı]]></category>
		<category><![CDATA[Östrojen]]></category>
		<category><![CDATA[Progesteron]]></category>
		<category><![CDATA[yumurtlama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3351</guid>
		<description><![CDATA[Doğum Kontrol bantları düzenli kontrol yöntemi kullanmayıp,geçici bir süre için kullanacak kadınlar için oldukça ideal.
Doğum kontrol bandı, kadınlık hormonları östrojen ve progesteron içeriyor. Yaklaşık 5 santim genişliğinde olan bant, kalça, kol ve karnın alt bölgesine yapıştırıldıktan sonra her iki hormonun kan dolaşımına karışmasını sağlıyor. Üç haftalık kullanımın ardından yönteme bir hafta ara vermek gerekiyor. Bu bant, yumurtlamayı önlüyor ve rahim ağzı salgısının yapısını değiştirerek spermin rahme ulaşmasını ve rahim iç zarının kalınlaşmasını engelleyerek etki ediyor. Böylece yumurta döllense bile rahim içinde tutunamıyor.
Kimler için uygun? Doğum kontrolünü geçici bir süre olarak ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Doğum Kontrol bantları düzenli kontrol yöntemi kullanmayıp,geçici bir süre için kullanacak kadınlar için oldukça ideal.</p>
<p>Doğum kontrol bandı, kadınlık hormonları östrojen ve progesteron içeriyor. Yaklaşık 5 santim genişliğinde olan bant, kalça, kol ve karnın alt bölgesine yapıştırıldıktan sonra her iki hormonun kan dolaşımına karışmasını sağlıyor. Üç haftalık kullanımın ardından yönteme bir hafta ara vermek gerekiyor. Bu bant, yumurtlamayı önlüyor ve rahim ağzı salgısının yapısını değiştirerek spermin rahme ulaşmasını ve rahim iç zarının kalınlaşmasını engelleyerek etki ediyor. Böylece yumurta döllense bile rahim içinde tutunamıyor.<br />
Kimler için uygun? Doğum kontrolünü geçici bir süre olarak düşünen, düzenli olarak bir doğum kontrol yöntemini kullanamayan kadınlar için ideal.<br />
Kimler için sakıncalı? Doğum kontrol haplarını kullanması sakıncalı olanlara tavsiye edilmiyor. Ayrıca, ciltleri hassas olan kadınlara da, yöntemin alerjik reaksiyon oluşturma ihtimali nedeniyle önerilmiyor.</p>
<p>Hazırlayan:Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/dogum-kontrol-bantlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum Kontrol Hapları Hakkında Herşey</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/dogum-kontrol-haplari-hakkinda-hersey.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/dogum-kontrol-haplari-hakkinda-hersey.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 20:47:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum Kontrol hapı]]></category>
		<category><![CDATA[Fizyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[OK]]></category>
		<category><![CDATA[Oral Kontraseptifler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3349</guid>
		<description><![CDATA[Doğum kontrol hapları ya da bilimsel adıyla oral kontraseptifler (OK) tüm dünyada yaygın şekilde kullanılan ve ucuz,basit ve oldukça yüksek etkili ilaçlardır. İçinde hormon olduğunun bilinmesi kadın sağlığı açısından son derece yararlı olduğu bilinen bu ilaç grubu hakkında pekçok yanlış bilgi ve inanışın doğmasına neden olmuştur. Sırf bu yanlış inanışlar nedeni ile pekçok kadın doğum kontrol hapı kullanımından endişe duymaktadır. Yazının tamamını okuduğunuzda bu mucizevi ilaçlar ile ilgili bilimsel gerçekleri bilecek ve anlayacaksınız.Doğru bir şekilde kullanıldığında ne derece etkili olduğuna şaşıracaksınız.
TARİHÇE
Kadında yumurtlamanın engellenmesi ile gebelik arasında ilişki kurulması ilk kez ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Doğum kontrol hapları ya da bilimsel adıyla oral kontraseptifler (OK) tüm dünyada yaygın şekilde kullanılan ve ucuz,basit ve oldukça yüksek etkili ilaçlardır. İçinde hormon olduğunun bilinmesi kadın sağlığı açısından son derece yararlı olduğu bilinen bu ilaç grubu hakkında pekçok yanlış bilgi ve inanışın doğmasına neden olmuştur. Sırf bu yanlış inanışlar nedeni ile pekçok kadın doğum kontrol hapı kullanımından endişe duymaktadır. Yazının tamamını okuduğunuzda bu mucizevi ilaçlar ile ilgili bilimsel gerçekleri bilecek ve anlayacaksınız.Doğru bir şekilde kullanıldığında ne derece etkili olduğuna şaşıracaksınız.</p>
<p><strong>TARİHÇE</strong><br />
Kadında yumurtlamanın engellenmesi ile gebelik arasında ilişki kurulması ilk kez 1900&#8242;lü yılların başında gerçekleşmiştir. Ludwig Haberlandt adlı bir fizyoloji profesörü yumurtlalıklardan elde edilen ekstrelerin üreme potansiyeli ve yeteneğini engelleyebileceğini göstermiş ve 1931 yılında doğum kontrolü için hormonların kullanılmasını önermiştir. Hormonal doğum kontrol yöntemlerinin prensipleri bu dönemde fark edilmesine karşın teknoloji bu olayı destelemek için yeterli olmamıştır. Kadında yumurtalıktan salgılanan ana östrojen olan östradiolün 12 gramını üretmek için 80.000&#8242;den fazla dişi domuzun yumurtalıklarının işlemden geçirilmesi teknolojik yetersizliği ifade etmek için yeterlidir. Yine 1 gram progesteron hormonu üretmek için o dönemde 2500 gebe domuzun yumurtalıklarına gerek duyulmaktaydı. 1951 yılına gelindiğinde progesteron hormonu artık sentetik olarak üretilebilir hale gelmiştir. Aynı yıl progesteronu oluşturan karbon moleküllerinden ondokuzuncusunun çıkartılması ile maddenin etkinliğinin daha da arttığı fark edilmiş ve norethindron adı verilen snetetik progesteron bulunmuştur. 1956 yılında insanlar üzerindeki ilk deneyler yapılmış ve kanamanın kotrolü amacıyla doğum kontrol amaçlı kullanılması planlanan ilaçların içinde östrojen olması gerektiği fikri doğmuştur. Bu çalışmaların sonucu 1960 yılında ilk doğum kontrol hapı olan ENOVID piyasaya sürülmüştür. Bu hap günümüzde kullanılan haplar gibi hem östrojen hem de progesteron hormonu içeren kombine bir doğum kontrol hapıydı ancak içerdiği hormon miktarı çok yüksekti. Kombine oral kontraseptiflerin içerdiği hormon miktarı ile etkileri arasındaki ilişki 1970&#8242;lere kadar tam anlamı ile anlaşılamadı. Ancak bu yıldan sonra hapların içeridiği hormon miktarlarını azaltmaya yönelik çalışmalar başladı. Ayrıca yine farklı progesteron hormonları geçen zaman içerisinde üretildi. Progesteronlar arasındaki en önemli farklılık istenmeyen etki ortaya çıkartma potansiyelleridir. Geçen zaman içinde doğum kontrol haplarının hem içerdiği östrojen miktarı düşürüldü hem de progesteron içeriği değişerek istenmeyen yan etkilerin görülme sıklığı ve şiddeti azaltıldı.</p>
<p>Doğum kontrol haplarında amaç en az hormon kullanarak en etkili doğum kontrolünü sağlamaktır. Günümüzde kullanılan hapların hormon içeriği ilk kullanılan atalarının yarısından bile daha düşüktür.</p>
<p><strong>İÇERİK</strong></p>
<p><strong>Östrojen</strong><br />
Kadın yumurtalıkları tarafından salgılanan ana östrojen olan <strong>Estradiol</strong> en güçlü doğal östrojendir. Estradiolün doğum kontrolünde kullanılmasının önündeki ana engel ağızdan alındığında mide içinde hemen özelliini ve etkinliğini kaybetmesidir. 1938 yılında östradiolün 17 karbon atomuna bir etinil grubu eklendiği taktirde ağızdan alındığında etksini yitirmediğinin fark edilmesi doğum kontrol haplarının gelişiminde dönüm noktası olmuştur. Etinil östradiol adı verilen bu kimyasal bileşik günümüzde de doğum kontrol haplarında kullanılan ana östrojen hormonudur. Etinil östradiol çok güçlü bir östrojendir.</p>
<p>Etinil östradiolün etkisi kişiden kişiye ya da toplumdan topluma değişiklik gösterir. Hatta etki aynı kişide değişik zamanlarda bile farklılık gösterebilmektedir. İşte bu nedenden dolayı aynı doz bir kişide yan etkiler ortaya çıkartabilirken diğerinde hiçbir şey olmayabilir.</p>
<p>Doğum kontrol haplarının ciddi olabilecek yan etkileri içerdikleri etinil östradiol miktarına bağlıdır. Bu nedenle doğum kontrol hapı seçerken östrojen dozu önemli bir kriterdir.</p>
<p><strong>Progestin</strong><br />
Kelime anlamı olarak gebeliği destekleyici anlamına gelen progesteron yumurtlama sonrası yumurtalıkta kalan ve korpus luteum adı verilen bölümden salgılanan bir hormondur. Görevi kabaca gebeliğin düşükle sonuçlanmadan devamını sağlamaktır. Progesteron benzeri etki yapan maddeler ise progestin olarak adlandırılırlar. Progesteron vücutta asıl olarak kolesterolün testosterona ve testosteronun da progesterona dönüşmesi ile üretilir. Erkeklik hormonu olan testosteronun yapısında bulunan karbon atomlarının değiştirilmesi ile progesteron benzeri etki gösteren progestinler elde edilir. Doğum kontrol haplarının ilk zamanlarında kullanılan progestinlerin testosteron benzeri etkileri tam olarak ortadan kaldırılamadığı için tüylenme, kilo artışı gibi yan etkiler sıkça görülmekteydi. Bu etkilerin uzun dönemde kalp damar hastalıklarına yol açacağı endişesi yeni ve testosteron benzeri etkileri daha az ya da olmayan progestinlerin üretilmesi için araştırmacıları tetikledi. Bu araştırmaların sonucunda yeni kuşak progestinler olarak adlandırılan maddeler doğum kontrol haplarının içeriğinde yer almaya başladı. Desogestrel, gestoden ve norgestimat isimli bu progestinler yeni kuşak olarak adlandırılmaktadır ve günümüzde düşük içerikli pekçok doğum kontrol hapının içinde progestin olarak bunlar bulunmaktadır.</p>
<p><strong>DOĞUM KONTROL HAPLARININ TÜRLERİ</strong><br />
Doğum kontrol hapları her bir hapın içerdiği hormon miktarına göre multifazik ya da monofazik olarak iki gruba ayrılır. Monofazik olanlarda bir kutu içindeki her bir hapın içerdiği hormon miktarı birbirinin aynısıdır. Bir başka deyişle her hap birbiriyle eştir. Multifazik ilaçlarda ise ilk 7 hapın içeriği aynı, sonraki 7 hap farklı ve yine takip eden 7 hap farklı dozlarda hormon içerir. Multifazik hapların üretilmesinin altında yatan mantık kullanımın ilk dönemlerinde daha az kanama bozukluğuna yol açmak ve daha düşük metabolik değişikliğe neden olmaktır. Oysa yapılan çalışmalar multifazik ve monofazik ilaçlar arasında bir fark olmadığını göstermektedir. Bu nedenle günümüzde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de en sık olarak monofazik ilaçlar reçete edilmektedir.</p>
<p><strong>NASIL ETKİ EDER, GEBELİKTEN NASIL KORUR?</strong><br />
Normal bir adet döngüsünde beyindeki hipofiz bezinden salgılanan FSH isimli hormon yumurtalıkları uyararak içinde yumurta hücresi içeren folikül adı verilen yapıların gelişmesini sağlar. Her ay belirli sayıda folikül FSH etkisiyle gelişmeye başlar ve bunlardan sadece biri baskın hale gelerek gelişimini devam ettirir.Gelişmekte olan folikül östrojen hormonu salgılar. Salgılanan östrojen hipofiz bezi üzerinde negatif etki yaparak FSH salınımını baskılar. Yani önce FSH artıkça östrojen artar ve artan östrojen FSH&#8217;yı azaltarak yeni folikül gelişmesini engeller. Gelişen baskın folikül belirli büyüklüğe ulaştığında bu kez hipofizden LH adı verilen hormon salgılanır ve bu yumurtlamayı sağlar. Daha sonra ise yumurtalıklardan progesteron salgılanmaya başlar.</p>
<p>Östrojen ve progesteron içeren kombine doğum kontrol hapları hipofiz üzerinden FSH ve LH salgılanmasını etkileyerek yumurtlamayı engeller. Doğum kontrol haplarının asıl etkisi progesteron üzerinden olur. Progesteron LH salgısını baskılayarak yumurtlama olmasını engeller. Östrojen ise FSH salgılanmasını baskılayarak folikül gelişimi olmamasını sağlar.</p>
<p>İlk paragrafa yeniden göz atacak olursak, normal bir adet döngüsünde östrojen artınca FSH, progesteron artınca LH azalmaktaydı.Biz östrojen ve progesteronu dışarıdan vererek bu etkiyi sağlamaktayız.</p>
<p>İlacın içindeki östrojen dozu folikül büyümesini baskılamada yetersiz kalsa bile progesteron içeriği yumurtamayı engellediğinden etkili bir koruma sağlanır. Yumurtlama olmayında döllenecek yumurta ortamda bulunmayacağından gebelik oluşmayacaktır.</p>
<p>İlaç içindeki östrojenin bir diğer etkisi de rahim içini döşeyen ve endometrium adı verilen zar tabakasının dengede kalmasını sağlayarak düzensiz kanamaları engellemesidir. Progesteronun etkisini arttırmak için de östrojen gereklidir.</p>
<p>Öte yandan ilacın içindeki progesteron endometrium tabakasının yapısında değişikliğe neden olur. Değişime uğrayan endometrium embryonun yerleşmesi ve büyümesi için elverişsiz bir ortamdır. Progesteron aynı zamanda fallop tüplerinin hareketini bozar ve yumurtanın tüplerden geçiş süresini değiştirir. Yine rahim ağzından gerçekleşen salgıda değişikliğe neden olarak spermlerin bu salgı içinde ilerlemelerini güçleştirir.</p>
<p>Görüldüğü gibi doğum kontrol hapları birden fazla etkiyle gebeliği engelemektedir Ancak asıl ve temel etki yumurtlamanın engellenmesidir.</p>
<p><strong>YENİ DÜŞÜK DOZ DOĞUM KONTROL HAPLARI</strong><br />
Doğum kontrol hapları ilk kez kullanıma girdiğinde içerdikleri östrojen miktarları çok yüksekti. Aynı zamanda progestin içeriğinin erkeklik hormonu olan testosterona benzer yan etkileri oldukça fazlaydı. Zaman içerisinde yeni nesil progestinlerin geliştirilmesi ile bu yan etkiler bertaraf edildi. Ancak yüksek doz östrojenin bulantı kusma gibi basit yan etkilerinin yanı sıra damarlarda pıhtılaşma ve bu pıhtının dolaşıma geçerek kalp ve beyin damarlarını tıkaması gibi ölümcül olabilecek yan etkilerinin olduğu bilinmekteydi. Bu amaçla hapların etkinliğini azaltmadan içeridkleri östrojen miktarını azaltmaya yönelik araştırma ve incelemeler hızla yayıldı. Bu araştırmaların sonucunda doğum kontrol haplarının östrojen içeriğinde giderek bir azalma sağlandı.</p>
<p>İlk çıkan eski kuşak doğum kontrol hapları 50-80 mikrogram östrojen içermekteydi. Bu oldukça yüksek bir östrojen miktarıdır. Daha sonra sırasıyla 35 ve 30 mikrogram östrojen içeren preparatlar piyasaya sürüldü. Günümüzde ise piyasada en fazla reçete edilen ilaçlar 20 mikrogram gibi oldukça düşük sayılabilecek miktarlarda östrojen hormonu içermektedirler. Bu düşük miktara rağmen gebelikten koruma etkisinde en ufak bir azalma söz konusu değildir. Halen 15 mikrogram östrojen içeren haplar ile ilgili çalışmalar devam etmektedir ve yakın bir gelecekte bu haplar piyasada yerini alacaktır.Genel olarak 30 mikrogram ve daha az miktrda östrojen içeren doğum kontrol hapları düşük doz doğum kontrol hapları olarak adlandırılırlar.</p>
<p>Düşük doz hapların en önemli avantajı östrojen bağlı yan etki görülme olasılığının en aza indirilmesidir. Ancak düşük dozun bir dezavantajı vardır. Östrojen dozu azaldıkça endometrium üzerindeki dengeleyici etki de azaldığından hap kullanımı sırasında lekelenme tarzında ara kanamalar görülebilir. Bu durum ilaç kullanmaya devam edildiğinde 3-4 kutu sonra ortadan kalkar. Daha uzun süre devam etmesi durumunda ise bir üst doza geçmek gerekebilir.</p>
<p>Günümüzde ülkemiz de dahil olmak üzere pek çok değişik marka doğum kontrol hapı eczanelerde satışa sunulmuştur. Şu anda satılan ilaçlar 20 ile 50 mikrogram arasında hormon içermektedir. Üstelik bu ilaçlar doktor reçetesine gerek olmadan satın alınabilmektedir. Doğum kontrol hapı almak amacıyla eczaneye giden bir kişi eczacının tercihine göre hap alıp kullanmaya başlamaktadır. Bu sakıncalı olabilecek bir durumdur.</p>
<p><strong>HAP SEÇİMİNDE NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?</strong><br />
En basit ağrıkesiciden en komplike kanser ilacına kadar kullanılan her ilacın potansiyel yan etkileri vardır. Yine her ilacın kullanılamayacağı kontraendikasyon olarak tanımlanan sakıncalı durumlar söz konusudur. Bu nedenle hangi ilaç olursa olsun doktor önerisi olmadan hiçbir ilaç kullanılmamalıdır. Daha önce de belirtildiği üzere östrojen söz konusu olduğunda aynı miktarda östrojen farklı kişilerde, hatta aynı kişide dönemden döneme farklı etki gösterebilir. Bu nedenle doktor önerisi olmadan doğum kontrol hapı kullanmak uygun bir davranış şekli değildir.</p>
<p>İstenmeyen gebeliklerden korunmak için doğum kontrol hapı kullanmaya karar verdiğinizde jinekoloğunuz sizi muayene edip gerekirse bazı incelemeler yaparak size en uygun dozdaki hapı önerecektir. Doğum kontrol hapları sadece gebelikten korunmak için kullanılmaz. Pekçok jinekolojik patolojinin tedavisinde de doğum kontrol hapı yaygın şekilde kullanılır. Değişik patolojilerin tedavisinde farklı miktarda östrojen içeren ilaçlar gerekli olabilir. Bu nedenle mutlaka jinekoloğunuzun önerdiği doğum kontrol hapını kullanmalısınız.</p>
<p><strong>DOĞUM KONTROL HAPININ AVANTAJLARI NELERDİR?</strong><br />
Düzenli kullanıldığı taktirde çok yüksek etkinliğe sahip yan etki oranı düşük geri dönüşlü bir yöntem olması en önemli avantajıdır. Bunun yanısıra kadın sağlığı açısından pek çok olumlu etkisi vardır. Düzenli kullanım sonrası bazı kanser türlerine karşı koruyuculuk sağlar. Adet kanamalarıı düzene sokması bir diğer avantajdır. Doğum kontrol hapı kullanırken adet kanaması uygun olmaya bir güne denk gelecekse hap kullanımına ara vermeden devam ederek bu dönem atlatılabilir. Adet kanamasının zamanının ayarlanabilmesi önemli bir avantajdır.</p>
<p><strong>DOĞUM KONTROL HAPININ DEZAVANTAJLARI NELERDİR?</strong><br />
Düzenli alınmasının gerekmesi ve yüksek oranda hasta uyumu gerektirmesi en önemli dezavantajıdır. Yöntemin başarısı kişinin kullanımına bağlıdır. Özellikle ağzıdan ilaç almayı sevmeyen ve hap almayı unutabilecek dalgın yapıdaki kişiler için uygun bir yöntem olmayabilir. Cinsel yönden bulaşabilen hastalıklara karşı etkili bir koruma sağlamaması özellikle çok eşli kişiler için bir dezavantaj olarak kabul edilebilir.</p>
<p>Hazırlayan :Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/dogum-kontrol-haplari-hakkinda-hersey.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklardan Korunma Yolları</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklardan-korunma-yollari.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklardan-korunma-yollari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 20:36:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel yolla bulaşan hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat kadınları]]></category>
		<category><![CDATA[Korunma yolları]]></category>
		<category><![CDATA[Partner]]></category>
		<category><![CDATA[prezervatif]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3343</guid>
		<description><![CDATA[
Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan bireysel düzeyde korunmanın en etkili yolu hastalık riski taşıyan şüpheli kişilerle (hayat kadınları, hayat kadınlarıyla birlikte olduğu bilinen kişiler, çok sayıda partneri olan ya da olmuş kişiler) ilişkiye girmekten kaçınmaktır.
Ancak unutulmamalıdır ki bariz olarak şüpheli olmayan biriyle beraber olunduğunda da hastalık bulaşabilir. O yüzden ikinci basamak, hakkında bilgi sahibi olunmayan bir kişiyle, ne kadar &#8220;temiz&#8221; görünürse görünsün, ilişkide prezervatif kullanmaktır.
Prezervatifler arasında lateks yapılı olan ve spermisit içerenler tercih edilmelidir (spermisitlerin aynı zamanda mikroorganizmaları etkisiz hale getirebilme özellikleri de bulunmaktadır). Prezervatif bir kez kullanılmalı ve ilişki sonrası ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000; font-stretch: normal; font-size: 12px;"><span><br />
Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan bireysel düzeyde korunmanın en etkili yolu hastalık riski taşıyan şüpheli kişilerle (hayat kadınları, hayat kadınlarıyla birlikte olduğu bilinen kişiler, çok sayıda partneri olan ya da olmuş kişiler) ilişkiye girmekten kaçınmaktır.</p>
<p>Ancak unutulmamalıdır ki bariz olarak şüpheli olmayan biriyle beraber olunduğunda da hastalık bulaşabilir. O yüzden ikinci basamak, hakkında bilgi sahibi olunmayan bir kişiyle, ne kadar &#8220;temiz&#8221; görünürse görünsün, ilişkide prezervatif kullanmaktır.</p>
<p>Prezervatifler arasında lateks yapılı olan ve spermisit içerenler tercih edilmelidir (spermisitlerin aynı zamanda mikroorganizmaları etkisiz hale getirebilme özellikleri de bulunmaktadır). Prezervatif bir kez kullanılmalı ve ilişki sonrası çıkartıldıktan sonra poşete koyularak atılmalı ve eller sabunlu suyla yıkanmalıdır.</p>
<p>Prezervatif kullanımı yıllar boyu erkeklerin tekelinde ve inisiyatifinde kalmıştır. Son yıllarda ise kadınların kullanımına uygun olarak geliştirilen prezervatifler Amerika&#8217;da ve bazı Avrupa ülkelerinde kullanılmaya başlanmıştır. Ülkemize de girmiş olan bu ürünlerin çok yakında yaygın olarak kullanılacağını düşünüyorum.</p>
<p>Ne kadar etkili korunma olursa olsun cinsel yolla bulaşan hastalıklar açısından herkes risk altındadır. Bu hastalıkların çoğunda erken tanı ve tedavi hem kişinin sağlığının tekrar oluşturulması, hem de hastalığın daha çok bulaşmasının engellenmesi açısından önemlidir. Her bireyin CYBH grubunda yer alan hastalıkların genel belirtilerini bilmesi çekinmeden doktora başvurması önemlidir.</span></span></p>
<p><span style="color: #000000; font-stretch: normal; font-size: 12px;"><span>ayrıca düzenli olarak sağlık kontrolüne gitmek de bir korunma yoludur.Korunamamış olunsa bile erken teşhisle hem hastalık ilerleyip dönülmez boyutlara ulaşmadan tedavi sağlanır hem de başkalarına bulaştırma riski ortadan kalkar.<br />
</span></span></p>
<p><span style="color: #000000; font-stretch: normal; font-size: 12px;"><span>Hazırlayan : Nisan<br />
</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklardan-korunma-yollari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar-AIDS</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-aids.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-aids.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 20:30:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[aids]]></category>
		<category><![CDATA[Ateş]]></category>
		<category><![CDATA[Elisa]]></category>
		<category><![CDATA[Elisa testi]]></category>
		<category><![CDATA[HIV]]></category>
		<category><![CDATA[Kilo kaybı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3340</guid>
		<description><![CDATA[Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan biridir. Ayrıca, AIDS taşıyan kanla, kan bulaşmış araçlarla ve anneden bebeğe bulaşma anne karnında,doğum sırasında ve sütle de bulaşır. AİDS hastalığını taşıyan HIV virusu vücuda girdikten ancak 3 ay sonra kan testi ile saptanır. Bu teste &#8220;ELISA&#8221; testi denir. Vücuda giren HIV, AİDS hastalığı yapmayabilir. Ancak HIV taşıyanlar başkalarına bulaştırırlar.
AİDS tedavisi olmayan bir hastalıktır. Vücudun mikroplara karşı korunma sistemini bozarak bütün vücudu etkiler ve başka hastalıkların oluşmasına neden olur. HIV vücuda girdikten 5-10 yıl sonra AİDS ortaya çıkabilir. Hastalığın çıkma belirtileri arasında; sürekli halsizlik, nedeni bilinmeyen ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan biridir. Ayrıca,<strong> AIDS</strong> taşıyan kanla, kan bulaşmış araçlarla ve anneden bebeğe bulaşma anne karnında,doğum sırasında ve sütle de bulaşır. AİDS hastalığını taşıyan HIV virusu vücuda girdikten ancak 3 ay sonra kan testi ile saptanır. Bu teste &#8220;ELISA&#8221; testi denir. Vücuda giren HIV, AİDS hastalığı yapmayabilir. Ancak HIV taşıyanlar başkalarına bulaştırırlar.</p>
<p>AİDS tedavisi olmayan bir hastalıktır. Vücudun mikroplara karşı korunma sistemini bozarak bütün vücudu etkiler ve başka hastalıkların oluşmasına neden olur. HIV vücuda girdikten 5-10 yıl sonra AİDS ortaya çıkabilir. Hastalığın çıkma belirtileri arasında; sürekli halsizlik, nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, kilo kaybı, gece terlemeleri, cinsel organlarda uzun süreli yaralar ve tedavi ile geçmeyen mantarlar, zatürre sayılabilir. Vücudu güçlendiren tedavilerle hastanın yaşamı uzatılır.</p>
<p>HIV,virusu taşıyan kişinin kullandığı klozet, bardak, çatal, kaşık ile bulaşmaz. Tokalaşma, kucaklaşma, öpme ile bulaşmaz. Ancak ağız ağıza öpüşmede kanamaya yol açacak sert öpüşmeler, ağızdaki yaralar, öpüşmedem önce diş fırçalaması sırasında diş etlerinin kanamış olması bulaşmaya neden olabilir.</p>
<p>Sivrisinek ya da böcekler vasıtasıyla insanlara bulaşmaz. Ter, tükürük, gözyaşı, öksürük, idrar ve dışkıyla bulaşmaz.Kan yoluyla bulaşan bir hastalık olduğu için hasta olan kişi ile günlük ilişkinizi sürdürebilirsiniz fakat herhangi bir kanama ile bulaşma olasılığına karşı çok dikkat etmelisiniz.</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-aids.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar- Hepatit-B</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-hepatit-b.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-hepatit-b.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 20:23:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[Ateş]]></category>
		<category><![CDATA[Hepatit-B]]></category>
		<category><![CDATA[Kan yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Salgın]]></category>
		<category><![CDATA[Sarılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3338</guid>
		<description><![CDATA[Cinsel yolla ve kanla bulaşır. Bütün vücudu etkileyen bir hastalıktır. Karaciğerde büyüme ve hassaslık, idrar renginde koyulaşma ve sarılık, ateş, kusma görülür. Hastalığın salgın olduğu yerlerde aşı yapılabilir. Karaciğer iltihabı, siroz, karaciğerde kanser ve ölüme neden olabilir. Kesin tedavisi yoktur. Vücudu güçlendirici tedavi hastalığın zararını azaltır. Hasta ile yakın temasta olan kişilerin virüsü alıp almadığı incelendikten sonra aşı ya da başka önlemler uygulanır.Hastalığa yakalanmadan öne koruyucu aşı yaptırmak çok önemlidir.Hastalık başladığında ise tedaviyi geciktirmemelidir. 
Hepatit-B(sarılık) cinsel yoldan başka, kan yolu ile de bulaşır. Hastalığı taşıyan kişiden kan nakli ile, hasta ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cinsel yolla ve kanla bulaşır. Bütün vücudu etkileyen bir hastalıktır. Karaciğerde büyüme ve hassaslık, idrar renginde koyulaşma ve sarılık, ateş, kusma görülür. Hastalığın salgın olduğu yerlerde aşı yapılabilir. Karaciğer iltihabı, siroz, karaciğerde kanser ve ölüme neden olabilir. Kesin tedavisi yoktur. Vücudu güçlendirici tedavi hastalığın zararını azaltır. Hasta ile yakın temasta olan kişilerin virüsü alıp almadığı incelendikten sonra aşı ya da başka önlemler uygulanır.Hastalığa yakalanmadan öne koruyucu aşı yaptırmak çok önemlidir.Hastalık başladığında ise tedaviyi geciktirmemelidir.<strong> </strong></p>
<p>Hepatit-B(sarılık) cinsel yoldan başka, kan yolu ile de bulaşır. Hastalığı taşıyan kişiden kan nakli ile, hasta ile aynı iğnenin kullanılmasıyla, hasta ile aynı traş bıçağının kullanılmasıyla, kan kardeşi olmakla, yaraya çıplak elle dokunmakla bulaşır.</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-hepatit-b.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar-HPV</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-hpv.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-hpv.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 20:18:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[HPV]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan papilloma virüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Karnıbahar görüntüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Kondom]]></category>
		<category><![CDATA[Mikrop]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3336</guid>
		<description><![CDATA[En çok cinsel yolla bulaşır.Hastalığın nedeni insan papilloma virüsüdür.İngilizce bu anlama gelen Human papilloma virus kısaltması olan HPV kullanılır.
Dış üreme organları ile erkeklerde idrar kanalının dışa açılan kısımlarında kadınlarda haznede, makat ve idrar kanalının dışa yakın kısımlarında görülen ağrısız karnıbahar görüntüsünde et kümeleridir. Tedavisi mümkündür. Hastanın eşinin de muayene olması ve tedavi süresince cinsel ilişkide bulunmamaları ya kondom(kılıf) kullanmaları gereklidir.
Tedavi edilmezse kümeler büyüyerek çevrelerindeki organlara zarar verir. Erkeklerde idrar kanalını kadınlarda doğum yolunu, idrar kanalını, makatı tıkayabilir. Bebekler mikrobu doğum sırasında anneden alabilir ve solunum yolunda oluşan siğiller bebekte solunum ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>En çok cinsel yolla bulaşır.Hastalığın nedeni insan papilloma virüsüdür.İngilizce bu anlama gelen Human papilloma virus kısaltması olan HPV kullanılır.</p>
<p>Dış üreme organları ile erkeklerde idrar kanalının dışa açılan kısımlarında kadınlarda haznede, makat ve idrar kanalının dışa yakın kısımlarında görülen <strong>ağrısız karnıbahar görüntüsünde et kümeleridir</strong>. Tedavisi mümkündür. Hastanın eşinin de muayene olması ve tedavi süresince cinsel ilişkide bulunmamaları ya kondom(kılıf) kullanmaları gereklidir.</p>
<p>Tedavi edilmezse kümeler büyüyerek çevrelerindeki organlara zarar verir. Erkeklerde idrar kanalını kadınlarda doğum yolunu, idrar kanalını, makatı tıkayabilir. Bebekler mikrobu doğum sırasında anneden alabilir ve solunum yolunda oluşan siğiller bebekte solunum yolunu tıkayabilir.</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-hpv.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar-Genital Herpes</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-genital-herpes.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-genital-herpes.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 20:11:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Genital herpes]]></category>
		<category><![CDATA[Herpes Simpleks]]></category>
		<category><![CDATA[HSV]]></category>
		<category><![CDATA[Lezyon]]></category>
		<category><![CDATA[Rahim ağzı]]></category>
		<category><![CDATA[Uçuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3334</guid>
		<description><![CDATA[Yaygın adı ile uçuk olarak bilinen lezyon, Herpes Simpleks Virus (HSV) adı verilen virüsün yol açtığı bir enfeksiyondur.
Sadece 45 milyon kişi A.B.D.&#8217;de bu hastalğa yakalanmıştır ve her yıl 500.000 yeni vaka ortaya çıkmaktadır. Bu tablonun dramatik olan yanı hastaların %80&#8242;i ya herhangi bir yakınma ortaya çıkmadığı ya da belirtileri yanlış yorumladığı için hasta olduğunun farkında değildir.Ülkemizde de oldukça yaygındır.Tedavi edilmediğinde ciddi sağlık sorunlarına yol açar.
HSV&#8217;nin 2 tipi vardır: HSV1 ve HSV2. HSV1 genelde dudak etrafındaki uçuk şeklinde lezyonlara neden olurken, HSV2 genelde genital organlarda enfeksiyon yaratmaktadır.
Virus ilk defa enfeksiyon yarattıktan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaygın adı ile uçuk olarak bilinen lezyon, Herpes Simpleks Virus (HSV) adı verilen virüsün yol açtığı bir enfeksiyondur.</p>
<p>Sadece 45 milyon kişi A.B.D.&#8217;de bu hastalğa yakalanmıştır ve her yıl 500.000 yeni vaka ortaya çıkmaktadır. Bu tablonun dramatik olan yanı hastaların %80&#8242;i ya herhangi bir yakınma ortaya çıkmadığı ya da belirtileri yanlış yorumladığı için hasta olduğunun farkında değildir.Ülkemizde de oldukça yaygındır.Tedavi edilmediğinde ciddi sağlık sorunlarına yol açar.</p>
<p>HSV&#8217;nin 2 tipi vardır: HSV1 ve HSV2. HSV1 genelde dudak etrafındaki uçuk şeklinde lezyonlara neden olurken, HSV2 genelde genital organlarda enfeksiyon yaratmaktadır.</p>
<p>Virus ilk defa enfeksiyon yarattıktan sonra sinir düğümlerinde sessiz olarak yıllarca bekleyebilmekte ve uygun ortam ve zamanda yeniden enfeksiyona neden olabilmektedir. Bu nedenle HSV enfeksiyonları sinsi enfeksiyonlardır.</p>
<p><strong>Belirtiler </strong><br />
Herpes bulguları kişiden kişiye değişir. İlk atakta genelde virüs ile tamastan sonra 2 gün 3 hafta arası bir sürelik kuluçka devresini takiben yanma, kaşıntı, bacaklarda ağrı, kalça ve genital bölgede ağrı, vajinal akıntı, karın boşluğunda dolgunluk hissi görülebilir. Bu ilk bulgulardan birkaç gün sonra enfeksiyon alanında uçuk tarzı yaralar ortaya çıkar. Bu yaralar vajinada ve rahim ağzında olabilir. 3-4 gün içinde bu yaralar iz bırakmadan kaybolurlar. Bu aşamadan sonra virus omurilik düzeyinde sinir köklerine giderek yerleşir ve burada inaktive halde beklemeye başlar. Pekçok kişide de periyodik olarak re-enfeksiyona neden olur. Bu reenfeksiyonlar esnasında virusler sinirler boyunca ilerleyerek genelde ilk enfeksiyonu yarattığı alanların yakınında yeni lezyonları yapar.Her enfeksiyon atağı esnasında gözle görülebilen lezyonların bulunması şart değildir. Çoğu zaman fark edilmeyen ataklar olur. Bu dönemlerde vajinal salgılar ile virüs yayılımı olduğundan kadın cinsel partnerine hastalığı bulaştırabilir.</p>
<p><strong>Tanı</strong><br />
Gözle görülebilen lezyonların varlığında tanıyı koymak kolaydır. Ancak bunun HSV olduğunu göstermek için bazı laboratuvar tetkikleri gerekebilir. Bunun en iyi yolu aktif enfeksiyon sırasında lezyonlardan alınacak materyalde viral kültür yapmaktır. Ancak bu oldukça masraflı bir tekniktir. Materyalde virus üretilememesi hastalık olmadığı anlamına da gelmez. Kesin tanının çok zor olması nedeni ile pekçok vaka hatalı olarak teşhis ve tedavi edilmektedir. Kanda yapılan immünolojik testler ile de HSV varlığı saptanabilir. Ancak bu testler aktif enfeksiyonu göstermez. Sadece kişinin hayatının herhangi bir döneminde enfeksiyon geçirip geçirmediğini ve bağışıklık sisteminin virüse karşı antikor geliştirip geliştirmediğini belirler. Antikorlar bulunsa bile bunlar kişiyi yeni enfeksiyonlardan korumaz. Kan testi ayrıca oral ve genital enfeksiyonların ayrımını da sağlayamaz. Son zamanlarda HSV1 ve HSV2&#8242;yi ayrıdedebilen kan testleri geliştirilmiş olmakla beraber bunların yaygın kullanımı henüz daha mevcut değildir.</p>
<p><strong>Tedavi</strong><br />
Günümüzde Herpes tedavisi için değişik ilaçlar mevcuttur ancak bu ilaçlar kesin tedavi sağlayamamaktadırlar. Viral bir enfeksiyon olduğu için antibiyotikler etkisiz olmaktadır. İlaçlar sedece ilk atağın şiddetini azaltmakta ve süresini kısaltmakta , daha sonraki atakların ise sıklığını düşürmektedir. HSV enfeksiyonu geçiren kişiler bazı birkaç basit kurala uyarak enfeksiyonun süresini ve bulaşıcılığı azaltabilirler. Bu önlemlerden en basit fakat en önemli olanı enfekte alanı temiz ve kuru tutmaktır.</p>
<p>Uçuk olan bölgeye dokunmamak ya da dokunduktan sonra hemen elleri yıkamak son derece önemlidir.</p>
<p>Lezyonlar tamamen iyileşene kadar cinsel ilişkiden kaçınmak da önemli bir konudur.</p>
<p>Tekrarlayan enfeksiyonlar travma, soğuk algınlığı, adet görme ya da stress gibi vücut direncini düşüren durumlarda ortaya çıkmaktadır.</p>
<p><strong>Riskler</strong><br />
Genital Herpes enfeksiyonu bazı riskleri de beraberinde getirir.Ancak uzun dönem hayat kalitesini etkileyebilecek etkileri yoktur. Gebelik gibi genel vücut direncinin azaldığı durumda olan kişiler aktif enfeksiyon açısından dikkatli takip edilmelidirler. Eğer Herpesin ilk atağı gebelik esnasında ortaya çıkarsa bu durumda virüs bebeğe geçebilir ve bu tür gebeliklerde erken doğum riski her zaman bulunur. Neonatal herpes ile doğan (anne karnında iken virüs ile temas eden ve enfekte olan) bebeklerin %50&#8242;sinde nörolojik hasarlar ve ölüm meydana gelir. Bebeklerde beyin iltihabı, göz problemleri, ciddi boyutta döküntüler ortaya çıkar ancak bu bebeklerin büyük bir kısmı antiviral ilaç tedavilerinden yarar görürler. Bebeklerdeki risk büyük ölçüde annenin geçirdiği atağın ilk ya da tekrarlayan atak olmasına bağlıdır. Aktif enfeksiyon varlığını araştırmak için yapılan viral kültürlerin sonucu uzun bir süre aldığı için genital herpesden şüphelenilen vakalarda doğum şekli olarak sezaryen tercih edilir. Eğer aktif enfeksiyon yok ise sezaryen şart değildir</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-genital-herpes.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar- TricomonasVaginalis</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-tricomonasvaginalis.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-tricomonasvaginalis.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 20:02:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Akıntı]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[Kondom]]></category>
		<category><![CDATA[Kötü kokulu akıntı]]></category>
		<category><![CDATA[Koyu renk akıntı]]></category>
		<category><![CDATA[TricomonasVaginalis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3331</guid>
		<description><![CDATA[Cinsel ilişki ile bulaşır, bol, koyu renk ve kötü kokulu bir akıntı görülür. Tedavisi kolaydır. Eşlerin birlikte tedavi olması gerekir. İyileşme görülmezse tekrar sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Tedavi süresince kondom(kılıf) kullanılmalı ya da cinsel ilişkide bulunulmamalıdır.
Tedavisinin kolay olmasıyla birlikte erken teşhis çok önemlidir.Eğer tedavi edilmezse ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.Eşlerin birinin tedavi olması elbette yeterli değildir.
Hazırlayan : Nisan
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cinsel ilişki ile bulaşır, bol, koyu renk ve kötü kokulu bir akıntı görülür. Tedavisi kolaydır. Eşlerin birlikte tedavi olması gerekir. İyileşme görülmezse tekrar sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Tedavi süresince kondom(kılıf) kullanılmalı ya da cinsel ilişkide bulunulmamalıdır.</p>
<p>Tedavisinin kolay olmasıyla birlikte erken teşhis çok önemlidir.Eğer tedavi edilmezse ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.Eşlerin birinin tedavi olması elbette yeterli değildir.</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-tricomonasvaginalis.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar- Klamidya</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-klamidya.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-klamidya.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 19:52:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[İdrarda yanma]]></category>
		<category><![CDATA[Kaşınma]]></category>
		<category><![CDATA[Kızarıklık]]></category>
		<category><![CDATA[Klamidya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3328</guid>
		<description><![CDATA[Klamidya Nedir?
Klamidya enfeksiyonu chlamydia trachomatis adı verilen bir bakterinin sorumlu olduğu bir hastalıktır ve özellikle gelişmiş ülkelerde cinsel yolla bulaşabilen hastalıkların en sık görülenidir.Çoğu hasta hastalığı taşıdığının farkında değildir,bu yüzden cinsel yönden aktif olanlar mutlaka düzenli testleri yaptırmalıdır.
Belirtileri
Genelde belirti vermemesine rağmen bazı kadınlarda hafif sarımsı akıntı, idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, vajinal bölgede yanma ve kaşınma, kızarıklık, şişlik, dış genital organlarda yaralar, ilişki esnasında ağrı ve anormal kanama gibi kalmidya enfeksiyonuna özgü olmayan nonspesifik tabir edilen belirtiler olur. Erkeklerde ise en sık bulgu penisden olan akıntı ve idrar yaparken ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color: #9f529f; font-size: small;">Klamidya Nedir?</span></strong><br />
<span>Klamidya enfeksiyonu chlamydia trachomatis adı verilen bir bakterinin sorumlu olduğu bir hastalıktır ve özellikle gelişmiş ülkelerde cinsel yolla bulaşabilen hastalıkların en sık görülenidir.Çoğu hasta hastalığı taşıdığının farkında değildir,bu yüzden cinsel yönden aktif olanlar mutlaka düzenli testleri yaptırmalıdır.<br />
<strong><span style="color: #8b4b65;">Belirtileri</span></strong><br />
Genelde belirti vermemesine rağmen bazı kadınlarda hafif sarımsı akıntı, idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, vajinal bölgede yanma ve kaşınma, kızarıklık, şişlik, dış genital organlarda yaralar, ilişki esnasında ağrı ve anormal kanama gibi kalmidya enfeksiyonuna özgü olmayan nonspesifik tabir edilen belirtiler olur. Erkeklerde ise en sık bulgu penisden olan akıntı ve idrar yaparken olan yanmadır.<br />
<strong><span style="color: #8b4b65;">Tanı</span></strong><br />
Tanı hastanın öyküsü ve muayene esnasında alınan servikal doku örneğinin laboratuvarda incelenmesi ile konur. Bu masraflı bir teknik olmasına ve heryerde yapılamamasına rağmen en etkili teşhis yöntemidir.<br />
Klamidyayı saptayacak ve tarama testi olarak kullanılabilecek idrar analiz teknikleri geliştirmek amacı ile çalışmalar sürdürülmektedir. Klamidya saptandığında kişinin son 1 hafta içinde ilişkide bulunduğu bireyler de taranmalıdır. Tedavi edilmediği taktirde klamidya enfeksiyonununen ciddi sonucu infertilitedir. Pek çok kadında pelvik iltihabi hastalığın etken faktörü klamidyadır ve vücuda girdikten uzun yıllar sonra bu tabloya neden olabilir. Klamidya enfeksiyonu karın boşluğu içerisinde yapışıklıklara neden olur ve uzun dönemde çocuk sahibi olmada güçlükler meydana gelebilir.Enfeksiyon varlığından habersiz olan gebe kadınları bekleyen en büyük tehlike ise erken doğum riski ve bundan çok daha önemlisi doğum esnasında mikroorganizmayı bebeğe bulaştırmaktır. Klamidya bebeklerde göz iltihaplarına neden olur. Trahom adı verilen bu hastalık körlükle dahi sonuçlanabilir. Ayrıca yenidoğanlardaki diğer bir tehlike de klamidya zaatürresidir. Bu nedenle gebe olan her kadında klamidya taraması iddeal olarak yapılmalıdır.<br />
<strong><span style="color: #8b4b65;">Önlem</span></strong><br />
Klamidya enfeksiyonundan korunmanın en etkili yolu diğer bütün cinsel yolla bulaşan hastalıklarda olduğu gibi (uzun süreli tek eşli bir ilişki yok ise) kondom kullanmaktır. Bunun dışında yıkanırken akan suyla yıkanmak yani duş yapmak, vajina içini su ile yıkamamak, sentetik iç çamaşır yerine pamuklu olanları tercih etmek, çok dar pantolon giymemek gibi basit kurallara dikkat etmek tüm vajinal enfeksiyonlardan korunmada olduğu gibi klamidyadan da korunmada etkilidir. En az yılda bir herhangi bir yakınma olmasa bile kontrole gitmek de genel sağlık açısından önemlidir.<br />
<strong><span style="color: #8b4b65;">Tedavi</span></strong><br />
Klamidyanın tedavisi antibiyotikler ile olur. Yapılan araştırmalar sonucu Amerikan Hastalık Kontrol ve Öneme Dairesi klamidya enfeksiyonları için standart protokoller önermiştir. Bu tedaviler ile klamidya herhangi bir zarar yaratmadan tedavi edilebilir. Klamidya ile gonore (bel soğuklu) genelde birarada bulunduğundan bu hastalıklardan bir teşhis edildiğinde diğerine yönelik tetkik ve tedaviler de mutlaka yapılmalıdır.</span></p>
<p><span>Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-klamidya.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar- Şankroid</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-sankroid.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-sankroid.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 19:46:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[aids]]></category>
		<category><![CDATA[Enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Kasık]]></category>
		<category><![CDATA[Lenf düğümleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şankroid]]></category>
		<category><![CDATA[Yumuşak çıban]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3325</guid>
		<description><![CDATA[Şankroid Haemophilus ducreyi adlı bakterinin neden olduğu ve ağrılı, inatçı genital ülserlere yol açan cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır. Şankroid vakalarının sayısı son zamanlarda artmıştır. Bu hastalığa yakalanan kişinin AIDS hastalığına yakalanma olasılığı yüksektir.
Belirtiler enfeksiyondan 3-7 gün sonra başlar. Genital organlar ve anüs çevresindeki küçük, ağrılı torbacıklar patlayarak yüzeysel ülserler oluşturur. Ülserler büyüyüp birleşebilir. Kasıktaki lenf düğümleri duyarlıdır, bunlar büyür ve birleşerek apse oluşturur. Apsenin üstündeki deri kızarır, parlaktır ve patladığında içinden irin çıkar.
Şankroid tanısı görünümüne ve başka ülser nedenleri için yapılan test sonuçlarına bağlıdır. Ülserden irin örneği alınması ve ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şankroid Haemophilus ducreyi adlı bakterinin neden olduğu ve ağrılı, inatçı genital ülserlere yol açan cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır. Şankroid vakalarının sayısı son zamanlarda artmıştır. Bu hastalığa yakalanan kişinin AIDS hastalığına yakalanma olasılığı yüksektir.</p>
<p>Belirtiler enfeksiyondan 3-7 gün sonra başlar. Genital organlar ve anüs çevresindeki küçük, ağrılı torbacıklar patlayarak yüzeysel ülserler oluşturur. Ülserler büyüyüp birleşebilir. Kasıktaki lenf düğümleri duyarlıdır, bunlar büyür ve birleşerek apse oluşturur. Apsenin üstündeki deri kızarır, parlaktır ve patladığında içinden irin çıkar.</p>
<p>Şankroid tanısı görünümüne ve başka ülser nedenleri için yapılan test sonuçlarına bağlıdır. Ülserden irin örneği alınması ve laboratuvarda bakterinin üretilmesi teknik açıdan güçtür, ancak tanı koymada yardımcı olabilir.</p>
<p>Tedavi:</p>
<p>En az bir hafta süreyle antibiyotik tedavisi uygulanır. Şişmiş lenf düğümünde irin şırıngayla alınabilir. Şankroid olan hasta enfeksiyonun iyileşmiş olduğundan emin olmak için en az 3 ay doktor tarafından izlenmelidir. Mümkünse cinsel ilişkide bulunduğu bütün partnerler bulunarak muayene edilmeli ve gerekirse tedavi edilmelidir.</p>
<p>Hazırlayan :Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-sankroid.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar- Frengi</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-frengi.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-frengi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 19:37:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Erken teşhis]]></category>
		<category><![CDATA[Frengi]]></category>
		<category><![CDATA[Sfiliz]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3321</guid>
		<description><![CDATA[Cinsel yolla bulaşan her hastalık gibi oldukça tehlikelidir.Hastalıkta erken teşhis ve tedavi  oldukça büyük bir önem taşır.Aksi takdirde kalıcı körlüğe varan büyük hastalıklar oluşabilir.
Cinsellikle ilgili hastalıklardan en eski olan frengi veya günümüzdeki adı ile sifiliz, bazılarına göre ilk kez Amerika’­dan Kristof Kolomb’un tayfaları ile Avru­pa’ya yayılmıştır. Bazı yazarlar İncil’deki forumlara dayanarak hastalığın daha da eski olduğunu ileri sürerler. 16. yüzyılda şiddetli gelişen salgınlar yapan hastalık niboyet 20. yüzyılda etkeni bulunduktan sonra kontrol altına alınabilmiş ve tedavi edilmeye başlanmıştır. Frenginin etkeni (Treponema pallida) adı eriten bir mikroptur. Tirbişon biçiminde ince uzun kıvrımlar ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cinsel yolla bulaşan her hastalık gibi oldukça tehlikelidir.Hastalıkta erken teşhis ve tedavi  oldukça büyük bir önem taşır.Aksi takdirde kalıcı körlüğe varan büyük hastalıklar oluşabilir.</p>
<p>Cinsellikle ilgili hastalıklardan en eski olan frengi veya günümüzdeki adı ile sifiliz, bazılarına göre ilk kez Amerika’­dan Kristof Kolomb’un tayfaları ile Avru­pa’ya yayılmıştır. Bazı yazarlar İncil’deki forumlara dayanarak hastalığın daha da eski olduğunu ileri sürerler. 16. yüzyılda şiddetli gelişen salgınlar yapan hastalık niboyet 20. yüzyılda etkeni bulunduktan sonra kontrol altına alınabilmiş ve tedavi edilmeye başlanmıştır. Frenginin etkeni (Treponema pallida) adı eriten bir mikroptur. Tirbişon biçiminde ince uzun kıvrımlar gösteren bu mikrop çok hareketli ve kuruluğa dayanıksızdır. ancak nemli ve havasız yerlerde yaşayabilen bir mikroptur. Cinsel temasla bulaşan hastalığın üç dev­resi vardır. Frenginin birinci ve ikinci dev­relerinde cilt yaralarında hastalık etkeni olan spiroket bulunur, üçüncü devre fren­ginin deri belirtilerinde ise mikrop tesbit edilemez. Frengili hastaların ağız ve cinsel bölgele­rinde mevcut yara veya kondilomata lata denen siğil gibi lezyonlarmda frengi mik­ropları bol miktarda bulunur. Bulaşma ge­nellikle % 97 oranında cinsel ilişki esna­sında veya % 3 oranında eşyalarla dolaylı olarak meydana gelir. Sağlam şahısların deri ve mukozalannda mevcut ufak çatlak veya sıyrıklardan lenf yollarına geçen frengi mikrobu, birkaç saat içinde kanda yayılarak, gizli bir septisemi yapar. Hastalığa yakalandıktan, yani mikrobun vücuda girmesinden -genellikle 3-4 hafta sonra bu noktada şankr denen bir yara meydana gelir. Bu yara ile birlikte, etra­fında şişmiş olan lenf ganglionu (adeno-pati) hastalığın ilk belirtisi olarak görülür. Buna primer kompleks denir. Yaranın çıkmasından iki hafta sonra yapılacak kan muayenelerinin müsbet bulunması ile teş­his konulabilir. Yara genellikle 3-6 haftada kendiliğinden iyileşir.<br />
Hastalığın ikinci devresi deride çok deği­şik belirtilerle başlar. Deri hastalıklarında rozeol, plak mükoz, aiopesi v.b. gibi tıbbi terimlerle anılan bu belirtiler temastan 2 ay sonra, başka bir deyişle yaranın çık­masından 40 gün sonra görülmeye başlar ve 3-5 sene devam eder. Frengi enfeksiyonunun veya hastalığın û-çüncü devresi, doku harabiyetinin başladığı gom denen yuvarlak,sert teşekkülerin mey­dana geldiği devredir. Bu devrede deri belirtilerinden başka diğer birçok organda {eklem, kas, kemik, akciğer, mide, kara­ciğer, böbrek, mesane, beyin) gom denen karakteristik şişlikler ve yaralar çıkar. Sinir sisteminde frengiye bağlı felçler (De-mentia paralytica, Tabes dorsalis) görülür.<br />
Frengi hastalığının teşhisine önce lezyon-dan alınan akıntıda mikrobu aramakla baş­lanır ve kesin teşhis ancak bu şekilde ko­nur. Serolojik teşhis için yapılan kan muayeneleri (Wassermann, Kolmer, Kahn, VDRL, Nelson-Mayer testleri) hastalığın mutlaka frengi olup olmadığını kesin ola­rak bildirmez. Bu konuda uzman olanlar testleri klinik bulgularla beraber değer­lendirerek sonuca varırlar. Üçüncü devre frengilerinde gamlardan yapılacak biopsi teşhise yardımcı olmaktadır.<br />
Frengi tedavisinde eskiden kullanılan ar­senik (salvarsan), bizmut, cıva ve iyotlu preparatların ancak tarihi değeri kalmış­tır. Bugün için tek ve etkili ilaç penisilindir. Penisilinin ilk enjeksiyonundan sonra ba­zen ateşin 40-41 °C’ye kadar yükselmesi şeklinde görülen Hencheimer reaksiyonu frengi mikroplarının parçalanmasına bağlı olarak meydana gelebilir. Tedavide penisi­lin ilk gün 2.400.000 ünite, sekizinci gün 1.200.000 ünite olmak üzere toplam 3.600.000 ünite yapılır. Serum testleri po­zitif olanlara 15 gün sonra 1.200.000 ünite daha yapmak gerekir.</p>
<p>Hazırlayan: Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-frengi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar-Bel Soğukluğu</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-bel-soguklugu.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-bel-soguklugu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 19:31:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Adet dışı kanama]]></category>
		<category><![CDATA[Bel soğukluu]]></category>
		<category><![CDATA[Gonore]]></category>
		<category><![CDATA[Kasık ağrısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3318</guid>
		<description><![CDATA[Cinsel temasla bulaşan, erkeklerde sıklıkla üretrit (idrar kanalı iltihabı) ve bel soğukluğu, kadınlarda ise sıklıkla servisit (rahim ağzı bölgesi iltihabı) yapan bir hastalıktır. Ciddi bir hastalıktır ileri dönemlerde çok ciddi sorunlara da yol açabilir.
Etken mikroorganizma (Neisserria Gonorhea) bu hastalıkların yanısıra farenjit gibi boğaz enfeksiyonlarına da yol açabilmektedir.
Hastalık sıklıkla belirti vermez (asemptomatiktir). Eğer belirti verirse şikayetler 1-30 gün sonra ortaya çıkar. Bunlar:
-Cinsel organdan gelen sarımtırak ve kıvamlı sıvı
-Adet dışı kanama
-Kronik kasık ağrısı
-İdrar yapma esnasında ağrı ve yanma hissi
-Sık idrara çıkma
-Boğaz ağrısı şeklindedir.
Tedavi edilmediği takdirde üretra (idrar kanalı) ve fallop tüpleri geri ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cinsel temasla bulaşan, erkeklerde sıklıkla üretrit (idrar kanalı iltihabı) ve bel soğukluğu, kadınlarda ise sıklıkla servisit (rahim ağzı bölgesi iltihabı) yapan bir hastalıktır. Ciddi bir hastalıktır ileri dönemlerde çok ciddi sorunlara da yol açabilir.</p>
<p>Etken mikroorganizma (Neisserria Gonorhea) bu hastalıkların yanısıra farenjit gibi boğaz enfeksiyonlarına da yol açabilmektedir.</p>
<p>Hastalık sıklıkla belirti vermez (asemptomatiktir). Eğer belirti verirse şikayetler 1-30 gün sonra ortaya çıkar. Bunlar:</p>
<p>-Cinsel organdan gelen sarımtırak ve kıvamlı sıvı<br />
-Adet dışı kanama<br />
-Kronik kasık ağrısı<br />
-İdrar yapma esnasında ağrı ve yanma hissi<br />
-Sık idrara çıkma<br />
-Boğaz ağrısı şeklindedir.</p>
<p>Tedavi edilmediği takdirde üretra (idrar kanalı) ve fallop tüpleri geri dönüşümsüz zarar görerek sterilite (kısırlık) olabilir.<br />
Erken teşhis ile tedavisi son derecede kolaydır.</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-bel-soguklugu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Menopozda Cinsellik</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/menopozda-cinsellik.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/menopozda-cinsellik.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 19:06:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[menopoz]]></category>
		<category><![CDATA[Vücut imajı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3315</guid>
		<description><![CDATA[Menopozla birlikte cinselliğe ilgi azalması olacağı düşünülse de bu olay daha çok menopozla birlikte oluşan psikolojik faktörlerden kaynaklanmaktadır.Çünkü menopoza giren bir kadın çok yanlış olarak cinselliğinin bittiğini düşünmektedir.Oysaki daha güvenli,korkusuz ve tecrübeli olarak cinsellik,menopozdan sonra çok daha güzel yaşanır.
Kadın, menopozla birlikte vücut imajının kaybolacağının ve kadınlık fonksiyonlarının sona ereceğinin kaygılarını duyar. Bu şekilde artık cinsel çekiciliğinin kalmadığını düşünen kadın cinselliğe olan ilgisini de kaybedebilir.
Gerçekte menopozla değişen olaylar düşünüldüğü gibi değildir. Menopoz yaşlanmanın başlangıcı olmadığı gibi kadınlığın sonu da değildir. Bu olayların bilincinde olunduktan sonra menopozda cinsellik daha özgürce &#8220;gebelik riski ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000; font-stretch: normal; font-size: 12px;">Menopozla birlikte cinselliğe ilgi azalması olacağı düşünülse de bu olay daha çok menopozla birlikte oluşan psikolojik faktörlerden kaynaklanmaktadır.Çünkü menopoza giren bir kadın çok yanlış olarak cinselliğinin bittiğini düşünmektedir.Oysaki daha güvenli,korkusuz ve tecrübeli olarak cinsellik,menopozdan sonra çok daha güzel yaşanır.</p>
<p>Kadın, menopozla birlikte vücut imajının kaybolacağının ve kadınlık fonksiyonlarının sona ereceğinin kaygılarını duyar. Bu şekilde artık cinsel çekiciliğinin kalmadığını düşünen kadın cinselliğe olan ilgisini de kaybedebilir.</p>
<p>Gerçekte menopozla değişen olaylar düşünüldüğü gibi değildir. Menopoz yaşlanmanın başlangıcı olmadığı gibi kadınlığın sonu da değildir. Bu olayların bilincinde olunduktan sonra menopozda cinsellik daha özgürce &#8220;gebelik riski de olmaksızın&#8221; yaşanabilir.</p>
<p>İlerleyen menopoz yıllarında eğer hormon tedavisi alınmıyorsa cinsel organlarda yaşlanmaya bağlı &#8220;atrofik değişiklikler&#8221; meydana gelebilir. Bu değişiklikler sonucunda vaginada kuruma, vagen mukozasında incelme ve buna bağlı olarak ilişki sırasında ağrı ve kanama yakınmaları olabilir.</p>
<p>Uygulanan sistemik veya lokal hormon replasman tedavileri urogenital sistemdeki bu atrofik değişiklikleri gidererek iyileşme durumu sağlayabilecektir.</p>
<p>Yine bu ağrılı cinsel ilişki de kadını cinsel ilişkiden soğutabilir. Ancak bu tür şikayetlerin kolaylıkla tedavi edilebileceğini bilmek, bu tür yakınmaları gereksiz yere çekmemek için önemli olacaktır.<br />
Cinsel isteğin azalmasına bu yaşta ortaya çıkan bazı hastalıklar sonucu olabileceği gibi kullanılan bazı ilaçlarda cinsel isteksizlik yapabilir.</p>
<p>Yaşlanma ve menapoz sonucu en sık karşılaşılan cinsel yakınmalar; istekte azalma, ağrılı cinsel birleşme (disparuni), cinsel cevabın azalması, vajinal ıslanmanın azalması, orgazma ulaşmada zorluk (anorgazmi) ve genital duyarlığın azalması şeklinde özetlenebilir.</p>
<p>Islanmanın azalması ve duyarlığın bozulması östrojen düzeylerinin düşüklüğü ile ilişkilidir. Testosteron düzeylerinin düşük olması ise cinsel uyarılma, genital duyarlık, libido ve orgazmdaki azalmaya sebep olmaktadır.</p>
<p>Menopozda cinsel yaşamı yeniden canlandırmak ve cinsel isteği arttırmak amaçlarıyla bazı tedaviler uygulanabilir. Bunlar;</span></p>
<p><span style="color: #000000; font-stretch: normal; font-size: 12px;">Öncelikle altta yatan kronikleşmiş hastalıklar varsa bunların kontrol altına alınması ve tedavisi gereklidir.</span></p>
<p><span style="color: #000000; font-stretch: normal; font-size: 12px;">Psikolojik destek tedavileri verilebilir. </span></p>
<p><span style="color: #000000; font-stretch: normal; font-size: 12px;">Vajende kuruluk ve çatlama gibi şikayetleri gidermek için lokal (krem, fitiller) veya sistemik (oral) ilaç tedavileri uygulanabilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000; font-stretch: normal; font-size: 12px;">Libido (cinsel enerji) güçlendirici bir takım ilaçlar uygulanabilir. Bu ilaçlar genital bölge kanlanmasını arttırarak cinsel isteği arttırabilirler.</span></p>
<p><span style="color: #000000; font-stretch: normal; font-size: 12px;">Özellikle bir hekim kontrolünde &#8220;Testosteron&#8221; hormonu replasmanı yapılarak cinsel arzu ve istekler arttırılabilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000; font-stretch: normal; font-size: 12px;">Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/menopozda-cinsellik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Adet Sırasında Cinsel İlişki Neden Yanlıştır</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/adet-sirasinda-cinsel-iliski-neden-yanlistir.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/adet-sirasinda-cinsel-iliski-neden-yanlistir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 00:01:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[adet dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Adet sırasında cinsel ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[Kondom]]></category>
		<category><![CDATA[Mensturasyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3384</guid>
		<description><![CDATA[Bunun cevabı için adet kanamasının ne olduğunu bilmek gerekir.Adet kanaması kadın rahmi içindeki bir dokunun kanayarak dokulmesidir.Bu doku gebelik sırasında bebeğin yapıştığı ve beslenmesi için gerekli koşulları sağlayan özel bir yapıdır.İşte bu doku gebelik oluşmadığı her ay bir dahaki yumurtlamaya yeniden hazırlanması için üstteki tabakasını kanayarak doker ve alttan yeni doku oluşmaya başlar.
Adet kanamasına ait gerçek dışı uydurmalar;Vücuttaki kirli kan atılması gibi, zehirli olduğu,vücuttan atılmasa kişiyi zehirlediği,  pis olduğu ,bu sırada ilişki kurulursa kısır olunacağı gibi bu şeyler tamamen yanlıştır.
