<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Modern Kadının Adresi &#124; kadın, diyet, kadın sağlığı, makyaj, &#187; Gebelik &amp; Bebek</title>
	<atom:link href="http://www.bayanrehberi.com/category/gebelik-bebek/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.bayanrehberi.com</link>
	<description>kadın, kadin, diyet, kadın sağlığı,evlilik, moda, magazin, ev dekor, evlilik, stil, kadın olmak, cilt bakımı,hamilelik,</description>
	<lastBuildDate>Sun, 18 Dec 2011 16:16:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Bebeğinizin Ateşi Varsa</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/bebeginizin-atesi-varsa.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/bebeginizin-atesi-varsa.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Dec 2011 15:20:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek ateşi]]></category>
		<category><![CDATA[Bebekte ateş]]></category>
		<category><![CDATA[Enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni doğanda ateş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2706</guid>
		<description><![CDATA[Enfeksiyon hastalıkları ile birlikte görülen ateş tek başına bir hastalık değil bir bulgu. Altta yatan hastalığın işareti olabileceğinden ateşin gerçek sebebinin bulunması gerekiyor. Bebeklik ve çocukluk çağında anne ve babaları en çok endişelendiren durumların başında “ateş” geliyor. Aileler kendilerinde telaş uyandıran bu durumla sık sık karşı karşıya geliyor. Zaten enfeksiyon hastalıkları en sık olarak bağışıklık sistemi olgunlaşmasını henüz tamamlamamış olan 3 yaşın altındaki bebek ve çocuklarda görülüyor. Bu açıdan anne ve babaların ateşin nasıl oluştuğu nasıl ölçülüp değerlendirildiği ateşe neden olan ciddi bakteri enfeksiyonlarının belirti ve bulgularının neler olduğu ne ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Enfeksiyon hastalıkları ile birlikte görülen ateş tek başına bir hastalık değil bir bulgu. Altta yatan hastalığın işareti olabileceğinden ateşin gerçek sebebinin bulunması gerekiyor. Bebeklik ve çocukluk çağında anne ve babaları en çok endişelendiren durumların başında “ateş” geliyor. Aileler kendilerinde telaş uyandıran bu durumla sık sık karşı karşıya geliyor. Zaten enfeksiyon hastalıkları en sık olarak bağışıklık sistemi olgunlaşmasını henüz tamamlamamış olan 3 yaşın altındaki bebek ve çocuklarda görülüyor. Bu açıdan anne ve babaların ateşin nasıl oluştuğu nasıl ölçülüp değerlendirildiği ateşe neden olan ciddi bakteri enfeksiyonlarının belirti ve bulgularının neler olduğu ne zaman ve nasıl tedavi edilmesi gerektiği konularında bilgi sahibiolması gerekiyor. Ateşten şüphelenildiğinde çocuğunuzun mutlaka vücut ısısı ölçülmelidir</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/bebeginizin-atesi-varsa.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocukda diş çıkarma</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/cocukda-dis-cikarma.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/cocukda-dis-cikarma.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Dec 2011 14:52:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rehber</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[diş çıkarma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/cocukda-dis-cikarma</guid>
		<description><![CDATA[
Bebeğin dişleri yaklaşık altı veya yedi aylıkken başlar ve hemen bütün bebekler,on sekiz aylık olmadan ilk dişlerini çıkarmış bulunur.Diş çıkaran bir bebekteki tükürük salgısı her zamankinden fazladır ve bu,ağzından dışarı sızar,bebek parmaklarını ağzına sokmaya be parmaklarını ya da eline geçirdiği herhangi bir cismi çiğnemeye çalışır.Huzursuz olabilir,huysuzluk yapabilir,uykuya dalmakta zorluk çekebilir.Butün bu belirtiler,diş,diş etini yarmadan önce mevcuttur.Ancak bronşit,pişik,kusma,ishal veya iştahsızlığın diş çıkarma belirtileri olmadığını önemle belirtmek isteriz.Bunlar diş çıkarma olayının değil,arka planda yer alan bir rahatsızlığın belirtileridir.

Diş Çıkarma Belirtileri
* Tükürük salgısının artması ve ağızdan tükürük sızması
* Sert cisimleri ısırma isteği
* Huzursuzluk,huysuzluk.
* ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img border="0" width="200" src="http://www.anneoluncaanladim.com/img/diger/bebek_dis.jpg" alt="diş çıkarma" height="200" /></p>
<p>Bebeğin dişleri yaklaşık altı veya yedi aylıkken başlar ve hemen bütün bebekler,on sekiz aylık olmadan ilk dişlerini çıkarmış bulunur.Diş çıkaran bir bebekteki tükürük salgısı her zamankinden fazladır ve bu,ağzından dışarı sızar,bebek parmaklarını ağzına sokmaya be parmaklarını ya da eline geçirdiği herhangi bir cismi çiğnemeye çalışır.Huzursuz olabilir,huysuzluk yapabilir,uykuya dalmakta zorluk çekebilir.Butün bu belirtiler,diş,diş etini yarmadan önce mevcuttur.Ancak bronşit,pişik,kusma,ishal veya iştahsızlığın diş çıkarma belirtileri olmadığını önemle belirtmek isteriz.Bunlar diş çıkarma olayının değil,arka planda yer alan bir rahatsızlığın belirtileridir.</p>
<p><span id="more-31"></span></p>
<h1>Diş Çıkarma Belirtileri</h1>
<p>* Tükürük salgısının artması ve ağızdan tükürük sızması</p>
<p>* Sert cisimleri ısırma isteği</p>
<p>* Huzursuzluk,huysuzluk.</p>
<p>* Uykusuzluk</p>
<p>* Dişlerin,diş etinin yardığı yerde kırmızılık ve şişlik</p>
<p><strong>Etiketler:</strong> <a href="http://www.bayanrehberi.com/cocukda-dis-cikarma" title="çocukta diş">çocukta diş</a>,<a href="http://www.bayanrehberi.com/cocukda-dis-cikarma" title="çocukta diş çıkarma">çocukta diş çıkarma</a>,<a href="http://www.bayanrehberi.com/cocukda-dis-cikarma" title="bebekte diş çıkarma">bebek diş çıkarma</a>,<a href="http://www.bayanrehberi.com/cocukda-dis-cikarma" title="diş çıkarma belirtisi">diş çıkarma belirtisi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/cocukda-dis-cikarma.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzu Besleme Yöntemleri</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/cocugunuzu-besleme-yollari.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/cocugunuzu-besleme-yollari.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Dec 2011 20:52:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rehber</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk beslenmesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ramonerassi.com/wordpress/cocugunuzu-besleme-yollari</guid>
		<description><![CDATA[
Çoğu zaman annelerin sıkıntısı olmuştur çocuk beslemek.Huysuzluk yapan,yemeğini yememekte direnen çocuk karşısında annenin yapması gereken bir takım hususlar var elbette :
* Çocuğunuza az miktarlarda gıda verin
* Çocuğunuzu yemediği için azarlamayın.Merak etmeyin,iyileşince iştahı yerine gelecektir.
* Ona sevdiği yemekleri yedirmeye gayret edin.
* Eğer çocuğun boğazı ağrıyorsa dondurma,soğuk yumurta veya meyve suyu verebilirsiniz.Bu onu rahatlatacaktır.
* Mide rahatsızlığı varsa şayet patates püresi iyi gelecektir.
* Yemek yemeyi onlar için bir eğlence haline dönüştürmek ve ilgi çekici kılmak için evde büyüklerin kullandıkları bardaklarda su içirin .
* İlginç,renkli ve çocuğun ilgisini çekecek renkli çatal,kaşık ya da kamış kullanınız
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="çocuk beslenme" href="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2008/05/cocuklarda_beslenme2.jpg"><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2008/05/cocuklarda_beslenme2.jpg" alt="çocuk beslenme" /></a></p>
<p>Çoğu zaman annelerin sıkıntısı olmuştur çocuk beslemek.Huysuzluk yapan,yemeğini yememekte direnen çocuk karşısında annenin yapması gereken <strong>bir takım hususlar</strong> var elbette :</p>
<p>* Çocuğunuza az miktarlarda gıda verin</p>
<p>* Çocuğunuzu yemediği için azarlamayın.Merak etmeyin,iyileşince iştahı yerine gelecektir.<span id="more-12"></span></p>
<p>* Ona sevdiği yemekleri yedirmeye gayret edin.</p>
<p>* Eğer çocuğun boğazı ağrıyorsa dondurma,soğuk yumurta veya meyve suyu verebilirsiniz.Bu onu rahatlatacaktır.</p>
<p>* Mide rahatsızlığı varsa şayet patates püresi iyi gelecektir.</p>
<p>* Yemek yemeyi onlar için bir eğlence haline dönüştürmek ve ilgi çekici kılmak için evde büyüklerin kullandıkları bardaklarda su içirin .</p>
<p>* İlginç,renkli ve çocuğun ilgisini çekecek renkli çatal,kaşık ya da kamış kullanınız</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/cocugunuzu-besleme-yollari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Emzirmeye Başlama Zamanı</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/emzirmeye-baslama-zamani.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/emzirmeye-baslama-zamani.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Feb 2010 17:42:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Ağız sütü]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bebek emzirmek]]></category>
		<category><![CDATA[dogum]]></category>
		<category><![CDATA[emzirmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3405</guid>
		<description><![CDATA[Bebeği emzirmeye başlamak konusunda kimi yerlerde yerleşmiş batıl inançlar vardır.3 ezan sonra,2 gün sonra başlamak gibi.Bunlar tamamı ile yanlıştır.İlk süt bebek için çok önemlidir ve yerine hiç bir şyi koyamazsınız.
• Bebeğinizi doğumdan sonra, ilk yarım saat (30–60 dk.) içerisinde, kendinize gelir gelmez emzirmeye başlamalısınız.
• Doğumdan sonra ilk birkaç gün içerisinde gelen koyu ağız sütü bebeğe mutlaka verilmelidir. Bebeğinizi hastalıklardan korur.
• Doğumdan hemen sonra emzirmeye başlayan annenin önceleri az miktarda gelen sütü, bebeğin emmesi ile beraber kısa sürede artacaktır. Doğumdan sonra 1–2 gün süt gelmese bile ek bir gıda verilmemeli, bebek ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span>Bebeği emzirmeye başlamak konusunda kimi yerlerde yerleşmiş batıl inançlar vardır.3 ezan sonra,2 gün sonra başlamak gibi.Bunlar tamamı ile yanlıştır.İlk süt bebek için çok önemlidir ve yerine hiç bir şyi koyamazsınız.</p>
<p>• Bebeğinizi doğumdan sonra, ilk yarım saat (30–60 dk.) içerisinde, kendinize gelir gelmez emzirmeye başlamalısınız.<br />
• Doğumdan sonra ilk birkaç gün içerisinde gelen koyu ağız sütü bebeğe mutlaka verilmelidir. Bebeğinizi hastalıklardan korur.<br />
• Doğumdan hemen sonra emzirmeye başlayan annenin önceleri az miktarda gelen sütü, bebeğin emmesi ile beraber kısa sürede artacaktır. Doğumdan sonra 1–2 gün süt gelmese bile ek bir gıda verilmemeli, bebek sık sık emzirilmelidir.</p>
<p>Bebeğinizi ne sıklıkla ve nasıl emzirmelisiniz?</p>
<p>• Bebeğinizi her ağladığında ve her istediğinde emziriniz. Emzirmeye zaman sınırı konulmadan, bebeğinizi gündüz ve gece her istediğinde emziriniz. Özellikle geceleri emzirme süt üretiminizi artıracaktır Yeni doğan bebekler genellikle günde 8–10 öğün emmek isterler. Öğün sayısı daha sonra giderek azalır.<br />
• Bebeğin vücudu anneye yakın olmalı, baş ve vücudu düz bir şekilde tutulmalı, gerekirse omuz ile birlikte poposundan desteklenmeli ve burnu anne memesi ile aynı hizada olmalıdır. Emzirme esnasında meme çevresindeki koyu renkli bölgeyi çocuk ağzına almalıdır.<br />
• Doğumdan sonra emzirmeye başlayan annenin Sık ve doğru emzirme, bol sütün gelmesini sağladığı gibi göğüslerin şişmesini ve acımasını da önler.</p>
<p>• Bebeğinize ilk 6 ay sadece anne sütü vermelisiniz.<br />
• 6. aydan sonra 2 yaşına gelene kadar uygun ek gıdalar ile birlikte anne sütü vermeye devam etmelisiniz.<br />
Bebeği ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslemek ne kadar önemli ise, zamanında uygun ek gıdalara başlamak da bebeğinizin sağlıklı gelişimi için çok önemlidir.</p>
<p>Bebeğinizi ilk 6 ay sadece emzirin, 6. aydan sonra uygun ek gıdalar verin.</p>
<p>Bebeğinizin Anne Sütü ile Yeterince Beslendiğini Nasıl Anlarsınız?<br />
• Bebeğiniz günde en az 6 kez idrar yapıyor, 1–2 kez kakasını yapıyor ve ayda en az 500 gr. kilo alıyor ise bebeğinizin aldığı anne sütü yeterlidir.</span></p>
<p><span>Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/emzirmeye-baslama-zamani.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Biberon Kullanmaya Ne Zaman Geçilmeli</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/biberon-kullanmaya-ne-zaman-gecilmeli.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/biberon-kullanmaya-ne-zaman-gecilmeli.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Feb 2010 17:38:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[anne sütü]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[biberon]]></category>
		<category><![CDATA[Mikrodalga]]></category>
		<category><![CDATA[Prematüre]]></category>
		<category><![CDATA[Prematüre bebek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3403</guid>
		<description><![CDATA[
Anne sütü alan bebeklere oturana kadar yani ilk 3-4 hafta biberon verilmesi önerilmiyor. Ancak bazen bebeğe mama verilmesi gerekebiliyor, böyle durumlarda ufak ilaç kadehleri kullanılarak mama verilmesi öneriliyor. Bebek 2-3 aylık olduktan sonra biberon günde 1-2 sefer verilebilir. Annesini emen, sütün yeterli olduğu durumlarda biberona gerek yoktur. Anne sütü yeterliyse erkenden biberona alıştırmamak daha iyi olacaktır.
Çalışan anneler ne zaman biberona geçmeli?
Biberon ters çevrildiğinde damlalar belli bir oranda akmalıdır, bebek boğuluyor gibi oluyorsa, biberon deliği bebeğe göre çok açık demektir. Anne çalışacaksa ya da bebek prematüre doğmuşsa biberon kullanılması önerilir. Anbne ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span><br />
Anne sütü alan bebeklere oturana kadar yani ilk 3-4 hafta biberon verilmesi önerilmiyor. Ancak bazen bebeğe mama verilmesi gerekebiliyor, böyle durumlarda ufak ilaç kadehleri kullanılarak mama verilmesi öneriliyor. Bebek 2-3 aylık olduktan sonra biberon günde 1-2 sefer verilebilir. Annesini emen, sütün yeterli olduğu durumlarda biberona gerek yoktur. Anne sütü yeterliyse erkenden biberona alıştırmamak daha iyi olacaktır.<br />
<strong>Çalışan anneler ne zaman biberona geçmeli?</strong><br />
Biberon ters çevrildiğinde damlalar belli bir oranda akmalıdır, bebek boğuluyor gibi oluyorsa, biberon deliği bebeğe göre çok açık demektir. Anne çalışacaksa ya da bebek prematüre doğmuşsa biberon kullanılması önerilir. Anbne çalışmaya başlamadan 2 hafta önce biberonla deneme çalışmalarına başlamalıdır.</p>
<p><strong>Biberonla beslerken kesinlikle katı gıdalar vermeyin.</strong> Bu sonra kaşıkla yemeyi zorlaştırır. Katı gıdalara geçirlieken öğünler sırasında sadece su biberonla verilmelidir. Katı gıda bittikten sonra bebeğe biberon ile mama verilebilir. Biberonu ısıtmak için ise mikrodalga kullanılması önerilmiyor. <strong>Kanada Tıp Birliği Nisan 2008 tarihinde sert plastiklerin kullanımdan kaldırdı, bu nedenle cam biberonları tercih edin.</strong></p>
<p><strong>Biberon alırken nelere dikkat edilir</strong><br />
Bebeğin içtiği mama miktarından biraz daha büyük olmalı. Memenin deliği bebeğin gelişimine uygun olmalı. Bebekler 6-7. aydan itibaren tutar, 9. aydan itibaren kendileri içebilir. Bu yüzden biberon bebeğin kavrayabileceği büyüklükte olmalıdır.</p>
<p><strong>Biberon nasıl temizlenir?</strong><br />
Biberon temizliğinde biberon fırçası kullanılması öneriliyor. İyice temizlenen biberon kaynar su ya da sterilzatöre koyularak steril edilir. Biberon ve çlarını 5 dakika süreyle kaynar suda kaynatmak yeterlidir. Daha sonra sudan ve sterilzatörden çıkarılan biberon temiz kağıt üzerine koyularak kurutulur. Bebeğiniz herşeyi ağzına koymaya başladıktan sonra biberon sterilizasyonuna son verilmelidir. Kullanımdan sonra bir damla deterjanla çalkalayıp iyice duruladıktan sonra kurumaya bırakmak yeterlidir.</p>
<p><strong>Biberonu ne zaman bıraktırmalı</strong><br />
Bebeğiln ilk 2 yaşı oral fazdır. Bu dönemde şiddetli emme ve ağza götürme içgüdüsü vardır. Biberon onu huzursuz uyku dönemlerinde rahatlatır ve genel olarak da mutlu eder. Geceleri biberonla uyumamasına dikkat edilmelidir. Biberonu 2 yaşına doğru bıraktırmak en doğrusudur. Çocuğa 1 yaşında biberonu bıraktırmak onu hırpalayabilir. Eğer çocuk gece boyunca süt içmek isterse süt miktarını azlatıp suyla seyreltmeli ve 1 hafta içinde suya çevirmelidir.</span></p>
<p><span>Hazırlayan: Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/biberon-kullanmaya-ne-zaman-gecilmeli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum Aralığı</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/dogum-araligi.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/dogum-araligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 20:59:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[dogum]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum aralığı]]></category>
		<category><![CDATA[Doğuma bağlı ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3357</guid>
		<description><![CDATA[Türkiyede doğuma bağlı sebeplerle her gün bir kadın hayatını kaybediyor. Üçten fazla gebeliklerde, bebek ölüm hızı da 3 buçuk kat artıyor.
Sağlıklı bir gebeliğin yanı sıra annenin sağlığı açısından da 2 yıl ara çok gereklidir.
Aile Planlaması Hayat Kurtarır sloganı ile yola çıkan Birleşmiş Milletler Nüfus Fonna göre, doğum aralığı iki yıldan az olmamalı&#8230;
BMnin araştırmasına göre aile planlaması tüm dünyanın sorunu. Dünyada 200 milyon kadın aile planlaması imkanlarından faydalanamıyor. Bunun sonucunda, her sene 23 milyon istenmeyen gebelik, 22 milyon kürtaj, 150 bin gebeliğe bağlı anne ölümü, 1,4 milyon da bebek ölümü yaşanıyor.
Bebek ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiyede doğuma bağlı sebeplerle her gün bir kadın hayatını kaybediyor. Üçten fazla gebeliklerde, bebek ölüm hızı da 3 buçuk kat artıyor.<br />
Sağlıklı bir gebeliğin yanı sıra annenin sağlığı açısından da 2 yıl ara çok gereklidir.<br />
Aile Planlaması Hayat Kurtarır sloganı ile yola çıkan Birleşmiş Milletler Nüfus Fonna göre, <em>doğum aralığı iki yıldan az olmamalı</em>&#8230;</p>
<p>BMnin araştırmasına göre aile planlaması tüm dünyanın sorunu. Dünyada 200 milyon kadın aile planlaması imkanlarından faydalanamıyor. Bunun sonucunda, her sene 23 milyon istenmeyen gebelik, 22 milyon kürtaj, 150 bin gebeliğe bağlı anne ölümü, 1,4 milyon da bebek ölümü yaşanıyor.</p>
<p>Bebek ve anne ölümleri en çok az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde görülüyor.</p>
<p><strong>TÜRKİYEDEKİ DURUM</strong><br />
Bu çerçevede Türkiyedeki tablo da içaçıcı değil:</p>
<p>* Türkiyede doğuma bağlı sebeplerle her gün bir kadın ölüyor.<br />
* Bu ölümlerin yarısı istenmeyen gebelikler sonucunda gerçekleşiyor.<br />
*  İki yıldan kısa sürelerle ve üç kereden fazla hamile kalmak, anne için çok riskli.<br />
* Doğum aralığı iki yıldan az olan gebeliklerde bebek ölüm hızı 2,5 kat artıyor. Bu risk üçüncü hamilelikten sonra 3,5 katına çıkıyor.<br />
* Doğum sırasında annenin hayatını kaybetmesi durumunda bebeğin ölüm riski de 8 kat artıyor.</p>
<p><strong>175 BİN KADININ HAYATINI KURTARACAK<br />
</strong><br />
BM Nüfus Fonu, aile planlamasını, çocuk sahibi olma seçimi ve sayısını, anne-babanın birlikte vermesi olarak tanımlıyor. Ve aile planlamasının yılda 175 bin kadının hayatını kurtaracağı öngörülüyor.</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/dogum-araligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kürtaj Hakkında Herşey</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/kurtaj-hakkinda-hersey.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/kurtaj-hakkinda-hersey.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Jan 2010 21:10:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[annelik]]></category>
		<category><![CDATA[Anormal bebek]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[İsteğe bağlı kürtaj]]></category>
		<category><![CDATA[kürtaj]]></category>
		<category><![CDATA[Masraf]]></category>
		<category><![CDATA[Risk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3362</guid>
		<description><![CDATA[Gebelik Küretajı rahim içine yerleşmiş olan gebeliğin kendi isteğinizle veya tıbbi zorunluluk nedeni ile yazılı onayınız alınarak çeşitli yöntemler ile sona erdirilmesidir.Küreteaj bebeğin rahminizden kazınıp alınmasıdır kısaca.Geç kalmamak gerekmektedir.Yasal süre geçmeden doktora başvurulmalıdır.
Müdahale öncesi değerlendirme:
İsteğe bağlı olarak küretaj yaptırmak isteyen kadın için ilk adım hamile olduğunu öğrendiği anda veya adet gecikmesi olduğunda bir Kadın hastalıkları ve Doğum Uzmanına başvurarak hamile olup olmadığını öğrenmek,hamile ise gebeliğinin kaç haftalık olduğunu ultrasonografi ile kesinleştirmektir.
İkinci aşama olarak hekiminiz genel ve kadın hastalıkları açısından sağlık durumunuzu değerlendirilecek küretaja mani olacak herhangi bir sağlık sorununuz olup ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gebelik Küretajı rahim içine yerleşmiş olan gebeliğin kendi isteğinizle veya tıbbi zorunluluk nedeni ile yazılı onayınız alınarak çeşitli yöntemler ile sona erdirilmesidir.Küreteaj bebeğin rahminizden kazınıp alınmasıdır kısaca.Geç kalmamak gerekmektedir.Yasal süre geçmeden doktora başvurulmalıdır.</p>
<p><strong>Müdahale öncesi değerlendirme:</strong></p>
<p>İsteğe bağlı olarak küretaj yaptırmak isteyen kadın için ilk adım hamile olduğunu öğrendiği anda veya adet gecikmesi olduğunda bir Kadın hastalıkları ve Doğum Uzmanına başvurarak hamile olup olmadığını öğrenmek,hamile ise gebeliğinin kaç haftalık olduğunu ultrasonografi ile kesinleştirmektir.</p>
<p>İkinci aşama olarak hekiminiz genel ve kadın hastalıkları açısından sağlık durumunuzu değerlendirilecek küretaja mani olacak herhangi bir sağlık sorununuz olup olmadığına bakacaktır.</p>
<p><strong>-Kimler küretaj yaptırabilir: Her kadın küretaj olabilir. Evli olup olmamak önemli değildir.</strong></p>
<p>Tıbbi zorunluluk varsa (anormal bebek veya gebelik annenin hayatını tehlikeye sokuyorsa gibi )gerekli kanuni dökümanlar hazırlanarak her aydaki bebek alınabilinir.</p>
<p>Eğer uygun konumda iseniz hekiminiz kullanılacak cerrahi teknik, anestezi,müdahalenin nerede yapılabileceği gibi sizin durumunuza uygun detayları açıklayacaktır.Risk ve masraflar gibi değerlendirilmesi gereken ilave etkenler,cerrah ile bu esnada tartışılmalıdır.</p>
<p>Kadın için gebeliğin sona erdirilmesindeki en önemli aşama duygusal kararlılıktır.Sosyal konumunuz, ekonomik koşullarınız,gelecek yaşantınız , partnerinizin pozisyonu ve fikride önemli rol oynamaktadır.Bu yüzden kararınızı bütün koşulları değerlendirerek kesin bir şekilde vermeniz daha sonraki ruhsal durumunuz için gereklidir.</p>
<p>Her yıl başarıyla binlerce küretaj yapılmaktadır.Buna rağmen sizin bu cerrahinin muhtemel riskleri hakkında bilgilendirilmiş olmanız gerekir.</p>
<p>İnfeksiyon ve parça kalması gibi ameliyat sonrası rizikolar nadirdir ve tedavi edilebilir.Bütün cerrahi ameliyatlar (cilt kesisi dikilmesi, diş çekilmesi, abse boşaltılması dahil ) bazı riskler içerir.Bu nedenle kararınızı kesinleştirmeden önce hekiminizle mutlaka görüşünüz. Komplikasyon riski, operasyon sonrası ve takiplerinizde doktorunuzun tavsiyelerine yakından uyarak azaltılabilir.</p>
<p>*Daha evvel gebe kalmamış bir kadının küretaj olması veya küretajın kaçıncı küretaj olduğu kadının daha sonra gebe kalmasını normal koşullar altında etkilemez.</p>
<p><strong>Cerrahi yöntem;</strong></p>
<p>Doktorunuzun önerileri ve sizinde isteğiniz doğrultusunda doktorunuzun ofisinde veya hastanede müdahaleniz yapılabilir.</p>
<p>Küretaj müdahaleleri genelde hastanın koşulları uygun ise genel anestezi ile bazen de lokal anestezi ile yapılır.</p>
<p>Eğer genel anestezi uygulandıysa tüm müdahale boyunca uyuyacak ve hiç bir şey hissetmeyeceksiniz ,tek hissedeceğiniz şey anestezi vermek için kolunuza yapılacak basit bir iğne olacaktır.</p>
<p>.Lokal anestezi uygulanacaksa gerekli hastalarda yatıştırıcı uygulayarak hastanın gerginliği azaltılır.Lokal anestezide rahim ağzı uyuşturulur hasta gebeliğin boşaltılması sırasında hafif bir karın ve kasık ağrısı duyabilir.</p>
<p>Gebeliğin sonlandırılmasında genelde uygulanan iki yöntem vardır.En sık kullanılanı vakum aspirasyonu ile gebeliğin emilerek boşaltılmasıdır.Daha nadir olarak kullanılanı ise küretaj kaşıkları ile kazıma yöntemidir.</p>
<p>Operasyon gebeliğin büyüklüğüne bağlı olarak yaklaşık 5 ila 10 dakika arasında sürmektedir.</p>
<p>Operasyon sonrası olabilecek ağrı ilaçla rahatlıkla kontrol edilebilir, zaten adet sancısı benzeri bir ağrınız olucaktır.Eğer genel anestezi aldıysanız operasyondan hemen sonra uyanırsınız,5 dakika sonrada uyku sersemliği kaybolur ve ayağa kalkarsınız ve yaklaşık yarım saat sonrada eve gidebilirsiniz.</p>
<p>Operasyon sonrası ikinci saatte kendinizi tamamen normal ve gündelik yaşantınıza &#8211; işinize dönebilecek hissedersiniz,ve bir-iki saat gündelik düzeninize -işinize dönebilirsiniz.</p>
<p>**Eğer kan gurubunuzdaki Rh faktörünüz NEGATİF ise ve partnerinizin kan gurubundaki Rh faktörü POZİTİF veya partnerinizin kan gurubunu bilmiyorsanızhekiminizin size yazacağı Anti-D iğnesini müdahaleden sonraki ilk 72 saat içinde yaptırmanız doğurmak istiyeceğiniz gebeliklerinizde oluşabilecek kan uyuşmazlığını engelliyecektir!</p>
<p>**Eğer tıbbi zorunluluk nedeniyle (düşük, cansız gebelik, anomalili bebek gibi nedenlerden) küretaj oluyorsanız,küretaj sırasında elde edilen materyali hekiminizden bir patoloğa göndermesini isteyiniz. Gelecek sonuç bir daha aynı şeyle karşılaşmanızı engellemeye yardımcı olabilir.</p>
<p><strong>KÜRETAJ SONRASI HASTA BİLGİ FORMU</strong></p>
<p>Sayın Hastamız; Kendi isteğinizle veya tıbbi nedenlerden dolayı onayınız ile gebeliğiniz sona erdirilmiş bulunmaktadır.</p>
<p><strong>Operasyon sonrası dikkat edilmesi gereken hususlar:</strong></p>
<p>-2 ila 3 gün süre ile adet kanaması tarzında kanamalarınız olucaktır.(Bu süre gebeliğin haftasına göre biraz artabilir veya azalabilir.),</p>
<p>Eğer kürtaj sonrası hemen kanamanız olmazsa bir hafta sonra gibi bir zaman sonra hafif bir ağrı ile yukarıda bahsedilen kanama olacaktır merak etmeyiniz.</p>
<p>-Bu süre içinde gene adet kanaması dönemindekine benzer karın ve kasık ağrılarınız olabilir, bu ağrılarınızı hafifletmek için her hangi bir ağrı kesiciyi kullanabilirsiniz.</p>
<p>-Bundan sonraki adet kanamanız yaklaşık 3 ila 6 hafta sonra olacaktır.Gebelik gibi özel bir durum oluşup sonlandığı için normal zamanında gelmeyebilir.</p>
<p>Bu süre içerisinde (yeniden adet kanaması görene kadar);</p>
<p>-Küvete, havuza, denize girmek yasaktır (operasyon günü dahil duş alabilirsiniz ,amaç vajene su ve bu gibi mikrop kapmayı sağlayabilecek şeylerin girmesini engellemektir).</p>
<p>-Deniz veya havuza girmeniz gerekirse (yaz mevsimi veya diğer nedenlerden dolayı) en erken küretajdan 10 gün sonra suya gireceğimiz sürece tampon kullanarak girebilirsiniz.Tamponu en fazla 30-40 dakika kullanınız ve sadece suya girerken kullanınız.!</p>
<p>Tampon kullanmak normalde yasaktır.</p>
<p>Cinsel ilişki 1 hafta kesinlikle yasaktır.( Daha sonra prezervatif kullanılarak ilişkiye girilebilinir.Bu sizi mikrop kapmaktan ve hamile kalmaktan koruyacaktır )</p>
<p>- Taze kanamanız ( burnunuz kanadığındaki veya parmağınız kesildiğindeki gibi ) olursa</p>
<p>- Ateşiniz çıkarsa bize haber veriniz. (l ütfen derece ile ölçüp bildiriniz )</p>
<p>-Müdahaleden sonra sıvı gıdalar ve içecekler hemen içilebilinir, bulantı olmazsa daha sonra normal beslenmeye geçilebilir.</p>
<p><strong>Kullanacağınız ilaçlar; </strong></p>
<p>-Antibiyotik. Sabah 1 adet ,Akşam 1 adet yutulacak(tok karına,5 gün süre ile)</p>
<p>-Gerekirse herhangi bir ağrı kesici kullanabilirsiniz</p>
<p>-Müdahaleden 1 hafta sonra kontrol randevusu alıp kontrole gelmeniz gerekmektedir.</p>
<p>-İstenmeyen bir gebelikle karşılaşmamak için doktorunuzdan size uygun doğum kontrolü yöntemini uygulamasını isteyiniz.</p>
<p>-Tekrar gebe kalmak isterseniz vücudunuzun eski fonksiyonlarına tamamen kavuşması için 2-3 aylık bir süre beklemeniz tavsiye edilir.</p>
<p>-Kendi sağlığınız açısından rutin jinekolojik kontrollerinizi yaptırmanız, her 6 ayda bir smear testinizi (Rahim ağzı kanseri için kontrol testi) yaptırmayı ihmal etmemeniz gerekmektedir.</p>
<p>Kaynak:Dr Cenk Kiper</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/kurtaj-hakkinda-hersey.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum Kontrolü Takvim Yöntemi</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/dogum-kontrolu-takvim-yontemi.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/dogum-kontrolu-takvim-yontemi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Jan 2010 21:03:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum Kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Sağlık örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[Hormonal denge]]></category>
		<category><![CDATA[Modern yöntem]]></category>
		<category><![CDATA[Takvim Yöntemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3359</guid>
		<description><![CDATA[






Bütün hesaplamalarda önemli olan adetin başladığı tarihtir.Adet bitiş tarihi hiç bir zaman dikkate alınmaz.
Dünya sağlık örgütü takvim yöntemini kadının adet dönemi süresince gebe kalma olasılığının yüksek olduğu günleri belirleme ve bu günlerde ilişkiden kaçınarak gebeliğin önlenmesidir.
Modern yöntemlerin yaygınlaşmasından önce çiftlerin %25&#8242;i bu yöntemi tercih ederken günümüzde bu oran % 5&#8242;e kadar düşmüştür.
Etki mekanizması nasıldır ?
Bu yöntem kadının hormonal dengesindeki değişikliklere bağlı olarak ortaya çıkan vücut ısısı artışı, akıntı miktar ve şeklindeki artış, yumurtlama esnasında kadının ağrı duyması, adet düzeni belirli bir süre izlendikten sonra yumurtlama gününün tahmin edilmesi ile spermin ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" width="160" align="right">
<tbody>
<tr>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Bütün hesaplamalarda önemli olan adetin başladığı tarihtir.Adet bitiş tarihi hiç bir zaman dikkate alınmaz.</p>
<p>Dünya sağlık örgütü takvim yöntemini kadının adet dönemi süresince gebe kalma olasılığının yüksek olduğu günleri belirleme ve bu günlerde ilişkiden kaçınarak gebeliğin önlenmesidir.<br />
Modern yöntemlerin yaygınlaşmasından önce çiftlerin %25&#8242;i bu yöntemi tercih ederken günümüzde bu oran % 5&#8242;e kadar düşmüştür.</p>
<p><a name="bm1"><strong>Etki mekanizması nasıldır ?</strong></a><br />
Bu yöntem kadının hormonal dengesindeki değişikliklere bağlı olarak ortaya çıkan vücut ısısı artışı, akıntı miktar ve şeklindeki artış, yumurtlama esnasında kadının ağrı duyması, adet düzeni belirli bir süre izlendikten sonra yumurtlama gününün tahmin edilmesi ile spermin dölleme yeteneğini koruma süresi de göz önüne alınarak cinsel ilişkiye ara vermek ya da ek bir korunma yöntemi uygulamak şeklindedir.</p>
<p><a name="bm2"><strong>Etkinliği ne kadardır ?</strong></a><br />
Bu yöntemin başarısızlık oranı oldukça yüksektir. Olağan çiftlerde başarısızlık %20&#8242;lere kadar çıkmaktadır.</p>
<p><a name="bm3"><strong>Nasıl uygulanır ?</strong></a><br />
1. Adet dönemlerinin uzunluğu en az 8 ay süreyle kaydedilmelidir.<br />
2. En uzun dönemden 11 gün çıkartın<br />
3. En kısa dönemden 18 gün çıkartın<br />
4. Bu dönemlerde ya ilişkide bulunmayın ya da bir korunma yöntemi uygulayın.</p>
<p>Bir dönemin uzunluğu adet kanamasının ilk gününden bir sonraki adet döneminin ilk gününe kadar olan süredir.</p>
<p><strong>ÖRNEK:</strong> En kısa adet dönemi 28 gün, en uzun dönemi 30 gün olan bir kadında;</p>
<p><strong>en kısa dönem &#8211; 18 28 -18 = 10</strong></p>
<p><strong>en uzun dönem &#8211; 11 30 -11 = 19 </strong></p>
<p>gebe kalması açısından tehlikeli olan dönem adetin 10-19 günleri arasıdır.</p>
<p>Bu günleri hesaplamada aşağıdaki tablo kulanılabilir.</p>
<table border="1" bgcolor="#c2d7eb" background="http://kadin.hastaliklari.com/resimler/back.gif">
<tbody>
<tr>
<td width="80" bgcolor="#ffddbb"><strong>En kısa dönem gün sayısı</strong></td>
<td width="104" bgcolor="#ffddbb"><strong>İlk tehlikeli gün</strong></td>
<td width="103" bgcolor="#ffddbb"><strong>En uzun dönem gün sayısı</strong></td>
<td width="114" bgcolor="#ffddbb"><strong>Son tehlikeli gün</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>21 </strong></td>
<td width="104"><strong>3 </strong></td>
<td width="103"><strong>21 </strong></td>
<td width="114"><strong>10 </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>22 </strong></td>
<td width="104"><strong>4 </strong></td>
<td width="103"><strong>22 </strong></td>
<td width="114"><strong>11 </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>23 </strong></td>
<td width="104"><strong>5 </strong></td>
<td width="103"><strong>23 </strong></td>
<td width="114"><strong>12 </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>24 </strong></td>
<td width="104"><strong>6 </strong></td>
<td width="103"><strong>24 </strong></td>
<td width="114"><strong>13 </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>25 </strong></td>
<td width="104"><strong>7 </strong></td>
<td width="103"><strong>25 </strong></td>
<td width="114"><strong>14 </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>26 </strong></td>
<td width="104"><strong>8 </strong></td>
<td width="103"><strong>26 </strong></td>
<td width="114"><strong>15 </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>27 </strong></td>
<td width="104"><strong>9 </strong></td>
<td width="103"><strong>27 </strong></td>
<td width="114"><strong>16 </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>28 </strong></td>
<td width="104"><strong>10 </strong></td>
<td width="103"><strong>28 </strong></td>
<td width="114"><strong>17 </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>29 </strong></td>
<td width="104"><strong>11 </strong></td>
<td width="103"><strong>29 </strong></td>
<td width="114"><strong>18 </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>30 </strong></td>
<td width="104"><strong>12 </strong></td>
<td width="103"><strong>30 </strong></td>
<td width="114"><strong>19 </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>31 </strong></td>
<td width="104"><strong>13 </strong></td>
<td width="103"><strong>31 </strong></td>
<td width="114"><strong>20 </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>32 </strong></td>
<td width="104"><strong>14 </strong></td>
<td width="103"><strong>32 </strong></td>
<td width="114"><strong>21 </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>33 </strong></td>
<td width="104"><strong>15 </strong></td>
<td width="103"><strong>33 </strong></td>
<td width="114"><strong>22 </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>34 </strong></td>
<td width="104"><strong>16 </strong></td>
<td width="103"><strong>34 </strong></td>
<td width="114"><strong>23 </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>35 </strong></td>
<td width="104"><strong>17 </strong></td>
<td width="103"><strong>35 </strong></td>
<td width="114"><strong>24 </strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Adet dönemlerinin uzunluğu çok değişkense ya da kişi düzensiz adet görüyorsa bu yöntem uygun değildir ve mutlaka hekim kontrolü gereklidir.</p>
<p>Yumurtlama anı ayrıca, kadının hergün sabah kalktığında herhangi bir fiziksel aktivitede bulunmadan önce vücut sıcaklığını ölçmesi ya da her gün vajindan gelen akıntının kıvam ve miktarını değerlendirmesiyle de saptanabilir.</p>
<p>Kaynak:Dr Alper Mumcu</p>
<p>Hazırlayan :Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/dogum-kontrolu-takvim-yontemi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı Gebelik İçin gerekli sağlık taramaları</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/saglikli-gebelik-icin-gerekli-saglik-taramalari.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/saglikli-gebelik-icin-gerekli-saglik-taramalari.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 14:27:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Doktor]]></category>
		<category><![CDATA[Doktor kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı gebelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3141</guid>
		<description><![CDATA[Uzmanlar, Anneler Günü vesilesiyle anneleri düzenli sağlık kontrolleri konusunda uyarıyor. Unutmayın, rutin doktor randevularına gitmemek, hastalıkları en iyileştirilebilir dönemlerinde yakalama fırsatını kaçırmak anlamına gelebilir.
Anneler öncelikle kendi sağlıklarını kontrol ederek daha sağlıklı çocuklar yetiştirebilirler.Sağlıksız bir annekendi hastalığını çocuğuna bulaştırabileceği gibi bu olmasa bile psikolojik olarak çocuğu rahatsız edebilir.
Anneler çoğu zaman kendi sağlığını ailesinin ihtiyaçlarının arkasında tutar. Çocuklarının ve eşinin sağlığı her zaman kendi sağlığından önce gelir. Ancak bir anne çocuklarının geleceği için, öncelikle kendi sağlığını güvence altına almalıdır. Düzenli sağlık kontrolleriyle hastalıklardan korunmalıdır ki; çocuklarına sağlıklı bir anne olabilsin.
Anadolu Sağlık Merkezi’nden ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h5>Uzmanlar, Anneler Günü vesilesiyle anneleri düzenli sağlık kontrolleri konusunda uyarıyor. Unutmayın, rutin doktor randevularına gitmemek, hastalıkları en iyileştirilebilir dönemlerinde yakalama fırsatını kaçırmak anlamına gelebilir.</h5>
<p>Anneler öncelikle kendi sağlıklarını kontrol ederek daha sağlıklı çocuklar yetiştirebilirler.Sağlıksız bir annekendi hastalığını çocuğuna bulaştırabileceği gibi bu olmasa bile psikolojik olarak çocuğu rahatsız edebilir.</p>
<p><span>Anneler çoğu zaman kendi sağlığını ailesinin ihtiyaçlarının arkasında tutar. Çocuklarının ve eşinin sağlığı her zaman kendi sağlığından önce gelir. Ancak bir anne çocuklarının geleceği için, öncelikle kendi sağlığını güvence altına almalıdır. Düzenli sağlık kontrolleriyle hastalıklardan korunmalıdır ki; çocuklarına sağlıklı bir anne olabilsin.</span></p>
<p>Anadolu Sağlık Merkezi’nden Dahiliye Uzmanı Dr. Erdoğan Selçuk Şeber, geleceğin sağlıklı anneleri için düzenli kontrollerin önemini anlattı.</p>
<p>21 Yaşından İtibaren Kontrollere Başlanmalı!</p>
<p><strong>Kimler Hangi Düzenli Kontrolleri Yaptırmalı?</strong><br />
21 yaşından büyük tüm kadınlar senede bir defa düzenli sağlık kontrolü yaptırmalıdır. Bu yıllık görüşme esnasında mutlaka,</p>
<p><img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> Boy, kilo ve kan basıncı ölçümleri alınmalıdır.<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> Bir sağlık profosyoneli tarafından meme dokusunda kitle veya anormallikleri saptama amacıyla klinik meme muayenesi yapılmalıdır.<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> Klinik meme muayenesi 20 &#8211; 39 yaş arası kadınlarda her üç senede bir<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> 40 yaş üzeri kadınlarda senede bir defa yaptırılmalıdır.<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> Üreme sağlığını değerlendirme amacıyla jinekolojik muayene yaptırılmalıdır.<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> Jinekolojik muayene Pap testini de içermelidir.<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> 40 yaşından sonra senede bir defa mammografi yaptırmaları gerekir.<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> Tüm kadınlar menopoz dönemine girdiklerinde rahim kanseri için risk faktörleri ve belirtileri konularında bilgi edinmeli ve tüm beklenmeyen kanamaları doktorlarına iletmelidirler.<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> Akrabalarında kalıtımsal kalın bağırsak kanseri olan kadınlarda 35 yaşından itibaren yıllık tarama ve biyopsi yapılmalıdır.<strong>Kadınlarda En Sık Rastlanan Rahatsızlıklar Neler?</strong><br />
Kadınlarda ölüme neden rahatsızlıkların başında kalp hastalıkları gelmektedir. İstatistiksel veriler kalp damar rahatsızlıklarının görülme sıklığının kadınlarda her geçen yıl erkeklerde görülme sıklığına daha çok yaklaştığını göstermekte.</p>
<p>İkinci sırada ise kanserlerler yer alıyor. Kadınlarda ölüme sebebiyet veren kanserlerden en sık görülenleri meme, kalın barsak ve akciğer kanseridir. Deri kanserleri sıklığında da son yıllarda hızlı bir artış gözlenmektedir. Hemen bir sonraki sırada ise, artık neredeyse bir salgın boyutuna gelmekte olan diyabet yer almaktadır.</p>
<p><strong>Sağlık Kontrollerinin İçerikleri Yaştan Yaşa Farklılık Gösterir mi?</strong><br />
20 yaşından itibaren tüm kadınlar rutin muayene sırasında doktor tarafından kalp damar hastalıkları yönünden ailede kalp hastalığı öyküsü, sigara içme alışkanlığı, sağlıksız beslenme ve fiziksek aktivite sıklığı gibi risk faktörlerinin varlığı değerlendirilmelidir. Yüksek kolesterol ve diyabet riskine göre açlık kolesterol , HDL kolesterol ve açlık kan şekeri düzeyi bakılmalıdır. Eğer risk faktörleri mevcutsa bu testler her 2 senede bir yaptırılmalı eğer mevcut değilse her 3 senede bir yaptırılmalıdır</p>
<p>40 yaşından itibaren her 5 senede bir kalp damar hastalığına yakalanma için risk değerlendirilmesi yapılmalıdır. Bu tarama eğer birden fazla risk faktörü (düşük HDL düzeyi, ailede erken kalp hastalığına yakalanma öyküsü (65 yaşından önce erken menopoz, şeker yüksekliği vb) varsa daha sık yaptırılmalıdır.</p>
<p>50 yaşından sonra tüm kadınlarda tiroid hastalıkları için TSH düzeyine bir kez bakılmalıdır</p>
<p><strong>Uyulması Gereken Bir Aşı Takvimi Var mıdır?</strong><br />
Genel kadın sağlığı muayenesinin yanında kadınlar doktorlarıyla yaşa uygun aşılanma takvimi konusunda görüş alışverişinde bulunabilirler. Çocuk doğurma çağındaki kadınların çoğu, grip, hepatit Ave B, kızamık kabakulak ve kızamıkçık hastalıklarından koruyucu aşılar için uygun aday konumundadırlar. 55 yaşın üstündeki tüm kadınlar zatüreeden korunmak için pneumoni aşısı ve 60 yaşın üstündeki tüm kadınlar zonadan korunmak için su çiçeği aşısı yaptırabilirler. Tüm kadınlar her 10 yılda bir tetanoz &#8211; difteri-boğmaca aşısı olmalıdır.</p>
<p>Kaynak:ntvmsbc</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/saglikli-gebelik-icin-gerekli-saglik-taramalari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kürtaj Yasağı İnternetle Çocuk Düşürtüyor</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/kurtaj-yasagi-internetle-cocuk-dusurtuyor.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/kurtaj-yasagi-internetle-cocuk-dusurtuyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 14:23:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk düşürmek]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[kürtaj]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtaj yasağı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3139</guid>
		<description><![CDATA[Kürtajın yasak olduğu ülkelerde,kadınlar internetten aldığı ne olduğunu bile bilmediği ilaçlarla çocuk düşürmeye yelteniyorlar.