Adet sırasındayken seks yapılıp yapılamayacağın cevabı ise koşullara ve kişilere ,vede ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000; font-stretch: normal; font-size: 12px;"><span style="font-family: Arial;">Bunun cevabı için adet kanamasının ne olduğunu bilmek gerekir.Adet kanaması kadın rahmi içindeki bir dokunun kanayarak dokulmesidir.Bu doku gebelik sırasında bebeğin yapıştığı ve beslenmesi için gerekli koşulları sağlayan özel bir yapıdır.İşte bu doku gebelik oluşmadığı her ay bir dahaki yumurtlamaya yeniden hazırlanması için üstteki tabakasını kanayarak doker ve alttan yeni doku oluşmaya başlar.</span><br />
<span style="font-family: Arial;">Adet kanamasına ait gerçek dışı uydurmalar;Vücuttaki kirli kan atılması gibi, zehirli olduğu,vücuttan atılmasa kişiyi zehirlediği,  pis olduğu ,bu sırada ilişki kurulursa kısır olunacağı gibi bu şeyler tamamen yanlıştır.</span><br />
<span style="font-family: Arial;">Adet sırasındayken seks yapılıp yapılamayacağın cevabı ise koşullara ve kişilere ,vede kişilerin inançlarına göre farklılık gösterir.</span></span></p>
<p>Fakat adet sırasında cinsel ilişkiye girmek kadın için rahatsızlık verici olacaktır ayrıca sağlıksal bir sorun yaşanması muhtemeldir.<br />
<span style="font-family: Arial;">Adet sırasında yani kadının menturasyonu sırasında prezervatif (kondom &#8211; kılıf) ile seks yapılmasında ne kadın için nede erkek için tıbbi olarak bir sakınca yoktur, ne kadın nede erkek bedensel bir zarar görmez. Eğer prezervatifsiz cinsel ilişki kurulursa kadın veya erkeğin mikrop kapma şansı olabilir.Çok nadir de olsa adet kanaması sırasında gebe kalma olasılığıda  mevcuttur,bunu da göz ardı etmemek gerekir.</span><br />
<span style="font-family: Arial;">Cinsellik kişilerin bedensel ve de beyinsel özgürlüklerdir.Bu yüzden kendisi için istediği bir şeyi eğer tıbben yasaklanmamışsa koşullarına,inançlarına ve de ahlaki değerlerine göre yaşayıp yaşamayacağına ,yaşayıp yaşamak istemediğine veya yaşamaya kendisi karar verir.Tıbben bir zararı prezervatif kullanmak kaydı ile yoktur,bu yuzden karar vermek size kalmıştır.</span><br />
<span style="font-family: Arial;">Bir çok kadın adetliyken kendilerini itici bulurlar, ve de erkeklerin bu hallerinden rahatsız olabileceklerini düşünürler,oysaki bazı rahatsız olan bunu itici bulan erkekler olduğu gibi ,bundan rahatsız olmayan, kadını adet döneminde de arzulayan ve bu sırada cinsel ilişki kurmak isteyen, cinsel ilişki kuran ve de bundan zevk alan bir çok erkekte mevcuttur.</span></p>
<p>O halde kadınlara seslenelim; adet dönemi doğanın kadınlara verdiği üstün yetenek olan gebelik ve doğum olayının bir parçasıdır.Pis değil,doğal ve de gerekli bir süreçtir.Siz kendinizi pis zannederseniz karşınızdaki insanda size pismişiniz gibi davranır.Kendinize ve size verilen bu üstün olaya saygı duyun, sizler üreticisiniz, ve hepimizin bir annesi var veya vardı, onlarda adet görüyorlar veya görüyorlardı, onlar canınız annelerinizde mi pisti, hayır biliyorsunuz ki onlar temiz ve saftırlar, güzeldirler, sizde bayansınız sizde saf ve temizsiniz hem de her halinizle.<br />
<span style="font-family: Arial;">Adet sırasında seks bir çok insan tarafından yaşanmaktadır.Kadın açısından baktığımız zamanda kadınların bir çoğunda adet döneminde cinsel istek artışı görülür, kimileri bunu yaşarken, kimilerde bunu baskılar.Bazı kadınlar adet döneminde cinsellik yaşamanın bu dönemdeki gerilimlerini azalttığını veya yok ettiğini, bazıları ise aynı zamanda  adet sancılarını hafiflettiğini veya yok ettiğini söylemektedir.Bazıları ise orgazma bağlı kasılmalarla birlikte rahmin kasılmalarının adet sancısını arttırdığını söylemektedir.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Hazırlayan: Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/adet-sirasinda-cinsel-iliski-neden-yanlistir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kızlık Zarı</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/kizlik-zari-2.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/kizlik-zari-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Jan 2010 23:57:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Bakirelik]]></category>
		<category><![CDATA[Bekaret]]></category>
		<category><![CDATA[Fizyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[Hymen]]></category>
		<category><![CDATA[kanama]]></category>
		<category><![CDATA[Kızlık Zarı]]></category>
		<category><![CDATA[Vajina]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3382</guid>
		<description><![CDATA[Kızlık zarı yani Latince adı ile HYMEN, Yunan ve Roma mitolojilerinde Dionysus ve Afrodit’in oğlu olan &#8220;evlilik ve düğün tanrısı&#8221; dır.  Gerdek gecesi bu Tanrı&#8217;ya adandığından kızlık zarı da aynı isimle anılmaktadır. (Bu tanrının özelliği, kanatlı olması ve elinde bir meşale taşımasıdır)
Hemen hemen bütün toplumlarda değişik derecelerde sosyolojik bir öneme sahip olan kızlık zarının tıbbi adı (latincesi) &#8220;Hymen&#8221; dir. Özellikle Müslüman ülkelerde daha önceden cinsel ilişkinin olup olmadığının bir kriteri olarak görüldüğünden önemi büyüktür.Fakat diğer bazı ülkelerde de sosyolojik olarak önem taşıdığından oldukça önemlidir.
Günümüzde dahi, evlendikten sonraki ilk ilişkide kanamanın ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000; font-stretch: normal; font-size: 12px;"><strong>Kızlık zarı </strong>yani<strong> </strong>Latince adı ile <strong>HYMEN, </strong>Yunan ve Roma mitolojilerinde Dionysus ve Afrodit’in oğlu olan &#8220;evlilik ve düğün tanrısı&#8221; dır.  Gerdek gecesi bu Tanrı&#8217;ya adandığından kızlık zarı da aynı isimle anılmaktadır. (Bu tanrının özelliği, kanatlı olması ve elinde bir meşale taşımasıdır)</p>
<p>Hemen hemen bütün toplumlarda değişik derecelerde sosyolojik bir öneme sahip olan kızlık zarının tıbbi adı (latincesi) &#8220;Hymen&#8221; dir. Özellikle Müslüman ülkelerde daha önceden cinsel ilişkinin olup olmadığının bir kriteri olarak görüldüğünden önemi büyüktür.Fakat diğer bazı ülkelerde de sosyolojik olarak önem taşıdığından oldukça önemlidir.</p>
<p>Günümüzde dahi, evlendikten sonraki ilk ilişkide kanamanın olmaması nedeniyle, pek çok kızımız haksız yere bakire olmadığı düşüncesiyle apar topar kollarından tutularak kızlık zarı muayenesi için biz jinekologlara getirilmektedir.  Bu durumda bu genç kızlarımız son derecede küçük durumlara düşürülmekte ve evliliklerine maalesef çok kötü bir anıyla başlamak zorunda kalmakta; çoğu zaman da duyulan güvensizlikler nedeniyle evlilikleri kısa zaman içinde boşanmalarla sonuçlanabilmektedir.</p>
<p>İnsanoğlunun tarihsel gelişimi süresince pek çok toplum hymeni saflığın ve el değmemişliğin yani &#8220;bekaretin sembolü&#8221; olarak görmüştür. Bu inanışın uzantıları hala daha bizim toplumumuz gibi dünyadaki pek çok toplumda sıklıkla yer almaktadır.</p>
<p>Ülkemizde çok yakın zamanlara kadar liseye başlama çağlarında yatılı okullara yerleştirilecek genç kız öğrenciler yönetmelik gereği zorunlu olarak kızlık zarı muayenesinden geçiriliyor ve jinekologlar tarafından düzenlenen &#8220;bakirelik&#8221; raporları ile ancak kayıtları yapılabiliyordu. Yeni kanun düzenlemeleri ile bu yüz kızarıcı uygulamalar yürürlükten kaldırılmıştır.</p>
<p><strong><span style="color: #800000;">Kızlık zarı ne işe yarar?</span></strong><br />
Kızlık zarının fizyolojik (işlevsel) görevi bugüne kadar tam olarak açıklanamamıştır ve genellikle özel bir görevinin olmadığı düşünülmektedir.</p>
<p>Yine de bazı araştırmacılar ise kızlık zarının, mikroorganizma ve yabancı cisimlerin vajina içine girişini önlediğini ileri sürmüştür.</p>
<p>Adli tabiplikte ise cinsel şiddete veya istismara maruz kalan çocukların tanısında kullanılmaktadır. Günümüzde kızlık zarının fizyolojik bir görevinden çok &#8220;sosyolojik bir fonksiyonu&#8221; vardır.</p>
<p><span style="color: #800000;"><strong>Anatomi</strong></span><br />
Hymen, anatomik olarak vajinayı oluşturan ve &#8220;mukoza&#8221; adı verilen dokunun vajina girişini oluşturan doku kıvrımıdır. Yani kızlık zarı vajina içinde değil vajinanın hemen girişinde dudakların yaklaşık 1-1.5 cm içindedir ve küçük dudaklara bağlıdır.</p>
<p>Bu yapı, dış genital oluşumlardan birisi olarak kabul edilir. Dışarıya bakan ön yüzü deriye, vajina içine bakan arka yüzü ise mukozaya benzer.</p>
<p>Kız çocukların hemen hepsine bulunan hymen çok nadir olarak doğuştan hiç bulunmayabilir. Çocukluk çağında daha sert olan doku ergenlikle birlikte östrojen hormonunun salınmasına bağlı olarak değişime uğrar ve esneklik kazanır. </span></p>
<p><span style="color: #000000; font-stretch: normal; font-size: 12px;">Hazırlayan: Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/kizlik-zari-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kondom</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/kondom.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/kondom.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Jan 2010 23:32:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[dogum kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[Geleneksel yöntem]]></category>
		<category><![CDATA[Kondom]]></category>
		<category><![CDATA[prezervatif]]></category>
		<category><![CDATA[Sperm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3375</guid>
		<description><![CDATA[Kondom-Prezervatif Nedir?
Kondom ilişki öncesi erkeğin sertleşmiş penisine takılan, latexten yapılan ince ve esnek bir kılıftır.
Gebeliği nasıl önler?
Kondom spermlerin hazneye ve oradan da rahime ulaşmasını engelleyerek gebeliği önler. Kondom ile korunan çiftler her ilişkide kondom kullanmalıdır.
Ne kadar etkilidir?
Doğru ve her ilişkide yeni bir adet kullanıldığında %97 oranında gebelikten korur. Kondom diğer modern yöntemler gibi, geri çekme gibi geleneksel yöntemlerden daha etkilidir.
Kondomun yararları

Kondom AIDS de dahil olmak üzere cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruyucudur.
Kondom kullanmak için muayene olmak ya da reçete gerekmez.
Yan etkisi yoktur. Herkes kullanabilir. (Kondomun yapısındaki maddelere duyarlılığı olanlar dışında)
Kondom ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kondom-Prezervatif Nedir?</strong></p>
<p><strong></strong>Kondom ilişki öncesi erkeğin sertleşmiş penisine takılan, latexten yapılan ince ve esnek bir kılıftır.</p>
<p><strong>Gebeliği nasıl önler?</strong></p>
<p>Kondom spermlerin hazneye ve oradan da rahime ulaşmasını engelleyerek gebeliği önler. Kondom ile korunan çiftler her ilişkide kondom kullanmalıdır.</p>
<p><strong>Ne kadar etkilidir?</strong></p>
<p>Doğru ve her ilişkide yeni bir adet kullanıldığında %97 oranında gebelikten korur. Kondom diğer modern yöntemler gibi, geri çekme gibi geleneksel yöntemlerden daha etkilidir.</p>
<p><strong>Kondomun yararları</strong></p>
<ul>
<li>Kondom AIDS de dahil olmak üzere cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruyucudur.</li>
<li>Kondom kullanmak için muayene olmak ya da reçete gerekmez.</li>
<li>Yan etkisi yoktur. Herkes kullanabilir. (Kondomun yapısındaki maddelere duyarlılığı olanlar dışında)</li>
<li>Kondom cinsel ilişkinin uzamasını sağlar. Erken boşalmanın önlenmesine yardımcı olabilir.<br />
Servikal kanserin önlenmesine yardımcı olabilir.</li>
</ul>
<p><strong>Kullanacak kişilere uyarılar</strong></p>
<ul>
<li>Her cinsel ilişkide yenisini kullanınız.</li>
<li>Kondom sertleşmiş penise hazne ile temas etmeden önce uygulanmalıdır. Uç kısmında meninin birikmesi için küçük bir boşluk bırakılır.</li>
<li>Ilişkiden sonra erkek penisini geri çekerken kondomu çevresinden tutmalıdır. Böylece meninin hazneye dökülmesi önlenir.</li>
<li>Kondom kayganlaştırmak için yağ, krem veya vazelinli jellerle birlikte asla kullanılmamalıdır. Bu ürünler kondomu eritip yırtılmasına yol açar.</li>
<li>Spermisit jelleri veya suya dayanıklı kondom kayganlaştırıcı kremleri kullanabilirsiniz.</li>
<li>Kuru sürtünme kondomun yırtılmasına neden olabilir. Hazne kayganlaşmış olmalıdır.</li>
<li>Eğer kondom yırtılırsa veya hazneden çıkarsa hemen koruyucu krem veya jel uygulanmalıdır.</li>
<li>Kondomu evinizde karanlık, serin ve rutubetsiz bir yerde saklayınız.</li>
</ul>
<p>Çiftlerin kondom ile spermisitleri birlikte kullanmaları teşvik edilmelidir. Bu durum doğum kontrol yöntemi olarak etkinliği artırır ve AIDS dahil cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruma sağlar.Kullandığınız kondomum yırtık olmadığından emin olun.</p>
<p>Hazırlayan:Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/kondom.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum Kontrol-Ertesi Gün Hapları</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/dogum-kontrol-ertesi-gun-haplari.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/dogum-kontrol-ertesi-gun-haplari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Jan 2010 23:31:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[dogum kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[Döllenmiş yumurta]]></category>
		<category><![CDATA[Ertesi Gün hapları]]></category>
		<category><![CDATA[Gestajen]]></category>
		<category><![CDATA[İstenmeyen gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Östrojen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3373</guid>
		<description><![CDATA[·Ertesi gün hapını ne zaman almalıyım?
Prezervatif yırtıldı, diyafram kaydı, doğum kontrol hapını almayı unuttum ya da korunmadım&#8230; Cinsel ilişki esnasında bu gibi aksilikler herkesin başına gelebilir. Sonuçta cinsellik bir bilgisayar programı değil, duygusal bir eylemdir ve doğum kontrolü her zaman akla gelmeyebilir. Fakat istemediğiniz halde hamile kalmak artık kaderiniz değil. Çünkü zamanında alınan ertesi gün hapı, bu tür gebelikler önlenebiliyor.Fakat ertesi gün hapları isminden de anlaşılacağı gibi hemen kullanılmalı aksi takdirde istenmeyen gebelikler oluşabilir.
·Ertesi gün hapı nedir ve ne şekilde etki eder?
Ertesi gün hapı, levonorgestrel hormonu (bir gestajen türü) içeren ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>·Ertesi gün hapını ne zaman almalıyım?</strong></p>
<p><strong></strong>Prezervatif yırtıldı, diyafram kaydı, doğum kontrol hapını almayı unuttum ya da korunmadım&#8230; Cinsel ilişki esnasında bu gibi aksilikler herkesin başına gelebilir. Sonuçta cinsellik bir bilgisayar programı değil, duygusal bir eylemdir ve doğum kontrolü her zaman akla gelmeyebilir. Fakat istemediğiniz halde hamile kalmak artık kaderiniz değil. Çünkü zamanında alınan ertesi gün hapı, bu tür gebelikler önlenebiliyor.Fakat ertesi gün hapları isminden de anlaşılacağı gibi hemen kullanılmalı aksi takdirde istenmeyen gebelikler oluşabilir.</p>
<p><strong>·Ertesi gün hapı nedir ve ne şekilde etki eder?</strong></p>
<p>Ertesi gün hapı, levonorgestrel hormonu (bir gestajen türü) içeren iki tabletten oluşur. Son derece etkili olan bu hapın neredeyse hiçbir yan etkisi yoktur. (Kısa süre öncesine kadar gestajen ve östrojen hormonlarının karışımından oluşan başka bir karışım kullanılmaktaydı. Ertesi gün hapı düşüğe neden olmaz. Bu hap, kadının adet zamanına bağlı olarak ovülasyonu veya döllenmiş bir yumurta hücresinin ana rahminde yuvalanmasını geciktirir veya önler. Eğer döllenmiş yumurta hücresi ana rahminde zaten yuvalanmış ise ertesi gün hapı etkili değildir. Bu nedenle ertesi gün hapı, istenmeyen bir gebeliğin yarıda kesilmesini sağlayan kürtaj-düşük haplarından tamamen farklıdır.</p>
<p><strong>·Ertesi gün hapını kullanmaya başlamak için ne kadar zamanım var?</strong></p>
<p>Birinci ertesi gün hapı cinsel ilişkiden sonraki 72 saat içerisinde, ikinci hap ise ilk haptan 12 saat sonra alınmalıdır. Önemli: İlk hapın alımında ne kadar gecikilirse, ertesi gün hapının etkisi o kadar azalacaktır. Bu nedenle ertesi gün hapı kullanımına cinsel ilişkiden sonra mümkün olduğunca erken  her halükarda 72 saat içerisinde  başlamanızı tavsiye ediyoruz. 72 saatlik bu süreyi aştıysanız, cinsel ilişkiden sonraki beş gün içerisinde kullanıldığında gebeliği önleyen ertesi gün (bakır) spiralini doktorunuz veya bir pro familia-doktoru tarafından yerleştirtme olanağınız da vardır.</p>
<p><strong>·Ertesi gün hapının etkisine ne kadar güvenebilirim? </strong></p>
<p>Ertesi gün hapı zamanında alındığında güvenilirlik oranı son derece yüksektir ve yaklaşık on vakanın dokuzunda istenmeyen gebeliği önler. Ertesi gün hapı ne kadar erken alınırsa, etkisi o kadar fazla olacaktır.</p>
<p><strong>·Ertesi gün hapını nereden alabilirim ve fiyatı nedir?</strong></p>
<p>Eczanelerde satılmakta olup ücreti 14 milyon liradır(2006 Ocak satış fiyatıdır, fiyat değişimi mümkündür).</p>
<p><strong>·Ertesi gün hapının yan etkisi var mı ve gerçekten hamile olmadığımdan nasıl emin olabilirim? </strong></p>
<p>Ertesi gün hapının yan etkileri nispeten azdır. Bazı bayanlarda mide bulantısına, daha seyrek vakalarda ise kusmaya, baş ağrısına, göğüste gerilmeye ve baş dönmesine neden olabilir. Ertesi gün hapının gelecekteki doğurganlığınız üzerinde etkisi yoktur. Ertesi gün hapının alınmasından sonra adet kanamaları beklenen tarihte başlayarak düzenli olarak devam eder. Bu tarihte ufak kaymaların olması mümkündür. Fakat adet kanamalarında yedi günden fazla bir gecikme varsa veya kanamanın miktarı büyük ölçüde artmış ya da azalmışsa, bir gebelik testi uygulamanızı ve emin olamıyorsanız bu testi bir hafta sonra tekrarlamanızı tavsiye ediyoruz.</p>
<p><strong>·Ertesi gün hapı ne zaman etki etmez? </strong></p>
<p>- Ertesi gün hapı alımından sonra cinsel ilişkiye korunmadan girilmişse hap etki etmez.</p>
<p>- Sık sık arka arkaya alındığında hapın etkisi azalır.</p>
<p>- Cinsel ilişki ile ilk hapın alınması arasında 72 saatten uzun bir süre varsa, hapın etkisi çok az olacak veya hiçbir etkisi olmayacaktır.</p>
<p>- Hapın alınmasından sonraki üç saat içerisinde kustuysanız, hap alımını belirtilen süre içerisinde tekrarlamanız gereklidir.</p>
<p><strong>·Ertesi gün hapı düzenli korunma yolu olarak da kullanılabilir mi? </strong></p>
<p>Ertesi gün hapı, düzenli korunma yolu olarak kullanıma uygun değildir. Nedeni: Doğum kontrol hapı ve spiral gibi korunma yöntemlerinin etkisi daha fazladır, kısa süre içerisinde sık sık alındığı takdirde ertesi gün hapının etkisi azalmaktadır, uzun süreli kullanımda yan etkisi diğer doğum kontrol araçlarına oranla daha fazladır ve ertesi gün hapı diğer doğum kontrol araçlarından daha pahalıdır.</p>
<p><strong>·Düzenli olarak doğum kontrol hapı kullanıyorsam ertesi gün hapı alabilir miyim? </strong></p>
<p>Evet. Eğer doğum kontrol hapını içmeyi o gün için unuttuysanız veya gün içerisinde kusmuşsanız, cinsel ilişkiden sonra �ertesi gün hapını alabilirsiniz.</p>
<p><strong>·Ertesi gün spirali nedir ve ne zaman kullanılır? </strong></p>
<p>Gebeliğin uzun süreli olarak önlenmesini sağlayan normal bakır-spiral, cinsel ilişkiden sonraki beş gün içerisinde yerleştirildiğinde gebeliğe karşı korunma sağlamaktadır.</p>
<p>Ertesi gün hapının alım süresi olan 72 saati aştıysanız, herhangi bir hormonal preparat kullanmak istemiyor ya da kullanamıyorsanız, veya spirali uzun süreli korunma yöntemi olarak seçtiyseniz, doktorunuz veya bir pro familia-doktoru tarafından bakır spiralin yerleştirilmesini sağlayabilirsiniz.</p>
<p>Yüzde 99 oranında etkili olan bu ertesi gün spirali beş gün içerisinde kullanıldığında döllenmeyi veya yumurta hücresinin rahimde yuvalanmasını önlemektedir. (Hormonal spiral, cinsel ilişki sonrası korunma yöntemi olarak uygun değildir.)</p>
<p>Hazırlayan:Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/dogum-kontrol-ertesi-gun-haplari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Spermisitler İle Korunma</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/spermisitler-ile-korunma.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/spermisitler-ile-korunma.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Jan 2010 23:03:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[dogum kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[Serviks]]></category>
		<category><![CDATA[Sperm]]></category>
		<category><![CDATA[Spermisit]]></category>
		<category><![CDATA[Vajen]]></category>
		<category><![CDATA[Vajina]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3367</guid>
		<description><![CDATA[Vajinaya konan spermisitler çok etkili bir doğum kontrol yöntemi değildir.
Vaginal spermisitler, spermlerin servikse ulaşmadan etkisiz hale getirilmeleri için vaginaya konur. Kontraseptif köpük, tablet, sünger ve kremler spermi etkisiz hale getiren spermisit denilen madde ihtiva ederler. Spermisitlerin diğer kontrol yöntemlerine göre daha az etkili oldukları ve bu yöntemin her cinsel ilişkide uygulanması gerektiği ve etkili olması için bir süre beklenmesi gerektiği bilinmelidir.
Diyafram ve spermisitler kullanım zorlukları ve etkinliklerinin azlığı nedeniyle pek kullanılmaktadırlar.
Hazırlayan: Nisan
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Vajinaya konan spermisitler çok etkili bir doğum kontrol yöntemi değildir.</p>
<p>Vaginal spermisitler, spermlerin servikse ulaşmadan etkisiz hale getirilmeleri için vaginaya konur. Kontraseptif köpük, tablet, sünger ve kremler spermi etkisiz hale getiren spermisit denilen madde ihtiva ederler. Spermisitlerin diğer kontrol yöntemlerine göre daha az etkili oldukları ve bu yöntemin her cinsel ilişkide uygulanması gerektiği ve etkili olması için bir süre beklenmesi gerektiği bilinmelidir.</p>
<p>Diyafram ve spermisitler kullanım zorlukları ve etkinliklerinin azlığı nedeniyle pek kullanılmaktadırlar.</p>
<p>Hazırlayan: Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/spermisitler-ile-korunma.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Düşük Sonrası İlişki</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/dusuk-sonrasi-iliski.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/dusuk-sonrasi-iliski.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Jan 2010 22:59:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Ateş]]></category>
		<category><![CDATA[Düşük]]></category>
		<category><![CDATA[Düşük sonrası ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[Fiziksel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[Titreme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3365</guid>
		<description><![CDATA[Düşük sonrası cinsel ilişki için acele etmemek vücudun normale dönmesi için zaman tanımak gerekir.Çünkü fiziksel rahatsızlığın yanında psikolojik olarak da kadın iyi durumda olmayacaktır.
Düşük yapmış olan bir kadın, düşürdüğü gebeliğin boyu ve yaşı, yitirdiği kanın miktarına, bu olaydan ne kadar yıprandığına göre bir süre dinlenmeli, toparlanınca cinsel işlevine başlamalıdır. Bu sürenin bilinmesi gerekirse, kabaca denebilir ki yakınmaların bitip ve yeni bir adet düzeni kuruluncaya dek beklemek doğru olur. Yalnız genelde 16 haftadan küçük gebeliklerin düşmesinden sonra uzun süre kanamalar dinmez, bu da içerde artıkların varlığım düşündürür. Öyleyse bu tür olgularda ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Düşük sonrası cinsel ilişki için acele etmemek vücudun normale dönmesi için zaman tanımak gerekir.Çünkü fiziksel rahatsızlığın yanında psikolojik olarak da kadın iyi durumda olmayacaktır.</p>
<p>Düşük yapmış olan bir kadın, düşürdüğü gebeliğin boyu ve yaşı, yitirdiği kanın miktarına, bu olaydan ne kadar yıprandığına göre bir süre dinlenmeli, toparlanınca cinsel işlevine başlamalıdır. Bu sürenin bilinmesi gerekirse, kabaca denebilir ki yakınmaların bitip ve yeni bir adet düzeni kuruluncaya dek beklemek doğru olur. Yalnız genelde 16 haftadan küçük gebeliklerin düşmesinden sonra uzun süre kanamalar dinmez, bu da içerde artıkların varlığım düşündürür. Öyleyse bu tür olgularda kürtaj yaptırmak zorunludur.</p>
<p>Düşürmeye gelince; kadın bu ağır durumdan kurtulmuşsa, titremesi, ateşi yoksa, karın ağrıları geçmişse, kanamaları dinmişse, pis kokulu akıntıları yoksa, bir de olağan adetleri düzene girmişse, sorun yok demektir, ama bunların ne zaman olacağı bilinmez.</p>
<p>Hazırlayan: Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/dusuk-sonrasi-iliski.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kürtaj Hakkında Herşey</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/kurtaj-hakkinda-hersey.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/kurtaj-hakkinda-hersey.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Jan 2010 21:10:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[annelik]]></category>
		<category><![CDATA[Anormal bebek]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[İsteğe bağlı kürtaj]]></category>
		<category><![CDATA[kürtaj]]></category>
		<category><![CDATA[Masraf]]></category>
		<category><![CDATA[Risk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3362</guid>
		<description><![CDATA[Gebelik Küretajı rahim içine yerleşmiş olan gebeliğin kendi isteğinizle veya tıbbi zorunluluk nedeni ile yazılı onayınız alınarak çeşitli yöntemler ile sona erdirilmesidir.Küreteaj bebeğin rahminizden kazınıp alınmasıdır kısaca.Geç kalmamak gerekmektedir.Yasal süre geçmeden doktora başvurulmalıdır.
Müdahale öncesi değerlendirme:
İsteğe bağlı olarak küretaj yaptırmak isteyen kadın için ilk adım hamile olduğunu öğrendiği anda veya adet gecikmesi olduğunda bir Kadın hastalıkları ve Doğum Uzmanına başvurarak hamile olup olmadığını öğrenmek,hamile ise gebeliğinin kaç haftalık olduğunu ultrasonografi ile kesinleştirmektir.
İkinci aşama olarak hekiminiz genel ve kadın hastalıkları açısından sağlık durumunuzu değerlendirilecek küretaja mani olacak herhangi bir sağlık sorununuz olup ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gebelik Küretajı rahim içine yerleşmiş olan gebeliğin kendi isteğinizle veya tıbbi zorunluluk nedeni ile yazılı onayınız alınarak çeşitli yöntemler ile sona erdirilmesidir.Küreteaj bebeğin rahminizden kazınıp alınmasıdır kısaca.Geç kalmamak gerekmektedir.Yasal süre geçmeden doktora başvurulmalıdır.</p>
<p><strong>Müdahale öncesi değerlendirme:</strong></p>
<p>İsteğe bağlı olarak küretaj yaptırmak isteyen kadın için ilk adım hamile olduğunu öğrendiği anda veya adet gecikmesi olduğunda bir Kadın hastalıkları ve Doğum Uzmanına başvurarak hamile olup olmadığını öğrenmek,hamile ise gebeliğinin kaç haftalık olduğunu ultrasonografi ile kesinleştirmektir.</p>
<p>İkinci aşama olarak hekiminiz genel ve kadın hastalıkları açısından sağlık durumunuzu değerlendirilecek küretaja mani olacak herhangi bir sağlık sorununuz olup olmadığına bakacaktır.</p>
<p><strong>-Kimler küretaj yaptırabilir: Her kadın küretaj olabilir. Evli olup olmamak önemli değildir.</strong></p>
<p>Tıbbi zorunluluk varsa (anormal bebek veya gebelik annenin hayatını tehlikeye sokuyorsa gibi )gerekli kanuni dökümanlar hazırlanarak her aydaki bebek alınabilinir.</p>
<p>Eğer uygun konumda iseniz hekiminiz kullanılacak cerrahi teknik, anestezi,müdahalenin nerede yapılabileceği gibi sizin durumunuza uygun detayları açıklayacaktır.Risk ve masraflar gibi değerlendirilmesi gereken ilave etkenler,cerrah ile bu esnada tartışılmalıdır.</p>
<p>Kadın için gebeliğin sona erdirilmesindeki en önemli aşama duygusal kararlılıktır.Sosyal konumunuz, ekonomik koşullarınız,gelecek yaşantınız , partnerinizin pozisyonu ve fikride önemli rol oynamaktadır.Bu yüzden kararınızı bütün koşulları değerlendirerek kesin bir şekilde vermeniz daha sonraki ruhsal durumunuz için gereklidir.</p>
<p>Her yıl başarıyla binlerce küretaj yapılmaktadır.Buna rağmen sizin bu cerrahinin muhtemel riskleri hakkında bilgilendirilmiş olmanız gerekir.</p>
<p>İnfeksiyon ve parça kalması gibi ameliyat sonrası rizikolar nadirdir ve tedavi edilebilir.Bütün cerrahi ameliyatlar (cilt kesisi dikilmesi, diş çekilmesi, abse boşaltılması dahil ) bazı riskler içerir.Bu nedenle kararınızı kesinleştirmeden önce hekiminizle mutlaka görüşünüz. Komplikasyon riski, operasyon sonrası ve takiplerinizde doktorunuzun tavsiyelerine yakından uyarak azaltılabilir.</p>
<p>*Daha evvel gebe kalmamış bir kadının küretaj olması veya küretajın kaçıncı küretaj olduğu kadının daha sonra gebe kalmasını normal koşullar altında etkilemez.</p>
<p><strong>Cerrahi yöntem;</strong></p>
<p>Doktorunuzun önerileri ve sizinde isteğiniz doğrultusunda doktorunuzun ofisinde veya hastanede müdahaleniz yapılabilir.</p>
<p>Küretaj müdahaleleri genelde hastanın koşulları uygun ise genel anestezi ile bazen de lokal anestezi ile yapılır.</p>
<p>Eğer genel anestezi uygulandıysa tüm müdahale boyunca uyuyacak ve hiç bir şey hissetmeyeceksiniz ,tek hissedeceğiniz şey anestezi vermek için kolunuza yapılacak basit bir iğne olacaktır.</p>
<p>.Lokal anestezi uygulanacaksa gerekli hastalarda yatıştırıcı uygulayarak hastanın gerginliği azaltılır.Lokal anestezide rahim ağzı uyuşturulur hasta gebeliğin boşaltılması sırasında hafif bir karın ve kasık ağrısı duyabilir.</p>
<p>Gebeliğin sonlandırılmasında genelde uygulanan iki yöntem vardır.En sık kullanılanı vakum aspirasyonu ile gebeliğin emilerek boşaltılmasıdır.Daha nadir olarak kullanılanı ise küretaj kaşıkları ile kazıma yöntemidir.</p>
<p>Operasyon gebeliğin büyüklüğüne bağlı olarak yaklaşık 5 ila 10 dakika arasında sürmektedir.</p>
<p>Operasyon sonrası olabilecek ağrı ilaçla rahatlıkla kontrol edilebilir, zaten adet sancısı benzeri bir ağrınız olucaktır.Eğer genel anestezi aldıysanız operasyondan hemen sonra uyanırsınız,5 dakika sonrada uyku sersemliği kaybolur ve ayağa kalkarsınız ve yaklaşık yarım saat sonrada eve gidebilirsiniz.</p>
<p>Operasyon sonrası ikinci saatte kendinizi tamamen normal ve gündelik yaşantınıza &#8211; işinize dönebilecek hissedersiniz,ve bir-iki saat gündelik düzeninize -işinize dönebilirsiniz.</p>
<p>**Eğer kan gurubunuzdaki Rh faktörünüz NEGATİF ise ve partnerinizin kan gurubundaki Rh faktörü POZİTİF veya partnerinizin kan gurubunu bilmiyorsanızhekiminizin size yazacağı Anti-D iğnesini müdahaleden sonraki ilk 72 saat içinde yaptırmanız doğurmak istiyeceğiniz gebeliklerinizde oluşabilecek kan uyuşmazlığını engelliyecektir!</p>
<p>**Eğer tıbbi zorunluluk nedeniyle (düşük, cansız gebelik, anomalili bebek gibi nedenlerden) küretaj oluyorsanız,küretaj sırasında elde edilen materyali hekiminizden bir patoloğa göndermesini isteyiniz. Gelecek sonuç bir daha aynı şeyle karşılaşmanızı engellemeye yardımcı olabilir.</p>
<p><strong>KÜRETAJ SONRASI HASTA BİLGİ FORMU</strong></p>
<p>Sayın Hastamız; Kendi isteğinizle veya tıbbi nedenlerden dolayı onayınız ile gebeliğiniz sona erdirilmiş bulunmaktadır.</p>
<p><strong>Operasyon sonrası dikkat edilmesi gereken hususlar:</strong></p>
<p>-2 ila 3 gün süre ile adet kanaması tarzında kanamalarınız olucaktır.(Bu süre gebeliğin haftasına göre biraz artabilir veya azalabilir.),</p>
<p>Eğer kürtaj sonrası hemen kanamanız olmazsa bir hafta sonra gibi bir zaman sonra hafif bir ağrı ile yukarıda bahsedilen kanama olacaktır merak etmeyiniz.</p>
<p>-Bu süre içinde gene adet kanaması dönemindekine benzer karın ve kasık ağrılarınız olabilir, bu ağrılarınızı hafifletmek için her hangi bir ağrı kesiciyi kullanabilirsiniz.</p>
<p>-Bundan sonraki adet kanamanız yaklaşık 3 ila 6 hafta sonra olacaktır.Gebelik gibi özel bir durum oluşup sonlandığı için normal zamanında gelmeyebilir.</p>
<p>Bu süre içerisinde (yeniden adet kanaması görene kadar);</p>
<p>-Küvete, havuza, denize girmek yasaktır (operasyon günü dahil duş alabilirsiniz ,amaç vajene su ve bu gibi mikrop kapmayı sağlayabilecek şeylerin girmesini engellemektir).</p>
<p>-Deniz veya havuza girmeniz gerekirse (yaz mevsimi veya diğer nedenlerden dolayı) en erken küretajdan 10 gün sonra suya gireceğimiz sürece tampon kullanarak girebilirsiniz.Tamponu en fazla 30-40 dakika kullanınız ve sadece suya girerken kullanınız.!</p>
<p>Tampon kullanmak normalde yasaktır.</p>
<p>Cinsel ilişki 1 hafta kesinlikle yasaktır.( Daha sonra prezervatif kullanılarak ilişkiye girilebilinir.Bu sizi mikrop kapmaktan ve hamile kalmaktan koruyacaktır )</p>
<p>- Taze kanamanız ( burnunuz kanadığındaki veya parmağınız kesildiğindeki gibi ) olursa</p>
<p>- Ateşiniz çıkarsa bize haber veriniz. (l ütfen derece ile ölçüp bildiriniz )</p>
<p>-Müdahaleden sonra sıvı gıdalar ve içecekler hemen içilebilinir, bulantı olmazsa daha sonra normal beslenmeye geçilebilir.</p>
<p><strong>Kullanacağınız ilaçlar; </strong></p>
<p>-Antibiyotik. Sabah 1 adet ,Akşam 1 adet yutulacak(tok karına,5 gün süre ile)</p>
<p>-Gerekirse herhangi bir ağrı kesici kullanabilirsiniz</p>
<p>-Müdahaleden 1 hafta sonra kontrol randevusu alıp kontrole gelmeniz gerekmektedir.</p>
<p>-İstenmeyen bir gebelikle karşılaşmamak için doktorunuzdan size uygun doğum kontrolü yöntemini uygulamasını isteyiniz.</p>
<p>-Tekrar gebe kalmak isterseniz vücudunuzun eski fonksiyonlarına tamamen kavuşması için 2-3 aylık bir süre beklemeniz tavsiye edilir.</p>
<p>-Kendi sağlığınız açısından rutin jinekolojik kontrollerinizi yaptırmanız, her 6 ayda bir smear testinizi (Rahim ağzı kanseri için kontrol testi) yaptırmayı ihmal etmemeniz gerekmektedir.</p>
<p>Kaynak:Dr Cenk Kiper</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/kurtaj-hakkinda-hersey.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum Kontrolü Takvim Yöntemi</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/dogum-kontrolu-takvim-yontemi.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/dogum-kontrolu-takvim-yontemi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Jan 2010 21:03:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum Kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Sağlık örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[Hormonal denge]]></category>
		<category><![CDATA[Modern yöntem]]></category>
		<category><![CDATA[Takvim Yöntemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3359</guid>
		<description><![CDATA[






Bütün hesaplamalarda önemli olan adetin başladığı tarihtir.Adet bitiş tarihi hiç bir zaman dikkate alınmaz.
Dünya sağlık örgütü takvim yöntemini kadının adet dönemi süresince gebe kalma olasılığının yüksek olduğu günleri belirleme ve bu günlerde ilişkiden kaçınarak gebeliğin önlenmesidir.
Modern yöntemlerin yaygınlaşmasından önce çiftlerin %25&#8242;i bu yöntemi tercih ederken günümüzde bu oran % 5&#8242;e kadar düşmüştür.
Etki mekanizması nasıldır ?
Bu yöntem kadının hormonal dengesindeki değişikliklere bağlı olarak ortaya çıkan vücut ısısı artışı, akıntı miktar ve şeklindeki artış, yumurtlama esnasında kadının ağrı duyması, adet düzeni belirli bir süre izlendikten sonra yumurtlama gününün tahmin edilmesi ile spermin ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" width="160" align="right">
<tbody>
<tr>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Bütün hesaplamalarda önemli olan adetin başladığı tarihtir.Adet bitiş tarihi hiç bir zaman dikkate alınmaz.</p>
<p>Dünya sağlık örgütü takvim yöntemini kadının adet dönemi süresince gebe kalma olasılığının yüksek olduğu günleri belirleme ve bu günlerde ilişkiden kaçınarak gebeliğin önlenmesidir.<br />
Modern yöntemlerin yaygınlaşmasından önce çiftlerin %25&#8242;i bu yöntemi tercih ederken günümüzde bu oran % 5&#8242;e kadar düşmüştür.</p>
<p><a name="bm1"><strong>Etki mekanizması nasıldır ?</strong></a><br />
Bu yöntem kadının hormonal dengesindeki değişikliklere bağlı olarak ortaya çıkan vücut ısısı artışı, akıntı miktar ve şeklindeki artış, yumurtlama esnasında kadının ağrı duyması, adet düzeni belirli bir süre izlendikten sonra yumurtlama gününün tahmin edilmesi ile spermin dölleme yeteneğini koruma süresi de göz önüne alınarak cinsel ilişkiye ara vermek ya da ek bir korunma yöntemi uygulamak şeklindedir.</p>
<p><a name="bm2"><strong>Etkinliği ne kadardır ?</strong></a><br />
Bu yöntemin başarısızlık oranı oldukça yüksektir. Olağan çiftlerde başarısızlık %20&#8242;lere kadar çıkmaktadır.</p>
<p><a name="bm3"><strong>Nasıl uygulanır ?</strong></a><br />
1. Adet dönemlerinin uzunluğu en az 8 ay süreyle kaydedilmelidir.<br />
2. En uzun dönemden 11 gün çıkartın<br />
3. En kısa dönemden 18 gün çıkartın<br />
4. Bu dönemlerde ya ilişkide bulunmayın ya da bir korunma yöntemi uygulayın.</p>
<p>Bir dönemin uzunluğu adet kanamasının ilk gününden bir sonraki adet döneminin ilk gününe kadar olan süredir.</p>
<p><strong>ÖRNEK:</strong> En kısa adet dönemi 28 gün, en uzun dönemi 30 gün olan bir kadında;</p>
<p><strong>en kısa dönem &#8211; 18 28 -18 = 10</strong></p>
<p><strong>en uzun dönem &#8211; 11 30 -11 = 19 </strong></p>
<p>gebe kalması açısından tehlikeli olan dönem adetin 10-19 günleri arasıdır.</p>
<p>Bu günleri hesaplamada aşağıdaki tablo kulanılabilir.</p>
<table border="1" bgcolor="#c2d7eb" background="http://kadin.hastaliklari.com/resimler/back.gif">
<tbody>
<tr>
<td width="80" bgcolor="#ffddbb"><strong>En kısa dönem gün sayısı</strong></td>
<td width="104" bgcolor="#ffddbb"><strong>İlk tehlikeli gün</strong></td>
<td width="103" bgcolor="#ffddbb"><strong>En uzun dönem gün sayısı</strong></td>
<td width="114" bgcolor="#ffddbb"><strong>Son tehlikeli gün</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>21 </strong></td>
<td width="104"><strong>3 </strong></td>
<td width="103"><strong>21 </strong></td>
<td width="114"><strong>10 </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>22 </strong></td>
<td width="104"><strong>4 </strong></td>
<td width="103"><strong>22 </strong></td>
<td width="114"><strong>11 </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>23 </strong></td>
<td width="104"><strong>5 </strong></td>
<td width="103"><strong>23 </strong></td>
<td width="114"><strong>12 </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>24 </strong></td>
<td width="104"><strong>6 </strong></td>
<td width="103"><strong>24 </strong></td>
<td width="114"><strong>13 </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>25 </strong></td>
<td width="104"><strong>7 </strong></td>
<td width="103"><strong>25 </strong></td>
<td width="114"><strong>14 </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>26 </strong></td>
<td width="104"><strong>8 </strong></td>
<td width="103"><strong>26 </strong></td>
<td width="114"><strong>15 </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>27 </strong></td>
<td width="104"><strong>9 </strong></td>
<td width="103"><strong>27 </strong></td>
<td width="114"><strong>16 </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>28 </strong></td>
<td width="104"><strong>10 </strong></td>
<td width="103"><strong>28 </strong></td>
<td width="114"><strong>17 </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>29 </strong></td>
<td width="104"><strong>11 </strong></td>
<td width="103"><strong>29 </strong></td>
<td width="114"><strong>18 </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>30 </strong></td>
<td width="104"><strong>12 </strong></td>
<td width="103"><strong>30 </strong></td>
<td width="114"><strong>19 </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>31 </strong></td>
<td width="104"><strong>13 </strong></td>
<td width="103"><strong>31 </strong></td>
<td width="114"><strong>20 </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>32 </strong></td>
<td width="104"><strong>14 </strong></td>
<td width="103"><strong>32 </strong></td>
<td width="114"><strong>21 </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>33 </strong></td>
<td width="104"><strong>15 </strong></td>
<td width="103"><strong>33 </strong></td>
<td width="114"><strong>22 </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>34 </strong></td>
<td width="104"><strong>16 </strong></td>
<td width="103"><strong>34 </strong></td>
<td width="114"><strong>23 </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>35 </strong></td>
<td width="104"><strong>17 </strong></td>
<td width="103"><strong>35 </strong></td>
<td width="114"><strong>24 </strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Adet dönemlerinin uzunluğu çok değişkense ya da kişi düzensiz adet görüyorsa bu yöntem uygun değildir ve mutlaka hekim kontrolü gereklidir.</p>
<p>Yumurtlama anı ayrıca, kadının hergün sabah kalktığında herhangi bir fiziksel aktivitede bulunmadan önce vücut sıcaklığını ölçmesi ya da her gün vajindan gelen akıntının kıvam ve miktarını değerlendirmesiyle de saptanabilir.</p>
<p>Kaynak:Dr Alper Mumcu</p>
<p>Hazırlayan :Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/dogum-kontrolu-takvim-yontemi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsellik Acı Veriyorsa</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/cinsellik-aci-veriyorsa.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/cinsellik-aci-veriyorsa.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Jan 2010 20:14:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[Vajina]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3312</guid>
		<description><![CDATA[Bu tip rahatsızlıklar çok yaygın görülür, ancak dereceleri ve nedenleri çok değişkendir. Basit batmalardan çok şiddetli acılara kadar, jenital rahatsızlıklar çok geniş bir yelpaze üzerinde dağılır. Acılar hafif, dayanılır oldukları zaman kadınların büyük çoğunluğu doktora başvurmaya gerek görmüyor ve bunların normal ve geçici olduğunu düşünüyorlar. Kadınlar ancak acıların şiddeti artığı zaman doktora gidiyor. Fakat bu tip rahatsızlıklarda en ufak bir belirti bile gözardı edilmemeli. Bugün çok küçük bir sorun gibi görünen şikayetler, yarın kısırlığa bile varan ciddi problemlerin başlangıcı olabilir.
Eğer ağrılı bir cinsellik yaşıyorsanız mutlaka doktora başvurmalısınız.
Eğer cinsel ilişki sırasında ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000; font-stretch: normal; font-size: 12px;"><strong></strong>Bu tip rahatsızlıklar çok yaygın görülür, ancak dereceleri ve nedenleri çok değişkendir. Basit batmalardan çok şiddetli acılara kadar, jenital rahatsızlıklar çok geniş bir yelpaze üzerinde dağılır. Acılar hafif, dayanılır oldukları zaman kadınların büyük çoğunluğu doktora başvurmaya gerek görmüyor ve bunların normal ve geçici olduğunu düşünüyorlar. Kadınlar ancak acıların şiddeti artığı zaman doktora gidiyor. Fakat bu tip rahatsızlıklarda en ufak bir belirti bile gözardı edilmemeli. Bugün çok küçük bir sorun gibi görünen şikayetler, yarın kısırlığa bile varan ciddi problemlerin başlangıcı olabilir.<br />
Eğer ağrılı bir cinsellik yaşıyorsanız mutlaka doktora başvurmalısınız.<br />
Eğer cinsel ilişki sırasında acı duyuyorsanız, sizin anlattıklarınız teşhis koymada yol gösterecektir. Bunun için doktorunuza yaşınızı, cinsel yaşamınızı, daha önce geçirmiş olduğunuz enfeksiyon ya da alerji gibi rahatsızlıkları, kullandığınız doğum kontrol yöntemlerini, acıların türü ve nerede olduğu konularında bilgi vermeniz gerekir. Kesin tanının konulabilmesi için, bütün bu bilgilerin doğru verilmesi gerekir.</span></p>
<p>Acının hangi bölgede hissedildiği önemli<br />
Genital ağrıların yeri tanı için büyük önem taşır. Genel olarak acıların bölgeleri ikiye ayrılır: Yüzeydeki ve derindeki acılar.</p>
<p>Yüzeydeki acılar: Vajina girişinde meydana gelen acılar için yüzeysel acılar terimi kullanılır. Bu tip acıların genel belirtileri kaşıntı, yanma hissi, tahriş ve akıntılardır. Bu belirtiler akla ilk olarak enfeksiyon, mantar ya da alerjik bir sorunu getirir. Daha önce yaşanmış olan bir mantar sorunu da, mukozada küçük izler bırakmışsa, ilişki sırasında acı hissedilmesine yol açabilir.</p>
<p>Derindeki acılar: İlişki sırasında vajinanın girişinde değil, daha derininde hissedilen, hatta karın bölgesine bile vurabilen ağrı ve acılardır. Bunlar endometrite, salpingite ya da yumurtalıkları ilgilendiren belirtiler olabilir.</p>
<p>Ayrıntılı bir muayene şart</p>
<p>Hastanın anlattıkları doğrultusunda jinekolog, vajinanın durumunu, bir kızarıklık olup olmadığını, enfeksiyon ve enfeksiyon türü rahatsızlıkların belirtilerini, herhangi bir tahriş ya da yırtılma olup olmadığını kontrol eder. Ayrıca el muyanesi yardımıyla acının yerini de tespit etmeye çalışır. Eğer jinekolog gerek görürse, çeşitli labaratuvar tetkiklerinin yapılmasını da isteyebilir.</p>
<p>Mukoza kuruluğu vajinal acıda büyük rol oynar<br />
Cinsel ilişki sırasında kadınların yaşadığı acıların öncelikli nedeni, mukozanın yeterince kaygan olmamasıdır. Bunun birçok sebebi vardır: Yorgunluk, stres, partnerle uyumsuzluk, doğumkontrol hapı ya da diğer ilaçların mukozayı yıpratması, hormon salgılanmasında azalma, menopoz gibi nedenler vajinada kuruluk meydana getirir ve bu da cinsel birleşmeyi zorlaştırır. Böyle durumlar da acı hissedilmesine yol açabilir.</p>
<p>Psikoloji çok önemli</p>
<p>Tıbbi olarak açıklanamayan sorunların kökeninde genellikle psikolojik problemler yatar. Aşk ve cinsel istek olmasına rağmen ilişki sırasında kasılmaların ya da acıların yaşanmasının altında, çocukluk ya da gençlik döneminde cinsellikle ilgili kötü anıların varlığı aranır. Veya yetiştirilme tarzının getirdiği etkiler kadının beyin olarak cinselliğe hazırlanamamasına yol açabilir ve bu da ilişkileri zor ve acılı kılabilir.</p>
<p>Uygun bir tedavi</p>
<p>Vajinal kuruluk durumunda kayganlaştırıcı bir krem kullanılarak cinsel ilişki kolaylaştırılabilir. Menopoz dönemindeki kadınlarda bu kremlerin yanısıra, hormon tedavisinin uygulanması da önemlidir. Bu tedavi sayesinde menopozun diğer yan etkileri de ortadan kaldırılır ve kadın psikolojik olarak da rahatlar.<br />
Enfeksiyonlar söz konusu olduğunda, ağızdan alınacak ya da lokal antibiyotik tedavisiyle enfeksiyon dindirilir.</p>
<p>Doğum sonrası cinsel ilişki acıların dindirilmesinin en iyi ilacı sabır ve zamandır.<br />
Jinekolojik rahatsızlıklarda tedaviler farklılaşır. Endometriyozis durumunda kuvvetli projestatiflerin alınması gerekir. Bazen cerrahi müdahale de söz konusu olabilir. Kistlerin %90 ı kendiliğinden geçerken, kalanı için uygun tedaviler yapılır.</p>
<p>Ağrı ve acıların nedeni psikolojikse, en iyi ilaç hastanın kendisidir. Böyle durumlarda hastanın önce kendi beyninde sorunu kabul edip, bunu partneriyle konuşması gerekir. Partnerinin ona yardımcı olması, kendisini güvende ve rahat hissetmesini sağlar.</p>
<p><span style="color: #000000; font-stretch: normal; font-size: 12px;">Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/cinsellik-aci-veriyorsa.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İç Giyim İçin Beden Ölçüsü</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/ic-giyim-icin-beden-olcusu.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/ic-giyim-icin-beden-olcusu.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 10:23:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Beden ölçüsü]]></category>
		<category><![CDATA[gelinlik]]></category>
		<category><![CDATA[Günlük giysi]]></category>
		<category><![CDATA[iç giyim]]></category>
		<category><![CDATA[Tam bedden ölçüsü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3104</guid>
		<description><![CDATA[BEDEN ÖLÇÜNÜZÜ ÖĞRENİN

Nasıl gelinlik ya da günlük giysilerini alırken beden ölçünüz önemli ise iç çamaşırı  alırken daha da önemlidir. Hatta en çok iç giyime özen göstermeliyiz.Çünkü iç giyim dışarıya yansıyacak duruşunuzu belirler.  Bilinçsizce yapılacak alışverişler yüzünden iç çamaşırınızın her değişiminde farklı  bir görünüme sahip olabilirsiniz. Kısaca çamaşır alırken doğru beden ölçüsü çok  önemlidir. Evlenirken daha önemlidir.
Tam beden ölçünüzü bilmiyor ve öğrenmek istiyorsunuz. Seçkin iç giyim mağazalarının  bazılarında beden ölçümü yapılır. Yolunuzun düştüğü bir gün herhangi birini deneyin.  Mağazaya girin iç çamaşırlarından sütyen bölümüne geçip ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">BEDEN ÖLÇÜNÜZÜ ÖĞRENİN<br />
</span></p>
<p><span id="objectContent">Nasıl gelinlik ya da günlük giysilerini alırken beden ölçünüz önemli ise iç çamaşırı  alırken daha da önemlidir. Hatta en çok iç giyime özen göstermeliyiz.Çünkü iç giyim dışarıya yansıyacak duruşunuzu belirler.  Bilinçsizce yapılacak alışverişler yüzünden iç çamaşırınızın her değişiminde farklı  bir görünüme sahip olabilirsiniz. Kısaca çamaşır alırken doğru beden ölçüsü çok  önemlidir. Evlenirken daha önemlidir.</span></p>
<p>Tam beden ölçünüzü bilmiyor ve öğrenmek istiyorsunuz. Seçkin iç giyim mağazalarının  bazılarında beden ölçümü yapılır. Yolunuzun düştüğü bir gün herhangi birini deneyin.  Mağazaya girin iç çamaşırlarından sütyen bölümüne geçip iç beden ölçünüzü öğrenin.</p>
<p>Size başka bir alternatif de sunabiliriz. Normal iç beden ölçümünde İngiliz ölçü  birimi olan inç kullanılır. Ve 1inç 2.54cm ye tekabül eder. İnç birimli mezura  ile ölçüm yapılırken, önce bedeniniz göğüs altından çepeçevre ölçülür. İkinci  olarakta göğüs çevresi ölçülür. Bu rakam 34’ten küçük ve tek ise 5; çift ise 4  eklenerek kap ölçüsü belirlenir. Kap iç beden ölçüsüne verilen isimdir. Kap ölçüleri  harflerle sınıflandırılmıştır. AA – A – B – C – D – E – F   olarak. Her harf arasında  1 inç fark vardır. Bu formülle sizde beden ölçünüzü bulabilirsiniz. Ya da isterseniz  kendinizi bir iç giyim mağazasına yönlendirerek garantiye alabilirsiniz.</p>
<p><span> Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/ic-giyim-icin-beden-olcusu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gelinlerle İlgili Batıl İnançlar</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/gelinlerle-ilgili-batil-inanclar.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/gelinlerle-ilgili-batil-inanclar.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 10:16:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Batıl inançlar]]></category>
		<category><![CDATA[gelin]]></category>
		<category><![CDATA[gelin ayakkabısı]]></category>
		<category><![CDATA[Gelinler]]></category>
		<category><![CDATA[Gelinlik eteği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3102</guid>
		<description><![CDATA[Herkes gelinlerle ilgili batıl inançlardan bir iki tanesini mutlaka duymuştur. İşte gelinlerle ilgili batıl inançların hepsi:
*Gelin ayakkabılarının altına ya da gelinliğin eteğine ismini yazmak&#8230;
*Kına gecesinde çıkarılan duvağı, kısmeti kapalı olduğuna inanılan kızın başına  takmak&#8230;
*Pazartesi günü, oğlan evinin kızlarının, kız evinde genç gelinin saçından &#8220;darısı  başıma&#8221; diyerek bir tutam saç kesmek&#8230;
*Gelin evden giderken, arkada kalan evlenmemiş kızlar süpürsün diye süpürge bırakmak&#8230;
*Kız evinde, oğlan tarafından gelen nişan sepetini ya da tepsisini, evlenmemiş  bir kızın başının üstünde açarak, onun da kısmetinin açılmasını sağlamak&#8230;
*Düğün gecesi gelinle birlikte yatmak&#8230;
*Gelin duvağından gelin teli ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Herkes gelinlerle ilgili batıl inançlardan bir iki tanesini mutlaka duymuştur. İşte gelinlerle ilgili batıl inançların hepsi:</p>
<p><span id="objectContent">*Gelin ayakkabılarının altına ya da gelinliğin eteğine ismini yazmak&#8230;<br />
*Kına gecesinde çıkarılan duvağı, kısmeti kapalı olduğuna inanılan kızın başına  takmak&#8230;<br />
*Pazartesi günü, oğlan evinin kızlarının, kız evinde genç gelinin saçından &#8220;darısı  başıma&#8221; diyerek bir tutam saç kesmek&#8230;<br />
*Gelin evden giderken, arkada kalan evlenmemiş kızlar süpürsün diye süpürge bırakmak&#8230;<br />
*Kız evinde, oğlan tarafından gelen nişan sepetini ya da tepsisini, evlenmemiş  bir kızın başının üstünde açarak, onun da kısmetinin açılmasını sağlamak&#8230;<br />
*Düğün gecesi gelinle birlikte yatmak&#8230;<br />
*Gelin duvağından gelin teli koparmak&#8230;<br />
*Gerdek gecesi geline ikram edilen baklavadan gelin, bir diş ısırır, kalanı ise  evlenmemiş kızların kısmeti açılsın diye onlara yedirilir&#8230;<br />
*Gelin attan inmeden verilen bir bardak suya serçe parmağını sokar, sonra bardaktaki  suyu hayırlı bir kısmet bulmaları için bekar erkekler birer yudum olarak içerler&#8230;<br />
*Gelin oturacağı eve geldiğinde, sağ koltuk altına Kur-an, sol koltuk altına  ise ekmek konur. Sonra bunlar alınır ve ekmekten birer lokma koparılarak &#8220;darısı  sizin başınıza&#8221; diyerek kızlara dağıtılır, kızlar da sözde utanarak, sıkılarak  ekmek parçalarını yerler&#8230;<br />
Söz kesmeye gidildiğinde, sözü kesilecek olan kız misafirlerin bulunduğu odaya  ayaklarını sürüyerek girerse, o semtin kızlarının kocaya erken gideceğine inanılır&#8230; </span></p>
<p><span id="objectContent">*Gelin gerdek gecesinin ertesi gününden bir hafta sonrasına kadar, kendini görmeye  gelen evlenmemiş kızların burunlarını sıkar, bu, onlara da evliliğin bulaşması  anlamı taşır.</p>
<p>*Geline kına yakıldıktan sonra, kalan kına evlenmemiş kızlara yakılır. Ayak kınasından  alınarak kızların başına sürülür ve &#8220;bahtları açılsın&#8221; denir&#8230;</p>
<p>*Kına gecesi evlenmemiş olanlar, içilen kına şerbeti bardağının içine bir miktar  para bırakırlar, parayı bırakanın talihinin açılacağına, bırakmayanın da felakete  uğrayacağına inanılır&#8230;<br />
Düğünde kısmeti kapalı olan kız, masadan bir kaşık çalarak bunu kızın oturduğu  evin damına atar. Şayet kızın annesi ya da babası kaşığı görüp başka bir yere  atarlarsa, o kızın kısmeti kapalı kalır. Yok eğer, &#8220;bu kaşığı kim atmış, sahibi  kim?&#8221; diyerek sahibini ararlarsa, kızın kısmeti açılır. Kaşığı kimse görmese bile  kızın kısmeti açılır&#8230;<br />
Nişan yüzüklerindeki kurdeladan bir parça alan kızın kısmetinin açılacağına inanılır&#8230;</p>
<p>Düğünde gelinin ve damat ın başı üstüne atılan paradan almak da, uğur sayılır&#8230;</p>
<p>Gerdek öncesi gelin ve damattan kalan yemeği yiyen kızların kısmeti açılır diye  bilinir&#8230;</p>
<p>Gerdek gecesinin ertesi günü gelinin yanına kısmeti kapalı iki kız oturtulur.  Bu suretle onların da kısmetlerinin açılacağı kabul edilir&#8230;</p>
<p>Kısmeti kapalı kızlara gelin, erkeklere de damat hamamda başlarından aşağı su  dökerek, kısmetlerinin açılmasını sağlarlar&#8230;</p>
<p>Nişan duası sırasında duayı yapan önüne konan şekerleri okur, bu şekerlerden  üç tane yiyen bekarların kısmeti açılır&#8230;</p>
<p>İmam nikahından sonra, erkek tarafından gelen şekerler yenir, kısmeti kapalı  olanların bu şekerlerden yedikten sonra kısmetlerinin açılacağına inanılır&#8230;</p>
<p>Gelin, damat evine geldikten sonra üzerine halka ekmekler takılmış bir oklavayı,  kaynanayla birlikte tutarak oynar. Sonra bu ekmekler oradaki bekarlara dağıtılır  ve yiyenlerin kısmetlerinin açılacağına inanılır&#8230; </span></p>
<p><span> Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/gelinlerle-ilgili-batil-inanclar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evlenilmeyecek Erkekler</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/evlenilmeyecek-erkekler.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/evlenilmeyecek-erkekler.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 10:12:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Evlenilecek erkek]]></category>
		<category><![CDATA[Evlenilecek erkek tipi]]></category>
		<category><![CDATA[Evlenilmeyecek erkek]]></category>
		<category><![CDATA[Evlenilmeyecek erkek tipi]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3100</guid>
		<description><![CDATA[Bazı erkekler evlilik düşünüldüğünde gerçekten katlanılmazdır.İşte bu erkek tipi:
* Evliliği kabus gibi gördüğünü sürekli yenileyen biriyse.
* Eğitimi ortaokul düzeyinde kalmışsa.
* Eğitimsiz ve bir de sürekli olacağı düşünülen bir işi yoksa.
* Bazı geceler iş toplantılarına gidiyor ve bu toplantılar uzuyorsa.
* Serseri ruhlu ve sürekli romantik takılıyorsa.
* Geceleri ünlü gece kulüplerine nereden bulduğu belli olmayan paralarla gidiyorsa.
* Her gördüğü güzel kadına bakmaktan kendini alamıyorsa.
* Babasının ne kadar zengin olduğunu anlatıyorsa.
Hangi erkekle evlenilir?
* Öncelikle tabiiki seni seven erkekle evlen
* Türkiye’de ya da yurt dışında iyi bir diploması olması (şart değil) tercih  nedeni.
* ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bazı erkekler evlilik düşünüldüğünde gerçekten katlanılmazdır.İşte bu erkek tipi:</p>
<p><span id="objectContent">* Evliliği kabus gibi gördüğünü sürekli yenileyen biriyse.<br />
* Eğitimi ortaokul düzeyinde kalmışsa.<br />
* Eğitimsiz ve bir de sürekli olacağı düşünülen bir işi yoksa.<br />
* Bazı geceler iş toplantılarına gidiyor ve bu toplantılar uzuyorsa.<br />
* Serseri ruhlu ve sürekli romantik takılıyorsa.<br />
* Geceleri ünlü gece kulüplerine nereden bulduğu belli olmayan paralarla gidiyorsa.<br />
* Her gördüğü güzel kadına bakmaktan kendini alamıyorsa.<br />
* Babasının ne kadar zengin olduğunu anlatıyorsa.</p>
<p>Hangi erkekle evlenilir?</p>
<p>* Öncelikle tabiiki seni seven erkekle evlen<br />
* Türkiye’de ya da yurt dışında iyi bir diploması olması (şart değil) tercih  nedeni.<br />
* Aile geçmişi iyi olacak.<br />
* Kumarı ve içkisi olmayacak.<br />
* Bir evi ve arabası mutlaka olacak.<br />
* Güvenilir olacak. Aldatmayacağına dair izlenimler edinilecek.<br />
* Çalıştığı bir işi ya da kendi işyeri olması tercih sebebidir.<br />
* İleride iyi bir baba olacağı düşünülecek.<br />
* İyi bir aşık olacak.</span></p>
<p><span> Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/evlenilmeyecek-erkekler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Düğün Hatıraları</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/dugun-hatiralari.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/dugun-hatiralari.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 10:08:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Albüm]]></category>
		<category><![CDATA[düğün]]></category>
		<category><![CDATA[Düğün fotoğrafları]]></category>
		<category><![CDATA[Düğün hatıraları]]></category>
		<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3098</guid>
		<description><![CDATA[Zaman geçer bizler yaşlanırız,her şey değişir,ama değiştirmek istemediklerimizi, hep hatırlamak  istediklerimizi fotoğraf sayesinde ölümsüzleştiririz. En özel anlarımızı hep  bir karede sabitleriz. Düğünler de ölümsüzlüğü en çok hak eden anlardır.
Düğün fotoğraflarınızın oluştuğu bir albüme bakmak ömür boyu o güzel günü hatırlamak  demektir. Sizin, ailenizin, dostlarınızın bulunduğu kareler hep o günleri ve o  gün yanınızda olanlarla mutluluğunuzu paylaşmanın saadetini tekrar yaşamanız demektir.  Çektirdiğiniz her kare aşkınızın belgesi olacaktır.
Ya düğün videolarınız? Düğününüzde çektirdiğiniz videolar ise mutluluğunuzu nerdeyse  canlı yaşamanıza neden olacaktır. Videoyla düğününüzün kontrolü sizin elinizde  ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Zaman geçer bizler yaşlanırız,her şey değişir,ama değiştirmek istemediklerimizi, hep hatırlamak  istediklerimizi fotoğraf sayesinde ölümsüzleştiririz. En özel anlarımızı hep  bir karede sabitleriz. Düğünler de ölümsüzlüğü en çok hak eden anlardır.<br />
Düğün fotoğraflarınızın oluştuğu bir albüme bakmak ömür boyu o güzel günü hatırlamak  demektir. Sizin, ailenizin, dostlarınızın bulunduğu kareler hep o günleri ve o  gün yanınızda olanlarla mutluluğunuzu paylaşmanın saadetini tekrar yaşamanız demektir.  Çektirdiğiniz her kare aşkınızın belgesi olacaktır.<br />
Ya düğün videolarınız? Düğününüzde çektirdiğiniz videolar ise mutluluğunuzu nerdeyse  canlı yaşamanıza neden olacaktır. Videoyla düğününüzün kontrolü sizin elinizde  olacaktır. İstediğiniz yeri tekrar tekrar izler, tekrar tekrar o heyecanı yaşarsınız.<br />
Profesyonel fotoğrafçılar ve videocular ile düğününüzü ölümsüzleştirin. Bol bol  fotoğraf çekilin. O özel anın sadece düğün gününde kalmasına izin vermeyin. </span></p>
<p><span> Hazırlayın : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/dugun-hatiralari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evlilik ve Aile İlişkileri</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/evlilik-ve-aile-iliskileri.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/evlilik-ve-aile-iliskileri.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 09:52:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Aile ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Evliliklte aile ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilikte ebedi mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilikte mutluluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3096</guid>
		<description><![CDATA[Evlendiniz ve mutlusunuz fakat bu mutluluğun daim olmasını istiyorsunuz.. Çünkü şimdi ki evliliklerin birçoğu başlar başlamaz bitiyor. Boşuna  korkuyorsunuz. Evlilikte mutlu olmak sizin elinizde.
Evliliğin ilk yılları bir hayli çetin geçer. Yeni bir dünyaya alışmak kolay değil.  zorlanabilirsiniz, ama bu canınızı sıkmasın. Her yeni evli çift aynı kaygıları  yaşar. Aile içi ilişkilerinizde mutluluğu biraz sabır, biraz tolerans ve biraz  da hayalleri kısmakla yaklayabilirsiniz. Nasıl mı? Şöyle ki, evlilikte aile bağları,  temelden sağlam atılmalıdır. Evlenmeye karar verdiğiniz an eşinizin ailesini kendi  aileniz kabul etmiş olursunuz. Bu ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Evlendiniz ve mutlusunuz fakat bu mutluluğun daim olmasını istiyorsunuz.. Çünkü şimdi ki evliliklerin birçoğu başlar başlamaz bitiyor. Boşuna  korkuyorsunuz. Evlilikte mutlu olmak sizin elinizde.<br />
Evliliğin ilk yılları bir hayli çetin geçer. Yeni bir dünyaya alışmak kolay değil.  zorlanabilirsiniz, ama bu canınızı sıkmasın. Her yeni evli çift aynı kaygıları  yaşar. Aile içi ilişkilerinizde mutluluğu biraz sabır, biraz tolerans ve biraz  da hayalleri kısmakla yaklayabilirsiniz. Nasıl mı? Şöyle ki, evlilikte aile bağları,  temelden sağlam atılmalıdır. Evlenmeye karar verdiğiniz an eşinizin ailesini kendi  aileniz kabul etmiş olursunuz. Bu ayrıntı bütün bir evliliğinize yansıyacak kadar  önemlidir. Unutmayın ki, aile içi anlaşmazlıkların en büyük sorunlarından biri  gelin kaynana kavgalarıdır. Ne büyük bir sorundur bu. Bunun nedeni olarak da uzmanlar  kaynanaların kocalarından görmedikleri sevgiyi oğullarından beklemeleri, kaynanam  bana yaptı bende hırsımı gelinden alırım diye düşünmeleri olduğunu açıklıyor.  Tabii sadece erkek anneleri değil evlilikleri bozan. Kız anneleri de evliliklerin  bozulmasında büyük etken olabiliyorlar. Gelinler annelerine evlilikte ki tüm ayrıntıları  anlatabiliyorlar. Aileler ne kadar evliliğin içindeyse evlilikteki sorunlarda  o kadar artıyor. Bu durumda, sizler ailelerinizi evliliğinizden uzak tutmalısınız.  Üçüncü kişilerin evliliğinizde söz hakkı olmadığını ailelerinize mümkün olduğunca  yumuşak bir dille anlatmalısınız.<br />
Tabii aileler arası ilişkilerinde aslında ne kadar önemli olduğu unutulmamalı.  Dünürlerin birbirleriye olan anlaşmazlıkları da evliliğinize yansır. Bu durumu  da düzeltmek yine sizin elinizde. Ne kadar da çok görev düşüyor değil mi size.  Zaten bu yüzden sabır göstermenizi ve hayallerinizi kısmanızı söyledik. Evliliğiniz  hayallerinizdeki gibi gitmeyebilir. Hemen pes etmeyin.<br />
Sadece kaynanalar değil bu kavgaların sorumlusu. Gelinler de aynı sorunlara neden  olabiliyor. Kocalarını annelerinden kıskanmaları, ailelerinde görmedikleri huzuru  burada da bulamayacaklarından korkmaları, eğer annelerine kaynanaları tatsızlıklar  yaşatmışsa kendi kaynanasının da aynısını kendisine yaşatacağından korkmaları�  bu tür olgularda evliliğin gidişatına gölge düşürebilir. Sizin yapmanız gereken  geçmişi evliliğinize yansıtmamanız.<br />
Evliliklerde eşlerden kaynaklanan sorunlar da olabilir. Evliliklerde en büyük  sorunu eşler arasındaki duygusal beklentilerin karşılanmaması oluşturuyor. Evliliğin  ilk 4 yılı çok önemlidir. 4 yıl boyunca evliliğe alışmaya çalışırsınız. Doğal  olarak iki ayrı alışkanlığın bir çatı altına girmesi kolay olmuyor. 25-30 yıl  bekar yaşadıktan sonra hayatınızı biriyle paylaşmak kolay değil. Üstelik evlilik  eşlerin birbirlerini gerçekten tanımaya başladıkları zamandır. Nişanlılık ve flört  döneminde çiftler karşısındaki insanın beklentilerine göre şekil alır ve öyle  davranır. Bu da ilişkiyi doğal olmaktan çıkarır. Fakat evlilik bu yapaylığı ortadan  kaldırıyor ve her iki tarafta doğal olmaya başlıyor. Sonuç olarakta benim evlendiğim  kişi bu değildi gibi bir tatminkarsızlık ortaya çıkıyor. Siz ve eşiniz iki farklı  insansınız. Tek bir kalıp haline gelemezsiniz. Bunu unutmamalı ve gerektirdiği  gibi davranmalısınız.eşinizin sizinle her konuda aynı düşünmesini bekleyemezsiniz.<br />
Eğer evliliğinizde yolunda gitmeyen bir şeyler varsa önce sorunlarınızı tek başınıza  halletmeye çalışmalısınız. Çözümleri en iyi siz bulabilirsiniz. Fakat evlilikteki  sorunlarınıza tek başınıza yetersiz kaldığınız takdirde bir evlilik danışmanına  başvurarak evliliğinizde ki sorunlara çözüm bulmaya çalışabilirsiniz. Aslında  her problemin bir çözümü olduğunu hatırlayarak, evliliğinizi hemen sonlandırmamalısınız.  Biraz çaba göstermelisiniz. Evliliklerin çoğu evlilikte gerçekten ciddi problemler  yaşandığı için değil, çiftlerin problemlere karşı direnç göstermemelerinden kaynaklanıyor. </span></p>
<p><span> Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/evlilik-ve-aile-iliskileri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gelinlik Saklamak</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/gelinlik-saklamak.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/gelinlik-saklamak.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 09:49:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Pratik Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Düğün sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[eski gelinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[gelinlik]]></category>
		<category><![CDATA[Gelinlik saklamak]]></category>
		<category><![CDATA[Kuru temizleme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3094</guid>
		<description><![CDATA[Gelinliliğinizi düğünden sonra da saklamak ,uzun yıllar aynı şekilde kalmasını sağlamak istersiniz.Hatta şimdiler de moda  olan bir şey eski gelinlikleri giymek istiyor gelinler. Belki sizin kızınız da  sizin gelinliğinizi giymek ister. O zaman gelinliğinizi güzelce saklamalısınız.
Düğün sonrası gelinliğinizi kuru temizlemede temizletin. Kumaş koruyucu spreyler  kullanarak, gelinliğinizin ömrünü uzatabilirsiniz. Gelinliğin ters yüzünü çevirerek  bir kılıfın içine koyun. Kılıfın kumaştan olmasına ve hava almasına dikkat edin.  Poşetten kılıflar gelinliğinizi saklamak için hiçte uygun malzemeler değildir. 
 Hazırlayan : Nisan

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Gelinliliğinizi düğünden sonra da saklamak ,uzun yıllar aynı şekilde kalmasını sağlamak istersiniz.Hatta şimdiler de moda  olan bir şey eski gelinlikleri giymek istiyor gelinler. Belki sizin kızınız da  sizin gelinliğinizi giymek ister. O zaman gelinliğinizi güzelce saklamalısınız.<br />
Düğün sonrası gelinliğinizi kuru temizlemede temizletin. Kumaş koruyucu spreyler  kullanarak, gelinliğinizin ömrünü uzatabilirsiniz. Gelinliğin ters yüzünü çevirerek  bir kılıfın içine koyun. Kılıfın kumaştan olmasına ve hava almasına dikkat edin.  Poşetten kılıflar gelinliğinizi saklamak için hiçte uygun malzemeler değildir. </span></p>
<p><span> Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/gelinlik-saklamak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gelinlik Hazırlamak İçin İdeal Zaman</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/gelinlik-hazirlamak-icin-ideal-zaman.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/gelinlik-hazirlamak-icin-ideal-zaman.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 09:44:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[düğün]]></category>
		<category><![CDATA[Düğün tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[gelin]]></category>
		<category><![CDATA[gelinlik]]></category>
		<category><![CDATA[Gelinlik hazırlığı]]></category>
		<category><![CDATA[gelinlik modeli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3092</guid>
		<description><![CDATA[Gelinlik modeli öyle hemencecik karar verilebilecek bir konu değildir.Düğün tarihinden mümkün olduğunca uzak bir zamanda araştırma yapmaya başlanmalıdır.
Zaten nişan hazırlıkları, düğün hazırlıkları, çok zamanınızı alacak. Gelinlik  seçimi de düğünde ki en özel ve önemli ayrıntı olduğuna göre aceleye gelmez. Ne  kadar boş vaktiniz olursa gelinlik araştırması için o kadar doğru kararlar alırsınız.
Gelinlik seçimine mümkün olduğunca erken başlayın dedik ama gelinlik siparişini  de düğüne mümkün olduğunca yakın bir tarihte verin. Böylece gelinliğiniz aklınızda  tam şeklini almış olur. Tabii ki öyle bir ay kala falan değil, düğüne 3 ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Gelinlik modeli öyle hemencecik karar verilebilecek bir konu değildir.Düğün tarihinden mümkün olduğunca uzak bir zamanda araştırma yapmaya başlanmalıdır.<br />
Zaten nişan hazırlıkları, düğün hazırlıkları, çok zamanınızı alacak. Gelinlik  seçimi de düğünde ki en özel ve önemli ayrıntı olduğuna göre aceleye gelmez. Ne  kadar boş vaktiniz olursa gelinlik araştırması için o kadar doğru kararlar alırsınız.</p>
<p>Gelinlik seçimine mümkün olduğunca erken başlayın dedik ama gelinlik siparişini  de düğüne mümkün olduğunca yakın bir tarihte verin. Böylece gelinliğiniz aklınızda  tam şeklini almış olur. Tabii ki öyle bir ay kala falan değil, düğüne 3 ay varken  verseniz gelinliğiniz rahatlıkla düğününüze yetişmiş olur. Düğününüz yaz ayına  denk gelmiyorsa tabii ki 3 ay yeterlidir. Unutmayın ki yaz ayları düğünlerin yoğunlaştığı,  bunun yanı sıra modacıların, moda evlerinin, gelinlik evlerinin, gelinlikçilerin  işlerinin yoğun olduğu aydır. Bu durumda gelinlik siparişinizi 4 ay önceden vermeniz  uygun olur.</p>
<p>Eğer gelinliğinizi bir gelinlik evinden, mağazadan hazır dikilmiş olarak alacaksanız  1,5 2 ay önceden siparişinizi vermelisiniz. Üzerinde yaptıracağınız değişikliklerden  sonra, gelinliğinizi teslim alabilirsiniz.<br />
Ama gelinlik tesliminin düğüne 2 hafta varken yapılmasını isteyin. Bazen gelinlikler  düğüne 1-2 gün varken teslim ediliyor. Gelinliğinizi aldığınızda beğenmediğiniz  özelliklerini değiştirmeniz için vaktiniz kalmıyor. </span></p>
<p><span id="objectContent"><br />
Hazırlayan : Nisan<br />
Gelinlik diktirirken provaları aksatmamalı, modacınızla her zaman iletişim halinde  olmalısınız. Düğün günü sizi giydirecek bir yardımcıyı da moda evinden istemeyi  unutmayın. Düğün gününe hazırlanırken kilonuzdaki bir değişiklik, ya da küçük  bir aksilik gelinliğinizi ve doğal olarak da düğününüzü olumsuz etkileyebilir.  Böyle olaylara ihtimal vermemek için tedbir emlak gerekir, değil mi? </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/gelinlik-hazirlamak-icin-ideal-zaman.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fikir Ayrılıklarının Sizi Ayırmasına İzin Vermeyin</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/fikir-ayriliklarinin-sizi-ayirmasina-izin-vermeyin.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/fikir-ayriliklarinin-sizi-ayirmasina-izin-vermeyin.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 09:15:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik öncesi anlaşmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Fikir ayrılıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Geçmiş]]></category>
		<category><![CDATA[Gelin sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[Maddi knular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3087</guid>
		<description><![CDATA[Düğün stresi gerçekten çok zor. Hesaplamalar, provalar, davetliler, planlar  derken sabrınız taşıyor ve
ilk patlayacağınız kişi de en yakınınızdaki müstakbel eşiniz oluyor. Unutmayın, bazı konularda  uzlaşmak için çaba harcamanız gerekir. Eşinizle düğün planları yaparken birden kendinizi içinden  çıkılmaz bir tartışma içinde bulursanız, kafanızı bir anlık boşaltıp ilişkiniz  için elinizden geleni yapmak istediğinizi kendinize hatırlatın. Hiçbir konu büyütmeye  değmez. Ama biz yine de, olası kavga ihtimallerini sizlere hatırlatalım;
1-Aile meseleleri
&#8220;Ailenin yolladığı davetli listesi neredeyse bizimkinin iki katı, üstelik parasını  biz ödüyoruz.&#8221;
Çiftleri en çok yoran konulardan biri maddi ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Düğün stresi gerçekten çok zor. Hesaplamalar, provalar, davetliler, planlar  derken sabrınız taşıyor ve<br />
ilk patlayacağınız kişi de en yakınınızdaki müstakbel eşiniz oluyor. Unutmayın, bazı konularda  uzlaşmak için çaba harcamanız gerekir. Eşinizle düğün planları yaparken birden kendinizi içinden  çıkılmaz bir tartışma içinde bulursanız, kafanızı bir anlık boşaltıp ilişkiniz  için elinizden geleni yapmak istediğinizi kendinize hatırlatın. Hiçbir konu büyütmeye  değmez. Ama biz yine de, olası kavga ihtimallerini sizlere hatırlatalım;</p>
<p>1-Aile meseleleri<br />
&#8220;Ailenin yolladığı davetli listesi neredeyse bizimkinin iki katı, üstelik parasını  biz ödüyoruz.&#8221;<br />
Çiftleri en çok yoran konulardan biri maddi anlaşmazlıklardır. Çiftlerin yanı  sıra ailelerin de düğün organizasyonunda payı büyüktür. Düğün her ne kadar ailelerin  de kendini gösterme platformu olsa da, düğün sizin düğününüz. Ailelerin isteklerini  bir yerde sınırlayın. Eşinizin ailesi çok kalabalık bir davetli listesi ile gelirse  paniğe kapılmayın. İki taraf da uzlaşmacı bir yol izlerse, tartışma ortadan kalkar. </span><span id="objectContent">2- Görev dağılımı<br />
&#8220;Düğün salonunda kullanılacak renkleri seçmek umrunda bile değil. Bu düğünü hiç  önemsemiyor&#8230;&#8221;<br />
Düğün bir iş bölümüdür. Bu nedenle, bu ağır yükün altına girmeden önce, hangi  taraf hangi konuları kolaylıkla halledebilirse, iş bölümü bu şekilde paylaştırılmalı.  Renk seçimi, dekor gibi konularda erkeklerin tercih yapmasını beklemek gereksiz.  Erkeklere sevdikleri işleri yaptırın. Siz, kendi tercihlerinizi belirleyin ama  bu süreç içinde eşinizi de konunun dışında tutmayın. Seçimlerinizi söyleyin, eşinizin  eklemek istediği detaylar varsa bunları da düğüne dahil edin.</p>
<p>3- Para<br />
&#8220;Bu gelinlik için bu kadar para harcamak yerine, balayımızda daha güzel bir yere  gitsek olmaz mı?&#8221;<br />
Bu konuda damada hak vermemek zor. Gelinlik hayatta tek bir gece giyilebilen,  gösterişli bir gelenek. Ama balayı; siz ve eşinizin birlikte çok güzel vakit geçirebileceği,  bulunmaz bir fırsat. Karşılıklı oturup bu konuyu derinlemesine konuşun, neye yatırım  yapmak istediğinizi iyi düşünün. Belki tercihleriniz düşündüğünüzden daha da yakındır.  Yine de ne olursa olsun, para meselelerini büyük bir sorun haline getirmekten  kaçının. Bu ilişkinizi ileride kötü etkileyebilir.</p>
<p>4- Din<br />
&#8220;Benim inançlarımı anlamak için çaba göstermiyor.&#8221;<br />
Bir insana, ondan neler beklediğinizi söylemedeğiniz sürece, istediklerinizi  almanız biraz zordur. Eşinizin sizin gelenek ve görenek konusundaki beklentileriniz  hakkında en ufak bir fikri bile olmayabilir. Türkiye�de din önemli bir kurumdur.  Din konusunda uzlaşmaya varmadan evlenmeyin. Sizin için önemli olan neyse, bunları  eşinize tek tek anlatın. Bu şekilde birbirinizi daha iyi tanıma şansı da yakalamış  olursunuz.</p>
<p>5- Zevkler<br />
&#8220;Ben beyaz çiçekler istiyorum, o pembe istiyor. Masada mumlar olsun diyorum ama  ona göre bu çok demodeymiş&#8230;&#8221;<br />
Hiçbirşeyle ilgilenmemesinden yakındığınız eşiniz, birkaç tercih ile ortaya çıktığında  bu durumla karşılaşabilirsiniz. Bu anda yapılacak en iyi şey; birlikte oturup  herkesin en çok istediği şeylerin bir listesini hazırlamak ve listedeki maddeleri  birlikte puanlamak. Böylece iki tarafın istekleri de yerine gelmiş olur. Örneğin  siz eşininizin seçtiği sarı rengi istemiyor, aynı şekilde eşiniz de sizin seçtiğiniz  pembe renge itiraz ediyorsa, oylamanızda bir üçüncü renk tercihi olsun, bu işleri  kolaylaştırır.</p>
<p>6- Düğünün yeri<br />
&#8220;Düğünümüzü neden senin ailenin olduğu şehirde yapıyoruz?&#8221;<br />
Eğer iki taraf da kendi istediği fikirden vazgeçmek istemiyorsa, geriye tek bir  çare kalıyor. İki aile, iki ayrı şehirde yaşıyor ve iki taraf da kendi yeri konusunda  ısrar ediyorsa, iki ayrı düğün partisi düzenlenebilir. Bu maddi açıdan sizi yorabilir  ama birçok tartışmayı da ortadan kaldırır. </span></p>
<p><span id="objectContent">7- Arkadaşlar<br />
&#8220;Sağdıç olarak o arkadaşını seçtiğine inanmıyorum. Yine fazla içecek ve düğünü  rezil edecek.&#8221;<br />
Artık iki tarafın da bir diğerine karşı hassas ve destekleyici olma zamanı geldi.  Sizin pek hoşlanmadığınız bir kişi, kocanız için çok değerli olabilir. Birlikte  birçok şey yaşamış, birçok anıyı paylaşmış insanlar birbirlerini her zaman korurlar.  Eğer sağdıç hakkında bir endişeniz varsa, düğünden önce yumuşak dille siz de kendisine  bunu anlatabilirisniz.</p>
<p>8- Gelin sendromu<br />
&#8220;Düğüne karar vermeden önce bambaşka bir insandın, birlikte sabahlara kadar eğlenirdik.  Şimdi tek yaptığın evlilik dergileri okuyup, detayları düşünmek.&#8221;<br />
Burada da damada hak vermek lazım. Evlilik ve onun getirdiği plan ve programlar,  hiçbir zaman ilişkinizin önüne geçmemeli. Harika bir düğün hazırlığı yaparken,  ilişkinizden olmanız da ihtimaller arasında. O yüzden siz siz olun, eşinizle iyi  vakit geçirmek için her fırsatı değerlendirin, omuzlarınızdaki stresi hafifletmeye  çalışın.</p>
<p>9- Evlilik öncesi anlaşmaları<br />
&#8220;Daha evlenmemişken, boşanma koşullarını hazırlamak niye?&#8221;<br />
Evlilik öncesi anlaşmaları, maddi konuların çok ötesinde, çiftleri en çok duygusal  açıdan zedeler. Güven, sevgi, adanmışlık gibi kavramları çiftlere yeniden sorgulatır.  Eğer taraflardan biri böyle bir anlaşma yapmak istiyorsa, bunu tüm ilişkinize  yansıtmayın. Birbirinden ayrı karakterler olduğunuzu unutmadan, olaylara onun  gözüyle bakmaya çalışın.</p>
<p>10- Geçmiş<br />
&#8220;Eski sevgilisini de düğüne çağırmak istiyor. Biliyorum çok iyi arkadaşlar, ama&#8230;&#8221;<br />
Evet, artık büyüme zamanı geldi. Bu savaşı çoktan kazandığınızı kabul edin çünkü  eşiniz evlenmek için sizi seçti. Kıskançlık yaparak kurduğunuz güzel ilişkiyi  bozmayın. Eşinizin arkadaşıyla siz de arkadaş olmaya çalışın, kim bilir belki  çok iyi anlaşırsınız&#8230;</p>
<p>Sonuç olarak; önemli olan herkesten önce sizin mutluluğunuz. Bunu tehlikeye atacak  tartışma ve gerginliklerden kaçının. Her ne kadar plan, organizasyon ve detaylar  içinde boğuluyormuş gibi hissetseniz de, düğünün eğlenceli birşey olması gerektiği  fikrini aklınızdan çıkarmayın. Düğün bir gün, evlilik bir ömür boyu sürer. Bir  günlük düğün stresinin yarattığı dargınlığı hayat boyu çözemeyebilirsiniz. Hiçbir  fikir veya tartışma, eşinizle olan ilişkinizden daha önemli değil&#8230; </span></p>
<p><span> Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/fikir-ayriliklarinin-sizi-ayirmasina-izin-vermeyin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Düğün Gelenekleri</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/dugun-gelenekleri.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/dugun-gelenekleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 09:09:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Damat]]></category>
		<category><![CDATA[düğün]]></category>
		<category><![CDATA[Düğün Gelenekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Düğün pastası]]></category>
		<category><![CDATA[gelin]]></category>
		<category><![CDATA[gelinlik]]></category>
		<category><![CDATA[Pasta]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3085</guid>
		<description><![CDATA[Düğünlerin kuralları, asırların izlerini taşıyor.Düğün de bilmeden yaptığımız onca şeyin aslında hiç de beklemediğimiz açıklamaları var.
Gelinler Neden Beyaz Giyer?
Beyaz, Romalılar zamanından beri kutlamaların rengi olarak kabul edilir. 20.yüzyılın  başında, bu renk masumiyetin ve temizliğin sembolü olmuştur. Günümüzdeyse beyaz  yine eğlence ve neşenin rengi. Ama artık evlenirken başka renkleri tercih edenlerde  var.
Hristiyan Düğünlerinde Nedimeler Neden Bir Örnek Giyinir?
Bu, Romalılardan kalma bir gelenek. Bir takım kötü ruhların, gelinle damadı lanetleyeceğine  inanan Romalılar, bu lanetleri yanıltmak için düğüne şahitlik edecek kişilerden  bazılarının gelin ve damada benzer giyinmelerini istermiş. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Düğünlerin kuralları, asırların izlerini taşıyor.Düğün de bilmeden yaptığımız onca şeyin aslında hiç de beklemediğimiz açıklamaları var.</p>
<p>Gelinler Neden Beyaz Giyer?<br />
Beyaz, Romalılar zamanından beri kutlamaların rengi olarak kabul edilir. 20.yüzyılın  başında, bu renk masumiyetin ve temizliğin sembolü olmuştur. Günümüzdeyse beyaz  yine eğlence ve neşenin rengi. Ama artık evlenirken başka renkleri tercih edenlerde  var.</p>
<p>Hristiyan Düğünlerinde Nedimeler Neden Bir Örnek Giyinir?<br />
Bu, Romalılardan kalma bir gelenek. Bir takım kötü ruhların, gelinle damadı lanetleyeceğine  inanan Romalılar, bu lanetleri yanıltmak için düğüne şahitlik edecek kişilerden  bazılarının gelin ve damada benzer giyinmelerini istermiş. Aynı geleneğe daha  sonra kilise düğünlerinde de devam edilmiş.</p>
<p>Neden Damat Gelini Öper?<br />
Gelini öpmek eskiden evlilik anlaşmasının mühürü olarak kabul edilirmiş. Aynı  zamanda gelinin ruhundan bir parçanın damada, damadın ruhundan bir parçanın da  geline geçtiğine inanıldığı için bu gelenek günümüze kadar gelmiş.</p>
<p>Düğün Pastası Nasıl Ortaya Çıkmıştır?<br />
Pasta verimliliğin ve iyi şansın sembolü olarak ortaya çıkmıştır. Eski dönemlerde  düğün törenlerinin sonunda gelinin başında bir ekmek kırılmış. Buğdayın, kadın  doğurganlığının temsili olduğu kabul edilirmiş. Davetliler de, şans getirmesi  için ekmek kırıntılarından alırlarmış. Orta Çağ’da, damat ve gelin küçük ekmeklerden  oluşan hale içinde öpüşürlermiş. 17. yüzyılda bir Fransız aşçı, bu ekmeğe daha  farklı, daha güzel bir şekil vermeye karar vermiş ve ilk düğün pastasını ortaya  çıkarmış.</p>
<p>Düğün Sonunda Neden Çiftin Üzerine Pirinç Atılır?<br />
Hemen bütün kültürlerde, bu bolluğun sembolü olarak kabul edilir. Bazı ülkelerde  gelinler, ellerinde başak dallarında oluşan bir demet taşır, konuklar, şans getirmesi  için bunlardan alır.</p>
<p>Neden Düğün Sonunda Gelin Buketi Havaya Fırlatılır?<br />
Gelinin fırlattığı buketi yakayalan kişinin şanslı olduğuna ve kısa bir süre  içinde evleneceğine inanılır.</p>
<p>Neden Yüzük Sol Elin İkinci Parmağına Takılır?<br />
Çok eski çağlarda tıp ile ilgili araştırmalar yapan ilk bilim adamları, bu parmaktan  kalbe doğru, kesintisiz uzanan bir damar olduğuna inanırlarmış. Bu yüzden de evliliğin  sembolü olan yüzüğün bu parmakta taşınması o çağlardan günümüze uzanan bir gelenek  olmuş. </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/dugun-gelenekleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Düğünde Formaliteler</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/dugunde-formaliteler.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/dugunde-formaliteler.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 09:06:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Damat]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilikte formaliteler]]></category>
		<category><![CDATA[Formaliteler]]></category>
		<category><![CDATA[gelin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3083</guid>
		<description><![CDATA[
Evlilik formalitelerini gözünüzde büyütmeyin. İşler formaliteye kadar gelmişse zaten zorbölüm bitmiş demektir.Formaliteler evliliğe karar vermekten herzaman daha kolaydır.Gerisi sadece birkaç ufak ayrıntıdan ibaret. Yeterki zamanlamayı  doğru yapın.
Gün Almak İçin Nikah Dairesine Nasıl Başvuruluyor?
Evlilik işlemlerine başlamak için öncelikle oturduğunuz ilçe veya semtin nikah  memurluğuna başvurmalısınız. Evleneceğiniz kişiyle ayrı ayrı semtelerde oturuyorsanız,  birinizin semtindeki nikah memurluğuna başvurmanız yeterli olacaktır.
Başvuru için Neler Gerekli?
Çiftlerin mutlaka şahsen gidip başvuru yapması gerekiyor. Başvuru istenenler  ise; 7’şer adet vesikalık fotoğrafınız, fotoğraflı ve yeni nüfus cüzdanlarınız,  ayrıca nüfus cüzdanlarınızın birer adet de fotokopisi. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent"></p>
<div>Evlilik formalitelerini gözünüzde büyütmeyin. İşler formaliteye kadar gelmişse zaten zorbölüm bitmiş demektir.Formaliteler evliliğe karar vermekten herzaman daha kolaydır.Gerisi sadece birkaç ufak ayrıntıdan ibaret. Yeterki zamanlamayı  doğru yapın.</p>
<p>Gün Almak İçin Nikah Dairesine Nasıl Başvuruluyor?<br />
Evlilik işlemlerine başlamak için öncelikle oturduğunuz ilçe veya semtin nikah  memurluğuna başvurmalısınız. Evleneceğiniz kişiyle ayrı ayrı semtelerde oturuyorsanız,  birinizin semtindeki nikah memurluğuna başvurmanız yeterli olacaktır.</p>
<p>Başvuru için Neler Gerekli?<br />
Çiftlerin mutlaka şahsen gidip başvuru yapması gerekiyor. Başvuru istenenler  ise; 7’şer adet vesikalık fotoğrafınız, fotoğraflı ve yeni nüfus cüzdanlarınız,  ayrıca nüfus cüzdanlarınızın birer adet de fotokopisi. Bunun dışında müstakbel  eşinizin ikametgah belgesi de yanınızdayken nikah dairesinde size verilecek olan  evlendirme beyennamesini de doldurmanız gerekiyor. Eğer nikah dairesinde evlenecekseniz  o zaman evlendirme memuruna hangi gün ve saatte evlenmek istediğinizi bildirmelisiniz.  Bu tarih uygunsa hemen kayıtlarınız yapılıyor. Böylece nikah gününüzü belirlemiş  oluyorsunuz.</p>
<p>Nikah Memurluğuna Başvuru Tarihi<br />
Bahar ve yaz dönemlerinde nikahlarda genellikle bir artış görülür. Bu nedenle  de nikah dairelerinde yığılmalar olur. Önceden programladığınız bir tarihte evlenmek  istiyorsanız 15-20 gün önceden başvuruda bulunup gün almanızda fayda var.Unutmayın;  genellikle nikah dairelerinin en dolu olan günleri Cumartesi ve pazardır.</p>
<p>Nikah Memurunu Düğün Mekanına Nasıl Çağırabilirsiniz?<br />
Nikah dairesi dışında bir yerde evlenmek istiyorsanız, nikah memurunu o mekana  çağırabiliyorsunuz. Bunun için nikah dairesine başvurunuzu yaptığınız zaman, evlenmek  istediğiniz gün, saat ve yeri nikah memuruna bildirmeniz yeterli. Bu durumda ayrı  bir ücret ödemeniz ya da bir işlem yapmanız gerekmiyor.</p>
<p>Nikah Şahidini Nasıl Belirleyeceksiniz?<br />
Nikah şahitlerinin aile büyüklerinden ya da dostlarından olması bir gelenek gibidir.  Ancak son yıllarda gençler en yakın arkadaşlarını da rahatlıkla nikah şahidi olarak  seçebiliyorlar. Eğer şahidiniz yakın arkadaşlarınızdan birileri olacaksa bunu  onlara hemen söyleyin. Çünkü giyeceği kıyafeti seçmek için zaman ihtiyacı olabilir.</p>
<p>Sağlık Kontrolü Yaptırmak Zorunlu mu?<br />
Çiftlerin sağlık kontrolü yaptırmak gibi bir zorunluluğu yok. Eğer çiftlerden  biri (ya da her ikisi) diğeri için bu kontrolü şart koşuyorsa bunu başvuru sırasında  beyan ettiği taktirde, nüfus memurluğu o kişiyi ( ya da çiftleri) hükümet tabibliğine  yollamak zorunda kalıyor. Çiftlerin sağlık kontrolü yaptırması zorunlu olmasa  da kendilerinde varlığını bile bilmedikleri bazı hastalıkları öğrenmeleri ve bunları  birbirlerine ya da doğacak çocuklarına geçirmelerini önlemek bakımından çok faydalı  olacaktır.</p>
<p>Yıldırım Evlilikler Nasıl Gerçekleştirilir?<br />
Eğer uzun sürecek bir hazırlık dönemine ihtiyacınız yoksa, nikah memurluğuna  gerekli tüm evraklarınızla birlikte başvurabilirsiniz. İki de şahidinizin olması,  nikahınızın birkaç saat içinde kıyılması için yeterli. Tabii evlenmek için kanuni  bir engelinizin olmaması gerekiyor.</p></div>
<div>Hazırlayan : Nisan</div>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/dugunde-formaliteler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evlenirken Babanızı Unutmayın</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/evlenirken-babanizi-unutmayin.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/evlenirken-babanizi-unutmayin.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 08:58:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[babalar]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik kararı]]></category>
		<category><![CDATA[Gelin babası]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3079</guid>
		<description><![CDATA[Hayatınızı birleştireceğiniz erkekle ciddi bir karar almadan yıllar önce, sizi  koruyan, destek olan, mutlu olmanız için uğraşan bir erkek daha vardı hayatınızda:  Babanız. Babanız sizin bu yoğun döneminizde kendini dışlanmış hissedebilir.Babalar için küçük kızını evlendirmek pek kolay değildir.Bunun için babanızı özellikle bu dönemde ihmal etmeyin.
Evlilik kararınız, onunla aranızdaki bağların eskisi gibi olamayacağını veya  koptuğunuzu göstermiyor. Hatta evliliğiniz, babanızla olan ilişkilerinizi hiç  olmadığı kadar iyi olmasını bile sağlayabiliyor.
Düğün hazırlıklarının yoğunluğu içinde, mutlaka babanızla başbaşa kalacağınız  zamanlar ayarlayın. Ikinizin de hoşuna giden etkinliklere katılabilirsiiz. Örneğin;  küçükken ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Hayatınızı birleştireceğiniz erkekle ciddi bir karar almadan yıllar önce, sizi  koruyan, destek olan, mutlu olmanız için uğraşan bir erkek daha vardı hayatınızda:  Babanız. Babanız sizin bu yoğun döneminizde kendini dışlanmış hissedebilir.Babalar için küçük kızını evlendirmek pek kolay değildir.Bunun için babanızı özellikle bu dönemde ihmal etmeyin.</p>
<p>Evlilik kararınız, onunla aranızdaki bağların eskisi gibi olamayacağını veya  koptuğunuzu göstermiyor. Hatta evliliğiniz, babanızla olan ilişkilerinizi hiç  olmadığı kadar iyi olmasını bile sağlayabiliyor.</p>
<p>Düğün hazırlıklarının yoğunluğu içinde, mutlaka babanızla başbaşa kalacağınız  zamanlar ayarlayın. Ikinizin de hoşuna giden etkinliklere katılabilirsiiz. Örneğin;  küçükken sizi götürdüğü sinema, tiyatro, yemek gibi aktiviteler uygun olabilir.</p>
<p>· Babanızı işyerinden arayın: Birçok baba için, ev ortamı düşündüklerini söylemeye  uygun değildir. Yıllardır sert bir mizaç takındıkları eşlerinin yanında duygusallaşmaktan  kaçınabilirler. Bu yüzden onun gerçek fikirlerini almak için, iş yerini arayıp,  dilediğiniz kadar ve sıkılmadan konuşmasını sağlayabilirsiniz.<br />
· Onunla değişik ortamlarda başbaşa kalma fırsatları yaratın: Birlikte yiyeceğiniz  güzel bir yemek veya yapacağınız kısa bir yürüyüş, o zamana kadar sevgisini size  fazla göstermemiş bir babanın bile duygularını ifade etmesini kolaylaştırır.</p>
<p>Damat adayını babanızla tanıştırmanız üçünüz arasında bir bağ kurulmasını sağlayacaktır.  Eğer iki erkeğin örneğin maça gitmek gibi ortak bir hobileri varsa, bunu beraber  yapmaları için onları teşvik edebilirsiniz. Böylece birbirlerini daha yakından  tanıyıp, ön yargılardan da kurtulabilirler.</p>
<p>Bunun yanı sıra sadece ailevi ortamlarda biraraya gelmek yerine anneniz, babanız  ve müstakbel eşinizle birlikte birtakım sosyal aktiviteler deneyebilirsiniz. Birlikte  yemeğe gitmek, onların arasında soğuk havayı azaltabilir.</p>
<p>Düğün hazırlıkları sırasında büyük bir koşuşturma içinde olacaksınız. Zaten sizi  kaybettiği için üzülen babanız, kendisini daha da yalnız hissetmeye başlayabilir.  Bunu değiştirmek için ondan da size yardımcı olmasını isteyebilirsiniz.</p>
<p>· İlk önce ona ne tür bir iş üstlenebileceğini sorun. Örneğin sizin anlamadığınız  bir takım teknik konuları üstlenebilir.<br />
· Ona yeni akrabalarınıza alışmak için neler yapmanız gerektiğini, elbiseniz  konusundaki fikirlerini de sorabilirsiniz. Değişik konularda önerisini almanız  onu memnun edecek, size yardımcı olduğunu bilmek mutluluk verecektir.<br />
· Daha önce böyle bir diyaloğunuz yoksa bile iletişiminizi koparmayın. Ona neler  hisettiğini sorun ve sorunları için iyi bir dinleyici olmaya çalışın. </span></p>
<p><span> Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/evlenirken-babanizi-unutmayin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gerdek</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/gerdek.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/gerdek.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Jan 2010 21:46:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Gelenek]]></category>
		<category><![CDATA[gerdek]]></category>
		<category><![CDATA[gerdek gecesi]]></category>
		<category><![CDATA[ilk gece]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3076</guid>
		<description><![CDATA[Evliliğin ilk gecesine, yeni evlilerin ilk cinsel ilişki gecesine gerdek denir.  Türkiye’de gerdek gecesininin en önemli olayı gelinin kızlık zarının bozulması  ve pek çok yörede kanlanan çarşafın kızın bekaretinin kanıtı olarak aile büyüklerine  ve akrabalara gösterilmesidir. Bu gelenek sadece bize özgü değildir ,bazı yabancı toplumlarda da buna benzer gelenekler vardır.
Pek çok çift için bu gece, aile yaşamının en önemli günüdür. Eşler için bu gece,  aile yaşamının en önemli günüdür. Eşler birbirlerine karşı bu ilk gecede cinsel  düzeyde de sevecen ve anlayışlı olurlarsa, mutlu bir evlilik ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Evliliğin ilk gecesine, yeni evlilerin ilk cinsel ilişki gecesine gerdek denir.  Türkiye’de gerdek gecesininin en önemli olayı gelinin kızlık zarının bozulması  ve pek çok yörede kanlanan çarşafın kızın bekaretinin kanıtı olarak aile büyüklerine  ve akrabalara gösterilmesidir. Bu gelenek sadece bize özgü değildir ,bazı yabancı toplumlarda da buna benzer gelenekler vardır.</p>
<p>Pek çok çift için bu gece, aile yaşamının en önemli günüdür. Eşler için bu gece,  aile yaşamının en önemli günüdür. Eşler birbirlerine karşı bu ilk gecede cinsel  düzeyde de sevecen ve anlayışlı olurlarsa, mutlu bir evlilik yaşamının temelini  atmış olacaklardır.</p>
<p>Bu olayın bazen yanlış bilgiler nedeniyle fazla büyütülmesi veya bu konuda bilgi  sahibi olmama erkeği ve genç kızı heyecanlandırmakta mutluluğu tatmak yerine çevresinin  beklentilerinin ağırlığı altında ezilmektedir. Erkek erkekliğini, kız da bakireliğini  kanıtlamak durumundadır. Erkeğinde, eğer daha önce cinsel deneyimi yoksa başaramam  korkusu yaygındır. Kırsal kesimde cinsel bilgi edinemeyen genç çifte düğün törenleri  sırasında ayrı ayrı cinsel bilgiler verilir. Toplumun çekirdeğini oluşturan aile  yapısının korunması gereklidir. Ülkemizde boşanmalar son 10 yılda iki misli artmıştır.  Boşanma nedeni olarak ileri sürülen şiddetli geçimsizlik gerçekte cinsel uyuşmazlıklara,  sorunlara dayanmaktadır. Yapılan araştırmalar ülkemizde cinsel sorunların bilgi  yetersizliğinden kaynaklanmakta olduğunu vurgular niteliktedir. Tabii ki gençlere  verilecek cinsel eğitimin hangi konuları kapsaması gerektiği, ne amaçla, nasıl  ve kimler tarafından verileceği bir devlet politikası olmalıdır.</p>
<p>Ülkemizdeki geleneklere göre ister şehirde ister köyde olsun gerdek gecesi en  büyük rolü erkek üstlenir. Bekaretin bozulması fazla güç gerektirmez. Bu ilk birleşme  şiddetli ve zoraki bir davranış olmamalı, her iki eşe doyum sağlamalıdır. Gerdek  gecesinin izleri bütün bir evlilik veya yaşam boyu unutulmayacağından, eşler yanlış  davranış veya gereksiz kırıcı sözlerden kaçınmalıdırlar.</p>
<p>Erkek eşine şefkatli ve nazik davranmalı, heyecanına sabırlı olmalıdır. Erkeğin  saldırgan davranışı veya bekareti şiddetle bozmaya kalkması, genç kızı cinsel  ilişkiden soğutur ve bundan sürekli kaçmasına neden olur.</p>
<p>Cinsel deneyimsiz gençler için gerdek gecesi bazen çevresi tarafından stres haline  getirilmektedir. Oysa gençler düğün hazırlıklarının son günlerinde zaten yorgun  haldedirler, bilgi eksikliği nedeniyle bir takım kuruntuları, endişe ve korkuları  olabilir. Odanın dışında ana, baba, akraba yakınların kızlık zarının bozulması  haberini beklemesinin baskısı onları daha da zor durumlara sokabilir. İlk geceye  böyle stresle giren çift bu ilk cinsel cinsel ilişkiden çok fazla şey beklememesinin  uygun olacağı söylenmelidir. Heyecan ve aşırı yorgunluk gibi haller cinsel yaşamı  etkiler. Bu nedenle ilk gece, genç kızın veya erkeğin ilişkiden kaçınması oldukça  sık görülen bir durumdur. Eşler karşılıklı olarak birbirlerine anlayış göstermelidir.  Bazı hallerde genç kız sıkılganlık ve heyecanla cinsel ilişkiden kaçabilir, eşi  anlayışlı davranmalı ve zorla cinsel birleşmeye yönlendirilmemelidir. Aynı şekilde  bazen gereksiz fazla alkol nedeniyle veya aşırı heyecandan erkeğinde bir girişimde  bulunamaması olağandır. Bu gibi durumlarda genç kadın akılcı olmalı ve eşinin  erkekliği ile ilgili gurur kırıcı davranış ve sözlerden kaçınmalıdır.</p>
<p>Türkiye’de gerdek gecesinde diğer önemli bir konuda cinsel birleşmeye rağmen  kızdan kan gelmemesidir. Bazı kızlık zarları fazla dar değildir veya elastikidir.  Ve erkek organının rahatça girip çıkmasına rağmen yırtılma olmayabilir. </span></p>
<p><span> Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/gerdek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kayınvalide ile Yaşama Merhaba</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/kayinvalide-ile-yasama-merhaba.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/kayinvalide-ile-yasama-merhaba.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Jan 2010 21:41:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[Eş]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Kayınvalide]]></category>
		<category><![CDATA[Kaynana]]></category>
		<category><![CDATA[Müstakbel anne]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı sarayı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3074</guid>
		<description><![CDATA[Ona aşıksınız. Ama unutmayın, bir de ortağı olacak: kayınvalideniz. Eğer evliliğinizin  başında dikkatli davranır ve müstakbel “anneniz”le yakın bir ilişki kurmayı başarırsanız,  eşinizle olan birlikteliğiniz de daha sorunsuz olacaktır.Bazı kişilikler için uzlaşmak tabiki çok zordur fakat yine de şansınızı deneyin.
Belki farkettiniz, belki de çok yakında farkedeceksiniz&#8230; Eşinizin hayatındaki  en önemli kadın belki sizsiniz ama en az sizin kadar önemsediği bir başkası daha  var! Eşinizin annesine duyduğu saygı ve sevgi, dozunu aştığında evliliğiniz gölgelenebilir.  İlişkinin dengede kalabilmesi içinse her üç cephede bir takım fedakarlıklar yapılması  ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Ona aşıksınız. Ama unutmayın, bir de ortağı olacak: kayınvalideniz. Eğer evliliğinizin  başında dikkatli davranır ve müstakbel “anneniz”le yakın bir ilişki kurmayı başarırsanız,  eşinizle olan birlikteliğiniz de daha sorunsuz olacaktır.Bazı kişilikler için uzlaşmak tabiki çok zordur fakat yine de şansınızı deneyin.</p>
<p>Belki farkettiniz, belki de çok yakında farkedeceksiniz&#8230; Eşinizin hayatındaki  en önemli kadın belki sizsiniz ama en az sizin kadar önemsediği bir başkası daha  var! Eşinizin annesine duyduğu saygı ve sevgi, dozunu aştığında evliliğiniz gölgelenebilir.  İlişkinin dengede kalabilmesi içinse her üç cephede bir takım fedakarlıklar yapılması  esastır. Ne yazık ki kültürümüzde, kadınların üzerlerinde en etkili olduğu erkekler,  oğullarıdır. Osmanlı sarayından bu yana devam eden bu gelenek, belki kentlerde  yerini daha modern bir tarza bıraktı ama hala anadolunun bir çok yerinde devam  ediyor. Ve, anne bu ayrıcalığından kolay kolay vazgeçmek istemeye bilir. Her iki  kadının da, farklı biçimlerde olsa bile hemen hemen aynı oranlarda sevdikleri  bir erkeğin paylaşılaması güç olacak, her ikisi de onun yaşadığı evde hakimiyet  kurmak isteyeceklerdir. Böyle bir durumda, kendinizi bir anda yalnız ve sıkıntılı  hissetmeye başlayabilirsiniz. Ama bilmelisiniz ki, müstakbel eşiniz sizden daha  zorlu dakikalar yaşayacaktır. Zira , o taraf tuttuğu taktirde diğeri kendisinden  uzaklaşmaya, sıkıntı duymaya başlayacaktır. Böyle bir durumla karşı karşıya kalmamak,  eşinizi tercih yapmak zorunda bırakmamak ve kendi ruh sağlığınızı korumak için  bazı önlemler alabilirsiniz.</p>
<p>Neler yapmalısınız?<br />
· Öncelikle ilk şartınız, ayrı bir evde oturmak olmalı. Her ne kadar bütün bir  ailenin bir arada olmasının avantajları olsa da, kayınvalidenizle aynı çatıyı  paylaşmanız ikinizin de birbirinize olan duygularının değişmesine yol açabilir.<br />
· Eğer aile bütçesi böyle bir duruma olanak tanımıyorsa, sizinde bir takım haklarınızın  olduğunu eşinizin ailesine kabul ettirmelisiniz. Size söylenenleri yapıp, sonra  bunlardan sürekli şikayet etmek, durumu sadece kötüleştirmeye yarayacaktır. Bu  yüzden bir takım arzularınız varsa ilk günden bildirmelisiniz.<br />
· Arada bir takım tatsızlıklar ve gerginlikler yaşayabilirsiniz. Ne de olsa,  o insanla tıpatıp aynı biçimde düşünmenizin imkanı yoktur. Bu yüzden olayları  karşınızdaki insanın açısından da görmeye çalışmalı, herhangi bir durum size uygun  olmadığında bunu derhal mantıklı bir biçimde konuşarak halletmelisiniz.<br />
· Ve en önemlisi, olan biteni eşinize şikayet ederek anlatmak yerine kendiniz  çözmeye çalışmalısınız.</p>
<p>Kayınvalide’nin dikkatine<br />
Gelin-kayınvalide ilişkisinin yürümesi için, kayınvalideye de pay düşecektir.  Onun da bazı noktaları aklında bulundurmasında yarar vardır.<br />
· Gelin, farklı bir ailede ve değişik biçimde yetişmiş olabilir. Bu yüzden kayınvalideye  ters gelen bazı davranışları o farkında olmadan veya öyle alışmış olduğu içn yapabilir.  Bunları anlayışla karşılamak veya tatlı bir dille konuşmak çözüm olabilir.<br />
· Aileye yeni katılan bir genç kadına birden bire ”evin kızı” muamelesi yapmak  ve onu sahiplenmek doğru değildir. Eğer o kayınvalidesini “anne” diye çağırmak  istemiyorsa ve daha mesafeli bir tavir takınıyorsa, bunu yadırgamamak lazımdır.<br />
· Kayınvalide, bir zamanlar kendisinin de bir gelin olduğunu unutmamalı ve çektiği  sıkıntıları hatırlamalıdır.</p>
<p>Damadın tutumu<br />
Anlayış ve saygı, ilişkilerin yürümesinde en önemli faktördür. Gelin kayınvalide  ilişkisinin yürümesi için damadın da arabulucu rolü oynaması gerekir.<br />
· Özellikle her iki kadının da birbiri hakkında bir takım şeyleri kendisine anlatmasına  izin vermemelidir.<br />
· Kesinlikle taraf tutmamalı ve aşırı tepki göstermemelidir. Hiç kuşkusuz yeni  bir yaşama, daha önce hiç tanımadığınız kişilere alışmanız kolay değildir. Ama  unutmayın, biraz özveri, sıcak bir aile ortamı yaratmanız için yeterlidir. </span></p>
<p><span> Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/kayinvalide-ile-yasama-merhaba.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kuşak Çatışması Değil Hayat Şartları</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/kusak-catismasi-degil-hayat-sartlari.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/kusak-catismasi-degil-hayat-sartlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Jan 2010 21:32:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Baskı]]></category>
		<category><![CDATA[Çatışama]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Görücü usulü]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat şartları]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[Kuşak çatışması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3070</guid>
		<description><![CDATA[En fazla 10 yıl geriye giderek ilişkiler nasıl büyük bir değişikliğe uğramış görmek mümkün. Bu değişim bazı kişiler tarafından olumlu karşılanırken bazıları tarafından olumsuz  karşılanıyor. Bir kuşak çatışması değildir. Çünkü günümüzde ki gençler arasında  da aynı ikilem yaşanmaktadır.
Yıllar önce bir çok insan görücü usulü tanışır ve kısa bir süre ilişki yaşayabilirlerdi.  Hatta bazı geleneklere göre görücü usulü, aileleri tarafından birbirlerine uygun  görülen çiftlerin görüşmeleri yasaklanırdı. Evlenecek olan çiftlerin düğünden  önce birbirlerini görmelerinin uğursuzluk getireceğine inanılırdı. Günümüzde kırsal  bölgelerde görücü usulü evliliklere hala rastlanmaktadır. Görücü ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">En fazla 10 yıl geriye giderek ilişkiler nasıl büyük bir değişikliğe uğramış görmek mümkün. Bu değişim bazı kişiler tarafından olumlu karşılanırken bazıları tarafından olumsuz  karşılanıyor. Bir kuşak çatışması değildir. Çünkü günümüzde ki gençler arasında  da aynı ikilem yaşanmaktadır.</p>
<p>Yıllar önce bir çok insan görücü usulü tanışır ve kısa bir süre ilişki yaşayabilirlerdi.  Hatta bazı geleneklere göre görücü usulü, aileleri tarafından birbirlerine uygun  görülen çiftlerin görüşmeleri yasaklanırdı. Evlenecek olan çiftlerin düğünden  önce birbirlerini görmelerinin uğursuzluk getireceğine inanılırdı. Günümüzde kırsal  bölgelerde görücü usulü evliliklere hala rastlanmaktadır. Görücü usulü evliliklerin  en başta gelen nedenlerinden biri, mirasın aile içinde kalmasıdır. Birbirini hiç  tanımayan insanların bir ömür aynı hayatı paylaşmaları beklenir. Bu çok zor bir  durumdur.</p>
<p>Bugün büyük şehirlerde görücü usulü evlilikler genel olarak uygulanmamaktadır.  Kişiler hiç kimsenin baskısı olmadan tanışır ve ilişki yaşamaya başlarlar. Bu  süreç evlilik için önemlidir. Birbirlerini tanıyan kişilerin evliliklerinde mutluluğu  yakalamaları daha kolay olacaktır. Elbette modern ilişkilerde de yaşanan problemler  vardır. Evlilik öncesi dönem kadın ve erkeğin en verimli olduğu zamanlardır. Bu  dönemde hayatlarını düzene koymaya çalışan gençler aynı zamanda hem kendilerine  hem de duygusal hayatlarındaki insana vakit ayırmakta zorlanırlar. Evlilik öncesinde  yaşanan bu tatlı problem evlilik sonrasında daha kolaylaşır.</p>
<p>Gençlik yılları insanların en verimli ve en enerjik oldukları dönemdir. Bu dönemi  iyi değerlendirmek geleceğe yapılan bir yatırımdır. Eğer bunun farkına varıp iş  hayatınızda, duygusal hayatınızda ve kişisel hayatınızda dengeyi sağlayabilirseniz  gençlik yıllarınız hayatın şartlarında değil sizin elinizde olacaktır. </span></p>
<p><span> Hazırlayan: Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/kusak-catismasi-degil-hayat-sartlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ayrılıp Dost Kalabilmek</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/ayrilip-dost-kalabilmek.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/ayrilip-dost-kalabilmek.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Jan 2010 21:25:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Arkadaş]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrılmak]]></category>
		<category><![CDATA[Dost kalmak]]></category>
		<category><![CDATA[sevgili]]></category>
		<category><![CDATA[Terk edilmek]]></category>
		<category><![CDATA[Terk etmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3068</guid>
		<description><![CDATA[Bir aşk bittiğinde,bir zamanlar sevdiğiniz kişiyle dost kalmak gerçekten zordur.Genellikle bunu terk eden taraf talep eder,siz terk edilenseniz bu istek sizi çok yaralayabilir.
Her şey bitti ama belki arkadaş kalabiliriz&#8230; Bu, yıllardır ayrılan çiftlerin  son konuşmalarında geçen bir cümledir. Fakat, bunu başarabilen kişilerin sayısı  çok azdır. Birkaç dakika içinde eski sevgiliniz hayatınızdan çıkıp giderken mutlaka  &#8220;Arkadaş olabilir miyiz?&#8221; sorusunu sormuş, siz de yüksek ihtimalle bu soruya &#8220;Neden  olmasın?&#8221; demişsinizdir. Fakat bu diyaloğun sonucunda gerçekten arkadaş kalabilen  eski sevgililerin sayısının ne kadar az olduğunu ve arkadaş olma ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Bir aşk bittiğinde,bir zamanlar sevdiğiniz kişiyle dost kalmak gerçekten zordur.Genellikle bunu terk eden taraf talep eder,siz terk edilenseniz bu istek sizi çok yaralayabilir.<br />
Her şey bitti ama belki arkadaş kalabiliriz&#8230; Bu, yıllardır ayrılan çiftlerin  son konuşmalarında geçen bir cümledir. Fakat, bunu başarabilen kişilerin sayısı  çok azdır. Birkaç dakika içinde eski sevgiliniz hayatınızdan çıkıp giderken mutlaka  &#8220;Arkadaş olabilir miyiz?&#8221; sorusunu sormuş, siz de yüksek ihtimalle bu soruya &#8220;Neden  olmasın?&#8221; demişsinizdir. Fakat bu diyaloğun sonucunda gerçekten arkadaş kalabilen  eski sevgililerin sayısının ne kadar az olduğunu ve arkadaş olma önerisini sunan  kişinin ilişkiyi bitiren ve bu vicdan azabından kurtulmak için yollar arayan taraf  olduğunu hatırlatmakta fayda var!</p>
<p>Gidenlerin sorusu<br />
Sevgilisini terk edenlerin en az yüzde 60ı ona arkadaş kalabilir miyiz? sorusunu  yöneltmiş ve evet yanıtını almıştır. Ona evet denmesinin nedeni aslında o insanın  hayatında olup biteni öğrenme arzusudur. Liseden tanıdığımız ve birlikte aynı  derslere girdiğimiz, bebekliğini bildiğimiz veya birlikte iş hayatının zorluklarıyla  mücadele ettiğimiz kişilerle gerçek bir arkadaşlık kurabiliriz, kalbimizi kıranlarla  değil. &#8220;Arkadaş kalalım&#8221; gidene ait bir sözdür. Kalansa bu söze cevap vermek durumunda  kalır.</p>
<p>Çatlaklar oluşur<br />
İki eski sevgilinin arkadaş olabilme ihtimali neredeyse imkansızdır. Çünkü içinde  aşk barındırdığınız bir ilişkinin bitme nedenleri bundan sonra dostça kuracağınız  ilişkinin temelinde bazı çatlaklar yaratacak ve siz daha bir arkadaşlığın başında  birtakım sorunlarla uğraşmak durumunda kalacaksınız demektir. Bu konuya farklı  bir pencereden bakmak gerekirse, eski bir ilişkinin anılarından kurtulup yepyeni  bir ilişkiye sağlıklı bir şekilde başlamanın en iyi yolu, o kişiyi geçmişte bırakmaktır. </span></p>
<p><span> Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/ayrilip-dost-kalabilmek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evlilik Düşmanı Sözler</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/evlilik-dusmani-sozler.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/evlilik-dusmani-sozler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Jan 2010 21:22:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Düşman]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik düşmanı]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kavga]]></category>
		<category><![CDATA[Tartışma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3066</guid>
		<description><![CDATA[Evliliğinizin huzur içinde sürmesini istiyorsanız yazımıza bir göz atın.
Eleştiri
&#8220;Sen hep böylesin. Zaten bir gün bile olsun beni dinlemedin. Hep bağırıyorsun.  Beceriksizsin. Filanın eşinden ibret al. Beni üzmekten zevk alıyorsun&#8221; şeklindeki  ifadeler, eşi suçlayıcı, yargılayıcı ve kırıcı eleştirilerdir. Oysa iletişimde  &#8220;ben&#8221; dilini kullandığımızda eşimize şöyle diyebiliriz: &#8220;Ben bu sözünden veya  davranışından dolayı çok üzüldüm, hayal kırıklığı yaşadım.&#8221; Bu ifade daha yumuşak  olduğundan, ayrıca kişide oluşturduğu duyguyu da olaya yansıttığından eşi olumlu  yönde etkileyebilir.
Genelleme
&#8220;Hep böylesin. Böyle yaparsın. Zaten senden başkası da beklenmez. Bencilsin.  Hiç değişmiyorsun. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Evliliğinizin huzur içinde sürmesini istiyorsanız yazımıza bir göz atın.<br />
Eleştiri<br />
&#8220;Sen hep böylesin. Zaten bir gün bile olsun beni dinlemedin. Hep bağırıyorsun.  Beceriksizsin. Filanın eşinden ibret al. Beni üzmekten zevk alıyorsun&#8221; şeklindeki  ifadeler, eşi suçlayıcı, yargılayıcı ve kırıcı eleştirilerdir. Oysa iletişimde  &#8220;ben&#8221; dilini kullandığımızda eşimize şöyle diyebiliriz: &#8220;Ben bu sözünden veya  davranışından dolayı çok üzüldüm, hayal kırıklığı yaşadım.&#8221; Bu ifade daha yumuşak  olduğundan, ayrıca kişide oluşturduğu duyguyu da olaya yansıttığından eşi olumlu  yönde etkileyebilir.</p>
<p>Genelleme<br />
&#8220;Hep böylesin. Böyle yaparsın. Zaten senden başkası da beklenmez. Bencilsin.  Hiç değişmiyorsun. Bu huyunu annenden, babandan kapmışsın. Bir gün de iyi yanını  göremeyecek miyim?&#8221; tarzındaki ifadeler, eşi bir kalıba sokan ve damgalayan ifadelerdir.  Mantıksal olarak düşündüğümüzde, madem ki eşiniz söylediğiniz gibi &#8220;hep öyle&#8221;,  yıllardır değişmiyor; peki siz ne oranda değiştiniz? İşe kendinizi değiştirmekle  başlayın.</p>
<p>Aklını okumak<br />
Evlilikte ilişki bozulmaya ve mutsuzluk ortaya çıkmaya başlayınca araya mesafeler  girer. Sürekli kavga, üzüntü, bir noktada çiftleri sessizliğe ve kendi dünyalarına  iter. Fakat burada sözlü iletişim yerine sözsüz iletişim, yani davranışlardan  anlamlar çıkarıp, eşi yargılama süreci başlar. &#8220;Hah yine kızdın. Bakışlarından  anladım. Sen öyle demek istemedin. Senin kafanın içinde neler var, çok iyi biliyorum.&#8221;  Tarzındaki yaklaşımlar, eşin jest ve mimiklerinden, hal ve hareketlerinden anlamlar  çıkarmaya yöneliktir.</p>
<p>İşi yokuşa sürmek<br />
Zamanla eşlerden birinde olumlu bir değişiklik olmuştur veya gittikleri doktor  dinlenilmiş ve kişi olumsuz bir davranışından vazgeçmiştir; diğer eşin: &#8220;10 yıldır  sana söyledim, ama beni dinlemezsin; sonunda dediğime geldin. Başkası deyince  daha mı kıymetli oluyor?&#8221; biçimindeki konuşmaları, eşi üzen ve geriye döndürebilecek  tarzdadır. Oysa; &#8220;Bu değişiklikten dolayı çok mutluyum, sevinçliyim. Gel beraber  plan yapalım; başka nelerimizi değiştirebiliriz, onları konuşalım&#8221; tarzında bir  diyalog kurulursa olumlu değişiklik pekişir ve devamı için de teşvik edilmiş olunur. </span></p>
<p><span id="objectContent"><br />
Geçmişi hatırlatmak<br />
Herkesin evliliğinde, geçmişte yaşadığı olumsuz bir anısı vardır. Aile kavgaları,  kırgınlıklar, ihanetler, küçük düşürmeler ve hayal kırıklıklarıdır. Geçmişte yaşanan  kötü anıyı sürekli gündeme getirmek sıkıntı doğurur ve sorunları pekiştirir.</p>
<p>Hep haklı olmak<br />
Hatalar, yanlışlıklar iki taraftan da kaynaklandığı halde &#8220;Kim daha haklı?&#8221; diye  adeta &#8220;mahkeme&#8221; kurulur. &#8220;Evliliğimiz boyunca kavgaları hiç ben başlatmadım. Sen  hep bana kötü davrandın, beni aşağıladın. Bütün sorunlar senden kaynaklanıyor.&#8221;  Bu tarz kalıp sözler, tıkanan evliliklerin klasik sözleridir. Oysa önce kendimize  bakmamız ve &#8220;Ben nerede hata yapıyorum, yanlışım ne olabilir?&#8221; diye düşünmek gerekir.  Sürekli karşı tarafı haksız görmek işin kolaycı yönüdür.</p>
<p>Sorumluluk<br />
Aile yükünün tek tarafa yüklenmesi kişiyi aşırı strese sokup gergin ve öfkeli  yapabilir. Bu yüzden hiçbir cinsiyet ayırımı gözetmeksizin yapılacak işleri ortaklaşa  yapmaya gayret etmek gerekir. Diğer yandan, ilişkideki bozulmadan dolayı &#8220;Sen  beni zorluyorsun, çıldırtıyorsun; bu yüzden öfkeleniyorum&#8221; yerine, &#8220;Seninle ilişkimde  zorlanıyor ve bazen öfkemi kontrol edemiyorum&#8221; tarzında konuşulsa, kişi kendisini  de ortaya koyuyor ve sorumluluğu paylaşmış oluyor; böylece eşi suçlamıyor, soruna  dikkat çekip, üzerinde düşünülmesi gerektiği mesajını veriyor.</p>
<p>Mantıksal yaklaşım<br />
&#8220;Ya bana iyi bir neden göster, söylediklerimi çürüt, ya da beni kabul et.&#8221; Yaklaşımı  evlilikle iş ilişkisini karıştırma yaklaşımıdır. Evlilikte roller, duygular, cinsellik  ve birçok değişken rol oynar. Kendimizi &#8220;temize çıkarma&#8221;da mantık olayını ileri  sürmek kendi kendimizi aldatmaktan ibarettir.</p>
<p>Sözünü kesmek<br />
İletişimde en önemli husus, konuşan insanı sonuna kadar dinlemek, çok gerekliyse  aralarda girmektir. Dinlememiz, anlamamız ve kendimizi anlatmamız gerekiyor. Bunun  yolu da saygıyla dinlemek ve ses tonunu yükseltmemektir.</p>
<p>Terapist yaklaşımı<br />
Eş, ne kadar ilgili ve tecrübeli olursa olsun, kendisini doktor yerine koymamalı;  çünkü bir şey değişmez, eşi kendisini dinlemez ve dirençle karşılaşır. Bu yüzden  &#8220;iyi bir eş, arkadaş, sevgili&#8221; nasıl olursa, ona öyle davranmalıdır. </span></p>
<p><span> Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/evlilik-dusmani-sozler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eşinizi Anlayın</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/esinizi-anlayin.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/esinizi-anlayin.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Jan 2010 21:19:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Anlamak]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[Eş]]></category>
		<category><![CDATA[Eşleri anlamak]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3064</guid>
		<description><![CDATA[Evlilikte her iki taraf da farklı beklentiler içine giriyor. Eşlerin karşılıklı anlaşabilmesi birbirlerini ne kadar anladığıyla ilgilidir.Anlamak da dinleyerek olur.