İngiliz haber kuruluşu BBC’nin haberinde, 70’i aşkın ülkede kadınların, çocuk düşürmek için kullanılan ilaçları, öncelikle ‘Women on Web’ internet sitesini kullanarak temin ettiği ve bu sitenin, tehlikeli düşükle ilgili sorunların giderilmesine yardımcı olabileceğini savunduğu bildirildi.
İngiliz Doğumbilim ve Jinekoloji dergisi, internetten bu amaçla alışveriş eden 400’den fazla kadının yaklaşık yüzde 11’inin, bu ilaçları aldıktan sonra ilaçların düşüğü tam anlamıyla yapamaması veya aşırı kanama yüzünden cerrahi müdahaleye ihtiyaç duymuş olduğunun görüldüğünü açıkladı.
Women on Web kullanıcılarıyla yapılan araştırma, bu ilaçların ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h5>Kürtajın yasak olduğu ülkelerde,kadınlar internetten aldığı ne olduğunu bile bilmediği ilaçlarla çocuk düşürmeye yelteniyorlar.</h5>
<p><span>İngiliz haber kuruluşu BBC’nin haberinde, 70’i aşkın ülkede kadınların, çocuk düşürmek için kullanılan ilaçları, öncelikle ‘Women on Web’ internet sitesini kullanarak temin ettiği ve bu sitenin, tehlikeli düşükle ilgili sorunların giderilmesine yardımcı olabileceğini savunduğu bildirildi.</span></p>
<p>İngiliz Doğumbilim ve Jinekoloji dergisi, internetten bu amaçla alışveriş eden 400’den fazla kadının yaklaşık yüzde 11’inin, bu ilaçları aldıktan sonra ilaçların düşüğü tam anlamıyla yapamaması veya aşırı kanama yüzünden cerrahi müdahaleye ihtiyaç duymuş olduğunun görüldüğünü açıkladı.</p>
<p>Women on Web kullanıcılarıyla yapılan araştırma, bu ilaçların siparişini veren kadınların yüzde 8’inin ilaçları kullanmadığını ortaya koydu. Anket yapılan yaklaşık 200 kadının yüzde 58’i, bu yolla düşük yaptığı için minnet duyarken, yüzde 31’inin gerilim yaşadığı, ancak deneyimi kabul edilebilir bulduğu görüldü.</p>
<p>Kürtaj karşıtları bu tür internet sitelerinin varlığını, “gerçekten çok endişe verici” bulurken, Women on Web sitesi, bu ilaçları kürtajın katı bir biçimde kısıtlandığı ve 9 haftadan daha az süredir hamile olduğunu açıklayan kadınlara satıyor.</p>
<p>Siteyi Tayland’da, gebeliğinin kendi yaşamını tehdit ettiğini öğrendiğinde kullanan Amerikalı bir kadın, üzerinde doktorun imzası bulunan, tüm belgeleri tam olan ve düzgün bir biçimde paketlenen ilaçların gümrükten geçerek eline ulaştığını belirterek, bunları kullandığında gebeliğin üç ya da dördücü haftasında olduğunu ve düşüğü kolay atlattığını söyledi.</p>
<p>Kuzey İrlanda Aile Planlama Derneğinin başkanı Audrey Simpson da, bu internet sitesinin çok yardımcı ve saygın olduğunu belirtti, ancak kendilerinin yasalar çerçevesinde hareket etmek zorunda olduklarını, Kuzey İrlandalı kadınların dolandırıcılık yapan sitelere erişmesinden endişe ettiklerini belirtti.</p>
<p>Kaynak:ntvmsnbc</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/kurtaj-yasagi-internetle-cocuk-dusurtuyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelik Bildirgesi</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/gebelik-bildirgesi.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/gebelik-bildirgesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 14:17:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Bildirge]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik bildirgesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınların güçlendirilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Önce Kadınlar ve Çocuklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3137</guid>
		<description><![CDATA[“Önce Kadınlar ve Çocuklar” adlı bildirge, BM genel kurulu başkanına sunuldu. Bildirgede kadınların güçlendirilmesi, çocuk ölüm oranlarının azaltılması ve anne sağlığının iyileştirilmesine yönelik maddeler bulunuyor.
Savaşla mücadele ediliyor olmasa bile dünyada anne-çocuk ölümleri hala çok fazla.Bunun önüne geçmenin yollarını arayan uzmanlar bir kaç madde yayınladı.
Uluslararası Gebelik Bilimi Akademisi (IAPM) tarafından hazırlanan anne-çocuk sağlığının geliştirilmesi konusundaki, “Önce Kadınlar ve Çocuklar” adlı bildirge, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu Başkanı Srgjan Kerim’e sunuldu. Törende konuşan Kerim, dünya genelinde kadın ve çocukların sağlık hizmetleri alabilmelerinin BM Genel Kurulu’nun önceliklerinden biri olduğunu belirterek, bu önceliğin, Binyıl ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h5>“Önce Kadınlar ve Çocuklar” adlı bildirge, BM genel kurulu başkanına sunuldu. Bildirgede kadınların güçlendirilmesi, çocuk ölüm oranlarının azaltılması ve anne sağlığının iyileştirilmesine yönelik maddeler bulunuyor.</h5>
<p>Savaşla mücadele ediliyor olmasa bile dünyada anne-çocuk ölümleri hala çok fazla.Bunun önüne geçmenin yollarını arayan uzmanlar bir kaç madde yayınladı.</p>
<p><span>Uluslararası Gebelik Bilimi Akademisi (IAPM) tarafından hazırlanan anne-çocuk sağlığının geliştirilmesi konusundaki, “Önce Kadınlar ve Çocuklar” adlı bildirge, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu Başkanı Srgjan Kerim’e sunuldu. Törende konuşan Kerim, dünya genelinde kadın ve çocukların sağlık hizmetleri alabilmelerinin BM Genel Kurulu’nun önceliklerinden biri olduğunu belirterek, bu önceliğin, Binyıl Kalkınma Hedefleri’ni onaylayan dünya liderlerince de desteklendiğini kaydetti.</span></p>
<p>2015 yılında varılması öngörülen hedefler içinde, cinsiyet eşitliğinin teşvik edilmesi ve kadınların güçlendirilmesi, çocuk ölüm oranlarının azaltılması ve anne sağlığının iyileştirilmesinin ön sıralarda bulunduğunu hatırlatan Kerim, hedeflerin birbirinden bağımsız düşünülemeyeceğine ve tek tek başarılamayacağına dikkat çekti.</p>
<p>Bildirinin altında imzası olan doktorlardan Prof. Dr. Neşe Kavak ise, törenin ardından kendisine yöneltilen soruları yanıtladı. Dünyanın önde gelen doktorlarının hazırladığı deklarasyonda kadın haklarıyla, dünyada yenidoğan ve anne ölümlerinin azaltılması konularının ele alındığını belirten Kavak, bebek ve anne ölümlerinin azalmasının bir ülkenin gelişmişlik parametrelerinden biri olduğunu söyledi.</p>
<p>Türkiye’de, son yıllarda bu konuda çok iyi çalışmalar olduğunu ifade eden Kavak, bu sayede gebeliğe bağlı komplikasyonlar sonucu olan anne ölüm oranlarının, binde 1’den binde 0.28’lere indirilmiş olduğunu da belirtti.</p>
<p>Kaynak:ntvmsnbc</p>
<p>Hazırlayan: Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/gebelik-bildirgesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Huzursuz Bacak Sendromu Gebelikte Risk Oluşturuyor</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/huzursuz-bacak-sendromu-gebelikte-risk-olusturuyor.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/huzursuz-bacak-sendromu-gebelikte-risk-olusturuyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 14:12:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[anemi]]></category>
		<category><![CDATA[Demir eksikliği anemisi]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Huzursuz bacak sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[Sendrom]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3135</guid>
		<description><![CDATA[Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı tarafından yapılan bir araştırmada, Türkiye’de tüm popülasyonlarda yüzde 3 oranında görülen huzursuz bacaklar sendromunun, hamilelerin yüzde 10’unu etkilediği ortaya çıktı.
Huzursuz bacak sendromu,düzgün uyku uyutmayan,bacaklarınızda sürekli rahatsızlık hissettiğiniz bir durumdur.Kalkıp bir kaç adım yürümekle bu rahatızlık hissi geçebilir.Fakat uyku düzenine en çok dikkat edilmesi gereken hamilelik döneminde bu bir sorun olabilir.
Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Aksu, genetik geçişli bir hastalık olan huzusuz bacaklar sendromunun anne adaylarında gebelik sonrasında da devam ettiğini ve demir eksikliği anemisine bağlı olarak da ortaya ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h5>Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı tarafından yapılan bir araştırmada, Türkiye’de tüm popülasyonlarda yüzde 3 oranında görülen huzursuz bacaklar sendromunun, hamilelerin yüzde 10’unu etkilediği ortaya çıktı.</h5>
<p>Huzursuz bacak sendromu,düzgün uyku uyutmayan,bacaklarınızda sürekli rahatsızlık hissettiğiniz bir durumdur.Kalkıp bir kaç adım yürümekle bu rahatızlık hissi geçebilir.Fakat uyku düzenine en çok dikkat edilmesi gereken hamilelik döneminde bu bir sorun olabilir.</p>
<p><span>Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Aksu, genetik geçişli bir hastalık olan huzusuz bacaklar sendromunun anne adaylarında gebelik sonrasında da devam ettiğini ve demir eksikliği anemisine bağlı olarak da ortaya çıkabildiğini söyledi.</span></p>
<p>Üyesi bulundukları Avrupa Huzursuz Bacaklar Sendromu Çalışma Grubunun yaptığı bir araştırmada hastalığa neden olan en az 6 gen dokusu tespit edildiğini vurgulayan Prof. Dr. Aksu, beyinde “A 11” denilen bir bölgenin lezyonunun ya da bozukluğunun hastalığa neden olabileceğinin belirlendiğini kaydetti.</p>
<p>Aksu, bu nedenle huzursuz bacaklar sendromunun santral sinir sisteminin bir hastalığı olarak nitelenebileceğini belirterek, Türkiye’de görülme oranın tüm popülasyonlarda yüzde 3 olduğunu anlattı.</p>
<p>Yaptıkları bir araştırmada gebelerin yüzde 10’unda bu hastalığa rastlandığını ifade eden Aksu, şu bilgileri verdi:<br />
“Toplam 983 gebe ile yüz yüze görüşüldü ve muayeneleri yapıldı. Bunlardan 781’i gebeliği sırasında demir kullanıyor, ancak 192’si demir kullanmıyor. 880’in de huzursuz bacaklar sendromu yok, ama 103 tanesinde bu hastalık mevcut. Hastalığın görülme nedeni ise hamilelik sırasında santral sinir sisteminde meydana gelen birtakım değişiklikler. Biz burada demir eksikliğini düşünmüştük, ama gebelerde demir eksikliğinden bağımsız şekilde daha sık olarak görülüyor. Bu dönemde gebelere demir versek bile hastalık daha sık olarak ortaya çıkıyor.”</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong>SENDROMUN GENETİKLE GEÇİŞ ORANI YÜZDE 50</strong></span><br />
Prof. Dr. Murat Aksu, gebelerin tedavisinde çok düşük dozda ilaçlar kullanıldığını bu nedenle hiçbir olumsuz etki görülmediğini anlattı.</p>
<p>İlaç tedavisinin yanında akşam saatlerinde yürüyüş yapılması, uyku hijyenine dikkat edilmesi gibi pratik önerilerde de bulunduklarını vurgulayan Aksu, şöyle devam etti:<br />
“Bu sayede anne adaylarının gebeliklerini daha rahat biçimde geçirmelerini sağlıyoruz. Bunlardan bazılarında aslında çok önemli bir kısmında gebelik sonrasında da hastalık devam ediyor. Huzursuz bacaklar sendromu eğer demir eksikliği anemisine bağlıysa bunu düzelttiğimiz zaman tedavi kesin olarak gerçekleşiyor. Ancak genetik faktörlere bağlıysa, hastalığın kökünü yani gendeki değişikliği tedavi edemediğimiz için bu hastalar çok uzun süre belki hayat boyu ilaç kullanmak zorunda kalabilirler. Eğer ailedeki bireylerden birinde bu hastalık var ise yüzde 50’nin üzerinde bir olasılıkla ailenin diğer bireylerinde de bu hastalık görülür, ama 50 yaşından sonra görülür. Genetik olarak geçmiştir, hasta bunu ancak 50 yaşına geldiğinde fark eder.”</p>
<p>Kaynak:ntvmsnbc</p>
<p>Hazırlayan: Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/huzursuz-bacak-sendromu-gebelikte-risk-olusturuyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şeker Hastalığı Gebelikte Risk Oluşturuyor</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/seker-hastaligi-gebelikte-risk-olusturuyor.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/seker-hastaligi-gebelikte-risk-olusturuyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 11:19:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Kalıcı diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[Kalıcı diyabet riski]]></category>
		<category><![CDATA[Riskli gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Riskli hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Şeker hastalığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3122</guid>
		<description><![CDATA[Şeker hastalığı,anne ve bebekte kalıcı diyabete neden olabiliyor.Bunun yanı sıra erken doğuma ve bebekte aşırı kiloya sebebiyet veriyor.
Türkiye Maternal Fetal Tıp ve Perinatoloji Derneği’nin Antalya’da düzenlediği 6. Ulusal Kongresi için Türkiye’ye gelen ABD’nin Northwestern Üniversitesinden Prof. Dr. Boyd Metzger, dünyada gebelikte görülen kan şekeriyle ilgili çok merkezli yapılan Hyperglycemia &#38; Adverse Pregnancy Outcome (HAPO) araştırmasının sonuçlarını Türk meslektaşlarıyla paylaştı.
Prof. Dr. Metzger, gebelikteki kan şekeri seviyesinin anneye etkisinin araştırıldığı çok merkezli araştırmaya, çeşitli ülkelerdeki 5 etnik ırktan 25 bin kadının katıldığını söyledi. Araştırmaya göre kadınlarda diyabetin en çok Hindistan ve Pakistan’da ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h5>Şeker hastalığı,anne ve bebekte kalıcı diyabete neden olabiliyor.Bunun yanı sıra erken doğuma ve bebekte aşırı kiloya sebebiyet veriyor.</h5>
<p><span>Türkiye Maternal Fetal Tıp ve Perinatoloji Derneği’nin Antalya’da düzenlediği 6. Ulusal Kongresi için Türkiye’ye gelen ABD’nin Northwestern Üniversitesinden Prof. Dr. Boyd Metzger, dünyada gebelikte görülen kan şekeriyle ilgili çok merkezli yapılan Hyperglycemia &amp; Adverse Pregnancy Outcome (HAPO) araştırmasının sonuçlarını Türk meslektaşlarıyla paylaştı.</span></p>
<p>Prof. Dr. Metzger, gebelikteki kan şekeri seviyesinin anneye etkisinin araştırıldığı çok merkezli araştırmaya, çeşitli ülkelerdeki 5 etnik ırktan 25 bin kadının katıldığını söyledi. Araştırmaya göre kadınlarda diyabetin en çok Hindistan ve Pakistan’da görüldüğünü belirten Prof. Dr. Metzger, Çin, Japonya ve Kore’de ise gebelikteki şeker hastalığının diğer ülkelere göre daha yaygın olduğunu kaydetti.</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong> GEBELİĞE VE ANNEYE ETKİSİ</strong></span><br />
Gebe kadınlarda insülin direncinin arttığını ve bunun kalıtsal fonksiyon bozukluklarının ortaya çıkmasına yardımcı olduğunu bildiren Prof. Dr. Metzger, “Gebeliği, şeker hastalığı için yapılmış bir stres testi olarak görmek mümkündür” dedi.</p>
<p>Annedeki kan şekeri seviyesi ile gebelik olumsuzlukları arasında bir ilişki olduğunu ifade eden Prof. Dr. Metzger, gebelikteki kan şekerinin, hamilelikle bağlantılı riskleri doğrudan artırdığını vurguladı.</p>
<p>Prof. Dr. Metzger, gebelikte şeker hastalığının erken doğum riskini ve sezaryenle doğum yapma zorunluluğunu ve doğumdan sonra diyabet geliştirme riskini artırdığını, Chicago’da gebelik sonrası diyabet geliştiren kadınların hemen yarısının 40 yaşın altında olduğunu söyledi.</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong> “BEBEKTE AŞIRI KİLOLARA NEDEN OLUYOR”</strong></span><br />
Gebelikte şeker hastalığının bebekleri de olumsuz etkilediğini belirten Prof. Dr. Metzger, “Anne karnında yüksek kan şekerine maruz kalan bebekte, hem obezite hem de ileri yaşta diyabet gelişimi riski artış göstermektedir. Gebelikteki şeker hastalığı, bebeklerin aşırı kilolu ve yağlı doğmalarına neden oluyor” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Metzger, bu bebeklerin kan şekerlerinin doğumda düşük seviyeye indiğini ve bu nedenle diğer bebeklere göre daha çok özel bakım ünitelerinde tedavi gördüklerini kaydetti.</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong> TEK TİP TEDAVİYE DOĞRU</strong></span><br />
Araştırmanın çok sayıda ülkede binlerce kadın üzerinde yapıldığına dikkati çeken Prof. Dr. Metzger, gebelikteki şeker hastalığının, gebeliğe ve anneye olumsuz etkisi üzerinde ırklar arasında da farklılık saptanmadığını söyledi.</p>
<p>Gebelikteki şeker hastalığının kadınlar üzerindeki risklerinin tüm dünyada aynı olduğunu bildiren Prof. Dr. Metzger, şöyle devam etti:<br />
“Bu nedenle gebelikteki şeker hastalığının hem tanısı, hem tedavisi için dünya çapında tek tip yaklaşım benimsenebilirse kuşaktan kuşağa aktarılan şeker hastalığının giderek artan döngüsünü kırmak mümkün olacaktır. Bu araştırma tüm etnik ırk gruplarında aynı sonuçları verdiği için, konuya yönelik ortak yaklaşımın benimseneceğini gösterdi.”</p>
<p>Prof. Dr. Metzger, gebelikte şeker hastalığının beslenme şeklindeki değişikliklerle tedavi edilebildiğini, bazı hastalarda ise ilaç ve insülin tedavisine ihtiyaç olabildiğini belirtti.</p>
<p>Kaynak:ntvmsnbc</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/seker-hastaligi-gebelikte-risk-olusturuyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yumurtalık Nakli ve Gebelik</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/yumurtalik-nakli-ve-gebelik.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/yumurtalik-nakli-ve-gebelik.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 11:14:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[anne adayı]]></category>
		<category><![CDATA[annelik]]></category>
		<category><![CDATA[dogum]]></category>
		<category><![CDATA[gebe kalmak]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Yumurtalık nakli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3120</guid>
		<description><![CDATA[İngiltere’de tıp tarihi açısından bir ilkin gerçekleştiği ve yumurtalık nakli yapılan bir kadının önümüzdeki günlerde anne olmaya hazırlandığı belirtildi.
Artık gelişen teknolojinin etkisiyle anne olmak kolaylaşıyor.Doğuştan kısır bile olsanız yumurtalık nakli ile anne olmanız mümkün.
15 yaşında geçirdiği rahatsızlık sonucu erken menopoza girerek kısırlaşan 38 yaşındaki kadına, geçen yıl ikiz kız kardeşinin bir yumurtalığı nakledildi. Londra’da yaşayan kadının yumurtalık naklinin ardından hamile kaldığı ve önümüzdeki günlerde anne olmasının beklendiği açıklandı.
Bebeğin dünyaya gelmesiyle yöntemin başarısı kanıtlanacak ve bu da erken menopoza giren 100 bini aşkın İngiliz kadının yanı sıra kanseri yenmek için kemoterapi ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h5>İngiltere’de tıp tarihi açısından bir ilkin gerçekleştiği ve yumurtalık nakli yapılan bir kadının önümüzdeki günlerde anne olmaya hazırlandığı belirtildi.</h5>
<p>Artık gelişen teknolojinin etkisiyle anne olmak kolaylaşıyor.Doğuştan kısır bile olsanız yumurtalık nakli ile anne olmanız mümkün.</p>
<p><span>15 yaşında geçirdiği rahatsızlık sonucu erken menopoza girerek kısırlaşan 38 yaşındaki kadına, geçen yıl ikiz kız kardeşinin bir yumurtalığı nakledildi. Londra’da yaşayan kadının yumurtalık naklinin ardından hamile kaldığı ve önümüzdeki günlerde anne olmasının beklendiği açıklandı.</span></p>
<p>Bebeğin dünyaya gelmesiyle yöntemin başarısı kanıtlanacak ve bu da erken menopoza giren 100 bini aşkın İngiliz kadının yanı sıra kanseri yenmek için kemoterapi ve radyoterapi gören kadınlara umut olacak. Kanserli kadınların yumurtalıklarını kemoterapi ya da radyoterapiye başlamadan önce dondurtabileceği ve daha sonra bunların yeniden kendilerine nakledilmesiyle hamile kalabilecekleri kaydediliyor.</p>
<p>Uzmanlar, bu yöntemin kadına sadece doğal yollarla hamile kalma şansı tanımakla kalmayıp, erken menopoza giren kadınların vücudundaki hormon seviyelerinin de yeniden normale dönmesine yardımcı olacağını belirtiyor.</p>
<p>Yumurtalık nakli yapılan Londralı anne adayının 22 yıldan sonra yeniden adet görmeye başlaması, hamile kalması ve vücudunda etkileri görülmeye başlayan osteoporosis adlı kemik hastalığında da gerileme görülmesinin tümüyle yumurtalık nakli ve hormon seviyelerinin yeniden düzelmesiyle mümkün olabildiğine dair uzman görüşlerine de yer verdi.</p>
<p>Kaynak:ntvmsnbc</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/yumurtalik-nakli-ve-gebelik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebek Tamam da ya Doğum Sancıları</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/bebek-tamam-da-ya-dogum-sancilari.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/bebek-tamam-da-ya-dogum-sancilari.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 11:06:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Aneljezi]]></category>
		<category><![CDATA[Aneljezik]]></category>
		<category><![CDATA[Anestezi]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[dogum]]></category>
		<category><![CDATA[doğum sancısı]]></category>
		<category><![CDATA[Epidural anestezi]]></category>
		<category><![CDATA[normal dogum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3118</guid>
		<description><![CDATA[Her kadının doğumda duyacağı sancı farklıdır.Bu sizin ağrı eşiğinize,bebeğin pozisyonuna,rahmin nasıl kasıldığına,daha önce doğup yapıp yapmadığınıza  bağlıdır.
Analjezi tamamen ya da kısmen ağrı duymamanın; anestezi ise bölgesel olarak sinir yollarının daha kuvvetli bloke edilerek ağrı duymamanın yanı sıra kasların gevşemesinin veya hareketsizliğinin sağlanması olarak tanımlanır. Hangi tip yöntemin uygulanacağını, sizin isteğiniz kadar tıbbi durumunuz ve doğum ve anestezi doktorlarınızın seçimi de belirler&#8230;
VKV Amerikan Hastanesi Ağrı Kliniği’nden Doç. Dr. Ömür Erçelen’in konu ile ilgili görüşleri:
Doğum 
Doğum üç evreden oluşur. Birinci evre, ağrılı kasılmaların başlamasından rahim ağzının tamamen açılmasına kadar sürer. İkinci evre ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h5>Her kadının doğumda duyacağı sancı farklıdır.Bu sizin ağrı eşiğinize,bebeğin pozisyonuna,rahmin nasıl kasıldığına,daha önce doğup yapıp yapmadığınıza  bağlıdır.</h5>
<p><span>Analjezi tamamen ya da kısmen ağrı duymamanın; anestezi ise bölgesel olarak sinir yollarının daha kuvvetli bloke edilerek ağrı duymamanın yanı sıra kasların gevşemesinin veya hareketsizliğinin sağlanması olarak tanımlanır. Hangi tip yöntemin uygulanacağını, sizin isteğiniz kadar tıbbi durumunuz ve doğum ve anestezi doktorlarınızın seçimi de belirler&#8230;</span></p>
<p>VKV Amerikan Hastanesi Ağrı Kliniği’nden Doç. Dr. Ömür Erçelen’in konu ile ilgili görüşleri:<br />
<strong>Doğum </strong><br />
Doğum üç evreden oluşur. Birinci evre, ağrılı kasılmaların başlamasından rahim ağzının tamamen açılmasına kadar sürer. İkinci evre ise, rahim ağzının tam açılmasından başlar ve bebeğin doğmasıyla sona erer. Üçüncü evre, plasentanın atılmasıyla biter. Tüm bu evreler süresince anne adaylarının ağrılarının kontrol edilmesi gerekir. Bu, iki şekilde yapılır:<br />
<strong>1-</strong> İlaçların damardan veya kas içine uygulanması<br />
<strong>2-</strong> Epidural analjezi</p>
<p>Birinci yöntemde kuvvetli ağrı kesici ilaçlar, damardan veya kas içine uygulanır. Bebekte yan etkilere yol açmayacak şekilde belirlenen dozlarda uygulanabilir. Ağrıyı kısmen ve ancak kısa bir süre engelleyebilir. Sürekli uygulanamaz. Ani ve hızlı gelişen doğumlarda faydalı olabilir. En etkili yöntem ise epidural analjezidir.</p>
<p><img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> <strong>Lokal bloklar </strong><br />
Doğum doktoru tarafından, ya rahim ucuna yakın sinirlere ya da çocuğun çıkım anında yapılan ve epizyo denilen cerrahi kesilerde ağrı duyulmaması için yapılır. Doğum eyleminde ağrıyı belirgin olarak engellemez.</p>
<p><img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> <strong>Santral blokla</strong>r<br />
Epidural, spinal ya da kombine spinal &#8211; epidural olmak üzere üç tiptir. Bu tekniklerden normal doğumda epidural analjezi, sezaryende ise epidural anestezi ve kombine spino &#8211; epidural anestezi daha sık uygulanır.</p>
<p><img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> <strong>Anestezik gazlar </strong><br />
Sezaryende genel anestezi şeklinde, normal doğumda ise çocuk çıkmasına yakın analjezi için uygulanır.</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong> DOĞUMDA EN SIK UYGULANAN YÖNTEM</strong></span><br />
<strong>Epidural Analjezi </strong><br />
Beldeki omurların sivri çıkıntıları arasından iğne ile girilerek sinir yollarına yakın bir bölgeye, 1 &#8211; 2 milimetrelik çok ince bir plastik boru yerleştirilmesi ile uygulanır. Bu işlem oturma veya yan yatma pozisyonlarında yapılır. İşleme başlamadan önce tansiyonun düşmesini engellemek için damar yolu ile serum verilir. Belden aşağıda ve bacaklarda his değişikliği (uyuşukluk) oluşur.</p>
<p>Doğumun birinci evresinde, yani rahim ağzı tam açık hale gelinceye kadar olan dönemde, rahim kasılmaları devam ederken anne ağrı duymaz ve konforlu bir bekleyiş ortamı oluşur. İlaç genellikle bilgisayarlı bir alet ile verilir. Doğum anında da, ilaç tipi ve dozuna bağlı olarak kas gücü korunduğu için anne rahatlıkla ıkınarak, doğum kanalında çocuğun ilerlemesini ağrı duymadan sağlar.</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong> SEZARYENDE EN SIK UYGULANAN YÖNTEM</strong></span><br />
<strong>Kombine Spinal &#8211; Epidural Anestezi</strong><br />
Doğumdaki epidural analjeziye çok benzer. Tek farkı, ince boru yerleştirilmeden önce epidural iğnesinin içinden kıl gibi bir iğne geçirilerek, spinal bölgeye ilaç verilmesidir. Böylece 1 &#8211; 2 dakika içinde ameliyatın başlaması sağlanarak, tam kas gevşemesi ile sezaryen ameliyatı kolaylaştırılır. Ameliyat sonrası dönemde de epidural kateter ile bilgisayarlı bir aletten ilaç yollanarak, ağrısız, konforlu bir ortam hazırlanır.</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong> SEZARYENDE SIKLIKLA UYGULANAN DİĞER YÖNTEM</strong></span><br />
<strong>Genel Anestezi</strong><br />
Damar yolundan verilen anestezik ilaçlar ile solunum yolundan -bir tüp yerleştirilerek- verilen anestezik gazlar ile uygulanır. Anne sezaryen boyunca tamamen uyutularak, geçici bir süre bilinç kaybı sağlanır.</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong> <span style="text-decoration: underline;">SIK SORULAN SORULAR</span></strong></span><br />
<strong>Epidural teknikte ağrısız dönem ne zaman başlar, ne zaman sona erer?</strong><br />
İlaç etkisi, epidural teknikte ortalama 15 dakika içinde; kombine spinal &#8211; epidural teknikte ise bir dakika içinde başlar. Yerleştirilen plastik borudan gönderilen ilaçların kesilmesi ile belirli bir süre sonra ilaç etkisi de biter.</p>
<p><strong>Bu tekniklerde yan etkiler nelerdir?</strong><br />
Kan basıncında düşme gözlenebilir. Sıvı ve ilaçlarla kan basıncındaki bu düşme kolaylıkla önlenir. Doğum eylemi ve ilaçlar titreme yapabilir. İlaçlar ve ısıtma ile titreme de yine çok kolaylıkla engellenir. Doğumdan sonra nadiren<br />
24 &#8211; 48 saat baş ağrısı gözlenebilir. İlaç tedavisiyle ağrı giderilir.</p>
<p><strong>Riskli midir?</strong><br />
Deneyimli doktorlar, gelişmiş teknoloji ve ilaçlar sayesinde komplikasyonları son 20 yıl içinde belirgin bir şekilde azaltılmıştır.</p>
<p><strong>Doğum analjezisinin bebeğe &#8211; anneye etkileri nelerdir?</strong><br />
Çağdaş ilaçların bebeğe etkisi olmadığı gibi anneye de yan etkileri çok azdır. Ağrının engellenmesi, sadece konfor sağlamaz. Ağrı duyusunun engellenmesi ile doğum ağrısında ortaya çıkan enzimler ve hormonlar oluşmayacağı için<br />
hem annenin hem de bebeğin daha sağlıklı olması sağlanır.</p>
<p><strong>Hastaneye gelirken</strong><br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> Bir şey yememeye çalışın; ihtiyacınız varsa sadece su içebilirsiniz.<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> Mümkünse ılık bir duş alın.<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> Bol ve rahat giysiler giyinin.<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> Lens, takı, saat gibi şahsi eşyalarınızı çıkarın.<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> Doğum ve anestezi doktorlarının siz ve bebeğiniz için en doğru ve sağlıklı girişimi planlayacaklarını unutmayın.</p>
<p>Kaynak:ntvmsnbc</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/bebek-tamam-da-ya-dogum-sancilari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebeler için hastane içerisinde ‘anne oteli’</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/gebeler-icin-hastane-icerisinde-%e2%80%98anne-oteli%e2%80%99.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/gebeler-icin-hastane-icerisinde-%e2%80%98anne-oteli%e2%80%99.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 10:42:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Anne oteli]]></category>
		<category><![CDATA[dogum]]></category>
		<category><![CDATA[Gebeler]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Hastane]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3112</guid>
		<description><![CDATA[Van’da yolu kar nedeniyle kapalı bulunan köylerde yaşayan doğumu yaklaşan anne adayları, sağlık ekipleri tarafından evlerinden alınarak, Kadın ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi bünyesinde oluşturulan “Anne Otelinde” ağırlanıyor.
Anne Oteli’yle ilgili bilgi veren Kadın ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Şahin Kılınçer, kış aylarında Van ve ilçelerine bağlı yerleşim birimlerinde yaşayan vatandaşlara hizmet veren 40 yatak kapasiteli otelde, yolları kar nedeniyle kapanan köylerdeki anne adaylarının misafir edildiğini belirtti.
Özellikle kış aylarında doğumlarına bir hafta kala sağlık ekipleri tarafından evlerinden alınan hastalara, doğum sırasında erken müdahale etmek için böyle bir yöntem kullanıldığını vurgulayan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h5>Van’da yolu kar nedeniyle kapalı bulunan köylerde yaşayan doğumu yaklaşan anne adayları, sağlık ekipleri tarafından evlerinden alınarak, Kadın ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi bünyesinde oluşturulan “Anne Otelinde” ağırlanıyor.</h5>
<p><span>Anne Oteli’yle ilgili bilgi veren Kadın ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Şahin Kılınçer, kış aylarında Van ve ilçelerine bağlı yerleşim birimlerinde yaşayan vatandaşlara hizmet veren 40 yatak kapasiteli otelde, yolları kar nedeniyle kapanan köylerdeki anne adaylarının misafir edildiğini belirtti.</span></p>
<p>Özellikle kış aylarında doğumlarına bir hafta kala sağlık ekipleri tarafından evlerinden alınan hastalara, doğum sırasında erken müdahale etmek için böyle bir yöntem kullanıldığını vurgulayan Uzm. Dr. Kılınçer, doğum hastalarına 5 yıldızlı otel konforunda en iyi hizmeti sunmak için çalıştıklarını ifade etti.</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong> ÜÇ ÖĞÜN ÜCRETSİZ YEMEK</strong></span><br />
Yeni Doğan Ünitesi ve Anne Otelinin 6 oda, 40 yatak, 56 kuvöz kapasitesiyle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin en büyük birimi olduğunu dile getiren Kılınçer, şu anda 20 anne ve anne adayının otelden yararlandığını bildirdi.</p>
<p>Galoşlarla girilen ve hijyene büyük önem verilen oteldeki tüm odalarda tuvalet ve banyo bulunduğunu anlatan Kılınçer, hastalara üç öğün ücretsiz yemek verdiklerini kaydetti.</p>
<p>Kılınçer, doğumdan sonra sağlık durumu iyi olan anne ve bebekleri taburcu ettiklerini, tedavi gerektiren durumlarda ise herhangi bir ücret talep etmeksizin hastaların bakımına devam edildiğini sözlerine ekledi.</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong> HASTALAR MEMNUN</strong></span><br />
Anne Otelinde kalan hastalar da ağır kış koşullarında köy yollarının ulaşıma kapanması nedeniyle önceden hastaneye getirildiklerini belirterek, doktor ve hastane personelinin kendileriyle yakından ilgilendiğini söyledi.</p>
<p>Evlerinden daha rahat bir ortamda misafir edildiklerini ve hem kendileriyle hem de bebeklerle yakından ilgilenildiğini vurgulayan hastalar, ilgilere teşekkür etti.</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong> VALİ ÇAKACAK</strong></span><br />
Vali Özdemir Çakacak ise Kadın ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde bulunan 40 yataklı otelin, doğumu yaklaşan anne adaylarına en iyi şekilde hizmet verdiğini bildirdi.</p>
<p>Hastaların zorlu kış şartlarında daha zor durumla karşılaşmaması için anne otelde ağırlandığını belirten Çakacak, şu bilgileri verdi:<br />
“Sağlık ekiplerimiz evlere gittiğinde, bazı hastalar önceden gelmek istemiyor. Bu nedenle bizim de hastalara ulaşmamız zor oluyor. Bu konuda sadece merkezdeki hastanemize değil, aynı zamanda tüm ilçe hastanelerimize talimat verdik. Doğumu yaklaşan anne adayları bu hastanelerimizde misafir ediliyor. Vatandaşlardan ricamız, hastalarını doğum yaklaşmadan önce hastanelerimize göndermesidir ki yollar kapandığında zor durumda kalmayalım.”</p>
<p>Kaynak:ntvmsnbc</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/gebeler-icin-hastane-icerisinde-%e2%80%98anne-oteli%e2%80%99.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Epidural anestezi abartıldığı kadar riskli değil</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/epidural-anestezi-abartildigi-kadar-riskli-degil.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/epidural-anestezi-abartildigi-kadar-riskli-degil.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 10:38:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Anestezi]]></category>
		<category><![CDATA[Anestezi riski]]></category>
		<category><![CDATA[Anestezi türleri]]></category>
		<category><![CDATA[Epidural anestezi]]></category>
		<category><![CDATA[Spinal anestezi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3110</guid>
		<description><![CDATA[Epidural ve spinal anestezinin risklerinin abartıldığı ortaya çıktı. Epidural anestezi nedeniyle kalıcı hasar olasılığının kadınlarda en kötü ihtimalle 80 binde, daha iyi bir yaklaşımla ise 300 binde bir olduğu belirlendi.
İngiliz bilim adamlarının yaptığı araştırma, doğum ve ameliyat sırasında epidural ve spinal anestezi uygulanan kadın ve çocukların en düşük risk grubunda yer aldıklarını, bu anestezi türlerinin düşünüldüğünden çok daha güvenli olduğunu ve kalıcı hasar olasılığının, daha önce hesaplanandan 10 kat daha az, yani 23 bin ila 50 binde bir arasında değiştiğini gösterdi.Epidural anestezi nedeniyle kalıcı hasar olasılığının kadınlarda en kötü ihtimalle ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h5>Epidural ve spinal anestezinin risklerinin abartıldığı ortaya çıktı. Epidural anestezi nedeniyle kalıcı hasar olasılığının kadınlarda en kötü ihtimalle 80 binde, daha iyi bir yaklaşımla ise 300 binde bir olduğu belirlendi.</h5>
<p><span>İngiliz bilim adamlarının yaptığı araştırma, doğum ve ameliyat sırasında epidural ve spinal anestezi uygulanan kadın ve çocukların en düşük risk grubunda yer aldıklarını, bu anestezi türlerinin düşünüldüğünden çok daha güvenli olduğunu ve kalıcı hasar olasılığının, daha önce hesaplanandan 10 kat daha az, yani 23 bin ila 50 binde bir arasında değiştiğini gösterdi.</span>Epidural anestezi nedeniyle kalıcı hasar olasılığının kadınlarda en kötü ihtimalle 80 binde, daha iyi bir yaklaşımla ise 300 binde bir olduğu, çocuklar için de benzer rakamların geçerli olduğu belirtildi.Oysa diğer anestezi türlerinde bu riskler daha da fazla.</p>
<p>Royal United Hospital’da görevli bilim adamlarının, yılda 700 bin kişiye uygulanan epidural ve spinal anesteziden sonra oluşan komplikasyonlar üzerinde yaptığı araştırmada, en yüksek risk grubunda bulunan yaşlılar ve zayıf bünyeli kişilerde, kalıcı hasar olasılığının 6 binde bir ile 12 binde bir arasında değiştiği gözlendi.</p>
<p>İngiltere’de daha önce konuyla ilgili yapılan bir araştırma, epidural ve spinal anesteziden sonra kalıcı hasar olasılığının 675 kişide bir olduğunu göstermişti. ABD’de de benzer bir araştırma, bu olasılığı 800 kişide bir rakamıyla ortaya koymuştu.</p>
<p>Epidural anestezi, genellikle doğumda, bazı ameliyatlarda, ameliyat sonrasında ağrı kesici olarak ve kronik sırt ve siyatik ağrılarının tedavisinde kullanıyor.</p>
<p>Kaynak:ntvmsnbc</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/epidural-anestezi-abartildigi-kadar-riskli-degil.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mutlaka Okuyun</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/mutlaka-okuyun.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/mutlaka-okuyun.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Jan 2010 07:25:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Anne olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Anne-baba olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Baba olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeğin evliliğe etkisi]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek sahibi olmak]]></category>
		<category><![CDATA[İlişkinin değişmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Olumsuz etki]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2967</guid>
		<description><![CDATA[Birbirinize hala ilk günkü kadar aşıksınız, cinsel yaşantınız inanılmayacak kadar  iyi gidiyor ve bir an önce bebeğinizin olması için sabırsızlanıyorsunuz. Ancak  uykularınız ve sevginiz bölünmeye başladığında, ilişkiniz bu olumsuzluklardan  nasıl etkilenecek?
Bebek sahibi olmak, çiftlerin yaşayabileceği en güzel olaylardan  biridir kuşkusuz.  Ancak anne-baba olmanın sorumlulukları bebekten önceki eğlenceli, rahat ve heyecanlı  yaşantıyı sık sık özlemle hatırlamanıza yol açabilir. Bebeğin doğumuyla ortaya  çıkan evlilik sorunları da tıpkı diğer sorunlar gibi son derece olağandır. Yapılan  araştırmalar, çiftlerin sadece yüzde 15&#8242;inin bebekleri doğduktan sonra kendilerini  birbirlerine ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Birbirinize hala ilk günkü kadar aşıksınız, cinsel yaşantınız inanılmayacak kadar  iyi gidiyor ve bir an önce bebeğinizin olması için sabırsızlanıyorsunuz. Ancak  uykularınız ve sevginiz bölünmeye başladığında, ilişkiniz bu olumsuzluklardan  nasıl etkilenecek?</p>
<p>Bebek sahibi olmak, çiftlerin yaşayabileceği en güzel olaylardan  biridir kuşkusuz.  Ancak anne-baba olmanın sorumlulukları bebekten önceki eğlenceli, rahat ve heyecanlı  yaşantıyı sık sık özlemle hatırlamanıza yol açabilir. Bebeğin doğumuyla ortaya  çıkan evlilik sorunları da tıpkı diğer sorunlar gibi son derece olağandır. Yapılan  araştırmalar, çiftlerin sadece yüzde 15&#8242;inin bebekleri doğduktan sonra kendilerini  birbirlerine daha yakın hissettiklerini gösteriyor. Geri kalan yüzde 85&#8242;lik çoğunluk  ise, geçici bile olsa bebeğin ilk zamanlarında karı-koca olarak yaşantılarının  sekteye uğradığı konusunda hemfikir.</p>
<p><span id="objectContent">Yeni kurallar zorlayabilir</p>
<p>Çiftlerin büyük bir çoğunluğu bebekleri doğmadan önce mükemmel bir birliktelikleri  olduğunu, istedikleri saatte istediklerini yapma özgürlüğü yaşadıklarını düşünürler.  Gerçekten de istenerek ve planlanarak dünyaya getirilen bebekler bile psikolojik,  fiziksel ve duygusal olarak anne-babalarının ilişkilerini zorlayabilirler.</p>
<p>Yeni anne-babanın eski yaşam tarzları ve bu tarzın getirdiği kurallar bebekle  birlikte adeta yok olur. Belki de bu yüzden mükemmel bir birliktelik ve başarılı  bir evlilik hayatı sürdüren çiftler anne-babalığa daha zor adapte olabilirler.</p>
<p>Nasıl alışacaksınız?</p>
<p>İyi ama bir daha dönüşü olmayan ve fazlasıyla özveri isteyen bu yeni röle nasıl  alışacaksınız? Önünüzdeki dönemde hafta sonu ne yapacağınızdan çok bebeğinizin  biberonlarını nasıl steril hale getireceğinizi düşünmeye başlayacaksınız.<br />
İşin en zor kısmı anne-baba olmaya hazırlanmanın belli bir yolu olmayışıdır.<br />
Tamamen gözleri kapalı olarak üstlendiğiniz bu rolü deneme-yanılma yöntemi ile  kotarmak zorundasınız. Bu ilk dönemde anneler genellikle çevrelerinden büyük bir  destek alırken, babalar kendilerini dışlanmış ve desteksiz hissedebilirler.</p>
<p>Yapılan araştırmalara göre kadınlar annelik rolünü, babaların babalık rolünü  benimsediğinden daha kolay benimsiyorlar. Anneler genellikle bebekleri 6 aylık  olup bir düzene oturduğunda sıkıntılarını atıp, kendi-lerine yine güvenmeye başlıyorlar.  Erkeklerde ise bu alışma süreci 18 aya kadar uzuyor. Yeni babaların bir kısmı  ise bebeklerini kıskandıklarını itiraf ediyorlar. Aradan birkaç yıl geçtiğinde  yaptıklannın mantıksız ve şımarıkça olduğunu kabul etseler bile o dönemde anne  ile bebek arasındaki yakın ilişkiyi kıskanmadan edemediklerini itiraf ediyorlar.</p>
<p>Bazı gerçekleri kabul edin</p>
<p>Yukarıda sözünü ettiğimiz olası gelişmelerden dolayı mükemmel giden evliliğinizi  bir bebekle süslemeye karar verdiğinizde bazı gerçekleri kabul edip önünüzdeki  yeni döneme hazırlanmanız gerektiğini unutmayın.</p>
<p>• Öncelikle ilişkinizin değişeceğini hem de çok değişeceğini kabullenin. Ancak  bu değişim, mutlaka kötü bir değişim olmak zorunda değildir. Sadece yeni rolünüze  alışmak için kendinize zaman tanıyın. Çocuklu arkadaşlarınızla sizleri bekleyen  değişiklikleri görüşün.</p>
<p>• Ya da kendinize, gece uykunuzun, eşinizin ilgisinin bölünmesine hazır olup  olmadığınızı sorun. Eşiniz yorgun, sıkıntılı veya sinirli olduğunda neler yapmanız  gerektiğini önceden tasarlamaya çalışın.</p>
<p>• Bebeğiniz dünyaya geldikten sonra, birbirinize olan sevginizi eskisi kadar  dışa vuramayıp, sık sık gösteremeyebilirsiniz. Ancak artık birbirinize duyduğunuz  sevginin en büyük göstergesi karşınızda duruyor ve hayat onunla çok daha anlamlı  bir hale geliyor.</p>
<p></span></span></p>
<p><span id="objectContent">Yeni bir düzen kurmalısınız&#8230;</p>
<p>Aranıza bir bebeğin katılmasıyla beraber yaşamınızda değişimler olması normaldir.  Ancak bu arada kendinize de zaman ayırmalı ve eşinizle birlikte olmak için fırsatlar  yaratmayı ihmal etmemelisiniz,</p>
<p>• Hem kendinize hem de eşinizle birlikte olmak için zaman ayırmalısınız. Bebeğinizi  bir yakınınıza veya bakıcısına bırakarak eğlenmeye gitmeniz suçluluk duymanıza  neden olmasın.</p>
<p>• Bebeğinizi yaşamınızın odak noktası haline getirmeyin. Bebeğin doğumundan önceki  ilişkinizi canlı tutmak ve iletişim kurmak için gerekli zamanı yaratmalısınız.</p>
<p>• Fikir ayrılıklarınızın olması normaldir, ancak bebeğinizin yanında tartışmamaya  özen gösterin. Bebeğiniz küçük olsa da ve kelimelerin anlamlarını bilmese de sesinizin  tonu onu korkutabilir.</p>
<div>• Bebeğinizin sorumluluklarını eşinizle paylaşın. Belki eşiniz istediklerinizi  tam olarak yerine getirmeyebilir, ancak yine de bu bebeğiniz ve bir çift olarak  ilişkiniz açısından oldukça önemlidir.</div>
<div>Hazırlayan : Nisan</div>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/mutlaka-okuyun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeğiniz Karnınızda Müzik Dinlesin</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/bebeginiz-karninizda-muzik-dinlesin.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/bebeginiz-karninizda-muzik-dinlesin.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Jan 2010 12:59:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Anne karnında müzik]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Blaby]]></category>
		<category><![CDATA[iPod]]></category>
		<category><![CDATA[Kuşak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2961</guid>
		<description><![CDATA[
Bebekleriniz karnınızda müzik dinleyebilecekler.Araştırmacılar şimdi de, anne karnındaki bebekler müzik dinleyebilsin diye “bebek iPod”u geliştirdi.
İlerleyen teknoloji bunu da buldu.“Blaby” adı verilen iPod, hamile kadının karnına saracağı kalın bir kuşak şeklinde yapıldı. Kuşağın içinde üç adet titreşimli hoparlör bulunuyor.
Daily Mail’in internet sitesinde verilen habere göre, kuşağın içine yerleştirilen dijital MP3 çalar ile USB adaptörü, kullanıcıya müzik yüklemek ve hatta kendi sesini kaydedip doğacak bebeğine dinletmek imkanı da sunuyor.
Yapılan bazı araştırmalarda, gebelik sırasında bebeğe klasik müzik dinletilirse bebeğin daha zeki olacağı öne sürülmüştü.
Blaby’yi geliştiren Kanadalı tasarım öğrencisi Geof Ramsay, bilim adamlarının müziğin ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent"></p>
<div>Bebekleriniz karnınızda müzik dinleyebilecekler.Araştırmacılar şimdi de, anne karnındaki bebekler müzik dinleyebilsin diye “bebek iPod”u geliştirdi.</div>
<div>İlerleyen teknoloji bunu da buldu.“Blaby” adı verilen iPod, hamile kadının karnına saracağı kalın bir kuşak şeklinde yapıldı. Kuşağın içinde üç adet titreşimli hoparlör bulunuyor.</div>
<div>Daily Mail’in internet sitesinde verilen habere göre, kuşağın içine yerleştirilen dijital MP3 çalar ile USB adaptörü, kullanıcıya müzik yüklemek ve hatta kendi sesini kaydedip doğacak bebeğine dinletmek imkanı da sunuyor.</div>
<div>Yapılan bazı araştırmalarda, gebelik sırasında bebeğe klasik müzik dinletilirse bebeğin daha zeki olacağı öne sürülmüştü.</div>
<div>Blaby’yi geliştiren Kanadalı tasarım öğrencisi Geof Ramsay, bilim adamlarının müziğin doğmamış bebeğin zihinsel gelişiminde önemli rol oynadığını söylediklerini hatırlatarak, “Bu basit cihaz annelere bu teoriyi deneme imkanı sunuyor ve daha doğmadan bebekleriyle aralarında bir bağ kurmalarına yardımcı oluyor” dedi.</div>
<div>Hazırlayan: Nisan</div>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/bebeginiz-karninizda-muzik-dinlesin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum Kontrol Yöntemleri Hakkında Her Şey</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/dogum-kontrol-yontemleri-hakkinda-her-sey.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/dogum-kontrol-yontemleri-hakkinda-her-sey.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Jan 2010 11:47:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[dogum kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum Kontrol yontemleri]]></category>
		<category><![CDATA[İstenmeyen gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Kısırlaştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Menstüral siklus]]></category>
		<category><![CDATA[ria]]></category>
		<category><![CDATA[Vazektomi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2945</guid>
		<description><![CDATA[İstenmeyen gebeliklere karşı  durumunuza en uygun yöntemi seçerek korunmalısınız. İşte doğum kontrol yöntemleri, güvenilirlikleri ve tüm ihtiyacınız olanlar&#8230;
Tüm aileler ve bireyler kendi doğurganlık davranışları konusunda doğru bilgiye dayalı, bilinçli ve gönüllü bir seçim yapmalıdırlar.bu seçim yaşınıza,durumunuza ve sağlığınıza en uygunu olmalıdır. Böylece istemedikleri gebeliklerden sağlıklı ve etkin bir biçimde korunabilirler.
A- DOĞAL YÖNTEMLER
Doğal aile planlaması çiftlerin doğurganlık bilinci ile gebeliği önlemeyi ya da oluşturmayı sağlayan bazı kuralları birlikte uygulaması olarak tanımlanır. Dünya Sağlık Örgütü, doğal aile planlamasını, menstral siklusun (adet döngüsü) fertil ve infertil dönemlerinde, doğal belirti ve semptomları gözleyerek gebeliğin ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">İstenmeyen gebeliklere karşı  durumunuza en uygun yöntemi seçerek korunmalısınız. İşte doğum kontrol yöntemleri, güvenilirlikleri ve tüm ihtiyacınız olanlar&#8230;<br />
Tüm aileler ve bireyler kendi doğurganlık davranışları konusunda doğru bilgiye dayalı, bilinçli ve gönüllü bir seçim yapmalıdırlar.bu seçim yaşınıza,durumunuza ve sağlığınıza en uygunu olmalıdır. Böylece istemedikleri gebeliklerden sağlıklı ve etkin bir biçimde korunabilirler.</p>
<p><strong>A- DOĞAL YÖNTEMLER</strong></p>
<p>Doğal aile planlaması çiftlerin doğurganlık bilinci ile gebeliği önlemeyi ya da oluşturmayı sağlayan bazı kuralları birlikte uygulaması olarak tanımlanır. Dünya Sağlık Örgütü, doğal aile planlamasını, menstral siklusun (adet döngüsü) fertil ve infertil dönemlerinde, doğal belirti ve semptomları gözleyerek gebeliğin planlanması ya da gebeliğin önlenmesi yöntemleri olarak tanımlamıştır.</p>
<p>Doğal Yöntemlerin Etkinliği %75’dir.</p>
<p><strong>1. Servikal Mukus Yöntemi (Rahim Ağzı Salgısı)</strong></p>
<p>Kadın vajinadaki salgıyı kontrol eder. Gözlemini ve salgının eldeki hissini her gün kaydeder. Ovülasyon (yumurtlama) yaklaşırken mukus artar, incelir ve rengi berraklaşır. Daha elastik ve kaygan olur. İki parmak arasında yavaşça uzatılabilir. Bu tür mukus spermlerin yaşamsını ve yumurtaya doğru ilerlemesini sağlar. Ovülasyondan önce ve sonraki dönemlerde mukus azalır ve yapışkan bir hal alır. Vajen kuru hissedilir. Mukusun arttığı bu dönemde cinsel perhiz yapılır.</p>
<p></span></p>
<p><strong>2. Bazal Vücut Isısı Yöntemi</strong></p>
<p>Ovülasyondan sonra salgılanan pregesteron hormonu ısı arttırıcıdır. Yeni vücut ısısını 0,2 C ile 0,5 C arasında yükseltir ve bir sonraki menstrüasyona kadar yüksek ısıda tutar. Bu yükselişe termalleşme denir ve bu da bazal vücut ısısı yönteminin temelidir. Ovülasyon denime, vücut ısısını izleyerek saptanabilir.</p>
<p>Cinsel perhiz, menstrüel kanamanın ilk gününden, ısı artışının saptandığı 3. günün sonuna dek sürdürülmelidir. Isı çizgisinin üstünde 3 ısı kaydedene kadar beklenmelidir. Bir sonraki menstrüel kanama başlayana kadar cinsel perhize ara verilir.</p>
<p>Bu yöntem tek başına kullanılmamalıdır. Servikalmukus ve/veya servikal palpasyon (elle muayene) yöntemleri ile birlikte kullanılmalıdır.</p>
<p><strong>3. Servikal palpasyon (Rahim ağzını parmakla muayene) Yöntemi</strong></p>
<p>Kadın kendi kendini elle muayene ederek, servikal (rahim ağzı) kenarındaki değişiklikleri tanımlayabilir. İnfertil (güvenli) dönemde serviks,dış ağzı kapalıdır ve elle kolayca ulaşılır. Yaklaşan yumurtlama (ovülasyon) ile birlikte ostrojen harmonu düzeyi yükseldikçe serviks yumuşar. Yukarı doğru çekilir ve dış ağızı açılır. Ovülasyondan ortalama 4-5 gün nce yumuşamanın başlaması belirgin hale gelir. Elle rahim ağzı daha zor ulaşılır bir hal alır ve ele gelince de yumuşaktır. Eşler servikste ilk değişikliklerin belirlendiği andan, serviksin kolayca hissedildiği, sert olduğu ve ağzının kapalı olduğu zamana kadar cinsel ilişkide bulunmamalıdır.</p>
<p><strong>4. Takvim yöntemi</strong></p>
<p>Kadının bir periyodu 30 gün kabul edilirse ovülasyon adetin başlangıcından 16-18 gün sonradır. Buna göre adetin başladığı gün birinci gün olursa, adetin başlangıcından sonraki 14 ile 21. gün arası döllenme için en riskli dönemi oluşturmaktadır. Bu dönemde cinsel ilişkiden kaçınılmalıdır. Mensturel sişkusun süresinin tam bilinememesi ve bir çok nedenden de etkilendiği için güvenli bir yöntem değildir ve kullanılmamalıdır.</p>
<p><strong>5. Geri çekme</strong></p>
<p>Cinsel ilişki sırasında erkeğin cinsel organının, boşalmadan önce vajenden çıkartılıp, meninin vajen dışına boşaltılmasıdır. Başarı oranı %75’dir. Başarı ile uygulandığında bile kadında ve erkekte psikolojik ve fizyolojik sorunlar ortaya çıkabilmektedir.</p>
<p><strong>6. Vajinal yıkama</strong></p>
<p>Bazı kadınlar, vajina duvar ve kanalındaki spermleri yıkayıp atma düşüncesi ile cinsel ilişkiden hemen sonra vajinayı su ile yıkamanın gebeliği önlediğine inanır. Bu yöntem doğum kontrol yöntemi olarak tamamen etkisizdir. Çünkü spermlerin birkaç saniye içinde servikal mukusa geçebilirler.</p>
<p><strong>B- EMZİRME VE GEBELİĞİN ÖNLENMESİ</strong></p>
<p>Adet kanaması olmadıkça emzirmeyle gebelikten korunma yöntemi olarak tanımlanan bu yöntem özellikle doğumdan sonraki ilk aylarda, süt veren kadınların, belli koşullarla doğal olarak doğurgan olmadığı düşüncesine dayanır. Emzirmenin her koşulda gebelikten korumadığı bilinmelidir. Belli koşullarda ve belli süre için emzirme ile korunabilinir. En fazla 6 ayı düzenli emzirme ve adet görülmemesi koşullarında emzirme, kadının bu dönemde yeniden ovülasyona ve adet görmesini geçiktirir. Etkinliği %85’dir.</p>
<p><strong>C- BARİYER YÖNTEMLER</strong></p>
<p>Spermin rahim boşluğuna geçmesini engelleyerek gebelikten korurlar. Bariyer yöntemleri güvenlidir, yan etkileri yoktur, birlikte kullanımı etkinliklerini arttırır. Kondom (prezervatif), dioatrem ve spermisitler bu yöntemlerdendir.</p>
<p><strong>1. Kondom (Prezervatif)</strong></p>
<p>Cinsel ilişki sırasında penise takılan bir kauçuk kılıftır. Spermin vajinaya girmesini engeller. Sperisitler ile birlikte kullanılması etkinliğini arttırır. Doğum kontrolü dışında, AIDS ve diğer cinsel yolla bulaşan hastalıkların yayılmasını önler.</p>
<p><strong>2. Diyafram</strong></p>
<p>Diyafram rahim ağzını örten, kenarları daha sert, kauçuk bir araçtır ve servikal açıklığa uygulanan spermisit jel ya da krem ile birlikte kullanılır spermisit madde diyafram tarafından fiziksel olarak engellemeyen spermleri öldürür.</p>
<p><strong>3. Spermisitler</strong></p>
<p>Vajinal spermisitler, spermlerin servikse ulaşmadan etkisiz hale getirilmeleri için vajinaya konur. Köpük, tablet, krem şeklinde bulunurlar. Diğer doğum kontrol yöntemlerine göre etkinliği daha azdır. Etkinliğini artırmak için kondom veya diyafram ile birlikte kullanılmalıdır.</p>
<p><strong>D- ORAL KONTRA SEPTİTLER (DOĞUM KONTROL HAPLARI)</strong></p>
<p><strong>Doğum kontrol hapları şunlardır;</strong></p>
<p>- Kombine doğum kontrol hapları<br />
- Yalnız prefesteron içeren haplar (mini haplar)<br />
- Ertesi gün hapı</p>
<p><span id="objectContent"><strong>1. Kombine Doğum Kontrol Hapları</strong></p>
<p>Çok güvenilir bir doğum kontrol yöntemidir. Östrojen ve progesteron hormonları birlikte bulunur. Ostrojen, yumutlamayı (ovulosyonu) baskılar ve döllenmiş yumurtanın gelişmesini engeller. Progesteron rahim ağzı sıvısının azaltıp kıvamının artmasına neden olarak spermlerin geçişini engeller. Etkinliği%99,9’dur. En etkili yöntemdir. Her gün hormon içeren haplardan bir tane alınır. Kullanımı kolaydır. Yumurtalık ve rahim kanseri riskini azaltır, iyi huylu meme hastalıklarını azaltır. Kemik erimesi riskini azaltır. Hap kullanmaya son verdikten sonra doğurganlık yeteneği tekrar devam eder. Kullanmaya başlamadan önce gebelik testi ile gebelik olup olmadığı saptanmalıdır. Meme kanseri, kan pıhtılaşması olanlarda, kalp hastalarında, karaciğer hastalarında kullanılmamalıdır. 6 aylıktan küçük bebek emzirenlerde, sigara içenler, şeker hastalığı, yüksek tansiyon, migren, depresyon tanısı olanlarda ise kontrol altında kullanılmalıdır.</p>
<p><strong>2. Yalnız progesteron içeren haplar (Mini Haplar)</strong></p>
<p>Ostrojen içermezler ve kombine doğum kontrol haplarına göre daha az progesteron içerirler. Kadında doğal olarak oluşan rahim ağzı sıvısını kalınlaştırarak spermin geçişine engel olur ve yumurtlamayı %50 oranında engeller. Etkinliği %96’dır. Her gün aynı saatte alınmalıdır. Emziren kadınlarda kullanılabilir. Ostrojenin yan etkilerinden dolayı kombine doğum kontrol hapı kullanmayan kadınlarda kullanılabilir.</p>
<p><strong>3. Ertesi Gün Hapı</strong></p>
<p>Ertesi gün hapı doğum kontrol yöntemi değildir. Korumasız cinsel ilişkiden sonra, sürdürülmesi kesinlikle istenmeyen gebeliklerin, döllenmiş yumurtanın rahim yüzeyine yerleşmesinden önce önlenmesidir. Tecavüz gibi zorunlu durumlarda başvurulan bu haplar, kullanacak olan kişiye marka belirtilmeden ve paketinden çıkarılarak verilmelidir.</p>
<p><strong>E- ENJEKTE EDİLEN DOĞUM KONTROL İLAÇLARI</strong></p>
<p>Pregesteron içeren ilaçlardır. Ovülasyonu (yumurtlama) engeller. Ayrıca, spermin rahime girmesini engelleyen kalın bir servikal mukus da oluştururlar. 3 ayda bir kullanılırlar. Geçici kontrosptit yöntemlerinin en etkililerinden biridir. Adet düzensizlikleri yapabilir. Yumurtalık kanserine karşı da koruyucudur. Ciddi bir tıbbi sorunla karşılaşılmadıkça süresiz kullanılabilir. Hamile olan, karaciğer hastalığı, damarlarında pıtılaşma, meme kanseri, nedeni bilinmeyen kanamalarda kullanılmamalıdır.</p>
<p><strong>F- DERİ ALTI İMPLANTLARI</strong></p>
<p>Beş yıl süreyle korunma sağlayan etkili, uzun süreli ve geri dönüşümlü bir doğum kontrol yöntemidir. Yapay hormon içeren yumuşak silikondan yapılmış altı ince ve esnek kapsül kadının üst kolunun iç kısmında derinin hemen altında küçük cerrahi bir girişimle yerleştirilir vücuda yavaş yavaş hormon salgılar. İçinde prefesteron hormonu ovülasyonu (yumurtlama) baskılayarak ve servikal mukusu, sperm geçişini engelleyecek biçimde kalınlaştırıp azaltarak gebeliği önler. En etkili doğum kontrol yöntemlerinden biridir gebelerde. Karaciğer hastalığı damarda pıhtılaşması olanlarda meme kanserinde kullanılmaz.</p>
<p><strong>G- RAHİM İÇİ ARAÇLAR (RİA)</strong></p>
<p>Günümüzde RİA, dünyada en yaygın olarak kullanılan geri dönüşümlü, uzun süre etkili doğum kontrol yöntemidir. Türkiye’de en çok Bakır T390A RİA kullanılır. Şekli T harfine benzer.</p>
<p>RİA rahim içine yerleştirilir, genellikle bakır ya da bir steroid hormon içeren, küçük plastik bir cisimdir. RİA spermin üst genital yollara ulaşmasına, yumurtanın (ovum) hareket etmesine engel olarak döllenmeyi engeller. Cinsel ilişkiyi etkilemeyen, güvenli ve çok etkili bir yöntemdir. Emziren kadınlar içinde uygundur.</p>
<p>RİA çıkarılıncaya kadar rahimde durur. Kendiliğinden düşerse vajinadan atılır. Rahim ağzında yara ya da kansere neden olmaz. Yerinde olup olmadığı klavuz ipi yoklanarak anlaşılır. 8 yıl kadar kullanılabilir. Cinsel yolla bulaşan (AİDS gibi) hastalıklara karşı koruma sağlamaz.<br />
Kadının hamile olmadığından emin olunduğunda adet süresi boyunca herhangi bir zamanda uygulanabilir.</p>
<p></span></p>
<p><strong>H- GÖNÜLLÜ CERRAHİ STERİLİZASYON</strong></p>
<p>Gönüllü cerrahi sterilizasyon (kısırlaştırma) bütün dünyada kabul gören ve giderek yaygınlaşan bir aile planlaması yöntemidir. Baka çocuk istenmeyen ve doğurganlıklarını sona erdirmek isteyen çiftler için en güvenli yöntemlerden biridir. Doğurganlığı kalıcı olarak sona erdiren 18 yaşını doldurmuş olan herkese rızası ile, evliyse eşinin de onayı alınarak işlem yapılabilir. Kadında tüp ligasyonu (tüplerin bağlanması), erkekte vazektemi (sperm kanallarının bağlanması) şeklinde yapılan işlem, eğer istenilirse mikro cerrahi yöntemler ile düzeltilip, geriye dönüş de sağlanabilir. Ancak tekrar bu düzeltme işlemleri çok pahalı, zaman alıcı ve kesin sonuç garanti edilemez. Kadında tüp ligasyonu (tüplerin bağlanması) cinsel işlevleri etkilemez. Her iki tüp bağlandığı için yumurtalıktan gelen yumurta rahime ulaşamaz ve döllenmede engellenmiş olur.</p>
<p>Erkekte uygulanan vazektemi (sperm kanalının kesilip bağlanması) yönteminde spermin mekanik olarak dışarı ulaşması engellenmiş olur. Erkekte cinsel istek ve tenksiyonlar yönünden bir bozukluğa neden olmaz. Geri dönülmesi güçtür, kalıcı bir yöntem olarak kabul edilmelidir.</p>
<p>Hazırlyan: Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/dogum-kontrol-yontemleri-hakkinda-her-sey.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sezaryen &#8211; Normal Doğum</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/sezaryen-normal-dogum.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/sezaryen-normal-dogum.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Jan 2010 10:49:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[anne adayı]]></category>
		<category><![CDATA[Baba adayı]]></category>
		<category><![CDATA[dogum]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[normal dogum]]></category>
		<category><![CDATA[Sezaryen]]></category>
		<category><![CDATA[Sezaryenle doğum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2935</guid>
		<description><![CDATA[Sezaryen mi yoksa normal doğum mu sorusu , anne ve baba adaylarının sürekli kafalarını kurcalan bir konu. İstatistiklere bakacak olursak tüm dünyada sezaryen oranlarında bir artış dikkat çekiyor.
İstatistikler tüm dünyada sezaryen oranlarında artışın olduğunu gösteriyor. Bunun en önemli nedenlerinden birisi sezaryen gerekliliği konusunda hekimlerin artık daha geniş davranmaları; cerrahi ve anestezi tekniklerinde yaşanan gelişmelerle sezaryen operasyonlarının geçmişe oranla çok daha güvenli hale gelmesi, bu değişimin en önemli nedenleridir. Geçmişte sezaryen nedeni ile anne adaylarının yaşadığı riskler daha yüksek olduğundan bebekler daha fazla riske atılabiliyordu, oysa günümüzde sezaryen nedeni ile yaşanan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Sezaryen mi yoksa normal doğum mu sorusu , anne ve baba adaylarının sürekli kafalarını kurcalan bir konu. İstatistiklere bakacak olursak tüm dünyada sezaryen oranlarında bir artış dikkat çekiyor.<br />
İstatistikler tüm dünyada sezaryen oranlarında artışın olduğunu gösteriyor. Bunun en önemli nedenlerinden birisi sezaryen gerekliliği konusunda hekimlerin artık daha geniş davranmaları; cerrahi ve anestezi tekniklerinde yaşanan gelişmelerle sezaryen operasyonlarının geçmişe oranla çok daha güvenli hale gelmesi, bu değişimin en önemli nedenleridir. Geçmişte sezaryen nedeni ile anne adaylarının yaşadığı riskler daha yüksek olduğundan bebekler daha fazla riske atılabiliyordu, oysa günümüzde sezaryen nedeni ile yaşanan risklerin en aza indirilmiş olması, üstelik epidural anestezi yardımıyla genel anestezinin getirdiği risklerin bertaraf edilmesi bu yöndeki bir kayışa neden oldu. Ülkemizde de özellikle özel hastanelerde doğum yapacak anne adaylarının önemli bir kısmı sezaryen ile doğum yapmayı tercih ediyorlar. Bu tercihte en önemli etken kişinin çevresindeki arkadaşlarının ya da yakınlarının yaşadığı olumlu ya da olumsuz tecrübelerdir.  Sezaryen ile doğumun şart olduğu tıbbi gereklilikler dışında elektif sezaryen olarak tabir edilen isteğe bağlı sezaryen doğumların nedenleri arasında anne adayının doğumdan korkması, uzun süre sancı çekmek istememesi, normal doğum sırasında bebeğinin risk altında kalacağı şüphesi, normal doğumun vücudunda kalıcı zararlar vereceği korkusu başta gelmektedir. Üstelik epidural ile sezaryen olan kişilerin yaşadığı olumlu tecrübelerin anne adayları arasında hızla yayılması da bu tercihte etkilidir. Epidural anestezi ile sezaryen olduğunda anne adayının doğuma katılabilmesi, ameliyat devam ederken bebeğini kucağına alıp emzirebilmesi ve bu sırada hiç ağrı duymuyor olması, genelde anne adaylarını normal doğum fikrinden uzaklaştırmaktadır. Öte yandan ameliyat sonrası normal yaşantıya dönüş süresinin normal doğuma oranla daha uzun olması, ağrısız doğum yöntemi ile doğum sancılarını hissetmeden bebeğini dünyaya getirebilmesi, hemen ayağa kalkıp bebeğini kucağına alabilmesi normal doğumu savunan anne adaylarının önde gelen tercih nedenleridir. Sezaryen ya da normal doğum konusunda karar verirken her iki yöntemin avantaj ve dezavantajları aile ile detaylı şekilde tartışıldıktan sonra, eğer normal doğum için risk faktörü söz konusu değilse, anne adayı normal doğuma özendirilmelidir.</span></p>
<p><span> Hazırlayan: Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/sezaryen-normal-dogum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum sonrası Sheehan Sendromu</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/dogum-sonrasi-sheehan-sendromu.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/dogum-sonrasi-sheehan-sendromu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Jan 2010 13:25:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Aşırı kan kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[dogum]]></category>
		<category><![CDATA[doğum sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum sonrası sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[Doğumda kan kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[Sheehan Sendromu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2924</guid>
		<description><![CDATA[Sheehan Sendromu kadınlarda doğum sırasında yaşanan aşırı kan kaybına bağlı olarak  hipofiz bezine giden kanın azalması sonucu ortaya çıkıyor&#8230;
Doğum sonrası kadınların Sheehan Sendromu’nun belirtileri olan yorgunluk ve adet kanamalarının olmamasını normal karşılayıp doktora başvurmadıkları için anlamadıklarını belirten Prof. Dr. Ersin Akarsu, Sheehan Sendromu’nun kadınlarda doğum sonrasında yaşanan aşırı kan kaybı ve bunun sonucunda hipofiz bezine giden kanın azalması neticesinde ortaya çıktığını belirtti.
Gaziantep Üniversitesi (GAZÜ) Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersin Akarsu, yaptığı açıklamada, hipofiz bezinin iç salgı bezlerinin normal çalışmasını düzenleyen ve büyüme ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h5>Sheehan Sendromu kadınlarda doğum sırasında yaşanan aşırı kan kaybına bağlı olarak  hipofiz bezine giden kanın azalması sonucu ortaya çıkıyor&#8230;</h5>
<p><span>Doğum sonrası kadınların Sheehan Sendromu’nun belirtileri olan yorgunluk ve adet kanamalarının olmamasını normal karşılayıp doktora başvurmadıkları için anlamadıklarını belirten Prof. Dr. Ersin Akarsu, Sheehan Sendromu’nun kadınlarda doğum sonrasında yaşanan aşırı kan kaybı ve bunun sonucunda hipofiz bezine giden kanın azalması neticesinde ortaya çıktığını belirtti.</span></p>
<p>Gaziantep Üniversitesi (GAZÜ) Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersin Akarsu, yaptığı açıklamada, hipofiz bezinin iç salgı bezlerinin normal çalışmasını düzenleyen ve büyüme hormonu salgılayan önemli bir bez olduğunu ve insanın fiziksel ve psikolojik olarak sağlıklı olabilmesi için hipofiz bezinin düzenli olarak çalışması gerektiğini belirtti.</p>
<p>Kadınlarda özellikle doğum sırasında meydana gelen aşırı kan kaybından dolayı yorgunluk, halsizlik gibi belirtiler görülebildiğini fakat bu belirtilerin uzun süre devam etmesi halinde “Sheehan Sendromu”ndan şüphelenilebileceğini ifade eden Akarsu, şöyle konuştu:<br />
“Sendrom, kadınlarda doğum sırasında yaşanan aşırı kan kaybı ve bunun sonucunda hipofiz bezine giden kanın azalması sonucu ortaya çıkıyor. Hipofiz bezine giden kanın azalması sonucunda hipofiz bezinde doku kaybı oluşuyor, bu da bezin az çalışmasına ve hormon yetersizliklerine neden oluyor.<br />
Hipofiz bezinin az çalışması sonucunda birçok iç salgı bezinde yeterli hormon üretilemiyor. Ayrıca büyüme hormonu eksikliği de oluşuyor. Sonuçta, yorgunluk, depresyon, adet görememe, uyku problemleri, cinsel isteksizlik gibi belirtiler görülebiliyor. Doğum sonrasında kadınlar genellikle bu sendromun belirtileri olan yorgunluk, adet kanamalarının yeniden başlamamasını doğum sonrası belirtiler olarak görüp doktora başvurmuyor.”</p>
<p>Akarsu, doğum sonrasında sendrom belirtileri görülen kadınların bir endokrinoloji ve metabolizma uzmanına başvurması gerektiğini, yapılan tetkikler sonucunda hipofiz bezinin ne oranda zarar gördüğünün ve buna bağlı olarak hormon dengesinin ne oranda bozulduğunun tespit edilebileceğini ifade etti.</p>
<p>Sheehan Sendromu tespit edilen hastalara hipofiz bezinin salgılamadığı hormonların dışarıdan ilaç yoluyla verildiğini ve bu şekilde şikayetlerin ortadan kaldırılabildiğini anlatan Prof. Dr. Akarsu, bu hastalıkta ortaya çıkabilen kortizol, tiroid hormonu ve hipofiz bezinin salgıladığı büyüme hormonu eksikliğinin tedavi edilmesinin önemli olduğunu vurguladı.</p>
<p>Kaynak: ntvmsnbc</p>
<p>Hazırlayan: Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/dogum-sonrasi-sheehan-sendromu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Diş Eti İltihabınız Varsa Dikkat,Erken Doğum Yapabilirsiniz</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/dis-eti-iltihabiniz-varsa-dikkaterken-dogum-yapabilirsiniz.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/dis-eti-iltihabiniz-varsa-dikkaterken-dogum-yapabilirsiniz.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Jan 2010 09:58:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Diş eti iltihabı]]></category>
		<category><![CDATA[erken doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Periodontit]]></category>
		<category><![CDATA[Vajinal enfeksiyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2868</guid>
		<description><![CDATA[İsviçre’nin başkenti Bern’deki Women’s Clinik’te görevli Ord. Prof. Dr. Daniel Surbek, diş eti iltihabının (periodontit) erken doğum için risk faktörü oluşturduğunu belirtti.
Antalya’da bir toplantıya katılan Ord. Prof. Dr. Daniel Surbek, iki yıl önce ABD’de çok merkezli yapılan bir araştırma ile diş eti iltihaplarının erken doğuma neden  olduğunun kanıtlandığını söyledi. Bu araştırma sonrası Washington Üniversitesi ile ortak çalışma başlattıklarını dile getiren Prof. Surbek, ağız içi ve vajinal enfeksiyonlardaki bakterilerin benzer grupta olup olmadığını araştırdıklarını belirtti. Surbek, “acaba ağız içinde ve vajinada bağışıklık sistemi enfeksiyona karşı benzer tepki mi veriyor, bunu araştırıyoruz” ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h5>İsviçre’nin başkenti Bern’deki Women’s Clinik’te görevli Ord. Prof. Dr. Daniel Surbek, diş eti iltihabının (periodontit) erken doğum için risk faktörü oluşturduğunu belirtti.</h5>
<p><span>Antalya’da bir toplantıya katılan Ord. Prof. Dr. Daniel Surbek, iki yıl önce ABD’de çok merkezli yapılan bir araştırma ile diş eti iltihaplarının erken doğuma neden  olduğunun kanıtlandığını söyledi. Bu araştırma sonrası Washington Üniversitesi ile ortak çalışma başlattıklarını dile getiren Prof. Surbek, ağız içi ve vajinal enfeksiyonlardaki bakterilerin benzer grupta olup olmadığını araştırdıklarını belirtti. Surbek, “acaba ağız içinde ve vajinada bağışıklık sistemi enfeksiyona karşı benzer tepki mi veriyor, bunu araştırıyoruz” dedi.</span></p>
<p>Diş eti iltihapları ile erken doğum arasında dolaylı bir ilişki olduğunu vurgulayan Prof. Surbek, buna karşın vajinal enfeksiyonlarla erken doğum arasında doğrudan ilişki bulunduğunu kaydetti. Prof. Dr. Surbek, ağız çevresindeki iltihaplanma nedeniyle bağışıklık sisteminin mikroorganizmalara tepki vererek sitokin salgısını (bağışıklık hücrelerince salgılanan proteinler) artırdığını, bu nedenle metalloproteinaz ve prostaglandin enzimlerinin de artarak erken doğuma neden olabildiğini ifade etti. Surbek, vajinal enfeksiyonlarda ise sitokin salgılanımının rahme çok yakın bölgelerde oluşması nedeniyle doğrudan erken doğuma neden olduğunu vurguladı.</p>
<p>Enfeksiyona bağlı erken doğumun bebekte nörolojik sorunlara neden olduğunu anlatan Prof. Dr. Surbek, bu nedenle ciddiye alınması gerektiğini kaydetti. Prof. Dr. Surbek, gebelik dönemindeki diş eti iltihaplarının hemen tedavi edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.</p>
<p>Kaynak: ntvmsnbc</p>
<p>Hazırlayan. Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/dis-eti-iltihabiniz-varsa-dikkaterken-dogum-yapabilirsiniz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk Yapmak İçin Ne Kadar Vakit Kaldı</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/cocuk-yapmak-icin-ne-kadar-vakit-kaldi.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/cocuk-yapmak-icin-ne-kadar-vakit-kaldi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 08:35:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk yapmak]]></category>
		<category><![CDATA[Doğurganlık]]></category>
		<category><![CDATA[Gebeliği ertelemek]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Yumurtalık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2847</guid>
		<description><![CDATA[Gebeliği Ertelemek Doğru mu?
Günümüz kadını çeşitli nedenlerle anneliği 40’lı yaşlara kadar erteliyor. Ancak bu rötar gebelik şansını ciddi olarak azaltıyor. Çünkü kadınlarda yumurta sayısının azalmaya başladığı 30-33 yaşlarında doğurganlık oranı da düşüyor
Günümüz kadını artık geç doğum yapıyor. Önce kariyer sahibi olmak, sağlıklı bir ilişki oluşturmak, gelecek için ekonomik güvence sağlamak gibi nedenlerden dolayı gebelik geciktiriliyor. Çocuk doğurmak için 30’lu hatta 40’lı yaşlara kadar bekleniyor. Ancak bu bekleyiş, gebelik şansını belirgin olarak azaltıyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Özkan Öztürk ve Kadın Hastalıkları-Doğum Uzmanı Dr. Canan Genim, günümüzde kadınların ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gebeliği Ertelemek Doğru mu?</p>
<p>Günümüz kadını çeşitli nedenlerle anneliği 40’lı yaşlara kadar erteliyor. Ancak bu rötar gebelik şansını ciddi olarak azaltıyor. Çünkü kadınlarda yumurta sayısının azalmaya başladığı 30-33 yaşlarında doğurganlık oranı da düşüyor</p>
<p>Günümüz kadını artık geç doğum yapıyor. Önce kariyer sahibi olmak, sağlıklı bir ilişki oluşturmak, gelecek için ekonomik güvence sağlamak gibi nedenlerden dolayı gebelik geciktiriliyor. Çocuk doğurmak için 30’lu hatta 40’lı yaşlara kadar bekleniyor. Ancak bu bekleyiş, gebelik şansını belirgin olarak azaltıyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Özkan Öztürk ve Kadın Hastalıkları-Doğum Uzmanı Dr. Canan Genim, günümüzde kadınların en sık sorduğu soruları şöyle sıraladı: “Bebek yapmak için ne kadar vaktim kaldı?”, “Yumurtalık rezervimi bilebilir miyim?”, “Yumurtalık yaşlanmasını yavaşlatabilir miyim?”</p>
<p>Doğurganlık hangi yaşta azalıyor?</p>
<p>Yumurtalıklar yaşam boyu değişim gösteren dinamik organlardır. Kadınların ömür boyunca sahip olacağı yumurta sayısı, doğduğu günde hatta daha anne karnında iken çoktan kodlanmıştır. Anne karnında kız bebeklerde dördüncü ayda yumurta sayısı en yüksek sayıya ulaşmaktadır. 6-7 milyon olan bu yumurta sayısı doğumda 1-2 milyona kadar azalmakta, ergenlikte 300 bin, 37 yaşında ise 25 bine kadar inmektedir. Menopoza girmiş bir kadında ise bu rakam 1000 kadardır. Yumurta yaşlanması genetik ve çevresel faktörlerin birbiriyle ilişkisinin bir yansımasıdır. Yumurta yaşlanmasının iki doğal sonucu azalmış gebelik şansı ve menopozdur.</p>
<p>Yumurtalık yaşı, takvim yaşından farklı</p>
<p>* Kadınlarda yumurta sayısının azalmasıyla birlikte 30-33 yaşlarında doğurganlık oranı da düşer.<br />
* Bu azalmanın 35-38 yaşında hızlandığı gösterilmiştir.<br />
* 30 yaşındaki bir kadında her ay gebe kalma olasılığı yüzde 20 oranındadır.<br />
* 38 yaşında canlı doğum oranı yüzde 50 oranında azalmaktadır.<br />
* 40 yaşında bu azalma yüzde 75’e çıkmaktadır.</p>
<p>Doğal yaşlanma sürecinin ötesinde yaklaşık her 100 kadından 10’unda beklenenden daha erken yumurtalık yaşlanması ve kaybı olmaktadır. Her 100 kadından birinde ise erken menopoz gelişir. Ülkemizde ortalama menopoz yaşı 46-48’dir. Menopoz yaşında genetik çok önemlidir. Bir kadının menopoz yaşı genellikle annesininkine yakındır. Sigara içilmesi menopozu ortalama iki yıl öne alır. Menopoz yaşı öne geldikçe 8 ila 10 yıl öncesinden başlamak üzere gebelik şansı azalarak kısırlık oranı da artar.</p>
<p>İleri yaşlarda bile bazı kadınlarda yumurtalık fonksiyonları gençliklerindeki gibidir ya da bunun tam tersi olabilir. Yani genç yaşlarda yumurta sayısı ve kalitesi beklenenden çok hızlı azalabilir. Bu durum yumurtalık rezervi ya da yumurtalık yaşı terimini ortaya çıkarmıştır. Yumurtalık yaşı her zaman takvim yaşı ile uyumlu olmayabilir. Yumurtalık rezervi herhangi bir yaşta azalabilir. Bu durumda kişi düzenli adet görmeye devam etse bile gebe kalma olasılığı çok azalmıştır. Bu kadınlarda artan gebelik kayıplarına daha sık rastlanır.</p>
<p>Yaşa bağlı kısırlıkta, tedavi kısıtlı</p>
<p>Yaşa bağlı kısırlığın tedavisinde tıbbi olarak çok fazla seçenek yoktur. Özellikle 30 yaş üzeri olup da daha ileri bir yaşta gebe kalmak isteyen kadınlara, üreme sağlığı merkezlerinde mutlaka over yaşını ölçtürmelerini tavsiye ettiklerini belirten Doç. Dr. Özkan Öztürk, “Hatta 30 yaşının altında olan, sigara içen, ailesinde erken menopoz hikâyesi olan, 21 – 24 günde bir âdet gören veya çikolata kisti olan kadınların bu araştır-maları genç yaşlarda yapmaları önemlidir” diyor.</p>
<p>Kadının yaşı ilerledikçe neler olur?</p>
<p>* Yumurta sayısı ve kalitesi azalır.<br />
* Yumurtalık kalitesindeki azalmaya bağlı gebelik şansı azalırken düşük riski artar.<br />
* Rahmin embriyo tutma yeteneği azalabilir, ama rahmin yaşlanması yumurtalık yaşlanması gibi dramatik değildir.<br />
* Rahimde myom benzeri yapısal sorunlar daha sık gözlenir ve rahme giden kan akımı azalır.</p>
<p>Hazırlayan:Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/cocuk-yapmak-icin-ne-kadar-vakit-kaldi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kilolu hamilelik cenin için risk taşıyor</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/kilolu-hamilelik-cenin-icin-risk-tasiyor.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/kilolu-hamilelik-cenin-icin-risk-tasiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Jan 2010 22:07:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Aşırı kilo]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Cenin]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Obez kadınlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2798</guid>
		<description><![CDATA[Gebelikte aşırı kilonun ceninde bazı oluşum  bozuklukları riskini artırdığı belirlendi.
 Bilim adamaları, 39 araştırmanın verilerine dayanarak, araştırmaya katılan kadınların vücut kitle endeksi ile ceninde anormallik riskini hesapladı.
Obez kadınlarda riskin daha fazla olduğu sonucuna varan İngiltere’nin Newcastle Üniversitesi araştırmacıları, “gebelik başında obez kadınlarda ceninin beyin ve omuriliğini oluşturan nöral tüpte oluşum bozukluğu riskinin yaklaşık iki kat, omurgada gelişim bozukluğu riskinin de iki kattan fazla olduğunu belirledi.
Araştırmada, kalp-damar anormallikleri, dudak-damak yarıkları ve bir organın gelişmemesi riskinin de çok daha fazla olduğu kanıtlandı.
Obez gebe kadınlarda, ceninde karın duvarının tam olarak kapanmaması
riskinin ise ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h5>Gebelikte aşırı kilonun ceninde bazı oluşum  bozuklukları riskini artırdığı belirlendi.</h5>
<p><span> Bilim adamaları, 39 araştırmanın verilerine dayanarak, araştırmaya katılan kadınların vücut kitle endeksi ile ceninde anormallik riskini hesapladı.</span></p>
<p>Obez kadınlarda riskin daha fazla olduğu sonucuna varan İngiltere’nin Newcastle Üniversitesi araştırmacıları, “gebelik başında obez kadınlarda ceninin beyin ve omuriliğini oluşturan nöral tüpte oluşum bozukluğu riskinin yaklaşık iki kat, omurgada gelişim bozukluğu riskinin de iki kattan fazla olduğunu belirledi.</p>
<p>Araştırmada, kalp-damar anormallikleri, dudak-damak yarıkları ve bir organın gelişmemesi riskinin de çok daha fazla olduğu kanıtlandı.</p>
<p>Obez gebe kadınlarda, ceninde karın duvarının tam olarak kapanmaması<br />
riskinin ise az olduğu görüldü.</p>
<p>Araştırma, Amerikan Tıp Derneğinin (JAMA) dergisinde yayımlandı.</p>
<p>Kaynak: Ntv Haber</p>
<p>Hazırlayan: Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/kilolu-hamilelik-cenin-icin-risk-tasiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum sonrası depresyonu</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/dogum-sonrasi-depresyonu.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/dogum-sonrasi-depresyonu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Jan 2010 21:55:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[doğum sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum sonrası depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon seviyesi]]></category>
		<category><![CDATA[pCHR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2789</guid>
		<description><![CDATA[Gebelikte bir hormonun seviyesinin, annenin doğum sonrası depresyona girip girmeyeceği konusunda fikir verebileceği ortaya kondu.
ABD’de 100 kadının katılımıyla yapılan bir araştırma, gebeliğin 25. haftasında pCHR hormonunun seviyelerinin, doğum sonrası depresyona giren annelerin dörtte üçünde bu durumun tahmin edilmesine yardımcı olduğunu gösterdi.
Sonuçları Archives of General Psychiatry dergisinde yayımlanan araştırma çerçevesinde, annelerden gebeliklerinin 15, 19, 25, 31. ve 37. haftalarında California’daki iki tıp merkezinde kan örneklerinin alındığı, hamileyken yaptıkları son 4 ziyarette ve doğumdan ortalama 8 hafta sonra depresyon belirtilerinin değerlendirildiği belirtildi.
Araştırmaya katılan annelerden 16’sında doğum sonrası depresyon belirtilerinin gözlendiği, kadınlardan 25 ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h5>Gebelikte bir hormonun seviyesinin, annenin doğum sonrası depresyona girip girmeyeceği konusunda fikir verebileceği ortaya kondu.</h5>
<p><span>ABD’de 100 kadının katılımıyla yapılan bir araştırma, gebeliğin 25. haftasında pCHR hormonunun seviyelerinin, doğum sonrası depresyona giren annelerin dörtte üçünde bu durumun tahmin edilmesine yardımcı olduğunu gösterdi.</span></p>
<p>Sonuçları Archives of General Psychiatry dergisinde yayımlanan araştırma çerçevesinde, annelerden gebeliklerinin 15, 19, 25, 31. ve 37. haftalarında California’daki iki tıp merkezinde kan örneklerinin alındığı, hamileyken yaptıkları son 4 ziyarette ve doğumdan ortalama 8 hafta sonra depresyon belirtilerinin değerlendirildiği belirtildi.</p>
<p>Araştırmaya katılan annelerden 16’sında doğum sonrası depresyon belirtilerinin gözlendiği, kadınlardan 25 haftalık hamileyken alınan kan örneklerindeki pCHR hormonunun seviyelerinin, hamilelik sonrası depresyon konusunda güçlü biçimde fikir verdiğinin görüldüğü kaydedildi.</p>
<p>pCHR hormonunun seviyesi, gebelik sırasında artış gösteriyor, bu da vücudun stresle başa çıkmasına yardımcı olan kortizol üretimini arttırıyor. Doğumdan sonra pCHR hormonunun seviyesi önemli ölçüde düşüyor. Hamileyken pCHR hormonu daha yüksek seviyede bulunan kadınlarda bu düşüşün daha güçlü biçimde açığa çıktığı düşünülüyor.</p>
<p>Araştırmacılar, bunun daha geniş kapsamlı incelemelerle kanıtlanması halinde, doğum sonrası depresyon için rutin testlerin yapılabileceğini söylüyorlar.</p>
<p>Doğum sonrası depresyon genellikle doğumdan 4 ila 6 hafta sonra başlıyor ve annelerin yüzde 10 ila 15’ini etkiliyor. Daha önce yaşanan depresyon, stresli yaşam, sosyal destek almama, kendine az güvenme, hamilelik sırasında endişe veya stresin, doğum sonrası depresyona yol açan risk faktörleri olduğu biliniyor.</p>
<p>Kaynak:Ntv Haber</p>
<p>Hazırlayan:Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/dogum-sonrasi-depresyonu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kimyasallar, doğurganlığı azaltıyor</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/kimyasallar-dogurganligi-azaltiyor.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/kimyasallar-dogurganligi-azaltiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Jan 2010 21:40:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Doğurganlık]]></category>
		<category><![CDATA[Doğurganlık azalması]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda paketleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kimyasal]]></category>
		<category><![CDATA[PFC]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2786</guid>
		<description><![CDATA[Genellikle gıda paketleri, mefruşat ve halılarda  bulunan kimyasalların, doğurganlığı azaltabileceği bildirildi.