Günümüzde kadın-erkek ilişkilerinin çoğu aşık olma dönemi ile başlıyor. Uzmanlara  göre ise bu dönem &#8220;görme kusuru&#8221; dönemi olarak tanımlanıyor. Partnerler bu dönemde  birbirlerinin temel mutluluk kaynağı olduklarını ve neredeyse birbirleri için  doğduklarını düşündükleri için, aşık olma dönemi aynı zamanda &#8220;hayali ve düşsel  birlikteliği&#8221; de temsil ediyor. Hatta çiftler öylesine bir beraberlik yaşıyorlar  ki, sözcüklere bile ihtiyaç duymuyorlar. İşte tehlike de burada başlıyor. Çünkü  ilişki artık ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Evlilikte her iki taraf da farklı beklentiler içine giriyor. Eşlerin karşılıklı anlaşabilmesi birbirlerini ne kadar anladığıyla ilgilidir.Anlamak da dinleyerek olur.</p>
<p>Günümüzde kadın-erkek ilişkilerinin çoğu aşık olma dönemi ile başlıyor. Uzmanlara  göre ise bu dönem &#8220;görme kusuru&#8221; dönemi olarak tanımlanıyor. Partnerler bu dönemde  birbirlerinin temel mutluluk kaynağı olduklarını ve neredeyse birbirleri için  doğduklarını düşündükleri için, aşık olma dönemi aynı zamanda &#8220;hayali ve düşsel  birlikteliği&#8221; de temsil ediyor. Hatta çiftler öylesine bir beraberlik yaşıyorlar  ki, sözcüklere bile ihtiyaç duymuyorlar. İşte tehlike de burada başlıyor. Çünkü  ilişki artık sözcük öncesi veya sözcük sonrası dönem olarak ayrılıyor. Bu durumda  çiftler arasındaki benzerlikler de konuşulmadığı sürece kalıcı oluyor.</p>
<p>Bu tür düşsel bir birliktelik evliliğe kadar gidebiliyor ve evlilik tüm iyi ve  kötü sonuçlarına rağmen, hala dünyanın en büyük gönüllü organizasyonu olarak kabul  ediliyor.</p>
<p>Evlilikte kadın ve erkek &#8220;aşık olduğunuzda konuşmayın, çünkü sözcükler idealize  edilmiş birlikteliği olumsuz etkileyip bozabilir&#8221; kuralını unutarak, daha çok  konuşmaya başlıyor. Bu durumda da sözcükler tehlikeli olmaya, aşkla başlayan &#8220;görme  kusuru&#8221;, evlilik aracılığıyla düzelmeye ve birliktelik tehdit altına girmeye başlıyor.  Yıllar geçtikçe aynı eş, mutsuzluğun kendisi haline gelebiliyor.</p>
<p>Evlilik ilişkisinin iyi gitmesi, eşlerin ilişkiyi romantik bir rüya gibi algılamaktan  vazgeçerek, birbirlerinin bireysel gereksinimleri, beklentileri ve tepkilerini  daha gerçekçi bir şekilde görmeleriyle gerçekleşebiliyor.</p>
<p>Cinsiyetlerin savaşından kazanılacak çok az şey olduğuna dikkat çeken uzmanlar,  erkek ve kadınların genetik farklılıklarla dünyaya geldiğini, bu farklılıkların  kültür, gelenekler ve sosyal roller gereği sürekli beslenerek çoğaldığını ve sonuç  olarak da bir ilişkideki tarafların farklı beklentiler içine girdiğini söylüyorlar.  Çiftlerin bu farklılığı anlaması, eşlerin daha iyi iletişim kurabilmesi için bir  gereksinim haline geliyor.</p>
<p>Kadın ve erkekler arasındaki temel farklılıklar<br />
Sosyal ve aile içi roller yönünden bakıldığında kadınlar halen besleyen-bakım  veren rollerinde olduklarından, aile üyeleri arasında ve çevreyle düzenli ve anlamlı  bağların oluşturulmasında önemli roller üstleniyorlar.</p>
<p>Bu durum kadınların &#8220;ailenin iyilik hali ve bütünlüğü için daha çok özveride  bulunmaları&#8221; anlamına geliyor. Erkekler insanlar yerine olayları iş hayatı, spor,  yemek, bilgisayar, otomobil gibi konuları, kadınlar ise bilgi alma ve ilişki kurabilme  gibi amaçlarla çevreyle iletişim kurmayı yeğliyor.</p>
<p>Yine erkekler bilgi verip detay vermemeyi tercih ederken, kadınlar bilgiden çok  duygu ve detay verme eğiliminde. Kadınlar yardım istemeye açık ve yön sormaktan  çekinmiyor, erkekler ise sorun çözmekle uğraşırken nadiren yardım isteme ve yön  sorma eğilimindeler. Erkekler &#8220;yarışma&#8221;, kadınlar ise &#8220;işbirliği&#8221; eğiliminde. </span></p>
<p><span> Hazırlayan: Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/esinizi-anlayin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşk Evliliği mi Mantık Evliliği mi?</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/ask-evliligi-mi-mantik-evliligi-mi.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/ask-evliligi-mi-mantik-evliligi-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Jan 2010 09:20:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Aşk evliliği]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Mantık]]></category>
		<category><![CDATA[Mantık evliliği]]></category>
		<category><![CDATA[Nikah]]></category>
		<category><![CDATA[Nikah dairesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3056</guid>
		<description><![CDATA[Günümüz post modern toplumlarının gençleri de artık evlilik kurumunu önemsiyorlar.. Üstelik hayat şartları bunu gerektirdiği için değil. Gönülden istedikleri  için nikah dairesinin yolunu tutuyorlar.
Artık hiç bir şey eskisine benzemiyor. Ne aile, ne para, ne başarı, nede iş oldukları  gibi değiller. Dün kullandığımız sözcükler, kurduğumuz hayaller, yaşadıklarımızla  yada yaşayacaklarımızla hiç örüşmüyor. Dünya değişiyor çünkü; yenileniyor! Toplum  hasta falan değil. Bir değişim sürecini yaşayan dünyanın yenilenmesini izlerken  yalnızca endişeli. Umudun dehlizlerinde &#8220;bir ihtimal de olsa, mutluluk belki vardır&#8221;  diye düşünmeden edemiyor. Bu çağ, hayatı yeniden ayarlamaya ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Günümüz post modern toplumlarının gençleri de artık evlilik kurumunu önemsiyorlar.. Üstelik hayat şartları bunu gerektirdiği için değil. Gönülden istedikleri  için nikah dairesinin yolunu tutuyorlar.</p>
<p>Artık hiç bir şey eskisine benzemiyor. Ne aile, ne para, ne başarı, nede iş oldukları  gibi değiller. Dün kullandığımız sözcükler, kurduğumuz hayaller, yaşadıklarımızla  yada yaşayacaklarımızla hiç örüşmüyor. Dünya değişiyor çünkü; yenileniyor! Toplum  hasta falan değil. Bir değişim sürecini yaşayan dünyanın yenilenmesini izlerken  yalnızca endişeli. Umudun dehlizlerinde &#8220;bir ihtimal de olsa, mutluluk belki vardır&#8221;  diye düşünmeden edemiyor. Bu çağ, hayatı yeniden ayarlamaya zorluyor bizi. Gençlik  de, yaşlılık da başka türlü yaşanıyor şimdilerde. Tıpkı aşk ve sevgi gibi&#8230; </span></p>
<p><span id="objectContent">AİLE HENÜZ ÖLMEDİ ! Çocuklar, akrabalar, hayat arkadaşı, yakınımızdakiler, uzaktaki  diğerleri &#8230;Hayatımızdaki her yaştan insan için geçmişteki modeller siliniyor.  Göçmen kuşlara benziyoruz şimdilerde Kendi geleceğimizin göçmen kuşları. Evlilik  te doğal olarak yeniden yorumlanıyor. 10 &#8211; 15 yıl öncesine kadar &#8220;aile bitti&#8221;  demiştik. Sonra baktık, aile yeniden doğdu. Bambaşka bir formatta. Bu daha mı  iyi yoksa daha mı kötü oldu? tartışılır. Ama kesin olarak şu var ki, aile kavramı  artık çok farklı. Yeni kuralları, alışkanlıkları, mutlulukları ve mutsuzlukları  var. Dikkat edecek olursanız, zoraki yada empoze ettirilen evliliklerin yerini,  kişilerin kendi seçimleri doğrultusunda yaptıkları evlilikler aldı. Daha fazla  çalışmak, daha çok mücadele etmek zorunda olan aileler çoğaldı belki, ama uyumsuz  ve birbirine yabancı çiftlerde azaldı.</p>
<p>10 -  15 yıl öncesine kadar &#8220;evlilik öldü&#8221; denmemiş miydi? Ya bugün? Yaz için  bütün nikah daireleri  kontenjanlarını ful dolduruyorlar. Aylar öncesinden gün  almak zorunda bile kalınabiliyor. Evlilik kendisini zorla kabul ettirmiş bir kavram  olarak değil, kışkırtıcı ve özgün bir müessese olarak karşımızda. Ve aşk evliliğinin,  hatta kısa süreli aşkların bile sadece sıradan insanlar için yeni kavramlar olduğunu  anlamaya başladık.</p>
<p>&#8220;Artık Hiçbir Şey Aynı Değil; Ama Bu Bir Dram Değil&#8221; adlı kitabın yazarı Gerard  Demuth evlilikle ilgili sosyolojik değişimlere şöyle değiniyor; &#8220;Evlilik bugün  kendini hür iradeye dayalı bir seçim olarak kabul ettirdiğinden dolayı, çok daha  derin anlamlar taşıyor, daha çok ciddiye alınıyor. Eskiden mantık evliliği adeta  bir kuraldı. Ardından &#8216;evlilik olmadan aşk&#8217; ilişkileriyle  tanıştık. Kadınla erkek  arasındaki sevginin ille de evlilikle bitmesi gerektiği inancı bir kenara itildi.  Günümüzde ise birçok kişi hem aşk, hem evlilik bir arada olsun istiyor. Toplumda  &#8216;Bu aşkın sonu evlilikle bitmeli&#8217; diye düşünenlerden çok, evliliği bir ihtimal  olarak görenlerin sayısı arttı.&#8221;</p>
<p>Evlilik şüphesiz sadece aşk, aile ve çocuklar demek değil. Aynı zamanda çevremizdekilere  karşı vermiş olduğumuz bir söz de. Peki bu ne demek oluyor? Böylesine spontan,  şehvete düşkün, uçarı, aynı zamanda bir o kadar da belirsizliklerle dolu, ahlaki  değerlerden çok içgüdülerimize göre hareket ettiğimiz bir çağda, hayatın denge  içinde sürebilmesi için bir düzene ihtiyaç var. Hayatı daha dayanılır ve keyifli  kılmak için bir takım sembollere &#8230; Bunun için de evlilik biçilmiş kaftan doğrusu.  İlişkiler emek ister, birliktelikler karşılıklı özveriye dayanır.  Hiçbir şeyin  ertesi güne aynı kalmadığı bir dönemde, evlilik ve beraberlikler uğruna gösterilen  bu çabalar da, aslında varlığımızı devam ettirmemizin bir gereği sayılabilir.</p>
<p>EVLİLİK BİR ZEVKTİR : Eskiden evliliğe adım atmış olan bir genç kız yada erkek,  genç kızlık yada delikanlılık günlerini de geçmişe gömerdi. Daha doğrusu gömmesi  gerektiğine inanırdı. Artık yas tutmak yok! Neyse ki yeni nesiller, kişiliklerinden  ve isteklerinden ödün vermiyorlar. Hem duygusal, hem de cinsel açıdan özgürlüğün  yaşandığı günümüzde evlilik, kemikleşmiş düşüncelere, kalıplaşmış yaşam tarzlarına  karşı bir yerde bir baş kaldırı ve isyan oluyor. Kadın-erkek hepimiz biliyoruz  ki, sevgili eşimizi her gün yeniden keşfetmek ve baştan çıkarmak zorundayız. Çünkü,  yazımızın başında da ısrarla vurguladığımız gibi, hiçbir şey tam olarak ele geçirilmiş  sayılmaz. Çağın bir diğer hayat felsefesi de bu.</p>
<p>EVLİLİK &#8220;SENİ SEVİYORUM&#8221; DEMENİN BİR BAŞKA YOLU : Ailelerin karar verdiği evlilikler,  geçmiş günlerin geleneklerinden biriydi. Seçim hakkının gençlerin elinden alındığı  bir gelenek&#8230; İkili ilişkilerin, flörtlerin sonu mutlaka evlilikle bitmeliydi.  Aksi takdirde , toplumun hoşgörüsüzlüğü ve acımasız eleştirileriyle karşılaşıyordunuz.  Geçici bir aşksa yaşanan, onu, son kullanma tarihi belirtilmemiş bir kontrata  imza atarak, uzun, upuzun yıllar boyunca sürdürmek zorunda kalmak&#8230;</p>
<p>Köprülerin altından çok sular geçti. Şimdiki toplumlar, çok daha hoşgörülü. Bugün  &#8220;Seni Seviyorum&#8221; demenin bir başka yolu olarak görülen evliliğe artık güleryüzle  bakıyorlar. Hayatı zorlaştırmanın bir anlamı yok, hayat zaten başlı başına bir  zorluk Artık zamanı geldi, o halde evleneceğim! </span></p>
<p><span> Hazırlayan:Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/ask-evliligi-mi-mantik-evliligi-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erkeğinizi Tanımak İstiyorsanız</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/erkeginizi-tanimak-istiyorsaniz.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/erkeginizi-tanimak-istiyorsaniz.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Jan 2010 08:46:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Çapkın erkek]]></category>
		<category><![CDATA[Erkeği tanımak]]></category>
		<category><![CDATA[prezervatif]]></category>
		<category><![CDATA[sevgili]]></category>
		<category><![CDATA[Yöntem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3054</guid>
		<description><![CDATA[Çapkın erkeği tanımak için bir kaç ipucu:
* Asprin bulmak için banyo dolabını karıştırırken, 20 değişik renkte prezervatifle  dolu bir kutu buluyorsanız.
* Sizi almaya evinizin kapısına geldiğinde, verdiğiniz masum bir merhaba öpücüğü,  dilini boğazına sokmaya çalışmasıyla son buluyorsa.
* Sizi büyük bir otelin restoranına yemeğe götürdüğünde, vale tarafından hararetle  selamlanıyor, resepsiyon memurunun gülümsemesini görmezden geliyor, garsonlar  şarap seçimini sormaya bile gerek duymadan getiriyorlarsa&#8230;
* Birlikte çıktığınız ilk yemekte &#8216;çok özel kadını&#8217; için Don Perignon marka şampanya  açtırıp, havyar ısmarlayıp, kemanlar eşliğinde aşk sözcükleri mırıldanıyorsa&#8230;  Hele bir de ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Çapkın erkeği tanımak için bir kaç ipucu:<br />
* Asprin bulmak için banyo dolabını karıştırırken, 20 değişik renkte prezervatifle  dolu bir kutu buluyorsanız.<br />
* Sizi almaya evinizin kapısına geldiğinde, verdiğiniz masum bir merhaba öpücüğü,  dilini boğazına sokmaya çalışmasıyla son buluyorsa.<br />
* Sizi büyük bir otelin restoranına yemeğe götürdüğünde, vale tarafından hararetle  selamlanıyor, resepsiyon memurunun gülümsemesini görmezden geliyor, garsonlar  şarap seçimini sormaya bile gerek duymadan getiriyorlarsa&#8230;<br />
* Birlikte çıktığınız ilk yemekte &#8216;çok özel kadını&#8217; için Don Perignon marka şampanya  açtırıp, havyar ısmarlayıp, kemanlar eşliğinde aşk sözcükleri mırıldanıyorsa&#8230;  Hele bir de tek bir kırmızı gül almışsa.<br />
* Sizi sadece haftasonları görebileceğini, geri kalan günlerde çok yoğun çalıştığını,  özel hayatına hiç vakit ayıramadığını söylüyorsa. Ve haftasonları cep telefonu  hep kapalıysa.<br />
* Sizi götürdüğü gece klubünde, şarap kadehinizin sürekli dolu olmasıyla bizzat  ilgileniyorsa. Ve gece sonunda sarhoşken araba kullanmak istemediğini, sizi eve  sabah bırakmasının bir mahsuru olup olmadığını soruyorsa.<br />
* Sizinle birlikteyken özel konuları konuşmaktan kaçınıp, sadece eğlenmeye odaklanıyorsa.</p>
<p>Erkeğinizi çözebilirsiniz&#8230;<br />
Onunla bir türlü konuşamıyorsunuz. Ya kavga çıkıyor ya da sizi dinlemiyor. Durun,  üzülmeye, ayrılık planları yapmaya başlamadan önce tavsiyelerimizi uygulayın.</p>
<p>Araştırmalara göre erkekler incinmekten ve zayıf görünmekten korktukları için  kaçış yolu olarak susmayı ya da umursamaz görünmeyi tercih ediyor. Peki sorunun  kaynağında neler yatıyor? Sebebini bilmeniz, çözümünü bulmamıza yardımcı olur.  Önereceğimiz yöntemleri siz de deneyin ve erkeğinizin dilini çözün.</p>
<p>Doğru kelimeleri seçin</p>
<p>Sevgilinize en iyi arkadaşınızla yaşadığınız tartışmayı ya da annenizin rahatsızlığını  anlatmak istiyorsunuz. O ise konuya hiç bulaşmadan &#8220;Telaşlanma, zamanla düzelir&#8221;  diye geçiştiriyor.</p>
<p>Erkekler, bir kadın için dert ortağı olma yönünde fazlasıyla aciz kalıyorlar.  Kadın acılarından bahsederken, erkek bırakın yorum yapmayı dinleyemiyor bile.</p>
<p>O zaman ona içinizden geçenleri doğru kelimelerle ve eksiksiz olarak anlatın.  Ancak bunu yaparken temkinli davranın.</p>
<p>Örneğin: &#8220;Hakemin yanlış kararı yüzünden doğru düzgün uyuyamadım. Bunun nasıl  bir şey olduğunu sen bilir misin?&#8221; diye söze başlarsanız, kendi deneyimlerinden  bahsetme fırsatı bulur.</p>
<p>Ciddiyetten kaçının</p>
<p>Çöpü dökmesini istersiniz, o ise bu duruma nükleer atık muamelesi yapar. Tuvalet  temizliği, çamaşır ve bulaşık gibi konulara ise hiç girmeyelim.</p>
<p>O yine kabuğuna çekilirken, kadın artık dayanamayıp patlar.<br />
Ne kadar haklı olursanız olun, cümleye &#8220;hep&#8221; ya da &#8220;hiç&#8221; gibi bir sözle başlamayın.</p>
<p>Esprili bir girişle başlamalısınız. &#8220;Hadi biraz da çöplerden bahsedelim&#8221; gibi.  Çocuk, temizlik ve ev işlerinin bir kişi için fazla bir yük olduğunu belirtin.  O güçlü omuzların sadece yaslanmak için var olmadıklarına inandırın onu.</p>
<p>Sinirlendiğinizi göstermeyin</p>
<p>Kadının sinirleri bozulmuştur ve artık dayanamaz hale gelir. Erkek ise soğukkanlılığını  korumaya çalışır.</p>
<p>Olan olur ve kadın ağlamaya başlar.<br />
Erkek &#8220;Ağlamanın bir faydası yok&#8221; diye bağırır. Bakar ki değişen bir şey yok,  &#8220;Ağlasın, bana ne&#8221; deyip, bay buz kalıbı modunda yine sessizliğine çekilir.</p>
<p>Sesinizi yükseltmek, tabakları duvarlara fırlatmak, kapıları çarpmak belki size  ağlamaktan daha rahatlatıcı gelebilir.</p>
<p>İyisi mi kendinizi dışarı atın ve şöyle bir dolaşıp gelin. Döndüğünüzde onun  ne kadar sessiz ve çözülmeye hazır olduğunu göreceksiniz.</p>
<p>Böyle sus pus olmasının sizde nasıl bir tesir yarattığını ona anlatın. &#8220;Sessizliğin  beni fazlasıyla kırıyor. Bu durumda ne istediğini anlayamıyorum&#8221; diyebilirsiniz.</p>
<p>Bir şey söylemeye başlarsa, &#8220;Bunu gerçekten doğru mu anladım?&#8221; diye söze başlayıp  söylediği cümleyi tekrar edin.</p>
<p>İltifat etmiyorsa</p>
<p>Hangi kadın istemez ki eşinin ya da sevgilisinin ona iltifatlar etmesini.</p>
<p>Ama erkeğinizin ruhuna yapışan o konuşmama, içine kapanma inadı sizi iltifatlardan  mahrum ediyor.</p>
<p>Bu doğal olarak sizin ruh halinizi de etkiliyor. Erkeğinizin ağzından iltifat  sözcükleri duymak istiyorsanız, hareketlerinizi biraz gözden geçirin.</p>
<p>Erkekler, aynanın karşısına geçip &#8220;Bu bana çok yakıştı. Böyle çok güzel görünüyorum&#8221;  diye kendi kendisine konuşan kadınlar karşısında susmayı tercih eder.</p>
<p>Kıyafetinizle sessizce yanından geçin. İşte o zaman cazibenize dayanamaz ve ağzından  kelimeler dökülür. Mutfaktaki hünerinizle de iltifat alabilirsiniz.</p>
<p>Örneğin ona uzun zamandır pişirmediğiniz en sevdiği yemeği yapın. Hangi erkek  en sevdiği yemeği yapan kadını iltifatsız bırakır ki. </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/erkeginizi-tanimak-istiyorsaniz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nikah İşlemleri</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/nikah-islemleri.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/nikah-islemleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Jan 2010 08:40:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Pratik Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Evlenmek]]></category>
		<category><![CDATA[Nikah işlemleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nikah salonu]]></category>
		<category><![CDATA[Nüfus müdürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Resmi nikah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3052</guid>
		<description><![CDATA[Evlenmek  yorucu ve koşuşturmalı bir süreç olsa da bütün bunların  tatlı bir sona varacağını bilmeniz işinizi kolaylaştıracaktır.İlk olarak nikah işleminin en önemli  öğesi olan resmi işlemlere ağırlık vermeniz gerekiyor.
Öncelikle nikahınızın davet yerinde mi yoksa nikah salonunda olacağını belirlemeniz  gerekiyor .Eğer nikah salonunda olmayacaksa bu konuda yetkilileri haberdar etmelisiniz,ayrıca  nikah salonları dışındaki nikahlardan farklı ücretler talep ediliyor.
Nikahınızı başka bir ilçede yaptırmak isterseniz,oturduğunuz ilçenin nikah dairesine  gidip sevk ve diğer evrakları aldıktan sonra belirlediğiniz ilçedeki nikah dairesine  başvurmalısınız.Bu işlemleri yaparken mutlaka yanınızda eşinizin de olması gerekiyor ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Evlenmek  yorucu ve koşuşturmalı bir süreç olsa da bütün bunların  tatlı bir sona varacağını bilmeniz işinizi kolaylaştıracaktır.İlk olarak nikah işleminin en önemli  öğesi olan resmi işlemlere ağırlık vermeniz gerekiyor.<br />
Öncelikle nikahınızın davet yerinde mi yoksa nikah salonunda olacağını belirlemeniz  gerekiyor .Eğer nikah salonunda olmayacaksa bu konuda yetkilileri haberdar etmelisiniz,ayrıca  nikah salonları dışındaki nikahlardan farklı ücretler talep ediliyor.<br />
Nikahınızı başka bir ilçede yaptırmak isterseniz,oturduğunuz ilçenin nikah dairesine  gidip sevk ve diğer evrakları aldıktan sonra belirlediğiniz ilçedeki nikah dairesine  başvurmalısınız.Bu işlemleri yaparken mutlaka yanınızda eşinizin de olması gerekiyor  yoksa işlemler kabul edilmez.</p>
<p>- Öncelikle başvurduğunuz nikah dairesinden alacağınız 4 nüshalık evlilik beyannamesini,  fotoğrafınızı ekleyerek muhtarlığınızda onaylatın.</p>
<p>-Muhtarlıktan fotoğraflı olarak nüfus cüzdanı sureti ve ikametgah belgesi alın  .Bunun için de nüfus cüzdanızın aslı ve fotokopisi gerekli.</p>
<p>-Kayıtlı olduğunuz nüfus müdürlüğünden en son medeni durumunuzu gösteren fotoğraflı  belge almalısınız.Kadınların evlenebilmeleri için boşanmalarının zerinden 300  gün geçmiş olması gereklidir.Çiftlerden biri yabancı uyruklu ise bekarlık belgelerini  konsolosluklarından alır.Bu belge Vilayet Hukuk İşleri&#8217;ne onaylatıldıktan sonra  istenilen diğer belgeler ve yanında 7 fotoğraf ile nikah dairesine başvurmalısınız.</p>
<p>-Anti HİV yani aids testi,bulaşıcı hastalık taraması ve kan grubu yestlerini  içeren sağlık raporu almalısınız bunun için gidebileceğiniz yerler:Belediye Başhekimliği,Hükümet  Tabibliği ve Sağlık Ocakları&#8230;Raporunuza fotoğraf eklemeyi unutmayınız.</p>
<p>-Yaşınız 18 den küçük ise anne baba onayı olan noter tasdikli belgeyi almanız  gerekir.</p>
<p>Başvuru saatleri 08:30-11:00 arasıdır.Nikah dairesinde kıyılacak nikahlarda her  nikah dairesinin anlaşmalı çalıştıkları firma olduğu için dışardan fotoğraf ve  video çekimi kabul edilmez.</span></p>
<p><span> Hazırlayan :Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/nikah-islemleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erkeğin Gözünde Kadın</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/erkegin-gozunde-kadin.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/erkegin-gozunde-kadin.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Jan 2010 08:31:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Aile düzeni]]></category>
		<category><![CDATA[Baskı]]></category>
		<category><![CDATA[Diktatörlük]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3050</guid>
		<description><![CDATA[Kadın evlendiği zaman, erkekler  ailede düzeni sağlamak bahanesiyle diktatörlüğünü ilan etmete çabalar.
Kadın aile kurmayı bir evcilik oyunu saymaktan hiç vazgeçmez. Kendi kurallarını  ev halkına kabul ettirmek için ince hesaplar yapar.
Evin kadını, gerçekten fedakardır. Ama fedakarlığı isteyerek yaptığını da her  zaman iddia edemeyiz. Bazen ele güne karşı mükemmel eş gibi görünmek uğruna bir  şeyler yapar. Ama genellikle, ev halkının sağlığı, beslenmesi, giyimi gibi konular  onun ilgi alanına girer.
Kadın eş olduğu zaman küçük dünyasını süslemeye özenir. Çevresindekilere ne kadar  mükemmel olduğunu göstermeye çalışır. Evli kadının gösteriş merakı, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Kadın evlendiği zaman, erkekler  ailede düzeni sağlamak bahanesiyle diktatörlüğünü ilan etmete çabalar.</p>
<p>Kadın aile kurmayı bir evcilik oyunu saymaktan hiç vazgeçmez. Kendi kurallarını  ev halkına kabul ettirmek için ince hesaplar yapar.</p>
<p>Evin kadını, gerçekten fedakardır. Ama fedakarlığı isteyerek yaptığını da her  zaman iddia edemeyiz. Bazen ele güne karşı mükemmel eş gibi görünmek uğruna bir  şeyler yapar. Ama genellikle, ev halkının sağlığı, beslenmesi, giyimi gibi konular  onun ilgi alanına girer.</p>
<p>Kadın eş olduğu zaman küçük dünyasını süslemeye özenir. Çevresindekilere ne kadar  mükemmel olduğunu göstermeye çalışır. Evli kadının gösteriş merakı, kimi zaman  erkeği zor durumda bırakır&#8230;. </span></p>
<p><span> Hazırlayan:Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/erkegin-gozunde-kadin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evlilikteki Mecburiyetler</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/evlilikteki-mecburiyetler.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/evlilikteki-mecburiyetler.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Jan 2010 20:59:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilikteki mecburiyet]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Kalıp]]></category>
		<category><![CDATA[Mecburiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3048</guid>
		<description><![CDATA[Evlilik öncesi yaşanan ilişkide çift hayatlarını istedikleri şekilde yaşama özgürlüğüne  sahipken, evliliğin ardından bir takım uyulması gereken mecburiyetler ortaya çıkmaya  başlar.artık 2 kişi yaşıyorsunuzdur ve diğer kişinin kendine göre alışkanlıkları vardır. Peki bu mecburiyetler nasıl ortaya çıkar?
Her şeyden önce evlilik konusunda edindiğimiz tüm fikirler; çok küçük yaşlardan  itibaren içinde bulunduğumuz aileden öğrendiklerimiz ile şekillenir. Örneğin;  bir ailenin neler yapabileceği konusunda edindiğimiz her türlü alışkanlık kendi  ailemizin ve çevremizde gördüğümüz ailelerin alışkanlıklarına benzerlik gösterir.
Öğrendiğimiz her şeyi hayatın içinde gerçekçi bir şekilde yaşamaya başlayınca  ve evlilik ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Evlilik öncesi yaşanan ilişkide çift hayatlarını istedikleri şekilde yaşama özgürlüğüne  sahipken, evliliğin ardından bir takım uyulması gereken mecburiyetler ortaya çıkmaya  başlar.artık 2 kişi yaşıyorsunuzdur ve diğer kişinin kendine göre alışkanlıkları vardır. Peki bu mecburiyetler nasıl ortaya çıkar?</p>
<p>Her şeyden önce evlilik konusunda edindiğimiz tüm fikirler; çok küçük yaşlardan  itibaren içinde bulunduğumuz aileden öğrendiklerimiz ile şekillenir. Örneğin;  bir ailenin neler yapabileceği konusunda edindiğimiz her türlü alışkanlık kendi  ailemizin ve çevremizde gördüğümüz ailelerin alışkanlıklarına benzerlik gösterir.</p>
<p>Öğrendiğimiz her şeyi hayatın içinde gerçekçi bir şekilde yaşamaya başlayınca  ve evlilik öncesindeki rahat ilişki belirli kalıpların içine girince işler karışabilir.</p>
<p>Her şeyden önce evliliğin kendisi başlı başına bir takım mecburiyetlerden oluşur.  Çiftlerin birbirlerine nasıl davranacağından tutun da, günlük hayatı nasıl yaşayacaklarına  kadar hemen her şey farklı bir insanınki ile çakışınca farklı mecbutiyetlere uymak  insanların zor anlar yaşamalarına yol açar. Oysa evlilik öncesinde yaşanan ilişki,  bu açılardan son derece kolaydır. Herkesin hayatı kendisine aittir, herkes istediği  gibi hayatı yaşar.</p>
<p>Günlük hayatını, insan ilişkilerini ve yaşamının her yönünü kendisine göre düzenler;  ancak evlenince tüm bunlar farklılaşır. Her şey iki insanın ve toplumun kabul  ettiği sınırlar içerisinde diğer ailelerin yaptığı gibi gerçekleşmeye başlar.  Dahası gerçekleşmek zorunda olması ve bunun mecburiyet derecesi ne yazık ki; çiftin  aralarındaki aşk için fazla gelebilir. Hayat, birlikte yaşanması kolay bir şey  değildir. Her insanın kendi içinde kendine ait bir varlık olduğunu unutmamak gerekir.</p>
<p>Evliliğin ortaya çıkarttığı mecburiyetlerin iki kişiden hayatı tek kişiymiş gibi  yaşamalarını istemesi çokta kolay bir şey değildir. Bunun kimi zaman ilişkiyi  yıpratmasına engel olmak zordur.</p>
<p>Herkesin bir kendine ait bir hayatı olduğunu unutmamak ve buna saygı duymak;  evliliğin ortaya çıkarttığı bir takım mecburiyetlerin ilişkiye zarar vermesini engelleyecektir.</span></p>
<p><span> Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/evlilikteki-mecburiyetler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evlilikte İlk 2 Yıla Dikkat!</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/evlilikte-ilk-2-yila-dikkat.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/evlilikte-ilk-2-yila-dikkat.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Jan 2010 20:54:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Boşanmak]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik sırrı]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilikte 2 yıl]]></category>
		<category><![CDATA[Kısa ayrılıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Prensip]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3046</guid>
		<description><![CDATA[Evliliğinizi bitirmeye karar vermeden önce, elinizden gelen her şeyi yapıp yapmadığınızı  düşünün. Bir şeyi yıkmak, yapmaktan daha kolaydır unutmayın&#8230; İlk zamnlarınızı hatırlayın,nasıl aşık olduğunuzu ve ne heveslerle evlendiğinizi.Neden bu durumda olduğunuzu objektif olarak değerlendirin.
Psikologlar evlilikte artık ilk 7 değil, ilk 2 yılın tehlikeli olduğuna dikkat  çekiyor. Yapılan bir araştırma, evliliğin ilk 2 yılında duygusallıktan, uyum ve  sevgiden ödün vermeyen çiftlerin bir ömür boyu birlikte olma ihtimallerinin çok  daha yüksek olduğunu gösteriyor.
KISA AYRILIKLAR&#8230;
1981 yılında evlenen 156 çifti inceleyen bu kişilerin eşlerine karşı hissettiklerini,  tavırlarını mercek altına ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Evliliğinizi bitirmeye karar vermeden önce, elinizden gelen her şeyi yapıp yapmadığınızı  düşünün. Bir şeyi yıkmak, yapmaktan daha kolaydır unutmayın&#8230; İlk zamnlarınızı hatırlayın,nasıl aşık olduğunuzu ve ne heveslerle evlendiğinizi.Neden bu durumda olduğunuzu objektif olarak değerlendirin.</p>
<p>Psikologlar evlilikte artık ilk 7 değil, ilk 2 yılın tehlikeli olduğuna dikkat  çekiyor. Yapılan bir araştırma, evliliğin ilk 2 yılında duygusallıktan, uyum ve  sevgiden ödün vermeyen çiftlerin bir ömür boyu birlikte olma ihtimallerinin çok  daha yüksek olduğunu gösteriyor.</p>
<p>KISA AYRILIKLAR&#8230;</p>
<p>1981 yılında evlenen 156 çifti inceleyen bu kişilerin eşlerine karşı hissettiklerini,  tavırlarını mercek altına alan ekip, &#8220;Çiftin boşanıp boşanmayacağı, ilk 24 ayda  belli oluyor diyor.</p>
<p>Evlilik terapistlerinin çoğu uzun evliliğin sırrı kısa süreli ayrılıklardır  prensibinde birleşiyor. Uzmanlar her 2-3 yılda bir çiflere 1 ila 5 ay arası değişen  sürelerle ayrı kalmalarını öneriyor ve tedavi amaçlı ayrılıkların mucizeler  yarattığını söylüyor. Uzmanlar, birlikteliğin ilk günlerindeki heyecanı, tutkuyu  yakalamak için şu önerilerde de bulunuyor:</p>
<p>* Eşinize nasıl davranıyorsunuz? O-na, herhangi bir tanıdığa gösterdiğiniz ilgi  ve sevecenliği gösteriyor musunuz? Eşinizin sizin için her gün yaptığı şeylerin  bir listesini çıkarın ve sonra kendi kendinize, bunların kaçı için ona teşekkür  ettiğinizi sorun.</p>
<p>* Eşinizin düşündüğü ve duyduğu şeyleri tahmin etmekten vazgeçin. Kaç kere karşımızdakinin  hareketlerinden yanlış sonuçlar çıkardığımızı, gerçeği çok zaman sonra anladığınızı  bir düşünün.</p>
<p>* Çoğu kez eşimize, doğru olmayan istekler yükleriz. Mesafeli duran bir eş sorunlu  veya üzgün olabilir, unutmayın. </span></p>
<p><span> Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/evlilikte-ilk-2-yila-dikkat.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sorunlu Evliliğe Bir Şans</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/sorunlu-evlilige-bir-sans.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/sorunlu-evlilige-bir-sans.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Jan 2010 20:50:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Münakaşa]]></category>
		<category><![CDATA[Romantik ortam]]></category>
		<category><![CDATA[sorunlu evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Tenkit]]></category>
		<category><![CDATA[Yorgunluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3044</guid>
		<description><![CDATA[Her evlilikte bazı sorunlar yaşanır, önemli olan bu sorunları büyütmemektir.  Mutlu evliliğin sırlarını biliyor musunuz?
Sorunlu evlilikler kurtarılabilinir.Doğru yöntemleri deneyin ve evliliğinize bir şans daha verin.
1- Daima neşeli, bakımlı, pozitif görünün. Güzel kokun, temiz olun ve en baştan  çıkarıcı kıyafetleri kocanız için giyin.
2- Münakaşalarınızda yapıcı, arabulucu, şahsiyetli fakat ısrarcı olmayın. Sakın  aşağılamayın, erkeklik veya kazanç ile ilgili bir şey söylemeyin.
3- Seksi asla bir ceza olarak uygulamayın. Yatak ayırmak yapılacak en büyük hatadır.
4- Birbirinizle daima flört edin. Elinize geçen her anı dokunarak, öperek, el  ele tutuşarak veya uzaktan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Her evlilikte bazı sorunlar yaşanır, önemli olan bu sorunları büyütmemektir.  Mutlu evliliğin sırlarını biliyor musunuz?<br />
Sorunlu evlilikler kurtarılabilinir.Doğru yöntemleri deneyin ve evliliğinize bir şans daha verin.<br />
1- Daima neşeli, bakımlı, pozitif görünün. Güzel kokun, temiz olun ve en baştan  çıkarıcı kıyafetleri kocanız için giyin.</p>
<p>2- Münakaşalarınızda yapıcı, arabulucu, şahsiyetli fakat ısrarcı olmayın. Sakın  aşağılamayın, erkeklik veya kazanç ile ilgili bir şey söylemeyin.</p>
<p>3- Seksi asla bir ceza olarak uygulamayın. Yatak ayırmak yapılacak en büyük hatadır.</p>
<p>4- Birbirinizle daima flört edin. Elinize geçen her anı dokunarak, öperek, el  ele tutuşarak veya uzaktan dahi olsa göz göze bakışarak değerlendirin.</p>
<p>5- Münakaşalarda, 1-2 dakika sonra başka odaya geçin ve daha ileri gitmesini  önleyin. Kızgınlık veya küfürlerinizi kendinize saklayın. Karşı taraf bunları  duymasın. İleride yalnız bu lafları hatırlar.</p>
<p>6- Tenkitlerinizde önce iyi tarafları ön plana çıkarın. Sonra değişmesini istediğiniz  konuları zarifçe belirtin.</p>
<p>7- Açken; yorgunken; kızgınken; regli iken ve arabada, yemek sofrasında, başkalarının  yanında münakaşa yaratabilecek konulara girmeyin.</p>
<p>8- Alttan alırken kendinizi ezilen, taviz veren, kendisine haksızlık yapılan  taraf diye görmeyin. Siz aslında &#8220;huzurunuzu satın alıyorsunuz&#8221;. Birkaç gün sonra  her şey yolunda iken kırgınlığınızı yumuşak ifadelerle dile getirin ve bir daha  olmamasını dileyin, isteyin.</p>
<p>9- Romantik atmosfer yaratın; çocuklar olmadan baş başa kalma yolları arayın. </span></p>
<p><span> Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/sorunlu-evlilige-bir-sans.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erken Boşalma Tedavi Yöntemleri</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/erken-bosalma-tedavi-yontemleri.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/erken-bosalma-tedavi-yontemleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Jan 2010 20:45:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[CİSED]]></category>
		<category><![CDATA[Ejekülasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Stres]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3042</guid>
		<description><![CDATA[Erken boşalmanın çok çeşitli nedenleri olabilir. Erken boşalan erkek bilinçdışı olarak hem kendini hem de partnerini cezalandırıyor olabilir Türk erkeklerinin %70′nin erken boşaldığını ifade eden CİSED Başkanı Uzman Psikolojik Danışman Dr. Cem Keçe; “Erken boşalmayı hemen her erkek aynı şekilde yaşar gibi görünse de aslında erken boşalmanın her biri farklı nedenden kaynaklanan 10 tipi vardır. 4′ü fiziksel nedenli, 5′i psikolojik ya da ilişkisel nedenli ve 1 tanesi de diğer bir cinsel fonksiyon bozukluğunun eşlik ettiği karışık tip olmak üzere inceleyeceğimiz erken boşalma çeşitleri özellikle klasik ve geleneksel yöntemlerin sonuç vermemesini ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Erken boşalmanın çok çeşitli nedenleri olabilir. Erken boşalan erkek bilinçdışı olarak hem kendini hem de partnerini cezalandırıyor olabilir Türk erkeklerinin %70′nin erken boşaldığını ifade eden CİSED Başkanı Uzman Psikolojik Danışman Dr. Cem Keçe; “Erken boşalmayı hemen her erkek aynı şekilde yaşar gibi görünse de aslında erken boşalmanın her biri farklı nedenden kaynaklanan 10 tipi vardır. 4′ü fiziksel nedenli, 5′i psikolojik ya da ilişkisel nedenli ve 1 tanesi de diğer bir cinsel fonksiyon bozukluğunun eşlik ettiği karışık tip olmak üzere inceleyeceğimiz erken boşalma çeşitleri özellikle klasik ve geleneksel yöntemlerin sonuç vermemesini anlamada bizi aydınlatacak bir sınıflama olacaktır. Psikolojik ve ilişkisel nedenler oldukça karmaşık ve birbirine bağlıdır, o nedenle bunları iyi anlamak gerekir. Erken boşalmanın sadece nedenleri değil, etkileri de karmaşıktır. Erken boşalma erkeğin öz saygısı, cinsel yaşantısı ve ilişkisi üzerinde yıkıcı bir etki yaratabilir. Kişi öfke, aşağılanma, hayal kırıklığı, kızma, yetersizlik, utanç ya da suçluluk doğuran eski deneyimlerini ve egosunu rahatsız eden birçok özrünü bilinç dışına itmekle kalmaz, bunları hiç yaşanmamış gibi de algılayabilir. Günahkârlık, suçluluk, bedel ödeme, kendini cezalandırma, kapalılık, saldırganlık, derin endişe, zevk ve yetenek etrafındaki çatışmaları gizlemek için erken boşalmanın ne anlam ifade ettiği mutlaka üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur. Çünkü erken boşalan erkek, bilinçdışı olarak, hem kendini hem de partnerini<br />
cezalandırıyor olabilir. Ayrıcı tıpkı bir döngü gibi, bu etkiler erken boşalma sorununun daha da kötüleşmesine neden olabilir. Bu nedenle erkeğin hangi tip ya da tiplerde erken boşalmaya sahip olduğunu belirleme boşalma refleksini kontrol etmede özel ve etkili yaklaşımların geliştirilmesi için önem arz eder.” dedi.</span></p>
<p><strong>Erken boşalmanın 10 tipi var</strong><br />
Erken boşalmaya tanı koyma sürecinin önemine dikkat çeken CİSED Başkanı Uzman Psikolojik Danışman Dr. Cem Keçe; “Kişiyi ilk önce ömür boyu olan ve daha sonra sonradan kazanılmış olan erken boşalma tiplerine göre değerlendirmek gerekir. Erken boşalmanın 4 tipi (nörolojik sisteme bağlı erken boşalma, özgüven eksikliğine bağlı erken boşalma, psikolojik sisteme bağlı erken boşalma ve psikoseksüel beceri<br />
eksikliğinden kaynaklanan erken boşalma) ömür boyu süren erken boşalma tipini ifade eder, geri kalan 6 tip ise (fiziksel hastalığa bağlı erken boşalma, fiziksel yaralanmaya bağlı erken boşalma, ilacın yan etkisine bağlı erken boşalma, psikolojik streslere bağlı erken boşalma, ilişki stresine bağlı erken boşalma ve karışık tip erken boşalma) sonradan kazanışmış erken boşalmayı işaret eder. En yaygın erken boşalma tipleri; özgüven eksikliğine bağlı erken boşalma, psikolojik streslere bağlı erken boşalma, karışık tip erken boşalma (genellikle sertleşme sorunları gibi başka bir cinsel işlev bozukluğu ile birlikte görülen erken boşalma) ve psikoseksüel beceri eksikliğinden kaynaklanan erken boşalmadır. Daha sonra en yaygın olanlar ilişki stresine bağlı erken boşalma, psikolojik sisteme bağlı erken boşalma, nörolojik sisteme bağlı erken boşalma ve fiziksel hastalığa bağlı erken boşalma (genellikle prostat iltihaplanması)’dır. Fiziksel yaralanmaya bağlı erken boşalma ve ilacın yan etkisine bağlı erken boşalma ise daha nadirdir.” dedi.</p>
<p><strong>Erken boşalma tedavi yöntem ve teknikleri</strong><br />
Erken boşalmanın cinsel terapi ile %100 tedavi edilebileceğini CİSED Başkanı Uzman Psikolojik Danışman Dr. Cem Keçe; “Ancak cinsel terapiste giderek cinsel terapi alacak imkanı olmayanlar aşağıda önerdiğimiz egzersizleri kendi başlarına veya partnerleriyle uyguladıklarında boşalma denetimi kazanma sürecine girebilirler.</p>
<p>Düzenli bir partneri olan erkekler; önce sevişmeli, tam bir sertleşme olduktan sonra sırtüstü yatmalı ve bütün dikkatlerini penisten aldıkları duyumlara odaklamalıdırlar. Bu sırada partneri ilk aşamada kuru elle, ikinci aşamada ise bebe yağı ile penisini uyararak mastürbasyon yapmaya başlamalıdır. Penisine odaklanan erkek, boşalmak üzere olduğunu hissettiğinde partnerine ‘dur’ demelidir. Dur-başla tekniği adı verilen bu uygulamada erkek, acil boşalma isteği geçene kadar makat ve yumurtalıklarının olduğu bölgeyi 3 kez sıkar ve çok yavaşça gevşetir, sonra ‘başla’ diyerek partnerinden yeniden penisini uyarmaya başlamasını ister. Bu şekilde en az 30 dakika partnerinin dur-başla şeklinde yaptığı mastürbasyon ile kendini kontrol etmeyi öğrenen erkek, isterse kendini ödüllendirmek için boşalabilir. Bu sayede boşalmadan hemen önceki duyumları tekrar tekrar uzatılmış olarak yaşayan erkek,yüksek uyarılma düzeylerinde kendini kontrol etmeyi öğrenir. Mastürbasyon ile boşalma denetimi sağlandıktan sonra, aşamalı olarak kadının üstte olduğu bir pozisyonda cinsel birleşmeye izin verilir. Cinsel birleşme aşamasında da ‘dur’ deyince penis içerde hareketsiz tutularak beklenir, acil boşalma isteği geçene kadar erkek makat ve yumurtalıklarının olduğu bölgeyi 3 kez sıkar ve çok yavaşça gevşetir, sonra partnerine ‘başla’ diyerek devam etmesini ister. Düzenli bir cinsel partneri olmayan veya herhangi bir nedenle cinsel terapiye partneriyle katılamayan erkek ise; yukarıda anlatılan dur-başla egzersizini kendi başına yapar. Mastürbasyonda boşalma denetimini kazanan erkek yine yukarıda anlatıldığı gibi partneriyle ilişkiye girebilir. Ayrıca dur-başla tekniği ile senkronize bir şekilde kasıklardaki kasları kasma ve gevşetme, ritmik nefes alıp verme metotları da kullanılabilir. Bu egzersizler ile erkek sadece uzun süreli boşalma kontrolü sağlanmakla kalmaz, aynı zamanda penisin sertleşmesini ve orgazmının kalitesini de yükseltir.” dedi.</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/erken-bosalma-tedavi-yontemleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evlenmekten Korkan Erkekler</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/evlenmekten-korkan-erkekler.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/evlenmekten-korkan-erkekler.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Jan 2010 14:25:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Boşanmak]]></category>
		<category><![CDATA[erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[Evlenmek]]></category>
		<category><![CDATA[Evlenmekten korkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik süreç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3036</guid>
		<description><![CDATA[Erkekler evlenmekten neden korkar?
James şu an evli ve evliliğe uzak durmanın doğru bir şey olmadığını düşünüyor  ve kaleme aldığı ‘She Wants a Ring-and I Don’t Wanna Change a Thing’ adlı kitabında  söz konusu evlilik olduğunda erkeklerin girdiği psikolojik süreçlerden bahsediyor.
Erkeklerin evlilik lafını duydukları an kendilerini uçsuz bucaksız bir denizin  ortasında küreksiz bir kayığın içinde kalmış biri gibi çaresiz hissettiklerini  söyleyen Barron erkeklerin evlilikten korkma nedenlerini şöyle sıralıyor:
- Dünya üzerinde bulunan her çeşit ‘meyveyi’ tatma hayalleri suya düşüyor. Aşk  ve şevhet denizinden çıkma vaktinin geldiğini düşünmek ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Erkekler evlenmekten neden korkar?<br />
James şu an evli ve evliliğe uzak durmanın doğru bir şey olmadığını düşünüyor  ve kaleme aldığı ‘She Wants a Ring-and I Don’t Wanna Change a Thing’ adlı kitabında  söz konusu evlilik olduğunda erkeklerin girdiği psikolojik süreçlerden bahsediyor.</p>
<p>Erkeklerin evlilik lafını duydukları an kendilerini uçsuz bucaksız bir denizin  ortasında küreksiz bir kayığın içinde kalmış biri gibi çaresiz hissettiklerini  söyleyen Barron erkeklerin evlilikten korkma nedenlerini şöyle sıralıyor:</p>
<p>- Dünya üzerinde bulunan her çeşit ‘meyveyi’ tatma hayalleri suya düşüyor. Aşk  ve şevhet denizinden çıkma vaktinin geldiğini düşünmek korkmalarına neden oluyor.</p>
<p>- ‘Ya bir kadına aşık olup, onu, onun beni sevdiğinden daha çok seversem?’ sorusunu  kendilerine sorup içten içe uzun bir ilişkiden çekiniyorlar.</p>
<p>- Bu işin sonunda boşanma da var diyerek, böyle bir ihtimal karşısında ‘boşanırsam  kendimi tam bir beceriksiz olarak görmeye başlarım’ korkusu yaşıyorlar.</p>
<p>- Hayatlarının sıkıcı bir rutine dönüşmesi düşüncesi onları çileden çıkartıyor.</p>
<p>- Evliliklerinin anne-babasının evliliğine dönüşeceğinden korkuyorlar. Önlerinde  kötü bir örnek varsa bu dönüşme olasılığı onları daha da rahatsız ediyor.</p>
<p>- Arkadaşlarıyla istediği zaman maç izleyip, içki içemeyeceğini düşünüp evlilik  fikrinden uzaklaşıyorlar. Tek gecelik aşklarla zenginleşen fantazi dünyalarından  uzaklaşacaklarını düşünüp korkuyorlar.</p>
<p>- Bir bara gidip, ilk gözüne kestirdikleri kadınla tutku dolu bir gece geçirme  olasılığının artık sona ereceğini bilmekten rahatsız oluyorlar.</p>
<p>- Kendilerinden başka insanların da sorumluğunu alma hissi onları ürkütüyor. </span></p>
<p><span> Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/evlenmekten-korkan-erkekler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Boşanmak Vakti Geldi mi?</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/bosanmak-vakti-geldi-mi.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/bosanmak-vakti-geldi-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Jan 2010 14:07:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Anlaşmazlık]]></category>
		<category><![CDATA[Avukat]]></category>
		<category><![CDATA[Boşanma vakti]]></category>
		<category><![CDATA[Boşanmak]]></category>
		<category><![CDATA[Kavga]]></category>
		<category><![CDATA[Tartışma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3030</guid>
		<description><![CDATA[Evliliğinizin boşanmayla sonuçlanıp sonuçlanmayacağını merak ediyorsanız, aşağıdaki  testi çözün.. Sorulara vereceğiniz yanıtların karşısındaki puanları toplayın  ve boşanma vaktinizin gelip gelmediğini görün.
Boşanmaya ne kadar yakınsınız?
1- Daha önce evlendiniz mi?
Evet: 2
Hayır: 1 
2- Ne sıklıkla tartışıyorsunuz?
Günde 1 kez: 3
Haftada 1 kez: 2
Nadiren: 1
3- Erkekseniz, yaşınız 30 &#8211; 34 arası mı?
Evet: 2
Hayır: 1
4- Kadınsanız, yaşınız 25 &#8211; 29 arası mı?
Evet: 2
Hayır: 1
5- Kavga ederken, henüz tüm gerçekleri öğrenmemişken bile eşinizi suçlar mısınız?
Evet: 2
Hayır: 1
6- Anlaşmazlıkları nasıl çözersiniz?
Konuşmayız: 3
Birimiz pes edene kadar kedi köpek gibi tartışırız: 2
İkimiz de uzlaşmaya çalışır ve sorunu ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Evliliğinizin boşanmayla sonuçlanıp sonuçlanmayacağını merak ediyorsanız, aşağıdaki  testi çözün.. Sorulara vereceğiniz yanıtların karşısındaki puanları toplayın  ve boşanma vaktinizin gelip gelmediğini görün.</p>
<p>Boşanmaya ne kadar yakınsınız?<br />
1- Daha önce evlendiniz mi?</p>
<p>Evet: 2<br />
Hayır: 1 </span><span id="objectContent"><br />
2- Ne sıklıkla tartışıyorsunuz?</p>
<p>Günde 1 kez: 3<br />
Haftada 1 kez: 2<br />
Nadiren: 1</p>
<p>3- Erkekseniz, yaşınız 30 &#8211; 34 arası mı?</p>
<p>Evet: 2<br />
Hayır: 1</p>
<p>4- Kadınsanız, yaşınız 25 &#8211; 29 arası mı?</p>
<p>Evet: 2<br />
Hayır: 1</p>
<p>5- Kavga ederken, henüz tüm gerçekleri öğrenmemişken bile eşinizi suçlar mısınız?</p>
<p>Evet: 2<br />
Hayır: 1</p>
<p>6- Anlaşmazlıkları nasıl çözersiniz?</p>
<p>Konuşmayız: 3<br />
Birimiz pes edene kadar kedi köpek gibi tartışırız: 2<br />
İkimiz de uzlaşmaya çalışır ve sorunu çözmeden yatağa gitmeyiz: 1</p>
<p>7- İnternetteki arkadaşlık sitelerinde yeni insanlarla tanışıyor musunuz?</p>
<p>Evet: 2<br />
Hayır: 1</p>
<p>8- İlk evlendiğinizde kaç yaşındaydınız?</p>
<p>20&#8242;nin altında: 2<br />
20 &#8211; 49: 1<br />
50 veya daha fazla: 2</p>
<p>9- Her gün birlikte ne kadar zaman geçiriyorsunuz?</p>
<p>2.5 saatten fazla: 1<br />
2.5 saatten az: 2</p>
<p>10- Ne kadardır evlisiniz?</p>
<p>18 aya kadar: 2<br />
19 ay &#8211; 11 yıl arası: 1<br />
11 yıldan fazla: 2</p>
<p>11- İlk evinizi yakınlarda mı aldınız? </span></p>
<p><span id="objectContent">Evet: 2<br />
Hayır: 1</p>
<p>12- ikinizden birinin boşandığınız eşi var mı?<br />
Evet: 2<br />
Hayır: 1</p>
<p>13- İkinizden biri diğerini aldattı mı?</p>
<p>Evet: 2<br />
Hayır: 1</p>
<p>14- Cinsel hayatınızın ateşi söndü mü?</p>
<p>Evet: 2<br />
Hayır: 1</p>
<p>15- Yataktaki ihtiyaçlarınızla ilgili eşinizle açık konuşabiliyor musunuz?</p>
<p>Evet: 1<br />
Hayır: 2</p>
<p>16- Eşinizi cezalandırmak için seks yapmayı reddediyor musunuz?</p>
<p>Evet: 2<br />
Hayır: 1</p>
<p>17- Orgazm taklidi yaptınız mı?</p>
<p>Evet: 2<br />
Hayır: 1</p>
<p>18- Eşinizin kötü huyları sizi çileden çıkarıyor, ya da onun sizden sıkılmış  olabileceğini düşünüyor musunuz?</p>
<p>Evet: 2<br />
Hayır: 1</p>
<p>19- Gelecekle ilgili hayalleriniz aynı mı?</p>
<p>Evet: 1<br />
Hayır: 2</p>
<p>20- Mutsuz bir evliliğiniz varsa, danışmandan yardım almayı denediniz mi?</p>
<p>Evet: 1<br />
Hayır: 2 </span><span id="objectContent">PUANLAMA</p>
<p>17 &#8211; 23 puan: Çok şanslısınız! Mükemmel bir evliliğiniz var.</p>
<p>24 &#8211; 30 puan: Fazla endişelenmenize gerek yok ama birbirinize sonsuza kadar sahip  olacağınızdan emin olmayın.</p>
<p>31 &#8211; 35 puan: Bir şeyleri değiştirmezseniz, kendinizi yakında mahkeme salonunda  bulabilirsiniz. Büyük sorunlarınız var ve eğer bunları kendi başınıza çözemiyorsanız  bir danışmandan yardım almayı düşünmelisiniz.</p>
<p>36 &#8211; 40 puan: Bir avukat bulun! Acilen boşanma davası açmanızın zamanı gelmiş. </span></p>
<p><span> Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
<p><span><br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/bosanmak-vakti-geldi-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Müstakbel Gelinler Dikkat</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/mustakbel-gelinler-dikkat.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/mustakbel-gelinler-dikkat.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Jan 2010 14:03:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Damat]]></category>
		<category><![CDATA[düğün]]></category>
		<category><![CDATA[Düğün planı]]></category>
		<category><![CDATA[gelin]]></category>
		<category><![CDATA[Müstakbel damat]]></category>
		<category><![CDATA[Müstakbel gelin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3028</guid>
		<description><![CDATA[Müstakbel bir gelin olarak çevreden duyduğunuz fakat hiç yaşamadığınız bazı olaylar açısından bu yazıyı okumanızda fayda var.
İşleri paylaşın
Düğününüzü planlarken zaman zaman stresli anlar yaşayabilirsiniz. Yükünüzü hafifletmek  için onunla iş bölümü yapmaya ne dersiniz?
Yapmak istediğiniz işleri aranızda bölüşün. Örneğin siz salon süslemeleriyle  ilgileniyorsanız ona DJ’in çalacağı parçaları belirlemesini söyleyin. Aldığı bu  sorumluluklarla damat adayı düğünü sadece görünmek zarunda olduğu bir yer olarak  görmeyecek aksine kendisini bu olayın bir parçası olarak görecek ve bunun kendi  düğünü olduğunu hissedecektir.
Müstakbel damat hazırlıklaryla ilgilenmeye
de bilir. Böyle bir durumda onun yapmasını ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Müstakbel bir gelin olarak çevreden duyduğunuz fakat hiç yaşamadığınız bazı olaylar açısından bu yazıyı okumanızda fayda var.</p>
<p>İşleri paylaşın</p>
<p>Düğününüzü planlarken zaman zaman stresli anlar yaşayabilirsiniz. Yükünüzü hafifletmek  için onunla iş bölümü yapmaya ne dersiniz?</p>
<p>Yapmak istediğiniz işleri aranızda bölüşün. Örneğin siz salon süslemeleriyle  ilgileniyorsanız ona DJ’in çalacağı parçaları belirlemesini söyleyin. Aldığı bu  sorumluluklarla damat adayı düğünü sadece görünmek zarunda olduğu bir yer olarak  görmeyecek aksine kendisini bu olayın bir parçası olarak görecek ve bunun kendi  düğünü olduğunu hissedecektir.</p>
<p>Müstakbel damat hazırlıklaryla ilgilenmeye<br />
de bilir. Böyle bir durumda onun yapmasını düşündüğünüz işleri ailenin diğer  üyelerine verebilirsiniz. Düğün hazırlıklarıyla uğraşmaması sizi sevmediği manasına  gelmiyor!</p>
<p>Bekarlığa veda partisi sendromu</p>
<p>Arkadaşlarının onun için hazırladığı bekarlığa veda partisi konusunda bazı endişeleriniz  var öyle değil mi? En yakın arkadaşlarıyla düzenlediği bu partiye striptizci mi  çağırmak istiyor? Bırakın çağırsın. Sevdiğiniz ve güvendiğiniz için bu adamla  evleniyorsunuz. Korkmayın evleneceğiniz erkek sadece bir gecede farklı bir insana  dönüşmez. Fakat yine de içiniz hiçbir şekilde rahat etmeyecekse onunla bir anlaşma  yapabilir ve o gece yapacakları konusunda ona bazı sınırlar koyabilirsiniz. Örneğin  ona partideki eğlence unsuru her neyse onunla hiçbir temas kurmaması konusunda  müstakbel kocanızla bir anlaşma yapabilirsiniz. Bunun dışında siz de o gece kız  arkadaşlarınızla değişik bir eğlence düzenleyebilir ve eşit şartlarda bulunmanın  keyfin yaşayabilirsiniz.</p>
<p>Arkadaşlarınızı usandırmayın</p>
<p>Düğün hazırlıklarında gelinden sonra en çok yorulanlar kuşkusuz gelinin en yakın  kız arkadaşlarıdır. Gelinlik provalarında gelinin yanında bulunan, düğünle ilgili  her türlü detayda ‘bilir kişi’ olarak fikrine danışılan bu kızları istekleriniz  ve kaprislerinizle sakın bunaltmayın!</p>
<p>Her türlü güçlüğe hazır olun</p>
<p>Düğün hazırlıkları aşamasında karşnıza çıkacak olan her güçlükle savaşmak için  hazır olmalısınız. Teyzeniz yardımcısının düğüne neden davet edilmediğini sorduğunda  ona sinirlenmeden kibarca durumu izah edebilmelisiniz. Çiçekçiniz çalışacağı bir  gün için iki gün parası almak istediğini söylediğinde bu konuyu sinirlenmeden  onunla konuşabilmeniz gerekiyor. Aksi takdirde düğün hazırlıği stresini uzun zaman  üzerinizden atamayabilirsiniz. </span></p>
<p><span> Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/mustakbel-gelinler-dikkat.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evliliğin İlk Şartı Saygı</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/evliligin-ilk-sarti-saygi.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/evliligin-ilk-sarti-saygi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Jan 2010 13:55:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Dövüş]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilikte saygı]]></category>
		<category><![CDATA[Fiziksel hareket]]></category>
		<category><![CDATA[Hakaret]]></category>
		<category><![CDATA[Kavga]]></category>
		<category><![CDATA[Saygı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3026</guid>
		<description><![CDATA[İlk günlerinizi hatırlayın.Nasıl davranırdınız birbirinize?Birbirinizi  göreceğinize yakın nasıl heyecanlanıp, nasıl giyiminize, temizliğinize, görünüşünüze  dikkat ediyordunuz. Yemek yerken ağzınızı şapırdatmıyor, burnunuzu karıştırmıyor,  özellikle geğirmiyor veya asla gaz çıkartmıyordunuz. Tuvaleti birlikte kullanır  mıydınız veya pejmürde kıyafetler, saç baş darmadağın dolaşıp, kendinizi karşı  tarafa çirkin gösterir miydiniz? Gözde çapak, yüz yıkanmamış, üstünüz başınız  yemek veya ter kokarken sevgili eşinize görünür müydünüz?