Sonuçları Human Reproduction dergisinde yayımlanan araştırma çerçevesinde, 1240 kadının kanlarında perflorokarbonların (PFCler) oranları ölçüldü ve kanında yüksek seviyede bu kimyasallardan bulunanların daha zor hamile kaldığı gözlendi.
Los Angeles’da California Üniversitesi’nde görevli bilim adamlarının yaptığı araştırmada, kadınlardan doğumdan önce ilk görüşmede alınan kan örneklerinin incelendiği, kadınlara hamilelik planlayıp planlamadıklarının sorulduğu ve hamile kalmalarının ne kadar süre aldığının izlendiği belirtildi.
Kadınların kanlarındaki PFClerin oranının, mililitrede 6.4 nanogramla 106.4 nanogram arasında değiştiği saptanırken, kadınlar bu oranlara göre 4 gruba ayrıldı. Araştırma, kanlarında düşük seviyede ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h5>Genellikle gıda paketleri, mefruşat ve halılarda  bulunan kimyasalların, doğurganlığı azaltabileceği bildirildi.</h5>
<p><span>Sonuçları Human Reproduction dergisinde yayımlanan araştırma çerçevesinde, 1240 kadının kanlarında perflorokarbonların (PFCler) oranları ölçüldü ve kanında yüksek seviyede bu kimyasallardan bulunanların daha zor hamile kaldığı gözlendi.</span></p>
<p>Los Angeles’da California Üniversitesi’nde görevli bilim adamlarının yaptığı araştırmada, kadınlardan doğumdan önce ilk görüşmede alınan kan örneklerinin incelendiği, kadınlara hamilelik planlayıp planlamadıklarının sorulduğu ve hamile kalmalarının ne kadar süre aldığının izlendiği belirtildi.</p>
<p>Kadınların kanlarındaki PFClerin oranının, mililitrede 6.4 nanogramla 106.4 nanogram arasında değiştiği saptanırken, kadınlar bu oranlara göre 4 gruba ayrıldı. Araştırma, kanlarında düşük seviyede PFC bulunan kadınların doğurganlığının, kanlarında yüksek seviyede bu kimyasallardan bulunanlara göre daha yüksek olduğunu gösterdi.</p>
<p>Araştırmacılardan doktor Chunyuan Fei, konuyla ilgili olarak daha önce yapılan araştırmaların, PFClerin bebeğin rahimde büyümesini engelleyebileceğini gösterdiğini hatırlatarak, kanlarında yüksek seviyede PFCler bulunan kadınlarda adet düzensizliklerine daha fazla rastlandığını da kaydetti.</p>
<p>Isıya dayanaklı, su ve yağı emmeme özelliğine sahip PFClerin yüksek seviyelerinin, hayvanlarda organ hasarıyla bağlantısı olduğu ve vücutta uzun süre kalabildiği biliniyor.</p>
<p>Kaynak: Ntv Haber</p>
<p>Hazırlayan:Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/kimyasallar-dogurganligi-azaltiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşılama Yöntemi (İnsemninasyon)</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/asilama-yontemi-insemninasyon.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/asilama-yontemi-insemninasyon.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Jan 2010 19:57:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Aşılama]]></category>
		<category><![CDATA[Aşılama Yöntemi]]></category>
		<category><![CDATA[İnsemninasyon]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yıkanmış sperm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2758</guid>
		<description><![CDATA[Yıkanmış spermlerin, cinsel ilişki olmaksızın, bir enjektör aracılığı ile direk rahim içine verilmesidir.
Sperm normal meni içinde bulunan diğer hücre ve maddelerden uzaklaştırılır ve sıvı bir çözelti haline getirilir. Daha sonra bu sıvı, normal adet döneminde gelişen veya ilaçlarla uyarılarak elde edilmiş yumurtaların tespit edildiği zaman rahime verilir. Böylece doğal bir döllenme olmasına yardım edilmiş olur.
Kısırlığın erkeğe ait nedenlere bağlı olduğu durumlarda (ereksiyon zorluğu,sperm sayısı azlığı, postkoital test ve mukus penetrasyon testleri ile gösterilmiş servikal -rahim ağzı- mukus bozuklukları) ve sebebi bilinmiyen kısırlık tedavilerinde kullanılmaktadır. Bu işlem için bir zamanlar hazırlanmamış, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yıkanmış spermlerin, cinsel ilişki olmaksızın, bir enjektör aracılığı ile direk rahim içine verilmesidir.</p>
<p>Sperm normal meni içinde bulunan diğer hücre ve maddelerden uzaklaştırılır ve sıvı bir çözelti haline getirilir. Daha sonra bu sıvı, normal adet döneminde gelişen veya ilaçlarla uyarılarak elde edilmiş yumurtaların tespit edildiği zaman rahime verilir. Böylece doğal bir döllenme olmasına yardım edilmiş olur.</p>
<p>Kısırlığın erkeğe ait nedenlere bağlı olduğu durumlarda (ereksiyon zorluğu,sperm sayısı azlığı, postkoital test ve mukus penetrasyon testleri ile gösterilmiş servikal -rahim ağzı- mukus bozuklukları) ve sebebi bilinmiyen kısırlık tedavilerinde kullanılmaktadır. Bu işlem için bir zamanlar hazırlanmamış, taze meni kullanılmış olmasına rağmen (halen yeterli donanımın olmadığı yerlerde kullanılmaktadır) yıkanmış sperm kullanımı daha az allerjik reaksiyon yapma ve daha yüksek gebelik oranları nedeniyle tercih edilmektedir.</p>
<p>IUI, meni sıvısındaki prostaglandin denilen maddelerin rahim kasılmalarına neden olması ve meniden mikrobik hastalıkların bulaşma olasılığı göz önünde tutularak olabildiğince  saf ve hareketli spermler kullanılarak yapılmalıdır. IUI &#8216;daki başarı sperm sayı, yapı ve hızlarıyla yakından ilişkilidir. Yapısal olarak değerlendirme spermler boyandıktan sonra yapılmalıdır ve IUI kararı verilirken spermiogram tahlilinin özellikle bu yöntemle yapılıp yapılmadığına dikkat edilmelidir.</p>
<p>IUI için kullanılacak spermin hazırlanmasında, yıkama veya swim-up teknikleri kullanılarak, başarı oranının artırılması ve olası komplikasyonların azaltılmasına çalışılır. Orta derece ve siddetli erkek infertilitesi varlığında pahalı ve can yakan yardımcı üreme tekniklerinden önce ovulasyon takibi ve uygun zamanda aşılama kıymetli bir başlangıç tedavisi olarak denenmelidir.</p>
<p>Değişik sperm sayı ve kalite ölçütleri kullanılsa da genellikle 1.000.000 dan fazla hareketli spermi olanlarda bu tedavi denenebilir. Yumurtlamanın haplarla (klomifen sitrat) sağlandığı sikluslarında % 7, iğnelerle (gonadoropin) sağlandığı sikluslarında % 11 gebelik oranları bildirilmektedir. İlk 3 ay tekrarlayan uygulamalar sonunda gebelik oranının %40&#8242;ları bulduğunu bildiren yayınlar mevcuttur.</p>
<p><strong>IUI için erkeğe ait gerekçeler:</strong></p>
<ul>
<li> Sperm sayı azlığı</li>
<li> Sperm şekil ve yapı bozuklugu</li>
<li> Anti-sperm antikorları varlığı (erkekte kendi spermini öldüren maddelerin olması)</li>
<li> Erken boşalma, retrograd (meninin geriye doğru ,mesaneye kaçması) ejekülasyon</li>
<li> Aşırı şişmanlık</li>
<li> Erkekte bazı organik (penis yapı ve ereksiyon bozuklukları)</li>
<li> Sebebi bilinmiyen kısırlık</li>
</ul>
<p><strong>IUI için kadına ait gerekçeler:</strong></p>
<ul>
<li> Vaginanın çeşitli nedenlerle aşırı dar olması veya cinsel ilişkiye uygun olmaması</li>
<li> Fonksiyonel ve psikolojik nedenler ( vaginismus , disparoni- ağrılı ilişki- )</li>
<li> Antisperm antikorları (kadında eşinin spermlerini öldüren maddelerin bulunması)</li>
<li> Sebebi bilinmiyen kısırlık</li>
</ul>
<p><strong>IUI&#8217;nin yapılmaması gereken durumlar:</strong></p>
<ul>
<li> Erkekte hiç sperm bulunmaması durumunda ya da sayının 300.000 /mm3 den az olması veya normal yapıdaki spermlerin oranının%4’ün altında olmaması</li>
<li> Bilinen kanıtlanmış kalıtımsal hastalıklar</li>
<li> Spermatozoidlerde yapısal bozukluklar olması</li>
<li> Meni yollarına ait iltihabi hastalıkların varlığı</li>
<li> Artan genetik hastalık riski nedeniyle 50 yaşın üzerindeki erkeklerde uygulanmaması önerilmektedir.</li>
</ul>
<p><strong>IUI için spermin hazırlanması ve enjeksiyon tekniği;</strong><br />
Erkekten cinsel ilişki sırasında çıkan tüm sıvıya semen ismi verilmekte olup içinde sperm yollarından katılmış salgılar, spermler, beyaz kan hücreleri, dışarıdan bulaşmış bakteriler ve hücresel artıklardan oluşmaktadır. Biyolojik ortamda bu sıvı içindeki spermler rahim ağzından bir süzme işlemi ile ayrılır ve kadının rahim içerisine girip tüplerine ulaşır. İşte sperm hazırlama tekniği doğal olarak yapılan bu işlemi vücut dışında taklit etmekten ibarettir. Sperm vücut sıvılarından ve bulaşmış bakterilerden ayrılır, hızlı ve kaliteli spermler bazı fiziksel yöntemlerle seçilirek bir enjektör içerisine çekilir.</p>
<p>Bu spermler aşırı sıcak ve soğuğa maruz kalmadan mümkün olduğu kadar kısa bir süre içinde yumurtlama takibi ile yumurtladığı tespit edilen veya yumurtlaması beklenen kadının rahmi içerisine bir katater aracılığı ile rahim ağzından verilir. Bu işlem sırasında kadın jinekolojik masada normal muayene pozisyonunda yatar, lokal veya genel anesteziye genellikle gerek yoktur. Rahim ağzının yapısı ve rahmin derinliği kateter seçiminde önemlidir. Inseminasyon yada İVF karar verme aşamasında hastaya gerçek uygulamayı yapmadan evvel muayene esnasında kateter uygulaması yapılarak kateterin geçişi ve rahmin pozisyonu açısından hastanın dosyasına bir not almakta fayda vardır.</p>
<p>Aşılama işlemi sırasında kadının idrar torbasın doldurularak rahmi arkaya itmesi sağlanmalı ve kateterin rahmin içini kanatması, tahriş etmesi işlemi dikkatli ve zorlamadan yaparak önlenmelidir. IUI yapıldıktan sonra kadının 10-20 dakika yatması önerilse de , spermler zaten rahim içerisine verildiğinden IUI’dan sonra sırtüstü yatmanın gebelik şansını artırmadığı bildirilmektedir.</p>
<p>Sperm hazırlanması 2 saat kadar , IUI (aşılama ) yapılması ise birkaç dakika süren ağrısız bir işlem olup işlemden sonra hastanın 20-30 dakika kadar istirahat yapması sağlanmalıdır.</p>
<p><strong>Üremeye Yardımcı Tekniklerin Uygulanması İçin Koşullar:</strong><br />
Ülkemizde,bir çok ülkede olduğu gibi yardımcı üreme merkezi açabilmek için Sağlık Bakanlığından ruhsat almak zorundadır. Tedavi edilecek hastalarda da</p>
<ul>
<li> Kadının yaşının 40 ın altında (çok özel şartlarda 45 ) olması</li>
<li> AIDS testinin ve Hepatit testlerinin negatif olması</li>
<li> Kısırlık probleminin diğer metodlarla çözümlenememiş olması şartı aranır.</li>
</ul>
<p>Bu şartlar ruhsat almanın dışında tıbbi ve etik açıdan doğru bir yöntemdir. Eğer hasta diğer metodlarla tedavi olanağı bulamıyacağı kesin ya da yapılan uygulamalara veya tedavilere rağmen gebelik meydana gelmediyse ve gebeliği önleyecek herhangi bir hastalık söz konusu değilse uygulanmalıdır. İşlemin yapıldığı sırada çiftte bebeğe geçecek bulaşıcı veya kalıtsal bir hastalık olmaması gerekmektedir.</p>
<p>Hazırlayan:Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/asilama-yontemi-insemninasyon.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tüp Bebek (IVF )</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/tup-bebek-ivf.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/tup-bebek-ivf.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Jan 2010 19:40:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Döllenme]]></category>
		<category><![CDATA[In Vitro fertilisation]]></category>
		<category><![CDATA[IVF]]></category>
		<category><![CDATA[Sperm]]></category>
		<category><![CDATA[tüp bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Yumurta]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2755</guid>
		<description><![CDATA[In vitro fertilisation, cam içerisinde dölleme anlamına gelmektedir. Bu yöntemle kadından alınan yumurtalar, erkekten alınan spermlerle kadın rahmi dışında döllenir (yani in vitro-cam içinde döllenir.) Tüp bebek işleminde, hormonsal olarak kadında yumurtlama kontrol altında sağlanır ve bu yumurtalar dışarı alınır ve spermlerin bir sıvı içinde yumurtaları döllemeleri sağlanır
Döllenmiş yumurtalar,gebelik sağlamak amacıyla, yeniden kadının rahmine yerleştirilir. Tedavinin ilk basamağına geçmeden, hem erkekte hem de kadında hepatit B ve C, HIV testleri, bazı diğer bulaşıcı hastalıklar araştırılmalı, kan sayımları ve kan grupları bakılmalıdır. Daha sonraki aşama, çok fazla teknik ayrıntıları olabilen (FSH ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>In vitro</em> fertilisation</strong>, cam içerisinde dölleme anlamına gelmektedir. Bu yöntemle kadından alınan yumurtalar, erkekten alınan spermlerle kadın rahmi dışında döllenir (yani in vitro-cam içinde döllenir.) Tüp bebek işleminde, hormonsal olarak kadında yumurtlama kontrol altında sağlanır ve bu yumurtalar dışarı alınır ve spermlerin bir sıvı içinde yumurtaları döllemeleri sağlanır</p>
<p>Döllenmiş yumurtalar,gebelik sağlamak amacıyla, yeniden kadının rahmine yerleştirilir. Tedavinin ilk basamağına geçmeden, hem erkekte hem de kadında hepatit B ve C, HIV testleri, bazı diğer bulaşıcı hastalıklar araştırılmalı, kan sayımları ve kan grupları bakılmalıdır. Daha sonraki aşama, çok fazla teknik ayrıntıları olabilen (FSH veya LH hormonu, gonadotropinler) hormonlarla yumurtalıkları uyarmaktır. Kimlere Tüpbebek (IVF) Yapılmaktadır?</p>
<ul>
<li> Yumurtalık yolları ameliyatla ya da çeşitli nedenlerle tıkalı olduğunda (geçirilmiş operasyonlar , dış gebelik, endometriozis, abse , enfeksiyonlar, tüberküloz )</li>
<li> Birinci tedavi basamağında ovulasyon takipleri yapılmış, kısırlık nedenleri araştırılmış veya tedavisi olmuş ama gebe kalamamış, aşılama denenmiş, hafif endometriosis , PCOS sahip kadınlar.</li>
<li> Erkekte sperm sayı ve şekil bozukluğu varsa (Sperm sayısı 5 milyon/mL’dan çok ise IVF, 5 milyon/mL’dan az ise ICSI önerilmektedir)</li>
<li> Kadının 40 yaş üstünde ise</li>
<li> Kadında Endometriosis (ileri evrede) varsa</li>
</ul>
<p>Yumurtalıkların uyarılmasının nedeni daha çok yumurta hücresi dolayısı ile embriyo elde ederek gebelik şansını artırmaktır. Bu ilaçların kullanılması sırasında</p>
<ul>
<li> Yorgunluk</li>
<li> Eklem ağrısı</li>
<li> Ateş basması,terleme</li>
<li> Baş ağrısı</li>
<li> Görme şikayetleri</li>
<li> Enjeksiyon yerinde morluklar olabilir</li>
</ul>
<p>Tedavi sırasında ovarian hipersitimulasyon sendromu gelişebilir. Bu tablo ciddi durumlara yol açabilen, kendisini yumurtalıklarda aşırı büyüme, karında ve göğüste sıvı toplanması, elektrolit bozukluğu, kan hacmi ve idrar azlığı gibi bulgularla gösteren, ilaçlara bağlı bir hastalıktır. Bu tablonun oluşmaması için yumurtalıklar kontrollü uyarılmalı ve hastalar kanda düzenli östrogen hormon seviyelerine bakarak takip edilmelidir.</p>
<p>Uyarılma sırasında yumurta hücresinin büyümesini takip etmek amacıyla ultrasonografi muayeneleri ve bunların sonuçlarını kesinleştirmek amacıyla kan testleri takipleri yapılır.</p>
<p>18-20 mm boyutlarına gelmiş fazla sayıda folikül oluştuğunda kandaki östrogen seviyesine bakarak HCG-Human koryonik gonodotropin-enjeksiyonu yapılır.Bundan ortlama 26-38 saat sonra lokal yada genel anestezi altında olgunlaşmış yumurtalar vagen duvarından yumurtalıklara sokulan ince bir iğne vasıtasıyla emilerek toplanır.</p>
<p>Hazırlayan: Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/tup-bebek-ivf.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mikroenjeksiyon (ICSI)</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/mikroenjeksiyon-icsi.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/mikroenjeksiyon-icsi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Jan 2010 19:32:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[ICSI]]></category>
		<category><![CDATA[IVF]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlık]]></category>
		<category><![CDATA[Mikroenjeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Sperm azlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sperm bozukluğu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2752</guid>
		<description><![CDATA[Bu yönteme (ingilizce  Intra-Cytoplasmic Sperm Injection olan adının kısaltması olan) ICSI de denilmektedir.
Mikroenjeksiyon IVF tedavisinden daha ileri bir aşama olup özellikle ciddi sperm bozukluğu ve sperm azlığı veya yokluğundaki çiftlerin çocuk sahibi olmasına olanak sağlayan bu yöntemde uyarma tedavisiyle elde edilen yumurta hücrelerinin içine ince bir pipet yardımıyla sperm, doğrudan yumurta zarının içerisine sokulur.
lk kez 1992 yılında uygulanmaya başlanan ICSI

 Konvansiyonel IVF uygulamalarında fertilizasyon başarısızlığı
Sperm parametrelerinin ileri derecede düşük olduğu durumlar
 Cerrahi yöntemlerle az miktarda spermim elde edildiği fertilizasyon şansının düşük olduğu durumlarda
 Antisperm antikorlarının varlığı
 İleri anne yaşı nedeniyle ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yönteme (ingilizce  Intra-Cytoplasmic Sperm Injection olan adının kısaltması olan) ICSI de denilmektedir.</p>
<p>Mikroenjeksiyon IVF tedavisinden daha ileri bir aşama olup özellikle ciddi sperm bozukluğu ve sperm azlığı veya yokluğundaki çiftlerin çocuk sahibi olmasına olanak sağlayan bu yöntemde uyarma tedavisiyle elde edilen yumurta hücrelerinin içine ince bir pipet yardımıyla sperm, doğrudan yumurta zarının içerisine sokulur.</p>
<p>lk kez 1992 yılında uygulanmaya başlanan ICSI</p>
<ul>
<li> Konvansiyonel IVF uygulamalarında fertilizasyon başarısızlığı</li>
<li>Sperm parametrelerinin ileri derecede düşük olduğu durumlar</li>
<li> Cerrahi yöntemlerle az miktarda spermim elde edildiği fertilizasyon şansının düşük olduğu durumlarda</li>
<li> Antisperm antikorlarının varlığı</li>
<li> İleri anne yaşı nedeniyle az sayıda yumurta hücresinin elde edildiği durumlarında bugün için kullanılan esas yöntem haline gelmiştir.</li>
</ul>
<p>Şimdilerde pek çok merkez tüp bebek uygulaması yapılacak tüm hastalara nerdeyse ICSI uygulaması yapmaktadır.</p>
<p><strong>Assisted Hatching(AHA )</strong><br />
Yumurta hücresinin etrafında zona pellucida isminde bulunan zar embriyoların bütünlüğünü korumaya devam eder.3. günün sonunda blastokist döneminde kendiliğinden çatlamakta ve blastokist serbest kalarak endometrium dokusu ile direkt temasa geçer ve tutunma işlemi gerçekleşir.Bu çatlama olayına hatching denmektedir.Bazı durumlarda tutunma olayının gerçekleşmesine yol açan hatching olayının zorlaştığı ve gerçekleşmediği düşünülmekte ve bunu bizzat İVF ekibinin gerçekleştirme olayına ise asisste hatching denmektedir.</p>
<p>Genel olarak</p>
<ul>
<li> 37 yaşın üzerindeki hastalarda,</li>
<li> implantasyon başarısızlığı gelişmiş olan çiftlerde</li>
<li> Bazal FSH değeri yüksek olanlarda</li>
<li> Zona Pellucida normalden kalınsa &gt;17mikrom.</li>
</ul>
<p>olan çiftlerde implantasyon şansını artırmak için AHA işleminin uygulanması önerilir.<br />
3.günde yapılan embriyo değerlendirmesi sırasında AHA işlemi 3 yöntem kullanılarak yapılır.</p>
<p>Bunlar:</p>
<ul>
<li> Laser teknolojisi</li>
<li> Asit Tyrode</li>
<li> Mekanik</li>
</ul>
<p><strong>Donör Sperm:</strong><br />
Eğer erkekte hiç sperm yoksa hem aşılama hem de tüp bebek (IVF) için başka erkekten veya sperm bankasından (donör spermi) sperm alınarak işlemler yapılabilir. Türkiye&#8217;de halen sperm bankası yoktur ve donör spermi kullanılarak IUI veya IVF yapılması yasal değildir.</p>
<p><strong>Donör Yumurta:</strong><br />
Bir başka kadından alınan yumurta hücresi erkeğin spermleri ile laboratuar ortamında döllenir ve kadının rahmine enjekte edilir. Bu yöntem, diğer yollarla yumurtlaması veya yumurtalığı olmayan, menapoza girmiş kadınlarda kullanılmaktadır. Halen ülkemizde yasal değildir , uygulanmamaktadır.</p>
<p><strong>Gamet İntrafallopian Transfer (GIFT ):</strong><br />
Yumurtlama ilaçları ile elde edilen yumurta hücreleri spermlerle birlikte tüplere verilir. Basarı şansı % 27 kadardır. Çoğul gebelikler elde edilebilir.</p>
<p><strong>Zygot İntrafallopian Transfer (ZIFT):</strong><br />
Fertilize edilmiş yumurta hücreleri rahim içine değil tüp içine verilir.</p>
<p><strong>Frozen Embryo Transfer (FET):</strong><br />
IVF sırasında döllenmiş yumurtalar dondurulur ve depolanır,gelecekte kullanılmak üzere saklanır.Uygun zamanda embriyo ortamda çözülür ve rahim içine verilir. Başarı şansı her dondurulan embryo için % 15 kadardır.</p>
<p><strong>Kiralık Anne:</strong><br />
Yukarıda bahsedilen yöntemlerde başarısızlık olduğunda kiralık anne akla gelebilir.Kiralık anne olarak tespit edilen kadın ile yumurtası alınacak kadın aynı adet düzenine getirilerek uygun günde yumurta toplanıp eşinin spermleri ile döllendikten sonra kiralık anne rahmine ekilir.Ülkemizde bu uygulama da  yasaktır.</p>
<p>Hazırlayan: Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/mikroenjeksiyon-icsi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelikte Yolculuk</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/gebelikte-yolculuk.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/gebelikte-yolculuk.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Jan 2010 21:46:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2749</guid>
		<description><![CDATA[Bayanların bir çoğu basit püf noktalarına dikkat ettikleri takdirde doğum tarihine kadar güvenle seyahat edebilirler. Çoğu gebe kadın için seyahatin en iyi olduğu zaman, gebeliğin orta dönemleridir. Bu dönemde vücudunuz bebeğe daha iyi adapte olmuştur ve daha fazla enerjiye sahipsinizdir. Sabah yorgunluğu daha az görülür, komplikasyonlar daha azdır. En iyi rehber kendinizi nasıl hissettiğinizdir. Seyahat tercihini yaparken gideceğiniz yere ne kadar sürede ulaşacağınızı hesap etmelisiniz. En hızlı olanı (uçak) en idealidir. Hangi tür seyahati seçerseniz seçin, aşağıdaki kural ve önerileri göz önünde bulundurursanız daha rahat yolculuk yapabilirsiniz. Yolculuk sırasında

Her iki ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bayanların bir çoğu basit püf noktalarına dikkat ettikleri takdirde doğum tarihine kadar güvenle seyahat edebilirler. Çoğu gebe kadın için seyahatin en iyi olduğu zaman, gebeliğin orta dönemleridir. Bu dönemde vücudunuz bebeğe daha iyi adapte olmuştur ve daha fazla enerjiye sahipsinizdir. Sabah yorgunluğu daha az görülür, komplikasyonlar daha azdır. En iyi rehber kendinizi nasıl hissettiğinizdir. Seyahat tercihini yaparken gideceğiniz yere ne kadar sürede ulaşacağınızı hesap etmelisiniz. En hızlı olanı (uçak) en idealidir. Hangi tür seyahati seçerseniz seçin, aşağıdaki kural ve önerileri göz önünde bulundurursanız daha rahat yolculuk yapabilirsiniz. Yolculuk sırasında</p>
<ul>
<li>Her iki saatte bir hafif yürüyüş yapın. Bacaklarınızdaki şişmeler azalacak ve kendinizi daha rahat hissedeceksiniz.</li>
<li> Bağsız olan geniş, rahat elbise ve ayakkabılar giyiniz.</li>
<li> Kraker, meyve suyu yada diğer hafif gıdalardan alarak, mide bulantısını önleyebilirsiniz.</li>
<li> Evinizden uzakta iken yemeklerinizi düzenli yiyin. Yemekleri besleyici ve dengeli olduklarından emin olun. Böylece daha fazla enerji toplayacak, kendinizi daha rahat hissedeceksiniz. Lifli gıdalar alarak seyahatte sorun olabilecek kabızlığın önüne geçebilirsiniz.</li>
<li> Bol sıvı alınız.</li>
<li> Seyahat uykunuzu bozabilir. Bu durumda doktorunuzla görüşmeden önce herhangi bir ilaç almamalısınız.</li>
<li> Daha fazla uyumaya ve istirahat etmeye çalışınız. Böylece yorgunluk ve huzursuzluk hissetmeyeceksiniz.</li>
<li> Evden uzakta iseniz, gebeliğin seyri ve bazı tetkik sonuçlarını içeren bir sağlık raporunun kopyasını yanınızda taşıyınız.</li>
<li> Birkaç haftadan daha uzun süre tatil düşünüyorsanız doktorunuzda acil durumlar için başvuracağınız yer veya doktor ismi önermesini isteyiniz.</li>
</ul>
<p>Hazırlayan:Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/gebelikte-yolculuk.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamilelikte Alkol ve Sigara</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/hamilelikte-alkol-ve-sigara.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/hamilelikte-alkol-ve-sigara.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Jan 2010 21:39:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelikte Alkol]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelikte dikkat edilmesi gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelikte madde kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelikte sigara]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelikte alkol]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelikte sigara]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2746</guid>
		<description><![CDATA[Gebelikten önce gebelik sırasında ve sonrasında sigara içmeniz sadece sizin sağlığınız değil aynı zamanda bebeğinizin sağlığını da tehlikeye atmaktadır. Her nefeste size ve bebeğe zararlı olan nikotin, katran ve karbonmonoksit gibi zararlı maddelere maruz kalmaktasınız. Karbonmonoksit anne kanında taşınarak bebeğe ulaşır ve fetusa ulaşan oksijen miktarını azaltır.
Nikotin çocuk eşini(plesenta) geçerek kan damarlarının kasılmasına ve bebeğe daha az oksijen ve besin gitmesine neden olur.Bebek doğduktan sonra siz veya eşiniz bebeğin bulunduğu ortamda sigara içerseniz bebeğiniz sigaranın zararlı etkilerine maruz kalacaktır.
Sigara içilmesi normal bir gebeliğin yaşanmasını zorlaştırır. Eğer sigara içerseniz gebelikte vaginal ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gebelikten önce gebelik sırasında ve sonrasında sigara içmeniz sadece sizin sağlığınız değil aynı zamanda bebeğinizin sağlığını da tehlikeye atmaktadır. Her nefeste size ve bebeğe zararlı olan nikotin, katran ve karbonmonoksit gibi zararlı maddelere maruz kalmaktasınız. Karbonmonoksit anne kanında taşınarak bebeğe ulaşır ve fetusa ulaşan oksijen miktarını azaltır.</p>
<p>Nikotin çocuk eşini(plesenta) geçerek kan damarlarının kasılmasına ve bebeğe daha az oksijen ve besin gitmesine neden olur.Bebek doğduktan sonra siz veya eşiniz bebeğin bulunduğu ortamda sigara içerseniz bebeğiniz sigaranın zararlı etkilerine maruz kalacaktır.</p>
<p>Sigara içilmesi normal bir gebeliğin yaşanmasını zorlaştırır. Eğer sigara içerseniz gebelikte vaginal kanamayı daha sık yaşayabilirsiniz. Aynı zamanda dış gebelik,düşük,ölü doğum ve erken doğum riskleri artacaktır. Çocuk eşinin rahime tutunduğu yerde sorunlar yaşanabilir.Düşük doğum ağırlıklı bir bebek sahibi olma olasılığı artar.Düşük doğum ağırlıklı bebeklerin erken doğma şansları daha yüksektir.</p>
<p>Ani bebek ölümü sendromu sigara içen annelerin bebeklerinde 2 kat daha fazladır.Sigarayı ne kadar erken bırakırsanız bebeğiniz için o kadar daha iyi olur.Eğer bırakamıyorsanız mümkün olduğunca az içmelisiniz.Masum bir canlının hayati sorumluluğunu taşıdığınızı asla unutmayın.</p>
<p><em><strong>Siz sigara içmezseniz de başkalarının sigara dumanı siz ve bebeğinize zarar verebilir.Bu yüzden bebeğinizin sağlığı,için pasif içiciliğin daha zararlı olduğunun saptandığı bu günlerde sigara içen insan ve ortamlardan uzak durunuz.</strong></em></p>
<p><strong>Gebelikte Alkol</strong><br />
Alkol kullanılması ile alkolün kötü kullanımı arasında fark vardır. Bazı insanlar arada bir-iki kadeh içerler;bu alkol kullanımıdır. Bazıları ise hergün ve alem yaparak içmektedirler;bu alkolün kötü kullanımıdır.Alkol kullanımını alkolün kötü kullanımdan ayıracak alkol miktarı açıklık kazanmamıştır.</p>
<p>Alkol kalp atışları ve solunum gibi vücut fonksiyonlarını yavaşlatmaktadır. Gebe bir kadın alkol aldığında alkol kan yolu ile bebeğe ulaşmaktadır.Bebeğe ulaşan alkol anne kanındaki alkol seviyesi ile aynıdır. Gebe kadın gebeliği sırasında aşırı alkol alırsa, almayana göre düşük yapma olasılığı artar.Gebelikte ne kadar çok alkol alınırsa risk o kadar artar.Risk gebeliğin erken döneminde en fazladır. Gebeliğinde alkol alan annelerin bebeklerinde fetüs alkol sendromu denilen fizik,zeka ve davranış bozukluklarını içeren birtakım hastalıklar görülmüştür. Bu sendrom bebeklerde gözlenen zeka geriliğinin en önemli nedenlerindendir. Fetüs alkol sendromlu (FAS) bebekler ,normal bebeklere göre daha kısa boylu ve kiloları daha düşük olmaktadır.Özel bakım sağlansa bile iyi gelişememektedirler. Kafaları küçük olup,yüz,kafa eklemleri,kol ve bacaklarda anormallikler gözlenir. Kalp bozuklukları ve hareketlerin kontrol edilememesi de görülmektedir. Çoğu geri zekalı olup hiperaktivite,aşırı sinirlilik ve dikkat zayıflığı gibi birçok davranış bozuklukları gözlenmektedir.</p>
<p>Bazı bebeklerde birden çok bozukluk bulunur.Beraberinde sigara,başka ilaçlarının kullanımı,kötü beslenme ve stres gibi faktörler FAS oluşumunda önemli rol oynamaktadır.Muhtemelen alkol bütün vakalarda ortak maddedir.Diğer faktörler tek başına bu sendroma neden olmazlar.Ne kadar alkolün fetusü riske soktuğunu bilmek zordur.Her fetus farklı düzeyde etkilenmektedir.</p>
<p>Eğer bir kerede yüksek dozda alkol almıyorsanız ve kendinizi hafif içici kabul ediyorsanız en iyisi alkolü bırakmanızdır.Alkolü bırakmanız sağlıklı ve normal bir bebeğe sahip olmanız için hayat tarzınızda yapacağınız olumlu değişikliklerden birisidir.Ama yine de çok keyifli akşamlarda(sık olmamak koşulu ile) 1-2 bardak şarap içmenizde büyük bir sakınca yoktur.</p>
<p><em><strong> Hazırlayan:Nisan<br />
</strong></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/hamilelikte-alkol-ve-sigara.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelikte Beslenme(Genel Öneriler)</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/gebelikte-beslenmegenel-oneriler.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/gebelikte-beslenmegenel-oneriler.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Jan 2010 21:34:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Gebeikte kabızlık]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelikte demir eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelikte fast-food]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelikte genel öneriler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2744</guid>
		<description><![CDATA[Lifli ,posalı yiyecekler gebelikte genellikle kabızlik seklinde degisen barsak aliskanliklarinin düzeltilmesi açisindan çok yararlıdır.Bu tür gadalardan en zengin olan besinler taze sebze ve meyvelerdir.Bu gidalar çok fazla tüketildiklerinde demir emilimini olumsuz etkileyebileceklerinden demir haplari aç karna kullanılmaya çalisilmalidir.Lif ve posa siyah ekmek, portakal, elma, kuruyemis, baklagiller, kuru üzüm,kuru kayisi,kepekli olarak hazirlanmis unlu gidalarda bol miktarda vardir. Aksamlari bir fincan kadar ceviz,badem,findik,fistik karisimi yenilerek pek çok (çinko, magnezyum, kalsiyum) mineral ve vitamin(Vit E,B vb)alinabilir.

 Gebelikte annenin sivi tüketiminin en önemli kismini su olusturmalidir. Çay,kahve ,kakao,alkollü içkiler ve kola ya hiç ya ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Lifli ,posalı yiyecekler gebelikte genellikle kabızlik seklinde degisen barsak aliskanliklarinin düzeltilmesi açisindan çok yararlıdır.Bu tür gadalardan en zengin olan besinler taze sebze ve meyvelerdir.Bu gidalar çok fazla tüketildiklerinde demir emilimini olumsuz etkileyebileceklerinden demir haplari aç karna kullanılmaya çalisilmalidir.Lif ve posa siyah ekmek, portakal, elma, kuruyemis, baklagiller, kuru üzüm,kuru kayisi,kepekli olarak hazirlanmis unlu gidalarda bol miktarda vardir. Aksamlari bir fincan kadar ceviz,badem,findik,fistik karisimi yenilerek pek çok (çinko, magnezyum, kalsiyum) mineral ve vitamin(Vit E,B vb)alinabilir.</p>
<ul>
<li> Gebelikte annenin sivi tüketiminin en önemli kismini su olusturmalidir. Çay,kahve ,kakao,alkollü içkiler ve kola ya hiç ya da mümkün oldugunca az tüketilmelidir. Alkol tüketimine bagli çocukta fötal alkol sendromu denilen özel bir dogumsal bozukluklar ve zeka geriligi tablosu tanimlanmistir.Gebelikte günde bir kadeh sarap gibi ölçülerde alkol alinmasinin zararsiz oldugu ileri sürülse de herhangi bir özel faydasi oldugu da ileri sürülemez.</li>
<li> Özellikle el ve ayaklardaki ödemlerin önlenmesi veya gebelik zehirlenmesinin önlenmesi veya tedavisi için gebelikte tuz kisitlanmasinin yeri yoktur .Hatta bu tür uygulamalarin daha kötü sonuçlar dogurdugu gösterilmistir.Ancak istah degisiklikleri nedeniyle tuzlu yiyeceklere olan egilimin de önüne geçilmelidir.Yani gebe evde herkese pisen yemekten,herkesin yedigi ekmekten tüketmeli ama yemek masasindan tuzu ,tuzlugu kaldirmalidir.</li>
<li> Gebelikte fast-food, ,salam,sosis,sucuk,dondurulmus gidalarin tüketilmesi, lokantalarda yemek cesaretlendirilmemelidir.Bu tür gidalarin pisirilme teknikleri yetersiz ve kullanilan suni renklendirici,tatlandirici ve koruyucu maddeler ,asiri yag içermeleri anne ve bebek sagligini olumsuz etkileyebilir.Yemekhanelerdeki sicak yemekler,önceden pisirilmis süpermarket yiyecekleri,yeni pisirilmis ve sicak olamayan tavuk eti bebege geçip onda hastalik yapan bakteriler içerebileceginden bu tür gidalardan uzak durulmali veya dikkatli tüketilmelidir.</li>
</ul>
<p>Hazırlayan: Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/gebelikte-beslenmegenel-oneriler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelikte Beslenme (Öğünler ve Kalori)</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/gebelikte-beslenme-ogunler-ve-kalori.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/gebelikte-beslenme-ogunler-ve-kalori.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Jan 2010 21:28:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelikte kalori]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelikte öğün]]></category>
		<category><![CDATA[kalori]]></category>
		<category><![CDATA[Öğün]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2742</guid>
		<description><![CDATA[ÖGÜNLER
Gebe mümkün oldugunca az az fakat sık sık yemek yemelidir. Sadece ana ögünlere dayanan beslenme alışkanlığı mide ve barsak sisteminde gevsemeye bagli olarak yemekten sonra mide yakinmalarina neden olabilir. Gebe özellikle yatmadan 1-2 saat öncesinden itibaren yemek yememeli ,özellikle yemekten sonra oturur pozisyonda dinlenip veya gezintilerle yiyeceklerin mideyi terketmesini kolaylastirmaya çalismalidir.Aserme halinde ögün sayisi daha da büyük bir önem kazanmaktadir.
KALORI
Gebelere  günlük 300 Kcal daha fazla kalori alımı önerilmektedir. Emziren bir lohusa buna ek 500 Kcal daha fazla almalıdır.Böylece bir gebe,ortalama 60 kg olan bir kadinin günde 2300 Kcal almasi gerektiginden ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong><strong>ÖGÜNLER</strong></strong></em></p>
<p>Gebe mümkün oldugunca az az fakat sık sık yemek yemelidir. Sadece ana ögünlere dayanan beslenme alışkanlığı mide ve barsak sisteminde gevsemeye bagli olarak yemekten sonra mide yakinmalarina neden olabilir. Gebe özellikle yatmadan 1-2 saat öncesinden itibaren yemek yememeli ,özellikle yemekten sonra oturur pozisyonda dinlenip veya gezintilerle yiyeceklerin mideyi terketmesini kolaylastirmaya çalismalidir.Aserme halinde ögün sayisi daha da büyük bir önem kazanmaktadir.</p>
<p><strong><em><strong>KALORI</strong></em></strong><br />
Gebelere  günlük 300 Kcal daha fazla kalori alımı önerilmektedir. Emziren bir lohusa buna ek 500 Kcal daha fazla almalıdır.Böylece bir gebe,ortalama 60 kg olan bir kadinin günde 2300 Kcal almasi gerektiginden hareketle günde kaç kalori alacagini hesaplayabilir.Bunun vücut kitle indeksi veya yasa göre yapilmis hesaplamalari da yol gösterici olabilir.</p>
<p>Hazırlayan: Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/gebelikte-beslenme-ogunler-ve-kalori.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelikte Beslenme( Vitamin ve Mineraller)</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/gebelikte-beslenme-vitamin-ve-mineraller.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/gebelikte-beslenme-vitamin-ve-mineraller.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Jan 2010 21:23:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelikt vitamin]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelikte mineraller]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelikte vtamin]]></category>
		<category><![CDATA[Vitamin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2740</guid>
		<description><![CDATA[Vitamin
İnsan vücudundaki pek çok yıkım ve yapım olayının kolaylastırıcıları  vitaminlerdir.Yani yaşamsal fonksiyonları vardır. Gebelikte bu tür yapım ve yıkım olayları arttığı  için anne adayının vitamin tüketimi son derece dengeli olmalıdır.Özel ,diyet  ,vitamin destegi sadece folik asit için geçerli olup dengeli beslenen bir gebede ayrıca vitamin kullanımına gerek yoktur.
Folik asit , planlanmış bir gebelikten 1-3 ay önce başlanıp,her gün 0.4 mg dozunda ,gebeligin ilk 12-16 haftası boyunca alınarak , omurilik ve beyinde görülen açıklık ve sakatlıkların azaltılması mümkün- dür.Özellikle daha önce daha önce sakat bebek doğurmuş kadinlarda 4 mg gibi yüksek ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Vitamin</strong></em></p>
<p>İnsan vücudundaki pek çok yıkım ve yapım olayının kolaylastırıcıları  vitaminlerdir.Yani yaşamsal fonksiyonları vardır. Gebelikte bu tür yapım ve yıkım olayları arttığı  için anne adayının vitamin tüketimi son derece dengeli olmalıdır.Özel ,diyet  ,vitamin destegi sadece folik asit için geçerli olup dengeli beslenen bir gebede ayrıca vitamin kullanımına gerek yoktur.</p>
<p>Folik asit , planlanmış bir gebelikten 1-3 ay önce başlanıp,her gün 0.4 mg dozunda ,gebeligin ilk 12-16 haftası boyunca alınarak , omurilik ve beyinde görülen açıklık ve sakatlıkların azaltılması mümkün- dür.Özellikle daha önce daha önce sakat bebek doğurmuş kadinlarda 4 mg gibi yüksek dozlarda folik asit aynı şekilde uygulanarak sakatlığın tekrarlama olasılığı azaltılabilir.Gebelik boyunca folik asitten zengin olan ıspanak,karnıbahar,kepekli undan yapılmış yiyecekler,fındık,fıstık tüketilmesi önerilebilir.</p>
<p>Genel olarak vitaminler olumlu etkileri olan maddeler olmakla beraber ilaç olarak yüksek dozda vitamin kullanımı her zaman emniyetli degildir.Özellikle A-vitamini 15.000/IU &#8216;yi geçen günlük dozlarda alınırsa bazi dogumsal sakatlıkları artırdığını bildiren çalismalar vardır.Bu nedenle ezberlenmis veya başkalarına ait önerilerle , doktora danışılmadan yapilacak diyet disi vitamin destekleri her zaman iyi sonuçlar vermez. Özel bir sindirim sistemi veya diger hastalığı olmayan ve normal beslenebilen bir annede, bugünkü bilgiler ışığında ilk 3 aydaki folik asit destegi dışında vitamin desteğine(diyet dışı) gerek yoktur. Hekim her anne adayına dengeli ve çesitli beslenmeyi önermek ve ögretmekle gebelikte artan vitamin ihtiyacını da karsilamış olur.</p>
<p><em><strong>Mineraller</strong></em></p>
<p>En önemlileri kalsiyum ve demirdir.Gerek anne ,gerekse bebek için önemli yapı taşı olan bu mineraller kan yapımı ve kemik yapısı başta olmak üzere pek çok yaşamsal fonksiyonun devamı için gereklidirler. Normal olarak hayvansal protein,yumurta ve süt ve sütten yapılmış gıdalarda bol miktarda bulunurlarsa da gebelikte artmis ihtiyacı diyetle karsilamak genellikle mümkün olmadığından destek olarak verilmeleri kabul görmektedir.</p>
<p>Eksiklik olmayan bir kadında bile gebelikte kanın sıvı kısmının %50 &#8216;ye varan artışına bağlı olarak &#8220;seyrelmeye bağlı kansızlık&#8221; (dilusyonel anemi) gelişebilir.Kalsiyum pek çok hücresel fonksiyonun yani sıra kemik yapımında kullanılan temel elemandır. Eksikliği kadınlarda özellikle menapozda daha çok ortaya çıkan osteoporoza (kemik erimesi) neden olabilir.Bu yüzden demir eksikliği anemisi olsun olmasın her anne bulantı  kusmaları (varsa) geçer geçmez demir desteği almalıdır.</p>
<p>Yine kemik erimesi olsun ya da olmasın her anneye kalsiyum desteği yapılabilir. Yüksek dozda kalsiyum desteği yapılan hastalarda daha az gebelik zehirlenmesi görüldüğünü bildiren araştırma sonuçları  vardir. Kalsiyum süt,yogurt ,peynir ve yesil yaprakli sebzelerde bol miktarda bulunur. Demir ise kirmizı et,yumurta,ton baligi ve sakadatlarda boldur. Demir ve kalsiyum ,birbirlerinin barsaktan emilimlerini bozabileceklerinden ,bu iki hapin farkli ögünlerde alinmasina dikkat edilmelidir.</p>
<p>Hazırlayan: Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/gebelikte-beslenme-vitamin-ve-mineraller.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelikte Beslenme(Yağ ve Karbonhidrat)</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/gebelikte-beslenmeyag-ve-karbonhidrat.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/gebelikte-beslenmeyag-ve-karbonhidrat.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Jan 2010 21:18:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelikte yağ]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelikte yağ ve karbonhidrat]]></category>
		<category><![CDATA[Karbonhidrat]]></category>
		<category><![CDATA[Yağ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2738</guid>
		<description><![CDATA[Yağ
Gebelikte dengeli bir diyetteki kalorinin üçte biri yağlardan elde edilmelidir.Doymamış yağ asitlerinden zengin olmalari nedeniyle bitkisel yağlar(ayçiçek,zeytin ve mısırözü ) tercih edilmelidir.
Karbonhidrat
Gebelikte en dikkatli tüketilmesi gereken temel besin grubudur.Mümkün oldugunca doğal kaynaklardan karşılanmalıdır.Vücutta temel olarak enerji ihtiyacını karsılayan maddelerdir. Bu maddeler tahıl,un,şeker gibi besinler içerisinde yer alır. Yapı taşı değillerdir.Çok tüketilmeleri halinde enerji olarak kullanılamayan fazla karbohidrat (özellikle sekerler) vücutta yağ olarak depolanir ve gereksiz kilolarin en sık nedenidirler.
Hazırlayan: Nisan
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Yağ</strong></em></p>
<p>Gebelikte dengeli bir diyetteki kalorinin üçte biri yağlardan elde edilmelidir.Doymamış yağ asitlerinden zengin olmalari nedeniyle bitkisel yağlar(ayçiçek,zeytin ve mısırözü ) tercih edilmelidir.</p>
<p><em><strong>Karbonhidrat</strong></em></p>
<p>Gebelikte en dikkatli tüketilmesi gereken temel besin grubudur.Mümkün oldugunca doğal kaynaklardan karşılanmalıdır.Vücutta temel olarak enerji ihtiyacını karsılayan maddelerdir. Bu maddeler tahıl,un,şeker gibi besinler içerisinde yer alır. Yapı taşı değillerdir.Çok tüketilmeleri halinde enerji olarak kullanılamayan fazla karbohidrat (özellikle sekerler) vücutta yağ olarak depolanir ve gereksiz kilolarin en sık nedenidirler.</p>
<p>Hazırlayan: Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/gebelikte-beslenmeyag-ve-karbonhidrat.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelikte Beslenme (Protein)</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/gebelikte-beslenme-protein.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/gebelikte-beslenme-protein.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Jan 2010 21:12:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2735</guid>
		<description><![CDATA[Protein genel olarak hayvansal gıdalardan temin edilir. Gebenin günlük protein ihtiyacı 48-60 gr olup gebe olmayandan 15-30 gr daha fazladır. Kirmizi et,tavuk eti,balık,yumurta,süt ve sütten yapılmış gıdalar (peynir,yoğurt) baslıca hayvansal protein kaynaklarıdır. Özellikle kırmızı et beraberinde bolca yağ içerdiginden yağsız veya az yağlı tüketilmelidir. Özellikle vejeteryan bir anne açısından önemli olan bitkisel protein kaynakları , kuru baklagiller (nohut, mercimek, fasulye, bakla), kepekli tahıllar, bazı kuru yemişler(fındık, fıstık, ceviz vb) olarak sayılabilir. Aksi görüşler de savunulmakla beraber, proteinden zengin diyet alınarak gebelik zehirlenmesinin azaltılabilecegini ifade eden arastirma sonuçları vardır.
Hazırlayan: Nisan
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Protein genel olarak hayvansal gıdalardan temin edilir. Gebenin günlük protein ihtiyacı 48-60 gr olup gebe olmayandan 15-30 gr daha fazladır. Kirmizi et,tavuk eti,balık,yumurta,süt ve sütten yapılmış gıdalar (peynir,yoğurt) baslıca hayvansal protein kaynaklarıdır. Özellikle kırmızı et beraberinde bolca yağ içerdiginden yağsız veya az yağlı tüketilmelidir. Özellikle vejeteryan bir anne açısından önemli olan bitkisel protein kaynakları , kuru baklagiller (nohut, mercimek, fasulye, bakla), kepekli tahıllar, bazı kuru yemişler(fındık, fıstık, ceviz vb) olarak sayılabilir. Aksi görüşler de savunulmakla beraber, proteinden zengin diyet alınarak gebelik zehirlenmesinin azaltılabilecegini ifade eden arastirma sonuçları vardır.</p>
<p>Hazırlayan: Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/gebelikte-beslenme-protein.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamilelikte  Beslenme</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/hamilelikte-beslenme-2.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/hamilelikte-beslenme-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Jan 2010 21:08:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[anne sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2732</guid>
		<description><![CDATA[Gebelik, beslenmenin çok özel olarak ele alınması çok dikkat edilmesi gereken bir dönemdir.Pek çok kadın daha önceki kötü beslenme alışkanlıklarını düzeltelerek , gebelik bahanesiyle sağlıklı beslenmeyi öğrenebilir.Beslenme sosyal,ekonomik,kültürel ve kişisel özelliklere bağlı olarak çok büyük değişiklikler gösterebilir. Konuyla ilgili yapılan geniş çalışmalar sonunda gerek gebelik öncesi gerekse gebelik sırasında kötü beslenmenin gebeliğin seyri,bebek ve anne üzerinde olumsuz etkileri olduğu gösterilmiştir.Beslenmeyi belirleyen temel unsurlar;

 Gebelik öncesi kilo ve boy(Vücut Kitle Oranı=Body Mass Index=BMI)
 Yaş
 Bebek sayısı
 Metabolik hastalık varlığı (diabet,fenilketonuri vb)
 Sosyo-ekonomik ve kültürel özellikler
 İştah ve annenin fiziksel aktiviteleridir.

Herşeye rağmen ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gebelik, beslenmenin çok özel olarak ele alınması çok dikkat edilmesi gereken bir dönemdir.Pek çok kadın daha önceki kötü beslenme alışkanlıklarını düzeltelerek , gebelik bahanesiyle sağlıklı beslenmeyi öğrenebilir.Beslenme sosyal,ekonomik,kültürel ve kişisel özelliklere bağlı olarak çok büyük değişiklikler gösterebilir. Konuyla ilgili yapılan geniş çalışmalar sonunda gerek gebelik öncesi gerekse gebelik sırasında kötü beslenmenin gebeliğin seyri,bebek ve anne üzerinde olumsuz etkileri olduğu gösterilmiştir.Beslenmeyi belirleyen temel unsurlar;</p>
<ol>
<li> Gebelik öncesi kilo ve boy(Vücut Kitle Oranı=Body Mass Index=BMI)</li>
<li> Yaş</li>
<li> Bebek sayısı</li>
<li> Metabolik hastalık varlığı (diabet,fenilketonuri vb)</li>
<li> Sosyo-ekonomik ve kültürel özellikler</li>
<li> İştah ve annenin fiziksel aktiviteleridir.</li>
</ol>
<p>Herşeye rağmen gebeliğin özel bir diyeti olduğunu söyleyemeyiz.Gebe herkesten daha çok normal beslenmelidir.Bu et,süt,yumurta,taze sebze-meyve, mineral ve vitamin desteklerinden oluşur.Gebelikte barsak hareketleri genellikle yavaşladığı için diyete lifli gıdalar ve bol sıvı eklenmelidir.Süt ve sütten yapılmış gıdalar tüketilirken sütün pastorize olması ve peynirlerin tam mayalanmış olmasına dikkat edilmelidir.Aksi halde bazı sütten geçen hastalıklara davetiye çıkartılmış olunur.Marketlerde satılan çok yüksek ısıda hazırlanıp paketlenmiş sütler güvenli sayılabilir.  Sırayla değerlendirilirse bunlar</p>
<ul>
<li>Protein</li>
<li>Yağ</li>
<li>Karbonhidart</li>
<li>Vitamin ve</li>
<li>Mineraller</li>
</ul>
<p>Hazırlayan: Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/hamilelikte-beslenme-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebek Ne Zamana Kadar Emzirilmeli</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/bebek-ne-zamana-kadar-emzirilmeli.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/bebek-ne-zamana-kadar-emzirilmeli.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Jan 2010 15:39:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[anne sütü]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bebek emzirme]]></category>
		<category><![CDATA[emzirme]]></category>
		<category><![CDATA[Emzirme haftası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2716</guid>
		<description><![CDATA[İl Sağlık Müdürü Ertuğrul Ünkoç yeni doğan bebeklere ilk 6 ay Anne Sütü dışında besin verilmemesi gerektiğini söyledi.
İl Sağlık Müdürü Ünkoç 1-7 Ekim tarihleri arasının her yıl emzirme haftası olarak kutlandığını ve annelere bebeklerini emzirmeleri özendirilmeye çalışıldığını belirtti. İl Müdürü Ünkoç &#8220;Bebeklere ilk 6 ay yalnızca anne sütü verilmesi çok önemlidir.. 6 aydan sonra ek gıdalar ile birlikte bebekler 2 yaşına kadar emzirilmelidir&#8221; dedi.
Sağlık Müdürlüğü olarak sadece yılın bir haftasında değil yılın her gününde özellikle ebeler vasıtasıyla gebe olan ve bebek emziren anneleri ziyaret ettiklerini vurgulayan Ünkoç &#8220;Annelere anne sütünün ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İl Sağlık Müdürü Ertuğrul Ünkoç yeni doğan bebeklere ilk 6 ay Anne Sütü dışında besin verilmemesi gerektiğini söyledi.</p>
<p>İl Sağlık Müdürü Ünkoç 1-7 Ekim tarihleri arasının her yıl emzirme haftası olarak kutlandığını ve annelere bebeklerini emzirmeleri özendirilmeye çalışıldığını belirtti. İl Müdürü Ünkoç &#8220;Bebeklere ilk 6 ay yalnızca anne sütü verilmesi çok önemlidir.. 6 aydan sonra ek gıdalar ile birlikte bebekler 2 yaşına kadar emzirilmelidir&#8221; dedi.<br />
Sağlık Müdürlüğü olarak sadece yılın bir haftasında değil yılın her gününde özellikle ebeler vasıtasıyla gebe olan ve bebek emziren anneleri ziyaret ettiklerini vurgulayan Ünkoç &#8220;Annelere anne sütünün önemini anne sütünün neden gerekli olduğunu anlatıyoruz ve anne sütünün bebeklere emzirme tekniklerini anlatıyoruz. Bu çalışma il genelinde yılın her Günü devam ediyor. Tabi bu hafta olması dolayısıyla bu işe biraz daha yoğunluk verilmektedir. Annelerimize özellikle ilk sütü mutlaka bebeğe emzirmeleri gerektiğini söylüyorum. Ve ilk 6 ay yalnızca anne sütü vermeleri gerekmektedir. Anne sütü bebek için hangi dönemde olursa bebek o dönem için gerekli besin Maddelerini ihtiva ediyor. Yani bebek yeni doğduğunda anne sütünün içeriği değişiktir bebek 1 aylıkken anne sütünün içeriği değişiktir bebek 6 aylıkken anne sütünün içeriği değişiktir. O nedenle annelerimiz anne sütünü bebeklerinden eksik etmesinler. Bu hem bebeğin Beslenme açısından önemli hem de anne ile bebek arasında bir bağ kurulması açısından gerçekten önemlidir. Bebeklerin emzirilmesi sırasına anne ile bebek arasında duygusal bir bağ kurulmaktadır. Bütün annelerimiz anne sütünü mutlaka bebeklerine versinler. Bebekleri bu haklarından mahrum bırakmasınlar&#8221; diye konuştu.<br />
İHA</p>
<p>Hazırlayan: Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/bebek-ne-zamana-kadar-emzirilmeli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anne Sütü Eşsizdir</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/anne-sutu-essizdir.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/anne-sutu-essizdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Jan 2010 15:33:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[anne sütü]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bebek emzirme]]></category>
		<category><![CDATA[emzirme]]></category>
		<category><![CDATA[süt]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2711</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Bütün memelilerin yavrularının beslenmesinde kendi annelerinin sütü en iyi olduğu gibi süt çocuğunun beslenmesinde de Anne Sütü yeri doldurulamayan bir besindir.&#8221;
Anne sütünün bebeğe yararları:
Anne sütü bebeği enfeksiyonlara karşı koruyacak immünolojik faktörleri içerir. Anne sütüyle beslenen bebeklerde ishal solunum yolu ve diğer enfeksiyon hastalıkları daha az görülür veya görülse bile daha az şiddette seyreder.
Anne sütü bebeğin büyümesi ve gelişmesini hızlandırır. Anne sütü bebeklerin gereksinimleri olan bütün besin öğelerini içerir.anne sütünün yerini hiçbir besin kaynağı dolduramaz.
Anne sütü ile beslenmiş çocuklarda egzema allerjik hastalıklar diş eti hastalıkları Kanser ve diabet gibi hastalıklar daha ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Bütün memelilerin yavrularının beslenmesinde kendi annelerinin sütü en iyi olduğu gibi süt çocuğunun beslenmesinde de Anne Sütü yeri doldurulamayan bir besindir.&#8221;</p>
<p>Anne sütünün bebeğe yararları:</p>
<p>Anne sütü bebeği enfeksiyonlara karşı koruyacak immünolojik faktörleri içerir. Anne sütüyle beslenen bebeklerde ishal solunum yolu ve diğer enfeksiyon hastalıkları daha az görülür veya görülse bile daha az şiddette seyreder.</p>
<p>Anne sütü bebeğin büyümesi ve gelişmesini hızlandırır. Anne sütü bebeklerin gereksinimleri olan bütün besin öğelerini içerir.anne sütünün yerini hiçbir besin kaynağı dolduramaz.</p>
<p>Anne sütü ile beslenmiş çocuklarda egzema allerjik hastalıklar diş eti hastalıkları Kanser ve diabet gibi hastalıklar daha az görülmektedir.</p>
<p>Anne sütünün sindirimi kolaydır. Meme emme işlemi çocuğun yüz kaslarının ve kemiklerinin gelişmesini sağlar.</p>
<p>Emme işlemi çocuğun psikososyal gelişimine katkıda bulunur. Anne ile bebek arasındaki bağın da güçlenmesini sağlar.</p>
<p>Emzirmenin Anneye Faydaları:</p>
<p>Doğumdan hemen sonra emzirme annenin doğum sonrası kanama riskini azaltır.</p>
<p>Bebeğin annesini emmesinin anneyi idrar yolu enfeksiyonlarından göğüs ve Yumurtalık Kanserinden koruduğu düşünülmektedir. Emzirme süresinin uzunluğuyla ilişkili olarak kanser riski azalmaktadır. Emzirme ilk 6 ayda ovulasyonu (yumurtlamayı) ve menstrüel siklusu (adet görmeyi) geciktirir.</p>
<p>Anne tam olarak emziriyor ve adet kanamaları başlamamış ise ilk 6 ay gebe kalma riski çok düşüktür. Adet kanamaları başlamışsa veya tam olarak emziremiyorsa veya bebek 6 aylık olmuşsa Aile Planlaması yöntemleri mutlaka kullanılmalıdır.</p>
<p>Anne sütünün ekonomiye katkıları:</p>
<p>Anne sütü bebekler için en ucuz ve en iyi gıdadır. Diğer mama ve gıdalar oldukça pahalıdır. Anne sütü ise bebek için değeri parayla ölçülemeyecek kadar yararlıdır. Yaklaşık 1.5 milyon bebeğin altı ay sadece anne sütü ile Beslenmesi ekonomiye en az 70 milyon dolar destek sağlayacaktır (1989 yılı verilerine göre).</p>
<p>Anne sütünün erkenden gelmesi bol olması ve uzun süre devam etmesi için bebeklerin doğar doğmaz anne göğsüne konarak memeyi emmeleri sağlanmaya çalışılmalıdır. Yeni doğum yapmış anne yorgundur ve sütü yoktur diyerek bebeği anne memesine koymamak veya başka bir Sıvı vermek yanlış bir davranıştır.</p>
<p>Bebeğin anne memesini emmesi annede prolaktin ve oksitosin Hormonlarının salınımını arttırarak sütün gelmesini sağlar. Bebeğin istedikçe emmesi ile sütün artması sağlanır. İlk 3-4 Gün gelen süte kolostrum denir. Kolostrumun bebeği enfeksiyonlardan koruma özelliği çok fazladır ve bir damlası bile ziyan edilmemelidir. Kolostrumdan sonra geçiş sütü daha sonra da olgun anne sütü oluşur. Anne sütünün içindeki Maddelerin vücutta yararlanırlığı çok fazladır. Bu nedenle diğer mamaların içindeki maddelerle karşılaştırılması doğru olmaz. Her annenin sütünün içeriği kendi bebeğine göredir. Prematüre doğum yapmış annelerin sütleri diğerlerinden farklı olup prematüre bebeğin ihtiyaçlarını karşılamak üzere ayarlanmıştır. Anne sütü fizyolojik Adaptasyon gösterir ve zaman içinde bebeğin gereksinimine göre bileşimini değiştirir. Emmenin başındaki süt ile sonuna doğru gelen sütün bileşimi de değişiktir. Emmenin sonuna doğru sütteki yağ oranı artar ve bebeğin doygunluk hissetmesi ile emmeyi bırakması sağlanır. Bu nedenle anne sütüyle beslenen bebeklerde şişmanlık daha az görülür. Gece sütünün bileşimi de gündüz sütünden farklı olmaktadır. Anne sütü alan bebeğin suya ihtiyacı yoktur. Anne sütü tek başına yeterlidir. Altı aylık olunca bebeğin yutmayı öğrenmesi yönünden katı gıdalara geçmesi gereklidir. Anne sütüne devam edilmelidir. Anne istiyorsa emzirme 2 yıla kadar uzatılabilir. Sıcak havalarda bile bebeğin Su ihtiyacı anne sütünden sağlanabilir. Annenin sütü geliyorsa ve göğüsleri süt ile doluysa bebek alacağı sütün % 50’sini ilk 2-3 dk. da alır. Emebileceği sütün ikinci yarısını da 10-15 dak. da alır Bir meme ile doymamışsa diğer meme verilmeli ve bir sonraki emzirmede bu meme ilk olarak verilmelidir. Annenin beslenmesi de sütün miktar ve kalitesini etkilemektedir. Annenin rahat bir pozisyonda bebeği emzirmesi gerekir. Bebek 3 aylık olduğunda anne sütünde hafif bir azalma olabilir bebek emmeye devam ederse yeniden artacaktır. Hemen vazgeçip ek gıdaya başvurulmamalıdır. ANNE SÜTÜ fizyolojik ve en iyi besin bebek-anne arsındaki en iyi psilojik bağlantı yolu bebeğin hastalıklardan korunmasında en güvenilir yoldur.</p>
<p>*Anne sütü Mükemmel bir besin içeriğine sahiptir.Anne sütünün besin içeriği bebeğin kaç günlük olduğuna göre günün hangi saatlerinde emzirildiğine göre hatta bir emzirmenin başından sonuna doğru yeniden ayarlanır.</p>
<p>*Anne sütü tıpkı kanda olduğu gibi vücudu bakteri ve virüslerden koruyucu özel maddeler içerir.</p>
<p>*Anne sütü kolay hazmedilir.Gaz sancıları anne sütünde en aza iner.</p>
<p>*Emzirme anne ile bebeği arasında fiziksel bir yakınlık da sağlıyacak uzun yıllar sürecek psikolojik bağa zemin hazırlar.</p>
<p>*Emzirme annenin estetik ve sağlığına da doğrudan ve dolaylı yoldan etki eder. Emziren anne kısa sürede eski kilosuna döner.Rahim daha çabuk toparlanır.</p>
<p>*Emzirme ayrıca bebeğin çene ve diş sağlığı için yararlı olup bebeğin konuşmasını geliştirir.</p>
<p>Emzirirken sorun çıkabilir ama dert etmeyin!</p>
<p>*Önce kendiniz inanın. Emzirme konusunda annenin kendisini inandırması ve ikna etmiş olması lazımdır. Her annenin bebeği ve kendisi için yapacağı doğru şey emzirmektir.</p>
<p>*&#8221;Sütüm yetmiyor&#8221; demeyin! Bu tür gerekçelerle kolayca emzirmeyi bırakan anneler görülür. Unutmamalı ki emzirme insan vücudunda psikolojik etkilere bağlı olarak da yürür. Anne emzirmenin gerekliliğine inancını kaybedince veya etrafından bu konuda yeterli destek alamadığında emzirmeyi kesebilir.Emzirme kesilince de meme ucundan bebeğin emmediği sinyalleri beyne gider ve süt üretimi durur.Sütünün yetmediğini düşünen annenin sütü gerçekten yetmez olur ve bir Kısır döngüye girilmiş olur.Sütüm yetmiyor sözü sütü yetmez hale getirir.</p>
<p>*Bebek istedikçe emzirin emzirmeyi belli saatlere programlamayın.</p>
<p>*Temizliğe dikkat! Ellerinizi yıkayın.</p>
<p>*Rahat elbiseler giyin!</p>
<p>Çalışan bir anne iseniz!</p>
<p>*Bebeğinizi işyerinize götüremiyorsanız sütünüzün kesilmemesi için sütünüzü sağmayı öğrenin.Hem böylece sütün göğüslerde birikip dolgunluk yapması önlenir.</p>
<p>*Sağılmış anne sütü her türlü bebek mamasından daha faydalıdır.</p>
<p>*Sütünüzü sağdıktan sonra temiz bir kaba koyun ve bebeği sütünüzle besleyin.</p>
<p>*Her öğün için yarım bardak süt sağın üstüne temiz bir örtü örtün buzdolabına koyun bebeğe verilmeden önce kaynatılmasın ya da ısıtılmasın.</p>
<p>*İşteyken de sütünüzü 2-3 kere sağın. Bu sütünüzün azalmamasını sağlıyacaktır.</p>
<p>*Sağılmış anne sütü çocuğa kaşıkla verilmelidir. Bu dönemde kesinlikle biberon ve emzik kullanılmamalıdır. Kaşıkla beslenen bebek anne işten döndüğünde tekrar emmek isteyecektir.Bu da sütün kesilmemesini sağlar.</p>
<p>Bebek emmek istemezse!</p>
<p>*Bebek emmeyi niye reddeder?Bebek hasta olabilir.Ağrı çekiyor olabilir. Bir ilaçtan Etkilenmiş olabilir!</p>
<p>*Bir enfeksiyon ya da doğum sırasındaki bir beyin hasarı bebeğin emmesini engelliyebilir.</p>
<p>*doğum sırasında kullanılan forseps gibi cihazların yol açtığı ağrı iştahını azaltabilir.</p>
<p>*Emme sırasında burnundan nefes alması gereken bebeğin burnu tıkanmış olabilir ya da pamukçuk ve diş çıkarma gibi sebeplerle damakları acıyor olabilir.</p>
<p>*Emzik biberon kullanan bebeğe anne memesini emmek zor gelebilir.</p>
<p>*Memenin tıkalı olması ya da bebeğin kötü tutulması nedeniyle süt gelmiyor olabilir.</p>
<p>*Emme Saatleri kısıtlanmışsa bebeğin emmek istediği Saatler kaçırılmış olabilir.</p>
<p>*Bazı değişiklikler bebeği üzmüş olabilir.Anneden ayrılma yeni bakıcı anne hastalıkları ya da mastit(meme iltihabı) Annenin adet görmesi annenin kokusunun değişmesi ….</p>
<p>Bu nedenler ortadan kaldırılırsa sorun çözülücektir.</p>
<p>&#8220;SONUÇ OLARAK anne sütü eşsizdir.&#8221;</p>
<p>Dr. Nurdan Yıldız</p>
<p>Hazırlayan: Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/anne-sutu-essizdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ateşli Bebeklerde Tedavi</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/atesli-bebeklerde-tedavi.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/atesli-bebeklerde-tedavi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Jan 2010 15:25:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Ateş]]></category>
		<category><![CDATA[Ateş tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Bebekte ateş]]></category>
		<category><![CDATA[Bebekte ateş tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2708</guid>
		<description><![CDATA[3 ay ve altındaki tüm bebeklerin mutlaka tıbbi değerlendirilmesi gereklidir. Susuzluğu engellemek için vücut sıvısıçok önemlidir ve ihmal edilmemelidir.Yüksek ateş özellikle küçük çocuklarda hızlı su kaybına sebep olarak dehidratasyon yaratabilir. Su çorba meyve suları verilebilecek iyi seçeneklerdir. Yemek istemeyen çocuklar beslenmek için zorlanmamalıdır. Çocuğunuz ne yemek istiyorsa kabul edilebilir miktarlarda izin verilmelidir. Okula giden çocuklar ateş 24 saat yükselmeyinceye dek evde istirahat etmelidir. Alın şakaklar koltukaltı kasıklar ve bacak arkalarına ıslak ve ılık kompres uygulanması ateşi düşürmede oldukça etkili bir yöntemdir. Soğuk su ve alkol ateşte daha fazla yükselmeye sebep ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>3 ay ve altındaki tüm bebeklerin mutlaka tıbbi değerlendirilmesi gereklidir. Susuzluğu engellemek için vücut sıvısıçok önemlidir ve ihmal edilmemelidir.Yüksek ateş özellikle küçük çocuklarda hızlı su kaybına sebep olarak dehidratasyon yaratabilir. Su çorba meyve suları verilebilecek iyi seçeneklerdir. Yemek istemeyen çocuklar beslenmek için zorlanmamalıdır. Çocuğunuz ne yemek istiyorsa kabul edilebilir miktarlarda izin verilmelidir. Okula giden çocuklar ateş 24 saat yükselmeyinceye dek evde istirahat etmelidir. Alın şakaklar koltukaltı kasıklar ve bacak arkalarına ıslak ve ılık kompres uygulanması ateşi düşürmede oldukça etkili bir yöntemdir. Soğuk su ve alkol ateşte daha fazla yükselmeye sebep olabilecek titreme yaratacağından kullanılmamalıdır. Uygulanan kompresler sık sık değiştirilmelidir. Aşırı kıyafet giydirme ateşin daha fazla yükselmesine neden olabileceğinden çocukları çok az giydirmeli uyuturken giysiler daha da azaltılmalıdır. Terletme yöntemi ile ateş düşürülemeyeceği gibi daha fazla zarar verebileceği unutulmamalıdır.</p>
<p>389 ° C den daha düşük vücut ısısına sahip ateşli çocukların çoğunda; eğer çocuğun genel durumu iyi ise ilaç ihtiyacı olmayabilir. 389 ° C üzerinde ateşli ise asetaminofen veya ibuprofen içeren ateş düşürücüler doktorunuza danışılarak çocuğunuzun yaşı ve kilosuna göre verilebilir. Reye sendromu olarak bilinen ani karaciğer ve beyin hasarı ile seyreden hastalığa neden olduğu için 12 yaş ve altındaki çocuklarda aspirin ateş düşürücü olarak önerilmemektedir.</p>
<p>Hazırlayan: Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/atesli-bebeklerde-tedavi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni Doğanlarda Duyma</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/yeni-doganlarda-duyma.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/yeni-doganlarda-duyma.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Jan 2010 15:10:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeklerde duyma]]></category>
		<category><![CDATA[Duyma]]></category>
		<category><![CDATA[İşitme]]></category>
		<category><![CDATA[yeni doğan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2703</guid>
		<description><![CDATA[Yeni doğanlar da kuşkusuz duyabilir. Ancak henüz dinlemenin ayırıcı işlemini öğrenmemiştir. Yüksek tonda herhangi bir ses onu uyaracak ellerini ve bacaklarım oynatmasına neden olacaktır. Büyüyüp etrafındaki sesleri ayrımsamaya başladıkça bu refleks de kendiliğinden kaybolur.
Bebek altı haftalık olduğunda annesinin sesini tanır ve annesinin sesini duymak ona mutluluk verir. 20 haftalıkken konuşma seslerindeki farklılıkları kavramaya başlamıştır örneğin &#8220;p&#8221; sesini &#8220;t&#8221; sesinden ayırdedebilir. Çocuk büyüdükçe yüzlerce değişik sesi birbirinden ayırmayı öğrenir algı alanları somutlaşıp belirli yönlerde odakiaşınca artık radyonun sesi geçen bir arabanın gürültüsü ya da annesinin ısrarlı çağırmaları onu rahatsız etmeyecektir. Bir ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni doğanlar da kuşkusuz duyabilir. Ancak henüz dinlemenin ayırıcı işlemini öğrenmemiştir. Yüksek tonda herhangi bir ses onu uyaracak ellerini ve bacaklarım oynatmasına neden olacaktır. Büyüyüp etrafındaki sesleri ayrımsamaya başladıkça bu refleks de kendiliğinden kaybolur.<br />
Bebek altı haftalık olduğunda annesinin sesini tanır ve annesinin sesini duymak ona mutluluk verir. 20 haftalıkken konuşma seslerindeki farklılıkları kavramaya başlamıştır örneğin &#8220;p&#8221; sesini &#8220;t&#8221; sesinden ayırdedebilir. Çocuk büyüdükçe yüzlerce değişik sesi birbirinden ayırmayı öğrenir algı alanları somutlaşıp belirli yönlerde odakiaşınca artık radyonun sesi geçen bir arabanın gürültüsü ya da annesinin ısrarlı çağırmaları onu rahatsız etmeyecektir. Bir kalabalık içinde kendisini ilgilendiren sesleri rahatça bulabilecek birinden vaz geçip ötekiyle ilgilenebilecektir.<br />
İşitme dil yoluyla başka insanlarla anlaşma konusunda önemli bir rol oynar. İşitme yeteneği zayıf olan bir çocuk başkalarından işitebildiği seslere göre kendi kavrayışınca bir konuşma biçimi geliştirecektir. Bu tür çocukların özel eğitim görmesi gerekir.<br />
Karşılıklı konuşma sırasında karşısındakini anlayabilmesi için onu işitebilmesi gerekir. Ancak işitebilmek anlayabilmenin tek gerekli koşulu değildir. Duyduklarımızın bilincine tam olarak varabilmemiz için bize seslenen kişinin görüntüsünü de algılamamız gerekir. Böylece onun ne demek istediğini daha iyi kavrarız. Dudak hareketlerini izlemek de dinleyen için büyük avantajdır. Telefon konuşmalarında karşımızdakini görmek mümkün olmadığından örneğin &#8220;hepsi&#8221; ve &#8220;tepsi&#8221; sözcüklerini sadece ses olarak duyarız. Dudak hareketlerini göremediğimiz için yanlış sözcüğü algılamamız mümkündür.Telefon ahizesinde konuşmacının kendi sesini duyabümesi söylediklerinin etkisini kavraması açısından da önemlidir.</p>
<p>Hazırlayan :Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/yeni-doganlarda-duyma.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelikte Beslenme ve Gebelikte Karşılaşılan Sorunlar</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/gebelikte-beslenme-ve-gebelikte-karsilasilan-sorunlar.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/gebelikte-beslenme-ve-gebelikte-karsilasilan-sorunlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 Jan 2010 19:46:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme Planı]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2606</guid>
		<description><![CDATA[Hamilelik sırasında ortaya çıkan bazı sağlık sorunlarında beslenme planını yeniden gözden geçirmek, bazı değişiklikler yapmak gerekiyor. İşte bunlardan en önemlileri:
SABAH BULANTILARI NASIL ÖNLENECEK?
&#8221; Fazla baharat ve bulantıya sebep olabilecek ağır ve aşırı kokulu besinlerden uzak durun.
&#8221; Kolay, sindirilen, kolay hazmedilen besinleri tüketmeye özen gösterin.
&#8221; Aşırı yağlı besinlerden uzak durun.
&#8221; Yemeklerinizi oturarak, yavaş yavaş ve iyice çiğneyerek tüketin.
Gebelik döneminde ortaya çıkan bazı sağlık sorunlarında beslenme planını yeniden gözden geçirmek, bazı değişiklikler yapmak gerekiyor. İşte bunlardan en önemlileri:
SABAH BULANTILARI NASIL ÖNLENECEK?
&#8221; Fazla baharat ve bulantıya sebep olabilecek ağır ve aşırı kokulu besinlerden ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hamilelik sırasında ortaya çıkan bazı sağlık sorunlarında beslenme planını yeniden gözden geçirmek, bazı değişiklikler yapmak gerekiyor. İşte bunlardan en önemlileri:<br />
<strong>SABAH BULANTILARI NASIL ÖNLENECEK?</strong></p>
<p>&#8221; Fazla baharat ve bulantıya sebep olabilecek ağır ve aşırı kokulu besinlerden uzak durun.<br />
&#8221; Kolay, sindirilen, kolay hazmedilen besinleri tüketmeye özen gösterin.<br />
&#8221; Aşırı yağlı besinlerden uzak durun.<br />
&#8221; Yemeklerinizi oturarak, yavaş yavaş ve iyice çiğneyerek tüketin.<br />
Gebelik döneminde ortaya çıkan bazı sağlık sorunlarında beslenme planını yeniden gözden geçirmek, bazı değişiklikler yapmak gerekiyor. İşte bunlardan en önemlileri:<br />
<strong>SABAH BULANTILARI NASIL ÖNLENECEK?</strong></p>
<p>&#8221; Fazla baharat ve bulantıya sebep olabilecek ağır ve aşırı kokulu besinlerden uzak durun.<br />
&#8221; Kolay, sindirilen, kolay hazmedilen besinleri tercih edin.<br />
&#8221; Aşırı yağlı besinlerden uzaklaşın.<br />
&#8221; Yemeklerinizi oturarak, yavaş yavaş ve iyice çiğneyerek tüketin.<br />
&#8221; Yatmadan önce hafif ve yağsız bir ara öğün alın.<br />
&#8221; Küçük porsiyonlar halinde beslenmeye çalışın.<br />
&#8221; Sabah uyanınca kızarmış ekmek, tahıl gevrekleri, kraker gibi nişastalı yiyecekler tüketin.<br />
&#8221; Bulantı olduğunu düşündüğünüz yiyeceklerden uzak duran.<br />
&#8221; Bu sorunun genellikle gebeliğin ilk 3 ayında oluştuğunu ve bir süre sonra hafifleyeceğini unutmayın.</p>
<p><strong>SORUNUNUZ KABIZLIKSA</strong></p>
<p>Kabızlık anne adaylarının en çok rahatsız oldukları problemlerdendir. Gebelik döneminde salgılanan değişik hormonlar bağırsak hareketlerinde yavaşlamaya yol açmaktadır. Kabızlık ve bununla ilişkili hemoroit sorununun anne adaylarının canını sıkması bundandır. Kabızlık sorununu hafifletmek için:</p>
<p>&#8221; Daha fazla su-sıvı tüketin.<br />
&#8221; Yürüyün<br />
&#8221; Fiziksel aktivitenizi yükseltin<br />
&#8221; Bağırsak çalışmasını hızlandıran besinlerden -kuru kayısı, kuru erik, incir- gibi besinlerden istifade edin.<br />
&#8221; Posa zengini sebze ve meyveleri, bakliyat ve tahılları ihmal etmeyin.</p>
<p><strong>MİDE EKŞİMESİNİ NASIL AZALTMALISINIZ?</strong></p>
<p>Eğer hamilelik süreciniz mide yanma, ekşime ve kazınmalarıyla tatsız bir hale gelmişse:</p>
<p>&#8221; Daha sık aralıklarla beslenmeye, küçük porsiyonlar halinde besinler tüketmeye çalışın.<br />
&#8221; Yağlı, kremalı, soslu besinlerden uzaklaşın.<br />
&#8221; Size dokunduğunu düşündüğünüz yiyecekleri belirlemeye çalışın.<br />
&#8221; Yüksek yastıkta yatın.<br />
&#8221; Karnınıza basınç yapacak besinler giymeyin.<br />
&#8221; Yemek sonralarında hafif yürüyüşler yapın.</p>
<p><strong>AYAKLARINIZ ŞİŞİYORSA<br />
</strong></p>
<p>Ayak şişmelerinin en sık görüldüğü dönem gebeliğin  ilk üç aylık periyodudur. Bu dönemde alabileceğiniz bir kaç basit önlemle ayak şişmelerinizi azaltabilirsiniz.</p>
<p>&#8221; Sık giysiler, iç çamaşırları kullanmayın.<br />
&#8221; Rahat ve geniş ayakkabılar giyin.<br />
&#8221; Uzun süre ayakta kalmayın.<br />
&#8221; Uzun süre oturmayın.<br />
&#8221; Fırsat buldukça ayaklarınızın ayaklarınıza bir destek alın ve onları yükseğe kaldırın.<br />
&#8221; İstirahat ederken vücudunuzun sol yanına yatmaya çalışın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/gebelikte-beslenme-ve-gebelikte-karsilasilan-sorunlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamilelik hemoroidi tetikleyebilir</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/hamilelik-hemoroidi-tetikleyebilir.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/hamilelik-hemoroidi-tetikleyebilir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Dec 2009 21:32:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>I3etul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[gebe]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[hamile]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte görülen hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Hemoroid]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2485</guid>
		<description><![CDATA[Hamilelikte sıkça rastlanan rahatsızlıklardan biri hemoroidlerdir. Kadıköy Şifa Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Levent Eminoğlu, anne adaylarının bedeninde meydana gelen değişikliklerin sonucunda ortaya çıkan hemoroidler hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı.
 Hemoroid dokusu her insanda normalde var olan, istemsiz gaz ve sıvı çıkışını engelleyen bir yastıkçık mekanizmadır. Bu yastıkçıkları oluşturan damar yumağının şişmesi, sarkması, kanama ve ağrı yapması durumunda ise hemoroidal hastalık oluşur.
Gebelik dönemi çeşitli nedenlerle hemoroid sorunlarının sıklaştığı veya başladığı bir dönemdir. Gebelik döneminde vücuttaki kan miktarı % 25 – 40 arttığından, toplardamar sisteminin basıncı direkt olarak artar. Büyüyen rahim, giderek ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hamilelikte sıkça rastlanan rahatsızlıklardan biri hemoroidlerdir. Kadıköy Şifa Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Levent Eminoğlu, anne adaylarının bedeninde meydana gelen değişikliklerin sonucunda ortaya çıkan hemoroidler hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı.</strong></p>
<p> Hemoroid dokusu her insanda normalde var olan, istemsiz gaz ve sıvı çıkışını engelleyen bir yastıkçık mekanizmadır. Bu yastıkçıkları oluşturan damar yumağının şişmesi, sarkması, kanama ve ağrı yapması durumunda ise hemoroidal hastalık oluşur.</p>
<p>Gebelik dönemi çeşitli nedenlerle hemoroid sorunlarının sıklaştığı veya başladığı bir dönemdir. Gebelik döneminde vücuttaki kan miktarı % 25 – 40 arttığından, toplardamar sisteminin basıncı direkt olarak artar. Büyüyen rahim, giderek toplardamar sistemi üzerine baskı yapacağından, hemoroid ve bacaklarda varis oluşumunu çok kolaylaştırır.  </p>
<p>Gebelik döneminde doğal olarak artan progesteron hormonu ve damar duvarında gevşeme, rahatlama yaratarak, doğrudan hemoroid durumuna neden olabilirken, aynı zamanda bağırsak hareketlerini yavaşlatıp kabızlığı tetikleyerek de hemoroid hastalığının oluşumuna katkıda bulunur.</p>
<p>Gebelik döneminde en etkili önlem olarak su masajı, şişlik ve ağrı döneminde buzlu kortizon denenebilir. Kaşıntı ve kanamanın ön planda olduğu durumlarda ise, kortikosteroid içerikli pomatlar kısa süreli olmak üzere kullanılabilir. Nadir durumlarda ise, hemoroid memesi içinde pıhtılaşma oluşması ve / veya ilaçla kontrol altına alınamaması durumunda cerrahi gerekebilir.</p>
<p><strong>Op. Dr. Levent Eminoğlu</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/hamilelik-hemoroidi-tetikleyebilir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Lohusalıkta Depresyon</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/lohusalikta-depresyon.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/lohusalikta-depresyon.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Sep 2009 14:17:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rehber</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[annelik depresyonu]]></category>
		<category><![CDATA[depresyonlu anneler]]></category>
		<category><![CDATA[doğum sonrası hüzün]]></category>
		<category><![CDATA[lohusalık hüznü]]></category>
		<category><![CDATA[lohusalıkta depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[postpartum blues]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2350</guid>
		<description><![CDATA[Bu durum doğum sonrasındaki ilk iki haftalık dönemde ortaya çıkar ve hamileliğin, doğumun doğal sonucu olarak kabul edilir. Kadınlar arasında sıkça gözlenen bir durumdur. Genelde doğum sonrası melankolisi, lohusalık hüznü, pospartum blues yada baby blues gibi tabirlerle ifade edilir. Annenin; bebeği ve kendisi hakkındaki endişeleri, mutsuzluk, uykusuzluk, sinirlilik, yorgunluk ve ağlama isteği gibi sorunlar gözlemlenebilir. Bu sürede ailenin ilgisi ve desteği, annenin dinlendirilmesi ve bebeğin bakımına yardımcı olunması gereklidir. Genelde bir-iki hafta içerisinde kendiliğinde geçer şayet geçmiyor daha uzun sürüyor ya da şiddetli hal alıyorsa mutlaka uzman bir psikiyatriste danışılmalıdır.