Peki şimdi nasılsınız? Kavga, dövüş var mı, küfür, fiziksel hareketler, hakaretler&#8230;  Karşınızdakini aşağılayan, yeren, küçümseyen sözler söylerken hiç &#8220;Ben ne diyorum,  ne yapıyorum?&#8221; diyor musunuz? ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">İlk günlerinizi hatırlayın.Nasıl davranırdınız birbirinize?Birbirinizi  göreceğinize yakın nasıl heyecanlanıp, nasıl giyiminize, temizliğinize, görünüşünüze  dikkat ediyordunuz. Yemek yerken ağzınızı şapırdatmıyor, burnunuzu karıştırmıyor,  özellikle geğirmiyor veya asla gaz çıkartmıyordunuz. Tuvaleti birlikte kullanır  mıydınız veya pejmürde kıyafetler, saç baş darmadağın dolaşıp, kendinizi karşı  tarafa çirkin gösterir miydiniz? Gözde çapak, yüz yıkanmamış, üstünüz başınız  yemek veya ter kokarken sevgili eşinize görünür müydünüz?</p>
<p>Peki şimdi nasılsınız? Kavga, dövüş var mı, küfür, fiziksel hareketler, hakaretler&#8230;  Karşınızdakini aşağılayan, yeren, küçümseyen sözler söylerken hiç &#8220;Ben ne diyorum,  ne yapıyorum?&#8221; diyor musunuz? O bayıldığımız, çiçek verdiğimiz, şiir yazdığımız,  kucakladığımız, öptüğümüz insanı, yerle bir ederken kendimize de saygısızlık yapmıyor  muyuz? Öyle ya, o kişi bizim en yakınımız değil mi? Aynı yatağı paylaştığımız,  aynı evde oturduğumuz, en kötü ve en iyi günlerimizi birlikte yaşadığımız kişiyi  böylesine saygısızca yerle bir edersek biz ne oluyoruz? Çocuklarımız varsa, anne  ya da babasının birbirlerine karşı nasıl saygısızlık ettiğini, kendilerine örnek  aldıkları kişilerin nasıl böyle sefil varlıklar durumuna düştüklerini görmüyorlar  mı? Yazık hakikaten çok yazık. Sonra nasıl onlardan bize karşı saygı bekleyeceğiz.  Kardeşine bağırdığı, küfrettiği, dövdüğü için çocuğunuza terbiye verebilecek miyiz?  Çocuk bu ikilemi neyle izah edecek. &#8220;Ainesi iştir kişinin lafa bakılmaz&#8221; diyen  atalarımız ne doğru demiş. Saygı bekliyorsak örnek olmalıyız. Eşler arasında saygı  karşılıklı olarak tarafların yakınlarına, anne ve babalarına gösterilen ilgide  de aranmalıdır.</p>
<p>Sevmesek dahi eşinizin hatırı için onlara saygı göstermek gerekir. Esasında yapılan,  söylenen her söz, her hareket, eşlerin birbirlerine gösterecekleri saygı demektir.  Konuşurken dinlemesini bilmek, lafını kesmemek, başkalarının yanında (bilhassa)  tenkit etmemek, başkaları ile karşılaştırmamak, hele hassas oldukları konuları  yüze vurmamak, hepsi eşlerin birbirlerine olan saygılarını gösterir. Yardım eden,  el veren, göğüs geren, koruyan, her şeyden önce ona öncelik veren, anlayış gösteren,  alttan alan kişiler, evliliğe ve eşine değer veren, saygı duyan insanlardır. Eşine  sormadan karar vermeyen, plan yapmayan, birbirlerine ait mektupları açıp, telefon  mesajlarını kurcalamayan kişiler saygılıdır. Kapıyı çalmadan içeri dalmak, &#8220;Burası  benim evim&#8221; deyip ortalığı dağıtmak, toplamamak hep karşı tarafa saygısızlıktır.  Yemekleri, tatlıları bitirip diğer tarafı düşünmemek, bize sıcak geliyor diye  klimayı çalıştırmak, yahut avaz avaz televizyon dinlemek, karşı tarafın isteyip  istemediğini hesaba katmaksızın, arzumuza göre davranmak, sonrada kalkıp saygıdan  bahsetmek. Daha yığınla hadiseye değinebiliriz. Bütün bunların sonunda ne oluyor?  Saygının, düşüncenin kalmadığı yerde, sevgi de kalmıyor. Bir süre sonra öfke,  hınç, kin duymaya başlayıp kısas yapıyoruz.</p>
<p>Geçmişi düşünün</p>
<p>Yalama olmuş ilişkiler zamanla müthiş geriye gidiyor. Bir zamanlar birbirlerine  çok dikkat eden çiftler, şimdi aynı evde yaşayan iki yabancı ve hatta düşman oluyorlar.  Arada sevgi olmasa da hala saygı varsa, kişiler birlikte yaşayabiliyor, çocukları  için katlanabiliyorlar. Unutulan hatıralar, davranışlar, birlikte geçirilmiş güzel  günler tekrar hatırlanabilse, rutin, lakayt, hatta düşmanlık dolu günler düzelebilir,  yaşam kalitesi yükselir; huzur ve saygı gelebilirdi. Münakaşaların dahi saygı  eşliğinde yapılması, karşı tarafın görüşlerine önem verilmesi, aynı evin içinde,  iki eşit hakka sahip insan muamelesi gösterilmesi, evliliğe duyulan saygıdır.  Evlilik terapisi alan çiftlerle, özellikle saygı ve saygısızlık kavramları işlenip  davranışlarını irdelemeleri sağlanır. Terapist ile birlikte tek tek veya ikili  konuşmalarda şahıslar, nedenleri, niçinleri tartışırlarken, saygının önemini,  evlilik sanatındaki rolünü, hayatlarını alt üst eden hadiselerin, ne denli saygı  kavramına uzak olduğunu realize ederler. </span></p>
<p><span> Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/evliligin-ilk-sarti-saygi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evlilikte Alkolizm Sorunu</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/evlilikte-alkolizm-sorunu.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/evlilikte-alkolizm-sorunu.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Jan 2010 13:51:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Alkol düşkünlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Alkolizm]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilikte alkolizm]]></category>
		<category><![CDATA[İçki]]></category>
		<category><![CDATA[İçkici]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal içici]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3024</guid>
		<description><![CDATA[Onlara göre, istedikleri zaman içkiyi bırakabilirler, oruç tutarken hiç içmezler;  zaten sosyal içicidirler; bütün gün değil sadece gece 2-3 bardak içerler&#8230; Bütün alkolikler  istedikleri anda bırakabileceklerini iddia ederler fakat geçeklerle yüzleşince durum farklıdır.Alkolizm mutlaka uzman yardımı ile çözülmesi gereken bir sorundur.Aslında  içkiye düşkünlük bir zayıflıktır. Bir alışkanlık söz sonusudur. Ama eğer şahıs  içkiye yatkın ise, ailesinde içki alışkanlığı varsa, içki içilen yerlerde çalışıyor  veya yaşıyorsa bu doz gitgide artarak alkolizme dönüşedebilir.
Evlilik alkolizmi
Mutlaka her zaman dertli olup içkici olunmayabilir. Ancak alışkanlık, tutkuya  kolayca dönüşebilir. Gelin, evlilikten ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Onlara göre, istedikleri zaman içkiyi bırakabilirler, oruç tutarken hiç içmezler;  zaten sosyal içicidirler; bütün gün değil sadece gece 2-3 bardak içerler&#8230; Bütün alkolikler  istedikleri anda bırakabileceklerini iddia ederler fakat geçeklerle yüzleşince durum farklıdır.Alkolizm mutlaka uzman yardımı ile çözülmesi gereken bir sorundur.Aslında  içkiye düşkünlük bir zayıflıktır. Bir alışkanlık söz sonusudur. Ama eğer şahıs  içkiye yatkın ise, ailesinde içki alışkanlığı varsa, içki içilen yerlerde çalışıyor  veya yaşıyorsa bu doz gitgide artarak alkolizme dönüşedebilir.</p>
<p>Evlilik alkolizmi</p>
<p>Mutlaka her zaman dertli olup içkici olunmayabilir. Ancak alışkanlık, tutkuya  kolayca dönüşebilir. Gelin, evlilikten kaynaklanan alkolizmi; veya içki alışkanlığının  evliliğe zararlarını konuşalım. Evlilikten kaynaklanan alkolizm tam bir müdafaa  mekanizmasıdır. Şahıs bilhassa kadın ise, ruhsal boşluğunu, sevgi açlığını, şevkat  eksikliğini içki ile dengelemeye çalışır. Genelde gizli gizli içer. Kocası gelmeden  önce, ağzına sakız ya da nane gibi şeyler atar. Kokusu çok olmayan cins içkiler  içer. Yemekte durumu idare etmeye çalışır, ancak ailesi tarafından hemen anlaşılır.  Bu durum ne yazık ki çocuklar tarafından saygı eksikliği yaratır; eş tarafından  acıma veya kızgınlık hissini ortaya çıkarır. Kadın içki içtikçe eşine daha pervasız  davranır. Sözleri, yakıcı birer ok gibi kocasına fırlatır. Ayık kafa ile söyleyemediği  ne varsa, arka arkaya sıralar. Genelde taşkınlık yapmaz ama çok rahat konuşur  ve hiç çekinmez. Duruma gore küfür, hakaret edebilir. Ancak içki içen erkek gibi  fiziksel taarruza geçmez. Erkek alkolikler, veya onların tabiri ile &#8220;birazcık  içki içen, içkiyi seven&#8221; kişiler, evliliklerine tahammül edebilmek için bu yolu  seçer. </span></p>
<p><span id="objectContent">seks hayatları sonra erer</p>
<p>Genelde aşağılanan, azarlanan, horlanan ve erkekler, eğer içkiye de meyilliyse,  bu şekilde müdafaa mekanizmasına başvururlar. İçmedikçe çok normal, hatta sakin  bir erkekken, içince mütecaviz, alaycı, terör estiren bir yaratığa dönüşürler.  Çoğu zaman da radarlarını eşlerine çevirir, adeta ondan hınç alırlar. Gelmiş geçmiş  ne varsa, ağızlarına hiç sahip olmadan, döküp sayarlar. Eski hadiseler temcit  pilavı gibi ortaya koyar; günlük hadiselerde canlarını sıkan her şeyi ağızlarına  dolarlar. Gece geç saatlere kadar oturur ve uyuma zorluğu çekerler. Eşleri yalnız  yatar, aralarındaki karı koca yakınlığı kalmaz. Kadınsa, çeşitli kılıklara girerek  kocasına zorla yanaşmaya çalışır ve ne yazık ki iğrenilerek geri püskürtülürler.  Yahut da geride çok derin yaralar bırakarak odasına götürülürler. Erkekse, karısı  yerine porno film veya bilgisayarda tanımadıkları kişilerle chat (sohbet) yaparak  onları dışlarlar. Gece yarıları yemek yapıp gürültü yaparak, rahatsız ederek yaşarlar.  Seks hayatları içki yüzünden yok olmaya yüz tutar ve bu çiftler arasında büyük  prolem yaratır. Özellikle genç evliliklerde bunlar sorun olur, çiftler gittikçe  uzaklaşır. Kimi evde değil dışarıda içmeyi, barlarda veya meyhanelerde sabahlamayı,  efkar dağıtmayı tercih eder.</p>
<p>Söylenenlere dikkat!</p>
<p>Her akşam, her akşam devam eden bu tür tutumlar bir süre sonra eşi bezdirir ve  evde kıyametler kopar. Bir kadın veya erkeğin içmesini iyi irdelemek lazımdır.  Neden içiyor? Halinden memnun olmamasının sebepleri ne? Ev hayatında, ilişkilerinde  aksayan ne? Genelde pek de dışa dönük olmayan, daha ziyade her şeyi içine atan  kişiler içki ile rahatlar. Kolaycacık, bütün söylemek istediklerini, dile getirir  ve kendilerini ele verirler. Böyle zamanlarda söylenenlerde hakikat payı yüksektir.  Diğer eş, eğer akıllı davranıp bunlara kulak verirse, genelde bazı prolemlere  ışık tutabilirler. Bakın bakalım neler diyor, nelere takıyor? Belki sizi söylenenler  üzecektir veya kabul edemeyebilirsiniz. Ama netice itibari ile, eşiniz eğer bunları  ağzına doluyorsa, çaresiz buralara yönelip, enine boyuna düşüneceksiniz. Saçma  bile gelse, hiç olmazsa ayık kafalıyken, kızmadan, kırmadan veya itham etmeden  soracaksınız. Bakalım akşam söylediklerini inkar edecek mi? Burada yapıcı davranmak  gerekir. Bir de üste çıkıp size kızabilir. Her halukarda gayemiz &#8216;üzüm yemek&#8217;,  &#8216;bağcıyı dövmek&#8217; değil. Öyleyse iletişimi kesmemek ve alttan almak, hele hele  katiyyen gelmiş-geçmiş-gelecek ne varsa ortaya döküp günah çıkarttırmamalıdır.  Bizi sevmediği kanaatine varırsak, nedeni sorulmalı ve mümkünse yeniden bağları  sıkılaştırmalıdır. Karşılıklı hakaretler, serzenişler, alay, küçümseme, azarlama  veya vır vır etmek hiç bir şey kazandırmaz. Sadece yıpratır ve içeni daha da içmeye  yöneltir. Amatem tarzında yerlerden yardım almak ve tedavi süresince evde çok  pozitif, çok yapıcı, yardımcı bir atmosfer sağlamak gerekir. </span></p>
<p><span> Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/evlilikte-alkolizm-sorunu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şühpelerle Yüzleşmek</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/suhpelerle-yuzlesmek.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/suhpelerle-yuzlesmek.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Jan 2010 13:46:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Aldatma]]></category>
		<category><![CDATA[Davranış]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Şüphe]]></category>
		<category><![CDATA[Şüpheyle yüzleşmek]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3022</guid>
		<description><![CDATA[Şüphe insanın içini inceden kemirip biten bir duygudur. Eğer kendimizden emin değilsek, karşımızdakine  güvenmiyorsak, yeterli iletişim yoksa, hadiseyi yeterince bilmiyorsak, anlamamışsak  içimize şüphe düşer. Neden, niçin, nasıl diye araştırabilirsek, bir dereceye kadar  düzgün sebepler bulur, aklımızı da  kullanarak, sıhhatli sonuçlara varabiliriz.  Ama tam tersine, şüphelerimizi esas alıp, davranış ve yaşantımızı buna göre şekillendirirsek,  büyük yanlışlıklara kapı açmış oluruz.
Hatamız var mı?
Evlilikte neden şüpheleniriz? En çok eşimizin bizi aldattığından; başkalarını  beğendiğinden; anne babası ile bir olduğundan veya onların sözünü dinlediğinden;  bize yalan söylediği veya parasını ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Şüphe insanın içini inceden kemirip biten bir duygudur. Eğer kendimizden emin değilsek, karşımızdakine  güvenmiyorsak, yeterli iletişim yoksa, hadiseyi yeterince bilmiyorsak, anlamamışsak  içimize şüphe düşer. Neden, niçin, nasıl diye araştırabilirsek, bir dereceye kadar  düzgün sebepler bulur, aklımızı da  kullanarak, sıhhatli sonuçlara varabiliriz.  Ama tam tersine, şüphelerimizi esas alıp, davranış ve yaşantımızı buna göre şekillendirirsek,  büyük yanlışlıklara kapı açmış oluruz.</p>
<p>Hatamız var mı?</p>
<p>Evlilikte neden şüpheleniriz? En çok eşimizin bizi aldattığından; başkalarını  beğendiğinden; anne babası ile bir olduğundan veya onların sözünü dinlediğinden;  bize yalan söylediği veya parasını sakladığından; bazen de bize bağlılığından,  geçmişinden şüpheye düşeriz. Yeterli seks yapmasa &#8220;Acaba başkası mı var&#8221;; bizi  istemese &#8220;Tamam artık beni sevmiyor&#8221; deriz. Hiç düşünmeyiz acaba niye &#8220;Hayır&#8221;  diyor veya bizi arzulamıyor diye. Acaba ben yanlış bir şeyler mi yaptım veya ona  yeterince saygı, sevgi, alaka, göstermedim mi yahut da davranışlarımda onu iten  bir husus mu var? Ses tonum itham edici, sözlerim aşağılayıcı; ağzımdan çıkan  laflar hakaretamiz veya iğneleyici mi? </span></p>
<p><span id="objectContent"><br />
Maddi huzursuzluk</p>
<p>Empati evlilikte çok önemlidir. Kendimizi onun yerine koyup hadiseleri, muhtemel  sebepleri kafamızda tartarsak, genelde sıhhatli bir sonuca varabiliriz. Para hususu  evlilikte bir diğer şüphe konusudur. Kazancını diğerine söylememek; parayı az  göstermek; gizli harcama yapmak; masrafları sanki evli değilmiş gibi karşı tarafın  ödemesini beklemek; gizli hesap açmalar ve tabii kredi kartı fazlalıkları, evlilikte  en çok tarafların birbirinden şüphe etmesini yaratan hususlardır. Nereye harcıyor?  Bu kadar para nereye gidiyor? Acaba gizli gizli birilerine mi yediriyor? Aklımıza  bin bir şüphe getiririz&#8230; Burada karşılıklı açık açık konuşulsa, izah edilse,  &#8220;Para benim&#8221;, &#8220;Senin&#8221; demeden, &#8220;Bizim&#8221; olarak harcansa, bütün bu anlamsız şüphelerden  kurtulurduk. Hesaplar ortak açılmalı, karşılıklı olarak ne kazanıyorsak, oradan  harcanmalı ve biriktirilmelidir. Evlilikte her şey müşterektir. &#8220;Ben&#8221; &#8220;Sen&#8221; yokuz,  &#8220;Biz&#8221; varız. Hesap sormak çok kırıcıdır. Bunun için tarafların her harcamadan  haberdar olması gerekir.</p>
<p>Hep sanırız&#8230;</p>
<p>Genelde eşler karşı tarafın, kendisinin haberi olmaksızın, ailesi ile görüştüğünden  de şüphelenir. Eğer, eşinin ailesi ile arası iyi değilse, kayınvalidenin telefon  edip eşini doldurduğundan şüphelenir. Eşinin bu sebeple tavır aldığını ve onların  tesiri altına girdiğini sanır. Bu şüphe, şahsı kaba veya soğuk davranmaya, ilişkileri  çekilmez yapmaya başlar. Öyle ki, şahıs biraz geç kalsa, Hah annesine uğradı herhalde&#8221;,  azıcık suratı asık olsa &#8220;Tamam yine kulağına kar suyu kaçırmışlar&#8221; demeye başlar.  Arkadaşları ile buluşsa &#8220;Acaba mı?&#8221; diye şüphelenir. Kredi kartı ekstrelerini  kontrol eder, kaç kişilik yemek yenmiş diye, cep telefonu mesajları, arayan veya  aranan telefonları incelemeler, hepsi tipik evlilik şüphesidir.</p>
<p>Değişimler korkutur</p>
<p>Ve ne yazık ki, en yakınımız olması gereken kişiyi, her an her şekilde, zan altında  bırakırız. Şüphe aynen bir kurt gibidir. En güzel evlilikleri bile oyar. Enfes  bir elma düşünün, içinden kurt tarafından kemirilmiş. Buna müsaade etmeyin lütfen.  Şüphe kişinin ruh dengesini bozar. İnsanı sahte davranışlara, rollere sürükler.  Güveni kaybettirir ve en mühimi yıpratır. Bir erkek kendine bakmaya, genç giyinmeye,  son moda şarkılar dinlemeye başlarsa, eşi hemen işkillenir. Hafta sonlarında iş  gezileri, gece geç gelmeler, karşı tarafı alarma geçirir. Hemen şüphe mekanizması  devreye girer. Eşinin, o bir şey anlatırken, etrafla meşgul olması veya televizyonu  izlemeye devam etmesi, iltifat etmemesi, bir seyahatte ayrı aktivitelere takılması,  gelen gidenle fazlaca alakadar olması, hele hele karşı cinsle göz teması ve daha  bir sürü durum eşleri şüpheci yapar. Buradaki duygusal eksiklik, sükutu hayal,  burukluk, gurur incinmesi haklı olarak, şahısları hassas yapar, dolayısı ile şüphe  kuruntuları başlar. Akla gelen gelmeyen her şeyde bir kanıt aranır. Çoğu zaman  da gereksiz soğukluklar, maddi manevi kısıtlamalar özel hayatı didiklemeler başlar.  Ve tabii bir yanlışlıklar komedyasıdır gider.</p>
<p>Yıkmak çok kolay</p>
<p>Ortada bir haksızlık varsa, şahıs ne olduğunu anlamadan kendini bu furyanın ortasında  bulur. O da karşılık verip işleri sarpa sardırır. Sonunda &#8220;Tavuk mu yumurtadan,  yumurta mı tavuktan&#8221; misali bir şüphe uğruna gereksiz anlaşmazlıklar içine düşerler.  Hep söylediğim gibi, sevgiden şüphe, alakadan şüphe, aldatıldığından, istendiğinden  şüphe evliliğin üzerindeki bulut gibidir. Yağmur mu, kar mı, dolu mu yağdırır  belli olmaz. Biz en iyisi kendimize, eşimize güvenelim, geçmiş güzel günleri düşünüp,  geleceğimizi bir şüphe uğruna feda etmeyelim. Bir evliliği inşa etmek zordur.  Onu korumak daha zordur. Ama yıkmak çok kolaydır. Tabii sonra pişman olmamak için,  çok pek çok düşünmek ve adımlarımızı ona göre atmak gerektir. Güneşli, günler,  bulutsuz güzel evlilikler dileği ile. </span></p>
<p><span> Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/suhpelerle-yuzlesmek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mükemmel Eş</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/mukemmel-es.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/mukemmel-es.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Jan 2010 12:47:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Amerikalı yazar]]></category>
		<category><![CDATA[Balayı]]></category>
		<category><![CDATA[düğün]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Mükemmel eş]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni evlilik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3016</guid>
		<description><![CDATA[Düğün, balayı telaşı sona erdi. Artık eşinizle yeni evinizdesiniz. Her şey yepyeni  ve size yabancı. Üstelik flört ettiğiniz dönemde kendinize yakın hissettiğiniz  eşinizi bile bu yeni ortamda yadırgamanız mümkün.
Mükemmel bir eş olmak için
Amerikalı yazar çift Linda ve Charlie Bloom, ‘Keşke Evlendiğim Zaman Bunları  Bilseydim’ başlıklı kitapta evlilikle ilgili 6 gerçeği şöyle sıralamış:
1- Birini ölesiye severken, aynı zamanda ondan öldüresiye nefret etmek mümkündür.
2- Eğer eşiniz yanınızda olmayınca kendinizi mutlu hissetmiyorsanız, onunla asla  mutlu bir evlilik sürdüremezsiniz.
3- Nerelerde hata yapıldığını araştırmak yerine, her şeyi doğru yapmaya odaklanmak  ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Düğün, balayı telaşı sona erdi. Artık eşinizle yeni evinizdesiniz. Her şey yepyeni  ve size yabancı. Üstelik flört ettiğiniz dönemde kendinize yakın hissettiğiniz  eşinizi bile bu yeni ortamda yadırgamanız mümkün.</span></p>
<p>Mükemmel bir eş olmak için<br />
Amerikalı yazar çift Linda ve Charlie Bloom, ‘Keşke Evlendiğim Zaman Bunları  Bilseydim’ başlıklı kitapta evlilikle ilgili 6 gerçeği şöyle sıralamış:</p>
<p>1- Birini ölesiye severken, aynı zamanda ondan öldüresiye nefret etmek mümkündür.</p>
<p>2- Eğer eşiniz yanınızda olmayınca kendinizi mutlu hissetmiyorsanız, onunla asla  mutlu bir evlilik sürdüremezsiniz.</p>
<p>3- Nerelerde hata yapıldığını araştırmak yerine, her şeyi doğru yapmaya odaklanmak  çok daha akıllıca bir davranış olur.</p>
<p>4- Cinsel birleşmenin kusursuzluğu evliliği mükemmel yapmaz, ama doğrusu yararı  da vardır.</p>
<p>5- Karşı cinsten bir yabancıdan hoşlanmak evliliği bitirmez, sadece biraz zedeler.</p>
<p>6- Eğer eşiniz bir meseleyi önemli buluyorsa, onun gerçekten önemli olduğuna  inanmak zorundasınız.</p>
<p><span id="objectContent">Sırlar açıklanmalı mı?</span></p>
<p>Eşinizle, uzunca bir flört dönemi yaşamış olsanız da aynı çatı altında evli bir  çift kimliğine bürününce, birbirinizi çok da iyi tanımadığınızı fark edeceksiniz.  Eskilerin bir sözü vardır; ‘Erkek, evinde pijamasını giyip koltuğuna oturmadıkça,  onu yeterince tanıyamazsın’ derler. Bu sözlere kulak vermek gerek. Evlendiğiniz  kişi, önceleri size hep olumlu yanlarıyla kendini gösterdi. Onun özel alışkanlıklarını,  birlikte yaşamaya başlamadan önce bilmeniz biraz zor.</p>
<p>Yeni hayatınızın ilk günlerinde, birbirinize geçmişinizden söz edeceksiniz. Çocukluk  yılları, aileler, akrabalar, arkadaşlar bir bir anlatılacak. Bu arada eşiniz belki  ilk aşkınızı öğrenmek isteyecek. Belki siz daha önceki duygusal ilişkilerinizi  eşinize anlatmaktan kaçınacaksınız. Tabii siz suskun kaldıkça eşinizin merakı  artacak ve sizi konuşmaya zorlayacak. Aynı durum sizin için de geçerli. Eşinizin  geçmişini ayrıntılarıyla öğrenmeye hak kazandığınızı düşünecek ve soruları peş  peşe sıralayacaksınız.</p>
<p>Geçmişin muhasebesi yapılırken kadın da erkek de çok dikkatli olmalı. Kaçamak  cevaplar yerine gerçekleri fazla ayrıntıya girmeden anlatmalı. Hiçbir sır, karı  kocanın arasına girmemeli. Belki bazı gerçekleri gizleyerek o gün için durumu  idare etmiş olabilirsiniz. Ama eşinizin her şeyi başkalarından öğrenmesi ihtimalinin  yüksek olduğunu da unutmayın.</p>
<p>Kadının da erkeğin de geçmişte kalan yaşantısının yeni yaşantıya gölge düşürmesi,  mutluluğa darbe vurur. Bu nedenle kadının da erkeğin de olgunluk gösterip, geçmişteki  olayları önemsememesi iki tarafın da lehinedir.</p>
<p>Şimdi gösteri zamanı</p>
<p>Yeni evli her genç kadın, ev yönetiminde usta olduğunu kocasına kanıtlamak ister.  Çalışan kadın da, evinde oturmayı tercih eden kadın da aynı hevesle, ev yönetimine  kendini adar. Daha önce de belirttiğimiz gibi, yeni evli çiftler, bir süre yabancılık  çekerler. Bu dönemde kadın, eşinin sevdiğine inandığı yemekleri sunmayı dener.  Onun çayını kaç şekerli içtiğini, sofra alışkanlıklarını bir çırpıda öğrenip sanki  kırk yıllık evliymişler gibi eşinin her isteğini o daha bir şey söylemeden yerine  getirmeye çalışır. Çocukluğunda her gün arkadaşlarıyla oynadığı ‘evcilik oyunu’nu  tekrarlar gibidir.</p>
<p>Erkek de kadından geri kalmaz. Eşinin yaktığı yemeği, ‘Çok lezzetli olmuş’ diyerek  yemeye çalışır. Evde yaptığı her düzenlemeyi beğenmiş görünür. Eşinin isteklerini  yerine getirmek için çaba harcar.</p>
<p>Bir süre sonra kadın da erkek de bu evcilik oyunundan sıkılmaya başlar. İlk şikayet  kadından gelir: ‘Gün boyu onu memnun etmek için çalışıp çabalıyorum. Eve bir karış  suratla geliyor, bir tatlı sözle gönlümü almayı denemiyor. Ben bu evin kölesi  miyim?’</p>
<p>Erkeğin de kendi açısından şikayetleri peş peşe sıralanır: ‘Doğru dürüst yemek  pişirmesini öğrenemedi. Annemi kendine örnek alsa ya&#8230; Akşamları, ben yorgun  argın eve geliyorum. Hanımefendi benimle hiç ilgilenmiyor. Bir köşeye çekilip  oturuyor.’</p>
<p>Aslında yeni evli bir çiftin birbirinden bu kadar çabuk şikayete başlaması pekala  önlenebilir. Evliliği bir oyun diye düşünüp, rolünü başarıyla oynamaya çalışmak,  kısa zamanda bu başrol oyuncularını yorgun düşürür. Kadın da erkek de mükemmel  eş rolüne kendilerini kaptırmak yerine doğal davransalar, kısa sürede şikayete  başlamazlar.</p>
<p>Evlilikte kadının da erkeğin de sorumlulukları eşit olarak paylaşmayı baştan  kabullenmeleri, çok şeyi değiştirir. Kadın, sadece pişirdiği yemeklerle, ev içindeki  düzenlemelerle yuvasının mutluluğunu sağlayacağını düşünmemeli. Erkek de sadece  evde her işinin görülmesinin yeterli olacağına inanmamalı. Evlilik, aynı zamanda  bir ortaklıktır. Kadın, eşinin yemeği kadar düşünceleriyle, sorunlarıyla ilgilenmeli.  Karı-koca, birbirlerinin zevklerini paylaşmalı. Evde, iki arkadaş gibi dertleşip,  sorunları birlikte çözmeli.</p>
<p><span id="objectContent">Aile büyükleri</span></p>
<p>Yeni evliler için önemli sorunların başında iki tarafın aileleri geliyor. Özellikle  kayınvalide-kayınpeder meselesi hiç ihmale gelmez. Kayınvalidelerin gelinlerini  sevemedikleri, damatlarını her zaman el üstünde tuttukları söylenir. Kimi ailelerde  bu sözleri doğrulayan olaylar yaşanır&#8230; Kimilerinde ise gelin-kaynana, herkesi  kıskandıracak derecede mükemmel bir ittifak içine girerler. Siz bütün bu anlatılanlara  kulak vermeyin. Eşinizin ailesiyle mesafeli ama olumlu bir ilişki başlatın. Eşinizin  annesi, evinizde size akıl vermeye, bazı düzenlemeler yapmaya kalkışırsa, eşinizin  bu tür değişikliklerden hoşlanmayacağını belirtip, kayınvalidenin kalbini kırmadan  meseleyi geçiştirin. Sizin anneniz, damadına hükmetmeye kalkışırsa, onu da engellemek  için elinizden geleni yapın. Aile büyüklerinin size hükmetmelerine izin vermeyin.  Bu arada siz de, eşiniz de ‘bizim ev’ denildiği zaman yıllarınızı geçirdiğiniz  baba evini değil, yeni eşinizle birlikte kurduğunuz yuvayı aklınıza getirin. Hiçbir  erkek, eşinin ‘Bizim evde şu olur, bu olur’ diye söz etmesinden hoşlanmaz. Ve  tabii hiçbir kadın da kocasının ‘Bizim aile’ diye kendi ailesini ön plana çıkarmasını  doğru bulmaz. Evliliğinizde mümkün olduğu kadar az sorun yaşamak istiyorsanız,  önce ev dediğiniz yerin, eşinizle paylaştığınız yuva olduğunu aklınızın bir köşesine  yazın.</p>
<p><span> Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/mukemmel-es.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşkı Evlilikle Taçlandırmak</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/aski-evlilikle-taclandirmak.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/aski-evlilikle-taclandirmak.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Jan 2010 12:43:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Aşk evliliği]]></category>
		<category><![CDATA[Birliktelik]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Mantık evliliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3014</guid>
		<description><![CDATA[Uzun bir aşk birlikteliğinden sonra gerçek ile hayalin karıştığını belirten Aşk Danışmanı Robin Gorman&#8217;a göre, ilişkilerin evlilikle  sonuçlanması için iletişim ve birliktelik çok önemli&#8230;
Aşkı evliliğe dönüştürmek
Aşk ve kadın-erkek ilişkileri üzerine yaptığı araştırmalarla tanınan Gorman,  fiziksel anlamda yanyana olunduğunda gerçekte kimin ne olduğunun kolaylıkla anlaşılabileceğini  ifade ederek, &#8220;Biriyle yüz yüze görüşmek gerçekte onun kim olduğunu anlayabilmek  adına en iyi yoldur.
Örneğin; internet ortamında çok hoşlandığınız birini gördüğünüzde fiziksel olarak  aynı şeyleri hissetmeyebilirsiniz. Yüz yüze gelindiğinde gerçekten uyumlu bir  partner bulmak zordur. Her nerede yaşıyorsanız yaşayın ilişkinizi ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Uzun bir aşk birlikteliğinden sonra gerçek ile hayalin karıştığını belirten Aşk Danışmanı Robin Gorman&#8217;a göre, ilişkilerin evlilikle  sonuçlanması için iletişim ve birliktelik çok önemli&#8230;</p>
<p>Aşkı evliliğe dönüştürmek<br />
Aşk ve kadın-erkek ilişkileri üzerine yaptığı araştırmalarla tanınan Gorman,  fiziksel anlamda yanyana olunduğunda gerçekte kimin ne olduğunun kolaylıkla anlaşılabileceğini  ifade ederek, &#8220;Biriyle yüz yüze görüşmek gerçekte onun kim olduğunu anlayabilmek  adına en iyi yoldur.</p>
<p>Örneğin; internet ortamında çok hoşlandığınız birini gördüğünüzde fiziksel olarak  aynı şeyleri hissetmeyebilirsiniz. Yüz yüze gelindiğinde gerçekten uyumlu bir  partner bulmak zordur. Her nerede yaşıyorsanız yaşayın ilişkinizi ayakta tutmak  adına iletişimi asla aksatmayın. İletişim azlığı her iki tarafta da şüphelere,  güvensizliklere ve anlaşmazlıklara neden olabilir. Bu yüzden düzenli iletişim  ve birbirini dinleme iyi bir ilişkinin anahtarlarıdır. Birbirinize, birbiriniz  hakkında ne düşündüğünüzü ve ne hissettiğinizi söylemeye teşvik edin&#8221; dedi.</p>
<p>Uzun aşk birlikteliğinin evlilikle sonuçlanmasının bireylere bağlı olduğunu söyleyen  Gorman, aşıklara şu önerilerde bulundu:</p>
<p>&#8220;Birbirinize aranıza başka hiç kimsenin giremeyeceğinin sözünü verin. Dünyanın  farklı kürelerinde dahi yaşayabilirsiniz, ancak teknoloji aşkınızı yaşatmanıza  yardımcı olacaktır. Biraraya gelmek için bir gün tespit edin. Eğer gerçekten ilerde  hayatınızı paylaşmayı düşünüyorsanız şimdiden ortak zaman geçirmeniz gerekir.  Eğer çiftlerden hiçbiri bir diğerinin yanına taşınmayı düşünmüyorsa bunun imkansız  bir aşk olduğuna inansanız iyi olur. Bazı insanlar için hislerini yüz yüzeyken  dile getirmek zor olabilir. Bu yüzden sık sık mesajlar atın, mektup yazın ve e-mail  gönderin. Birbirinize karşı dürüst olun. Uzaklık bir şeyleri saklayabileceğiniz  anlamına gelmez.&#8221; </span></p>
<p><span> Hazırlayan :Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/aski-evlilikle-taclandirmak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erkekler ve Anneleri</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/erkekler-ve-anneleri.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/erkekler-ve-anneleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Jan 2010 10:32:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Anne ve oğul]]></category>
		<category><![CDATA[anneler]]></category>
		<category><![CDATA[Erkek anneleri]]></category>
		<category><![CDATA[erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[Kaynana]]></category>
		<category><![CDATA[Kaynanalar]]></category>
		<category><![CDATA[Psikiyatr]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3009</guid>
		<description><![CDATA[ Psikiyatrlara bakılırsa, Türkiye’de anne ve oğullar arasında çok  vahim vakalar  mevcut. Hatta patolojik olarak değerlendirilen sağlıksız ilişkiler enseste kadar  uzanabiliyor. Gelin duruma uzamanların gözünden bakalım.
Anneler ve oğulları
Tıpkı Sophokles’in meşhur Oedipus tragedyasındaki, annesiyle evlenen Kral Oedipus’un  dramında olduğu gibi. Bu konu, Avrupa ve Amerika’da 1980’lerden beri çok yakından  inceleniyor. Ancak Türkiye’de tıp çevrelerine göre hálá bir tabu sayılıyor. Gelinlerden  durumu kabullenmeleri bekleniyor. İşte inanılması zor vakalar, psikiyatrların  tespitleri ve bunları yaşamak zorunda kalanlara öneriler.
Adını bir mitolojik öyküden alan, tıptaki Oedipus kompleksi, Avusturyalı psikiyatr  ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent"> Psikiyatrlara bakılırsa, Türkiye’de anne ve oğullar arasında çok  vahim vakalar  mevcut. Hatta patolojik olarak değerlendirilen sağlıksız ilişkiler enseste kadar  uzanabiliyor. Gelin duruma uzamanların gözünden bakalım.</p>
<p>Anneler ve oğulları<br />
Tıpkı Sophokles’in meşhur Oedipus tragedyasındaki, annesiyle evlenen Kral Oedipus’un  dramında olduğu gibi. Bu konu, Avrupa ve Amerika’da 1980’lerden beri çok yakından  inceleniyor. Ancak Türkiye’de tıp çevrelerine göre hálá bir tabu sayılıyor. Gelinlerden  durumu kabullenmeleri bekleniyor. İşte inanılması zor vakalar, psikiyatrların  tespitleri ve bunları yaşamak zorunda kalanlara öneriler.</p>
<p>Adını bir mitolojik öyküden alan, tıptaki Oedipus kompleksi, Avusturyalı psikiyatr  Sigmund Freud’a göre 4-5 yaş arasındaki erkek çocuklarda babayı kendine rakip  olarak görerek, annenin gözdesi olma şeklinde davranış tarzını belirtmek için  kullanılıyor. Antik Yunan’da yaşayan en büyük tragedya yazarlarından Sophokles’in  kaleme aldığı Kral Oedipus’un hikayesi ise şöyledir: Thebai şehrinin kralı Laios’un  bir türlü çocuğu olmaz. Kral, bunun üzerine Tanrı Apollon’a gider ve nedenini  sorar. Apollon da, ‘Bir oğlun olacak, ama bu çocuk ileride seni öldürecek, kraliçe  (annesi) ile evlenecek ve herkes mutsuz olacak’ der. Bir süre sonra kraliçe hamile  kalarak, bir erkek çocuk dünyaya getirir. Kral ise, Apollon’un kehanetini hatırlayarak  bu çocuğu öldürtmek için emir verir. Kraliçe celladı ikna ederek oğlunu kurtarır  ve oradan uzaklaştırır. Bebeği yoldan geçen çobanlar bulur. Başka bir şehrin kralının  emrinde olan bu çobanlar bebeği başka bir şehrin sarayına getirirler. O şehrin  kraliçesinin de çocuğu olmadığından, bu sefer yine bir kraliçe bebeği alıp, büyütmeye  karar verir. Çocuk büyür ve bir gün yolda giderken çıkan bir çatışmada, bilmeden  öz babası olan kral Laisos’u öldürür. Bu arada bir mitolojik kahramanı daha öldürür  çok ünlenerek doğduğu kente kral olur. Bu kentte de gerçek annesi olduğunu bilmeyerek  annesiyle evlenir. </span></p>
<p><span id="objectContent">Eşi annesine bağımlı kadın ne yapmalı?</p>
<p>Sevgiye dayalı bir ilişkide çiftler birbirlerini eğitebilir. Erkekteki anneye  bağımlı kişiliği fark eden kadın, bu konuyu erkekle konuşmalıdır. Aynı zamanda,  oğlu üzerindeki hakimiyeti kaybetmekten korkan kaynanaya, oğluyla ilişkisine zarar  gelmeyeceğini söz ve davranışlarıyla göstermelidir.</p>
<p>Erkeğe annesinin psikolojik açıdan sağlıksız davrandığını anlatmak sonuçsuz bir  çabadır; savunmaya geçer. Bunun yerine, erkeği annesinin şikayetlerine ortak çözüm  geliştirme yolları aramaya davet etmek gerekir.</p>
<p>kayınvalideyle çatışmak yerine enerjisini eşine yöneltmelidir. Annesine bağımlılığını  aşmasını sağlayacak şekilde, kişiliğini güçlendirici destek vermelidir.</p>
<p>Erkeğe bağımsız kişilik yapısını geliştirici destek vermek, sorumsuzca davranışlarını  hoş görmek anlamına gelmez. Bağımlı erkekle annesi arasında sevgi ve nefret ilişkisi  vardır. Erkek annesine duyduğu öfkeyi onunla özdeşleştirdiği kişilere, mesela  eşine yöneltebilir. Buna izin vermemek gerekir.</p>
<p>Yaşanmış gerçek hayat hikayeleri</p>
<p>Beni de havaya kaldır diyen anne</p>
<p>Tüm üyeleri yüksek eğitimli bir aile. Batı Anadolu’nun bir kentinde yaşıyorlar.  Kadın her gün, akşamüstü en güzel giysilerini giyiyor, makyajını yapıyor ve eve  dönen eşini bu şekilde karşılıyor. Adamın karısına jesti ise onu belinden kavrayıp  havaya kaldırmak, öpmek. Bu sırada kaynana da yakınlarında bulunmaya özen gösteriyor.  Ve ‘Beni de kaldır, beni de kaldır’ diyor oğluna.</p>
<p>Balayını üçü aynı odada geçiriyor</p>
<p>Orta halli bir memur ailesinin tek oğlu evleniyor. Kaynana nikah boyunca çiftin  yakınında. Balayı konuşması açıldığında, o da yeni evli çiftle gitmek istiyor.  Oğul da, annesinin bu talebini kabul ediyor. Birlikte yola düşüyorlar. Tatil yapacakları  otele geldiklerinde, anneye bir oda, genç çifte bir oda veriliyor. Fakat anne  bu duruma da çok alınıyor. Çifte kırgınlığını açıkça ifade ediyor ve balayı boyunca  onların odasında kalıyor.</p>
<p>Bir süre yatakta onu rahat bırak </span></p>
<p><span id="objectContent"><br />
Erkek, alanında duayen kabul edilen, tıp dünyasında saygı gören bir profesör.  60’a merdiven dayamış. Doktor olan eşinin ne dediğine aldırmadan evini annesine  açıyor. Kayınvalide kendi evi olduğu halde zamanının büyük bölümünü oğlunun evinde  geçirmeye ve evde pişecek yemekten, temizlik gününe kadar tüm ayrıntılara tek  başına karar vermeye başlıyor. Bu arada bir yandan da oğlunun üzerine titriyor.  Sürekli kilosunu kontrol ediyor, ne yiyeceğini söylüyor. Ve gün geçtikçe oğlunun  üzerindeki etkisi artıyor. Günün birinde ciddi bir ifadeyle gelinini salona çağırıp,  karşısına oturtuyor. ‘Bak kızım’ diyor, ‘Bizimki bugünlerde çok çalışıyor, güçsüz  düştü. Elimden geleni yapıyorum kendini toparlaması için. Senden rica ediyorum.  Bir süre geceleri yatakta onu rahat bırak&#8230;’</p>
<p>Torunlar oldu, kaynana vazgeçmedi<br />
Oğlu, ona layık gördüğü, seçtiği ve sözlediği genç kız yerine, aşık olduğu kişiyle  birlikte olunca kıyamet kopmuştu. Daha nişanlıyken ayırmak için elinden geleni  yaptı. Ama eğitimli ve meslek sahibi çift, sevgileriyle sorunun üstesinden geldi.  Evlendiler. Telefon tacizleri, ev baskınları, hakaretleri devam etti. Aradan yıllar  geçmesine, torunları olmasına rağmen kaynana savaşı bitirmiyordu. Oğul, anneye  tam anlamıyla karşı koyacak gücü gösteremiyor, gelin çok sevdiği eşini üzmemek  için yaşadığı birçok şeyi ondan gizliyordu. Mesela bir gün kaynana, torununu kimseye  haber vermeden kreşten almış ve ‘Anneni seviyor musun’ sorusuna ‘Seviyorum’ yanıtını  aldıkça torununu dövmüştü.. İkinci torunu doğduktan kısa süre sonra kaynana oğlunun  evde olmadığı bir gün baskın yapıyor. Bu sefer gelini çocuklarının önünde dövüyor.  Çocuklarını korumaya çalışan kadından hırsını alamayıp, kollarını, sırtını ısırıyor.  Bu olay bardağı taşıran son damla oluyor. Çift birbirinden iyice uzaklaşıyor.  Hatta erkek başka bir kadınla kısa süreli ilişki yaşıyor. En sonunda gelin, kaynanasıyla  görüşmemeye karar verince çiftin sorunları çözülüyor.</p>
<p>Evlenmek istiyorum beni kliniğe yatırın</p>
<p>25 yaşında iyi eğitim görmüş, aydın bir genç psikiyatra başvuruyor. ‘Evlenmek  istiyorum, ama daha öncesinde hastaneye yatıp derinlemesine bir psikiyatrik kontrolden  geçmek, anneme karşı suçluluk duygusu duymadan evlenmek istiyorum’ diyor. Hekim,  bu kontrolün hastaneye yatmadan da yapılabileceğini anlatıyor. Ama hasta ısrar  edince sonunda hastanın isteği oluyor ve kliniğe yatırılıyor. Kendisiyle yapılan  görüşmelerden sonra sıra ailesine geliyor. 38 yaşındaki bekar ağabeyi ve eşini  genç yaşta kaybeden annesi çağrılıyor. Doktor huzurunda konuşmaya başlıyorlar.  Ağabeye düşünceleri sorulduğunda, ‘Beni boşverin, hiç değilse kardeşim kendine  bir hayat kurabilsin. Evlenme isteğini tüm gönlümle destekliyorum’ diyor. Küçük  oğlunun evlenmek istediğini o gün öğrenen annenin ise rengi bembeyaz oluyor. ‘Peki  öyleyse’ diyor. ‘Ben de bir huzurevine sığınırım.’ Ardından odayı terk etmek üzere  ayağa kalkıyor ve düşüp bayılıyor.</p>
<p>Uzmanlar ne diyor</p>
<p>DR. ELİF ÜLKÜ GÜRIŞIK (Portman Kliniği / Londra)</p>
<p>Bazen anne çok verici görünür, oysa kaşığıyla verip sapıyla çocuğun gözünü çıkarmaktadır </span></p>
<p><span id="objectContent">Kadınlar farklı gerekçelerle oğullarıyla sağlıklı ilişki kuramayabilir. Göbekbağının  kesilmesiyle, anne ve çocuk arasındaki fiziksel ilişki bitse bile bazı anneler  bu bağ hiç kesilmemiş gibi davranır. Çocuğun bağımsız bir varlık olduğunu kabullenemeyen  anneler, onu psikolojik açıdan kendilerine bağımlı kılmak için elinden geleni  yapar. Beynini yıkayıp çocukta duygusal esaret yaratır.</p>
<p>Türkiye’de çocuklar küçük yaşlardan itibaren bağımsız davranış biçimine özendirilmesi  gerekirken, anneler tarafından psikolojik kundağa sokuluyor. Örneğin kaşığı eline  vermek yerine, yemek yedirilerek çocuk bağımlı ilişkiye yönlendiriliyor. Bazı  kadınlar yoksunluklarını oğullarıyla gidermeyi dener. Oğlunu kaybettiği ya da  anlaşamadığı eşinin yerine koyar. Hep annesiyle yatmak isteyen bir oğulun terapisi  sırasında eşi iş seyahatine gittiğinde korktuğu için onu yatağına alan bir anne  portresi çıkmıştı. 12-13 yaşındaki oğulla aynı yatağı paylaşmak, çocuğun kafasını  karıştıracak bir hatadır. Temasla ereksiyon yaşayan çocuk kendini sorgular.</p>
<p>Oğluna tabanca gönderdi</p>
<p>Bir başka patolojik ilişkiyi güçsüz, aşağılanmış, onuru elinden alınmış bazı  kadınlarla oğulları arasında görüyoruz. Kadın oğlunu güçsüz, aşağılanmış, hadım  edilmiş erkek haline sokarak kendini güçsüz kılan tüm erkeklerden intikamını alır.  Tam tersi durumlarla da karşılaşmak mümkün. Çevresindeki erkeklerin güçsüzlüğüne  tepki duyan anneler çok güçlü erkek yaratmaya çalışabilir. Depresyon tedavisi  gören bir erkek hastama annesi ‘Çok zayıfsın, senden utanıyorum’ diye mektup yazıp  beraberinde bir tabanca göndermişti. Oğullarıyla patolojik ilişki yaşayan anneler  çok verici gibi görünmeye çalışır. Oysa kaşığıyla verip sapıyla çocuğun gözünü  çıkarmaktadırlar.</p>
<p>Ankara Üniversitesi’nde çalıştığım yıllarda 19 yaşında bir er geldi. Kendi kendine  konuşuyor, alnındaki beni ameliyatla almamızı yoksa elindeki bıçakla kazıyacağını  söylüyordu. Alnındaki benin damga olduğuna inanmıştı. Bunu görenin, annesiyle  cinsel ilişki kurduğunu düşündüğünü sanıyordu. Annesini çağırdık. Küçük bir memur  ailesiydi. Baba 10 yıl önce ölmüş, oğul ailenin erkeği yerine konulmuştu. Sorduğumuzda  cinsel ilişkinin varlığını doğruladı. Bu olay 1967’de yaşandı. Bugün de aile içinde  enseste kadar varan sağlıksız ilişkiler devam ediyor. Ancak görmezlikten geliniyor.</p>
<p>DOÇ. CEM İNCESU (Acıbadem Hastanesi / İst.)</p>
<p>Anneye aşırı düşkünlük cinsel sorun yaratır</p>
<p>Annesine aşırı düşkün erkekler evlilik ve cinsel yaşamda ciddi sorunlarla karşılaşıyor.  Eşlerinin bu duruma gösterdiği tepki sonucu oluşan öfke, şiddet uygulamalarına  uzanan çatışmalar, eşe ya da anneye yönelik suçluluk hissi yaratan arada kalmışlık  duygusu erkeği zorlar. Annesine danışmadan karar alamaması evde iktidarın paylaşılmasını  doğurur. Eşinin gözünde erkeğin imajı ciddi biçimde sarsılır. Terapiye başvuran  kadınların, eşlerine yönelik cinsel isteksizlik, uyarılma ve orgazm yakınmalarında  bu faktörün önemli payı olduğunu görüyoruz. Çünkü kadında cinsel uyarılmayı sağlayan  erkeğin güçlülüğü, kararlılığı, mücadele azmi, gözüpekliğidir. Evde oluşan iktidar  boşluğunu kadının doldurması daha ciddi sorunlar yaratır. Cinsel yakınmalara başvuran  çiftlerde anne bağımlılığı ciddi sorun olarak ortaya çıkıyor. Çünkü annesine bağımlı  kişilerde güven eksikliği, cinsel ilişkiden korkma, kaçınma, ereksiyonla ilgili  kaygılar, performans anksiyetesi, çeşitli orgazm güçlükleri yaşanıyor. </span></p>
<p><span> Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/erkekler-ve-anneleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erkeklerden İstediklerimiz İmkansız mı?</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/erkeklerden-istediklerimiz-imkansiz-mi.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/erkeklerden-istediklerimiz-imkansiz-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Jan 2010 10:20:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın istekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Statü]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam tarzı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3005</guid>
		<description><![CDATA[Bizi çok sevip şımartsın, ev işlerine yardım etsin, çok para kazansın, çocuklarla  ilgilensin, maç izlemesin&#8230;&#8221; Biz kadınların eşlerinden istedikleri gerçekten  sadece bunlar mı? Bazen bitmek bilmek isteklerimizle erkekleri nasıl bunalttığımızın farkına varmanın vakti geldi.
Erkeklerden imkansızı mı istiyoruz?
Beklentilerimizi elde ederek, mutlu olmada ne kadar başarılıyız? Sağlıklı bir  ilişki ve iletişim için nasıl davranmalıyız?
Günümüzde sosyal hayat ve yaşam tarzları giderek değiştiğinden, her şeyin daha  güzeli, daha pahalısı, daha ulaşılmazı olduğundan, para kazanıp güçlü durması,  toplum içinde statü sahibi olmak için mücadele vermesi gereken erkekler, artık  bunların ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Bizi çok sevip şımartsın, ev işlerine yardım etsin, çok para kazansın, çocuklarla  ilgilensin, maç izlemesin&#8230;&#8221; Biz kadınların eşlerinden istedikleri gerçekten  sadece bunlar mı? Bazen bitmek bilmek isteklerimizle erkekleri nasıl bunalttığımızın farkına varmanın vakti geldi.</span></p>
<p>Erkeklerden imkansızı mı istiyoruz?<br />
Beklentilerimizi elde ederek, mutlu olmada ne kadar başarılıyız? Sağlıklı bir  ilişki ve iletişim için nasıl davranmalıyız?</p>
<p>Günümüzde sosyal hayat ve yaşam tarzları giderek değiştiğinden, her şeyin daha  güzeli, daha pahalısı, daha ulaşılmazı olduğundan, para kazanıp güçlü durması,  toplum içinde statü sahibi olmak için mücadele vermesi gereken erkekler, artık  bunların üstesinden gelmekte zorlanıyorlar. Onlar için yaşamda belirli bir statü  oluşturmak, eskisine oranla daha da güçleşti.</p>
<p>Buna karşılık, bizlerin yani kadınların rollerinde de değişimler oldu: Kendi  kimliğimizi keşfettik, ideallerimizi belirledik. Daha duygusal, daha doyurucu,  bizim güçlü modelimizle baş edebilecek, yardım çağrılarımıza da gerektiğinde cevap  verecek erkeklerin arayışına girdik. Dışarıda kendi kimliğini oluşturmaya çalışan  erkeğe, evde kadın ve anne rolleri yüklenmeye başladığında, söz konusu erkek ilişki  içinde uyum sağlama güçlüğü çekiyor. Bunun sonucunda ise ortaya tükenmiş erkek  modeli çıkıyor.</p>
<p><span id="objectContent">Uyum sağlamakta zorlanıyorlar</span></p>
<p>Çocuk sahibi olmak, masada sıcak bir yemek, temiz çamaşırlar, derli toplu bir  ev isteyen erkeklerin saltanatı, yeni kuşakla birlikte çöküyor çökmesine de, değişmeye  çabalayan erkeklerimiz de tükenip gidiyorlar bu arada. Çünkü biz kadınlar yetinmeyi  bilmiyoruz!</p>
<p>&#8220;Makineyi boşalttım, şimdi ne yapayım?&#8221; diye soran eşimizi, &#8220;Boşalttın da her  şeyi yanlış yere dizmişsin&#8221; diye azarlayabiliyor ya da &#8220;Bebeğin altını değiştirdim&#8221;  dediğinde &#8220;Belli, her yeri batırmışsın&#8221; diyerek eleştirebiliyoruz. Destekleyici  olmadığımız için erkekler değişimlerine uyum sağlayamıyorlar.</p>
<p>Beklentilerimiz ağır</p>
<p>&#8220;İlgili bir baba olsun, işinde başarılı olsun, düşünceli bir koca olsun!&#8221; Eşlerimizden  istediklerimiz, beklentilerimiz, öyle yapılması çok zor şeyler de değil aslında.  Ama&#8230; Unuttuğumuz bir şey var: Hiçbir erkek; ne babamız, ne ağabeyimiz, ne televizyondaki  dizi oyuncusu, ne de kocamız&#8230;</p>
<p>Hiçbir erkek, bizim gibi ayrıntılı ve ince düşünemez. Çünkü bu onların yapılarına  ters. Erkekler olaylara daha düz ve mantık çerçevesinde yaklaşır. Dolayısıyla,  bizim gibi duygusal düşünmelerini istememiz ve bunu her defasında gündeme getirip,  eleştirmemiz, onları yıpratıyor.</p>
<p>İmkansızı istiyoruz</p>
<p>İnsanların beklentileri asla tükenmez. Tüketim çılgınlığıyla beraber, bizim kuşağımızda  hayaller insana erişilebilirmiş gibi geliyor. Nasıl ki erkeklerin kafasında her  zaman iş bitirici, hiç yorulmayan &#8220;süper kadın&#8221; imajı varsa ve bu imaj bizi nasıl  &#8220;tüketiyorsa&#8221;, bizim kafamızdaki hatasız, yardımsever, mükemmel erkek tipi de  onları &#8220;tüketiyor&#8221;! İsteklerimizin bir tanesini bile, gerçekleştiremediğimizi  gördüğümüzde hem kendimize hem de karşımızdakine yükleniveriyoruz.</p>
<p>Erkekler, eşlerinden daha fazla seks, daha fazla ilgi, daha iyi analık, daha  iyi aşçılık beklerken, kadınlar da kocalarından daha çok para, daha fazla sadakat,  daha iyi babalık, daha fazla yardımseverlik bekliyorlar. İsteklerin çıtasını her  iki cins olarak azamiye indirmeliyiz.</p>
<p>Sorumluluk paylaşma yolları</p>
<p>Aslında kadın veya erkek, evlenecekleri noktada seçimlerine dikkat etmeliler.  Yemek pişiren, evin bakımı ile ilgili tüm sorumlulukları üstlenebilecek kapasitede  biriyle mi birliktesiniz gerçekten? Öncelikle biz kadınların eşlerimizin hangi  konuda değişmeyeceklerini görmemiz ve bu gerçeklerle bir an önce yüzleşmesi gerek.  Ardından da değişebileceği, çaba sarf edebileceği alanlara yoğunlaşmalıyız.</p>
<p>Erkek elinden geleni yapıyor ama yine de başarısız oluyorsa, tepesinde dırdır  etmek yerine, ona yol gösterebilir, onun yerine boşlukları doldurabilir, onu cesaretlendirebilirsiniz.  &#8220;Makineyi ne iyi yaptın da boşalttın tatlım&#8221;, &#8220;Harikasın, bebeğin altını değiştirmişsin&#8221;  gibi cümleler daha yapıcı olmaz mı?</p>
<p><span> Hazırlayan: Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/erkeklerden-istediklerimiz-imkansiz-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evet Demeden Bir Kez Daha Düşünün</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/evet-demeden-bir-kez-daha-dusunun.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/evet-demeden-bir-kez-daha-dusunun.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Jan 2010 21:59:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Evet demek]]></category>
		<category><![CDATA[Evlenmek]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[Kavga]]></category>
		<category><![CDATA[sevgili]]></category>
		<category><![CDATA[tavsiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2998</guid>
		<description><![CDATA[İlişkinizde her şey yolunda gidiyor,hayatınızdaki en büyük kararlardan birinin  eşiğindesiniz: Evlenmek! Doğru kararı aldığınıza nasıl emin olabilirsiniz? Bunun  kesin yanıtını ‘evet’ dedikten sonra öğrenecek olsanız da, kafanızı karıştıran  büyük sorularda size yardımcı olabilecek bir listemiz var. Okuyun, bakalım ne  düşüneceksiniz?
Evet demeden önce!
İlişki
• Birbirinizin tavsiyelerine kulak veriyorsunuz. Her defasında işler daha da  yoluna giriyor.
• Sevgiliniz sizi kırdığında somurtmaktansa ona bunu söylüyorsunuz.
• Kavgalarınız çoğu zaman karşılıklı tatminle son buluyor.
• Birbirinizin mevcut toplam borçlarından haberdarsınız.
• Evlendiğinizde gelirlerinizi nasıl birleştireceğinizi konuştunuz, yaptığınız  plan içinize sindi.
• İlgi alanlarınız ve ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">İlişkinizde her şey yolunda gidiyor,hayatınızdaki en büyük kararlardan birinin  eşiğindesiniz: Evlenmek! Doğru kararı aldığınıza nasıl emin olabilirsiniz? Bunun  kesin yanıtını ‘evet’ dedikten sonra öğrenecek olsanız da, kafanızı karıştıran  büyük sorularda size yardımcı olabilecek bir listemiz var. Okuyun, bakalım ne  düşüneceksiniz?</span></p>
<p>Evet demeden önce!<br />
İlişki</p>
<p>• Birbirinizin tavsiyelerine kulak veriyorsunuz. Her defasında işler daha da  yoluna giriyor.</p>
<p>• Sevgiliniz sizi kırdığında somurtmaktansa ona bunu söylüyorsunuz.</p>
<p>• Kavgalarınız çoğu zaman karşılıklı tatminle son buluyor.</p>
<p>• Birbirinizin mevcut toplam borçlarından haberdarsınız.</p>
<p>• Evlendiğinizde gelirlerinizi nasıl birleştireceğinizi konuştunuz, yaptığınız  plan içinize sindi.</p>
<p>• İlgi alanlarınız ve arkadaş çevreniz, her zaman kendi başınıza kaldığınızı  hissetmenize imkan vermeyecek kadar ortak.</p>
<p>• ‘Rahat yaşamaya yetecek’ kadar olduğunu düşündüğünüz gelir düzeyi aşağı yukarı  aynı.</p>
<p><span id="objectContent">Seks</span></p>
<p>• Doğum kontrolünü ortak bir sorumluluk olarak görüyorsunuz. Seçim ve tercihlerinizi  açık açık tartışıyorsunuz.</p>
<p>• Sekse aşkın sağlıklı ve eğlenceli bir ifadesi olarak başvuruyorsunuz. İlişkinizdeki  sorunlara perde çekmenin bir yolu, karşılıklı bir silah ya da tartışmaları çözmenin  kolay yöntemi olarak değil&#8230;</p>
<p>• Birbirinizin cinsel geçmişini bütün ayrıntılarıyla biliyorsunuz. Cinsel yolla  bulaşan hastalıklar konusunda açık açık konuştunuz.</p>
<p>• Cinsel konularla ilgili olarak, birbirinize istek ve tekliflerde bulunmakta  ‘rahatsınız.’</p>
<p>Aile</p>
<p>• Birbirinizin aileleriyle genel anlamda iyi geçiniyorsunuz. İleride, aile yaşamınızda  oynayacakları rollerin nereye kadar uzanacağını konuştunuz.</p>
<p>• Evlendikten sonra ikiniz de birbirinizi en güçlü ‘ailevi’ ilişki içinde olduğunuz  insan olarak görmeye hazır ve isteklisiniz.</p>
<p>• Dini inançlarınız birbirine yakın ya da dinin gelecekteki ailenizde nasıl bir  yeri olacağından bahsettiniz.</p>
<p>• Çocuklardan, kaç tane istediğinizden ya da isteyip istemediğinizden konuştunuz&#8230;</p>
<p>• Önceki evliliğinizden çocuğunuz/çocuklarınız varsa, müstakbel eşiniz de ona/onlara  aynı saygı ve şefkatle yaklaşıyor.</p>
<p>Yukarıdaki maddelerin çoğu sizin ilişkiniz için geçerliyse, ‘evet’ demek için  hiç durmayın deriz! Ancak çoğunun cevabını bilmiyorsanız ya da ‘kesinlikle hayır’  yanıtını veriyorsanız, sevgilinizle aranızdaki en büyük hayat bağını kurmadan  önce, ilişkiniz üzerinde daha fazla çalışmanız gerekecek.</p>
<p>Umutsuzluğa kapılmayın, ne yapılacağını bilmekle sorunun yarısını çözmüş oluyorsunuz.</p>
<p><span> Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/evet-demeden-bir-kez-daha-dusunun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>30&#8242;dan Sonra Koca Bulmak</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/30dan-sonra-koca-bulmak.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/30dan-sonra-koca-bulmak.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Jan 2010 21:49:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[30 yaş]]></category>
		<category><![CDATA[Acil durum]]></category>
		<category><![CDATA[bayan]]></category>
		<category><![CDATA[Biyolojik saat]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2992</guid>
		<description><![CDATA[Bayanlar 30 yaşından sonra nasıl  koca bulursunuz?
30’undan sonra koca bulmanın formulü
30 yaşından sonra koca aramak gerçekten farklıdır. Beklentiler de ilk gençlik yıllarından farklı olacağı için seçim de zorlaşmıştır. Artık dikkate almanız gereken  altı önemli fark var.