Depresyon, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu durum doğum sonrasındaki ilk iki haftalık dönemde ortaya çıkar ve hamileliğin, doğumun doğal sonucu olarak kabul edilir. Kadınlar arasında sıkça gözlenen bir durumdur. Genelde doğum sonrası melankolisi, lohusalık hüznü, pospartum blues yada baby blues gibi tabirlerle ifade edilir. Annenin; bebeği ve kendisi hakkındaki endişeleri, mutsuzluk, uykusuzluk, sinirlilik, yorgunluk ve ağlama isteği gibi sorunlar gözlemlenebilir. Bu sürede ailenin ilgisi ve desteği, annenin dinlendirilmesi ve bebeğin bakımına yardımcı olunması gereklidir. Genelde bir-iki hafta içerisinde kendiliğinde geçer şayet geçmiyor daha uzun sürüyor ya da şiddetli hal alıyorsa mutlaka uzman bir psikiyatriste danışılmalıdır.<br />
Depresyon, kısa süreli annelik hüznünden farklı ve daha ağır süreçtir. Doğum yapan kadınların yüzde beş yada onluk kısmında görülür. Doğum sonrasında ki ilk altı aylık dönemde ortaya çıkabilir. Belirtileri ise; uyku düzeninin bozulması -az yada fazla uyku isteği-, iştahındaki değişimler, mutsuzluk ve çökkünlük hissi, bebeğin yada kendisinin bakımında zorlanma, sinirlilik, tahammülsüzlük, endişe ve kaygı duyulması olarak sıralanabilir. Uzun süreceğinden bir uzman tarafından değerlendirilip annelik hüznünden farklı olduğu tesbit edilerek kontrollü tedaviye başlanmalıdır. Tedavi edilmediğinde düzelmesi uzun süreceğinden hayatı zorlaştırabilir. İlaç tedavisi uygulanabilir bu yüzden uzman görüşmeleri ile emzirmeye ara verilebilir.<br />
Depresyona birçok şey etken olabilir. Belirlenen bazı riskleri şöyle sıralanabilir: Önceki doğumunda depresyon geçirmiş olmak, zorlu gebelik süreci, doğumun zor ve uzun süreli olması, evlilikte yaşanan sorunlar, istenmeyen hamilelik, kayıp ile sonuçlanan hamilelik, sosyal desteğin yetersizliği, anne-bebek ayrılığı, sosyo-ekonomik sorunlar ve doğum öncesi oluşmuş psikolojik sorunlar denilebilir. Ayrıca doğum sonrasındaki fiziksel ve biyolojik hızlı değişim, sosyal yaşantıdaki değişimler de depresyonu başlatan etkenler arasındadır.<br />
Çok sık görülmese de ciddi bir durumdur. Yine doğum sonrasındaki ilk günlerde fark edilebilir. Düşünce sistemi bozukluğu ile gerçeği değerlendiremezler. Bebeğin kendisinin olmadığını düşünür,bebeğin sağlığına dair endişeye kapılır ya da bebeğin zarar görmesinden korkar. Böylece hem kendine hemde bebeğe bakamayacak duruma gelir.<br />
Bazen halüsinasyonlara da rastlanır, duygudurumunda dalgalanmalar, içe kapanma ya da taşkınlık oluşur, uyku düzeni ve beslenme de rahatsız edici boyutlarda bozulur. Annenin bebeğe ya da kendisine zarar verme gibi eğilimleri de görülebilir. Bu durumda aile yakınlarından bebeğin bakımını üstlenmeleri istenir ve annenin bir sağlık merkezine yatışı ile tedavi süreci başlatılır. Tedavinin başlamasıyla annenin davranışlarında değişim gözlense de tedaviye devam edilir, iyileşmesi uzun sürer.</p>
<p><center><a href="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/09/depresyon.jpg"><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/09/depresyon.jpg" alt="depresyon" title="depresyon" width="257" height="165" class="aligncenter size-full wp-image-2351" /></a><a href="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/09/lohusalık_depresyonu.jpg"><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/09/lohusalık_depresyonu.jpg" alt="lohusalık_depresyonu" title="lohusalık_depresyonu" width="315" height="480" class="aligncenter size-full wp-image-2352" /></a><a href="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/09/lohusalık_hüznü.jpg"><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/09/lohusalık_hüznü.jpg" alt="lohusalık_hüznü" title="lohusalık_hüznü" width="200" height="150" class="aligncenter size-full wp-image-2353" /></a><a href="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/09/lohusalıkdepresyon.JPG"><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/09/lohusalıkdepresyon.JPG" alt="lohusalıkdepresyon" title="lohusalıkdepresyon" width="648" height="972" class="aligncenter size-full wp-image-2354" /></a><a href="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/09/lohusalıkta_depresyon.jpg"><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/09/lohusalıkta_depresyon.jpg" alt="lohusalıkta_depresyon" title="lohusalıkta_depresyon" width="199" height="280" class="aligncenter size-full wp-image-2355" /></a></center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/lohusalikta-depresyon.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamilelikte Beslenme</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/hamilelikte-beslenme.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/hamilelikte-beslenme.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Sep 2009 13:47:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rehber</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte nasıl beslenmeli]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte vitaminler]]></category>
		<category><![CDATA[gebellikte kalori alımı]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[hamileyken ne yesem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı hamilelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2341</guid>
		<description><![CDATA[Annenin hamilelik dönemi boyunca yeterli ve dengeli beslenmesi gereklidir. Tüm hamilelik dönemi boyunca alınması gereken ideal kilo 11-13 kg.dır. Bunun üzerinde alınacak kilolar doğum ve loğusalıktan sonra size gebeliğinizin hediyesi olarak kalacaktır. Hamilelik sırasında gereksinim duyduğunuz kalori miktarında da bir miktar artış söz konusudur. Ancak bu artış hiçbir zaman aşırı yemenizi gerektirecek kadar değildir. Hamile olan ile olmayan kadınlar arasındaki kalori gereksinimi farkı sadece 300 kaloridir ve bu her öğünde 1-2 kaşık fazla yenilerek karşılanabilecek bir farktır. Hamilelikte ilk üç ayda 0,5-1 kg, sonraki aylarda ise ortalama 1.5-2.0 kg, ağırlık ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Annenin hamilelik dönemi boyunca yeterli ve dengeli beslenmesi gereklidir. Tüm hamilelik dönemi boyunca alınması gereken ideal kilo 11-13 kg.dır. Bunun üzerinde alınacak kilolar doğum ve loğusalıktan sonra size gebeliğinizin hediyesi olarak kalacaktır. Hamilelik sırasında gereksinim duyduğunuz kalori miktarında da bir miktar artış söz konusudur. Ancak bu artış hiçbir zaman aşırı yemenizi gerektirecek kadar değildir. Hamile olan ile olmayan kadınlar arasındaki kalori gereksinimi farkı sadece 300 kaloridir ve bu her öğünde 1-2 kaşık fazla yenilerek karşılanabilecek bir farktır. Hamilelikte ilk üç ayda 0,5-1 kg, sonraki aylarda ise ortalama 1.5-2.0 kg, ağırlık kazanması uygundur. Eğer, dengeli ve yeterli beslenme alışkanlığı edinilirse zaten hamilelikte alınması gereken kilolar düzenli olarak alınır.<br />
Hamilelikte alınan kiloların ancak üçte biri yağ dokusundaki artışa bağlıdır. Alınan kiloların yaklaşık 6 kilosu bebeğin doğumuyla birlikte kaybedilir. Su kaybı da buna eklendikten sonra ilk hafta sonunda yaklaşık 8 kilo kaybedilir.Hamilelik boyunca 12,5 kg alan bir kadın doğumdan 2 hafta sonra hamilelik öncesi kilosuna göre yaklaşık 4-4,5 kg daha fazladır. Daha sonra doğum sonrası 6. aya kadar 2,5 kg daha verilir. Hamilelikte alınan kilo önerilenden ne kadar fazla ise hamileliğin hediyesi olan kilolar o kadar fazla alacaktır. Kalan kiloları egzersiz ve diyet ile verebilirsiniz. Egzersizin bir sakıncası yoktur ama diyet için emzirme dönemi sonrasını, en azından bebeğin ek gıdalara başladığı 6. aydan sonrasını bekleyebilirsiniz.<br />
Hamilelikte beslenmenin önemli prensiplerinden birisi günlük öğün alışkanlığının yeniden düzenlenmesidir. Üç temel ve 2 ve hatta gerekirse 3 ara öğün gebelikte önerilmektedir. Bu yaklaşım hamileliğin erken döneminde bulantı ve kusma şikayetlerinin daha az görülmesine yardımcı olur. Öğünlerin 3 öğünde tıka basa yemek yerine bu şekilde ara öğünlerle desteklenerek bölünmesi ilerleyen hamilelik haftalarında ise mide yanması, regürjitasyon gibi şikayetleri azaltır.Gebelik öncesine göre ek olarak günlük 20 gr. protein, 15-20 mg. demir, 500 mg. kalsiyum ve ortalama 300 kalorilik enerji alınması gereklidir.</p>
<p><center><a href="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/09/gebelik_beslenme-alışkanlıkları.jpg"><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/09/gebelik_beslenme-alışkanlıkları.jpg" alt="gebelik_beslenme-alışkanlıkları" title="gebelik_beslenme-alışkanlıkları" width="186" height="200" class="aligncenter size-full wp-image-2342" /></a><a href="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/09/gebelik-besin-ogeleri.jpg"><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/09/gebelik-besin-ogeleri.jpg" alt="gebelik-besin-ogeleri" title="gebelik-besin-ogeleri" width="301" height="444" class="aligncenter size-full wp-image-2343" /></a><a href="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/09/gebelikte_ne_yesem.jpg"><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/09/gebelikte_ne_yesem.jpg" alt="Pregnant woman in kitchen eating a salad smiling" title="Pregnant woman in kitchen eating a salad smiling" width="283" height="424" class="aligncenter size-full wp-image-2344" /></a><a href="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/09/gebeliktebeslenme.jpg"><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/09/gebeliktebeslenme.jpg" alt="gebeliktebeslenme" title="gebeliktebeslenme" width="320" height="320" class="aligncenter size-full wp-image-2345" /></a><a href="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/09/gebelik-ve-beslenme.jpg"><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/09/gebelik-ve-beslenme.jpg" alt="gebelik-ve-beslenme" title="gebelik-ve-beslenme" width="205" height="189" class="aligncenter size-full wp-image-2346" /></a><a href="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/09/hamilelikte-beslenme.jpg"><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/09/hamilelikte-beslenme.jpg" alt="hamilelikte-beslenme" title="hamilelikte-beslenme" width="984" height="783" class="aligncenter size-full wp-image-2347" /></a></center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/hamilelikte-beslenme.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebek Emzirme</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/bebek-emzirme.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/bebek-emzirme.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Sep 2009 19:46:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rehber</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[anne sütü faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[anne sütü önemi]]></category>
		<category><![CDATA[bebek emzirme]]></category>
		<category><![CDATA[bebek emzirme yöntemleri]]></category>
		<category><![CDATA[bebek emzirmek]]></category>
		<category><![CDATA[bebek nasıl emzirilir]]></category>
		<category><![CDATA[emziren anne]]></category>
		<category><![CDATA[emzirme pozisyonları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2331</guid>
		<description><![CDATA[Bebeğe verilecek en iyi besin anne sütüdür. Anne sütü ilk altı ay boyunca bebeğin gelişiminde gerekli olan tüm besinleri karşılar. Emzirme bebeğin beslenmesi dışında, ruhsal yönleri de olan bir durumdur.Bebek doğduktan sonra bir saat içinde uyanık bir haldedir. Bu yüzden bu süre içinde bebeğe anne memesinin verilmesi gereklidir. Yani bebek ilk yarım saat içinde emzirilmelidir. Bu şekilde hem bebeğimiz beslenecektir hem de annede yeni süt yapımı sağlanmış olacaktır. Bilindiğinin aksine anne sütünün yetmezliği söz konusu değildir. Fakat yapılan hatalardan sonra süt azalabilir. Her bebek emmeyi bilerek doğar. Anneler de doğru ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bebeğe verilecek en iyi besin anne sütüdür. Anne sütü ilk altı ay boyunca bebeğin gelişiminde gerekli olan tüm besinleri karşılar. Emzirme bebeğin beslenmesi dışında, ruhsal yönleri de olan bir durumdur.Bebek doğduktan sonra bir saat içinde uyanık bir haldedir. Bu yüzden bu süre içinde bebeğe anne memesinin verilmesi gereklidir. Yani bebek ilk yarım saat içinde emzirilmelidir. Bu şekilde hem bebeğimiz beslenecektir hem de annede yeni süt yapımı sağlanmış olacaktır. Bilindiğinin aksine anne sütünün yetmezliği söz konusu değildir. Fakat yapılan hatalardan sonra süt azalabilir. Her bebek emmeyi bilerek doğar. Anneler de doğru emzirme yöntemlerini uygularlarsa bebekleri için en değerli olan besin olan anne sütünden bebeklerini mahrum bırakmazlar.<br />
Bebek emzirirken şunlara dikkat etmeliyiz:<br />
Emzirme işleminden önce eller güzelce yıkanmalıdır.Anne rahat bir yerde ve pozisyonda oturmalıdır.Meme başı kaynamış ılık su ile silinmelidir.Bebeğin altı temiz olmalıdır.Bebeğe meme verildikten sonra meme başı hafifçe bastırılarak burun açık tutulmalıdır.Emme işlemi sırasında meme başı ve meme başı çevresindeki koyu bölgenin büyük bir kısmı bebeğin ağzında olmalıdır.Her emzirme işleminde her iki meme de boşaltılmalıdır. 10-15 dakikalık emzirme bir memeyi boşaltmaya yeterlidir. Ancak anne memesinde kalma süresi bebeğe bırakılmalıdır.Bebek erken doğmuşsa meme tutması ve emmesi iyi değilse kalan süt sağılarak boşaltılmalıdır. Memede kalan süt oluşacak olan sütü de engeller.Anne bu dönemde stresten uzak durmalıdır. Kendisini yoracak şeylerden kaçınmalıdır. Sulu gıdalar tüketmelidir.İlaç kullanımına dikkat etmelidir. Kullanılacak ilacın içinde bebeğe zararlı maddeler var ise ilaç kullanılmamalıdır.Bebek yeni doğduğunda ortalama olarak günde 8- 12 defa emzirilir. Daha sonra ise bu 6- 8 defa olabilir.Bebek her canı istediğinde sık olarak istediği sürece emzirilmelidir.<br />
Emzirme işlemi bittikten sonra bebek dik olarak annenin omzuna yatırılmalı ve sırtına hafif masaj yapılarak tüm gazı çıkarılmalıdır.<br />
Emzirme işlemi sırasında bebeğinizi değişik şekillerde kucaklayabilirsiniz. Burada önemli olan nokta bebek memeye yakın olmalı ve memeye ulaşmak için fazla çaba göstermemelidir. Vücudu tamamen anneye dönük ve aynı düzlemde olmalıdır.<br />
<center><a href="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/09/anne-sütü.jpg"><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/09/anne-sütü.jpg" alt="anne-sütü" title="anne-sütü" width="300" height="357" class="aligncenter size-full wp-image-2332" /></a><a href="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/09/bebek-emzirme.jpg"><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/09/bebek-emzirme.jpg" alt="bebek-emzirme" title="bebek-emzirme" width="296" height="296" class="aligncenter size-full wp-image-2333" /></a><a href="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/09/bebek-emzirme-yöntemleri.jpg"><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/09/bebek-emzirme-yöntemleri.jpg" alt="bebek-emzirme-yöntemleri" title="bebek-emzirme-yöntemleri" width="250" height="190" class="aligncenter size-full wp-image-2334" /></a><a href="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/09/emziren-anne.jpg"><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/09/emziren-anne.jpg" alt="emziren-anne" title="emziren-anne" width="300" height="293" class="aligncenter size-full wp-image-2335" /></a><a href="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/09/emzirme.jpg"><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/09/emzirme.jpg" alt="emzirme" title="emzirme" width="343" height="257" class="aligncenter size-full wp-image-2336" /></a></center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/bebek-emzirme.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeklerde Pişik Sorunu</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/bebeklerde-pisik-sorunu.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/bebeklerde-pisik-sorunu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Sep 2009 19:34:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rehber</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bebek bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[bebek poposunda pişik]]></category>
		<category><![CDATA[bebekte cilt bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[bebekte pişik]]></category>
		<category><![CDATA[pişik nasıl önlenir]]></category>
		<category><![CDATA[pişik önleyici kremler]]></category>
		<category><![CDATA[pişik tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[pudra kullanımı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2324</guid>
		<description><![CDATA[Pişik sorunu bebeklerin çoğunda karşılaşılan sorunların başında gelir.  Annelerin çok özen göstermelerine karşın ilk üç aylık dönemde en fazla karşılaştıkları sorun pişiktir. Pişiğin oluşmasındaki temel etken cildin tahriş olmasıdır. Bebeğin zaten hassas olan cildine temas eden bebek bezi, uzun süre bezinin değiştirilmemesi ve ıslaklık, bebeğin beslenmesindeki değişiklikler, ilaç kullanımı, yetersiz temizlik, kullanılan bezin kalitesiz oluşu, bebeğin alt temizliğinde kullanılan kokulu sabun vb. gibi temizleyici maddelerin etkisi ile pişik oluşumu tetiklenir.
Bebeğin cildinde pişik görüldüğünde sabunlu su ile temizliğe dönülmelidir. Su ile temizlik yapıldıktan sonra temiz, yumuşak, emici bir bezle bebeğin ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Pişik sorunu bebeklerin çoğunda karşılaşılan sorunların başında gelir.  Annelerin çok özen göstermelerine karşın ilk üç aylık dönemde en fazla karşılaştıkları sorun pişiktir. Pişiğin oluşmasındaki temel etken cildin tahriş olmasıdır. Bebeğin zaten hassas olan cildine temas eden bebek bezi, uzun süre bezinin değiştirilmemesi ve ıslaklık, bebeğin beslenmesindeki değişiklikler, ilaç kullanımı, yetersiz temizlik, kullanılan bezin kalitesiz oluşu, bebeğin alt temizliğinde kullanılan kokulu sabun vb. gibi temizleyici maddelerin etkisi ile pişik oluşumu tetiklenir.<br />
Bebeğin cildinde pişik görüldüğünde sabunlu su ile temizliğe dönülmelidir. Su ile temizlik yapıldıktan sonra temiz, yumuşak, emici bir bezle bebeğin altı kurulanmalıdır. Bebeğin altının bir süre açık bırakılarak hava ile temasının sağlanması da pişiğin geçmesinde etkili olur. Kullanılan bebek bezi kuru, temiz ve bebeğin kilosuna ve boyuna uygun olmalıdır. Bebeğin vücuduna uygun olmayan bezler bebeği sıkacak, altının daha fazla havasız kalmasına sebep olarak pişik oluşumuna sebep olacaktır. Bebeklerin alt temizliğinde pudralı ürünler ve pudra kullanılmamalıdır.<br />
Bu ürünler bebeklerde pişiği önlemediği gibi pişiği tetikleyebilir. Pişik durumlarında bebeğin bezi biraz gevşek bağlanabilir. Hava girişini engelleyen ürünlerin kullanılması sakıncalıdır. Pişik kremleri bebeğin her alt temizliğinde ince bir tabaka halinde uygulanmalıdır. Kremin bebeğin cilt kıvrımları arasına nüfuz etmesine dikkat edilmelidir. Pişik bunlara rağmen geçmiyorsa ve cilt dokusunda sivilceye benzer oluşumlar görülüyorsa doktora gidilmelidir.<br />
Peki bebeğimizi nasıl koruyabiliriz pişikten?<br />
Uygun boy ve kiloda bez kullanılmalıyız, su ile cilt temizliğini yapmalıyız, bebeğimizin cildini iyice kurulamalıyız, pişik önleyici kremler kullanabiliriz ve bu kremleri yoğun bir tabaka olarak değilde ince bir tabaka halinde sürmeliyiz, bebeğimizin altını sık değiştirmeliyiz.Daha öncede söylediğimiz gibi pudrayı çok fazla kullanmamalıyız.</p>
<p><center/><a href="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/09/bebek_pisik.jpg"><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/09/bebek_pisik.jpg" alt="bebek_pisik" title="bebek_pisik" width="206" height="152" class="aligncenter size-full wp-image-2325" /></a><a href="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/09/bebekte-pişik.jpg"><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/09/bebekte-pişik.jpg" alt="bebekte pişik" title="bebekte pişik" width="640" height="426" class="aligncenter size-full wp-image-2326" /></a><a href="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/09/pisik-nedir-.jpg"><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/09/pisik-nedir-.jpg" alt="pisik-nedir-" title="pisik-nedir-" width="200" height="133" class="aligncenter size-full wp-image-2327" /></a><a href="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/09/pişik-popo.jpg"><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/09/pişik-popo.jpg" alt="pişik-popo" title="pişik-popo" width="300" height="243" class="aligncenter size-full wp-image-2328" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/bebeklerde-pisik-sorunu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Biberon ve Bebekler</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/biberon-ve-bebekler.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/biberon-ve-bebekler.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Aug 2009 19:13:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rehber</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bebekte biberon kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[biberon]]></category>
		<category><![CDATA[biberon cesitleri]]></category>
		<category><![CDATA[biberon teknikleri]]></category>
		<category><![CDATA[biberon temizligi]]></category>
		<category><![CDATA[Biberon ve Bebekler]]></category>
		<category><![CDATA[biberona alıstırma]]></category>
		<category><![CDATA[bibron bıraktırma]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı biberon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2303</guid>
		<description><![CDATA[Biberonu, emzik hep mamayla dolu olacak şekilde tutarak ağzına , dilinin üstüne yer­leştirin; çok geriye gitmemesine dikkat edin. Aralıklarla hafifçe geri çekip , bebeğinizin din­lenmesine olanak verin . Bebekler çoğunlukla biberonun emziğini eme eme yassıltırlar ; bu da emziğin içinin ha­vasız kalmasına neden olur ve mama gelmez. Böyle olursa, biberonu bebeğin ağzından çe­kip çıkarın, gene sokun. Birkaç emmeden sonra , bebeğiniz, biberonun emziğini ara sıra bırakmayı öğrenecektir . Bebeklerin çoğu, istedikleri miktarı , yak­laşık 20 dakika içinde emerler. Çocuğunuz bundan çok daha yavaş emiyorsa , hekiminizle Bu durumu konuşun . ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Biberonu, emzik hep mamayla dolu olacak şekilde tutarak ağzına , dilinin üstüne yer­leştirin; çok geriye gitmemesine dikkat edin. Aralıklarla hafifçe geri çekip , bebeğinizin din­lenmesine olanak verin . Bebekler çoğunlukla biberonun emziğini eme eme yassıltırlar ; bu da emziğin içinin ha­vasız kalmasına neden olur ve mama gelmez. Böyle olursa, biberonu bebeğin ağzından çe­kip çıkarın, gene sokun. Birkaç emmeden sonra , bebeğiniz, biberonun emziğini ara sıra bırakmayı öğrenecektir . Bebeklerin çoğu, istedikleri miktarı , yak­laşık 20 dakika içinde emerler. Çocuğunuz bundan çok daha yavaş emiyorsa , hekiminizle Bu durumu konuşun . Emzirmenin ortasında , bebeğinizi öbür kolunuza geçirin . Bu, hem bebeğinize yeni bir görüş alanı sağlayacak , hem de kolunuzu dinlendirecektir . Hava yutmuş olduğunu düşü­nüyorsanız , bebeğinizin gazını çıkartmak için de iyi bir zamandır. Biberonu bebeğin ağzından çıkarmak için . emziğini dikkatle , fakat sağlam bir şekilde çekin; bebeğiniz de şişeyi bırakacaktır. Emziği bırakmazsa, emmeyi kesmesi için. küçük par­ mağınızı ağzının kenarından içeri kaydırın. ..Bebeğinizin acıktığını belirttiği her zaman ona biberon vermeniz yanlış değildir ; çok geçmeden emme düzenini anlayacaksınız. İlk zamanlarda , belki her 3 ya da 4 saatte bir biberon is­teyecektir . Bebeğe meme vermede önemli olan şeyler , örneğin emzirirken onunla konuşmak, ona gülümsemek, hoşlandığı sesler çıkarmak, ok­şamak, biberonla beslemede de geçerlidir. Bebeğiniz yüzünüzü &#8211; ya da babasının yüzünü &#8211; görebilir , sesinizi ayırt eder ve çevresindeki dün­yayı çabucak fark eder ; bu nedenle , besleme süresini , onun için zevkli ve huzur verici bir deneyim haline getirin . Sırtınızı rahatça dayayacağınız bir iskemle ya da koltuğa oturun ve bebeğinizi kolunuzun dirseğinin iç yanına alın; başını kolunuzla des­tekleyin. Bebeğiniz hafifçe dik oturur durum­da olmalı ve sıkıca karnınıza yaslanmalıdır : Tam sırtüstü yatar halde olmamasına özen gösterin..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/biberon-ve-bebekler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Emzik Yararlımı , Zararlımı &#8230;</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/emzik-yararlimi-zararlimi.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/emzik-yararlimi-zararlimi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Aug 2009 19:06:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rehber</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bebek emzirmesi]]></category>
		<category><![CDATA[eemzirmede dikkat edilecek hususlar]]></category>
		<category><![CDATA[emzik]]></category>
		<category><![CDATA[emzik yararları]]></category>
		<category><![CDATA[emzik zararları]]></category>
		<category><![CDATA[emziklikte hususlar]]></category>
		<category><![CDATA[emzirmede gogus bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[emzirmek]]></category>
		<category><![CDATA[göğüs ve emzirme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2299</guid>
		<description><![CDATA[Günümüzde herkesin, Kullanılmasına is­ter karşı, ister yandaş olsun, emzik ko­nusunda söyleyecek bir şeyleri var. Bü­yükanneler emziklerin dişleri berbat ettiği yo­lunda öyküler anlatırken, en iyi dostunuz kal­kıp size, “emzik olmasaydı hayatta kalamaz­dım” diyebilir. Görüşler ne kadar farklı olur­sa olsun, bebeğinizin emziği sevmesi için haklı nedenleri vardır ve vazgeçirmeniz çok güçtür.
 EMZİĞİN SEÇİMİ:Bebeğinizin emziğin vereceği huzura gerçek­ten gereksinme duyduğunu anladığınızda, emzik seçimine önem verin ve birçok farklı tipte emziği denemeye hazır olun. Yeni doğmuş bir bebeğin ağzı, bir çocuğunkinden daha küçüktür; ama böyle de ol­sa, bebeklerin çoğu, aşağı yukarı emziklerle aynı büyüklükte ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde herkesin, Kullanılmasına is­ter karşı, ister yandaş olsun, emzik ko­nusunda söyleyecek bir şeyleri var. Bü­yükanneler emziklerin dişleri berbat ettiği yo­lunda öyküler anlatırken, en iyi dostunuz kal­kıp size, “emzik olmasaydı hayatta kalamaz­dım” diyebilir. Görüşler ne kadar farklı olur­sa olsun, bebeğinizin emziği sevmesi için haklı nedenleri vardır ve vazgeçirmeniz çok güçtür.<br />
 EMZİĞİN SEÇİMİ:Bebeğinizin emziğin vereceği huzura gerçek­ten gereksinme duyduğunu anladığınızda, emzik seçimine önem verin ve birçok farklı tipte emziği denemeye hazır olun. Yeni doğmuş bir bebeğin ağzı, bir çocuğunkinden daha küçüktür; ama böyle de ol­sa, bebeklerin çoğu, aşağı yukarı emziklerle aynı büyüklükte olan standart bir biberon memesine ağızlarını uydurabilirler; dolayısıy­la, emziğin boyutlarından çok, üstünde durul­ması gereken, arkasındaki plastik ağızlık bö­lümüdür.<br />
Yeni doğan bebeğinizin burnunu tıkama­ması için, emziğin arkasındaki plastik ağızlık bölümünün küçük olması gerekir. Ama be­beklik dönemini aşmış çocuğunuz için emzik alacaksanız, arkasındaki ağızlık bölümünün, olduğu gibi ağzına sokamayacağı, dolayısıyla da boğulmasına yoi açamayacağı kadar büyük olmasına dikkat edin. “Ortodontik” diye nitelendirilen emziklerin meme başları yassıdır; buna karşılık daha alı­şılmış çeşitlerin, başları yuvarlaktır. Ortodon­tik çeşitlerin dişetleri ve dişler için daha iyi olduğu ileri sürülmekle birlikte, bebeğinizin hangisini seçeceğini görmek için her ikisini de denemeniz daha doğru olur. Plastik ağızlığın biçimi, bebeğinizin değil, sizin seçiminize bağlıdır; bununla birlikte, hangisini seçerseniz seçin, havasızlıktan boğulmaya yol açmaması için, üstünde havalandırma delikleri bulunma­sına dikkat edin. Günümüzde emziklerin ağızlıkları çok çeşitli renklerde yapıldığından, geleneksel “erkekle­re mavi, kızlara pembe” formülü gibi sınırlan­dırmalar karşısında kalmazsınız. Fiyatlar ucuzdan çok pahalıya kadar değişir; ama unutmayın, daha pahalısı mutlaka daha iyi olanı demek değildir. Sözgelimi takırtılı sesler çı­karan fantezi süslemeleri olan bir emzik al­mak, hiç de iyi bir fikir değildir. Böyle bir em­zik alacak yerde, bebeğinize bir kaynana zırıltısı alın bari. Yapmanız gereken, bütçeni­ze en uygun çeşitten, bir değil üç emzik al­maktır. Ancak, onaylanmış güvenlik standart­larına uygun olmasına ve parçalarının birbi­rinden ayrılmamasına, bebeğin çiğneyerek parçalayamayacağı kadar sağlam olmasına dikkat edin. EMME REFLEKSİ:Küçücük bebeğinizin ağzına parmağınızın ucunu sokarsanız, emme yeteneğinin ne ka­dar güçlü olduğunu görerek hayrete düşme­niz kaçınılmazdır. Çok erken doğan (prema­türe) bebekler dışında, bütün bebeklerin, doğdukları anda, emme refleksleri gelişmiş­tir. İçgüdüsel olan bu refleks, anlaşılması son derece kolay bir nedenden kaynaklanır: İster bir annenin meme başından, ister biberonun emziğinden olsun, beslenebilmesi için, bebe­ğin emmesi gerekir. Ne var ki, bebeklerin ço­ğu, aç olmadıkları zaman da emmekten hoş­lanırlar: Ağlayan bir bebeğe emeceği bir şey verildiğinde rahatladığını, herkes bilir. Ama bebeğinize emmesi için boş bir bi­beron veremezsiniz; çünkü midesine hava doldurur; doiu olanını da, aç olmadığı için o istemez. Ayrıca bütün gün memenizde ol­maktan çok hoşianabiiir; ama bu durum da sizin için hiç eğlenceli ve uygun değildir. Dolayısıyla emzik, ikiniz için de, rahatlatıcı bir seçenek olabilir. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/emzik-yararlimi-zararlimi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelikte Egzersiz Yapma</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/gebelikte-egzersiz-yapma.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/gebelikte-egzersiz-yapma.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Jun 2009 14:59:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rehber</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik ve spor]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelikte Egzersiz Yapma]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte plates]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte spor]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte yüzme]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı bir gebelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2014</guid>
		<description><![CDATA[Gebelikte egzersiz yapmak normalde egzersiz yapmak kadar önemlidir. Gebelikte belli kurallara uyularak yapılan egzersiz dolaşım ve solunum sisteminizin daha düzenli çalışmasını sağlar. Ayrıca Anne adaylarını daha dinç ve formda hissettirir. Gebelikte egzersiz yapan anne adaylarının egzersiz yapmayan adaylarına göre gebeliğe bağlı şikayetleri daha azdır. Örneğin egzersiz yapan anne adayları kontrollü kilo alırlar, kendilerine olan güven duyguları artar. Diğer taraftanda egzersiz yapan anne adaylarında bel ağrısı, bacak kasılmaları, varis oluşumu, basur gibi şikayetler en az seviyede olur. Düzenli egzersiz yapan anne adayları sezeryanla doğum riskinide azaltarak normal doğumuda daha rahat hale ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gebelikte egzersiz yapmak normalde egzersiz yapmak kadar önemlidir. Gebelikte belli kurallara uyularak yapılan egzersiz dolaşım ve solunum sisteminizin daha düzenli çalışmasını sağlar. Ayrıca Anne adaylarını daha dinç ve formda hissettirir. Gebelikte egzersiz yapan anne adaylarının egzersiz yapmayan adaylarına göre gebeliğe bağlı şikayetleri daha azdır. Örneğin egzersiz yapan anne adayları kontrollü kilo alırlar, kendilerine olan güven duyguları artar. Diğer taraftanda egzersiz yapan anne adaylarında bel ağrısı, bacak kasılmaları, varis oluşumu, basur gibi şikayetler en az seviyede olur. Düzenli egzersiz yapan anne adayları sezeryanla doğum riskinide azaltarak normal doğumuda daha rahat hale getirirler. Gebelikte düzenli egzersiz yapan anne aayları doğum sonrasında da daha çabuk toparlanır ve kolay kilo verirler.Gebelikte uygulanabilecek egzersiz türleri ve miktarları her anne adayına göre farklıdır. Belli kurallara uyulduğunda her anne adayı için kendine uygun egzersiz türleri ve miktarları vardır. Bu konuda doktorlardan yardım alınabilir. Doktorun sölediklerine de dikkat edilmelidir.</p>
<p><center><a href="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/06/dogumoncesiegzersiz.jpg"><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/06/dogumoncesiegzersiz.jpg" alt="dogumoncesiegzersiz" title="dogumoncesiegzersiz" width="225" height="225" class="aligncenter size-full wp-image-2015" /></a><a href="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/06/dogumsonrasiegzersiz.jpg"><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/06/dogumsonrasiegzersiz.jpg" alt="Pregnant fit7" title="Pregnant fit7" width="250" height="375" class="aligncenter size-full wp-image-2016" /></a><a href="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/06/gebelikte-egzersiz.jpg"><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/06/gebelikte-egzersiz.jpg" alt="gebelikte-egzersiz" title="gebelikte-egzersiz" width="400" height="292" class="aligncenter size-full wp-image-2017" /></a><a href="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/06/gebelikte-plates.jpg"><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/06/gebelikte-plates.jpg" alt="gebelikte-plates" title="gebelikte-plates" width="190" height="275" class="aligncenter size-full wp-image-2018" /></a><a href="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/06/gebelikte-spor.jpg"><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/06/gebelikte-spor.jpg" alt="Pregancy Exercise" title="Pregancy Exercise" width="420" height="279" class="aligncenter size-full wp-image-2019" /></a><a href="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/06/gebelikte-spor-yapma.jpg"><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/06/gebelikte-spor-yapma.jpg" alt="gebelikte-spor-yapma" title="gebelikte-spor-yapma" width="150" height="175" class="aligncenter size-full wp-image-2020" /></a><a href="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/06/gebelikteyoga.jpg"><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/06/gebelikteyoga.jpg" alt="gebelikteyoga" title="gebelikteyoga" width="320" height="346" class="aligncenter size-full wp-image-2021" /></a><a href="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/06/gebeli-ve-spor.jpg"><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/06/gebeli-ve-spor.jpg" alt="gebeli-ve-spor" title="gebeli-ve-spor" width="260" height="230" class="aligncenter size-full wp-image-2022" /></a><a href="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/06/hamilelikte-yuzme.jpg"><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/06/hamilelikte-yuzme.jpg" alt="hamilelikte-yuzme" title="hamilelikte-yuzme" width="248" height="248" class="aligncenter size-full wp-image-2023" /></a></center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/gebelikte-egzersiz-yapma.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Emzirmede Yaşanan Sorunlar</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/emzirmede-yasanan-sorunlar.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/emzirmede-yasanan-sorunlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 May 2009 06:08:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rehber</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[anne ilk emzirme]]></category>
		<category><![CDATA[anne sütü]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk emzirme]]></category>
		<category><![CDATA[emzirme]]></category>
		<category><![CDATA[emzirme problemleri]]></category>
		<category><![CDATA[Emzirmede Yaşanan Sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[göğüslerden emme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=1804</guid>
		<description><![CDATA[Yeni doğan bir bebeğin tek besin kaynağı olan anne sütü , bebeğe emzirme yöntemiyle uygulanır. Emzirmede ilk haftalar anne ve bebek açısından zorlu geçecektir. Anne ile bebek birbirlerine alışma safhasında olduklarından emzirmenin ilk günleri uyum sorunları yaşanabilmektedir. Bu sorunu aşmak için annenin sakin ve sabırlı olması gerekmektedir.
İyi bir emzirme için bikaç ipucu..
-İyi bir emzirme işlemi için ideal bir duruş pozisyonu belirleyin , rahat olun ve sık sık derin nefes alıp verin.
-Daha önce annelik deneyimini yaşamış arkadaşlarınız akrabalarınızla bilgi alışverişi yapın.
-Bebek bakımı konusunda bilgi ve beceri sahibi alanında uzman kişilerden yardım ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni doğan bir bebeğin tek besin kaynağı olan anne sütü , bebeğe emzirme yöntemiyle uygulanır. Emzirmede ilk haftalar anne ve bebek açısından zorlu geçecektir. Anne ile bebek birbirlerine alışma safhasında olduklarından emzirmenin ilk günleri uyum sorunları yaşanabilmektedir. Bu sorunu aşmak için annenin sakin ve sabırlı olması gerekmektedir.<br />
İyi bir emzirme için bikaç ipucu..<br />
-İyi bir emzirme işlemi için ideal bir duruş pozisyonu belirleyin , rahat olun ve sık sık derin nefes alıp verin.<br />
-Daha önce annelik deneyimini yaşamış arkadaşlarınız akrabalarınızla bilgi alışverişi yapın.<br />
-Bebek bakımı konusunda bilgi ve beceri sahibi alanında uzman kişilerden yardım alın , onların görüşlerini ve deneyimlerini iyice anlayın.<br />
Tüm deneyimleri dinleyip anladınız , emzirme konusunda tıbbi kitaplar okudunuz rahat oldunuz uygun bir emzzirme pozisyonu oluşturdunuz fakat emzirme işlemini gerçekleştiremediniz ozaman tıbbi bir müdahale sözkonusu olabilir hemen doktorunuza başvurmanızı öneriyoruz. Olması muhtemel problemler şunlar olabilir.<br />
-Göğüslerin aşırı dolgunlaşıp şişmesi,<br />
-Meme uçlarında aşırı ağrı<br />
-Göğüs ucunda yara oluşumu<br />
-Göğüs iltihabı</p>
<p><a href="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/05/emzirme.jpg"><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/05/emzirme-300x224.jpg" alt="emzirme" title="emzirme" width="300" height="224" class="aligncenter size-medium wp-image-1805" /></a></p>
<p><a href="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/05/gulen_emen_bebek.jpg"><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/05/gulen_emen_bebek.jpg" alt="gulen_emen_bebek" title="gulen_emen_bebek" width="296" height="296" class="aligncenter size-full wp-image-1806" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/emzirmede-yasanan-sorunlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Adet Gecikmesi Gebelikmidir?</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/adet-gecikmesi-gebelikmidir.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/adet-gecikmesi-gebelikmidir.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 May 2009 17:11:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rehber</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=1755</guid>
		<description><![CDATA[Gebeliğin en büyük belirtisi adet gecikmesidir. Kadınlar adet gecikmesi yaşadıkları zaman hamile olduklarını düşünürler ve büyük oranda doğrudur. Fakat her gecikme yaşayan kadın hamile olacak diye de birşey sözkonusu değildir. Kadınların normal yaşantılarındaki bazı durumlar hamilelik olmasa bile adet gecikmesi yaşanmasına sebep olabilir. Hamilelik olmadığı halde adet gecikmesi yaşanması stres , psikolojik durum , beslenme bozukluğu ve yanlışlığı , perhiz yapılması gibi etkenler sonucunda olmuş olabilir.
Kadınlarda çocuk sahibi olmak için  en uygun zaman 18-35 yaş dilimidir. Kadınlar ergenlik döneminden çıktıktan sonra vücut gelişimlerini tamamlamış ve bebek dünyaya getirebilecek en uygun ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gebeliğin en büyük belirtisi adet gecikmesidir. Kadınlar adet gecikmesi yaşadıkları zaman hamile olduklarını düşünürler ve büyük oranda doğrudur. Fakat her gecikme yaşayan kadın hamile olacak diye de birşey sözkonusu değildir. Kadınların normal yaşantılarındaki bazı durumlar hamilelik olmasa bile adet gecikmesi yaşanmasına sebep olabilir. Hamilelik olmadığı halde adet gecikmesi yaşanması stres , psikolojik durum , beslenme bozukluğu ve yanlışlığı , perhiz yapılması gibi etkenler sonucunda olmuş olabilir.</p>
<p>Kadınlarda çocuk sahibi olmak için  en uygun zaman 18-35 yaş dilimidir. Kadınlar ergenlik döneminden çıktıktan sonra vücut gelişimlerini tamamlamış ve bebek dünyaya getirebilecek en uygun şartları sağlamış durumdadırlar. Fakat 18 yaşından küçükken yada 35 yaşından büyükken bebek dünyaya getirilmez diye bi durum sözkonusu değildir.</p>
<p>Adet gecikmesi yaşadınız ve hamile olduğunuzu düşünüyorsanız hemen uzman bir hekime danışmalı ve hekimin gösterdiği yoldan gitmeliyiz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/adet-gecikmesi-gebelikmidir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tüp Bebek Olayındaki Risk</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/tup-bebek-olayindaki-risk.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/tup-bebek-olayindaki-risk.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 May 2009 00:49:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kahramankentli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[tüp bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Tüp Bebek nasıl yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[Tüp Bebek nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Tüp Bebek riski]]></category>
		<category><![CDATA[Tüp Bebek te risk varmı]]></category>
		<category><![CDATA[tüp bebekteki risk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=1732</guid>
		<description><![CDATA[Evli çiftlerin normal yollarla bebek yapamamsı halinde uygulanan en bilindik yöntemlerden biride tüp bebek yöntemidir.Ancak tüp bebek yöntemininde riskleri mevcut bakalaım nelermiş
İspanya&#8217;nın başkenti Madrid&#8217;de yapılan toplantıya dünyanın çeşitli ülkelerden bin kadar doktor katılırken, üremeye yardımcı olan tedavilerin başarı oranını yükseltme ve çoğul gebeliklerin önüne geçilmesi gibi konular tartışılıyor.

Doktorlar, tüp bebek tedavilerinin yüzde 30&#8242;unun çoğul gebeliklere yol açtığı görüşünde birleşirken, IVI&#8217;nin İstanbul Direktörü Dr. Erdal Budak, Türkiye&#8217;de üçe kadar, hatta bazı durumlarda daha fazla embriyo transferi yapılmasına izin verilmesini eleştirdi.
Budak, &#8220;Normal nüfusta ikiz gebelik oranı 80&#8242;de 1&#8242;dir. Türkiye&#8217;de ise tüp bebek ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Evli çiftlerin normal yollarla bebek yapamamsı halinde uygulanan en bilindik yöntemlerden biride tüp bebek yöntemidir.Ancak tüp bebek yöntemininde riskleri mevcut bakalaım nelermiş<br />
İspanya&#8217;nın başkenti Madrid&#8217;de yapılan toplantıya dünyanın çeşitli ülkelerden bin kadar doktor katılırken, üremeye yardımcı olan tedavilerin başarı oranını yükseltme ve çoğul gebeliklerin önüne geçilmesi gibi konular tartışılıyor.<br />
<span id="more-1732"></span><br />
<img src="http://www.yenimakale.com/resimyukle/resimler/tup_bebek.jpg" border="0" alt="tüp bebek" width="125" height="125" align="left" />Doktorlar, tüp bebek tedavilerinin yüzde 30&#8242;unun çoğul gebeliklere yol açtığı görüşünde birleşirken, IVI&#8217;nin İstanbul Direktörü Dr. Erdal Budak, Türkiye&#8217;de üçe kadar, hatta bazı durumlarda daha fazla embriyo transferi yapılmasına izin verilmesini eleştirdi.</p>
<p>Budak, &#8220;Normal nüfusta ikiz gebelik oranı 80&#8242;de 1&#8242;dir. Türkiye&#8217;de ise tüp bebek tedavilerinde meydana gelen gebeliklerde transfer edilen embriyo sayısının fazla olmasına bağlı olarak çoğul gebelik oranı yüzde 30&#8242;un üzerindedir. Türkiye&#8217;de üçe, hatta bazı durumlarda daha fazla embriyo transferine izin verilmektedir. Bu da erken doğum ve düşük ağırlıklı sorunları beraberinde getirmektedir. Çözüm, çiftin gebelik şansını düşürmeden tek veya iki embriyo transferiyle gebelik elde etmektir&#8221; dedi.</p>
<p>IVI Başkanı Prof. Dr. Antonio Pellicer de konuşmasında, tüp bebek uygulamalarında çoğul gebelikler sorununun çözülmesi gereğine vurgu yaptı. Kısırlığın sosyal ve medikal bir sorun olduğunu ve sorunun her geçen gün ağırlaştığını kaydeden Pellicer, &#8220;İspanya&#8217;da yılda 35 bin bebek, destekli üreme teknikleri sayesinde dünyaya geliyor. Avrupa&#8217;nın çoğu yerinde bu durum aynı. Ancak sorun tüp bebek yöntemiyle gerçekleşen gebeliklerin yüzde 30&#8242;unun çoğul gebelikle sonuçlanması ve bunun anne ile doğacak bebeğin sağlığını ciddi şekilde etkilemesi&#8221; açıklamasında bulundu.</p>
<p>Uzmanlar, üç gün sürecek kongre sırasında, &#8220;İşinden geri kalma korkusu kadınların gebe kalmasını engelliyor ve düşüklere sebep oluyor&#8221;, &#8220;Sigara, içki, kahve tüketimi üremeyi olumsuz etkiliyor&#8221; ve &#8220;Şişman olanların çocuk sahibi olma şansı düşüyor&#8221; gibi bazı araştırmalardan çıkan sonuçları da tartışacak.</p>
<p>&#8220;Valencia Kısırlık Enstitüsü&#8221;nün (IVI) 4. kongresi gelecek yıl İstanbul&#8217;da yapılacak.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/tup-bebek-olayindaki-risk.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sezeryan Ağrılarına Değişik Bir Çözüm</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/sezeryan-agrilarina-degisik-bir-cozum.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/sezeryan-agrilarina-degisik-bir-cozum.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 May 2009 20:24:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kahramankentli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[doğum agrıları]]></category>
		<category><![CDATA[doğum ağrılarına çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[sezeryan]]></category>
		<category><![CDATA[sezeryan ağrıları]]></category>
		<category><![CDATA[sezeryan ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[sezeryanla doğum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=1718</guid>
		<description><![CDATA[Normal doğumu tercih etmeyen kadınlar gebnellikle sezeryanla doğum yapoarlar.Ancak sezeryandan sonra amaliyat yerleri ağrır.Bunun için en güzel yöntemlerden biri olarak uzmanlar müzik dinlemeyi öneriyor.İşte haberin ayrıntıları
Yapılan bir araştırmada, sezaryen öncesi müzik dinlemenin, hastaların ameliyat sonrası ağrılarını ve alacağı birçok yan etkiye sahip ağrı kesici ilaç miktarını azalttığı ortaya çıktı.
192
GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon Kliniğinde görevli bilim adamları Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Şen, Yrd. Doç. Dr. Ali Sizlan, Yrd. Doç. Dr. Ömer Yanarateş, Uzman Dr. Mustafa Kul, Dr. Emre Kılıç, Doç. Dr. Sezai Özkan ve Prof. Dr. Güner Dağlı ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img border="0" align="left" width="125" src="http://www.ekolay.net/kadin/images/07052009092906_1852_613769pre.jpg" alt="beyin kanseri" height="125" />Normal doğumu tercih etmeyen kadınlar gebnellikle sezeryanla doğum yapoarlar.Ancak sezeryandan sonra amaliyat yerleri ağrır.Bunun için en güzel yöntemlerden biri olarak uzmanlar müzik dinlemeyi öneriyor.İşte haberin ayrıntıları<br />
Yapılan bir araştırmada, sezaryen öncesi müzik dinlemenin, hastaların ameliyat sonrası ağrılarını ve alacağı birçok yan etkiye sahip ağrı kesici ilaç miktarını azalttığı ortaya çıktı.<br />
192<br />
GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon Kliniğinde görevli bilim adamları Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Şen, Yrd. Doç. Dr. Ali Sizlan, Yrd. Doç. Dr. Ömer Yanarateş, Uzman Dr. Mustafa Kul, Dr. Emre Kılıç, Doç. Dr. Sezai Özkan ve Prof. Dr. Güner Dağlı &#8220;Müzik Terapisinin Postoperatif Sezaryen Ağrısına Etkisi&#8221; konulu araştırma yaptı.<br />
<span id="more-1718"></span><br />
TSK Koruyucu Hekimlik Bülteni 2009 yılı son sayısında da yayınlanan araştırmaya, GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesinde yaşları 20-40 arasında genel anestezi altında sezaryen planlanan 100 hasta dahil edildi.</p>
<p>50’şer kişilik iki gruba ayrılan hastalardan birinci gruptakilere, cerrahiden 1 saat önce kulaklıkla müzik dinletildi. İkinci grupta olanlara ise cerrahi öncesi müzik dinletilmedi.</p>
<p>Tüm hastalara standart anestezi tekniğinin uygulandığı araştırmanın sonucunda, sezaryen ameliyatı öncesi hastaların müzik dinlemesinin &#8220;herhangi bir yan etkisi olmayan, ucuz bir yöntem olarak&#8221; hastaların ameliyat sonrası ağrılarını ve alacağı birçok yan etkiye sahip ağrı kesici ilaç miktarlarını azalttığı belirlendi.</p>
<p>Ameliyatların, hastalar için özellikle ameliyat öncesi önemli bir stres nedeni olduğu ifade edilen araştırmada, bu stresi önlemek için ameliyat öncesi hastalara bazı ilaçlar uygulandığı, bu ilaçların hastaları sakinleştirerek kaygılarını ve streslerini azalttığı bildirildi.</p>
<p>Ancak sezaryen olacak kadınlara, bebeğe vereceği zarardan dolayı bu ilaçlardan uygulanamadığı, çünkü yapılacak her ilacın gebeden bebeğine ulaşarak bebekte istenmeyen etkilere neden olabildiği vurgulandı.</p>
<p>Ameliyatlardan sonra ameliyattaki kesi ve doku bütünlüğünün bozulması sonucu &#8220;akut ağrı&#8221; olarak tarif edilen ağrı oluştuğu vurgulanan araştırmada, şunlar kaydedildi:</p>
<p>&#8220;Akut ağrıda ilk 24 saat önemli ve hastalar için zor geçen bir dönemdir. Bu dönemde hastaların ağrısını gidermek için günlük hayatta kullanılmayan birçok yan etkiye sahip çok güçlü ağrı kesiciler kullanılır.</p>
<p>Bu çalışmada planlı olarak sezaryen ameliyatı olacak hastalara ameliyattan hemen önceki 1 saat boyunca müzik dinletilerek hastaların ameliyat sonrası ağrısına ve kullandığı ağrı kesicilere etkisi incelenmiştir.&#8221;</p>
<p>KENDİ SEÇTİKLERİ MÜZİKLERİ DİNLEDİLER</p>
<p>Hastaların dinleyecekleri müzik çeşidini kendilerinin belirlediği araştırmada, hastaların geniş arşivden hangi şarkıyı veya hangi şarkıcıları dinlemek istiyorsa seçtikleri, ameliyattan önceki 1 saat boyunca bir MP3 vasıtasıyla bu müzikleri dinledikleri belirtildi.</p>
<p>Ameliyat boyunca gruplar arası eşitliği bozmasın diye tüm hastalara aynı anestezi tekniği ve aynı aneztezik ilaçların uygulandığı araştırmada, yeni doğan bebeklerin iyilik durumunun, yani sağlık durumunu gösteren bir değer olan ve tıpta rutin olarak kullanılan APGAR skorunun, ameliyat sırasında bebeğin doğumu gerçekleştiğinde çocuk hastalıkları doktorunca değerlendirildiği, bu değerlerin kayıt edildiği bildirildi.</p>
<p>Hasta kontrollü ağrı pompasının, özellikle ameliyattan sonra kullanılan, doktorlar tarafından ayarlanan miktarda ağrı kesiciyi hastalara sürekli verebilen ve buna ilaveten hastalar ağrı hissettiklerinde ellerindeki butona basarak önceden belirlenmiş dozda ağrı kesici ilacın yapılmasını sağlayan cihaz olduğu, ameliyat sonrası tüm hastalara bu pompanın takıldığı ve gruplar arası eşitliği bozmasın diye aynı ağrı kesici ilaç kullanıldığı kaydedildi.</p>
<p>DÜNYA TIP LİTERATÜRÜNDE BİR İLK</p>
<p>Çalışmada 24 saat boyunca hastaların her 4 saatte bir ziyaret edilerek ağrı düzeylerinin (VAS olarak adlandırılan bir ağrı düzeyi belirleyici skala ile) ve ağrı pompasından kullandıkları ağrı kesici miktarının kaydedildiği ve tüm hastalara bir skala yardımıyla memnuniyet derecelerinin sorulduğu bildirildi.</p>
<p>Çalışma sonucu ameliyat öncesi müzik dinletilen grupta yenidoğan bebeklerin APGAR skorlarının müzik dinletilmeyen gruba oranla daha iyi bulunduğunun tespit edildiği araştırmanın sonuçlarıyla ilgili şu saptamalarda bulunuldu:</p>
<p>&#8220;Yani müzik grubundaki bebeklerin doğduklarındaki sağlık durumu daha iyiydi. Ve bu dünya tıp literatüründe bir ilk olma özelliğine sahip veridir. Müzik dinletilen grupta ameliyat sonrası 24 saat boyuca VAS ağrı skoru ile ölçülen hastaların ağrı düzeyleri müzik dinlemeyen gruba göre daha azdı. Hasta kontrollü ağrı pompasıyla hastaların kullandıkları birçok yan etkiye sahip olan ağrı kesici ilaç miktarı da müzik grubunda daha azdı. Müzik grubundaki hastaların memnuniyet düzeyleri diğer gruba oranla daha yüksekti.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/sezeryan-agrilarina-degisik-bir-cozum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum kontrol yöntemleri</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/dogum-kontrol-yontemleri-2.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/dogum-kontrol-yontemleri-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Apr 2009 17:36:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rehber</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum Kontrol yontemleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ertesi Gün Hapı]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikten korunma]]></category>
		<category><![CDATA[prezarvatif]]></category>
		<category><![CDATA[ria]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=1684</guid>
		<description><![CDATA[İstenmeyen gebeliklere karşı size, yaşınıza, durumunuza en uygun yöntemi seçerek korunmalısınız. İşte doğum kontrol yöntemleri, güvenilirlikleri ve tüm ihtiyacınız olanlar&#8230;  
Tüm aileler ve bireyler kendi doğurganlık davranışları konusunda doğru bilgiye dayalı, bilinçli ve gönüllü bir seçim yapmalıdırlar. Böylece istemedikleri gebeliklerden sağlıklı ve etkin bir biçimde korunabilirler.