Aciliyet:
30 yaşını geçtiniz ve biran önce evlenmek istiyorsunuz. Çocuk istiyorsanız biyolojik  saatiniz de tıklıyor olabilir. Arkadaşlarınız ve aileniz &#8220;Neden evlenmedin?&#8221; sorularıyla  sizi bunaltıyor olabilirler. Ve bunun ötesinde siz de evli çiftler denizinde yalnız  dolanmaktan ölesiye bunalmış olabilirsiniz. Acil durumlar eylem gerektirir. Oturup  kendiniz için üzülemezsiniz ya da kaderin kapınızı çalmasını ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Bayanlar 30 yaşından sonra nasıl  koca bulursunuz?</span></p>
<p>30’undan sonra koca bulmanın formulü<br />
30 yaşından sonra koca aramak gerçekten farklıdır. Beklentiler de ilk gençlik yıllarından farklı olacağı için seçim de zorlaşmıştır. Artık dikkate almanız gereken  altı önemli fark var.</p>
<p>Aciliyet:</p>
<p>30 yaşını geçtiniz ve biran önce evlenmek istiyorsunuz. Çocuk istiyorsanız biyolojik  saatiniz de tıklıyor olabilir. Arkadaşlarınız ve aileniz &#8220;Neden evlenmedin?&#8221; sorularıyla  sizi bunaltıyor olabilirler. Ve bunun ötesinde siz de evli çiftler denizinde yalnız  dolanmaktan ölesiye bunalmış olabilirsiniz. Acil durumlar eylem gerektirir. Oturup  kendiniz için üzülemezsiniz ya da kaderin kapınızı çalmasını bekleyemezsiniz.  Meseleyi hemen kendi ellerinize alıp çözümlemeniz gerekir. <span id="objectContent"><br />
Değişen bedenler:</span></p>
<p>Bir başka acı gerçek. Çiftleşen gıdılar ve selülitler ortak düşmanlarımız. Arkadaşlarınız  botoks yaptırmaktan ve estetik ameliyatlardan söz ediyor. Bir koca bulmanız için  zayıf ya da güzel olmanız gerekmez ama genel olarak görünüşünüzü düzeltmek için  harekete geçseniz sizin için çok iyi olur.</p>
<p>Daha az bekar erkek:</p>
<p>30 yaşın üzerindeki bekar kadınlar kadar bekar erkeklerin de olması gerekir değil  mi? Oysa, 2000 yılındaki bir sayıma göre 30 yaşın üzerinde 18 milyon bekar erkek  varken, bu yaşlardaki kadınların sayısı 28 milyon! Farkın birçok nedeni var. Bunlardan  biri de birçok erkeğin kendilerinden genç kadınlarla evlenmesi. Siz de bu gerçeği  kabullenin ve onlara en iyi ulaşma yolunun ne olduğunu bulun.</p>
<p>Yükleriniz:</p>
<p>30 yaşını geçtikten sonra büyük olasılıkla 20 ve 25&#8242;inizde sahip olduğundan daha  fazla yükünüz vardır. Sizden çok fazla şey bekleyen bir işiniz, tüm enerjinizi  alan kardeşleriniz, sizi suçluluk hisleriyle sömüren anne ya da babanız olabilir.  Belki kilo, çekingenlik ya da özsaygı eksikliği gibi kişisel sorunlara sahipsiniz.  Evlenmeden önce bunları da göz önünde bulundurun.</p>
<p>Yalıtılmış yaşam:</p>
<p>30&#8242;dan sonra, yaşamınız daha yalıtılmıştır. Artık binlerce bekar erkeğin dolaştığı  bir üniversite kampüsünde ya da partilerde değilsiniz. Bu nedenle sizin gibi kendisini  dünyasına hapseden erkeklerin bulunduğu ortamlara girin. Örneğin sabah sakin bir  yerde yürüyüş yapın.</p>
<p>Alışkanlıklar:</p>
<p>Yaşınız ilerledikçe eski alışkanlıkları yıkmak güçleşir. Büyük olasılıkla kendi  yolunuzu çizmişsinizdir. Yıllar içinde oluşan ve koca bulmanızı engelleyen bu  alışkanlıkları gerçekten kırmak için sisteminize şok vermek gerekir.Sorular bunaltabilir.</p>
<p>Hazırlayan: Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/30dan-sonra-koca-bulmak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evlilik mi Kariyer mi?</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/evlilik-mi-kariyer-mi.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/evlilik-mi-kariyer-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Jan 2010 21:48:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[İş güvencesi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2989</guid>
		<description><![CDATA[Erkeklerin kariyer, kadınların ise güvence sağlayacak iş sahibi olduklarında  evlilik düşüncesinierteledikleri, ideal yaş geçince de fazla seçici davrandıkları  için eş bulmakta gçlük çektikleri belirtildi.
Psikolog Ceyda Subaşı, geçmişte soyun devamı, çocuk sahibi olma, cinsel ihtiyaçları  giderme, maddi ve manevi güvence gibi nedenlere bağlı olarak gerekli görülen evliliğe  bakışın günümüzde değiştiğini belirtti. Subaşı, UNESCO&#8217;nun gençlik dönemini 28  yaşına kadar çıkardığını ve artık Türkiye&#8217;de de geçmişte olduğu gibi 18 yaşına  kadar evlenmeyen kızlara &#8220;evde kaldı&#8221; gözüyle bakılmadığını belirtti.
Ekonomik ve eğitim düzeyinin yükselmesinin yanı sıra kadınların çalışma hayatına ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Erkeklerin kariyer, kadınların ise güvence sağlayacak iş sahibi olduklarında  evlilik düşüncesinierteledikleri, ideal yaş geçince de fazla seçici davrandıkları  için eş bulmakta gçlük çektikleri belirtildi.</span></p>
<p>Psikolog Ceyda Subaşı, geçmişte soyun devamı, çocuk sahibi olma, cinsel ihtiyaçları  giderme, maddi ve manevi güvence gibi nedenlere bağlı olarak gerekli görülen evliliğe  bakışın günümüzde değiştiğini belirtti. Subaşı, UNESCO&#8217;nun gençlik dönemini 28  yaşına kadar çıkardığını ve artık Türkiye&#8217;de de geçmişte olduğu gibi 18 yaşına  kadar evlenmeyen kızlara &#8220;evde kaldı&#8221; gözüyle bakılmadığını belirtti.</p>
<p>Ekonomik ve eğitim düzeyinin yükselmesinin yanı sıra kadınların çalışma hayatına  girerek yaşamsal güvenceye kavuşması, erkeklerin de kariyer sahibi olmalarının  evliliği ertelemeye yönlendirdiğini anlatan Subaşı, şunları söyledi:</p>
<p>&#8220;Kırsal kesimde kadınlar aileden gördükleri baskı, ekonomik sıkıntılar ya da  yaşam koşullarının onları mutlu etmemesi arayışa ve en kısa yoldan evliliğe yönlendiriyor.  Ancak, büyük kentlerde hem erkekler hem de özellikle çalışma yaşamında olan kadınlarda  evliliğe karar verme yaşı artıyor.&#8221;</p>
<p>Subaşı, erken yaşta evliliklerin, çiftlerin kişilik gelişiminin benzer dönemlerden  geçmesine, böylelikle birbirine uymada daha esnek, karşılıklı beklentileri yerine  getirirken daha toleranslı ve uyumlu olmalarını sağladığını vurguladı.</p>
<p>İlerleyen yaşlarda ise hem kadınların hem de erkeklerin daha seçici davrandıklarına  dikkati çeken Subaşı, şunları kaydetti: &#8220;Kişi artık ten, saç ve göz renginden  fiziksel görüntüsüne, karakteri, aile yapısı ve çevresini kadar birçok konuyu  dikkate alıyor. Bu da evlilik zamanının geçmesine neden oluyor. Halk arasında  söylendiği gibi (armuda saplı, üzüme çöplü) diyor.</p>
<p>Hazırlayan: Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/evlilik-mi-kariyer-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Klasik düğün Gelenekleri</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/klasik-dugun-gelenekleri.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/klasik-dugun-gelenekleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Jan 2010 07:56:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[alyans]]></category>
		<category><![CDATA[Ayağa basmak]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz gelinlik]]></category>
		<category><![CDATA[düğün]]></category>
		<category><![CDATA[Düğün Gelenekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Düğün pastası]]></category>
		<category><![CDATA[Kırmızı kurdele]]></category>
		<category><![CDATA[Nikahta ayağa basmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2978</guid>
		<description><![CDATA[Yüzyıllar öncesinden günümüze kadar gelen, uğur getirdiğine ve yapılması gerektiğine  inanılan ve tüm insanlık için neredeyse ortak diyebileceğimiz vazgeçilmez geleneklerden bazıları&#8230;
Beyaz gelinlik giymek adetten&#8230;
Romalılar zamanından beri kutlamaların rengi olarak kabul edilen beyaz renk,
o dönemlerden beri de gelinlerin gelinlik seçimine damgasını vurmuş
durumda&#8230; 20. yüzyılın başında bu renk masumiyetin ve saflığın sembolü
olarak öne çıkarken, günümüzde ise hem eğlence ve neşenin hem de saflığın
rengi olarak kabul ediliyor.
Pirinç bereketin simgesi!
Düğün mekanına el ele girdikleri anda gelin ve damadın ellerine tutuşturulan
pirinçlerin, modern düğün süslemelerine bir ek olduğunu düşünebilirsiniz.
Ama yanılıyorsunuz. Anneanenizin veya babaannenizin düğün töreninde ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Yüzyıllar öncesinden günümüze kadar gelen, uğur getirdiğine ve yapılması gerektiğine  inanılan ve tüm insanlık için neredeyse ortak diyebileceğimiz vazgeçilmez geleneklerden bazıları&#8230;</p>
<p>Beyaz gelinlik giymek adetten&#8230;<br />
Romalılar zamanından beri kutlamaların rengi olarak kabul edilen beyaz renk,<br />
o dönemlerden beri de gelinlerin gelinlik seçimine damgasını vurmuş<br />
durumda&#8230; 20. yüzyılın başında bu renk masumiyetin ve saflığın sembolü<br />
olarak öne çıkarken, günümüzde ise hem eğlence ve neşenin hem de saflığın<br />
rengi olarak kabul ediliyor.</p>
<p>Pirinç bereketin simgesi!<br />
Düğün mekanına el ele girdikleri anda gelin ve damadın ellerine tutuşturulan<br />
pirinçlerin, modern düğün süslemelerine bir ek olduğunu düşünebilirsiniz.<br />
Ama yanılıyorsunuz. Anneanenizin veya babaannenizin düğün töreninde de<br />
bereket ve bolluğun simgesi pirinçler baş roldeydi! Pirinç yağmuru çifti<br />
kötülüklerden korumak, yeni yaşamlarının kazançlı ve bereketli geçmesini<br />
sağlamak için alınan ilk tedbir olarak bilinir.</p>
<p>Alyanslar sol ele!<br />
Mısır geleneğine göre, çiftin, aşklarının sembolü olarak sonsuza dek parmaklarında<br />
taşıyacağı alyans düğün günü takıldığı andan itibaren sol elde olmalı. Sağ elde  taşınan alyansın uğursuzluk getirdiğine inanılır. Kalbe daha yakın tarafta yer  alan sol elde taşınan yüzük, eşinizin kalbinde her zaman ilk sırada yer aldığınızı  işaret eder.</p>
<p>Kırmızı kurdele olmazsa olmaz&#8230;<br />
Gelinin zarafetini öne çıkaran gelinliğe ek olarak takılan kırmızı kurdele vazgeçilmez  geleneklerden biri. Saflığı ve aşkı simgeleyen kırmızı kurdele, düğünün geç<br />
saatlerine kadar gelinin beline sarılı biçimde durur ve gelinliği tamamlayıcı  bir<br />
aksesuar olarak kullanılır. </span></p>
<p><span id="objectContent">Ayağına bas!<br />
Şüphesiz ki düğün törenlerinin en duygusal anı, çiftlerin evliliğe adım attıkları  sonsuz<br />
yolculuğu simgeleyen evet sözcüğüdür. Gelin ve damadın bu sözü ile bütün<br />
davetliler alkış tutarak bu mutlu dakikaların tadını çıkarırken çift arasında  büyük bir<br />
kapışma başlar: Kim daha önce diğerinin ayağına basacak? Davetlilerin de<br />
oldukça eğlenceli bulduğu bu telaş sırasında kim kimin ayağına önce basarsa,<br />
evde onun sözünün geçeceğine inanılır. Bu esnada davetlilerin çoğunlukla<br />
gelini desteklediğini belirtmekte fayda var.</p>
<p>Mutluluk yakında!<br />
Çiftin bekar arkadaşları için de oldukça heyecanlı bir gündür, düğün töreni.  Çift bir yastıkta beraber yaşlanmayı kabul edip şahitler huzurunda imzalarını  attıktan sonra gelin, bekar kız arkadaşlarının adını ayakkabısının altına yazar.  Geleneklere göre, ayakkabının altından en erken silinen isim en erken evlenecek  arkadaşın habercisidir. Gelinliğe uygun olarak tasarlanan gelin çiçeği de ayakkabı  kadar önemlidir bekar<br />
arkadaşlar için. Gelinin arkasını dönüp ters tarafa fırlattığı çiçeği yakalayan  için mutluluk çok yakındadır.</p>
<p>Düğün pastası<br />
Pasta verimliliğin ve iyi şansın sembolü olarak kabul edilir. Eski dönemlerde  düğün törenlerinin sonunda gelinin başında ekmek kırılırmış. Davetliler de şans  getirmesi için ekmek kırıntılarından alırmış. Ortaçağda ise gelin ve damat küçük  ekmeklerden oluşan bir hale içinde öpüşürlermiş. 17. yüzyılda bir Fransız aşçı,  bu ekmeğe daha güzel bir şekil vermiş ve düğün pastası ortaya çıkmış. Düğün pastası  pek çok farklı çeşidi ve espirili süslemeleriyle günümüzde hala düğünlerin vazgeçilmez  bir parçası olmaya devam ediyor.</p>
<p>Gelini öpebilirsiniz!<br />
Gelini öpmek eskiden evlilik anlaşmasının mührü olarak kabul edilirmiş. Aynı<br />
zamanda gelinin ruhundan bir parçanın damada, damadın ruhundan bir parçanın<br />
da geline geçtiğine inanıldığı için bu gelenek günümüze kadar süregelmiştir.</p>
<p>Şeker gibi düğünler&#8230;<br />
Yunan ve Roma dönemlerinden bu yana düğün törenlerinde tatlı yemek adetten. Romalılar?ın  ve Yunanlılar&#8217;ın bala batırarak yediği bademler bugün yerini badem şekerlerine  bıraktı. Sadakat ve sonsuzluk simgesi olan badem şekerleri düğün törenlerinin  temasına uygun olarak farklı şekillere ve kutulara girse de amaç hep aynı: Bu  gecenin mutluluğunun yıllar boyu sürmesini sağlamak. </span></p>
<p><span> Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/klasik-dugun-gelenekleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınlar Erkekleri Neden Kıskanır?</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/kadinlar-erkekleri-neden-kiskanir.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/kadinlar-erkekleri-neden-kiskanir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Jan 2010 07:51:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Erkeği kıskanmak]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın kıskançlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kıkançlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kıskanmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2976</guid>
		<description><![CDATA[Uzmanlara göre, kadınlar sıklıkla az veya çok, erkeğin cinselliğine karşı kıskançlık  duyguları besliyor. Yine uzmanlar, erkeğin boşalması ve bununla ilgili refleks  hareketlerinin kadının kendi orgazmından çok daha fazla zevk verici bir şey olduğuna  inandığını ifade ettiler. Derlenen bilgilere göre, bazı psikoanalizciler, dişinin  karakter özelliklerini, kadının erkek cinselliğine karşı duydukları kıskançlıkla  bağdaştırıyor.
Bunlar çok fazla belirgin duruma geldiğinde, kadının cinsel soğukluğunun nedenini  bu kıskançlıkta buluyor. Çoğu kez ortalama kadının az veya çok, erkek cinselliğine  karşı kıskançlık duyguları beslediğinin belirlendiğini anlatan uzmanlar, “Bazı kadınlar erkeği sadece ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Uzmanlara göre, kadınlar sıklıkla az veya çok, erkeğin cinselliğine karşı kıskançlık  duyguları besliyor. Yine uzmanlar, erkeğin boşalması ve bununla ilgili refleks  hareketlerinin kadının kendi orgazmından çok daha fazla zevk verici bir şey olduğuna  inandığını ifade ettiler. Derlenen bilgilere göre, bazı psikoanalizciler, dişinin  karakter özelliklerini, kadının erkek cinselliğine karşı duydukları kıskançlıkla  bağdaştırıyor.</div>
<div>Bunlar çok fazla belirgin duruma geldiğinde, kadının cinsel soğukluğunun nedenini  bu kıskançlıkta buluyor. Çoğu kez ortalama kadının az veya çok, erkek cinselliğine  karşı kıskançlık duyguları beslediğinin belirlendiğini anlatan uzmanlar, “Bazı kadınlar erkeği sadece cinselliği yüzünden kıskanır. Çünkü erkek cinselliğinin cinsel ilişkide  daha büyük avantajları vardır” dediler.</div>
<div>Bununla birlikte erkeğin boşalması ve bununla ilgili refleks hareketlerinin kadının  kendi orgazmından çok daha fazla zevk verici bir şey olduğuna inandığını kaydeden  uzmanlar, “Birçok kadının cinsel organları birleşmiş durumda cinsel birleşim sırasında  hareketsiz kalmaları ve eşlerinin boşalmasından sonra orgazma ulaştıklarında,  kocalarının uzun zaman içlerinde kalmalarına direnmeleri işte bundandır. Daha  deneyimli kadınlar, bu bilinçaltı isteklerini leğen kaslarını ustaca hareket ettirmekle  tatmin eder” diye konuştu.</div>
<div>Hazırlayan : Nisan</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/kadinlar-erkekleri-neden-kiskanir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evlenmek İçin Yanlış Nedenler</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/evlenmek-icin-yanlis-nedenler.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/evlenmek-icin-yanlis-nedenler.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Jan 2010 07:45:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Doğru evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Doğru seçim]]></category>
		<category><![CDATA[Evlenme isteği]]></category>
		<category><![CDATA[Evlenme nedeni]]></category>
		<category><![CDATA[Evlenmek]]></category>
		<category><![CDATA[Yanlış evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Yanlış seçim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2974</guid>
		<description><![CDATA[Bütün hayatınız boyunca birlikte olacağınız kişiyle, iyi-kötü  her şeyi paylaşmak için mi evlenmek istiyorsunuz, yoksa bu 7 yanlış nedenden ötürü  mü?
1. Yanlış neden: Aşığım Ölüyorum: Aşk; makul açıklanabilir bir ruh hali değil  ki, hu motivasyona güvenip kaç yıl olduğu belirsiz bir angajmana gireceksiniz.  Aşıksanız, ölüyorsanız bunu doyasıya yaşamanızı tavsiye ederim sadece&#8230; Hiçbir  aşk birkaç yıldan daha uzun sürmemiştir. Bir süre sonra biter. Bir bakın bakalım  o aşk yerini çok sevmeye, muhakkak yanında olmak istemeye, iyi anlaşmaya, arkadaşlığa  bırakıyor mu? Aşıksanız evlenme kararı almak ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Bütün hayatınız boyunca birlikte olacağınız kişiyle, iyi-kötü  her şeyi paylaşmak için mi evlenmek istiyorsunuz, yoksa bu 7 yanlış nedenden ötürü  mü?</p>
<div>1. Yanlış neden: Aşığım Ölüyorum: Aşk; makul açıklanabilir bir ruh hali değil  ki, hu motivasyona güvenip kaç yıl olduğu belirsiz bir angajmana gireceksiniz.  Aşıksanız, ölüyorsanız bunu doyasıya yaşamanızı tavsiye ederim sadece&#8230; Hiçbir  aşk birkaç yıldan daha uzun sürmemiştir. Bir süre sonra biter. Bir bakın bakalım  o aşk yerini çok sevmeye, muhakkak yanında olmak istemeye, iyi anlaşmaya, arkadaşlığa  bırakıyor mu? Aşıksanız evlenme kararı almak için önce o askın bitmesini bekleyin.</div>
<p>2. Yanlış neden: Yalnızlıktan Sıkıldım: Belli ki sıkılan bir insansınız. Yalnızlıktan  olduğu gibi birlikte olmaktan da sıkılacaksınız. Üstelik ondan daha da çabuk sıkılacaksınız.  Çünkü yalnızlık eninde sonunda sizin kontrolünüzde olması daha muhtemel bir şeydir.  Tek başınasınız çünkü, istediğinizde bir yere gidebilir, istediğinizde televizyonun  en olmayacak kanalını izleyebilirsiniz. Ama bir birliktelik hiçbir zaman tamamen  sizin kontrolünüzde değildir. Ve halinden sıkılan bir insansanız yalnızlıktan  sıkıldığınızdan çok daha büyük bir hızla biriyle birlikte olmaktan ve aynı evde  yaşamaktan da sıkılacaksınız.</p>
<p>Gerçekten bütün hayatınız boyunca birlikte olmak istediğiniz biriyle, iyi-kötü  her şeyi paylaşmak için mi evlenmek istiyorsunuz, yoksa bu 7 yanlış nedenden ötürü  mü?</p>
<p></span></p>
<p>3. Yanlış neden: Çocuk İstiyorum: Birincisi &#8220;Bu dünyaya çocuk getirilmez&#8221; klişesinin  ayakları her geçen gün daha da sağlam bir şekilde yere basmaya başladı. Dünyanın  ve iklimin kaç yıl daha bildiğimiz dünya ve iklim olarak kalacağı bile şüpheli&#8230;  Üç-beş yıl içinde doğacak bir çocuğun 2100 yıllarına uzanan bir ömrü olabilir.  Ben, şu ana kadar 2050&#8242;den sonrası için ümitli konuşan bir iklimbilimci dinlemedim.  Hadi bu kısmı bir kenara bırakalım; ama şu sıralama doğru olamaz:</p>
<p>1-Çocuk istemek,<br />
2-Evlenecek birini bulmak,<br />
3-Evlenmek,<br />
4-Çocuk yapmak&#8230;</p>
<p>Doğru sıralama: 2-3-1-4 olmalı&#8230;</p>
<p>4. Yanlış neden: Babam daha fazla sevgili olarak kalmamıza izin vermiyor: Bir  süredir bir sevgiliniz var ve artık deşifre oldunuz diyelim. Yani hem ailenizin  bu durumdan haberi hem de babanızın bu durumu çok da hoş karşılamayacağı bir aile  geleneğiniz var. Bu durumda babanız daha fazla üstünüze gelmesin diye sevgilinize  bir şekilde baskı yapıp artık evlilik istediğinizi söylemeye, ima etmeye başlıyorunuz.  Oysa sevgililik sevgililiktir, evli olma durumu bambaşka bir şeydir, iki insan  en azından bir süre birlikte yaşamadan evliliğe karar vermemelidir, ideali budur  ama coğrafyamızda bu, nadir durumlarda mümkün olabildiğinden, size tavsiyem; hiç  olmazsa biraz büyümeyi bekleyin.</p>
<div>Büyüdükçe hayattan ne istediğinizi daha iyi bilecek, daha çok olgunlaşacaksınız.  Sırf babanız, anneniz öyle istiyor diye bir insanla 50 sene aynı evde yaşama anlaşması  yapmanın nasıl bağlayıcı bir sözleşme olduğunun farkına varmak için lütfen biraz  daha düşünün.</p>
<p>Gerçekten bütün hayatınız boyunca birlikte olmak istediğiniz biriyle, iyi-kötü  her şeyi paylaşmak için mi evlenmek istiyorsunuz, yoksa bu 7 yanlış nedenden ötürü  mü?</p></div>
<div>
5. Yanlış neden: Zor bir dönemden çıkmamda bana yardımcı oldu: Zor dönemlerden  çıkarken size yardımcı olan kişilere dost, akraba ya da psikiyatr denir. Ve bunlar  sonradan bir insanın kocanız olması için yeterli şart ve yakınlıklar değildir.  O zor dönem bittikten sonra sizinle evlenmek istediğini söyleyen kişi, zaten o  durumdan Önce de bunu kafasına koymuş demektir. Yani size o yardımı ve desteği  aslında karşılıksız vermemiştir. Hadi iyi niyetli düşünmekten vazgeçmeyelim ama  desteği size karşılıksız olarak vermiş olsa bile bir insanın yardımsever, iyi  ve kötü gün dostu olması onunla aynı evi ve mutlu bir seks hayatını paylaşabileceğiniz  anlamına gelmez. O iyi bir insandır; işte o kadar&#8230;</div>
<p>6. Yanlış neden: Maddi Durumu İyi : Para hiçbir mutluluğun anahtarı değildir,  olamaz. Bir insanla paylaşılacak mutluluk, sadece iyi otomobil ve restoranlarda  yaşanabiliyorsa ona mutluluk denmez; tüketim denir. Sizin ve kendisinin rahatça,  düşünmeden tüketmenizi sağlayan kişiye de olsa olsa sponsor denir, Koca denmez.</p>
<p>Mutluluklar, iyi anlaşmalar, birlikte bir şeylerden keyif almalar, paranın gücüyle  oluşturulabilen şeyler değildir. Para sadece alternatifleri artırır. Ama olmayan  bir şeyin yerine geçemez. Ama zaman zaman geçtiğini düşündürecek kadar aldatıcı  olabilir. Sonrasında &#8220;her şeyim var; ben niye mutlu değilim?&#8221; diye düşünmemek  için en baştan doğru düşünmek gerekir.</p>
<p>Gerçekten bütün hayatınız boyunca birlikte olmak istediğiniz biriyle, iyi-kötü  her şeyi paylaşmak için mi evlenmek istiyorsunuz, yoksa bu 7 yanlış nedenden ötürü  mü?</p>
<p><span id="objectContent">7. Yanlış neden: Artık kendime ait bir evim olsun istiyorum: Özellikle bizim  coğrafyamıza ait bir motivasyon. Genç kızlar rahat rahat gezip eğlenemedikleri,  kendilerine ait bir dünyayı özgürce yaşayamadıkları için bu dünyayı kurmanın yolunun  ayn bir evde yasamak olduğunu düşünüyor. Eh, toplumumuzda aileler genel olarak  kızlarının ayrı yaşamalarına izin vermediği için onlar da &#8220;evlenmenin&#8221; yolunun  evlenmek olduğuna karar veriyor. Kızların durumunu anlamaya çalışıyorum. Elbette  zor. Kısıtlı bir hayat yaşamaya çalışmak ve hem evi hem dışarıdaki hayatı, ikisine  de zarar vermeden dengede götürmeye çabalamak. Ama ne olursa olsun kendinize ait  bir hayata kavuşmanın yolu nikah masasından geçmez. Sadece bu düşünceyle evlenmek büyük bir hata olacaktır. Unutmayın o hayat da sadece size ait olmayacak. Özgürlüğünüzün aslında  çok daha kısıtlı olduğu, özelinizin çok daha az olduğu bir hayattır evlilik hayatı.  Doğru insanla yapılmadığı müddetçe de kesinlikle baba evini aratır. Hem siz ekmeğinizi  elinize bir alın bakalım; ayakları yere sağlam basan bir genç kız, belki de kendi  evinde bir süre yaşayıp hayatla baş etmek istemesini babasına açıklayabilir. Hiç  belli olmaz. </span></p>
<p><span> Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/evlenmek-icin-yanlis-nedenler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kocanızı Nasıl Eğitirsiniz?</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/kocanizi-nasil-egitirsiniz.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/kocanizi-nasil-egitirsiniz.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Jan 2010 07:38:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Dağınık mutfak]]></category>
		<category><![CDATA[Dağınıklık]]></category>
		<category><![CDATA[Geç kalmak]]></category>
		<category><![CDATA[Kirli çamaşır]]></category>
		<category><![CDATA[Kocayı eğitmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2969</guid>
		<description><![CDATA[Evlendiğinizden beri kocanız bir türlü istediklerinizi yapmıyor mu?  Onu eğitmek için bu yöntemleri denemenizde yarar var. Bir dediğinizi iki etmeyen,  itaatkâr bir kocanız mı olsun istiyorsunuz? ABD&#8217;li Amy Sutherland&#8217;in 4 adımda  başarıya ulaşan yöntemi&#8230;
Evin orasına burasına dağılmış kirli çamaşırlardan&#8230; Bir omlet uğruna savaş  alanına çevrilmiş mutfak manzaralarından&#8230; Randevu yerine sanki Yemen&#8217;den geliyormuşçasına  geç kalmalardan&#8230; Anahtardan dosyaya, tıraş losyonundan cep telefonuna kadar  ne kaybedilse, sizi sorumlu tutan tavırlardan&#8230; Uzun lafın kısası, tertipten,  düzenden nasibini almamış, dağınık, aklı bir karış havada kocanızdan yorulup,  sıkılıp, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Evlendiğinizden beri kocanız bir türlü istediklerinizi yapmıyor mu?  Onu eğitmek için bu yöntemleri denemenizde yarar var. Bir dediğinizi iki etmeyen,  itaatkâr bir kocanız mı olsun istiyorsunuz? ABD&#8217;li Amy Sutherland&#8217;in 4 adımda  başarıya ulaşan yöntemi&#8230;</p>
<p>Evin orasına burasına dağılmış kirli çamaşırlardan&#8230; Bir omlet uğruna savaş  alanına çevrilmiş mutfak manzaralarından&#8230; Randevu yerine sanki Yemen&#8217;den geliyormuşçasına  geç kalmalardan&#8230; Anahtardan dosyaya, tıraş losyonundan cep telefonuna kadar  ne kaybedilse, sizi sorumlu tutan tavırlardan&#8230; Uzun lafın kısası, tertipten,  düzenden nasibini almamış, dağınık, aklı bir karış havada kocanızdan yorulup,  sıkılıp, usandıysanız&#8230; &#8220;Bir mucize formül bulsam da şunu şöyle bir yeniden yaratsam.&#8221;  diyenlerin imdadına yetişen bir kitap ABD&#8217;de piyasaya çıktı.</p>
<p><span id="objectContent"></p>
<div><strong>Tipik şikâyetler</strong></div>
<div>Kitabın yazarı, ABD&#8217;li gazeteci Amy Sutherland, ne bir ilişki uzmanı ne de evlilik  danışmanı. Kendisinin, &#8220;Savsak kocanızı nasıl hayallerinizdeki ideal eşe dönüştürürsünüz?&#8221;  tarzında, bir çeşit Güzin Abla haline geliş macerası hem komik hem ilginç. Amy&#8217;nin  12 yıllık evlilik geçmişlerine rağmen hâlâ âşık olduğu kocası Scott, pek çok hemcinsi  gibi unutkan, dalgın, ihmalkâr, her yere geç kalmayı seven, kararsız ve değişken  bir mizaca sahipti. Amy de kimi zaman homurdanarak, bağırıp azarlayarak kendince  bir yol tutturdu. Ancak bütün bu serzenişleri işe yaramadı. Evlilik danışmanı  da derdine çare olmadı.</div>
<div><strong>Tam umudunu kesmişken</strong></div>
<div>Meseleyi çözmekten umudunu kesen Amy&#8217;nin hayatı ve erkeklere bakış açısı, konuyla  son derece alakasız bir proje sayesinde değişti. O dönemde egzotik hayvan eğitmenleri  hakkında yazması gereken bir kitap vardı. Bu nedenle hayvanların yaşadıkları değişimi  anlamak amacıyla Kaliforniya&#8217;ya gidip gelmeye başladı. Bu eğitimler sonucunda,  sırtlanlar bir emirle tek ayakları üzerinde dönüşler yapıyor, pumalar tırnaklarını  kestirmek için pençelerini uzatıyor, denizaslanları burunlarının ucunda top oynatıyor,  babunlar kaykay kullanıyordu.</div>
<p>Amy uzun eğitim süreçlerini izlerken, kafasında sihirli bir ampul yandı. Yırtıcı,  egzotik yaratıklar bütün bu imkânsız hareketleri, davranış biçimlerini yapabiliyorlarsa;  bu tekniklerin, evdeki bambaşka bir tür üzerinde de olumlu sonuçlar verebileceğini  düşündü. Acı ama gerçek&#8230; Bu farklı tür, inatçı ama sevimli kocası Scott&#8217;tan  başkası değildi.</p>
<div><strong>Film teklifleri aldı</strong></div>
<div>Amy Sutherland, bu garip deneyini ve kendince elde ettiği başarıyı ilk olarak  2006&#8242;da, The New York Times gazetesinde kısa bir makale olarak yayımladı. Makalesi  o yılın, elektronik postayla en çok gönderilen hikâyesi seçildi.</div>
<p>NBC&#8217;nin ünlü ‘The Today Show&#8217;una konuk oldu. Hollywood&#8217;dan film teklifleri aldı,  hatta bir tanesini kabul etti. Son olarak Şubat 2008&#8242;de ‘Shamu Bana Hayat, Aşk  ve Evlilik Hakkında Ne Öğretti? Hayvanlardan ve Eğitmenlerinden İnsanlar İçin  Dersler&#8217; adlı kitabı piyasaya çıktı</p>
<p><strong>Koca eğitiminin temel kuralları</strong></p>
<p>- Olumlu davranışı takdir ettiğinizi belli edin. Kirli sepetine bir tek çorap  bile atsa teşekkür edin.</p>
<p>- Hoşunuza giden bir şey yaptığında bir öpücükle, sevdiği bir yemekle, vs. ödüllendirin.</p>
<p>- Unutmayın! Tepkinin iyisi de kötüsü de davranışı körükler.</p>
<p>- Hoşunuza gitmeyen tavırları sabırla görmezden gelin.</p>
<p>- Sakın boşu boşuna dırdır etmeyin! İşe yaramaz.</p>
<p>- Azarlamak, bağırmak sadece erkeğin sıkıcı huylarını müzminleştirmeye yarar.</p>
<p>- Etrafa atılmış kirli çamaşır sadece kirli çamaşırdır. Kişisel olarak algılamayın!</p>
<p>- Kocanızı sizden çok farklı, bambaşka bir tür gibi kabullenin. Böylece objektif  olabilirsiniz.</p>
<p>- Hatayı kendinizde de arayın. İşe yaramayan stratejileri değiştirin.</p>
<p>- İlgisini başka yöne çekin.</p>
<div><strong>Ders 1: Yaklaştır</strong></div>
<div>Amy&#8217;nin egzotik hayvan eğitmenlerinden öğrendiği temel ders, beğendiği davranışı  ödüllendirmek, beğenmediğini ise görmezden gelmekti. Dırdır etmek, azarlamak söz  konusu değildi.<br />
Kaliforniya&#8217;dan Maine&#8217;deki sıcak ama dağınık yuvalarına döndüğünde, Amy, Scott&#8217;a  tamamen farklı davranmaya başladı. Örneğin, Scott çamaşır sepetine kirli tişört  mü attı, hemen teşekkür etti. İkinci kirli çamaşır için öpücükle ödüllendirdi.  Bu arada yatak odasının yerinde duran kirli yığınının üstünden, tek bir ters laf  bile etmeden usulca geçip gitti. Zamanla fark etti ki Scott, Amy tarafından takdir  edilmenin keyfini çıkarırken etraftaki kirli yığınları da küçülmeye başladı. Bu  yöntemin adı ‘yaklaştırma&#8217;ydı.</div>
<div><strong> </strong></div>
<div><strong>Ders 2: Sabret</strong></div>
<div>Eğitmenin beğenmediği davranışlara en ufak bir tepki vermemesinin adı ise ‘en  az güçlendirici sendrom&#8217;. Zira pozitif ya da negatif herhangi bir tepki, davranışı  körüklemekten başka bir işe yaramaz. Oysa hiçbir tepki verilmediğinde, o davranış  biçimi zamanla yok oluyordu. İşte bu nedenle Amy kendini çok zor tutsa da hoşuna  gitmeyen tavırlara kayıtsız kalmaya karar verdi.</p>
<p><strong>Ders 3: İmkânsız kıl</strong></div>
<div>Uyguladığı üçüncü teknik ‘uyuşmaz davranış&#8217; kavramıydı. Bu yöntem, dikkati başka  bir noktaya çekerek, istenmeyen davranışın yapılmasını engellemeye, mümkünse imkânsız  kılmaya yönelikti. Amy bu tekniği kendisi yemek pişirirken Scott&#8217;ı mutfaktan uzak  tutabilmek için kullandı. Ayağının altında dolaşmaması için salonun uzak bir köşesine  bir çanak cips ve salsa sos koydu, parlak fikri tabii ki işe yaradı.</div>
<div><strong> </strong></div>
<div><strong>Ders 4: Kişisel alma</strong></div>
<div>Dördüncü kural ise hataları asla kişisel olarak ele almamaktı. Eskiden Scott&#8217;ın  münasebetsiz tavırlarını hakaret gibi ya da değer görmediğinin işareti olarak  algılayan Amy, buna yapmayı bıraktı. Eğitmenlerin mottosunu benimsedi: ‘Hata hiçbir  zaman hayvanda değildir.&#8217; Böylece kendi tepkilerini ve yanlışlarını da tahlil  etmeyi öğrendi. Scott&#8217;ın kimi içgüdüsel tavırlarının köklü ve değişmez olduğunu  kabullendi. Artık eskiye oranla, sivri uçları biraz daha yontulmuş bir kocası  ve daha hoşnut olduğu bir evliliği vardı. Üstelik bu durumu anlayan kocası, üzerinde  böyle bir teknik uygulanmasından hiç gocunmadığı gibi, taktiği kapıp Amy üzerinde  denemeye başlamıştı.</div>
<div>Hazırlayan : Nisan</div>
<p></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/kocanizi-nasil-egitirsiniz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mutlaka Okuyun</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/mutlaka-okuyun.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/mutlaka-okuyun.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Jan 2010 07:25:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Anne olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Anne-baba olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Baba olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeğin evliliğe etkisi]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek sahibi olmak]]></category>
		<category><![CDATA[İlişkinin değişmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Olumsuz etki]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2967</guid>
		<description><![CDATA[Birbirinize hala ilk günkü kadar aşıksınız, cinsel yaşantınız inanılmayacak kadar  iyi gidiyor ve bir an önce bebeğinizin olması için sabırsızlanıyorsunuz. Ancak  uykularınız ve sevginiz bölünmeye başladığında, ilişkiniz bu olumsuzluklardan  nasıl etkilenecek?
Bebek sahibi olmak, çiftlerin yaşayabileceği en güzel olaylardan  biridir kuşkusuz.  Ancak anne-baba olmanın sorumlulukları bebekten önceki eğlenceli, rahat ve heyecanlı  yaşantıyı sık sık özlemle hatırlamanıza yol açabilir. Bebeğin doğumuyla ortaya  çıkan evlilik sorunları da tıpkı diğer sorunlar gibi son derece olağandır. Yapılan  araştırmalar, çiftlerin sadece yüzde 15&#8242;inin bebekleri doğduktan sonra kendilerini  birbirlerine ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Birbirinize hala ilk günkü kadar aşıksınız, cinsel yaşantınız inanılmayacak kadar  iyi gidiyor ve bir an önce bebeğinizin olması için sabırsızlanıyorsunuz. Ancak  uykularınız ve sevginiz bölünmeye başladığında, ilişkiniz bu olumsuzluklardan  nasıl etkilenecek?</p>
<p>Bebek sahibi olmak, çiftlerin yaşayabileceği en güzel olaylardan  biridir kuşkusuz.  Ancak anne-baba olmanın sorumlulukları bebekten önceki eğlenceli, rahat ve heyecanlı  yaşantıyı sık sık özlemle hatırlamanıza yol açabilir. Bebeğin doğumuyla ortaya  çıkan evlilik sorunları da tıpkı diğer sorunlar gibi son derece olağandır. Yapılan  araştırmalar, çiftlerin sadece yüzde 15&#8242;inin bebekleri doğduktan sonra kendilerini  birbirlerine daha yakın hissettiklerini gösteriyor. Geri kalan yüzde 85&#8242;lik çoğunluk  ise, geçici bile olsa bebeğin ilk zamanlarında karı-koca olarak yaşantılarının  sekteye uğradığı konusunda hemfikir.</p>
<p><span id="objectContent">Yeni kurallar zorlayabilir</p>
<p>Çiftlerin büyük bir çoğunluğu bebekleri doğmadan önce mükemmel bir birliktelikleri  olduğunu, istedikleri saatte istediklerini yapma özgürlüğü yaşadıklarını düşünürler.  Gerçekten de istenerek ve planlanarak dünyaya getirilen bebekler bile psikolojik,  fiziksel ve duygusal olarak anne-babalarının ilişkilerini zorlayabilirler.</p>
<p>Yeni anne-babanın eski yaşam tarzları ve bu tarzın getirdiği kurallar bebekle  birlikte adeta yok olur. Belki de bu yüzden mükemmel bir birliktelik ve başarılı  bir evlilik hayatı sürdüren çiftler anne-babalığa daha zor adapte olabilirler.</p>
<p>Nasıl alışacaksınız?</p>
<p>İyi ama bir daha dönüşü olmayan ve fazlasıyla özveri isteyen bu yeni röle nasıl  alışacaksınız? Önünüzdeki dönemde hafta sonu ne yapacağınızdan çok bebeğinizin  biberonlarını nasıl steril hale getireceğinizi düşünmeye başlayacaksınız.<br />
İşin en zor kısmı anne-baba olmaya hazırlanmanın belli bir yolu olmayışıdır.<br />
Tamamen gözleri kapalı olarak üstlendiğiniz bu rolü deneme-yanılma yöntemi ile  kotarmak zorundasınız. Bu ilk dönemde anneler genellikle çevrelerinden büyük bir  destek alırken, babalar kendilerini dışlanmış ve desteksiz hissedebilirler.</p>
<p>Yapılan araştırmalara göre kadınlar annelik rolünü, babaların babalık rolünü  benimsediğinden daha kolay benimsiyorlar. Anneler genellikle bebekleri 6 aylık  olup bir düzene oturduğunda sıkıntılarını atıp, kendi-lerine yine güvenmeye başlıyorlar.  Erkeklerde ise bu alışma süreci 18 aya kadar uzuyor. Yeni babaların bir kısmı  ise bebeklerini kıskandıklarını itiraf ediyorlar. Aradan birkaç yıl geçtiğinde  yaptıklannın mantıksız ve şımarıkça olduğunu kabul etseler bile o dönemde anne  ile bebek arasındaki yakın ilişkiyi kıskanmadan edemediklerini itiraf ediyorlar.</p>
<p>Bazı gerçekleri kabul edin</p>
<p>Yukarıda sözünü ettiğimiz olası gelişmelerden dolayı mükemmel giden evliliğinizi  bir bebekle süslemeye karar verdiğinizde bazı gerçekleri kabul edip önünüzdeki  yeni döneme hazırlanmanız gerektiğini unutmayın.</p>
<p>• Öncelikle ilişkinizin değişeceğini hem de çok değişeceğini kabullenin. Ancak  bu değişim, mutlaka kötü bir değişim olmak zorunda değildir. Sadece yeni rolünüze  alışmak için kendinize zaman tanıyın. Çocuklu arkadaşlarınızla sizleri bekleyen  değişiklikleri görüşün.</p>
<p>• Ya da kendinize, gece uykunuzun, eşinizin ilgisinin bölünmesine hazır olup  olmadığınızı sorun. Eşiniz yorgun, sıkıntılı veya sinirli olduğunda neler yapmanız  gerektiğini önceden tasarlamaya çalışın.</p>
<p>• Bebeğiniz dünyaya geldikten sonra, birbirinize olan sevginizi eskisi kadar  dışa vuramayıp, sık sık gösteremeyebilirsiniz. Ancak artık birbirinize duyduğunuz  sevginin en büyük göstergesi karşınızda duruyor ve hayat onunla çok daha anlamlı  bir hale geliyor.</p>
<p></span></span></p>
<p><span id="objectContent">Yeni bir düzen kurmalısınız&#8230;</p>
<p>Aranıza bir bebeğin katılmasıyla beraber yaşamınızda değişimler olması normaldir.  Ancak bu arada kendinize de zaman ayırmalı ve eşinizle birlikte olmak için fırsatlar  yaratmayı ihmal etmemelisiniz,</p>
<p>• Hem kendinize hem de eşinizle birlikte olmak için zaman ayırmalısınız. Bebeğinizi  bir yakınınıza veya bakıcısına bırakarak eğlenmeye gitmeniz suçluluk duymanıza  neden olmasın.</p>
<p>• Bebeğinizi yaşamınızın odak noktası haline getirmeyin. Bebeğin doğumundan önceki  ilişkinizi canlı tutmak ve iletişim kurmak için gerekli zamanı yaratmalısınız.</p>
<p>• Fikir ayrılıklarınızın olması normaldir, ancak bebeğinizin yanında tartışmamaya  özen gösterin. Bebeğiniz küçük olsa da ve kelimelerin anlamlarını bilmese de sesinizin  tonu onu korkutabilir.</p>
<div>• Bebeğinizin sorumluluklarını eşinizle paylaşın. Belki eşiniz istediklerinizi  tam olarak yerine getirmeyebilir, ancak yine de bu bebeğiniz ve bir çift olarak  ilişkiniz açısından oldukça önemlidir.</div>
<div>Hazırlayan : Nisan</div>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/mutlaka-okuyun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yakında Evleneceklere Öneriler</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/yakinda-evleneceklere-oneriler.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/yakinda-evleneceklere-oneriler.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Jan 2010 12:53:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[Evleneceklere öneriler]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[Nikah masası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2959</guid>
		<description><![CDATA[Tüm dünyada artan boşanmalar sebebi ile, uzmanlar evlenecek çiftleri nikah defterini imzalamadan önce bir kez daha düşünmeleri konusunda uyardı.
Uzmanların, nikah masasında &#8216;evet&#8217; demeden önce çiftlere tavsiyeleri şöyle:
&#8220;- 25 yaşından önce evlenmeyin: İstatistikler 30 yaşından sonra evlenen çiftlerin evliliklerinin daha uzun sürdüğünü gösteriyor.
- Umutsuz evlilikler yapmayın: Korku, güven duymak ya da evden uzaklaşmak için yapılan evlilikler uzun ömürlü olmuyor.
- Evleneceğiniz kişiyi tanıyın: Onun kim olduğunu gerçekçi şekilde saptayın ve sadece sizin istediğiniz kişi olması için çaba harcamayın.
- Denginizle evlenin: Karı-kocadan birinin diğeri üzerinde hakimiyet kurduğu evliliklerden hayır gelmiyor.
- En az bir ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tüm dünyada artan boşanmalar sebebi ile, uzmanlar evlenecek çiftleri nikah defterini imzalamadan önce bir kez daha düşünmeleri konusunda uyardı.</p>
<p>Uzmanların, nikah masasında &#8216;evet&#8217; demeden önce çiftlere tavsiyeleri şöyle:</p>
<p>&#8220;- 25 yaşından önce evlenmeyin: İstatistikler 30 yaşından sonra evlenen çiftlerin evliliklerinin daha uzun sürdüğünü gösteriyor.</p>
<p>- Umutsuz evlilikler yapmayın: Korku, güven duymak ya da evden uzaklaşmak için yapılan evlilikler uzun ömürlü olmuyor.</p>
<p>- Evleneceğiniz kişiyi tanıyın: Onun kim olduğunu gerçekçi şekilde saptayın ve sadece sizin istediğiniz kişi olması için çaba harcamayın.</p>
<p>- Denginizle evlenin: Karı-kocadan birinin diğeri üzerinde hakimiyet kurduğu evliliklerden hayır gelmiyor.</p>
<p>- En az bir yıl bekleyin: İstatistikler, acele evlenen kişilerin aynı hızla boşandıklarını ortaya koyuyor.</p>
<p>- Bağımlılığı olan kişilere dikkat: Sigara alışkanlığı gibi basit bağımlılıklar bile, bir evliliği yıkmaya yeterli olabiliyor.</p>
<p>- Sizinle benzer amaçları olan biriyle evlenin ve eşinizle çocuk yapıp yapmama konusunu konuşmak için zifaf gecesini beklemeyin.</p>
<p>- Diyalog kurabileceğiniz biriyle evlenin: Evlenmeden önce müstakbel eşinizle diyalog kuramıyorsanız, nikahtaki keramet pek bir işe yaramayacaktır.</p>
<p>- Heyecanı göz ardı etmeyin: Evlilik ateşinin yıllarca yanabilmesi için heyecan ve ihtirasın gerekli olduğunu aklınızdan çıkarmayın&#8221;.</p>
<p>Öte yandan, evlenmeden önce aynı evi paylaşan çiftlerin boşanma oranının, daha önce bir arada yaşamamış çiftlerden daha yüksek olduğu ortaya çıktı.</p>
<p>Journal of Marriage and the Family dergisinde yayımlanan habere göre, ABD&#8217;deki Pennsylvania Üniversitesi&#8217;nde yapılan bir araştırmada, 1964 ile 1997 yılları arasında evlenen bin 400 kişiye evliliklerindeki deneyimleri soruldu. Bilim adamı Claire Kamp Dush, evlenmeden önce aynı evi paylaşan çiftlerin, diğer çiftlere göre daha mutsuz olduklarını söylediklerini ve boşanma oranlarının daha yüksek olduğunu ifade etti.</p>
<div>Kamp Dush, çiftlerin birlikte yaşamaya karar verirken, olası bir ayrılığın daha kolay olacağı düşüncesiyle yeterince ince eleyip sık dokumadığını vurgulayarak, evlilik kararında da genelde birlikteyken harcanan emek ve çocukların etkili olduğunu söyledi.</div>
<div>Hazırlayan: Nisan</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/yakinda-evleneceklere-oneriler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum Kontrol Yöntemleri Hakkında Her Şey</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/dogum-kontrol-yontemleri-hakkinda-her-sey.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/dogum-kontrol-yontemleri-hakkinda-her-sey.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Jan 2010 11:47:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[dogum kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum Kontrol yontemleri]]></category>
		<category><![CDATA[İstenmeyen gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Kısırlaştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Menstüral siklus]]></category>
		<category><![CDATA[ria]]></category>
		<category><![CDATA[Vazektomi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2945</guid>
		<description><![CDATA[İstenmeyen gebeliklere karşı  durumunuza en uygun yöntemi seçerek korunmalısınız. İşte doğum kontrol yöntemleri, güvenilirlikleri ve tüm ihtiyacınız olanlar&#8230;
Tüm aileler ve bireyler kendi doğurganlık davranışları konusunda doğru bilgiye dayalı, bilinçli ve gönüllü bir seçim yapmalıdırlar.bu seçim yaşınıza,durumunuza ve sağlığınıza en uygunu olmalıdır. Böylece istemedikleri gebeliklerden sağlıklı ve etkin bir biçimde korunabilirler.
A- DOĞAL YÖNTEMLER
Doğal aile planlaması çiftlerin doğurganlık bilinci ile gebeliği önlemeyi ya da oluşturmayı sağlayan bazı kuralları birlikte uygulaması olarak tanımlanır. Dünya Sağlık Örgütü, doğal aile planlamasını, menstral siklusun (adet döngüsü) fertil ve infertil dönemlerinde, doğal belirti ve semptomları gözleyerek gebeliğin ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">İstenmeyen gebeliklere karşı  durumunuza en uygun yöntemi seçerek korunmalısınız. İşte doğum kontrol yöntemleri, güvenilirlikleri ve tüm ihtiyacınız olanlar&#8230;<br />
Tüm aileler ve bireyler kendi doğurganlık davranışları konusunda doğru bilgiye dayalı, bilinçli ve gönüllü bir seçim yapmalıdırlar.bu seçim yaşınıza,durumunuza ve sağlığınıza en uygunu olmalıdır. Böylece istemedikleri gebeliklerden sağlıklı ve etkin bir biçimde korunabilirler.</p>
<p><strong>A- DOĞAL YÖNTEMLER</strong></p>
<p>Doğal aile planlaması çiftlerin doğurganlık bilinci ile gebeliği önlemeyi ya da oluşturmayı sağlayan bazı kuralları birlikte uygulaması olarak tanımlanır. Dünya Sağlık Örgütü, doğal aile planlamasını, menstral siklusun (adet döngüsü) fertil ve infertil dönemlerinde, doğal belirti ve semptomları gözleyerek gebeliğin planlanması ya da gebeliğin önlenmesi yöntemleri olarak tanımlamıştır.</p>
<p>Doğal Yöntemlerin Etkinliği %75’dir.</p>
<p><strong>1. Servikal Mukus Yöntemi (Rahim Ağzı Salgısı)</strong></p>
<p>Kadın vajinadaki salgıyı kontrol eder. Gözlemini ve salgının eldeki hissini her gün kaydeder. Ovülasyon (yumurtlama) yaklaşırken mukus artar, incelir ve rengi berraklaşır. Daha elastik ve kaygan olur. İki parmak arasında yavaşça uzatılabilir. Bu tür mukus spermlerin yaşamsını ve yumurtaya doğru ilerlemesini sağlar. Ovülasyondan önce ve sonraki dönemlerde mukus azalır ve yapışkan bir hal alır. Vajen kuru hissedilir. Mukusun arttığı bu dönemde cinsel perhiz yapılır.</p>
<p></span></p>
<p><strong>2. Bazal Vücut Isısı Yöntemi</strong></p>
<p>Ovülasyondan sonra salgılanan pregesteron hormonu ısı arttırıcıdır. Yeni vücut ısısını 0,2 C ile 0,5 C arasında yükseltir ve bir sonraki menstrüasyona kadar yüksek ısıda tutar. Bu yükselişe termalleşme denir ve bu da bazal vücut ısısı yönteminin temelidir. Ovülasyon denime, vücut ısısını izleyerek saptanabilir.</p>
<p>Cinsel perhiz, menstrüel kanamanın ilk gününden, ısı artışının saptandığı 3. günün sonuna dek sürdürülmelidir. Isı çizgisinin üstünde 3 ısı kaydedene kadar beklenmelidir. Bir sonraki menstrüel kanama başlayana kadar cinsel perhize ara verilir.</p>
<p>Bu yöntem tek başına kullanılmamalıdır. Servikalmukus ve/veya servikal palpasyon (elle muayene) yöntemleri ile birlikte kullanılmalıdır.</p>
<p><strong>3. Servikal palpasyon (Rahim ağzını parmakla muayene) Yöntemi</strong></p>
<p>Kadın kendi kendini elle muayene ederek, servikal (rahim ağzı) kenarındaki değişiklikleri tanımlayabilir. İnfertil (güvenli) dönemde serviks,dış ağzı kapalıdır ve elle kolayca ulaşılır. Yaklaşan yumurtlama (ovülasyon) ile birlikte ostrojen harmonu düzeyi yükseldikçe serviks yumuşar. Yukarı doğru çekilir ve dış ağızı açılır. Ovülasyondan ortalama 4-5 gün nce yumuşamanın başlaması belirgin hale gelir. Elle rahim ağzı daha zor ulaşılır bir hal alır ve ele gelince de yumuşaktır. Eşler servikste ilk değişikliklerin belirlendiği andan, serviksin kolayca hissedildiği, sert olduğu ve ağzının kapalı olduğu zamana kadar cinsel ilişkide bulunmamalıdır.</p>
<p><strong>4. Takvim yöntemi</strong></p>
<p>Kadının bir periyodu 30 gün kabul edilirse ovülasyon adetin başlangıcından 16-18 gün sonradır. Buna göre adetin başladığı gün birinci gün olursa, adetin başlangıcından sonraki 14 ile 21. gün arası döllenme için en riskli dönemi oluşturmaktadır. Bu dönemde cinsel ilişkiden kaçınılmalıdır. Mensturel sişkusun süresinin tam bilinememesi ve bir çok nedenden de etkilendiği için güvenli bir yöntem değildir ve kullanılmamalıdır.</p>
<p><strong>5. Geri çekme</strong></p>
<p>Cinsel ilişki sırasında erkeğin cinsel organının, boşalmadan önce vajenden çıkartılıp, meninin vajen dışına boşaltılmasıdır. Başarı oranı %75’dir. Başarı ile uygulandığında bile kadında ve erkekte psikolojik ve fizyolojik sorunlar ortaya çıkabilmektedir.</p>
<p><strong>6. Vajinal yıkama</strong></p>
<p>Bazı kadınlar, vajina duvar ve kanalındaki spermleri yıkayıp atma düşüncesi ile cinsel ilişkiden hemen sonra vajinayı su ile yıkamanın gebeliği önlediğine inanır. Bu yöntem doğum kontrol yöntemi olarak tamamen etkisizdir. Çünkü spermlerin birkaç saniye içinde servikal mukusa geçebilirler.</p>
<p><strong>B- EMZİRME VE GEBELİĞİN ÖNLENMESİ</strong></p>
<p>Adet kanaması olmadıkça emzirmeyle gebelikten korunma yöntemi olarak tanımlanan bu yöntem özellikle doğumdan sonraki ilk aylarda, süt veren kadınların, belli koşullarla doğal olarak doğurgan olmadığı düşüncesine dayanır. Emzirmenin her koşulda gebelikten korumadığı bilinmelidir. Belli koşullarda ve belli süre için emzirme ile korunabilinir. En fazla 6 ayı düzenli emzirme ve adet görülmemesi koşullarında emzirme, kadının bu dönemde yeniden ovülasyona ve adet görmesini geçiktirir. Etkinliği %85’dir.</p>
<p><strong>C- BARİYER YÖNTEMLER</strong></p>
<p>Spermin rahim boşluğuna geçmesini engelleyerek gebelikten korurlar. Bariyer yöntemleri güvenlidir, yan etkileri yoktur, birlikte kullanımı etkinliklerini arttırır. Kondom (prezervatif), dioatrem ve spermisitler bu yöntemlerdendir.</p>
<p><strong>1. Kondom (Prezervatif)</strong></p>
<p>Cinsel ilişki sırasında penise takılan bir kauçuk kılıftır. Spermin vajinaya girmesini engeller. Sperisitler ile birlikte kullanılması etkinliğini arttırır. Doğum kontrolü dışında, AIDS ve diğer cinsel yolla bulaşan hastalıkların yayılmasını önler.</p>
<p><strong>2. Diyafram</strong></p>
<p>Diyafram rahim ağzını örten, kenarları daha sert, kauçuk bir araçtır ve servikal açıklığa uygulanan spermisit jel ya da krem ile birlikte kullanılır spermisit madde diyafram tarafından fiziksel olarak engellemeyen spermleri öldürür.</p>
<p><strong>3. Spermisitler</strong></p>
<p>Vajinal spermisitler, spermlerin servikse ulaşmadan etkisiz hale getirilmeleri için vajinaya konur. Köpük, tablet, krem şeklinde bulunurlar. Diğer doğum kontrol yöntemlerine göre etkinliği daha azdır. Etkinliğini artırmak için kondom veya diyafram ile birlikte kullanılmalıdır.</p>
<p><strong>D- ORAL KONTRA SEPTİTLER (DOĞUM KONTROL HAPLARI)</strong></p>
<p><strong>Doğum kontrol hapları şunlardır;</strong></p>
<p>- Kombine doğum kontrol hapları<br />
- Yalnız prefesteron içeren haplar (mini haplar)<br />
- Ertesi gün hapı</p>
<p><span id="objectContent"><strong>1. Kombine Doğum Kontrol Hapları</strong></p>
<p>Çok güvenilir bir doğum kontrol yöntemidir. Östrojen ve progesteron hormonları birlikte bulunur. Ostrojen, yumutlamayı (ovulosyonu) baskılar ve döllenmiş yumurtanın gelişmesini engeller. Progesteron rahim ağzı sıvısının azaltıp kıvamının artmasına neden olarak spermlerin geçişini engeller. Etkinliği%99,9’dur. En etkili yöntemdir. Her gün hormon içeren haplardan bir tane alınır. Kullanımı kolaydır. Yumurtalık ve rahim kanseri riskini azaltır, iyi huylu meme hastalıklarını azaltır. Kemik erimesi riskini azaltır. Hap kullanmaya son verdikten sonra doğurganlık yeteneği tekrar devam eder. Kullanmaya başlamadan önce gebelik testi ile gebelik olup olmadığı saptanmalıdır. Meme kanseri, kan pıhtılaşması olanlarda, kalp hastalarında, karaciğer hastalarında kullanılmamalıdır. 6 aylıktan küçük bebek emzirenlerde, sigara içenler, şeker hastalığı, yüksek tansiyon, migren, depresyon tanısı olanlarda ise kontrol altında kullanılmalıdır.</p>
<p><strong>2. Yalnız progesteron içeren haplar (Mini Haplar)</strong></p>
<p>Ostrojen içermezler ve kombine doğum kontrol haplarına göre daha az progesteron içerirler. Kadında doğal olarak oluşan rahim ağzı sıvısını kalınlaştırarak spermin geçişine engel olur ve yumurtlamayı %50 oranında engeller. Etkinliği %96’dır. Her gün aynı saatte alınmalıdır. Emziren kadınlarda kullanılabilir. Ostrojenin yan etkilerinden dolayı kombine doğum kontrol hapı kullanmayan kadınlarda kullanılabilir.</p>
<p><strong>3. Ertesi Gün Hapı</strong></p>
<p>Ertesi gün hapı doğum kontrol yöntemi değildir. Korumasız cinsel ilişkiden sonra, sürdürülmesi kesinlikle istenmeyen gebeliklerin, döllenmiş yumurtanın rahim yüzeyine yerleşmesinden önce önlenmesidir. Tecavüz gibi zorunlu durumlarda başvurulan bu haplar, kullanacak olan kişiye marka belirtilmeden ve paketinden çıkarılarak verilmelidir.</p>
<p><strong>E- ENJEKTE EDİLEN DOĞUM KONTROL İLAÇLARI</strong></p>
<p>Pregesteron içeren ilaçlardır. Ovülasyonu (yumurtlama) engeller. Ayrıca, spermin rahime girmesini engelleyen kalın bir servikal mukus da oluştururlar. 3 ayda bir kullanılırlar. Geçici kontrosptit yöntemlerinin en etkililerinden biridir. Adet düzensizlikleri yapabilir. Yumurtalık kanserine karşı da koruyucudur. Ciddi bir tıbbi sorunla karşılaşılmadıkça süresiz kullanılabilir. Hamile olan, karaciğer hastalığı, damarlarında pıtılaşma, meme kanseri, nedeni bilinmeyen kanamalarda kullanılmamalıdır.</p>
<p><strong>F- DERİ ALTI İMPLANTLARI</strong></p>
<p>Beş yıl süreyle korunma sağlayan etkili, uzun süreli ve geri dönüşümlü bir doğum kontrol yöntemidir. Yapay hormon içeren yumuşak silikondan yapılmış altı ince ve esnek kapsül kadının üst kolunun iç kısmında derinin hemen altında küçük cerrahi bir girişimle yerleştirilir vücuda yavaş yavaş hormon salgılar. İçinde prefesteron hormonu ovülasyonu (yumurtlama) baskılayarak ve servikal mukusu, sperm geçişini engelleyecek biçimde kalınlaştırıp azaltarak gebeliği önler. En etkili doğum kontrol yöntemlerinden biridir gebelerde. Karaciğer hastalığı damarda pıhtılaşması olanlarda meme kanserinde kullanılmaz.</p>
<p><strong>G- RAHİM İÇİ ARAÇLAR (RİA)</strong></p>
<p>Günümüzde RİA, dünyada en yaygın olarak kullanılan geri dönüşümlü, uzun süre etkili doğum kontrol yöntemidir. Türkiye’de en çok Bakır T390A RİA kullanılır. Şekli T harfine benzer.</p>
<p>RİA rahim içine yerleştirilir, genellikle bakır ya da bir steroid hormon içeren, küçük plastik bir cisimdir. RİA spermin üst genital yollara ulaşmasına, yumurtanın (ovum) hareket etmesine engel olarak döllenmeyi engeller. Cinsel ilişkiyi etkilemeyen, güvenli ve çok etkili bir yöntemdir. Emziren kadınlar içinde uygundur.</p>
<p>RİA çıkarılıncaya kadar rahimde durur. Kendiliğinden düşerse vajinadan atılır. Rahim ağzında yara ya da kansere neden olmaz. Yerinde olup olmadığı klavuz ipi yoklanarak anlaşılır. 8 yıl kadar kullanılabilir. Cinsel yolla bulaşan (AİDS gibi) hastalıklara karşı koruma sağlamaz.<br />
Kadının hamile olmadığından emin olunduğunda adet süresi boyunca herhangi bir zamanda uygulanabilir.</p>
<p></span></p>
<p><strong>H- GÖNÜLLÜ CERRAHİ STERİLİZASYON</strong></p>
<p>Gönüllü cerrahi sterilizasyon (kısırlaştırma) bütün dünyada kabul gören ve giderek yaygınlaşan bir aile planlaması yöntemidir. Baka çocuk istenmeyen ve doğurganlıklarını sona erdirmek isteyen çiftler için en güvenli yöntemlerden biridir. Doğurganlığı kalıcı olarak sona erdiren 18 yaşını doldurmuş olan herkese rızası ile, evliyse eşinin de onayı alınarak işlem yapılabilir. Kadında tüp ligasyonu (tüplerin bağlanması), erkekte vazektemi (sperm kanallarının bağlanması) şeklinde yapılan işlem, eğer istenilirse mikro cerrahi yöntemler ile düzeltilip, geriye dönüş de sağlanabilir. Ancak tekrar bu düzeltme işlemleri çok pahalı, zaman alıcı ve kesin sonuç garanti edilemez. Kadında tüp ligasyonu (tüplerin bağlanması) cinsel işlevleri etkilemez. Her iki tüp bağlandığı için yumurtalıktan gelen yumurta rahime ulaşamaz ve döllenmede engellenmiş olur.</p>
<p>Erkekte uygulanan vazektemi (sperm kanalının kesilip bağlanması) yönteminde spermin mekanik olarak dışarı ulaşması engellenmiş olur. Erkekte cinsel istek ve tenksiyonlar yönünden bir bozukluğa neden olmaz. Geri dönülmesi güçtür, kalıcı bir yöntem olarak kabul edilmelidir.</p>
<p>Hazırlyan: Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/dogum-kontrol-yontemleri-hakkinda-her-sey.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kıskançlıkla Başa Çıkma</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/kiskanclikla-basa-cikma.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/kiskanclikla-basa-cikma.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Jan 2010 11:08:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Kıskançlığın etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Kıskançlığın etkilerini azaltma]]></category>
		<category><![CDATA[Kıskançlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kıskançlıkla başa çıkma]]></category>
		<category><![CDATA[Kıskanmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2939</guid>
		<description><![CDATA[Kıskançlığın ölçüsü kaçtığında ister istemez kötü sonuçlar doğurur. İşte kendisi veya eşi kıskanç  olanların yapması gerekenler…Genç-yaşlı, kadın-erkek herkes hayatında en az bir  kere kıskanır. Aşık olunan kişinin başkasına ilgi göstermesi, şüpheli davranışlar,  aldatma&#8230; Kıskançlık hem kıskananın, hem de kıskanılanın hayatını zehir edebilir.  BBC, herkese tanıdık olan bu duyguyu araştırmış. Ara sıra yapılan kıskançlık,  bir ilişkinin canlı kalmasını sağlayabilir. Ancak, rahatsız edici ve mantık dışı  boyutlara ulaştığında, çok zarar verici olabilir. Kıskançlığın etkilerini hafifletmek  için yapılması gerekenler var. İlişki psikoterapisti Paula Hall, kıskançlığın etkilerini ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Kıskançlığın ölçüsü kaçtığında ister istemez kötü sonuçlar doğurur. İşte kendisi veya eşi kıskanç  olanların yapması gerekenler…Genç-yaşlı, kadın-erkek herkes hayatında en az bir  kere kıskanır. Aşık olunan kişinin başkasına ilgi göstermesi, şüpheli davranışlar,  aldatma&#8230; Kıskançlık hem kıskananın, hem de kıskanılanın hayatını zehir edebilir.  BBC, herkese tanıdık olan bu duyguyu araştırmış. Ara sıra yapılan kıskançlık,  bir ilişkinin canlı kalmasını sağlayabilir. Ancak, rahatsız edici ve mantık dışı  boyutlara ulaştığında, çok zarar verici olabilir. Kıskançlığın etkilerini hafifletmek  için yapılması gerekenler var. İlişki psikoterapisti Paula Hall, kıskançlığın etkilerini  azaltmanın sabır ve çaba gerektirdiğini söylüyor. Herkesin kıskanma nedenleri  ve hissettikleri farklı. Psikolog Ayala Malach&#8217;a göre kıskançlık, &#8216;varolan bir  aşka, ilişkiye veya onun kalitesine yönelik tehdide bir tepki&#8217;… Gıpta ve hasetten  farklı olarak hep üç kişi ve kaybetme korkusu vardır. Kıskanan insan birçok duyguyu  aynı anda yaşar, aklından bin türlü düşünce geçer, bir sürü farklı davranış biçimleri  ortaya koyar.</p>
<p><span style="font-weight: bold;">Duygular:</span> Acı, kızgınlık, kin, üzüntü, haset, keder, aşağılanma.<br />
<span style="font-weight: bold;">Düşünceler</span>: İçerleme, suçlama, kendini rakiple kıyaslama, imajın sarsılmasından korkma,  kendine acıma.<br />
<span style="font-weight: bold;">Davranışlar:</span> Kendini bitkin hissetmek, titremek ve terlemek, sürekli soru sormak ve karşındakinden  sürekli güvence istemek, saldırgan davranışlar, hatta şiddet. </span></p>
<div>
<span style="font-weight: bold;">Öldürür de, diriltir de</span></p>
<p>Kıskançlık dozunda olduğu sürece, var olan bir ilişkinin korunmasını bile sağlayabilir.  Kişilere, sevgililerinin, eşlerinin çantada keklik olmadığını hatırlatır. Karşındakine  emek vermeye, onun kendisini değerli hissetmesi için çaba göstermeye yöneltir.  Üstelik duyguları güçlendirir, aşkın ateşlenmesini sağlar ve sevişmeleri daha  ihtiraslı kılar. Ama bir de aşkın dozunda olmadığı durumlar var&#8230;<br />
Bazen kıskançlıkta ölçü kaçar. Örneğin eşi eski bir arkadaşıyla dans ettiği için  bir erkek kavga çıkarabilir veya kadın eşinin yeni patronu güzel bir kadın olduğu  için çileden çıkar. İşte bu tarz kıskançlıklar gerginlik yaratır. Karşıdaki, kıskançlığa  mahal vermemek için sürekli temkinli davranmak, tetikte olmak zorunda hisseder.  Durumun farkında olan kıskanç taraf ise kendini suçlama ve haklı çıkarma arasında  gidip gelir.</p>
<p><span style="font-weight: bold;">Nasıl başa çıkılır?</span></p>
<p>Çiftlere bazen hayatı zehir eden, ayrılmalarına bile yol açan kıskançlık duygusuyla  başa çıkmak aslında hiç de kolay sayılmaz. Uzun zaman ve emek isteyen bir mücadele  olabilir. Eğer, kıskançlığınızın çocukluğunuzda yaşadıklarınızdan kaynaklandığını  düşünüyorsanız, bir psikolağa başvurmanızda yarar var.</p>
<p>Çocukluğunuzla ilgili bağlantı kuramıyorsanız o zaman şu noktaları gözden geçirmeniz  faydalı olabilir… Kıskançlığınızın gerçekçi olup olmadığını gözden geçirin. Onu  neden kıskandığınızı düşünün. Gerçekten ilişkinize yönelik bir tehdit söz konusu  mu? Sizin tavırlarınız ilişkinizi kötüleşmesine neden mi?</p>
<p>Kendi kendinizi telkin edin. Kıskançlık belirtileri hissettiğinizde partnerinizin  sizi sevdiğini, size bağlı olduğunu ve size saygı duyduğunu hatırlayın. Sevilmeye  layık, hoş bir insan olduğunuzu ve ters giden bir şeylerin olmadığını söyleyin  kendi kendinize.<br />
<br style="font-weight: bold;" /><span style="font-weight: bold;">Eşiniz size göz açtırmıyorsa&#8230;</span></p>
<p>Olaya farklı bir açıdan yaklaşın. Kıskançlığın aşkın belirtisi olduğunu anımsayın.  Hemen savunmaya geçmektense, onu anlamaya çalışın.<br />
Kendi davranışlarınızı gözden geçirin. Belirli davranışlarınızın partnerinizin  sizi kıskanmasına neden olduğunu biliyorsanız, bu davranışlarınızı değiştirmeye  çalışın.<br />
Verdiğiniz sözleri tutun, yapamayacağınız sözler vermeyin.<br />
Onun güvenini geliştirin. Ona, onu ne kadar sevdiğinizi söylemek için her fırsatı  değerlendirin. Onu neden sevdiğinizi anlatın. İltifat edin, gelecek hayallerinizi  paylaşın.<br />
Bu konuyu konuşmayı deneyin. Yine sonuç alamıyorsanız birlikte bir uzman psikoloğa  danışabilirsiniz.</p></div>
<div>Hazırlayan : Nisan</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/kiskanclikla-basa-cikma.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ülkemizde Nişan Adetleri</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/ulkemizde-nisan-adetleri.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/ulkemizde-nisan-adetleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Jan 2010 11:02:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Evlenme olayı]]></category>
		<category><![CDATA[nişan]]></category>
		<category><![CDATA[Nişan adeti]]></category>
		<category><![CDATA[Nişan hazırlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Nişan töreni]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'de nişan]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkemizde nişan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2937</guid>
		<description><![CDATA[ Nişan, evlenme olayının resmen açıklanması  ve duyurulma anlamına gelir. Oğlan tarafının uygun bir zamanda kız tarafınca  davet edilmesi sonucunda, her iki aile kız evinde bir araya gelir. Bu arada her  iki ailenin sözünü kıramayacağı ve saygı göstereceği bir kişi de bu toplantıda  hazır bulunur. Kız isteme, ve hatta söz kesme işlemleri bittiği için sıra artık  nişan yapmaya gelmiştir. Ancak nişanlanacak genç kızın ve delikanlının nişan töreninin  uygulanması sırasında, büyüklerine itaat etmesi ve herhangi bir şekilde itirazda  bulunmaması gerekir. Zaten söz sahibi kişiler ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent"> Nişan, evlenme olayının resmen açıklanması  ve duyurulma anlamına gelir. Oğlan tarafının uygun bir zamanda kız tarafınca  davet edilmesi sonucunda, her iki aile kız evinde bir araya gelir. Bu arada her  iki ailenin sözünü kıramayacağı ve saygı göstereceği bir kişi de bu toplantıda  hazır bulunur. Kız isteme, ve hatta söz kesme işlemleri bittiği için sıra artık  nişan yapmaya gelmiştir. Ancak nişanlanacak genç kızın ve delikanlının nişan töreninin  uygulanması sırasında, büyüklerine itaat etmesi ve herhangi bir şekilde itirazda  bulunmaması gerekir. Zaten söz sahibi kişiler onların evi ve düzeni hakkında bir karar bildireceklerdir.<br />
</span></p>
<p><span id="objectContent">Kız evinde yapılan bu toplantıda hal hatır sorulup, kahveler içildikten sonra  sohbet edilirken genç kızın bu odaya girmesi hoş karşılanmaz. O daha ziyade kendi  yaşıtlarıyla başka bir odada oturur ve arkadaşlarıyla konuşup eğlenir. Bu arada  her iki ailede söz sahibi olanlar alınacak hediyeler üzerinde görüşmelere geçerler.  Kız tarafının daima değeri bir hayli yüksek taleplerine oğlan tarafı münasip bir  dille itiraz eder, taleplerin daha makul bir düzeye getirilmesini ister. Anlaşma  o sırada sağlanamazsa toplantıda hazır bulunan aracı kişi veya kişiler uzlaşmayı  sağlarlar. Bunlar daha çok muhtar, öğretmen, imam, bir devlet görevlisi veya yaşlı  başlı, gün görmüş kişilerdir. Her iki ailenin arasını bulacak olan bu kişi kız  tarafını incitmeden ve kırgınlığa yol açmadan, belirlenecek eşyanın daha az değerli  olanından seçilmesine veya daha az sayıda takının listeye girmesine çalışır. Bu  uzlaşma sonunda bir liste hazırlanıp imzalanır. Böylece ileride nişandan cayma  vuku bulursa, listedeki eşyanın eksiksiz olarak geri verilmesi de garantilenmiş  olur.</p>
<p>Oğlan tarafı listedeki istekleri yerine getirmek için faaliyete başlar, hediyeler  alınır, eşya hazırlanır. Oğlan evinde bin bir emekle hazırlanan bütün eşya, komşulara  ve yakınlara da sergilenir. Her şey hazırlandıktan sonra bütün eşya  özel bir alayla kız evine nişanlanma belirtisi ve kanıtı olarak gönderilir. Gelen  eşya kız evinde de ayrıca sergilenir. Oğlan tarafının akrabaları ve yakınları  da ayrıca hediyeler göndermektedir.</p>
<p>Kız evine oğlan evi tarafından gönderilen eşya ile hediyelere karşılık olarak,  düğünden önce mutlaka kız evinden de oğlan evine hediyeler gönderilir. Damat ve  anne babası ile kardeşlerine, akrabalarına ve hatta yakınlarına gönderilen hediyelerin  değerinin daha önce alınan ve kabul edilen hediyelerden daha aşağı olamamasına  dikkat edilir. Böylece oğlan evine ve tarafına verilen değer de gösterilmiş olur.  Her iki tarafın aile fertleri arasındaki bu eşya ve hediye alış verişi aslında  her iki ailenin birbirlerine ısınmasını sağlamak, arasında bir dostluk köprüsü  kurmak ve bütün masrafların sadece bir tarafa yaptırılmasının önüne geçmek gibi  olumlu yönleri bulunmaktadır. Evlenecek gençlerin ihtiyaçlarının neler olduğunu  iyi bilen aile büyükleri, öncelikle bu eksikliklerini tamamlayabilmek için çaba  harcarlar. Genç kızın ve delikanlının yeni evlerinde herhangi bir eşyanın ucuz  veya pahalı olduğuna bakılmaksızın, eksikliğinin olması yeni kurulan ailenin huzurunun  kaçmasına yol açacağı için bu tür eşyanın önceden temin edilmesi yeni evlilere  de rahat bir nefes aldıracaktır. Nişan akşamı yapılan toplantıda oluşturulan listenin  asıl amacı budur.</p>
<p>Nişanlılık döneminde genç kız ile delikanlının sık sık bir arada bulunmasına  aileler karşı çıkarlar veya buna engel olmaya çalışırlar. Düğünün yaklaştığı bir  sırada, artık resmen açıklanmış olan bu evliliğin gerçekleşmesi için bütün aile  fertleri, akrabalar ve komşular çaba harcarlar. Nişanlılık döneminin mümkün olduğu  kadar kısa olmasının arzu edilmesi bu yüzdendir. Nişanlılık süresi uzadıkça çıkan  bazı dedikodular, yanlış konuşmalar ve yanlış anlaşılmalar, yapılan hatalar sebebiyle  nişanın bozulabileceğine inanıldığından genç kız ile delikanlı yalnız bırakılmaz,  evliliklerine ciddi ve tutarlı bir biçimde hazırlanmaları istenir.</p>
<p>Nişanlılık, her ne kadar, evlenmenin resmen açıklanması ise de, zaman zaman cayma  veya nişanı bozma olayları görülmektedir. Aileler arasındaki tatsızlıklar veya  başka sebeplerle nişan bozulduğu takdirde, kusurlu olan taraf aldığı hediyeleri  geri vermek zorundadır. Kullanılıp eski duruma gelen hediyelerden ziyade takılan  takılar ile kullanılmamış eşyanın geri verilmesi beklenir. Nişan akşamı belirlenen  başlık parasının zamanında verilmemesi, cayma olaylarında kız tarafının ileri  sürdüğü sebeplerin başında gelmektedir. Kız tarafının yaptığı ve daha da yapacağı  çeşitli masrafların bir karşılığı olarak düşünülen başlığın miktarının yüksek  olması, sevgililerin birbirine kavuşması için kaçma veya kaçırılma olaylarının  ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bu olayların bir bölümünün kanlı bittiği veya polise  ve adliyeye kadar gittiği bilinmektedir. Ancak bazen her iki tarafın gizlice ablaşarak  göz yumması sayesinde de kaçırılma olayları gerçekleşmektedir. Böylece kız tarafı  kötü anılmaktan ve damgalanmaktan uzaklaşmakta, oğlan tarafı da yüksek başlık  derdinden kurtulmaktadır. Bir süre sonra ve özellikle ilk torun doğduktan sonra,  kız tarafı kızlarını ve damatlarını affettiğini bildirerek, yeni kurulan ailenin  daha huzurlu olmasını sağlamaktadır. Böylece her iki ile arasında geleneksel iletişim  kurulamakta ve toplum da bu aileleri kınayıp yargılamamakta , yahut küçük düşürecek  söz ve davranıştan kaçınmaktadır. Toplumda nişanın ve nişanlanmanın bu bakımdan  büyük önemi vardır. Düğüne kadar nişanlıların hareketlerinin kısıtlanması bu yüzden  dikkatle takip edilir ve her iki tarafa da laf getirecek davranışlardan kaçınılır.  Evlenme olayı ancak düğünle gerçekleşeceği ve biteceği için, o güne kadar herhangi  bir olumsuzluğun meydana çıkmaması gerekmektedir. </span></p>
<p><span> Hazırlayan: Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/ulkemizde-nisan-adetleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evlilik Evlenmeden Önce Öğrenilmeli</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/evlilik-evlenmeden-once-ogrenilmeli.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/evlilik-evlenmeden-once-ogrenilmeli.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Jan 2010 19:50:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik kavramı]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik öncesi eğitim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2926</guid>
		<description><![CDATA[Boşanmaların gittikçe arttığı günümüzde, kurulan ailelerin dağılmaması için Yaşam Aile Danışma ve Eğitim Merkezi’nin aile danışmanları, evlilik öncesi eğitimin belediyelerce şart koşulmasının gerekçelerini Ankara Hürriyet’e anlattı. Üç kişilik bir kadroya sahip Yaşam Aile Danışma ve Eğitim Merkezi’nin aile danışmanları; Sosyal Hizmet Uzmanı Feyza İmren, Psikolog Öznur Aslan, Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Uzmanı Aynur Ece’den oluşuyor. Üçlü, ailenin en önemli kurumlardan biri olduğuna vurgu yaparak bu kurumun ayakta kalması için şunları önerdi: “Boşanmalarda son yıllarda çok ciddi bir artış söz konusu, bu durumun genellikle evliliğin ilk yılında daha çok olduğu yaptığımız ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Boşanmaların gittikçe arttığı günümüzde, kurulan ailelerin dağılmaması için Yaşam Aile Danışma ve Eğitim Merkezi’nin aile danışmanları, evlilik öncesi eğitimin belediyelerce şart koşulmasının gerekçelerini Ankara Hürriyet’e anlattı. Üç kişilik bir kadroya sahip Yaşam Aile Danışma ve Eğitim Merkezi’nin aile danışmanları; Sosyal Hizmet Uzmanı Feyza İmren, Psikolog Öznur Aslan, Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Uzmanı Aynur Ece’den oluşuyor. Üçlü, ailenin en önemli kurumlardan biri olduğuna vurgu yaparak bu kurumun ayakta kalması için şunları önerdi: “Boşanmalarda son yıllarda çok ciddi bir artış söz konusu, bu durumun genellikle evliliğin ilk yılında daha çok olduğu yaptığımız incelemelerde, istatistiksel olarak görünüyor gerçek dışı olmasına bağlıyoruz.</p>
<p>İlk yıl en zoru</p>
<p>Evliliğin ilk yılı ile ilgili gerçek şudur: Yepyeni bir yaşam tarzına adaptasyon süreci. Evlilikten sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır, ancak taraflar öyle olmasını beklemek gibi bir yanılgıya düşer. Bu beklentilerin hayal kırıklığı ile sonuçlanmasının nedeni evliliğin kelime olarak anlaşılmasındaki yanlışlıktır. Bu yanlış anlaşılmadan ötürü oluşan gerçekler ile beklentilerin uyumlu olmayışı evlilikleri bitirme noktasına getirebilir. Şu bilinmelidir ki, evliliğin ilk yılı en zor yılıdır. En önemli beklenti ve gerçek arasındaki uçurum, ailelerin taraflara tavırlarında yaşanır. Aile olarak bütünleşme sağlanamazsa bu da evliliklerde sonun habercisi olabilir.</p>
<p>Kavram iyi oturmalı</p>
<p>Evlilik kavramının doğru anlaşılmasının yolu eğitimden geçer. Evlilik öncesi eğitim ile gençlerin beklenti ve evlilik kurumunda yaşanabilecek zorluklardan haberdar olmaları, gerçek beklentilerinin, bu sürece hazır olup olmadıklarının, kendilerini ve eş adayını gerçekten tanıyıp tanımadıklarının farkına varmaları sağlanabiliyor. Evlilik öncesi eğitim almış eşlerde boşanmanın çok daha düşük bir yüzdeye sahip olması da bu görüşümüzü doğrular nitelikte. Biz merkezimizce bu konunun önemini her elimize geçen fırsatta dile getiriyoruz, bu eğitimi kendi bünyemizde de çok büyük bir özenle sürdürüyoruz.</p>
<p>Zorunlu hale gelmeli</p>
<p>Ancak bu hizmet sadece aile danışmanlık ve eğitim şirketlerinde verildiği için yeterli sayıda kişiye ulaşamamakta, dolayısıyla da ülkemizde her geçen yıl artarak yükselen bir boşanma yüzdesi var. Bu hizmetin, belediyelerce planlanması gerekmekte, belki ilk etapta zorunlu olması zor olabilir. Ancak, belli bir süre sonra bir çok gelişmiş ülkede olduğu gibi ülkemizde de zorunlu hale getirilmesi evlilik kurumu için çok yararlı olacaktır.”</p>
<p>Hazırlayan:Nisan</p>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/evlilik-evlenmeden-once-ogrenilmeli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sistit Kadınları Tehdit Ediyor</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/sistit-kadinlari-tehdit-ediyor.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/sistit-kadinlari-tehdit-ediyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Jan 2010 12:52:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[İltihap]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Mesane İltihabı]]></category>
		<category><![CDATA[Sistit]]></category>
		<category><![CDATA[Üretra]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2922</guid>
		<description><![CDATA[İdrar yollarının iltihaplanmasıyla oluşan ve üreme sisteminde en sık görülen hastalıklardan birisi olan “sistit” erkeklere oranla kadınlarda daha sık görülüyor.Diğer bir deyişle mesane iltihaplanması olan hastalığın kadınlarda daha sık görümesinin sebebi, üretra boyunun kadınlarda kısa oluşudur.
Özel bir hastanenin Üroloji Uzmanı Opr. Dr. Yılmaz Salatan, tedavide geç kalındığı takdirde böbrekleri de etkileyecek biçimde yayılabilen ciddi bir hastalık haline gelen sistitin, idrar kesesi (mesane) ve böbreklerde kalıcı hasarlar bırakabildiğini belirtti.
Sistiti harekete geçiren risk faktörleri arasında, çok eşlilik, idrar sondası kullanımı, hamilelik, şeker hastalığı, genital hijyene dikkat edilmemesi, önceden geçirilmiş felç gibi mesane ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h5>İdrar yollarının iltihaplanmasıyla oluşan ve üreme sisteminde en sık görülen hastalıklardan birisi olan “sistit” erkeklere oranla kadınlarda daha sık görülüyor.Diğer bir deyişle mesane iltihaplanması olan hastalığın kadınlarda daha sık görümesinin sebebi, üretra boyunun kadınlarda kısa oluşudur.</h5>
<p><span>Özel bir hastanenin Üroloji Uzmanı Opr. Dr. Yılmaz Salatan, tedavide geç kalındığı takdirde böbrekleri de etkileyecek biçimde yayılabilen ciddi bir hastalık haline gelen sistitin, idrar kesesi (mesane) ve böbreklerde kalıcı hasarlar bırakabildiğini belirtti.</span></p>
<p>Sistiti harekete geçiren risk faktörleri arasında, çok eşlilik, idrar sondası kullanımı, hamilelik, şeker hastalığı, genital hijyene dikkat edilmemesi, önceden geçirilmiş felç gibi mesane boşalmasını engelleyebilecek durumlar ile yaşlılık ve idrar yolunda çeşitli nedenlerle oluşan daralma veya tıkanmaların yer aldığını ifade eden Salatan, şöyle konuştu:</p>
<p>“Normalde üreme organlarının girişinde yaşayan bakteriler, bazen alt idrar yollarını aşarak mesaneye (idrar kesesi) ulaşır. Mesaneye ulaşan bakteriler idrar yoluyla dışarı atılır. Ancak mesaneye gelen bakteri sayısı atılandan fazlaysa, mesanede ve daha sonraki aşamada böbreklerde iltihaplanmaya yol açar.”</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong> BELİRTİLER</strong></span><br />
İdrar yaparken yanma ve sızı, sık idrara çıkma, bazen idrardan kan gelme, ağrının kasıklara ve makat kısmına yayılması, ateş, terleme, yorgunluk, kusma ve bulantı, idrarın kötü kokulu olması, ilişki esnasında hissedilen ağrıların, hastalığın en önemli belirtileri arasında sayılabileceğine işaret eden Salatan, şunları söyledi:<br />
“Sistit hızlı ve uygun biçimde tedavi edilirse önemli bir hastalık değildir. Ancak tedavi edilmediğinde kronik ve insan bünyesini zayıf düşüren bir hastalığa dönüşebilir. Sistit, öncelikle kadınların daha sonra da erkeklerin ve çocukların korkulu rüyası halini alan bir hastalıktır. Kadınların yüzde 20’si yaşamları boyunca en az bir kez sistite yakalanıyor.</p>
<p>Yeni doğan dönemi hariç idrar yolu enfeksiyonları, kız çocuklarında daha fazla görülüyor. Yeni doğan dönemini hariç tutarsak, 11 yaş altı kız çocuklarda yüzde 3-5, aynı yaş grubundaki erkek çocuklarda yüzde 1 enfeksiyon riski vardır. Yaş ilerledikçe enfeksiyon oranları daha da düşerken, kız çocuklarında erkek çocuklarına göre daha yüksek oranda enfeksiyon riski bulunuyor.”</p>
<p>Hastalığın uygun antibiyotik tedavisiyle ortadan kaldırıldığını dile getiren Salatan, kronik enfeksiyonlarda tedavi süresinin uzadığını ancak uygun tedavi ile sistitin belirtilerinin 24 saat içinde kaybolacağını ifade etti.</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong> SİSTİTTEN KORUNMANIN YOLLARI</strong></span><br />
Hastalığın gidişatının, mikrobun cinsi ve risk faktörlerinin giderilmesine bağlı olduğuna dikkati çeken Salatan, sistitten korunmanın yollarını şöyle sıraladı:<br />
“İdrar uzun süre tutulmamalı, böylece mesanedeki bakteriler sık sık dışarı atılmalı. Cinsel ilişkiden sonraki on dakika içerisinde idrar yapılmaya çalışılmalı, bol su içilmeli (günde 8 bardak gibi), kahve, çay, alkol gibi içecekler mümkün olduğu kadar az tüketilmeli. Genital bölgenin uzun süre nemli kalmasına izin verilmemeli, naylonlu, sıkı iç çamaşırlar giyilmemeli, her gün mutlaka iç çamaşırı değiştirilmeli ve pamuklu iç çamaşırları tercih edilmeli.”</p>
<p>Hastalığın, çok sık olmamakla birlikte erkeklerde de görülebildiğini anlatan Salatan, sistitin erkeklerde kendini, sık veya acil idrar yapma ihtiyacı, idrar yaparken yanma ve sızı, bulanık, kötü kokulu, bazen kanlı idrar bazen de hafif ateş gibi şikayetlerle belli ettiğini sözlerine ekledi.</p>
<p>Kaynak:ntvmsnbc</p>
<p>Hazırlayan: Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/sistit-kadinlari-tehdit-ediyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlk Dans</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/ilk-dans.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/ilk-dans.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Jan 2010 19:31:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[ans]]></category>
		<category><![CDATA[Dans]]></category>
		<category><![CDATA[düğün]]></category>
		<category><![CDATA[Düğün dansı]]></category>
		<category><![CDATA[İlk dans]]></category>
		<category><![CDATA[Özel gün]]></category>
		<category><![CDATA[Prova]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2879</guid>
		<description><![CDATA[En özel gününüzde,her şey özel olmalı diyorsanız,düğüde yapacağınız ilk dansınızda özel olmalı.Konuklarınıza  eşinizle harika bir açılış dansı yaparak sürpriz yapabilir,ve büyüleyici bir  atmosfer yaratabilirsiniz.
1.Düğünden önce gecede DJ’lik yapacak kişi ile birlikte müzikli bir prova yapın.  Ona ne zaman müziği gireceğini ve ne zaman (eğer istiyorsanız) müziği kesebileceğini  anlatın.
2. Düğünde anons yapacak kişiye İlk Dansın sadece size özel bir dans olduğunu  belirtmesini isteyin. Bazen bu dansta başka çiftlerinde sahneye çıkıp dans etmeye  başladıkları görülmektedir. Aman Dikkat!
3. Prova esnasında dans edeceğiniz yeri belirleyin. Herkesin görebileceği bir ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">En özel gününüzde,her şey özel olmalı diyorsanız,düğüde yapacağınız ilk dansınızda özel olmalı.Konuklarınıza  eşinizle harika bir açılış dansı yaparak sürpriz yapabilir,ve büyüleyici bir  atmosfer yaratabilirsiniz.</p>
<p>1.Düğünden önce gecede DJ’lik yapacak kişi ile birlikte müzikli bir prova yapın.  Ona ne zaman müziği gireceğini ve ne zaman (eğer istiyorsanız) müziği kesebileceğini  anlatın.<br />
2. Düğünde anons yapacak kişiye İlk Dansın sadece size özel bir dans olduğunu  belirtmesini isteyin. Bazen bu dansta başka çiftlerinde sahneye çıkıp dans etmeye  başladıkları görülmektedir. Aman Dikkat!<br />
3. Prova esnasında dans edeceğiniz yeri belirleyin. Herkesin görebileceği bir  yerde dans etmeye ve çok kenarlarda kalmadan her zaman pisti ortalamaya dikkat  edin. Dilerseniz bir anons yaparak kişilerin pistin çevresinde bir halka oluşturmasını  da isteyebilirsiniz. Böylece özenle hazırladığınız bu İlk Dansı tüm misafirlerinizle  paylaşmış olursunuz.<br />
4. Düğünden önce dansınızı düğün ayakkabınızla ve varsa gelinliğinize benzer  bir kıyafetle mutlaka tekrar edin.<br />
5. Fotoğraf ve Kamera ile çekecek olan kişiye koreografinizde yer alan güzel  figür ve pozları kaçırmaması için uyarın. Ayrıca dansınız esnasında size odaklanmasını  belirtin. Çok yakın çekimde yaparak yüzünüze odaklanmak yerine boydan çekim yapmasını  isteyin. Aksi taktirde hazırlamış olduğunuz dans kamerada veya fotoğrafta belli  olmayacaktır.<br />
6. Son olarak GÜLÜMSEYİN ve dansın keyfini çıkarın! İnanın hata bile yapsanız.  Bunu orada kimse fark etmeyecektir. Yeter ki yüzünüzden gülücükler eksik olmasın. </span></p>
<p><span> Hazırlayan: Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/ilk-dans.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Düğün Çiçekleri</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/dugun-cicekleri.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/dugun-cicekleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Jan 2010 10:29:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Çiçekler]]></category>
		<category><![CDATA[Damat yakası]]></category>
		<category><![CDATA[düğün]]></category>
		<category><![CDATA[Düğün çiçekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Gelin buketi]]></category>
		<category><![CDATA[Pasta masası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2876</guid>
		<description><![CDATA[Çiçeksiz düğün olur mu? Asla! Çiçekler, büyük günde özen göstermeniz gereken önemli bir detaydır ve  bol miktarda seçenek mevcuttur. Ayrıca gelin buketinin haricinde birçok kullanım alanına sahiptir.
Çiçekleri Nerelerde Kulanabilirsiniz?
* Gelin buketinde, genellikle beyaz veya krem tonlarında.
* Gelin buketiyle uyumlu olarak, nedimelerin buketlerinde ya da arkadaşlarınızın saçlarında.
* Damadın yakasında, tercihen gelin buketinden bir çiçekle.
* Gelin ve damadın annelerinin ya da arkadaşlarının kıyafetine iliştirilmiş ya da bileğine dolanmış şekilde.
* Geçitte, imza atılan masada, girişte, pencere pervazlarında, davetlilerin masalarında.
* Pasta masasını süslemek için.
Çiçekçi Seçerken
Düğünden yaklaşık 6–8 ay önce çiçekçinizden randevu alın. Sonra kullanılacak ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Çiçeksiz düğün olur mu? Asla! Çiçekler, büyük günde özen göstermeniz gereken önemli bir detaydır ve  bol miktarda seçenek mevcuttur. Ayrıca gelin buketinin haricinde birçok kullanım alanına sahiptir.<br />
<br style="font-weight: bold;" /><span style="font-weight: bold;">Çiçekleri Nerelerde Kulanabilirsiniz?</span></p>
<p>* Gelin buketinde, genellikle beyaz veya krem tonlarında.<br />
* Gelin buketiyle uyumlu olarak, nedimelerin buketlerinde ya da arkadaşlarınızın saçlarında.<br />
* Damadın yakasında, tercihen gelin buketinden bir çiçekle.<br />
* Gelin ve damadın annelerinin ya da arkadaşlarının kıyafetine iliştirilmiş ya da bileğine dolanmış şekilde.<br />
* Geçitte, imza atılan masada, girişte, pencere pervazlarında, davetlilerin masalarında.<br />
* Pasta masasını süslemek için.</span></p>
<p><span id="objectContent"><span style="font-weight: bold;">Çiçekçi Seçerken</span></p>
<p>Düğünden yaklaşık 6–8 ay önce çiçekçinizden randevu alın. Sonra kullanılacak stili, aranjmanları ve renkleri konuşmak için çiçekçiyi tekrar ziyaret etmeniz gerek. İyi bir çiçekçi, çiçeklerin düğünle uyumlu olması için size düğün konsepti, gelinliğinizin stili ve mekan hakkında birçok soru soracaktır.</p>
<p>Çiçekçinizin düğün mekanına yakın olmasına özen gösterin. Böylece çiçekleriniz düğün yerine ulaştıklarında  taze kalır. Bu aynı zamanda çiçekçinin düğün mekanı hakkında daha bilgili olduğu ve işini daha profesyonel yaptığı anlamına gelir. Son kararı vermeden önce birçok farklı çiçekçiyle görüşün ve daha önce yaptıkları işlerin fotoğraflarını inceleyin.Düğün Çiçeklerinde Yükselen Trendler</p>
<p>* Gelin buketleri için beyaz güller ve lilyumlar yerine daha dikkat çekici renkler tercih ediliyor.  Siz de canlı renkler ve aksesuarlar, hatta ölü orkideler gibi sıra dışı çiçekler kullanarak farklı bir tarz yaratın.<br />
* Canlı renkler kullanmak gelin buketinde olduğu kadar düğün aranjmanlarında da popüler. En moda renkler ise kırmızı, pembe, mavi ve mor. Farklı bir tarz yaratmak için aynı renkte farklı çiçekleri bir arada kullanın.<br />
* Gelin buketleri artık yuvarlak ve buketlerde gelinin elinden döküldüğü hissini veren aranjmanlar kulanılıyor . Masa aranjmanları yerine de asma yaprakları gibi masalardan sarkan çiçekler gözde.<br />
* Bu yıl gelin buketleri ve aranjmanlar boncuklarla ve mücevherlerle süslü.  Asalet katmak için çiçeklerinizi antik mücevherlerle tamamlayın.<br />
* Çiçekçilere göre vazo seçimi kullanılan aranjmanlar kadar önemli. Uzun, boru biçimindeki vazolar, çeşitli kumaşlarla, süslemelerle ve kurdelelerle harika görünüyor.<br />
* Modern şekle sahip, renk renk orkideler düğün çiçeği olarak revaçta. Damat adayının yakasındaki bir orkide düğününüze zarafet katmaya yetecek.</span></p>
<p><span> Hazırlayan:Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/dugun-cicekleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk Yapmak İçin Ne Kadar Vakit Kaldı</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/cocuk-yapmak-icin-ne-kadar-vakit-kaldi.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/cocuk-yapmak-icin-ne-kadar-vakit-kaldi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 08:35:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk yapmak]]></category>
		<category><![CDATA[Doğurganlık]]></category>
		<category><![CDATA[Gebeliği ertelemek]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Yumurtalık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2847</guid>
		<description><![CDATA[Gebeliği Ertelemek Doğru mu?
Günümüz kadını çeşitli nedenlerle anneliği 40’lı yaşlara kadar erteliyor. Ancak bu rötar gebelik şansını ciddi olarak azaltıyor. Çünkü kadınlarda yumurta sayısının azalmaya başladığı 30-33 yaşlarında doğurganlık oranı da düşüyor
Günümüz kadını artık geç doğum yapıyor. Önce kariyer sahibi olmak, sağlıklı bir ilişki oluşturmak, gelecek için ekonomik güvence sağlamak gibi nedenlerden dolayı gebelik geciktiriliyor. Çocuk doğurmak için 30’lu hatta 40’lı yaşlara kadar bekleniyor. Ancak bu bekleyiş, gebelik şansını belirgin olarak azaltıyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Özkan Öztürk ve Kadın Hastalıkları-Doğum Uzmanı Dr. Canan Genim, günümüzde kadınların ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gebeliği Ertelemek Doğru mu?</p>
<p>Günümüz kadını çeşitli nedenlerle anneliği 40’lı yaşlara kadar erteliyor. Ancak bu rötar gebelik şansını ciddi olarak azaltıyor. Çünkü kadınlarda yumurta sayısının azalmaya başladığı 30-33 yaşlarında doğurganlık oranı da düşüyor</p>
<p>Günümüz kadını artık geç doğum yapıyor. Önce kariyer sahibi olmak, sağlıklı bir ilişki oluşturmak, gelecek için ekonomik güvence sağlamak gibi nedenlerden dolayı gebelik geciktiriliyor. Çocuk doğurmak için 30’lu hatta 40’lı yaşlara kadar bekleniyor. Ancak bu bekleyiş, gebelik şansını belirgin olarak azaltıyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Özkan Öztürk ve Kadın Hastalıkları-Doğum Uzmanı Dr. Canan Genim, günümüzde kadınların en sık sorduğu soruları şöyle sıraladı: “Bebek yapmak için ne kadar vaktim kaldı?”, “Yumurtalık rezervimi bilebilir miyim?”, “Yumurtalık yaşlanmasını yavaşlatabilir miyim?”</p>
<p>Doğurganlık hangi yaşta azalıyor?</p>
<p>Yumurtalıklar yaşam boyu değişim gösteren dinamik organlardır. Kadınların ömür boyunca sahip olacağı yumurta sayısı, doğduğu günde hatta daha anne karnında iken çoktan kodlanmıştır. Anne karnında kız bebeklerde dördüncü ayda yumurta sayısı en yüksek sayıya ulaşmaktadır. 6-7 milyon olan bu yumurta sayısı doğumda 1-2 milyona kadar azalmakta, ergenlikte 300 bin, 37 yaşında ise 25 bine kadar inmektedir. Menopoza girmiş bir kadında ise bu rakam 1000 kadardır. Yumurta yaşlanması genetik ve çevresel faktörlerin birbiriyle ilişkisinin bir yansımasıdır. Yumurta yaşlanmasının iki doğal sonucu azalmış gebelik şansı ve menopozdur.</p>
<p>Yumurtalık yaşı, takvim yaşından farklı</p>
<p>* Kadınlarda yumurta sayısının azalmasıyla birlikte 30-33 yaşlarında doğurganlık oranı da düşer.<br />
* Bu azalmanın 35-38 yaşında hızlandığı gösterilmiştir.<br />
* 30 yaşındaki bir kadında her ay gebe kalma olasılığı yüzde 20 oranındadır.<br />
* 38 yaşında canlı doğum oranı yüzde 50 oranında azalmaktadır.<br />
* 40 yaşında bu azalma yüzde 75’e çıkmaktadır.</p>
<p>Doğal yaşlanma sürecinin ötesinde yaklaşık her 100 kadından 10’unda beklenenden daha erken yumurtalık yaşlanması ve kaybı olmaktadır. Her 100 kadından birinde ise erken menopoz gelişir. Ülkemizde ortalama menopoz yaşı 46-48’dir. Menopoz yaşında genetik çok önemlidir. Bir kadının menopoz yaşı genellikle annesininkine yakındır. Sigara içilmesi menopozu ortalama iki yıl öne alır. Menopoz yaşı öne geldikçe 8 ila 10 yıl öncesinden başlamak üzere gebelik şansı azalarak kısırlık oranı da artar.</p>
<p>İleri yaşlarda bile bazı kadınlarda yumurtalık fonksiyonları gençliklerindeki gibidir ya da bunun tam tersi olabilir. Yani genç yaşlarda yumurta sayısı ve kalitesi beklenenden çok hızlı azalabilir. Bu durum yumurtalık rezervi ya da yumurtalık yaşı terimini ortaya çıkarmıştır. Yumurtalık yaşı her zaman takvim yaşı ile uyumlu olmayabilir. Yumurtalık rezervi herhangi bir yaşta azalabilir. Bu durumda kişi düzenli adet görmeye devam etse bile gebe kalma olasılığı çok azalmıştır. Bu kadınlarda artan gebelik kayıplarına daha sık rastlanır.</p>
<p>Yaşa bağlı kısırlıkta, tedavi kısıtlı</p>
<p>Yaşa bağlı kısırlığın tedavisinde tıbbi olarak çok fazla seçenek yoktur. Özellikle 30 yaş üzeri olup da daha ileri bir yaşta gebe kalmak isteyen kadınlara, üreme sağlığı merkezlerinde mutlaka over yaşını ölçtürmelerini tavsiye ettiklerini belirten Doç. Dr. Özkan Öztürk, “Hatta 30 yaşının altında olan, sigara içen, ailesinde erken menopoz hikâyesi olan, 21 – 24 günde bir âdet gören veya çikolata kisti olan kadınların bu araştır-maları genç yaşlarda yapmaları önemlidir” diyor.</p>
<p>Kadının yaşı ilerledikçe neler olur?</p>
<p>* Yumurta sayısı ve kalitesi azalır.<br />
* Yumurtalık kalitesindeki azalmaya bağlı gebelik şansı azalırken düşük riski artar.<br />
* Rahmin embriyo tutma yeteneği azalabilir, ama rahmin yaşlanması yumurtalık yaşlanması gibi dramatik değildir.<br />
* Rahimde myom benzeri yapısal sorunlar daha sık gözlenir ve rahme giden kan akımı azalır.</p>
<p>Hazırlayan:Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/cocuk-yapmak-icin-ne-kadar-vakit-kaldi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşkınızda Yaş Farkı Varsa</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/askinizda-yas-farki-varsa.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/askinizda-yas-farki-varsa.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 08:14:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Aşkta yaş farkı]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilikte yaş farkı]]></category>
		<category><![CDATA[Genç erkekle aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Yaş Farkı]]></category>
		<category><![CDATA[Yasşlı erkekle aşk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2841</guid>
		<description><![CDATA[Birbirine çılgınca aşık iki insan ve evlilikle süslenmiş mutlu son… Peki ya aradaki ciddi yaş farkı? İlişkinin geleceği için büyük bir tehdit mi yoksa avantaj mı? Bir kadın kendisinden yaşça küçük ya da büyük bir erkekle ilişki kurabilir mi? Kurarsa ne kadar mutlu ve sağlıklı olur? Şu an bu sözler size çok uzak  geliyor olabilir  belki ama sandığınız kadar da uzak ihtimaller değil ne yazık ki. Büyük yaş farklarından bahsederken elbetteki 18 yaşındaki bir genç kızın, 80′lik bir dedeyle yaşayabileceği evlikten ya da aşktan bahsetmiyorum. Gerçi günümüz şartlarında çok sık ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Birbirine çılgınca aşık iki insan ve evlilikle süslenmiş mutlu son… Peki ya aradaki ciddi yaş farkı? İlişkinin geleceği için büyük bir tehdit mi yoksa avantaj mı? Bir kadın kendisinden yaşça küçük ya da büyük bir erkekle ilişki kurabilir mi? Kurarsa ne kadar mutlu ve sağlıklı olur? Şu an bu sözler size çok uzak  geliyor olabilir  belki ama sandığınız kadar da uzak ihtimaller değil ne yazık ki. Büyük yaş farklarından bahsederken elbetteki 18 yaşındaki bir genç kızın, 80′lik bir dedeyle yaşayabileceği evlikten ya da aşktan bahsetmiyorum. Gerçi günümüz şartlarında çok sık rastlanmasa da, bu tür birlikteliklere bile şahit olduğumuz  oluyor. Ben bu tür ilişkilerin altında aşk olduğunu düşünmesem de, televizyonlara çıkıp biz birbirimizi seviyoruz diye bas bas bağıran çiftelere de rastlıyoruz. Eğer durum gerçekten de onların dediği gibiyse, arada aşk varsa, normal çiftlere oranla bu çiftlerin karşılacağı sorun riski yüzde 70′ten daha fazla. Gelin birlikte ilişkilerdeki yaş farklarının avantajlarını ve dezavantajlarını analiz edelim.</p>
<p><span style="color: #993366;"><strong>YAŞLI ERKEKLE AŞK</strong><br />
</span><br />
<span style="color: #993366;"><strong>Avantajları</strong><br />
</span>Ortalama 25 yaşındaki bir genç kızla 45 yaşındaki bir erkeğin birlikteliklerindeki avantaj, erkeğin yeterince olgunlaşmış olması ve kadını mutlu edebilme yollarını çok iyi kavramış olmasıdır. Erkeğin başından mutlak suretle bir evlilik geçmiştir ve evlilik kurumunu çok iyi tanıyabilmektedir. Erkeklerin istediği şey, kaybetmeye başladıkları gençliklerini kendilerinden küçük bir kadınla yeniden kazanmak, yani ikinci baharı yaşamaktır. Kadınını mutlu etmek için ellerinden geleni yaparlar. Eğer ki kadın da kendi yaş grubuyla uyum sağlayamayan, yaşına göre fazla olgunsa, bu yaş grubundaki erkeklerle çok iyi uyum sağlayabilirler.</p>
<p><strong><span style="color: #993366;">Dezavantajları</span></strong><br />
Erkek ister istemez yaşının getirdiği ağırlığa yenik düşüyor ve yavaş yavaş sosyal aktivitelerden, gece gezmelerinden elini eteğini çekiyor. Kendisinden yaşça küçük olan eş ise, hayatının baharında eşiyle birlikte olabildiğince gezip tozmak, aktivitelerde bulunmak istiyor. Fakat erkeğin bu tavrı kadını kendisinden uzaklaştırıyor. Ve yavaş yavaş evlilikler çatırdamaya, mutsuzluk ve anlaşmazlık kokmaya başlıyor.</p>
<p><strong><span style="color: #993366;">GENÇ ERKEKLE AŞK</span></strong></p>
<p><span style="color: #993366;"><strong>Avantajları</strong><br />
</span>Orta yaşlı bir kadının kendisinden yaşça küçük bir erkekle aşk yaşaması, kadın için kendi ruhunu onarma, zamanında yaşayamadığı heyecanları kendisinden en az 10 yaş küçük olan partnerinde bulmak istemesiyle başlar. Kadın bu ilişkide kendi çevresinden uzaklaşıp tamamiyle sevgilisinin yaşadığı çevreye adapte olmaktadır. Erkekte ise durum biraz daha farklı olup, kadının tecrübelerine güvenerek, hızlı gece yaşantısının ve tek gecelik aşklardan sıkılmışlığın, daha dingin bir yaşantının peşinde olmak istemesiyle bağdaştırabiliriz. Yani erkek tamamiyle acemilik kokan, ne istediğini bilen bir kadınla seviyeli bir ilişki peşindeyken, kadın ise yaşayamadığı tüm mutlulukları kendisinden yaşça küçük olan partneriyle bir kez daha tatmak ister.</p>
<p><strong><span style="color: #993366;">Dezavantajları</span></strong><br />
Bu ilişkilerin en zor tarafı çevreye karşı verilecek olan zorlu mücadeledir. Aynı zamanda kadının bu baskılardan ve anatomisinden kaynaklı olarakta erken yaşlanacağı ihtimali de ilişkinin heyecanını yitirmesinin baş sebeplerinden bir tanesidir. Yıllar geçtikçe kadın çökecek, erkek ise daha yeni yeni olgunlaşmaya başlayacaktır. Nihayetinde arada jenerasyon farkı var. Zaman geçtikçe problemler yaşanacak, iki tarafta ilişkide yorgun düşeceklerdir. Bu da çiftelerin birbirinden uzaklaşmasını sağlayacaktır.<br />
<strong><br />
<span style="color: #993366;">Maddi çıkar mı?</span></strong><br />
Yapılan araştırmalara göre, genç erkekler yaşlı kadınlar da yüzde 57 oranında ”maddi çıkar” ararken, genç kızlar da yaşlı erkeklerde yüzde 45 oranında ‘’sevgi ve şefkat” arıyorlar. Yaşlı kadınların genç erkeklerde en çok aradıkları ise yüzde 35 cinsellikken, yaşlı erkekler genç kadınlarda yüzde 68 oranında ”cinsellik” arıyorlar.</p>
<p>Hazırlayan:Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/askinizda-yas-farki-varsa.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evlilik Taktikleri-Mutlu Olması Zor Tipler</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/evlilik-taktikleri-mutlu-olmasi-zor-tipler.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/evlilik-taktikleri-mutlu-olmasi-zor-tipler.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 07:54:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Didaktik]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik taktikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Fedakarlık]]></category>
		<category><![CDATA[Mutlu evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Mutlu olması zor tipler]]></category>
		<category><![CDATA[Nimet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2835</guid>
		<description><![CDATA[Mutlu Evlilik İçin Taktikler
  Ortalama kırk gün süren  ve birebir yaptığımız görüşmelerde eşlerin mutlu evlilik adına uygulayıp sonuç aldıkları taktikleri özet hâlinde sunacağız. Siz de kişilik özelliğinize uygun olanı seçip uygulayarak evliliğinizde mutluluğu yakalayabilirsiniz:
  -Ne kadar yüksek tahsilli ve kariyer sahibi olursanız olun, beyinizle şahsiyet ve gurur yarışına girmeyin.
  -Suçlanan eş, hatasını ısrarla ve tekrar yapma yoluna gider; bunu da hınç alma duygusuyla yapar.
  -Kendisini ağıra satan                    ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Mutlu Evlilik İçin Taktikler</strong><br />
<span style="color: #000000;"> </span> Ortalama kırk gün süren  ve birebir yaptığımız görüşmelerde eşlerin mutlu evlilik adına uygulayıp sonuç aldıkları taktikleri özet hâlinde sunacağız. Siz de kişilik özelliğinize uygun olanı seçip uygulayarak evliliğinizde mutluluğu yakalayabilirsiniz:<br />
<span style="color: #000000;"> </span> -Ne kadar yüksek tahsilli ve kariyer sahibi olursanız olun, beyinizle şahsiyet ve gurur yarışına girmeyin.<br />
<span style="color: #000000;"> </span> -Suçlanan eş, hatasını ısrarla ve tekrar yapma yoluna gider; bunu da hınç alma duygusuyla yapar.<br />
<span style="color: #000000;"> </span> -Kendisini ağıra satan                    eş, baltayı taşa vurmak üzeredir.<br />
<span style="color: #000000;"> </span> -”Biliyorum, sen artık beni sevmiyorsun!” diye sitem eden kişi, eşini şuuraltına “artık beni sevme” düşüncesinin temelini atmış olmaktadır.<br />
<span style="color: #000000;"> </span> -Evliliğin en büyük düşmanı hayalciliktir. Karı ve koca, mevcut eşlerinin dışındaki eşlerle daha mutlu olacaklarını sanmaktadırlar. Bu ise büyük bir hatadır. Hayalci söz ve davranışlarla eşinizi bıktırmayın. Hayallerinizdeki eşe göre değil, mevcut eşinize göre hayatınızı düzenleyin.<br />
<span style="color: #000000;"> </span> -Erkekler görsel ve işitseldir; hanımlarsa dokunsal (hissî) ve duyusal Bunun için erkekleri elde etmek için göze hitap eden ev ve vücut bakımına; hanımların gönlüne ulaşabilmek için de bedenî temas ve ilgiye ihtiyaç vardır.<br />
<span style="color: #000000;"> </span> -Boşanmaların büyük kısmı olmadık şeyler için âh u vâh etmekten, boşu boşuna üzülmekten kaynaklanmaktadır.<br />
<span style="color: #000000;"> </span> -Asabîyseniz, tartışma çıkarma ve muhatabınızı kırma ihtimaliniz çok yüksektir. Bundan kurtulmak için özür dilemeyi öğrenin.<br />
<span style="color: #000000;"> </span> -Mübâlağacıysanız göz yaparken kaş çıkartma riski altındasınız. Aslında standartların üstünde olan eşinizi, incir çekirdeğini doldurmayacak bir şey yüzünden kaybedebilirsiniz. Çözümü dilinize hâkim olmaktan geçiyor.<br />
<span style="color: #000000;"> </span> -Çıtkırıldımsanız, bıkkınlık vermeye başlayan nazınız âşık usandıracak hâle gelmiş olabilir. Bundan kurtulmak için olaylara geniş açıdan bakmayı öğrenin.<br />
<span style="color: #000000;"> </span> -İradenize hükmedemiyorsanız, günah, hastalık, sıkıntı, dert ve tasa peşinizi bırakmayacaktır. Kurtuluş reçetesi, yalnız kalmamak ve denetlenmektir.<br />
<span style="color: #000000;"> </span> -Uyumsuzsanız, kabahati hep muhatabınızda ararsınız. Çözüm yolu, mütevâzî olmak ve önceliği karşınızdakine vermekten geçer.</p>
<p><strong>EVLİLİKTE                  MUTLU OLMASI ZOR TİPLER</strong></p>
<p><span style="color: #000000;"> </span> -Hep fedâkârlık bekleyen,                  kendisi fedâkârlıkta bulunmaya hiç yanaşmayan,<br />
<span style="color: #000000;"> </span> -Küçük şeylerle mutlu                  olamayan,<br />
<span style="color: #000000;"> </span> -Herşeyi tenkid edenler                  (eleştiren),<br />
<span style="color: #000000;"> </span> -Nimeti, iyilik ve güzelliği                  fark etmeyenler,<br />
<span style="color: #000000;"> </span> -Başkalarını suçlayıp                  duran, ama kendi eksiklerini görmeyen,<br />
<span style="color: #000000;"> </span> -Didaktik (buyurucu,                  öğretici) üslupla konuşan,<br />
<span style="color: #000000;"> </span> -Beklentilerini, imkânlarına                  göre düzenleyemeyen,<br />
<span style="color: #000000;"> </span> -Tebrik ve takdir cimrisi                  olan,<br />
<span style="color: #000000;"> </span> -Öfkesine hükmedemeyen,<br />
<span style="color: #000000;"> </span> -Şüpheci, endişeci ve                  dedektif huylu olanlar,<br />
<span style="color: #000000;"> </span> -Maddî olarak kendinden üstündekilere imrenirken, kendinden aşağıdakilerden ders ve ibret almayan,<br />
<span style="color: #000000;"> </span> -Sır saklamayı bilmeyen,<br />
<span style="color: #000000;"> </span> -Boşanma ve ayrılma                  lafını sıkça ağzına alan,<br />
<span style="color: #000000;"> </span> -Eşini başkalarıyla                  kıyaslayan                 <span style="color: #000000;"><br />
</span></p>
<p style="position: relative; z-index: 10;"><span style="color: #000000;"> Hazırlayan: Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/evlilik-taktikleri-mutlu-olmasi-zor-tipler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mutlu Evliliğin Sırları</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/mutlu-evliligin-sirlari.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/mutlu-evliligin-sirlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 07:49:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilikte uyum]]></category>
		<category><![CDATA[Mutlu evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı evlilik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2833</guid>
		<description><![CDATA[Evlilikte uyum, evliliğin devamı için oldukça önemli. Psikoterapist Ayla Ketre, sağlıklı bir evliliğin ne anlama geldiğinin iyi bilinmesi halinde çiftler arasındaki sorunların kendiliğinden çözüleceğini söylüyor. Türkiye genelinde olduğu gibi Mersin’de de özellikle son dönemlerde boşanma olaylarında artış yaşandığına dikkat çeken Ketre, sorunun kaynağındaysa çiftlerin evlilik öncesinde birbirlerine uyumlu olup olmadıklarını analiz ettirmemesinin yattığını iddia etti.
Ketre, insanların varoluşlarından itibaren başarı ve mutluluk için çaba gösterdiğini anımsatarak, başarının bireyin hayatının yüzde 15′lik kısmını hakim olması anlamına gelirken, mutluluğunsa yüzde 85′lik bir bölümünü ifade ettiğini anlattı. Sağlıklı bir evliliğin ne anlama geldiğinin iyi ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><span style="font-size: small;"><span lang="EN">Evlilikte uyum, evliliğin devamı için oldukça önemli. Psikoterapist Ayla Ketre, sağlıklı bir evliliğin ne anlama geldiğinin iyi bilinmesi halinde çiftler arasındaki sorunların kendiliğinden çözüleceğini söylüyor. Türkiye genelinde olduğu gibi Mersin’de de özellikle son dönemlerde boşanma olaylarında artış yaşandığına dikkat çeken Ketre, sorunun kaynağındaysa çiftlerin evlilik öncesinde birbirlerine uyumlu olup olmadıklarını analiz ettirmemesinin yattığını iddia etti.</span></span></div>
<div><span style="font-size: small;"><span lang="EN">Ketre, insanların varoluşlarından itibaren başarı ve mutluluk için çaba gösterdiğini anımsatarak, başarının bireyin hayatının yüzde 15′lik kısmını hakim olması anlamına gelirken, mutluluğunsa yüzde 85′lik bir bölümünü ifade ettiğini anlattı. Sağlıklı bir evliliğin ne anlama geldiğinin iyi bilinmesi halinde çiftler arasındaki sorunların daha rahat aşılabileceğine işaret eden Ayla Ketre, sağlıklı bir evliliğin de ancak üzerinde düşünülerek zaman harcanan, bireylerin karakterlerini dürüstçe ortaya koyduğu, kişisel beklentilerin karşılıklı paylaşıldığı bir sürecin ardından mümkün olabileceğini savundu.</span></span></div>
<p>Ketre, bugün gelinen noktada toplumdaki evlilik öncesi, evlilik süreci ve evlilik sonrası yaklaşımları da ele alarak, genellikle evlilik öncesinde kararsız olan gençlere verilen, “Nikahta keramet vardır. Zamanla birbirinizi seversiniz. Sanki biz sevdik de mi aldık? Alışırsın zamanla” şeklinde özetlenebilecek yaklaşımlarında son derece yanlış olduğunu savundu.</p>
<p>Hazırlayan:Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/mutlu-evliligin-sirlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsellikle İlgili Doğru Bildiğimiz Yanlışlar!</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/cinsellikle-ilgili-dogru-bildigimiz-yanlislar.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/cinsellikle-ilgili-dogru-bildigimiz-yanlislar.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Jan 2010 20:18:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Doğru bilinen yanlışlar]]></category>
		<category><![CDATA[Fiziksel yakınlaşma]]></category>
		<category><![CDATA[İlişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2761</guid>
		<description><![CDATA[Bütün toplumlarda olduğu gibi toplumumuzda da, çocuklar, kız ya da erkek oluşlarına göre ayrı biçimlerde yetiştirilmeleriyle başlayan büyüme sürecinde, cinsellik de dahil, bir kadının ve bir erkeğin neleri yapması neleri yapmaması gerektiğine dair kültürel değerleri öğrenmiş olurlar. Ancak ne yazık ki öğrenilen ve benimsenen bu kurallardan pek çoğu yanlıştır.
Öğrenilen ve benimsenen bu yanlış kurallar, erkeğin ya da kadının cinselliğe, cinsel ilişkiye karşı olumsuz bir bakış açısı ve tutum geliştirmesine, hatta çoğu zaman herhangi bir cinsel işlev bozukluğunun ortaya çıkmasına ve devamlılığına sebep olmaktadırlar.
Cinsellik ve cinsel ilişki ile ilgili doğru bilinen ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bütün toplumlarda olduğu gibi toplumumuzda da, çocuklar, kız ya da erkek oluşlarına göre ayrı biçimlerde yetiştirilmeleriyle başlayan büyüme sürecinde, cinsellik de dahil, bir kadının ve bir erkeğin neleri yapması neleri yapmaması gerektiğine dair kültürel değerleri öğrenmiş olurlar. Ancak ne yazık ki öğrenilen ve benimsenen bu kurallardan pek çoğu yanlıştır.</p>
<p>Öğrenilen ve benimsenen bu yanlış kurallar, erkeğin ya da kadının cinselliğe, cinsel ilişkiye karşı olumsuz bir bakış açısı ve tutum geliştirmesine, hatta çoğu zaman herhangi bir cinsel işlev bozukluğunun ortaya çıkmasına ve devamlılığına sebep olmaktadırlar.</p>
<p>Cinsellik ve cinsel ilişki ile ilgili doğru bilinen yanlışlardan bazıları şunlardır:</p>
<ul>
<li><strong>Sevişmek Cinsel Birleşme Demektir.</strong></li>
</ul>
<p>Hayır. Cinsel birleşme, sevişmenin, eşlerin / partnerlerin karşılıklı keyif almalarını sağlayan yönlerinden biridir.  Keyif almanın tek yolu değildir. Bu yanlış inanış, sevişmenin birleşme dışındaki, karşılıklı keyif alınabilecek diğer yönlerinin ihmal edilmesine ve cinsel ilişkide yakınlık, sıcaklık gibi duygusal yönlere daha çok gereksinim duyan kadını hayal kırıklığına uğratıp, onun cinsel ilişkiye katılımını ve zevk almasını engelleyebilmektedir.</p>
<ul>
<li><strong>Kadınların Cinsel İsteği Azdır.</strong></li>
</ul>
<p>Hayır. Cinsel istek sıklığı, kişinin kadın ya da erkek oluşuna göre değil; kadın ya da erkek olsun, kişilere, çiftlere / partnerlere ve onların yaşamlarının devrelerine göre değişkenlik gösterebilen ve dar bir sınır içinde normali olmayan bir durumdur. Oysa bu yanlış inanış ile büyütülen bir kadın, kendi cinselliğinden utanmakta ve cinsel ilişki sırasında kendini ketlemektedir.</p>
<ul>
<li><strong>Cinsel İlişki İsteğini Erkek Belirtmelidir ya da Sevişmeyi Başlatan Kadın Ahlaksızdır.</strong></li>
</ul>
<p>Hayır. Biri erkek diğeri kadın iki tarafın da istekle ve zevk alarak yaşadığı bir yaşantıyı, kadının istediğini söyleyerek başlatması, bir erkeğin başlatması kadar olağandır. Öte yandan pasif olarak eşinin / partnerinin dokunuşlarına kendini bırakan bir erkek ya da daha aktif davranan bir kadın hiç beklemedikleri kadar zevk alabilirler. Bu yanlış inanış kadını sadece eşinin / partnerinin istediği zaman, onu memnun etmek için ilişkiyi kabul etmeye kendini koşullandırmasına sebep olur.</p>
<ul>
<li><strong>Erkek veya Kadın Sevişmeye Hayır Diyemez.</strong></li>
</ul>
<p>Hayır. Sevişmenin reddedilmesi eşin / partnerin reddedilmesi anlamına gelmez. Karşılıklı tatmin edici bir cinsel ilişkinin olmazsa olmazı tarafların istekli oluşlarıdır. Erkek ya da kadın istemeden girdiği bir cinsel ilişkiden zevk alamaz ve aynı şekilde karşısındakine de zevk veremez. Bu yanlış inanış yüzünden eşlerinin / partnerlerinin cinsel ilişki taleplerini, istemedikleri halde kabul etmek durumunda hisseden kimseler bir süre sonra cinsel arzularını ve hazlarını kaybedebilirler.</p>
<ul>
<li><strong>Her Erkek Her Kadına Nasıl Zevk Vereceğini Bilmelidir.</strong></li>
</ul>
<p>Hayır. Cinsel haz, herkes için geçerli, değişmez kurallar çerçevesinde yaşanan bir durum değildir. Herkes için her cinsel ilişkide haz almanın yolları ve derecesi değişkenlik gösterir. Özellikle kadınlar için cinsel ilişkiden daha çok haz almak kadının da aktif olduğu bir öğrenme süreci gerektirir. Bu yanlış inanış, erkeğin sevişme biçimini ve tarzını sorgulamasına gerek kalmadığı mesajını verir. Ancak, eşinin yeterince zevk almadığını ve orgazm olmadığını öğrenen birçok erkek bu durumu çözümlenmesi gereken bir sorun olarak değil de kendi erkekliğinin, yetersizliğinin bir kanıtı olarak değerlendirebilmektedir.</p>
<ul>
<li><strong>Tüm Fiziksel Yakınlaşmalar Sevişmeyle Sonlanır.</strong></li>
</ul>
<p>Hayır. Fiziksel yakınlık; dokunmak, sarılmak, öpmek sadece cinsel ilişki isteğinin, sevişmenin değil aynı zamanda sevgi, şefkat ve sıcaklığın da ifadesidir. Bu yanlış inanış, eşlerin / partnerlerin birbirlerine temaslarını sınırlamakta, eşinin sadece sevgi ifadesi ile sokulduğu durumda erkek bazen ikisi de istemediği halde cinsel ilişkiye geçmek zorunda hissetmektedir.</p>
<ul>
<li><strong>Sevişmede Neyin Normal Olduğuna İlişkin Belirli ve Kesin Kurallar Vardır.</strong></li>
</ul>
<p>Hayır. Cinsel hayat, taraflardan herhangi birinin isteği ve rızası dışında olmamak koşulu (yani tarafların isteği ve rızası) ile, yaşayan herkesin mutlaka uyması ve/veya uymaması gereken kuralları, durulması, geçilmemesi gereken katı sınırları, çerçevesi olan bir hayat değildir. Kişiler istekleri ve rızaları doğrultusunda zaman zaman bu hayatın içine heyecan yaşamak, renk katmak, daha çok keyif almak adına bazı fantezileri, araçları, durumları sokabilirler. Bu yanlış inanış, birçok kişinin cinsel arzularını ve fantezilerini bastırmalarına ve ifade edememelerine yol açmakta, engellenmiş cinsel arzular yaşanan cinselliği ketleyici ya da alınan hazzın kalitesini düşürücü olmaktadır.</p>
<ul>
<li><strong>Sevişme Sırasında Erkek Cinsel Organında Sertleşme Kaybı Olması Sevişmeyi Sonlandırır.</strong></li>
</ul>
<p>Hayır. Cinsel ilişki, çevresel başka hiçbir uyaranın algılanmadığı, bilinçsizce bir yaşantı, uyarılma da (ereksiyon ya da vajinal ıslanma) bir kereye mahsus yaşanan bir durum değildir. Erkeğin ya da kadının cinsel ilişki sırasında ortamdaki pek çok etkenden ya da aklından geçen bir düşünce nedeni ile dikkati dağılabilir. Dikkatin dağılması, uyarılmanın ve uyarılma belirtilerinin (ereksiyon ya da vajinal ıslanma) ortadan kalkmasına neden olabilse de kişilerin cinsel arzusu varsa sevişmeye devam edildiğinde uyarılma tekrar sağlanabilir. Bu yanlış inanış, erkeğin ereksiyon kaybını bir felaket olarak algılamasına, bu da ereksiyonun cinsel ilişki sırasında tekrar sağlanamamasına neden olabilmektedir.</p>
<ul>
<li><strong>İyi Bir Sevişme Orgazmla Sonuçlanmalıdır.</strong></li>
</ul>
<p>Hayır. İyi sevişme, eşlerin / partnerlerin, istekle başlayarak karşılıklı haz alabilmelerine dayanır. Bununla birlikte orgazm yaşanır ya da yaşanmaz. Orgazmın yaşanmaması o ilişkiden haz alınmadığı, tatmin olunmadığı anlamına gelmez. Bu yanlış inanış eşlerin / partnerlerin ilişkinin başından itibaren orgazmın yaşanıp yaşanmayacağına odaklanmalarına, bu da yaşanan hazzın sürdürülememesine dolayısıyla orgazmın ulaşılamaz hale gelmesine neden olabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Kadın Cinsel Birleşmeyle Orgazm Olmalıdır.</strong></li>
</ul>
<p>Hayır. Cinsel ilişki cinsel birleşmeden ibaret bir yaşantı, kadının cinsel ilişkide orgazm olmasının tek yolu da cinsel birleşme değildir. Kadın cinsel ilişki sırasında cinsel birleşme dışında, klitorisin (iç dudakların yukarı doğru birleştiği noktada yer alan yapı) uyarılmasını sağlayacak, oral seks, sürtünme ya da mastürbasyon yolu ile de orgazm olabilir. Bu yanlış inanış, cinsel birleşmeyle orgazm olamayan kadının kendisini eksik hissetmesine ve arayışa girmemesine sebep olmaktadır.</p>
<ul>
<li><strong>Güçlü Erkek Üst Üste Hiç Ara Vermeden Sevişebilir.</strong></li>
</ul>
<p>Hayır. Erkekler, nadir olguların dışında, boşaldıktan sonra, süresi kişiden kişiye ve kişinin hangi yaş diliminde olduğuna göre çok değişen bir çözülme evresine zorunlu olarak girerler. Bu dönem sona erene kadar uygun cinsel uyaran olsa da tekrar ereksiyon sağlayabilmeleri fizyolojik olarak olası değildir. Bu yanlış inanış erkeğin, bu çözülme evresini göz önüne almadan arka arkaya sevişememesini başarısızlık ve cinsel gücünün yetersizliği olarak algılayıp kaygılanmasına, bu kaygılı hal de zamanla ereksiyon problemlerinin ortaya çıkmasına neden olabilmektedir.</p>
<ul>
<li><strong>Sevişme Ancak Her İki Tarafın Birlikte Orgazm Olması İle Güzeldir.</strong></li>
</ul>
<p>Hayır. Kadın ve erkeğin cinsel ilişkide uyarılma şekillerinin ve sürelerinin birbirinden farklı olması, çiftin henüz ahenkli bir ilişki sağlayacak deneyimde olmaması, gebelikten korunma kaygısı v.b. gibi pek çok etken eşlerin / partnerlerin aynı anda orgazm olamamasına neden olabilmektedir. Ancak bu, yukarıda belirtildiği gibi tek başına kötü bir cinsel ilişkinin göstergesi olamaz. Bu yanlış inanış, her iki tarafta da performans endişesi yaratır, bu da orgazm taklitlerine, yetersizlik duygularına yol açabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Mastürbasyon Kirli ve Zararlıdır.</strong></li>
</ul>
<p>Hayır. Mastürbasyon, kadın ya da erkek kişinin, sıklıkla erotik fantezilerle birlikte kendini uyararak artan cinsel gerilimine elverişli bir boşalma sağlamasıdır. Fiziksel ya da ruhsal hiçbir zararı yoktur. Bu yanlış inanış, cinsel isteğin ve bu isteğin gelişimsel olarak normal ve güvenli olan bu ifade biçiminin reddedilmesine yol açmaktadır.</p>
<ul>
<li><strong>Cinsel İlişki Sırasında Mastürbasyon Yanlıştır.</strong></li>
</ul>
<p>Hayır. Eşlerin / partnerlerin ortak görüşüne bağlı olarak, cinsel hazzı arttırmak, orgazmı sağlamak adına, uygulanması son derece olağandır. Mastürbasyon, sürekliliği olan bir ilişki kurulduktan sonra bile eşin yokluğu veya hastalığı halinde, ona yakınlık duyulmadığında, hatta eşten bağımsız olarak sağlıklı bir cinsel eylem olarak hayat boyu sürebilir..</p>
<p><strong> Uzman Psikolog Alev Akdağ<br />
</strong></p>
<p>Not: Bu yazı, Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneğinin, “Cinsel İşlev Bozuklukları Monograf Serisi – 1” ve “Cinsel Yaşam ve Sorunları” adlı kitapları kaynak alınarak yazılmıştır.</p>
<p>Hazırlayan: Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/cinsellikle-ilgili-dogru-bildigimiz-yanlislar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşılama Yöntemi (İnsemninasyon)</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/asilama-yontemi-insemninasyon.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/asilama-yontemi-insemninasyon.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Jan 2010 19:57:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Aşılama]]></category>
		<category><![CDATA[Aşılama Yöntemi]]></category>
		<category><![CDATA[İnsemninasyon]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yıkanmış sperm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2758</guid>
		<description><![CDATA[Yıkanmış spermlerin, cinsel ilişki olmaksızın, bir enjektör aracılığı ile direk rahim içine verilmesidir.