A- DOĞAL YÖNTEMLER
Doğal aile planlaması çiftlerin doğurganlık bilinci ile gebeliği önlemeyi ya da oluşturmayı sağlayan bazı kuralları birlikte uygulaması olarak tanımlanır. Dünya Sağlık Örgütü, doğal aile planlamasını, manstrüel sişkusun (adet sişkusu) fertil ve infertil dönemlerinde, doğal belirti ve semptomları gözleyerek gebeliğin planlanması ya da ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img border="0" align="left" width="125" src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/04/dogum-kontrol.jpg" alt="doğum kontrol yöntemleri" height="125" />İstenmeyen gebeliklere karşı size, yaşınıza, durumunuza en uygun yöntemi seçerek korunmalısınız. İşte doğum kontrol yöntemleri, güvenilirlikleri ve tüm ihtiyacınız olanlar&#8230;  </p>
<p>Tüm aileler ve bireyler kendi doğurganlık davranışları konusunda doğru bilgiye dayalı, bilinçli ve gönüllü bir seçim<span id="more-1684"></span> yapmalıdırlar. Böylece istemedikleri gebeliklerden sağlıklı ve etkin bir biçimde korunabilirler.</p>
<p><strong>A- DOĞAL YÖNTEMLER</strong></p>
<p>Doğal aile planlaması çiftlerin doğurganlık bilinci ile gebeliği önlemeyi ya da oluşturmayı sağlayan bazı kuralları birlikte uygulaması olarak tanımlanır. Dünya Sağlık Örgütü, doğal aile planlamasını, manstrüel sişkusun (adet sişkusu) fertil ve infertil dönemlerinde, doğal belirti ve semptomları gözleyerek gebeliğin planlanması ya da gebeliğin önlenmesi yöntemleri olarak tanımlamıştır.</p>
<p>Doğal Yöntemlerin Etkinliği %75’dir.</p>
<p><strong>1. Servikal Mukus Yöntemi (Rahim Ağzı Salgısı)</strong></p>
<p>Kadın vajinadaki salgıyı kontrol eder. Gözlemini ve salgının eldeki hissini her gün kaydeder. Ovülasyon (yumurtlama) yaklaşırken mukus artar, incelir ve rengi berraklaşır. Daha elastik ve kaygan olur. İki parmak arasında yavaşça uzatılabilir. Bu tür mukus spermlerin yaşamsını ve yumurtaya doğru ilerlemesini sağlar. Ovülasyondan önce ve sonraki dönemlerde mukus azalır ve yapışkan bir hal alır. Vajen kuru hissedilir. Mukusun arttığı bu dönemde cinsel perhiz yapılır.</p>
<p><strong>2. Bazal Vücut Isısı Yöntemi</strong></p>
<p>Ovülasyondan sonra salgılanan pregesteron hormonu ısı arttırıcıdır. Yeni vücut ısısını 0,2 C ile 0,5 C arasında yükseltir ve bir sonraki menstrüasyona kadar yüksek ısıda tutar. Bu yükselişe termalleşme denir ve bu da bazal vücut ısısı yönteminin temelidir. Ovülasyon denime, vücut ısısını izleyerek saptanabilir.</p>
<p>Cinsel perhiz, menstrüel kanamanın ilk gününden, ısı artışının saptandığı 3. günün sonuna dek sürdürülmelidir. Isı çizgisinin üstünde 3 ısı kaydedene kadar beklenmelidir. Bir sonraki menstrüel kanama başlayana kadar cinsel perhize ara verilir.</p>
<p>Bu yöntem tek başına kullanılmamalıdır. Servikalmukus ve/veya servikal palpasyon (elle muayene) yöntemleri ile birlikte kullanılmalıdır.</p>
<p><strong>3. Servikal palpasyon (Rahim ağzını parmakla muayene) Yöntemi</strong></p>
<p>Kadın kendi kendini elle muayene ederek, servikal (rahim ağzı) kenarındaki değişiklikleri tanımlayabilir. İnfertil (güvenli) dönemde serviks,dış ağzı kapalıdır ve elle kolayca ulaşılır. Yaklaşan yumurtlama (ovülasyon) ile birlikte ostrojen harmonu düzeyi yükseldikçe serviks yumuşar. Yukarı doğru çekilir ve dış ağızı açılır. Ovülasyondan ortalama 4-5 gün nce yumuşamanın başlaması belirgin hale gelir. Elle rahim ağzı daha zor ulaşılır bir hal alır ve ele gelince de yumuşaktır. Eşler servikste ilk değişikliklerin belirlendiği andan, serviksin kolayca hissedildiği, sert olduğu ve ağzının kapalı olduğu zamana kadar cinsel ilişkide bulunmamalıdır.</p>
<p><strong>4. Takvim yöntemi</strong></p>
<p>Kadının bir periyodu 30 gün kabul edilirse ovülasyon adetin başlangıcından 16-18 gün sonradır. Buna göre adetin başladığı gün birinci gün olursa, adetin başlangıcından sonraki 14 ile 21. gün arası döllenme için en riskli dönemi oluşturmaktadır. Bu dönemde cinsel ilişkiden kaçınılmalıdır. Mensturel sişkusun süresinin tam bilinememesi ve bir çok nedenden de etkilendiği için güvenli bir yöntem değildir ve kullanılmamalıdır.</p>
<p><strong>5. Geri çekme</strong></p>
<p>Cinsel ilişki sırasında erkeğin cinsel organının, boşalmadan önce vajenden çıkartılıp, meninin vajen dışına boşaltılmasıdır. Başarı oranı %75’dir. Başarı ile uygulandığında bile kadında ve erkekte psikolojik ve fizyolojik sorunlar ortaya çıkabilmektedir.</p>
<p><strong>6. Vajinal yıkama</strong></p>
<p>Bazı kadınlar, vajina duvar ve kanalındaki spermleri yıkayıp atma düşüncesi ile cinsel ilişkiden hemen sonra vajinayı su ile yıkamanın gebeliği önlediğine inanır. Bu yöntem doğum kontrol yöntemi olarak tamamen etkisizdir. Çünkü spermlerin birkaç saniye içinde servikal mukusa geçebilirler.</p>
<p><strong>B- EMZİRME VE GEBELİĞİN ÖNLENMESİ</strong></p>
<p>Adet kanaması olmadıkça emzirmeyle gebelikten korunma yöntemi olarak tanımlanan bu yöntem özellikle doğumdan sonraki ilk aylarda, süt veren kadınların, belli koşullarla doğal olarak doğurgan olmadığı düşüncesine dayanır. Emzirmenin her koşulda gebelikten korumadığı bilinmelidir. Belli koşullarda ve belli süre için emzirme ile korunabilinir. En fazla 6 ayı düzenli emzirme ve adet görülmemesi koşullarında emzirme, kadının bu dönemde yeniden ovülasyona ve adet görmesini geçiktirir. Etkinliği %85’dir.</p>
<p><strong>C- BARİYER YÖNTEMLER</strong></p>
<p>Spermin rahim boşluğuna geçmesini engelleyerek gebelikten korurlar. Bariyer yöntemleri güvenlidir, yan etkileri yoktur, birlikte kullanımı etkinliklerini arttırır. Kondom (prezervatif), dioatrem ve spermisitler bu yöntemlerdendir.</p>
<p><strong>1. Kondom (Prezervatif)</strong></p>
<p>Cinsel ilişki sırasında penise takılan bir kauçuk kılıftır. Spermin vajinaya girmesini engeller. Sperisitler ile birlikte kullanılması etkinliğini arttırır. Doğum kontrolü dışında, AIDS ve diğer cinsel yolla bulaşan hastalıkların yayılmasını önler.</p>
<p><strong>2. Diyafram</strong></p>
<p>Diyafram rahim ağzını örten, kenarları daha sert, kauçuk bir araçtır ve servikal açıklığa uygulanan spermisit jel ya da krem ile birlikte kullanılır spermisit madde diyafram tarafından fiziksel olarak engellemeyen spermleri öldürür.</p>
<p><strong>3. Spermisitler</strong></p>
<p>Vajinal spermisitler, spermlerin servikse ulaşmadan etkisiz hale getirilmeleri için vajinaya konur. Köpük, tablet, krem şeklinde bulunurlar. Diğer doğum kontrol yöntemlerine göre etkinliği daha azdır. Etkinliğini artırmak için kondom veya diyafram ile birlikte kullanılmalıdır.</p>
<p><strong>D- ORAL KONTRA SEPTİTLER (DOĞUM KONTROL HAPLARI)</strong></p>
<p><strong>Doğum kontrol hapları şunlardır;</strong></p>
<p>- Kombine doğum kontrol hapları<br />
- Yalnız prefesteron içeren haplar (mini haplar)<br />
- Ertesi gün hapı</p>
<p><strong>1. Kombine Doğum Kontrol Hapları</strong></p>
<p>Çok güvenilir bir doğum kontrol yöntemidir. Östrojen ve progesteron hormonları birlikte bulunur. Ostrojen, yumutlamayı (ovulosyonu) baskılar ve döllenmiş yumurtanın gelişmesini engeller. Progesteron rahim ağzı sıvısının azaltıp kıvamının artmasına neden olarak spermlerin geçişini engeller. Etkinliği%99,9’dur. En etkili yöntemdir. Her gün hormon içeren haplardan bir tane alınır. Kullanımı kolaydır. Yumurtalık ve rahim kanseri riskini azaltır, iyi huylu meme hastalıklarını azaltır. Kemik erimesi riskini azaltır. Hap kullanmaya son verdikten sonra doğurganlık yeteneği tekrar devam eder. Kullanmaya başlamadan önce gebelik testi ile gebelik olup olmadığı saptanmalıdır. Meme kanseri, kan pıhtılaşması olanlarda, kalp hastalarında, karaciğer hastalarında kullanılmamalıdır. 6 aylıktan küçük bebek emzirenlerde, sigara içenler, şeker hastalığı, yüksek tansiyon, migren, depresyon tanısı olanlarda ise kontrol altında kullanılmalıdır.</p>
<p><strong>2. Yalnız progesteron içeren haplar (Mini Haplar)</strong></p>
<p>Ostrojen içermezler ve kombine doğum kontrol haplarına göre daha az progesteron içerirler. Kadında doğal olarak oluşan rahim ağzı sıvısını kalınlaştırarak spermin geçişine engel olur ve yumurtlamayı %50 oranında engeller. Etkinliği %96’dır. Her gün aynı saatte alınmalıdır. Emziren kadınlarda kullanılabilir. Ostrojenin yan etkilerinden dolayı kombine doğum kontrol hapı kullanmayan kadınlarda kullanılabilir.</p>
<p><strong>3. Ertesi Gün Hapı</strong></p>
<p>Ertesi gün hapı doğum kontrol yöntemi değildir. Korumasız cinsel ilişkiden sonra, sürdürülmesi kesinlikle istenmeyen gebeliklerin, döllenmiş yumurtanın rahim yüzeyine yerleşmesinden önce önlenmesidir. Tecavüz gibi zorunlu durumlarda başvurulan bu haplar, kullanacak olan kişiye marka belirtilmeden ve paketinden çıkarılarak verilmelidir.</p>
<p><strong>E- ENJEKTE EDİLEN DOĞUM KONTROL İLAÇLARI</strong></p>
<p>Pregesteron içeren ilaçlardır. Ovülasyonu (yumurtlama) engeller. Ayrıca, spermin rahime girmesini engelleyen kalın bir servikal mukus da oluştururlar. 3 ayda bir kullanılırlar. Geçici kontrosptit yöntemlerinin en etkililerinden biridir. Adet düzensizlikleri yapabilir. Yumurtalık kanserine karşı da koruyucudur. Ciddi bir tıbbi sorunla karşılaşılmadıkça süresiz kullanılabilir. Hamile olan, karaciğer hastalığı, damarlarında pıtılaşma, meme kanseri, nedeni bilinmeyen kanamalarda kullanılmamalıdır.</p>
<p><strong>F- DERİ ALTI İMPLANTLARI</strong></p>
<p>Beş yıl süreyle korunma sağlayan etkili, uzun süreli ve geri dönüşümlü bir doğum kontrol yöntemidir. Yapay hormon içeren yumuşak silikondan yapılmış altı ince ve esnek kapsül kadının üst kolunun iç kısmında derinin hemen altında küçük cerrahi bir girişimle yerleştirilir vücuda yavaş yavaş hormon salgılar. İçinde prefesteron hormonu ovülasyonu (yumurtlama) baskılayarak ve servikal mukusu, sperm geçişini engelleyecek biçimde kalınlaştırıp azaltarak gebeliği önler. En etkili doğum kontrol yöntemlerinden biridir gebelerde. Karaciğer hastalığı damarda pıhtılaşması olanlarda meme kanserinde kullanılmaz.</p>
<p><strong>G- RAHİM İÇİ ARAÇLAR (RİA)</strong></p>
<p>Günümüzde RİA, dünyada en yaygın olarak kullanılan geri dönüşümlü, uzun süre etkili doğum kontrol yöntemidir. Türkiye’de en çok Bakır T390A RİA kullanılır. Şekli T harfine benzer.</p>
<p>RİA rahim içine yerleştirilir, genellikle bakır ya da bir steroid hormon içeren, küçük plastik bir cisimdir. RİA spermin üst genital yollara ulaşmasına, yumurtanın (ovum) hareket etmesine engel olarak döllenmeyi engeller. Cinsel ilişkiyi etkilemeyen, güvenli ve çok etkili bir yöntemdir. Emziren kadınlar içinde uygundur.</p>
<p>RİA çıkarılıncaya kadar rahimde durur. Kendiliğinden düşerse vajinadan atılır. Rahim ağzında yara ya da kansere neden olmaz. Yerinde olup olmadığı klavuz ipi yoklanarak anlaşılır. 8 yıl kadar kullanılabilir. Cinsel yolla bulaşan (AİDS gibi) hastalıklara karşı koruma sağlamaz.<br />
Kadının hamile olmadığından emin olunduğunda adet süresi boyunca herhangi bir zamanda uygulanabilir.</p>
<p><strong>H- GÖNÜLLÜ CERRAHİ STERİLİZASYON</strong></p>
<p>Gönüllü cerrahi sterilizasyon (kısırlaştırma) bütün dünyada kabul gören ve giderek yaygınlaşan bir aile planlaması yöntemidir. Baka çocuk istenmeyen ve doğurganlıklarını sona erdirmek isteyen çiftler için en güvenli yöntemlerden biridir. Doğurganlığı kalıcı olarak sona erdiren 18 yaşını doldurmuş olan herkese rızası ile, evliyse eşinin de onayı alınarak işlem yapılabilir. Kadında tüp ligasyonu (tüplerin bağlanması), erkekte vazektemi (sperm kanallarının bağlanması) şeklinde yapılan işlem, eğer istenilirse mikro cerrahi yöntemler ile düzeltilip, geriye dönüş de sağlanabilir. Ancak tekrar bu düzeltme işlemleri çok pahalı, zaman alıcı ve kesin sonuç garanti edilemez. Kadında tüp ligasyonu (tüplerin bağlanması) cinsel işlevleri etkilemez. Her iki tüp bağlandığı için yumurtalıktan gelen yumurta rahime ulaşamaz ve döllenmede engellenmiş olur.</p>
<p>Erkekte uygulanan vazektemi (sperm kanalının kesilip bağlanması) yönteminde spermin mekanik olarak dışarı ulaşması engellenmiş olur. Erkekte cinsel istek ve tenksiyonlar yönünden bir bozukluğa neden olmaz. Geri dönülmesi güçtür, kalıcı bir yöntem olarak kabul edilmelidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/dogum-kontrol-yontemleri-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Agrısız Acısız Sünnet</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/agrisiz-acisiz-sunnet.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/agrisiz-acisiz-sunnet.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Apr 2009 19:18:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kahramankentli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[kaç yaşında Sünnet edilir]]></category>
		<category><![CDATA[Sünnet]]></category>
		<category><![CDATA[Sünnet çocukları]]></category>
		<category><![CDATA[Sünnet etme yaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Sünnet izle]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=1668</guid>
		<description><![CDATA[Cocukların en korktugu ve acı çektiği olaylardan biride sünnettir.ancak son teknoloji ile beraber sağlıklı bir şekilde ağrısız ve acısız sünnet yapılması mümkün.15 dakikada tamamlanan sünnet sırasında acı ve kanama olmazken, yöntem sağlık açısından meydana gelebilecek riskleri de asgariye indiriyor.Türkiye&#8217;de yeni yeni gelişmeye başlayan sıkıştırmalı (klamp) sünnet yöntemi Bursa merkezde bir tek sağlık memuru Kemal Uzun tarafından uygulanıyor. Yöntemin dikişsiz olarak yapıldığını belirten Uzun, kanama ve acı vermediğini belirterek, &#8220;Klamp sistemi, estetik olmasının yanı sıra, sünnet hatalarını asgariye indiren bir yöntemdir. Penis başının kesilmesi ve diğer yaralanmalara mahal verilmiyor&#8221; dedi.

Teknik hakkında ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.ensonhaber.com/images/news/167258.jpg" alt="" width="200" height="140" />Cocukların en korktugu ve acı çektiği olaylardan biride sünnettir.ancak son teknoloji ile beraber sağlıklı bir şekilde ağrısız ve acısız sünnet yapılması mümkün.15 dakikada tamamlanan sünnet sırasında acı ve kanama olmazken, yöntem sağlık açısından meydana gelebilecek riskleri de asgariye indiriyor.Türkiye&#8217;de yeni yeni gelişmeye başlayan sıkıştırmalı (klamp) sünnet yöntemi Bursa merkezde bir tek sağlık memuru Kemal Uzun tarafından uygulanıyor. Yöntemin dikişsiz olarak yapıldığını belirten Uzun, kanama ve acı vermediğini belirterek, &#8220;Klamp sistemi, estetik olmasının yanı sıra, sünnet hatalarını asgariye indiren bir yöntemdir. Penis başının kesilmesi ve diğer yaralanmalara mahal verilmiyor&#8221; dedi.<br />
<span id="more-1668"></span><br />
Teknik hakkında da bilgiler veren Uzun, &#8220;Sıkıştırma (klamp) aleti iki parçadan oluşuyor. Klampın tüpü penis başındaki derinin içine geçiriliyor. Daha sonra kıstırma halkaları ile deri sıkıştırılıyor. Bu parça 5 gün boyunca çocuğun penisinde takılı kalıyor. Daha sonra sıkıştırılan deri neşter yardımıyla alındıktan sonra tüp yerinden çıkartılıyor. Bu esnada kesinlikle kanama ve acı hissedilmiyor. Böylece hem çeşitli yaralanmalar meydana gelmiyor, hem de çocuk istediği gibi hareket edebiliyor. Ayrıca sünnetten daha fazla can yakan sargı bezi, pansuman kullanımına gerek kalmıyor. Uyuşturma dahil 15 dakikada aleti takıyoruz. Bu aleti taktıktan sonra çocuk istediği gibi pantolonunu giyerek gezebilir, banyo yapabilir, oynayabilir&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Tekniği gerekli eğitim ve izni aldıktan sonra 2 yıldır uyguladığını ifade eden Uzun, &#8220;Bursa merkezde bu tekniği tek uygulayan benim. Bugüne kadar bana gelen ailelerden hiç şikayet almadım. Aileler genellikle sünnet sırasında kan, acı ve çocuğunun göz yaşı dökmesini istemiyor. Bu yöntemde bunların hiçbiri yok. Bu yöntem uygulandıktan sonra çocuk güle oynaya pantolonunu giyip çıkıyor. Türkiye&#8217;de her ilde birkaç kişi bu yöntemi uygulamaya başladı. Giderek yaygınlaşmasını istediğimiz bu yöntem, sünnet döneminin rahat geçmesini sağlıyor&#8221; dedi.</p>
<p>Çocuklara &#8216;acı duymayacaksın, boncuk takacağım&#8217; dediği için isminin &#8220;Boncuklu sünnetçi&#8221;ye çıktığını anlatan Uzun, aileler ve çocukların memnuniyetin kendisini mutlu ettiğini söyledi.</p>
<p>İha </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/agrisiz-acisiz-sunnet.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Emzirmenin Faydaları</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/emzirmenin-faydalari.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/emzirmenin-faydalari.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Apr 2009 19:58:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kahramankentli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bebekleri emzirmek]]></category>
		<category><![CDATA[bebekleri emzirmek faydalaımı]]></category>
		<category><![CDATA[emzirirken sarkma olurmu]]></category>
		<category><![CDATA[emzirme]]></category>
		<category><![CDATA[emzirmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=1652</guid>
		<description><![CDATA[Çoğu Kadın Gögüslerinin bozulmasından yada sarkmasından korkarak çocugunu emzirmeyi fazla istemiyor.Halbuki emzirmenin bir çok şeye faydalı oldugu bilimadamları tarafından açıklanmış bir durum
ABD&#8217;nin Pittsburg Üniversitesinden Dr. Eleanor Bimla Schwartz ve ekibinin menopoza girmiş 139 bin 681 kadını kapsayan araştırması, bebeğini en az bir ay emzirmiş katılımcıların tansiyonu ve kolesterol seviyesinin daha düşük olduğunu, bu kişilerde şeker hastalığı ve kalp krizi belirtilerine daha az rastlandığını gösterdi.

&#8220;Obstetrics and Gynecology&#8221; dergisinde yayımlanan araştırmada, bir yıldan fazla emziren kadınlarda ise kalp krizi ve kalp-damar hastalıklarına yakalanma riskinin yüzde 10 oranında düştüğü görüldü.
&#8220;Anne bebeğini ne kadar ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/46224.jpg" border="0" alt="çay" width="125" height="125" align="left" />Çoğu Kadın Gögüslerinin bozulmasından yada sarkmasından korkarak çocugunu emzirmeyi fazla istemiyor.Halbuki emzirmenin bir çok şeye faydalı oldugu bilimadamları tarafından açıklanmış bir durum<br />
ABD&#8217;nin Pittsburg Üniversitesinden Dr. Eleanor Bimla Schwartz ve ekibinin menopoza girmiş 139 bin 681 kadını kapsayan araştırması, bebeğini en az bir ay emzirmiş katılımcıların tansiyonu ve kolesterol seviyesinin daha düşük olduğunu, bu kişilerde şeker hastalığı ve kalp krizi belirtilerine daha az rastlandığını gösterdi.<br />
<span id="more-1652"></span><br />
&#8220;Obstetrics and Gynecology&#8221; dergisinde yayımlanan araştırmada, bir yıldan fazla emziren kadınlarda ise kalp krizi ve kalp-damar hastalıklarına yakalanma riskinin yüzde 10 oranında düştüğü görüldü.</p>
<p>&#8220;Anne bebeğini ne kadar fazla emzirirse, kendisi ve çocuğu için o kadar faydalı&#8221; diyen Dr. Schwartz, kadınlar için emzirmenin yararlı etkilerinin uzun süreli olduğunu vurgulayarak, kadınlarda birinci sıradaki ölümlerin kalp-damar hastalıklarından kaynaklandığına dikkati çekti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/emzirmenin-faydalari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocugunuzu Sırtüstü Yatırmayın</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/cocugunuzu-sirtustu-yatirmayin.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/cocugunuzu-sirtustu-yatirmayin.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Apr 2009 18:29:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kahramankentli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bebek nasıl yatırılmalı]]></category>
		<category><![CDATA[bebek ölümleri]]></category>
		<category><![CDATA[bebek yatma şekli]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklerdeki doğallık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=1603</guid>
		<description><![CDATA[Geçen gün televizyonlarda ve gazetelerde üzücü bir haber okumuştuk.Haberde sırt üstü yatırılan bir bebek türüğüğü ile boğularak can vermişti.Üzücü bir dutrum ancak bu olay milletimize ders verme niteliğinde bir olay oldu.Bu konuda bebeğin yatırılma tarı ile alakalı bilgiler verilecek
Uzmanlar, yeni doğan bebeğin yan yatırılması gerektiği konusunda anne ve babaları uyarıyor. Böylece yüzükoyun yatırmaya bağlı ani bebek ölümleri ve sırtüstü yatırmaya bağlı tükürük, kusmukla boğulmaların engellenebileceği belirtiliyor.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img border="0" align="left" width="125" src="http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/55451.jpg" alt="bebek" height="125" />Geçen gün televizyonlarda ve gazetelerde üzücü bir haber okumuştuk.Haberde sırt üstü yatırılan bir bebek türüğüğü ile boğularak can vermişti.Üzücü bir dutrum ancak bu olay milletimize ders verme niteliğinde bir olay oldu.Bu konuda bebeğin yatırılma tarı ile alakalı bilgiler verilecek<br />
Uzmanlar, yeni doğan bebeğin yan yatırılması gerektiği konusunda anne ve babaları uyarıyor. Böylece yüzükoyun yatırmaya bağlı ani bebek ölümleri ve sırtüstü yatırmaya bağlı tükürük, kusmukla boğulmaların engellenebileceği belirtiliyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/cocugunuzu-sirtustu-yatirmayin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamileyken araç Kullanmayın</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/hamileyken-arac-kullanmayin.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/hamileyken-arac-kullanmayin.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2009 19:40:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kahramankentli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[araç kullanmak]]></category>
		<category><![CDATA[hamile]]></category>
		<category><![CDATA[Hamile araçları]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelik riskleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=1475</guid>
		<description><![CDATA[
Bursa Zübeydehanım Doğumevi doktorlarından Op.Dr.Özer Kutlu, gebelikte araç kullanmakta bir sakınca olmadığını söyledi. Araç kullanırken emniyet kemerinin mutlaka takılması gerektiğini hatırlatan Kutlu, hamileler için emniyet kemerinin çok daha fazla önem taşıdığını kaydetti. Emniyet kemeri kullanmaksızın bir yere çarpma durumunda bebeğin ve anne adayının ağır şekilde yaralanabileceğini hatta ölebileceğini aktaran Kutlu, &#8220;Unutmayınız ki bebeğiniz ilk araba yolculuğunu sizin karnınızda yapmaktadır.&#8221; dedi.

Dr. Kutlu, araç kullanan anne adaylarına şu önerilerde bulundu: &#8220;Daima 3 noktadan tesbit edilen emniyet kemeri kullanınız. Kemeri karnınızın üstüne değil kalça kemiklerinizin üstüne yerleştiriniz. Kemerin diğer kayışını göğüslerinizin arasından geçiriniz. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/03/hamilelik.jpg" alt="hamilelik" title="hamilelik" width="300" height="450" class="alignnone size-full wp-image-1348" /><br />
Bursa Zübeydehanım Doğumevi doktorlarından Op.Dr.Özer Kutlu, gebelikte araç kullanmakta bir sakınca olmadığını söyledi. Araç kullanırken emniyet kemerinin mutlaka takılması gerektiğini hatırlatan Kutlu, hamileler için emniyet kemerinin çok daha fazla önem taşıdığını kaydetti. Emniyet kemeri kullanmaksızın bir yere çarpma durumunda bebeğin ve anne adayının ağır şekilde yaralanabileceğini hatta ölebileceğini aktaran Kutlu, &#8220;Unutmayınız ki bebeğiniz ilk araba yolculuğunu sizin karnınızda yapmaktadır.&#8221; dedi.<br />
<span id="more-1475"></span><br />
Dr. Kutlu, araç kullanan anne adaylarına şu önerilerde bulundu: &#8220;Daima 3 noktadan tesbit edilen emniyet kemeri kullanınız. Kemeri karnınızın üstüne değil kalça kemiklerinizin üstüne yerleştiriniz. Kemerin diğer kayışını göğüslerinizin arasından geçiriniz. Asla koltuk altından geçirmeyiniz. Kemerin sıkıca bağlı olduğundan emin olunuz. Gebeliğin özellikle ilerleyen dönemlerinde kendi başınıza uzun süreli araç kullanmayınız. Doktorunuza danışarak ne kadar süre araba kullanmaya devam edeceğinize karar veriniz. Gebelikde herhangi bir risk faktörü ortaya çıkmışsa araç kullanırken daha dikkatli olunuz.&#8221; </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/hamileyken-arac-kullanmayin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Alta Islatma Sorunu</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/cocuklarda-alta-islatma-sorunu.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/cocuklarda-alta-islatma-sorunu.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2009 16:18:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rehber</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[altına çiş kaçıran çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar neden alta ıslatır]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda alt ıslatma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=1451</guid>
		<description><![CDATA[
Küçük çocukların genel olarak yaptıgı şeydir.ancak yaşı ilerledikçe hala yapıyosa demekki bir sorun vardır..
Alt ıslatma ( enürezis nokturna ) Çocuklarda sık görülen sorunlar arasındadır. Alt ıslatma sorunu sadece anne babaları mutsuz etmekle kalmaz. Altını ıslatan çocuğu da beklenenden fazla olumsuz etkiler.
Altını ıslatma sorunu yaklaşık 5 yaşlarına kadar normal görülebilir. Hemen her çocuk yaşamının ilk yıllarında böyle bir sorun yaşayabilir. Çocuğun gelişimsel özellikleri göz önüne alındığında en son gelişen kasları ince kaslarıdır. İnce kaslarının kullanıldığı yerlerden birisi de pelvik bölgedir. Çocuğun ince kaslarının kısmen de olsa gelişmemiş olması böyle bir sorunun ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kadin.bitanesiol.com/wp-content/duvara-iseyen-cocuk.jpg"><img src="http://www.kadin.bitanesiol.com/wp-content/duvara-iseyen-cocuk-300x226.jpg" alt="" title="duvara-iseyen-cocuk" width="300" height="226" class="alignnone size-medium wp-image-291" /></a><br />
Küçük çocukların genel olarak yaptıgı şeydir.ancak yaşı ilerledikçe hala yapıyosa demekki bir sorun vardır..<br />
Alt ıslatma ( enürezis nokturna ) Çocuklarda sık görülen sorunlar arasındadır. Alt ıslatma sorunu sadece anne babaları mutsuz etmekle kalmaz. Altını ıslatan çocuğu da beklenenden fazla olumsuz etkiler.<br />
Altını ıslatma sorunu yaklaşık 5 yaşlarına kadar normal görülebilir. Hemen her çocuk yaşamının ilk yıllarında böyle bir sorun yaşayabilir. Çocuğun gelişimsel özellikleri göz önüne alındığında en son gelişen kasları ince kaslarıdır. İnce kaslarının kullanıldığı yerlerden birisi de pelvik bölgedir. Çocuğun ince kaslarının kısmen de olsa gelişmemiş olması böyle bir sorunun oluşmasına neden olabilir.<br />
Alt ıslatma sorunu daha çok erkek çocuklarında görülür. Ve genel anlamda bakıldığında iki ana nedeni olduğu bilinir. Birincisi; organik ya da fiziksel sebepler olarak açıklayabiliriz. İkinci neden ise; psikolojik nedenlerdir. Bu nedenle alt ıslama sorunu yaşayan çocuğun öncelikle bir üroloji veya Jinekoloji uzmanına muayene ettirilmesi gerekmektedir. Doktorun muayenesinden fiziksel ya da organik bir neden olduğu anlaşılırsa bunun tedavisine başlanır. Eğer sorun organik ya da fiziksel nedenlerden kaynaklanmıyorsa ihtiyacınız olan bir Psikolog /Psikolojik Danışman ya da psikiyatri uzmanıdır.<br />
<span id="more-1451"></span><br />
Altını ıslatan çocuğun anne babası bu durumdan ne kadar muzdaripse çocuğun kendisi de en az o kadar muzdariptir. Bu açıdan düşünüldüğünde çocuğun psikolojisine özen göstermek gerekir.</p>
<p>Altını ıslatan çocuk ile dalga geçilmemelidir. Onu hoşgörüyle karşılamak utanç duymasına engel olmak gerekmektedir. Ona kötü muamele edilmemelidir. Altını bağlamak, yatağının altına muşamba vb şeyler sermek doğru seçenekler değildir.. Yatağında yalnız uyutulmalıdır.</p>
<p>Altını ıslatma sorunu 5 yaşından sonra hala devam eden çocuklar için bir an önce önlem alınmalıdır.bu sorunu yaşayan çocuklar uzun süre bu duygularla yaşadıklarında utanç hissiyle dolabileceklerdir. Zamanla sosyal fobi, özgüven eksikliği, çekingen ve ilişkilerinde yetersizlik gösterebilektir. Alt ıslatma sorununun tedavisinde davranışçı terapi teknikleri ve hipnoz son derece olumlu sonuçlar vermektedir.</p>
<p>Dışkı Kaçırma ( Enkoprezis Nokturna )</p>
<p>Çocuklarda büyük tuvaletini yapma olarak bilinen Encoprezis nokturna organik bir neden olmaksızın çocuğun dışkısını kontrol edemeyip istemsiz olarak dışarıya bırakmasıdır. Genellikle 4 yaşında itibaren dışkı kaçırma olayı psikolojik bir sorun olarak değerlendirilir. Alt ıslatma vak’alarına kıyasla çok daha ciddi stres durumlarından kaynaklanır. Buna yeni bir kardeşin doğumu, anne-babanın ayrılığı, aile üyelerinden birinin ölümü, anaokuluna başlama gibi tedirginlik yaratan gelişmeler, fizikşel şiddete maruz kalma, annenin tizliği, ya da çocuğun daha önceki yıllara özlem duyan bir gerileme davranışı ( regresyon ) da ortaya çıkabilir. Bunun dışında hatalı tuvalet eğitimi (zorlayarak, korkutarak …) dışkı kaçırmanın ana nedenlerindendir. Aksi takdirde başka psikolojik sorunların da oluşmasına (sosyal fobi, içe kapanıklık, özgüven eksikliği vb) neden olabilir. Sonuç olarak; encoprezis kesinlikle ihmale gelmemesi gereken bir konudur.</p>
<p>Dışkı kaçırma, çocuğu utandıran, kendini diğerlerinden farklı hissettirebilecek, benlik saygısını zedeleyen, çocuğun kendini olumsuz değerlendirmesine neden olabilecek olan, sosyal yaşamını arkadaş ve aile ilişkilerini bozan bir durum olduğundan tedavi edilmesi önem taşımaktadır. Çocuğun gelişme yıllarına tekabül eden dört yaş ve sonrasında, çocuğu kişilik gelişimi yönünden de etkileyebilecek olan dışkı kaçırma sonraki yıllarda da onu etkileyebilecek sonuçlara neden olabilir. Sonraki yıllarda bu utancı içinde taşıyan çocuk kendine güvensiz bir sosyal fobi hastası olabilir. Ya da özgüveni yetersiz bir birey olabilir.</p>
<p>Böyle bir çocuğu olan Anne babaya büyük görevler düşmektedir. Öncelikle eleştirmekten kaçınılmalıdır. Onu rencide edecek şekilde etrafta konuşmak onu olumlu değil sadece olumsuz etkileyecektir. Dışkı kaçırma olayı ile karşılaşan ebeveynlerin öncelikle çocuklarının fiziksel bir problem olup olmadığına dair doktor kontrollerini yaptırmaları gerekmektedir. Organik bir sorun yoksa encoprezis sorununun var olduğu söylenebilir. Bu aşamadan sonra bçyle bir rahatsızlığa sebep olan stres faktörü belirlenmeli ve ortadan kaldırılmalıdır. Bunun dışında çocuk mutlu olabileceği ortamlar içinde bulundurulmalıdır. Bu sorun için ayrıca mutlaka bir uzmandan yardım istenmelidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/cocuklarda-alta-islatma-sorunu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamile olmadan önce yapılması gereken şeyler</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/hamile-olmadan-once-yapilmasi-gereken-seyler.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/hamile-olmadan-once-yapilmasi-gereken-seyler.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2009 16:07:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rehber</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamile]]></category>
		<category><![CDATA[hamile kalmak]]></category>
		<category><![CDATA[Hamile olmadan önce]]></category>
		<category><![CDATA[Hamile olmadan önce yapılması gereken şeyler]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Yapılması gereken şeyler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=1447</guid>
		<description><![CDATA[
Bilinçsiz hamileliklerin bebeğin sağlığı açısından ne kadar zararlı oldugunu hepimiz biliyoruz.Bunun için hamile kalmadan önce bazı şeylere dikkat etmemiz gerekiyor.Bakalım o şeyler nelermiş.
Hamilelik her kadın için çok özel bir dönemdir ve bu dönemde hemen her anne adayı hem kendisi hem de bebeğinin sağlığını düşünerek son derece özenli davranması gerektiğini bilir. Günümüzde artık sadece hamilelik oluştuktan sonra değil hamilelik öncesinde de uygulanacak bazı yaklaşımların önemi ortaya konmuştur. Hamilelik sırasında bebeğin gelişiminde en önemli ve hayati aşamalar hamileliğin başlangıç döneminde yani anne adayı henüz hamile olduğunu fark etmeden önce oluştuğu için bu ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kadin.bitanesiol.com/wp-content/hamile.jpg"><img src="http://www.kadin.bitanesiol.com/wp-content/hamile-242x300.jpg" alt="" title="hamile" width="242" height="300" class="alignnone size-medium wp-image-80" /></a><br />
Bilinçsiz hamileliklerin bebeğin sağlığı açısından ne kadar zararlı oldugunu hepimiz biliyoruz.Bunun için hamile kalmadan önce bazı şeylere dikkat etmemiz gerekiyor.Bakalım o şeyler nelermiş.<br />
Hamilelik her kadın için çok özel bir dönemdir ve bu dönemde hemen her anne adayı hem kendisi hem de bebeğinin sağlığını düşünerek son derece özenli davranması gerektiğini bilir. Günümüzde artık sadece hamilelik oluştuktan sonra değil hamilelik öncesinde de uygulanacak bazı yaklaşımların önemi ortaya konmuştur. Hamilelik sırasında bebeğin gelişiminde en önemli ve hayati aşamalar hamileliğin başlangıç döneminde yani anne adayı henüz hamile olduğunu fark etmeden önce oluştuğu için bu erken aşamada bilinçli davranarak bebeğinizi bazı enfeksiyonlardan, hastalıklardan, besin eksikliklerinden  ve çevresel hasarlardan koruyabilirsiniz.<br />
Hamile kalmadan birkaç ay önce doktor kontrolünden geçmeniz faydalı olacaktır. Kan grubunuz, hepatit B ve kızamıkçık gibi hastalıkları geçirip geçirmediğinizi anlamak üzere kan testi yaptırabilirsiniz. Bütün hastalıklar hamilelik döneminde anne ve bebek için tehdit oluşturur. Hamilelik sırasında geçirilen bazı hastalıkların (su çiçeği, kızamıkçık, hepatit gibi) anne ve bebek sağlığı üzerindeki etkisi, hastalığın hamilelik dışında geçirilmesinden daha fazladır. Özellikle bebeklerde geri dönüşü olmayan sonuçlara, sakatlıklara yol açmaktadırlar ve çoğu zaman bebekler kaybedilmektedir.<br />
 <span id="more-1447"></span></p>
<p>Doktora başvurduğunuzda;</p>
<p>- Bugüne kadar yaşadığınız tıbbi problemler konusunda doktorunuzu bilgilendirmeniz gerekir.<br />
- Jinekolojik muayene ile özellikle rahim ve rahim ağzının değerlendirilmesi gereklidir.<br />
- PAP Smear testi ile rahim ağzı kanseri açısından kontrolünüz mutlaka yapılmalıdır.<br />
- İdrar testi, idrar incelemesi ile idrar yolu enfeksiyonları ve böbreklerinizle ilgili problemler tespit edilebilir.<br />
- Anne adayının ve eşinin kan gruplarının belirlenmesiyle kızamıkçık, sarılık, taksoplazmozis gibi hamilelik sırasında geçirildiği takdirde bebekte anormalliklere yol açabilecek enfeksiyonlara karşı bağışıklık durumunun belirlenmesi gerekir.<br />
- Kan basıncının (Tansiyon) yüksek bulunması halinde hamilelik öncesinde gerekli önlemlerin alınması gerekir.<br />
- Cinsel temas yoluyla geçen klamidya, üreoplazma gibi enfeksiyonların tespit edilmesi ve düşüklere yol açabilen bu enfeksiyonlara karşı hamilelik öncesinde gerekli tedavinin yapılması gerekir.<br />
- Tiroit bezinin fonksiyonu ile ilgili problemler hamileliğin elde edilmesini ve sağlıklı bir şekilde devam etmesini engeller. Tiroit bezine ait bozukluklar tedavi edildiğinde sağlıklı bir bebek sahibi olmak mümkündür.<br />
Yüksek tansiyon veya şeker hastalığı gibi özel durumlar hamileliğinizi etkiler. Ailenizde genetik bozukluğa bağlı bir hastalık varsa ve 35 yaşın üzerinde iseniz bir genetik uzmanına başvurabilirsiniz.<br />
Sağlıklı beslenme ve kilo dengesini koruyarak vücudunuzu hamileliğe hazırlayabilirsiniz. Bazı hekimler hamilelikten 3 ay önce başlamak üzere günde 400 mcg Folik asid (B vitamini) alınmasını önerir. Folik asid hamileliğin ilk 3 ayı içinde oluşabilecek nöral tüp defekti adı verilen beyin ve omurilikteki bozuklukları önlemeye yardım eder. Folik asidi içeren besinleri de bol tüketmenizde fayda vardır. Bunlar; portakal suyu, yeşil lifli sebzeler, kuru ve doğal baklagillerdir.</p>
<p>Egzersiz yapmaya şimdiden başlayabilirsiniz ve hamileliğiniz süresince de çok ağır olmamak koşulu ile egzersize devam edebilirsiniz. Sigara ve alkol kullanıyorsanız bunları kesmelisiniz çünkü bebek üzerinde zararlı etkileri vardır. Doktora danışmadan ilaç kullanmamalısınız ancak halihazırda bir hastalığınız sebebi ile ilaç kullanmak zorunda iseniz hastalığınızı ve kullandığınız ilacı doktorunuzla konuşmalısınız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/hamile-olmadan-once-yapilmasi-gereken-seyler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anne Sütünün Yetmediği Zamanlar Ne yapmak Gerek</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/anne-sutunun-yetmedigi-zamanlar-ne-yapmak-gerek.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/anne-sutunun-yetmedigi-zamanlar-ne-yapmak-gerek.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2009 08:14:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kahramankentli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[anne sütü]]></category>
		<category><![CDATA[anne sütü yetmezse]]></category>
		<category><![CDATA[anne sütü yetmezse ne yapmak alzım]]></category>
		<category><![CDATA[anne sütünün faydaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=1371</guid>
		<description><![CDATA[Bebekler için en önemli besin kaynagının anne sütü oldugunu hepimiz biliriz.Ama zaman zaman anne sütü bebeğe yetmeyebilir.Peki bu durumlarda ne yapmak gerekir.
Gıda Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Ramazan Çelebi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, içeriğinde organik asitler, mineral maddeler ve vitaminler bulunan pekmezin, sağlıklı yaşam için önemli bir besin kaynağı olduğunu ifade etti.
Çelebi, 100 gram pekmezde bulunan kalori miktarının 575 gram süte, 150 gram ekmeğe, 195 gram ete eşdeğer olduğunu, pekmezdeki şekerin yüzde 80&#8242;i glikoz ve fruktoz halinde bulunduğundan, bebeklerin beslenmesinde pekmezin çok önemli bir role sahip olduğunu vurguladı.