Sperm normal meni içinde bulunan diğer hücre ve maddelerden uzaklaştırılır ve sıvı bir çözelti haline getirilir. Daha sonra bu sıvı, normal adet döneminde gelişen veya ilaçlarla uyarılarak elde edilmiş yumurtaların tespit edildiği zaman rahime verilir. Böylece doğal bir döllenme olmasına yardım edilmiş olur.
Kısırlığın erkeğe ait nedenlere bağlı olduğu durumlarda (ereksiyon zorluğu,sperm sayısı azlığı, postkoital test ve mukus penetrasyon testleri ile gösterilmiş servikal -rahim ağzı- mukus bozuklukları) ve sebebi bilinmiyen kısırlık tedavilerinde kullanılmaktadır. Bu işlem için bir zamanlar hazırlanmamış, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yıkanmış spermlerin, cinsel ilişki olmaksızın, bir enjektör aracılığı ile direk rahim içine verilmesidir.</p>
<p>Sperm normal meni içinde bulunan diğer hücre ve maddelerden uzaklaştırılır ve sıvı bir çözelti haline getirilir. Daha sonra bu sıvı, normal adet döneminde gelişen veya ilaçlarla uyarılarak elde edilmiş yumurtaların tespit edildiği zaman rahime verilir. Böylece doğal bir döllenme olmasına yardım edilmiş olur.</p>
<p>Kısırlığın erkeğe ait nedenlere bağlı olduğu durumlarda (ereksiyon zorluğu,sperm sayısı azlığı, postkoital test ve mukus penetrasyon testleri ile gösterilmiş servikal -rahim ağzı- mukus bozuklukları) ve sebebi bilinmiyen kısırlık tedavilerinde kullanılmaktadır. Bu işlem için bir zamanlar hazırlanmamış, taze meni kullanılmış olmasına rağmen (halen yeterli donanımın olmadığı yerlerde kullanılmaktadır) yıkanmış sperm kullanımı daha az allerjik reaksiyon yapma ve daha yüksek gebelik oranları nedeniyle tercih edilmektedir.</p>
<p>IUI, meni sıvısındaki prostaglandin denilen maddelerin rahim kasılmalarına neden olması ve meniden mikrobik hastalıkların bulaşma olasılığı göz önünde tutularak olabildiğince  saf ve hareketli spermler kullanılarak yapılmalıdır. IUI &#8216;daki başarı sperm sayı, yapı ve hızlarıyla yakından ilişkilidir. Yapısal olarak değerlendirme spermler boyandıktan sonra yapılmalıdır ve IUI kararı verilirken spermiogram tahlilinin özellikle bu yöntemle yapılıp yapılmadığına dikkat edilmelidir.</p>
<p>IUI için kullanılacak spermin hazırlanmasında, yıkama veya swim-up teknikleri kullanılarak, başarı oranının artırılması ve olası komplikasyonların azaltılmasına çalışılır. Orta derece ve siddetli erkek infertilitesi varlığında pahalı ve can yakan yardımcı üreme tekniklerinden önce ovulasyon takibi ve uygun zamanda aşılama kıymetli bir başlangıç tedavisi olarak denenmelidir.</p>
<p>Değişik sperm sayı ve kalite ölçütleri kullanılsa da genellikle 1.000.000 dan fazla hareketli spermi olanlarda bu tedavi denenebilir. Yumurtlamanın haplarla (klomifen sitrat) sağlandığı sikluslarında % 7, iğnelerle (gonadoropin) sağlandığı sikluslarında % 11 gebelik oranları bildirilmektedir. İlk 3 ay tekrarlayan uygulamalar sonunda gebelik oranının %40&#8242;ları bulduğunu bildiren yayınlar mevcuttur.</p>
<p><strong>IUI için erkeğe ait gerekçeler:</strong></p>
<ul>
<li> Sperm sayı azlığı</li>
<li> Sperm şekil ve yapı bozuklugu</li>
<li> Anti-sperm antikorları varlığı (erkekte kendi spermini öldüren maddelerin olması)</li>
<li> Erken boşalma, retrograd (meninin geriye doğru ,mesaneye kaçması) ejekülasyon</li>
<li> Aşırı şişmanlık</li>
<li> Erkekte bazı organik (penis yapı ve ereksiyon bozuklukları)</li>
<li> Sebebi bilinmiyen kısırlık</li>
</ul>
<p><strong>IUI için kadına ait gerekçeler:</strong></p>
<ul>
<li> Vaginanın çeşitli nedenlerle aşırı dar olması veya cinsel ilişkiye uygun olmaması</li>
<li> Fonksiyonel ve psikolojik nedenler ( vaginismus , disparoni- ağrılı ilişki- )</li>
<li> Antisperm antikorları (kadında eşinin spermlerini öldüren maddelerin bulunması)</li>
<li> Sebebi bilinmiyen kısırlık</li>
</ul>
<p><strong>IUI&#8217;nin yapılmaması gereken durumlar:</strong></p>
<ul>
<li> Erkekte hiç sperm bulunmaması durumunda ya da sayının 300.000 /mm3 den az olması veya normal yapıdaki spermlerin oranının%4’ün altında olmaması</li>
<li> Bilinen kanıtlanmış kalıtımsal hastalıklar</li>
<li> Spermatozoidlerde yapısal bozukluklar olması</li>
<li> Meni yollarına ait iltihabi hastalıkların varlığı</li>
<li> Artan genetik hastalık riski nedeniyle 50 yaşın üzerindeki erkeklerde uygulanmaması önerilmektedir.</li>
</ul>
<p><strong>IUI için spermin hazırlanması ve enjeksiyon tekniği;</strong><br />
Erkekten cinsel ilişki sırasında çıkan tüm sıvıya semen ismi verilmekte olup içinde sperm yollarından katılmış salgılar, spermler, beyaz kan hücreleri, dışarıdan bulaşmış bakteriler ve hücresel artıklardan oluşmaktadır. Biyolojik ortamda bu sıvı içindeki spermler rahim ağzından bir süzme işlemi ile ayrılır ve kadının rahim içerisine girip tüplerine ulaşır. İşte sperm hazırlama tekniği doğal olarak yapılan bu işlemi vücut dışında taklit etmekten ibarettir. Sperm vücut sıvılarından ve bulaşmış bakterilerden ayrılır, hızlı ve kaliteli spermler bazı fiziksel yöntemlerle seçilirek bir enjektör içerisine çekilir.</p>
<p>Bu spermler aşırı sıcak ve soğuğa maruz kalmadan mümkün olduğu kadar kısa bir süre içinde yumurtlama takibi ile yumurtladığı tespit edilen veya yumurtlaması beklenen kadının rahmi içerisine bir katater aracılığı ile rahim ağzından verilir. Bu işlem sırasında kadın jinekolojik masada normal muayene pozisyonunda yatar, lokal veya genel anesteziye genellikle gerek yoktur. Rahim ağzının yapısı ve rahmin derinliği kateter seçiminde önemlidir. Inseminasyon yada İVF karar verme aşamasında hastaya gerçek uygulamayı yapmadan evvel muayene esnasında kateter uygulaması yapılarak kateterin geçişi ve rahmin pozisyonu açısından hastanın dosyasına bir not almakta fayda vardır.</p>
<p>Aşılama işlemi sırasında kadının idrar torbasın doldurularak rahmi arkaya itmesi sağlanmalı ve kateterin rahmin içini kanatması, tahriş etmesi işlemi dikkatli ve zorlamadan yaparak önlenmelidir. IUI yapıldıktan sonra kadının 10-20 dakika yatması önerilse de , spermler zaten rahim içerisine verildiğinden IUI’dan sonra sırtüstü yatmanın gebelik şansını artırmadığı bildirilmektedir.</p>
<p>Sperm hazırlanması 2 saat kadar , IUI (aşılama ) yapılması ise birkaç dakika süren ağrısız bir işlem olup işlemden sonra hastanın 20-30 dakika kadar istirahat yapması sağlanmalıdır.</p>
<p><strong>Üremeye Yardımcı Tekniklerin Uygulanması İçin Koşullar:</strong><br />
Ülkemizde,bir çok ülkede olduğu gibi yardımcı üreme merkezi açabilmek için Sağlık Bakanlığından ruhsat almak zorundadır. Tedavi edilecek hastalarda da</p>
<ul>
<li> Kadının yaşının 40 ın altında (çok özel şartlarda 45 ) olması</li>
<li> AIDS testinin ve Hepatit testlerinin negatif olması</li>
<li> Kısırlık probleminin diğer metodlarla çözümlenememiş olması şartı aranır.</li>
</ul>
<p>Bu şartlar ruhsat almanın dışında tıbbi ve etik açıdan doğru bir yöntemdir. Eğer hasta diğer metodlarla tedavi olanağı bulamıyacağı kesin ya da yapılan uygulamalara veya tedavilere rağmen gebelik meydana gelmediyse ve gebeliği önleyecek herhangi bir hastalık söz konusu değilse uygulanmalıdır. İşlemin yapıldığı sırada çiftte bebeğe geçecek bulaşıcı veya kalıtsal bir hastalık olmaması gerekmektedir.</p>
<p>Hazırlayan:Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/asilama-yontemi-insemninasyon.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uyumlu Evliliğin Yararları</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/uyumlu-evliligin-yararlari.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/uyumlu-evliligin-yararlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Jan 2010 17:06:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Evliliğin yararları]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Mutlu evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Uyumlu evlilik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2675</guid>
		<description><![CDATA[Uzmanlarca yapılan araştırmalar ve testler sonucunda mutlu bir evliliğin insanların psikolojilerinin sağlıklı bir yapıya sahip olmasında önemli rol oynadığı tespit edildi.
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) eğitim Fakültesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü öğretim üyelerince evli çiftler üzerinde evlilik uyumu konulu araştırma yapıldı.
OMÜ eğitim Fakültesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Fikret Karahan ve Yrd. Doç. Dr. Mehmet Sardoğan’ın yürüttüğü araştırma kapsamında, Samsun il merkezinde yaşayan evli çiftler üzerinde bazı testler uygulandı.
Testte puanları yüksek olan çiftler araştırma dışında tutulduktan sonra diğerlerine göre daha düşük puan alan 24 kişilik ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlarca yapılan araştırmalar ve testler sonucunda mutlu bir evliliğin insanların psikolojilerinin sağlıklı bir yapıya sahip olmasında önemli rol oynadığı tespit edildi.</p>
<p>Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) eğitim Fakültesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü öğretim üyelerince evli çiftler üzerinde evlilik uyumu konulu araştırma yapıldı.</p>
<p>OMÜ eğitim Fakültesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik <a href="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2010/01/uyumlu-evlilik.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-2687" title="uyumlu evlilik" src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2010/01/uyumlu-evlilik-212x300.jpg" alt="uyumlu evlilik" width="212" height="300" /></a>Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Fikret Karahan ve Yrd. Doç. Dr. Mehmet Sardoğan’ın yürüttüğü araştırma kapsamında, Samsun il merkezinde yaşayan evli çiftler üzerinde bazı testler uygulandı.</p>
<p>Testte puanları yüksek olan çiftler araştırma dışında tutulduktan sonra diğerlerine göre daha düşük puan alan 24 kişilik grup oluşturuldu. Bu gruptan 6 çift deney, 6 çift ise kontrol grubu olarak belirlenerek 10 oturumluk çalışma yürütüldü.</p>
<p>Yaşları 30 ile 45, evlilik süreleri 3 ile 16 yıl arasındaki söz konusu çiftlerin, genel evlilik uyumuyla birlikte aile bütçesi, duyguların ifadesi, arkadaşlıklar, cinsellik ve yaşam felsefesi gibi konularla anlaşma veya anlaşamama durumu, güven, çatışma çözme, boş zaman ve ev dışı etkinliklerde ilişki tarzları gibi konulardaki durumları değerlendirildi.</p>
<p>Yrd. Doç. Dr. Fikret Karahan, araştırma sonucunda, evlilik yaşamının uyumlu sürebilmesinin evli bireylerin insan ilişkileri ve iletişim becerilerinin yeterli düzeyde oluşuyla doğrudan ilgili olduğunun ortaya konulduğunu söyledi.</p>
<p>Uyumlu bir evliliğe bağlı olarak gelişen evlilik mutluluğu ve evlilik doyumunun insan yaşamında önemli rol oynadığını ve evli bireylerin psikolojik sağlığını yakından etkilediğini belirten Karahan, çalışmanın evlilikte uyum konusunda birçok bilgi verdiğini kaydetti.</p>
<p>Evlilikte uyumun eşlerin mutlaka kendi şartları içinde birbirlerine karşı gerekli anlayışı göstermesiyle mümkün olabileceğini ifade eden Karahan, ”Evlilikte eşlerin kendi aralarındaki iletişim ile toplumsal ortamlarda başka insanlarla kurulan iletişimin aynı olması evlilikte yaşanan sorunları daha da içinden çıkılmaz duruma getiriyor” dedi.</p>
<p>Bu tür uyumsuzluk sorunlarında eşlerin karşısındaki kişinin eşi olduğu gerçeğiyle daha olumlu davranış sergilemesi gerektiğini vurgulayan Karahan, çalışmanın sonuçlarıyla ilgili şu bilgileri verdi: ”Erkek eşlerin eleştiri karşısında öfkelenmeden dinleme, eleştiri konusunda ‘ben’ <a href="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2010/01/evlilik.gif"><img class="alignleft size-medium wp-image-2686" title="evlilik" src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2010/01/evlilik-300x269.gif" alt="evlilik" width="300" height="269" /></a>dili kullanarak duygularını paylaşma ve saldırganca olmayan tarzda empatik yüzleştirme yapma becerileriyle ilgili uygulamalarda kadın eşlere göre daha çok zorlandıkları ortaya çıktı. Ayrıca isteklerini dile getirirken daha çok emir cümlecikleri kullandıkları saptandı. Kadın eşlerin ise duygu, düşünce ve isteklerini paylaşırken soyut veya genel ifadeler kullandığını, bu durumun iletişimde belirsizliğe yol açtığı ve erkek eşlerin de bu durumdan yakındığını gözlemledik.”</p>
<p>Karahan, eşlerin birbirleriyle uyumunun ve davranışlarının farklılık gösterebildiğini ancak birbirlerine karşı daha hassas davranmalarının sorunları temelde çözdüğünü sözlerine ekledi.</p>
<p>Hazırlayan :Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/uyumlu-evliligin-yararlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evliyim ama bakireyim…</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/evliyim-ama-bakireyim%e2%80%a6.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/evliyim-ama-bakireyim%e2%80%a6.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Dec 2009 21:37:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>I3etul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[bakire]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Sexy]]></category>
		<category><![CDATA[vajinismus]]></category>
		<category><![CDATA[vajinismus nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2474</guid>
		<description><![CDATA[Tabular nedeniyle yaşadıkları korkular ve ayıp duygusu nedeniyle cinselliği hayatından tamamen çıkarmış ve vajinismustan mustarip olan kadınların sayısı, uzmanlara göre tahmin edilenden çok daha fazla ve gün geçtikçe de artmaya devam ediyor.

İşte merak edilenler&#8230;
• Vajinismus nedir?
Vajinismus cinsel birleşme sırasında kadının vajen kaslarını, istemsiz bir şekilde kasarak cinsel birleşme olanağı vermemesidir. Bu kasılmalar kadının tamamen kontrolü dışında oluşur. Vajinanın girişindeki kasların kasılmasının yanında tüm vücutta bir kasılma, endişe, korku ve panik hali olur ve kadın ilişkiyi reddederek bacaklarını sıkıca kapatır.
• Vajinismusun nedenleri neler?
Psikolojik nedenler arasında çocukluktan kalma korkular, aşırı katı bir ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/12/dv21740011.jpg"></a>Tabular nedeniyle yaşadıkları korkular ve ayıp duygusu nedeniyle cinselliği hayatından tamamen çıkarmış ve vajinismustan mustarip olan kadınların sayısı, uzmanlara göre tahmin edilenden çok daha fazla ve gün geçtikçe de artmaya devam ediyor.<br />
</strong><br />
İşte merak edilenler&#8230;</p>
<p><strong>• Vajinismus nedir?</strong></p>
<p>Vajinismus cinsel birleşme sırasında kadının vajen kaslarını, istemsiz bir şekilde kasarak cinsel birleşme olanağı vermemesidir. Bu kasılmalar kadının tamamen kontrolü dışında oluşur. Vajinanın girişindeki kasların kasılmasının yanında tüm vücutta bir kasılma, endişe, korku ve panik hali olur ve kadın ilişkiyi reddederek bacaklarını sıkıca kapatır.</p>
<p><strong>• Vajinismusun nedenleri neler?</strong></p>
<p>Psikolojik nedenler arasında çocukluktan kalma korkular, aşırı katı bir toplum düzeni içinde yaşama, katı ahlak kuralları ve tabular, suçluluk, ayıp, günah gibi kavramların bilinçaltına yerleşmesi, cinsellik konusunda yerleşmiş yanlış ön yargılar, bilinçaltında penisin vücuda girişine karşı bir korkunun olması gibi psikolojik nedenler var. Genç kızlara küçüklüklerinden beri öğretilen &#8220;kızlık zarının çok değerli ve korunması gereken bir yapı olduğu&#8221; düşüncesi ile bu konuda takınılan katı tutumlara maruz kalan kadınlarda problemin ortaya çıkması daha olası.</p>
<p><strong>• Çocukluk döneminde yaşanan kötü tecrübeler vajinismusa neden olur mu?</strong></p>
<p>Çocukluk döneminde yaşanan kötü tecrübe ve anılar da vajinismusa yol açabilir. Daha önce hiç vajinismus problemi olmayanlarda doğum, düşük, kürtaj gibi yaşanmış tecrübeler sonucunda vajinismus gelişebilir. Bazen de çiftlerin cinsellikle ilgili bilgi eksiklikleri de beraberinde korku ve paniği getirerek vajinismusa yol açabilir.</p>
<p><strong><a href="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/12/dv2174001.jpg"></a>• Erkek ve kadınların cinselliği bilmemeleri de vajinismusa neden olabilir mi?</strong></p>
<p>Ülkemizde erkekler kadınları çok iyi tanımadığı için, kadınların kendilerini tanımaları biraz zor oluyor. Tabii bu, bizim kırk fırın ekmek yememiz gereken bir konu. Bu konuda çok fazla uzman da yok, bilgi de yok, bilgilendirme de yok. Bize çok sık gelen bir şikayet bu. Genellikle hastalarla sohbette tesadüfen bunu öğreniyoruz. Hastalarımızın büyük bölümünde cinsellik konusunda olumlu yanıt alamıyorum.</p>
<p><strong>• Vajinismus riski altındaki bireyler kimler?</strong></p>
<p>Özellikle çocuksu, aileye bağımlı ve ruhsal organizasyonunu sağlıklı bir biçimde tamamlamamış kadınlar risk grubunu oluşturur. Bu gruptan özellikle yüksek sosyo-ekonomik düzeye sahip kişilerde vajinismus probleminin ortaya çıkma olasılığı da artıyor. Çocukluk çağından kalma korkuları yaşayan bireylerde bu rahatsızlığın oluşması kolaylaşır. Korkular, en çok kadının simgesel olarak zihninde aşırı büyüttüğü bir penis yüzünden çok acı çekme, parçalanma korkuları. Ayrıca gebe kalma korkuları da probleme sebebiyet verebilir. Cinselliğe bakışın tutucu olduğu çevreler de risk faktörleridir.</p>
<p><strong>• Erkeğin ya da kadının genital organlarının anatomik yapısındaki değişiklikler vajinismusa neden olur mu?</strong></p>
<p>Bu konuyla ilgili bireylerin yanlış önyargıları ve oluşturulmuş geçersiz tabuları bu durumu tetikleyebilir. Vajinismus, genital organların anatomik yapısından ilişkisiz bir şekilde ortaya çıkar. &#8220;Benim vajinam çok küçük veya çok dar olabilir, bu yüzden ilişkiye giremiyorum&#8221; diye bir kavram genelde yoktur, çünkü vajina oldukça esnek bir yapıdadır ve doğumda bir çocuğun başını çıkaracak kadar genişleyebilir.</p>
<p><strong>• Bu şekilde çocuk sahibi olmak için size gelen çiftlere ne yapıyorsunuz?<br />
</strong><br />
Sperm alıp, vajinaya anestezi anında bırakıyoruz. Basit bir işlem. Pek çok insan böyle gebe kalıyor. Bakire olup da tüp bebek tedavisi gören hastalarımız bile var. &#8220;Hangi sıklıkta cinsel ilişkide bulunuyorsunuz ya da eşinizle en son ne zaman cinsel münasebetiniz oldu?&#8221; sorusuna &#8220;20 gün önce&#8221;, &#8220;45 gün önce&#8221; gibi cevaplar veren hastalarımız var. Farklı sebeplerle, hayatından cinselliği çıkarmış pek çok çift var. Ayrı odalar, ayrı yataklar. Bunu da bir sorun olarak görmüyorlar.</p>
<p><strong>• Cinsel soğukluk ile vajinismus arasında fark var mı?</strong></p>
<p>Cinsel soğuklukta da ayıp ve günah duygusunun öneminin olmasına karşın, temel sorun cinsel ilişkiden zevk almamak biçiminde kendini gösterir. Oysa ki vajinismusta başlangıçta cinsel ilişkiye girmede isteksizlik yoktur, ancak ilişki sırasında zarar görme duygusu ön plandadır. Vajinismustan şikayetçi olan bir kadında; cinsel arzu ve vajende ıslanma mevcuttur, ancak istense de ilişki başarılamaz. Vajinismuslu kadınların çoğu hiçbir zaman ilişkiye girememiştir, yani halen bakiredir. Bununla birlikte bazı kadınlarda da daha önce cinsel ilişki başarılmışken sonradan olan bir ilişkiye girememe durumu söz konusu olabilir.</p>
<p>Kaynak: haydi.net</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/evliyim-ama-bakireyim%e2%80%a6.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mutsuz Evlilikle Gelen Hastalıklar</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/mutsuz-evlilikle-gelen-hastaliklar.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/mutsuz-evlilikle-gelen-hastaliklar.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2009 18:22:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kahramankentli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Mutsuz Evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Mutsuz Evlilik hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Mutsuz Evlilik nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Mutsuz Evlilikle gelen saglık sorunları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=1468</guid>
		<description><![CDATA[
Mutsuz evlilikle insan sadece psikolojik olarak degil bedenende kötü yonde etkilenebiliyor.İşte mutsuz evlilikle gelen hastalıklar
Doktora gittiğimizde birtakım sorularla karşılaşırız. Hastalığın veya rahatsızlığın türüne göre soruların tipi de değişmektedir. Eğer yüksek tansiyon rahatsızlığımız var ise; “Kilonuz nedir?”, “Başınız ağrıyor mu?”, “Tuzlu�yağlı�hamur işi çok yer misiniz?”, “Egzersiz yapıyor musunuz?” türünden sorulara muhatap oluruz.
Ancak, genelde sorulan sorular, hep fizikî hayatımızla, bedenimizle ilgili olmakta; ruhî yapımız ihmal edilip, sosyal bir varlık olduğumuz unutulmaktadır. Tıp ve psikiyatrideki gelişmelerden de biliyoruz ki, birçok hastalığın temelinde psikolojik ve ruhî, daha doğrusu insanın nefsi ve egosuyla ilgili sebepler ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/03/iskolik-mutsuz-cinsellik.jpg" alt="iskolik-mutsuz-cinsellik" title="iskolik-mutsuz-cinsellik" width="311" height="315" class="alignnone size-full wp-image-1469" /><br />
Mutsuz evlilikle insan sadece psikolojik olarak degil bedenende kötü yonde etkilenebiliyor.İşte mutsuz evlilikle gelen hastalıklar<br />
Doktora gittiğimizde birtakım sorularla karşılaşırız. Hastalığın veya rahatsızlığın türüne göre soruların tipi de değişmektedir. Eğer yüksek tansiyon rahatsızlığımız var ise; “Kilonuz nedir?”, “Başınız ağrıyor mu?”, “Tuzlu�yağlı�hamur işi çok yer misiniz?”, “Egzersiz yapıyor musunuz?” türünden sorulara muhatap oluruz.<br />
Ancak, genelde sorulan sorular, hep fizikî hayatımızla, bedenimizle ilgili olmakta; ruhî yapımız ihmal edilip, sosyal bir varlık olduğumuz unutulmaktadır. Tıp ve psikiyatrideki gelişmelerden de biliyoruz ki, birçok hastalığın temelinde psikolojik ve ruhî, daha doğrusu insanın nefsi ve egosuyla ilgili sebepler bulunmaktadır.<br />
<span id="more-1468"></span><br />
Sağlık, yalnızca biyolojik açıdan normal olma hali değil, aynı zamanda aklî muhakeme ile dünyayı idrak etme, iç aleminde kendisiyle barışık olma, duygulardan iyi yönde yararlanabilme, davranışlar itibariyle müsbeti yakalama, sosyal manada çevre ile uyumlu olma ve her yerde yapıcı davranma durumudur. </p>
<p>Bir araştırmaya göre mutsuz ve problemli evlilikler, insanda hipertansiyon sebebi olabilmektedir. Bilindiği gibi hipertansiyon, modern dünyada en çok öldüren hastalıklar listesinin en başında yer almaktadır. Bu çalışmadan sonra doktorlar herhalde hastalarına sordukları sorularda bir takım değişiklikler yapacaklardır. Meselâ şu sorular sorulabilir:</p>
<p>�Eşinize en son ne zaman çiçek aldınız?</p>
<p>�Ailenize yeterince zaman ayırıyor, onlarla hoş vakit geçiriyor musunuz?</p>
<p>�Çocuklarınızı öpüyor musunuz?</p>
<p>�Akraba ve eş dost ziyaretlerini ne kadar sıklıkla yapıyorsunuz. Veya ihmal mi ediyorsunuz?</p>
<p>�Çevrenizdeki insanlarla hediyeleşiyor musunuz?</p>
<p>�Birine en son ne zaman hediye aldınız? veya size en son ne zaman bir hediye verildi?</p>
<p>Bu tarz soruları uzatmak mümkün. Bazılarımız belki de bu soruları özel bulabilirler. Ancak Amerika’da “evlilik danışmanlığı veya hakemliği” (Marital Counselling) denilen bir hekimlik türü sadece bu gibi konularla ilgilenmektedir.</p>
<p> Burada sevindirici bir hususa parmak basıp geçelim. Batı’da ve Amerika’da aile müessesesi çok darbeler alıp zedelendiği için bu tip hekimlik alanları ortaya çıkmıştır. Ülkemizde ise aile yapısını dinamitleyen çok faktör olmasına rağmen, dinimizin bu müesseseye verdiği çok büyük önemden dolayı bu tip kurumlar nisbeten azdır.</p>
<p>Hem inancımıza göre, hem de hayatın bize öğrettiği bir hakikat olarak anne, çok mukaddes bir varlık, baba ailesinin rızkı için çalışması ibadet olan kahraman bir babayiğit, karı�koca arasındaki muhabbet ve sohbet de sanki cennette yapılan tatlı bir görüşmedir.</p>
<p>Dr. Brian Baker’e göre insanlarla iyi ilişkiler kurulması ve insanlardan gelen sosyal destek, kan basıncını düzenlemektedir.</p>
<p>Kalp damar sistemi başta olmak üzere insan vücudu, sosyal destek konusunda çok hassas olup, anında ve doğrudan cevap vermektedir.</p>
<p>Bir kaç misalle açarsak: Psikolog Daniel Goleman’a göre stresli insanlar sakin insanlara nazaran iki kat daha fazla gribe yakalanmakta, karamsar ve inatçı insanların hayatlarında astım, ülser ve kalp rahatsızlıklarına yakalanma riski 3 kat daha fazla olmaktadır.</p>
<p> Ayrıca depresyon, kansere zemin hazırlamaktadır. Uyluk kemiği kırılan yaşlılar neşeleri yerinde ise üç kat daha hızlı iyileşebilmektedir. Hastalığını kabul edip problemleri hakkında konuşan kanser hastaları da, hastalığını kabullenemeyen ve konuşmayanlara nazaran daha çabuk iyileşmektedirler.</p>
<p>Doktor Charles Miner’e göre kızdığımız zaman tansiyonumuz 6 derece artar. Bunun kalbimiz üzerindeki zararlı tesiri oldukça yüksektir. Kalbimiz, karşılaştığımız insanlar arasında, duygularını kontrol edebilen neşeli ve huzurlu olanlardan hoşlanır.</p>
<p>Zaten hırçın, her şeye hiddetlenen, inatçı insanlardan kim hoşlanır ki, kalbimiz hoşlansın?!</p>
<p>Büyük bir düşünüre göre ise; kızgınlık, kıskançlık, öfke, haset ve tamah gibi kötü duygular, kanserden daha tehlikeli manevi tümörlerdir.</p>
<p>Bu tür hastalıklar, insanın enerjisini tüketir, verimliliğini azaltır, beden sağlığını bozar, huzur ve mutluluğunu engeller. Kanser insanın 60�70 yıllık ömrünü yok ederken; haset, kin, kızgınlık, kıskançlık, öfke ve açgözlülük gibi manevî hastalıklar insanın sonsuz hayatını mahveder.</p>
<p>Dr. Baker’ın araştırmasından şu sonuçu çıkarabiliriz: “Mutsuz evlilikler, sağlık için zararlıdır (Bad marriages bad for your health).”</p>
<p>Üç yıl süren bu araştırmanın başında 100’den fazla kadın ve erkek bir anket doldurmuşlardır. Evliliklerin kalitesini ortaya çıkaran bu ankete ilâve olarak katılan kişilerin hergün tansiyonları ölçülmüştür. Ayrıca, kendilerinden tutmaları istenen günlük değerlendirilmiştir.</p>
<p>Sonuçta, üç yıl önce mutsuz bir evliliği olanların üç yıl sonra tansiyonları anlamlı olarak artmıştır. Mutlu evliliği olanlarda ise tansiyon düşmüştür.</p>
<p>Yani mutlu evlilik, koruyucu bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Yine üç yıl sonra mutsuz evlilikleri olanlarda, kalbin sol karıncık (ventricle) duvarının kalınlığı artmıştır. Bu da yüksek tansiyon belirtisidir.</p>
<p>Daha önce yapılan çalışmalarda da, mutsuz evliliklerin şizofreni, depresyon ve kalp rahatsızlıkları ile ilgisi bulunmuştur.</p>
<p>Yine de sadece bu çalışmaya bakarak kesin hükümlere varmak yanıltıcı olabilir. Bunun ileride yapılacak çalışmalarla desteklenmesi lâzımdır. Birçok yeni psikososyal stress çeşidi vardır, ve bunlar yüksek tansiyona sebep olabilmektedir.</p>
<p>Hattâ insanlar bu stresin farkında bile olmayabilirler. Fakat unutmamak gerekir ki, en büyük meselemiz kendimizle, kendi içimizde yaşadığımız meseledir, ve dışarıdan bize doğru olan meseleler eğer büyüyor ve çözümsüzlüğe doğru gidiyorsa, bunda iç dünyamızın belli bir itminan ve sükunete ermemesi rol oynuyor olabilir.<br />
Kanada Sağlık Araştırma Enstitüsü uzmanlarına göre ise, tansiyon hastaları için reçetelere yeni tedaviler yazma zamanı gelmiştir. Mutsuz evlilikler için tedavi programları bir çare olarak görülmektedir. Bunlardan biri; evlilik danışmanlığıdır.</p>
<p> Bazı hekimlere göre bu inanılmaz bir keşiftir.<br />
Kur’an�ı Mu’ciz�ûl Beyan’da buyrulan, “Karı koca arasında bir mesele olursa, bir hanım tarafından bir de erkek tarafından iki hakem belirleyip meseleyi çözersiniz.” (Nisa suresi/35) şeklindeki tavsiyenin, yaşadığımız hayatın gerçeğine ne kadar uygun mucizevi bir reçete olduğunu böylece görmüş oluyoruz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/mutsuz-evlilikle-gelen-hastaliklar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evlilik Yaşamında Tartışmak</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/evlilik-yasaminda-tartismak.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/evlilik-yasaminda-tartismak.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2009 16:15:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rehber</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[evlilikte tartışma]]></category>
		<category><![CDATA[tartışmak]]></category>
		<category><![CDATA[tartışmamak için ne yapmalı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=1449</guid>
		<description><![CDATA[
Günümüzde evliliklerde bir çok sorun tartışmaya yol açıyor.Tartışmanın temeli ise çok basit nedenlere dayanır.
Aslında temel sorun ilk aşamada karşıdakini dinlememektir. Sözünü bitirmesine bile izin vermemektir. Sanki taraflar karşıdakinin ne söyleyeceğini bilircesine sözünü kesmektedir. Sözünü kesmek tartışmayı kısa tutmak amaçlı olsa da tam tersine konu amacından sapıp, saygısızlık adı altında başka bir boyuta gitmektedir. Gözlemlemişsinizdir ki, tartışılan küçücük konulardan büyük sorunlar çıkmasının tek nedeni ,üslup ve tartışma şeklidir.
Türk evliliklerine özgü bir durum olacak ki, tartışılan konu hep amacı ve konusu dışına çıkmaktadır. O anki konu ile benzer ama tartışmaya hiçbir şey ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kadin.bitanesiol.com/wp-content/evlilik.jpg"><img src="http://www.kadin.bitanesiol.com/wp-content/evlilik.jpg" alt="" title="evlilik" width="272" height="204" class="alignnone size-medium wp-image-217" /></a><br />
Günümüzde evliliklerde bir çok sorun tartışmaya yol açıyor.Tartışmanın temeli ise çok basit nedenlere dayanır.<br />
Aslında temel sorun ilk aşamada karşıdakini dinlememektir. Sözünü bitirmesine bile izin vermemektir. Sanki taraflar karşıdakinin ne söyleyeceğini bilircesine sözünü kesmektedir. Sözünü kesmek tartışmayı kısa tutmak amaçlı olsa da tam tersine konu amacından sapıp, saygısızlık adı altında başka bir boyuta gitmektedir. Gözlemlemişsinizdir ki, tartışılan küçücük konulardan büyük sorunlar çıkmasının tek nedeni ,üslup ve tartışma şeklidir.<br />
Türk evliliklerine özgü bir durum olacak ki, tartışılan konu hep amacı ve konusu dışına çıkmaktadır. O anki konu ile benzer ama tartışmaya hiçbir şey katmayacak başka bir konuya geçilmesi veya konuya dahil edilmesi sadece öfkenin ve çözümsüzlüğün adı olur.<br />
Evliliklerde tartışmanın kimin başlattığı önemli mi? Aslında değil. Bir başlatan varsa bir de devam ettiren vardır. Eşlerden veya sevgililerden birinin başlatması suçlunun o olduğu anlamına gelmez.<br />
İlişkilerde mutluluk uyumdur. Uyum ise anlaşabilmek ve anlayabilmektir. Evlikler, boy uyumuna, görsel uyuma göre yürümez ama kendini anlayan biriyle evlilik yürütülebilir. Zaten evlilik kararı sadece duygusal kararlar ile alınması halinde duygusal hayal kırıklıkları daha etkili ve acıtıcı olur.<br />
<span id="more-1449"></span><br />
Şekil algısı ile yapılan evliliklerde ise gerçek şudur. Şekil sizi o insana çeker. Beğenirsiniz,ilgilenmek istersiniz. Şekil ile ilişkiye başlamak istersiniz. Bu durumda ilişkileri ve evlilikleri “ ŞEKİL BAŞLATIR, ÖZ SÜRDÜRÜR “ diyebiliriz.<br />
Ayrıca kabul edilen üç tip evlilik yöntemi vardır.<br />
1. Tamamlayıcı<br />
2. Benzerlik<br />
3. Zıt<br />
1.Tamamlayıcı evlilikte birey, eksiklik yaşadığı ,yetersiz olduğu bir yönünü tamamladığı-tamamlayacağını düşündüğü kişiyle evlenmek ister. Tam olursam mutlu olurum.<br />
2. benzerlik evlilikte , kişi bir çok yönden kendine benzeyen ortak noktaları olan biriyle, paylaşımların fazla olacağını düşünerek evlenmek ister. Benzer yaşam.<br />
3. zıt evlilik ise, kendisine ters olan biriyle evlenerek farklı bir arayışta olup risk almak tadır.<br />
Yapılan araştırmalarda da anlaşılmıştır ki, en güçlü ve mutlu evlilikler benzerlik ilkesine göre yapılan evliliklerdir. Ayrıca ilişkide beklenti net olursa sonuca ulaşmak daha kolay ve kısa sürede olur. Tartışmanın başka bir boyutu ise, hesap sorma ile bilgi alma arasındaki ince çizgiyi kaybetmekten kaynaklanır. Örnek “ neredeydin” sorusunun, hesap sormak mı meraktan bilgi almak mı olduğunu kestirmek çok zordur. Bu nedenle sorunun hangi şekilde sorulduğu hangi ses tonun kullanıldığı önemlidir.<br />
Evliliklerde riskli dönemler 1-2 yıllık uyum ve oryantasyon sürecidir. Çiftler birbirine uyum sağlamak adına çatışmalar yaşayabilir. Bu normal ve olması gereken bir süreçtir. Aksi taktirde sorun yokmuş gibi davranılmış kabul edilir.<br />
Tartışmalarda kullanılması gereken dil “BEN DİLİ” dir. Yani” bu davranışından dolayı çok üzüldüm, kendimi önemsenmemiş hissettim,beni dinlemediğini düşünüyorum,.”…. bu tip cümleler suçlama içermeyen ama aynı zamanda da kişinin kendisini net ve açık ifade eden cümlelerdir.<br />
Fakat, bu ilk 1-2 yıllık süreç içerisinde kırıcı hareketler, davranışlar, söylemler gibi tüm paylaşımlar evliliğin sonraki sürecini de belirler. Artık taraflar bunun tatsız olaylar üzerine evliliği kurarlar. Bu nedenle bize danışmaya gelen çiftler , ilk olarak ilk yıllardaki mutsuzluklarını ve yaşadıklarını anlatırlar. 1-2 yıllık süreç hem uyum hem de devamı için çok hassastır. Tıpkı çocuğun 2 yaşına kadar süreç gibidir. Nasıl büyürse öyle devam eder. Değişmez mi ? tabi ki değişir. Evlilik danışmanlığı, karşılıklı konuşma,yardım alma bu durumlar için çözüm köprüleridir. Böyle olunca evlenmeden önce çiftlerin sorun olmasa bile evlilik danışması almalarını öneririm.<br />
Evliliklerde tartışma konularına baktığımız zaman;<br />
Çocuk, aldatma,ekonomik sorunlar, içki,ilgisizlik, tarafların aileleri,otorite çatışması ve her evliliğin kendine özgü sorunları başı çekmektedir.<br />
Temel tartışma dili,”herkesin açık ve net olarak kendini ifade ettiği, duyguların ve düşüncelerin diğer olaylardan ayrı tutularak açıklandığı,öfke ve sertlik içermeyen bir ses tonunda uygulanan iletişimdir.<br />
Tartışmalarda sonuç alınmadığında taraflar sorunu yok sayabilir ya da erteleyebilirler. Ama unutulmamalıdır ki, çözülmeyen her sorun farklı şekilde tekrar çıkacaktır.(pişip pişip gelmek). Yukarıda da bahsettiğimiz gibi nedensiz tartışmaların temelinde çözülemeyen veya eksik kalan bir durum söz konusudur.</p>
<p>ANALİZ:</p>
<p> Bir tartışma bir evde veya iletişimde her gün yaşanıyorsa burada bir oyun vardır.yani eşinizle(sevgilinizle) her gün tartışıyor, ve genelde de sonuç hep istenmedik şekilde bitiyor ise oyunun bir parçası olmuşsunuzdur.<br />
 Eğer taraflardan biri tartışmayı başlatıyor ve sizde devam edilmesi için destek veriyorsanız % 50 duruma ortaksınız.<br />
 Eğer taraflardan biri sudan bahanelerde tartışma veya gerginlik yaratıyorsa bu bir sinyaldir. Temel beklentinin ne olduğu incelenmelidir.<br />
 Devamlı olarak tartışmak ve gerginlik yaşamak(yaşatmak) eşlerin anne-babalarını da model aldığının göstergesi olabilir. Şu an hemen çocukluğunuzu gözünüzün önüne getirebilirsiniz.<br />
 Bazen taraflardan biri eşinden ilgi göremediği için iletişim kurmak adına bilerek tartışma ortamı yaratabilir. Çünkü başka iletişim kuracak yöntem bulamamıştır. Bu durumda konu her zaman suni ama iletişim gerçekçidir. Bu nedenle şuan bu makaleyi okuyup ta kendinizi bulduysanız tartışmalarınızı gözden geçiriniz.<br />
 Evliklerde tartışma genelde, anlaşmak ve ortak yol bulmak adına yapılmalıdır. Tartışmaların devamının temel nedenlerinden biri “İMA” dır. Yani açık ve net ifadeler yerine imalarda bulunmaktadır. “Her şey söylenmez anlasın” yerine önemli konuların açık ve net olarak ifade edilmesi gerekir.<br />
 Tartışmalarda sorun birebir ise sorunun çözümüne başkalarını katmamak gerekir. Aksi taktirde tartışmanın yönü, diğer insanları suçlayan ve savunan konumuna geçer. Bu ise sorunun çözümünü engeller.<br />
 Tartışma alanında taraflardan biri, olayın büyütüldüğünü söylemek yerine “ neden bu kadar alındın, rahatsız oldun, seni üzen şey nedir?, şöyle mi düşündün? Gibi cümleler ile olayın tanımı tekrar yapılmalıdır.<br />
 Tartışılan konu, baş başa ve zaman ayrılarak yapılmalıdır. Araya sıkıştırmak, söyleyip geçmek olayı önemsizleştirir.<br />
 Evliliklerde tartışmalarda, kişilerin taraftar bulmamaları, eşler birbiriyle tartışıp çözmeden başkalarını devreye koymamaları gerekmektedir.<br />
 Her gün tartışma var ise bu bir oyundur dedik. O halde tartışmayı başlatan tarafın neye ulaşmak istediğini, neyi amaçladığını bulursak tartışmanın şekli ve niceliğini değiştiririz.<br />
 Yapılan eleştiriler ve yorumlar kişiliğe değil, olaya bağlı olmalıdır. “ sen şöylesin, böylesin değil, bu olayda şöyle davranman beni daha üzdü…..<br />
 Tartışmaya başlamadan önce ne konuşulacağını amacın ne olduğunu belirlememiz lazım. Aksi taktirde tartışma amacı dışına rahatça çıkabilir.<br />
 Soru sorarken bilgi almak ile hesap sormak arasındaki nüansa dikkat etmeliyiz. Her zaman açıklama beklenilmeden yargıya ulaşmamalıyız.<br />
 Ortamın gergin olduğu anlarda konuyu değiştirmek veya tartışmaya ara vermeliyiz.<br />
 Ortam gergin olduğunda gerektiğinde ortamı terk edebiliriz.</p>
<p>Sorunlu evlilikler olmaması için en temel kural sağlıklı iletişimdir.</p>
<p>Evlilik kale gibidir,içerdekiler çıkmak için, dışarıdakiler girmek için çalışırlar.</p>
<p>“evlenseniz de pişman olacaksınız evlenmeseniz de “ (Sokrates)</p>
<p>saygılarımla</p>
<p>Serhat Yabancı<br />
Psikolojik Danışman</p>
<p>Bilgi ve Randevu için:<br />
serhatyabanci@hotmail.com<br />
0534 874 76 22<br />
0216 399 99 30 (Maltepe ofis)<br />
0216 347 60 03 (Kadıköy ofis)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/evlilik-yasaminda-tartismak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evlilik Teklifine Evet Demeden Bidaha Düşünün</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/evlilik-teklifine-evet-demeden-bidaha-dusunun.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/evlilik-teklifine-evet-demeden-bidaha-dusunun.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Feb 2009 16:54:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kahramankentli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik Teklifi]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik Teklifi düşünmek]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik Teklifi nasıl edilir]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik Teklifinde nelere dikkat edilmeli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=955</guid>
		<description><![CDATA[
Birine aşık oldunuz ve ondan evlenme teklifi aldınız.Bu demek degildirki onunla mutlu olacagım.
Evlilik çok ciddibi olay oldugu için biraz düşünmeniz gerekecek.
İş hayat arkadaşını seçmeye geldiğinde kimse bu kişi konusunda hata yapmak istemez. Aşk iki insanın bir araya gelmesi için en doğru neden gibi gözükse de bir evliliği sürdürmek adına bu duygunun yanında birçok farklı desteğe daha ihtiyaç vardır. Günümüzde artan boşanma oranları da bunu göstermiyor mu? Hayatınızı birlikte geçireceğiniz kişiyi bulduğunuzu düşünüyorsanız aşağıdaki soruları kendinize sorun.
Ortak amacınız var mı?
Evleneceğiniz insanla birlikte olduğunuz süre boyunca nasıl vakit geçirmeyi düşünüyorsunuz? Örneğin onunla ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/02/evlilik-300x199.jpg" alt="evlilik" title="evlilik" width="300" height="199" class="alignnone size-medium wp-image-956" /><br />
Birine aşık oldunuz ve ondan evlenme teklifi aldınız.Bu demek degildirki onunla mutlu olacagım.<br />
Evlilik çok ciddibi olay oldugu için biraz düşünmeniz gerekecek.<br />
İş hayat arkadaşını seçmeye geldiğinde kimse bu kişi konusunda hata yapmak istemez. Aşk iki insanın bir araya gelmesi için en doğru neden gibi gözükse de bir evliliği sürdürmek adına bu duygunun yanında birçok farklı desteğe daha ihtiyaç vardır. Günümüzde artan boşanma oranları da bunu göstermiyor mu? Hayatınızı birlikte geçireceğiniz kişiyi bulduğunuzu düşünüyorsanız aşağıdaki soruları kendinize sorun.<br />
Ortak amacınız var mı?<br />
Evleneceğiniz insanla birlikte olduğunuz süre boyunca nasıl vakit geçirmeyi düşünüyorsunuz? Örneğin onunla sadece seyahat edip, yemek yiyip birlikte yürüyüş yapmayı mı? Hayat sadece bunları yaparak geçmez. Bunlardan daha derin ve daha anlamlı bir şeyler paylaşmalısınız. Hayatı birlikte de yaşayabilir, ayrı ayrı da takılabilirsiniz. Bu sizin seçiminiz.<br />
<span id="more-955"></span><br />
Güveniyor musunuz?<br />
Bu soru ilişkinizin kalitesiyle doğrudan bağlantılıdır. Güven bir ilişkinin temel besinidir. Siz evlenmeyi düşündüğünüz bu kişiye duygularınızı açacak ve fikirlerinizi özgürce paylaşacak kadar güveniyor musunuz? Bu soruya cevap verirken kendinize mümkün olduğu kadar dürüst olmaya çalışın.</p>
<p>İyi tanıyor musunuz?<br />
İki çeşit insan vardır: Birincisi kişisel gelişimine önem veren, ikincisi ise sadece rahatını düşünen. Rahatına düşkün olanlar maddiyata çok önem verir. Evlenmeyi düşündüğünüz kişinin hayattaki duruşuna çok dikkat edin.</p>
<p>Rahatına düşkün olan kişiler genellikle &#8216;ben merkezli&#8217; olurlar. Önce kendilerini düşünürler oysa evlilik iki kişinin ortak yarattığı bir kurumdur. O yüzden bu konuya özellikle dikkat ederek &#8216;Evet&#8217; deyin.</p>
<p>Diğer insanlara nasıl davranıyor?<br />
Sevdiğiniz kişi etrafınızdaki insanlarla bir şeyler paylaşmaktan zevk alıyor mu? Yoksa aksine onların yanında içine mi kapanıyor?</p>
<p>Arkadaşları ya da ailesi için özveride bulunmayan, onlarla maddi-manevi birtakım şeylerini paylaşmaktan kaçınan kişiler sizin için de aynı tutumu sergiler. Örneğin onun iyi davranmak zorunda olmadığı kişilere (garson, şoför vs.) nasıl davrandığına dikkat edin. Davranışlarını birlikte olduğunuz zamanlarda iyice gözlemleyin. Unutmayın başkalarına kötü davranan birinin yarın öbür gün sizi de üzebilme ihtimali yüksektir. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/evlilik-teklifine-evet-demeden-bidaha-dusunun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sizinle Evlenecek Mi</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/sizinle-evlenecek-mi.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/sizinle-evlenecek-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Nov 2008 00:20:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rehber</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[evlenmeyi istemesi için gereken nedir]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik kararı]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik kararı alırken]]></category>
		<category><![CDATA[Sizinle Evlenecek Mi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/sizinle-evlenecek-mi.html</guid>
		<description><![CDATA[
Sizinle evlenecek mi?
Erkek arkadaşınız ve siz dünya üzerindeki en ideal çift olabilirsiniz ancak bu onun size evlenme teklifinde bulunması için yeterli olmayabilir.
Psikolog Alon Gratch evlenme teklifi almanızı sağlayacak ipucunu açıklıyor.
Kadınlar, bir erkeğin uygun birini, yani &#8216;o&#8217; kişiyi, bulduğu anda evlenme teklif edeceğini düşünürler. Ancak, If Men Could Talk (Erkekler Konuşabilse) isimli kitabın yazarı ve psikolog Alon Gratch&#8217;e göre, bu durum erkeği evlenme teklif etmeye teşvik etmeye yeterli değildir. Peki ya evlenmeyi istemesi için gereken nedir?

Gratch. &#8220;Hazır olmak&#8221; diye cevap veriyor. &#8220;25 senedir erkeklerle çalınıyorum ve onlara ilişki terapistliği yapıyorum, deneyimlerime ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img border="0" width="337" src="http://foto.ekolay.net/images/galeri2/galeri_5538/[1]2652008163014_5538.jpg" height="506" /></p>
<p>Sizinle evlenecek mi?<br />
Erkek arkadaşınız ve siz dünya üzerindeki en ideal çift olabilirsiniz ancak bu onun size evlenme teklifinde bulunması için yeterli olmayabilir.</p>
<p>Psikolog Alon Gratch evlenme teklifi almanızı sağlayacak ipucunu açıklıyor.</p>
<p>Kadınlar, bir erkeğin uygun birini, yani &#8216;o&#8217; kişiyi, bulduğu anda evlenme teklif edeceğini düşünürler. Ancak, If Men Could Talk (Erkekler Konuşabilse) isimli kitabın yazarı ve psikolog Alon Gratch&#8217;e göre, bu durum erkeği evlenme teklif etmeye teşvik etmeye <span id="more-510"></span>yeterli değildir. Peki ya evlenmeyi istemesi için gereken nedir?</p>
<p><img border="0" width="350" src="http://foto.ekolay.net/images/galeri2/galeri_5538/[2]2652008163014_5538.jpg" height="350" /></p>
<p>Gratch. &#8220;Hazır olmak&#8221; diye cevap veriyor. &#8220;25 senedir erkeklerle çalınıyorum ve onlara ilişki terapistliği yapıyorum, deneyimlerime dayanarak diyebilirim ki bu işin % 49&#8242;u doğru kadından, %51&#8242;i de hazır olmaktab geçiyor. Bu demektir ki birbirine uyumlu olmak oldukça önemli. Ancak o kafa yapısında değilse birine asla bağlanmayacaktır.Erkeklerin yüzde 81&#8242;lik bir oranı, evlenmeye karar verme sebebi olarak doğru zamanın geldiğini belirtmişler.</p>
<p><strong>İşte erkeklerin evlilik kararını etkileyen faktörler&#8230;</strong></p>
<p><img border="0" width="370" src="http://foto.ekolay.net/images/galeri2/galeri_5538/[3]2652008163014_5538.jpg" height="370" /></p>
<p><strong>1. Size aşık olabilme kapasitesi<br />
</strong>Erkek arkadasınız her ne kadar ilişkinizin cicim aylarında havalarda uçuyor da olsa bu size bağlanmak istediği anlamına gelmez. Bir erkek aşık olabilir. Bu, kafasında birini idealleştirme kapasitesine sahip olduğunun bir göstergesi. Bu da, partneri gibi düşünüp hissetmesi ve sahip olduğu ilişkinin eşşiz olduğunu düşünmesi anlamına geliyor. Karşısındaki insanın kusurlarını göz ardı edebiliyor ve aynı zamanda kendini değerli, özel hissediyor.</p>
<p><img border="0" width="353" src="http://foto.ekolay.net/images/galeri2/galeri_5538/[4]2652008163014_5538.jpg" height="482" /></p>
<p>Diğer yandan aşk, karşınızdaki insanla iletişim kurabilmek, onu anlayabilmek ve onu, olmasını isteyeceğiniz bir insan gibi değil de, olduğu gibi kabul etmek demektir. Her iki kavram arasındaki farkı yorumlayabilmek biraz zor gelebilir. Ancak ilk ipucununuz zaman testi.</p>
<p>Aşık olmak, ilişkinin ilk zamanlarında, yani daha çift birbirini çok iyi tanımıyorken yaşanan bir durumdur. Yakınlaşıp birbirlerinin pozitif ve negatif özelliklerini öğrenmeye başladıklarında ilk hissettikleri o aşka dair hisler yok olur. &#8220;Sadece aşık&#8221; olan bir adam ilgisini yitirecektir. Gerçekten seviyorsa da sevgilisinin yanında kalacaktır.</p>
<p>Gerçek aşkın bir başka işareti de bencilliği bir kenara bırakarak başkasını düşünebilme kapasitesidir. Erkek arkadasınız sizin için fedakarlık yapıyor mu? Sizin isteklerinizi ve ihtiyaçlarınızı ilk sıraya koyabiliyor mu?. İlişkiler tamamen alıp vermekle ilgilidir, ama aşk sadece vermekten ibarettir.</p>
<p><img border="0" width="338" src="http://foto.ekolay.net/images/galeri2/galeri_5538/[5]2652008163014_5538.jpg" height="505" /></p>
<p><strong>2. Kusurları kabul edebilme yetisi<br />
</strong>Mantıken, hepimiz biliyoruz ki mükemmel İnsan ya da mükemmel ilişki diye bir şey yok. Ancak, olgunluk ve yaşadığımız randevu deneyimlerine dayanarak buna inanmamız mümkün oluyor.</p>
<p>Gerçek dışı beklentilere sahip olması, bir erkeğin yakın bağ kurmasını engelleyecek en önemli faktör. Eğer hazırlıklı olmayan bir erkek, bir kadınla yakın bağ kurmaya başlarsa bilinçli veya bilinçsiz olarak kusur aramaya başlayacaktır. Bu da iki insan arasında mesafe yaratır ve sonuçta ayrılmalarına sebep olur.</p>
<p><img border="0" width="337" src="http://foto.ekolay.net/images/galeri2/galeri_5538/[1]2652008163038_5538.jpg" height="506" /></p>
<p><strong>3. Bağlanmaya gerçekten inanması</strong><br />
Bir erkek size uzun soluklu bir ilişki istediğini söylese bile bunun gerçek olup olmadığını ancak ilişki zora girdiği zaman anlayabilirsiniz. Hazır değilse ilişkinin olumsuz yanılarını kaldıramaz veya sizi kendinden uzaklaştırır ya da ilişkiden tamamen vazgeçer. Bağlanmaya gerçekten hazır olan erkek ise ne problem yaşıyor olursanız olun bunları beraber çözmek için sizinle birlikte çaba gösterir. Bu hiçbir zaman şüphesi olmayacak veya sizi terk etmeyi düşünmeyecek anlamına gelmez. Ancak önünde sonunda, ilişkisinin kendisi için en önemli şey olduğunu fark edecek ve onu iyisiyle kötüsüyle kabullenecektir.</p>
<p><img border="0" width="350" src="http://foto.ekolay.net/images/galeri2/galeri_5538/[2]2652008163038_5538.jpg" height="522" /></p>
<p><strong>4. Sizin o insan olduğunuzdan emin olması<br />
</strong>Her ne kadar artık erkeğin eve ekmek getiren birey olma durumu klişeleşmiş olsa da, birçok erkek halen böyle olmaları gerektiğini düşünerek endişeleniyor. Birçok kadın da onlardan bunu bekliyor.</p>
<p>Eğer bir erkek kendisinin veya partnerinin beklentilerine cevap veremeyeceğini hissediyorsa, ciddi bir ilişki yaşamayı tamamen aklından çıkarır. Bu kendi egosunu korumanın bir yoludur. National Marriage Project&#8217;e göre erkeklerin yüzde 41&#8242;i kendi evlerini satın alabilecek maddi güce sahip olmadan evlenmek islemiyorlar. Yüızde 46&#8242;sı da güzel bir nikah törenini karşılayabilmek istiyor.</p>
<p><img border="0" width="338" src="http://foto.ekolay.net/images/galeri2/galeri_5538/[3]2652008163038_5538.jpg" height="506" /></p>
<p>Ama erkekleri evlilikten soğutan tek sorun para değil. Eğer bir erkek tüm hayatını kariyer basamaklarından çıkmaya adamışsa veya tüm amacı tıp fakültesini bitirmekse, partnerine verecek hiçbir şeyi kalmaz. Ne fiziksel ne de duygusal. O nedenle romantizm onun için geri planda kalır.</p>
<p>Bu asla evlenme teklif etmeyecek demek değil. Eğer erkek arkadaşınız kariyer konusunda bocalıyor veya iki yakayı bir araya getirmekte zorlanıyorsa, ona zaman tanıyıp hazır olmasını bekleyin. Tabii bu aynı zamanda aranızdaki ilişkinin dinamiğine de bağlı. Ancak ilişkiye sonuna kadar bağlı görünüyorsa bu demektir ki hayatta başarmak istediği her ne ise, onu başardıktan sonra sizinle kesinlikle evlenmek isteyecektir. Sabrınızın karşılığını sonunda alacaksınız.</p>
<p><img border="0" width="345" src="http://foto.ekolay.net/images/galeri2/galeri_5538/[4]2652008163038_5538.jpg" height="452" /></p>
<p><strong>5. Etrafta gezip tozmaktan sıkıldı</strong><br />
Her ne kadar erkeklerin evlenmeye karar vermeleri için belli bir yaş aralığı olmasa da (hepsi aynı hızda olgunllaşmıyorlar), bir süre sonra, yaşadıkları yüzeysel ilişkiler çekiciliğini kaybetmeye baslar ve daha derin bir ilişki arayışına girerler.</p>
<p>Bu kafa yapısına kavuşmalarında, diğer erkek arkadaşlarının da yavaş yavaş evlenmeye, çoluk-çocuk sahibi olmaya başlamalarının da rolü olabilir. Artık kendisiyle beraber gezip tozacak arkadaş bulmakta zorlanır duruma düşer. Ancak en önemlisi etrafında bu kadar çok ciddi ilişki yaşayan insan olduğu sürece o da hayatta kendine dair ne istediğine daha net karar verebilir.</p>
<p>Her ne kadar bekarlık sultanlık olsa da, duygusal yönden tatmin etmez. Sonuçta çoğu erkeğin isteyeceği şey kendi ruh ikizine sahip olmaktır.</p>
<p><img border="0" width="337" src="http://foto.ekolay.net/images/galeri2/galeri_5538/[5]2652008163038_5538.jpg" height="506" /></p>
<p><strong>Onu arkadan hafif ittirmenizi gerektiren 3 durum</strong><br />
• Eğer ikinizin gerçekten uyuştuğunu düşünüyorsanız ama o sizi okulu bitirmek gibi bahaneyle oyalıyorsa, ona bir son gün sınırı koyabilirsiniz (örneğin hedefine ulasana kadar).</p>
<p>• Bazı erkekler bir karara varamadıktarı için gönülsüzdür. Size bağlanmaktan korktuğundan değil; sadece bağlanmaktan korktuğundan. Eğer bu size tanıdık geliyorsa, o meşhur duvardan atlaması için biraz dürtüklenmeye ihtiyacı vardır. Ona sadece hayatınızda olmasını istediğinizi ancak önünüzdeki birkaç ay içinde karar veremezse hayatınıza devam etmek zorunda kalacağınızı söyleyin. Uyarı: Bir ültimatom verirseniz, ona bağlı kalmak zorundasınız.</p>
<p>• Diyelim ki o bir fanatik ama siz spordan nefret ediyorsunuz. Ancak o, bu faaliyetten her ikinizin de zevk almasını istiyor. Bu konu, uğruna sizi kaybedecek kadar önemli mi? (Not: Eğer cevap evetse, onu zaten hemen terk edin.)</p>
<p>Kaynak: ekolay</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/sizinle-evlenecek-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