Bebeklik çağında beynin ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bebekler için en önemli besin kaynagının anne sütü oldugunu hepimiz biliriz.Ama zaman zaman anne sütü bebeğe yetmeyebilir.Peki bu durumlarda ne yapmak gerekir.<br />
Gıda Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Ramazan Çelebi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, içeriğinde organik asitler, mineral maddeler ve vitaminler bulunan pekmezin, sağlıklı yaşam için önemli bir besin kaynağı olduğunu ifade etti.<br />
Çelebi, 100 gram pekmezde bulunan kalori miktarının 575 gram süte, 150 gram ekmeğe, 195 gram ete eşdeğer olduğunu, pekmezdeki şekerin yüzde 80&#8242;i glikoz ve fruktoz halinde bulunduğundan, bebeklerin beslenmesinde pekmezin çok önemli bir role sahip olduğunu vurguladı.<br />
Bebeklik çağında beynin çok hızlı geliştiğini, bu nedenle enerjiye çok fazla ihtiyaç duyduğunu, bebeğe yeterli glikoz verilmediği takdirde ise beyin gelişmesinde duraklama veya yetersizlik görülebildiğini dile getiren Çelebi, &#8221;Anne sütü olmadığında, bebeklere hekim kontrolünde pekmez verilebilir&#8221; diye konuştu.<br />
<span id="more-1371"></span><br />
Kana karışması çok kolay ve beynin tek enerji kaynağı olan glikozun, pekmezde yeterince bulunduğuna işaret eden Çelebi, &#8221;Bu yüzden çocukların sağlıklı gelişmesinde pekmez büyük önem taşımaktadır&#8221; dedi.</p>
<p>Çelebi, pekmez yendiği zaman vücudun yaklaşık 30 dakika gibi kısa bir sürede enerji kazandığını, enerjiye acil ihtiyacı olan sporcu veya ağır işçilere pekmez verilmesi durumunda kısa sürede bu insanların enerji ihtiyacının karşılandığını vurguladı.</p>
<p>-PEKMEZ, İYİ BİR DİYET GIDASI-</p>
<p>Protein açısından fakir olan üzüm ve pekmezin bu özelliği sayesinde iyi bir diyet gıdası olduğuna dikkati çeken Çelebi, pekmezin çinko ve fosfor bakımından da zengin olduğunu, bu nedenle vücudu çinko ve pekmeze ihtiyaç duyan hamile ve emziren kadınlar için de büyük yarar sağladığını vurguladı.</p>
<p>Pekmezin içindeki potasyumun ise kalp atışlarının düzenlenmesine yardımcı olduğunu anlatan Çelebi, pekmezin, vücutta oluşan toksik maddelerin atılması ve alkali-asit dengesinin sağlanması için de kullanılabileceğini ifade etti. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/anne-sutunun-yetmedigi-zamanlar-ne-yapmak-gerek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamile Bayanlar için Tişörtler</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/hamile-bayanlar-icin-tisortler.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/hamile-bayanlar-icin-tisortler.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2009 19:42:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rehber</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamile]]></category>
		<category><![CDATA[hamile elbisesi]]></category>
		<category><![CDATA[hamileler için elbiseler]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelere elbise]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=1278</guid>
		<description><![CDATA[Tam hamile bayanlara uygun birbirinden eglenceli ve neşeli tişört modelleri tam hamile bayanlara göre yapılmış.Sizde bakın resimlerde göreceksiniz göbek üzerindeki şekiller bunların en bariz örneklerinden biri









]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tam hamile bayanlara uygun birbirinden eglenceli ve neşeli tişört modelleri tam hamile bayanlara göre yapılmış.Sizde bakın resimlerde göreceksiniz göbek üzerindeki şekiller bunların en bariz örneklerinden biri<br />
<img src="http://img179.imageshack.us/img179/3862/333333333333qk0.jpg" id="vBCodeIMG" border="0" /><br />
<span id="more-1278"></span><br />
<img src="http://img70.imageshack.us/img70/7463/1111111111xr8.jpg" id="vBCodeIMG" border="0" /><br />
<img src="http://img179.imageshack.us/img179/3296/2222222222ip2.jpg" id="vBCodeIMG" border="0" /><br />
<img src="http://img367.imageshack.us/img367/166/88888888888888ap9.jpg" id="vBCodeIMG" border="0" /><br />
<img src="http://img367.imageshack.us/img367/4770/7777777777za6.jpg" id="vBCodeIMG" border="0" /><br />
<img src="http://img367.imageshack.us/img367/847/6666666666dj2.jpg" id="vBCodeIMG" border="0" /><br />
<img src="http://img70.imageshack.us/img70/9038/44444444444ww5.jpg" id="vBCodeIMG" border="0" /><br />
<img src="http://img367.imageshack.us/img367/9700/555555555555ok4.jpg" id="vBCodeIMG" border="0" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/hamile-bayanlar-icin-tisortler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamile Kadınlara Beslenme Önerileri</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/hamile-kadinlara-beslenme-onerileri.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/hamile-kadinlara-beslenme-onerileri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2009 21:10:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kahramankentli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamile kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Hamile Kadın öneriler]]></category>
		<category><![CDATA[Hamile Kadın yemekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hamile Kadın yiyecekleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=1270</guid>
		<description><![CDATA[
Anne adaylarının beslenmeleri hakkındaki önemi hepimiz biliriz.Hem kendi sağlığı hemde karnındaki bebek açısından çok önemlidir.
1500 kalorinin altına düşmeyin
Her insanın yaşına, boyuna, kilosuna göre alması gereken bir kalori vardır. Bu kalori insanın enerjisidir. Bir kadının ortalama günlük alması gereken kaloriyi 1800 olarak düşünürsek, hamile annenin buna ek olarak 200 kalori alması gerekir. Bu miktar 2 dilim ekmek ve 1 meyve demektir.
Demek ki düşünüldüğü kadar çok yemek yemeğe gerek yoktur. Bir gün için yapılacak küçük artırımlar yeterlidir. Eğer hamile kalan anne kilolu ise o zaman bu artırımı yapmaya gerek yoktur. Hatta çok ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/03/hamile-egzersiz.jpg" alt="hamile-egzersiz" title="hamile-egzersiz" width="300" height="285" class="alignnone size-full wp-image-1187" /><br />
Anne adaylarının beslenmeleri hakkındaki önemi hepimiz biliriz.Hem kendi sağlığı hemde karnındaki bebek açısından çok önemlidir.<br />
1500 kalorinin altına düşmeyin<br />
Her insanın yaşına, boyuna, kilosuna göre alması gereken bir kalori vardır. Bu kalori insanın enerjisidir. Bir kadının ortalama günlük alması gereken kaloriyi 1800 olarak düşünürsek, hamile annenin buna ek olarak 200 kalori alması gerekir. Bu miktar 2 dilim ekmek ve 1 meyve demektir.<br />
Demek ki düşünüldüğü kadar çok yemek yemeğe gerek yoktur. Bir gün için yapılacak küçük artırımlar yeterlidir. Eğer hamile kalan anne kilolu ise o zaman bu artırımı yapmaya gerek yoktur. Hatta çok az kısıtlamalar bile yapılabilir ancak yine doğru beslenmek şartıyla.<br />
<span id="more-1270"></span><br />
Anne eğer çok düşük kilolu ise o zaman bebeği düşük riski olacağından alması gereken enerjiye ek olarak yaklaşık 500-800 kalori verilir. Alınması gereken besinlerin miktarı annenin alması gereken kiloya göre planlanır. Günlük alınan kalori hiçbir zaman 1500 kalorinin altında olmamalıdır. Daha az beslenmek bebeğin sağlığını tehdit edebilir.</p>
<p>Karbonhidratı eksik etmeyin</p>
<p>Günlük beslenmemiz içersindeki ekmek, pilav makarna, çorbalar, sebzeler, meyveler bizim karbonhidrat kaynaklarımızdır. Günlük enerjimizin yarısından fazlasını bu kaynaklardan sağlamak gerekir. Bazen hamileler kilo almaktan korktukları için bu besinleri tüketmezler.</p>
<p>Oysa onlara çok ihtiyacımız vardır. Normalde zayıflama diyetlerinde de ilk kısılan besinler bunlardır. Yapılan önemli bir yanlıştır. Onlar olmadan vücudumuz istediği enerjiyi elde edemez. Kısa vadede bize güç veren kaynaklardır. Gereğinden fazla tüketmek kilo alımını kolaylaştırır ancak yetersiz tüketmek te başka hastalıkların oluşumuna neden olabilir.</p>
<p>En proteinli besin yumurta</p>
<p>Protein, kişinin sahip olduğu kiloya veya alması gereken kaloriye göre planlanır. Normalde kişinin sahip olduğu her kilo başına 0.8 gr protein verilebilir veya aldığı kalorinin yüzde 12-15 &#8216;i proteinlerden sağlanır. Hamilelerde bu proteine ek olarak günde 20 gr. protein verilir. Anne adayının normalde alması gerekenden daha fazla proteine ihtiyacı vardır. Sadece ne kadar protein aldığı değil bu hangi kaynaklardan sağladığı da önemlidir. Yumurta bildiğimiz en proteinli besindir.</p>
<p>Yumurtadan alınan proteinin tamamı vücut tarafından emilir. Et ve et ürünlerinin yüzde 50-60 vücut tarafından kullanılır. Bitkisel proteinlerin ise (kurufasulye, nohut, mercimek, soya) yüzde 20-30&#8242;u kadar emilir. Protein kaynakları genelde aynı zamanda yağ içerirler. Yağ kaynakları genelde katı yağlardır. Kan kolesterol değerlerini yükseltebilirler.</p>
<p>Yemeklere 1 kaşık yağ ilave edin</p>
<p>Aldığımız enerjinin yüzde 25-30 unu oluştururlar. Katı yağları süt, yoğurt ve et, yumurta gibi kaynaklardan alıyoruz. Sıvı yağ ihtiyacını da yemeklere kullanılan yağdan karşılamaktayız. Düşünüldüğü gibi sadece kilo alımına sebep olmazlar. Yağda eriyen vitaminlerin vücutta kullanılabilmesi için gereklidirler. Bu nedenle yemekler hazırlanırken 1 yemek kaşığı kadar yağ kullanmak gerekir. Salatalara da zeytinyağı gibi yağlardan 1 kaşık kullanılabilir. Fazlası vücutta yağ oluşumunu hızlandırır. Gün içersine bunların dağılımını yapmak düşünüldüğü kadar zor değildir. Dengeli olarak tüm öğünlere dağıtmak gerekir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/hamile-kadinlara-beslenme-onerileri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Tuvalet Eğitimi</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/cocuklarda-tuvalet-egitimi.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/cocuklarda-tuvalet-egitimi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2009 18:02:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rehber</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklerde tuvalet]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda tuvalet eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[wc eğitimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=1265</guid>
		<description><![CDATA[
Bebek büyüten bir çok ailenin en büyük sorunlarından biridir çocuklarına Wc eğitimi verememek.sonuç olarak çocuk büyük yaşlara geldiği halde hala bazı alışkanlıklarını bırakmamsıdır.Bunun için anne ve babanın çocuıgu takip edip hazır oldugu zaman bu alışkanlığı ona aşılamasıdır.Zaten çocuk bunu belli eder.
Mesela 2 saat kuru kalabilir, tuvalet yapma taklitleri gösterebilir ve hatta tuvaletinide söyleyebilir. Bunlar bezi artık istemediğini gösteren işaretlerdir. Böyle bir durumda anne ve babaya düşen görev; çocuk kız ise annesi ile, erkek ise babasıyla birlikte tuvalete girerek örnek model teşkil edilerek tuvaletin nasıl yapılacağı gösterilmelidir. Çünkü bu yaşta çocuklarda ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kadin.bitanesiol.com/wp-content/614.jpg"><img src="http://www.kadin.bitanesiol.com/wp-content/614.jpg" alt="" title="614" width="243" height="243" class="alignnone size-medium wp-image-373" /></a><br />
Bebek büyüten bir çok ailenin en büyük sorunlarından biridir çocuklarına Wc eğitimi verememek.sonuç olarak çocuk büyük yaşlara geldiği halde hala bazı alışkanlıklarını bırakmamsıdır.Bunun için anne ve babanın çocuıgu takip edip hazır oldugu zaman bu alışkanlığı ona aşılamasıdır.Zaten çocuk bunu belli eder.<br />
Mesela 2 saat kuru kalabilir, tuvalet yapma taklitleri gösterebilir ve hatta tuvaletinide söyleyebilir. Bunlar bezi artık istemediğini gösteren işaretlerdir. Böyle bir durumda anne ve babaya düşen görev; çocuk kız ise annesi ile, erkek ise babasıyla birlikte tuvalete girerek örnek model teşkil edilerek tuvaletin nasıl yapılacağı gösterilmelidir. Çünkü bu yaşta çocuklarda taklit etmeyi çok severler. Kolaylık ve açısından lazımlık kullanılması daha uygun olur. Bu sürece başlamadan önce çocuğa tuvaleti geldiğinde ne demesi gerektiğini sonra neler yapıcakları güzel bir dille anlatılması gereklidir. Küçük küçük alıştırmalar yapılabilir, lazımlığa oturma ıkınma hareketleri gibi ön eğitimde yaptırabilirsiniz. daha sonrada ilk başlandığında çok dikkatli olup çocuğu 20 dakikada bir tuvalete götürmesi gerekiyor. Ailede 1 kişi çocugun tuvalet alışkanlığı ile ilgilenirse bu dönem daha kolay atlatılabilir.. İlk başlarda altına kaçırma gibi olaylar mutlaka olucaktır. Böyle bir durumda çok sert çıkmamak gerekir fakat aman olsun gibi yaklaşımlarda olmamalı. Mesela bu gün oldu ama eminimki birdaha yapmıycaksın gibi açıklamalar şeklinde çocuğa güven aşılayarak tekrar denemesi için motivasyon sağlanmalıdır. Tuvaletini yaptıktan sonra alkışlayarak küçük hediyelerle mesela şeker çikolata ,sticker yapıştırmalar gibi küçük hediyeler vermek motivasyonu en üst düzeye çıkaracaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/cocuklarda-tuvalet-egitimi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anne Sütünün Faydaları</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/anne-sutunun-faydalari.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/anne-sutunun-faydalari.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2009 17:50:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rehber</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[anne sütü]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Sütü ne zaman kesilmeli]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Sütü ne zaman verilmeli]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Sütünün faydası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=1255</guid>
		<description><![CDATA[
anne sütütnün ne kadar faydalı oldugunu hepimiz biliriz.Bu nedenle uzmanlar sürekli olarak ilk 6 ay bebeğe anne sütü hariç başka bişey vemeyin derler.
Türkiye&#8221;de bebeklerin ilk ay sadece anne sütü ile beslenmesi için yoğun çabalar gösterilmesine rağmen, yanlış inanç ve bilgiler istenilen sonuçların alınmasına engel oluyor. Tüm yeni doğan bebeklerin yüzde 95&#8243;İ emzirilirken, dördüncü ayda sadece anne sütü alanların oranı sadece yüzde 5&#8243;e kadar düşüyor. Uzmanlar, anne sütüyle beslenen bebeklerin ishal, zatürrre, orta kulak iltihabı, alerjik hastalıklar, daha ileri yaşta ortaya çıkan lösemi, lenfoma gibi habis hastalıklar, MS, diş yapısı bozuklukları ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kadin.bitanesiol.com/wp-content/resized_bebekdostuhast.jpg"><img src="http://www.kadin.bitanesiol.com/wp-content/resized_bebekdostuhast-300x300.jpg" alt="" title="resized_bebekdostuhast" width="300" height="300" class="alignnone size-medium wp-image-409" /></a><br />
anne sütütnün ne kadar faydalı oldugunu hepimiz biliriz.Bu nedenle uzmanlar sürekli olarak ilk 6 ay bebeğe anne sütü hariç başka bişey vemeyin derler.<br />
Türkiye&#8221;de bebeklerin ilk ay sadece anne sütü ile beslenmesi için yoğun çabalar gösterilmesine rağmen, yanlış inanç ve bilgiler istenilen sonuçların alınmasına engel oluyor. Tüm yeni doğan bebeklerin yüzde 95&#8243;İ emzirilirken, dördüncü ayda sadece anne sütü alanların oranı sadece yüzde 5&#8243;e kadar düşüyor. Uzmanlar, anne sütüyle beslenen bebeklerin ishal, zatürrre, orta kulak iltihabı, alerjik hastalıklar, daha ileri yaşta ortaya çıkan lösemi, lenfoma gibi habis hastalıklar, MS, diş yapısı bozuklukları ve bazı ruhsal hastalıkların daha az görüldüğünü belirtiyor. Ayrıca anne sütüyle beslenenlerin okul başarılarının daha yüksek olduğu da biliniyor.<br />
Anneler yanlış yönlendiriliyor<br />
İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı Enstitüsü&#8221;nden Prof. Dr. Gülbin Gökçay, &#8220;Türkiye&#8221;de gebe kadınlara doğacak bebeklerini nasıl beslemek istedikleri sorulduğunda yüzde 97&#8243;si emzirmek istediklerini söylüyor. Ancak sağlık ekibi ve çevrenin yanlış yönlendirilmesi, annenin bebeğini emzirme konusunda kendisine güvenmemesi bu isteklerinin gerçekleşmesine engel oluyor&#8221; dedi. Bebeğin ilk 6 ay sadece anne sütüyle (su dahil verilmeden) beslenmesi, 6&#8243;dan sonra ek gıdalara geçilse bile 2 yaşına kadar emzirilmeleri gerektiğini belirten Prof Dr. Gökçay, &#8220;Bebeğin memeden aldığı ilk süt yani kolostrum (ağız sütü) çok besleyici ve bebeği hastalıklardan koruyor. Sütün miktarı az olsa da midesi sadece 4 tatlı kaşığı büyüklüğünde olduğu için bebeğin beslenmesi ve bağırsaklarının çalışması için yeterli. Annenin doğumdan hemen sonra bebeğini emzirmesi sağlanmalı. Zaten memede süt yapımının başlaması için de bebeğin emmesi gerekiyor&#8221; diye konuştu.</p>
<p><span id="more-1255"></span></p>
<p>Sağlıklı ve ekonomik</p>
<p>Anne sütüyle beslenmenin, bebeğe olduğu kadar, anneye ülke ve aile ekonomisine ve çevreye de katkısının bulunduğunu söyleyen Prof Dr. Gökçay &#8220;anne sütüyle beslenme önce gelişmekte olan ve gelişmemiş ülkeler için önemliydi sanılıyor. Uzun vadeli sonuçları nedeniyle tüm ülkelerde önemseniyor. Örneğin, diyabet hastalığının sık görüldüğü Finlandiya&#8221;da ilk iki yaşta anne sütüyle beslenmeyi arttırarak, diyabet sıklığında azalma sağladılar. Üstelik çevreci bir besin, sunuma hazır. Artığı yok. Endonezya&#8221;da yapılan bir çalışmaya göre, anne sütüyle beslenme oranının yüzde 25 azalması halinde bütçeye yaklaşık 50 milyon dolar düzeyinde ek yük biniyor. Önüne geçtiği hastalıklar da hesaplandığında anne sütü son derece ekonomik olduğunu ifade etmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/anne-sutunun-faydalari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Annelik Duygusu Kadını Zekileştiriyor</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/annelik-duygusu-kadini-zekilestiriyor.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/annelik-duygusu-kadini-zekilestiriyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2009 15:41:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rehber</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[anne sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[annelik]]></category>
		<category><![CDATA[annelik duygusu]]></category>
		<category><![CDATA[annelik nasıl bir duygu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=1235</guid>
		<description><![CDATA[
Annelik duygusu her yonden insana etki ediyor.Hem kadınalreın olgunlaşmasında hemde zeka olarak büyük degişiklikler yapıyor.
Richmond Üniversitesi Sinirbilim Profesörü Craig Kinsley hamilelerin belli bir fonksiyon kaybı yaşadıkları için gebelik boyunca &#8220;bebek beyni&#8221;denilen bir sürece girdiğini söyledi. &#8220;Fakat bu karşılarına çıkacak yeni durumlar ve ihtiyaçlarla baş edebilmek için, beyinlerinin annelik için kendisini yeniden programlamasından kaynaklanıyor&#8221; diye de ekledi.
AİLE SAHİPLERİNİ SEÇİN
Prof. Kinsley meydana gelen değişimlerin hayatlarının geri kalanı boyunca devam edebileceğini, kavramsal yeteneklerini geliştirdiğini ve anneleri dejeneratif hastalıklardan koruduğunu söyledi. Hatta işverenlere ayrımcılık yapmak yerine, aile sahibi kadınları tercih etmeleri tavsiyesinde bulundu. Gebelik ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kadin.bitanesiol.com/wp-content/annem5yr.jpg"><img src="http://www.kadin.bitanesiol.com/wp-content/annem5yr-300x225.jpg" alt="" title="annem5yr" width="300" height="225" class="alignnone size-medium wp-image-474" /></a><br />
Annelik duygusu her yonden insana etki ediyor.Hem kadınalreın olgunlaşmasında hemde zeka olarak büyük degişiklikler yapıyor.<br />
Richmond Üniversitesi Sinirbilim Profesörü Craig Kinsley hamilelerin belli bir fonksiyon kaybı yaşadıkları için gebelik boyunca &#8220;bebek beyni&#8221;denilen bir sürece girdiğini söyledi. &#8220;Fakat bu karşılarına çıkacak yeni durumlar ve ihtiyaçlarla baş edebilmek için, beyinlerinin annelik için kendisini yeniden programlamasından kaynaklanıyor&#8221; diye de ekledi.<br />
AİLE SAHİPLERİNİ SEÇİN<br />
Prof. Kinsley meydana gelen değişimlerin hayatlarının geri kalanı boyunca devam edebileceğini, kavramsal yeteneklerini geliştirdiğini ve anneleri dejeneratif hastalıklardan koruduğunu söyledi. Hatta işverenlere ayrımcılık yapmak yerine, aile sahibi kadınları tercih etmeleri tavsiyesinde bulundu. Gebelik süresince kadınların sık sık hafıza ve mantık yürütmede problem yaşadıkları bildiriliyor.<br />
YENİ BECERİLER<br />
Ancak Prof. Kinsley ve meslektaşları ise bu sürecin geçici olduğunu ve sonrasında tam tersine fayda sağladığını söylüyor. Hatta Prof. Kinsley, anne olan ve olmayan hayvanların beyinlerinde yaptığı incelemeler sonucunda, anne olanların beyninde yeni becerilerden kaynaklanan fiziksel bir değişme olduğunu gözlemledi.<br />
BEYİN HÜCRELERİ BÜYÜYOR<br />
Özellikle ebeveynlikle ilgisi bulunan beyin hücrelerinin büyüdüğünü ve diğer hücrelerle artan bir etkileşime girdiğini ortaya çıkardı. Bu durum daha iyi bir hesaplama kapasitesi sağlıyor. Bunun dışında, bilimadamı anne olan canlıların kendisi tarafından &#8220;annelik devreleri&#8221; diye adlandırılan yeni bir grup beyin hücresi geliştirdiklerini iddia etti. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/annelik-duygusu-kadini-zekilestiriyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocukların Gelişmesinde Fındığın Etkisi</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/cocuklarin-gelismesinde-findigin-etkisi.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/cocuklarin-gelismesinde-findigin-etkisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2009 22:19:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rehber</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[fındığın faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[fındığın zararları]]></category>
		<category><![CDATA[fındık]]></category>
		<category><![CDATA[fındık ne işe yarar]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı fındık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=1231</guid>
		<description><![CDATA[
Geçmiş yıllarda çok konuşulan reklam filmleri olmuştu.Bunlardan biride aganigi naganigi idi yani fındık rejklamı.Fındık bir çok şeyin çaresi imiş.Ayrıca çocuklarında gelişiminde önemli bi etki yapıyormuş.
Çocukların dengeli ve sağlıklı gelişimi için gerekli arjinin aminoasidinin fındıkta bol miktarda bulunduğu, bu nedenle mutlaka fındık tüketmeleri gerektiği bildirildi. Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Atilla Şimşek, arjinin aminoasidi içeriği bakımından zengin kaynakların başında fındığın geldiğini belirtti. Yrd. Doç. Dr. Şimşek, çocukların dengeli ve sağlıklı gelişimi için arjinin aminoasidinin mutlaka dışardan vücuda alınması gerektiğini söyledi.
Yrd. Doç. Dr. Şimşek, ilkokul ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.resimland.com/data/media/602/findik04.jpg" alt="" /><br />
Geçmiş yıllarda çok konuşulan reklam filmleri olmuştu.Bunlardan biride aganigi naganigi idi yani fındık rejklamı.Fındık bir çok şeyin çaresi imiş.Ayrıca çocuklarında gelişiminde önemli bi etki yapıyormuş.<br />
Çocukların dengeli ve sağlıklı gelişimi için gerekli arjinin aminoasidinin fındıkta bol miktarda bulunduğu, bu nedenle mutlaka fındık tüketmeleri gerektiği bildirildi. Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Atilla Şimşek, arjinin aminoasidi içeriği bakımından zengin kaynakların başında fındığın geldiğini belirtti. Yrd. Doç. Dr. Şimşek, çocukların dengeli ve sağlıklı gelişimi için arjinin aminoasidinin mutlaka dışardan vücuda alınması gerektiğini söyledi.<br />
Yrd. Doç. Dr. Şimşek, ilkokul çağındaki çocuklar hareketli oldukları için enerji ihtiyaçlarının da yüksek olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:<br />
“Günümüzde bunlara bir de sınav stresinin eklenmesi, küçük bedenleri büyük fiziksel yorgunluk altında bırakabilmektedir. İşte bu fiziksel yorgunluk ve stres altında vücudun arjinine olan ihtiyacı artmaktadır. Bu nedenledir ki bu yaşlardaki çocukların enerji ihtiyaçlarını karşılayacak ve stresi önleyecek besinleri vermek oldukça önemlidir. Arjinini aminoasidi bakımından en iyi alternatif gıda da fındıktır. Ayrıca fındık, enerji ihtiyacı yüksek olan grupta yer alan çocuklar için en ucuz enerji kaynağıdır. Çocuklar, günde 50 gram fındık tüketerek alacağı enerjiyi, yaklaşık 110 gram bal, 140 gram pekmez, 150 gram kuru incir, kayısı veya üzüm tüketmesi halinde alabilir ki bu miktardaki gıdaları bir öğünde tüketmeleri mümkün değildir.”<br />
<span id="more-1231"></span><br />
Bu açıdan fındığın az miktar ile yüksek enerji vermesi ve alınan enerjinin uzun süreli olması ile de ek bir avantaja sahip olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Şimşek, “Çocukların daha sağlıklı bir gelişimi için fındık gibi değerli bir gıdanın ya doğrudan veya fındık ürünleri halinde ülkemizdeki tüm ilköğretim okullarında haftada en az bir gün olmak üzere beslenme programlarına alınması faydalı olacaktır” dedi.</p>
<p>Fındık tüketimi yetişkinler için de önemli</p>
<p>Fındığın içerdiği arjinin aminoasidinin yalnız çocuklar için değil, yetişkinler için de önemli olduğunu ifade eden Yrd. Doç. Dr. Şimşek, şunları kaydetti: “Yapılan araştırmalar, arjinin aminoasidinin, testosteron hormonu üretimini uyarması yanında, tümör gelişimini önleyerek kanseri, alzaimer hastalığını, karaciğer bozulmalarını ve vücutta yağ birikimini engellediği belirlenmiştir. Ayrıca her türlü yaralanmaların, enfeksiyonların, güneş yanıklarının, kemik erimeleri ve kemik kırılmalarının tedavisinde de büyük bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Diğer yandan kolesterolün düşürülmesinde arjinin/lisin oranı yüksek gıdalar önerilir ki fındık bu açıdan değerlendirildiğinde eşsiz gıdalardan biridir.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/cocuklarin-gelismesinde-findigin-etkisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum Kontrol Yöntemleri</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/dogum-kontrol-yontemleri.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/dogum-kontrol-yontemleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2009 15:37:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kahramankentli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[dogum kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum Kontrol etmek]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum Kontrol hapı]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum Kontrol yontemleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=1203</guid>
		<description><![CDATA[
Genel olarak evlilik dışı ilişkilerde yada evlilik zamanlarından fazla çocuk olmaması için kullanıulan yontemnler vardır.Bu yontemlerden en başında kondom kullanımı ve spiral gelir
SEÇİMDEKİ ÖLÇÜTLER
En iyi doğum kontrolü yönteminin be­lirli gereksinimlere yanıt vermesi ge­rekir. İstenmeyen gebeliğin gerçekleş­memesini sağlamalı, kullanmaktan vaz­geçildiğinde normal döllenme ve do­ğurganlık etkilenmemiş olmalı, kulla­nıldığı süre boyunca ve sonrasında tü­müyle zararsız olmalı, uygulanması ko­lay, ucuz olmalı, ahlaki ve toplumsal açıdan psişik ve fiziksel yan etkileri bulunmamalıdır. Günümüzde uygula­nan doğum kontrol yöntemlerinin hiç­birinin bu gereksinimlerin tümüne ya­nıt verdiği söylenemez. Bu yöntemleri tanımlamadan önce, Önemi kişiden ki­şiye değişen temel ölçütleri açıklama­ya ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/03/dogum-300x243.jpg" alt="dogum" title="dogum" width="300" height="243" class="alignnone size-medium wp-image-1204" /><br />
Genel olarak evlilik dışı ilişkilerde yada evlilik zamanlarından fazla çocuk olmaması için kullanıulan yontemnler vardır.Bu yontemlerden en başında kondom kullanımı ve spiral gelir<br />
SEÇİMDEKİ ÖLÇÜTLER<br />
En iyi doğum kontrolü yönteminin be­lirli gereksinimlere yanıt vermesi ge­rekir. İstenmeyen gebeliğin gerçekleş­memesini sağlamalı, kullanmaktan vaz­geçildiğinde normal döllenme ve do­ğurganlık etkilenmemiş olmalı, kulla­nıldığı süre boyunca ve sonrasında tü­müyle zararsız olmalı, uygulanması ko­lay, ucuz olmalı, ahlaki ve toplumsal açıdan psişik ve fiziksel yan etkileri bulunmamalıdır. Günümüzde uygula­nan doğum kontrol yöntemlerinin hiç­birinin bu gereksinimlerin tümüne ya­nıt verdiği söylenemez. Bu yöntemleri tanımlamadan önce, Önemi kişiden ki­şiye değişen temel ölçütleri açıklama­ya çalışacağız.<br />
<span id="more-1203"></span><br />
ETKİ</p>
<p>Kadınların büyük bir bölümü doğum kontrol yöntemi seçiminde etkinin en önemli ölçüt olduğunu düşünür. İlk ba­kışta, etkinin en kolay belirlenen bir ölçüt olduğu sanıhrsa da, bir yöntemin etkisini belirleyen pek çok öğe vardır. Her şeyden önce, döllenme kapasitesi­nin bireyden bireye değiştiğini göz önünde tutmak gerekir. Buna ek ola­rak, çiftin doğum kontrolü uygulama nedeni hesaba katılmalıdır. Herhangi bir yöntemle doğum kontrolüne kesin­likle gerek duyan çiftler, eğitimlerim sürdürmek ya da aile huzurunu sağla­mak için doğumu ertelemeye çalışan çiftlerden daha iyi sonuçlar almaktadır. Son olarak, ahlaki etkenlerin de hatır­lanması gerekir; çiftin kültür düzeyi ve yöntemin uygulanma kolaylığı da etki­sini artırabilir. Bu değerlendirmelerin sonucunda, gebeliği önleyici bir yönte­min etkisi, istatistiklerde gösterildiği gibi, büyük topluluklarda ölçülebilir. Tek bir olgudan yola çıkarak genelle­me yapmak olanaklı değildir.</p>
<p>ZARARSIZLIK</p>
<p>Bir yöntemin geçerli olabilmesi için hem uygulandığı sırada, hem de yön­tem bırakıldıktan uzun süre sonra bile herhangi bir zararlı sonucu olmamalı­dır. Ayrıca, bırakıldıktan sonra doğur­ganlık üzerinde kesinlikle hiçbir etkisi­nin de olmaması gerekir. Gebelik önle­yici yöntemin kullanılmasına karar ve­rirken kadının doğurganlığında yaşla birlikte ortaya çıkacak değişiklikler de göz önünde tutulmalıdır. Kadınlar 25 yaşında, 35 yaşa göre yaklaşık iki kat daha doğurgandır; bu nedenle, doğum kontrolünün uzun süre uygulanması, is­tenildiğinde gebe kalma olasılığının azalmasına yol açabilir. Ayrıca, kazay­la bir gebelik gerçekleşirse, yöntemin dölüte kesinlikle zarar vermemesi de gerekir.</p>
<p>KABUL EDİLEBİLİRLİK</p>
<p>Oldukça değişken olabilen kişisel ko­şullara bağlı olduğundan, en zor değer­lendirilen ölçüttür. Uygulama kolaylığı Çok önemli bir unsurdur ve yöntemin etkisine de yansır. Yirmi akşam boyun­ca birer hap almak çok kolay görünse de, bu yöntemdeki başarısızlıkların bü­yük bir bölümünün nedeni unutkanlık­tır. Bazı yöntemler (örneğin, vücut sıcaklığı yöntemi) hekimle sıkı işbirliği gerektirir; bazıları ise (örneğin, spiral­ler) özellikle hekim tarafından uygu­lanmalıdır. Vücudun yöntemi kabul edip etmemesi ise kişiden kişiye deği­şir. Doğum kontrol hapına gösterilen değişik tepkileri ve sperma öldürücü kreme karşı alerjileri unutmamak gere­kir. Ahlaki ya da dini açıdan kabul edi­lebilirlik ise, gebelik önleyici yöntemin seçiminde göz önünde tutulması gere­ken önemli bir etkendir.<br />
Aşağıda en yaygın yöntemleri ince­leyerek, dayandıkları ilkeleri gösterme­ye ve elde edilen sonuçları değerlendir­meye çalışacağız. Ne var ki, bu bilgile­rin doğum kontrol yöntemi seçiminde rehber olamayacağını belirtmek gere­kir. Bu seçim bir hekimle birlikte, kişi­sel özellikler göz önünde tutularak yapılmalıdır.</p>
<p>GERİ ÇEKME</p>
<p>Kesin istatistik veriler bulunmasa da, eski çağlardan, beri uygulanmış ve gü­nümüzde en çok kullanılan yöntemdir. Erkeğin ersüyunu boşaltmadan önce kamışını dölyolundan geri çekerek dı­şarıya boşalmasına dayanır. Doğru uy­gulandığında yeterli sonuç verir. Başa­rısızlık oranı yüzde 17′dir. Başarısızlık erkeğin zamanında geri çekilememesinden ya da bazı spermlerin boşalmadan önce dışarı çıkarak yumurtaya ulaşma­sından kaynaklanır. Bu yöntem, doğum kontrolünde bütün sorumluluğu erkeğe bırakır; kadının erkeğe güveni tam ol­mayabilir. Bu durum, özellikle ilişkinin kesintiye uğramasından doğan tatmin­sizlik de varsa, ciddi gerilimlere neden olabilir.</p>
<p>TAKVİM YÖNTEMİ</p>
<p>Özellikle Avrupa’da, en yaygın yön­temlerden biridir. Katolik Kilisesi’nin kabul ettiği tek yöntemdir. Başlıcaları Ogino-Knaus yöntemi, vücut sıcaklığı­nın ölçülmesine dayanan yöntem ve bu ikisinin birlikte uygulanmasından olu­şan yöntemdir. Bu yöntemlerin tümün­de cinsel ilişki âdet çevriminin belirli günleriyle sınırlanır; bu günler kadının fizyolojik olarak kısır olduğu dönem­dir. Bir başka deyişle, bu yöntemlerin temelinde âdet çevriminde yalnızca be­lirli günlerde döllenmenin gerçekleşebileceği ilkesi yatar. Bu ilke, aşağıdaki verilere dayanır:<br />
• Her çevrimde yalnızca bir yumurta serbest kalır;<br />
• yumurta, yumurtalıktan dölyatağma geçtiği andan başlayarak 12-24 saat içinde döllenebilir;<br />
• dölyoluna giren spermler dölleme özelliklerini en fazla 3-5 gün koruyabi­lir.<br />
Bu verilerden yola çıkarak, yumurt­lama tarihi kesin olarak belirlenmelidir.<br />
En yaygm kullanılan yöntemler ay­lık çevrimin uzunluğunun istatistiklerle hesaplanmasına dayanan Ogino-Knaus yöntemi ile yumurtlama döneminde vü­cut sıcaklığının hafif ama net olarak artmasına dayanan yöntemdir. Ogino-Knaus yöntemi &#8211; Bu yöntemin uygulanması için âdet çevriminin birin­ci gününden başlayarak günler numara­lanır.</p>
<p>Yöntemin etkili olabilmesi için, ay­lık çevrimin süresinin kesin olarak bi­linmesi gerekir. Bunun için 12 çevri­min izlenmesi yeterli olabilir. Çevrim­lerin uzunluğu 25-31 gün arasındaysa, olasılıklar şöyle hesaplanır:<br />
I) Çevrimin uzunluğu ne olursa ol­sun, yumurtlama bir sonraki âdetten 12-16 gün önce olur.<br />
II) Spermler dölyolunda en fazla 3 gün yaşadığından, döllenme âdetten önceki 19. günden 12. güne kadar ger­çekleşebilir.</p>
<p>Bu hesabı birkaç örnekle açıklaya­lım. Âdet çevrimi 28 gün süren bir ka­dında çevrimin 10-17. günlerinde, çev­rimi 31 gün süren bir kadında ise 13-20. günlerde döllenme olabilir. Aylık çevrim değişken olduğundan, verimli günler kesin olarak hesaplanamaz. Bu durumda şu formül kullanılabilir: İlk döllenme günü=en kısa çevrimin süresi—18; son döllenme günü=en uzun çevrimin süresi-11. Bir örnek verilecek olursa, bir yıl boyunca en uzun çevrimi 31, en kısa çevrimi 25 gün olan bir ka­dında ilk döllenme günü çevrimin 7. günü (25-18=7), son döllenme günü ise 20. gün (31-11=20) olacaktır.<br />
Ogino-Knaus yönteminin, bir yıl boyunca çevrimlerin başlangıcını bilen bir jinekologun yardımı olmadan uygu­lanması çok zordur. Bu yöntemdeki ba­şarısızlıkların önemli bir bölümü hesap yanlışlarına bağlıdır. Vücut sıcaklığı yöntemi &#8211; Bu yöntem, yumurtlama döneminin en tipik özellik­lerinden birine, vücuttaki progesteron düzeyinin değişmesinden kaynaklanan hafif ama net ısı artışına dayanır. Isı değişimi çok az olduğundan, iyi sonuç almak için basit önlemler almak gere­kir. Her şeyden önce, vücut sıcaklığı her zaman aynı termometreyle ölçül­meli, ölçüm her gün aynı saatte yapıl­malıdır. Koltukaltından yapılan ölçüm kesin sonuç için yetersiz olduğundan, vücut sıcaklığı anüsten ya da dölyolun­dan ölçülmelidir.<br />
Ölçülen ısı hemen kareli bir defter sayfasına çizilebilen bir grafiğe kayde­dilir. Grafiğin üstünde soğuk algınlığı, diş ağrısı, yolculuk, uykusuz geceler gibi nedenlerle ortaya çıkan anormal ısı artışlarım işaretlemek gerekir.</p>
<p>Tipik eğri şöyle tanımlanabilir. Âdetin sonundan 14. güne kadar anüs­ten ölçülen ısı 37°C’nin altında kalır, 12-14. günlerde görece düşer. Bunu iz­leyen iki-üç gün içinde ısı yavaş yavaş artar. Daha sonra çevrimin sonuna ka­dar 37,loC-37,2°Cde kalır ve âdetin başlamasından 1 gün önce 37°C’ye dü­şer.<br />
Sıcaklığın 37°C’nin üzerine çıkma­sı, yumurtlamanın gerçekleştiğini gös­terir. Isı yönteminde en iyi sonucun el­de edilmesi için cinsel1 ilişki, ısının be­lirlenmesinden ancak iki gün sonra ger­çekleşmelidir. Bazı kadınlarda ısı eğrisi kolay yorumlanamaz. Bazı durumlarda, ısı artışı çok yavaş olduğu için çevri­min ilerki günlerinde belirlenemez. Bu da cinsel ilişkiyi büyük ölçüde sınırlar. Isı artışının 3. gününden başlayarak ar­tış sürerse ve hep aynı zamanda olursa, cinsel ilişki mümkündür. Karma yöntem &#8211; Bu yöntemler kulla­nıldığında cinsel ilişki ancak âdetten önceki 10-12 günde, ısı artışının belir­gin olduğu dönemde mümkündür. Bu süre, artış belirgin olmadığında 7-8 gü­ne düşebilir. Çevrimin ilk yansında Ogino-Knaus, ikinci yarısında ısı yön­teminin kullanılması önerilir. Karma yöntem tek başına ısı yönteminden da­ha az, Ogino-Knaus’tan ise daha fazla etkilidir.</p>
<p>Sonuç &#8211; Etki sorunu bir yana, takvim yöntemlerinin sakıncalarının olmaması ve cinsel ilişkiyi kesintiye uğratmama­ları açısından üstünlüğü vardır. Ama hem kadının, hem de erkeğin kesin de­netimini gerektirir. Ayrıca, en azından başlangıçta, bir uzman hekimin yardı­mıyla uygulanmalıdır; hekim çiftin, tehlikeli ve güvenli günlerini öğrenme­sinde yardımcı olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/dogum-kontrol-yontemleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kürtaj Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/kurtaj-sonrasi-dikkat-edilmesi-gerekenler.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/kurtaj-sonrasi-dikkat-edilmesi-gerekenler.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2009 23:33:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kahramankentli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[kürtaj]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtaj nasıl yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtaj zararları]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtajın zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=1198</guid>
		<description><![CDATA[
Kürtaj ne kadarda desteklemediğimiz bir olay olsada bazı zamnalar mecbur kalındıgı için yapılan bir işlemdir.Peki kürtaj yaptırdıktan sonra nelere dikkat edilmesi gerekir yada neler yapılması gerekir.
* Kürtaj sonrası ortalama 2 saat sonra hafif bir yemek yiyebilirsiniz. * Kürtaj sonrası dilerseniz ayaktan istediğiniz kadar duş alarak banyo yapabilirsiniz. * Kürtaj sonrası ilk gün alkol almamaya dikkat edin
* Kürtaj sonrası size tavisye edilen antibiyotik ve ağrı kesiciyi düzenli bir şekilde alın.
* Eğer kan uyuşmazlığı (Rh uygunsuzluğu) ver ise kürtaj sonrası 72 saat içinde “uyuşmazlık iğnesi” anti- D yapmayı unutmayın.* Kürtaj sonrası 1 ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/03/kurtaj1-300x224.jpg" alt="kurtaj1" title="kurtaj1" width="300" height="224" class="alignnone size-medium wp-image-1199" /><br />
Kürtaj ne kadarda desteklemediğimiz bir olay olsada bazı zamnalar mecbur kalındıgı için yapılan bir işlemdir.Peki kürtaj yaptırdıktan sonra nelere dikkat edilmesi gerekir yada neler yapılması gerekir.<br />
* Kürtaj sonrası ortalama 2 saat sonra hafif bir yemek yiyebilirsiniz. * Kürtaj sonrası dilerseniz ayaktan istediğiniz kadar duş alarak banyo yapabilirsiniz. * Kürtaj sonrası ilk gün alkol almamaya dikkat edin<br />
* Kürtaj sonrası size tavisye edilen antibiyotik ve ağrı kesiciyi düzenli bir şekilde alın.<br />
* Eğer kan uyuşmazlığı (Rh uygunsuzluğu) ver ise kürtaj sonrası 72 saat içinde “uyuşmazlık iğnesi” anti- D yapmayı unutmayın.* Kürtaj sonrası 1 hafta geçice herşey yolunda olsa dahi mutlaka doktorunuza kontrole gidin.<br />
* Kürtaj sonrası genell,kle 3-4 gün sonra adet tarzında, fazla olmayan ve bazen 10-15 gün devam eden genellikle siyah ve koyu renkte, bazen kan pıhtıları içeren bir kanama başlayabileceğini ve bunun normal olduğunu unutmayın…<br />
<span id="more-1198"></span><br />
* Kürtaj sonrası 4-6 hafta içinde normal adetin görülmesi gerekir.Eğer kürtaş sonrası 45 gün içinde adet görülmez ise doktora başvurmak gerekir.<br />
* Kürtaj sonrası cinsellik. Kürtaj sonrası cinsellik ve cinsel ilişki 2-3 hafta ortalama önerilmez, buna dikkat edin..<br />
* Kürtaj sonrası 2-3 hafta havuz ,deniz, küvette banyo ve jakuzi mutlaka yasaktır, buna dikkat edin..<br />
* Ve kürtaj sonrası doktorunuzun uyarıları dahilinde bir olumsuzluk olursa mutlaka hekimi arayın..<br />
Jinekolog Op.Dr. Nevra &#038; Hakan Topalismailoğlu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/kurtaj-sonrasi-dikkat-edilmesi-gerekenler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağrısız doğum için egzersiz şart!</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/agrisiz-dogum-icin-egzersiz-sart.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/agrisiz-dogum-icin-egzersiz-sart.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2009 20:40:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rehber</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrısız doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrısız doğum için]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrısız doğum için egzersiz şart!]]></category>
		<category><![CDATA[hamileler için egzersiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=1186</guid>
		<description><![CDATA[Öncelikle Doktordan Tavsiye Alınız.
• Günümüz toplumunda egzersiz yavaş yavaş günlük hayatın bir parçası olmaya başladı. Hamilelik dönemlerini daha sağlıklı geçirmek isteyen kadınlar da hamilelik sürecine egzersizi eklemek istiyorlar.
• Ancak anne adaylarının, hamilelikte egzersizlere başlamadan önce mutlaka kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından egzersize engel olacak bir sağlık probleminin olup olmadığı konusunda kontrolden geçmesi gerekiyor.
Başlangıç için yürüyüş ideal
• Yürüyüş egzersize başlamak için idealdir. Özellikle hamilelik öncesi egzersiz yapmayan kişiler, egzersize yürüyüş ile başlamalıdır.
Solunum egzersizleri hayat kurtarıyor
• Solunum egzersizleri ve gevşeme teknikleri özellikle doğum süreci başladığında annenin sakin kalarak kendisinin ve bebeğinin ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img border="0" align="left" width="300" src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/03/hamile-egzersiz.jpg" height="285" />Öncelikle Doktordan Tavsiye Alınız.</p>
<p>• Günümüz toplumunda egzersiz yavaş yavaş günlük hayatın bir parçası olmaya başladı. Hamilelik dönemlerini daha sağlıklı geçirmek isteyen kadınlar da hamilelik sürecine egzersizi eklemek istiyorlar.</p>
<p>• Ancak anne adaylarının, hamilelikte egzersizlere başlamadan önce mutlaka kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından egzersize engel olacak bir sağlık probleminin olup olmadığı konusunda kontrolden geçmesi gerekiyor.</p>
<p><strong>Başlangıç için yürüyüş ideal</strong></p>
<p>• Yürüyüş egzersize başlamak için idealdir. Özellikle hamilelik öncesi egzersiz yapmayan kişiler, egzersize yürüyüş ile başlamalıdır<span id="more-1186"></span>.</p>
<p><strong>Solunum egzersizleri hayat kurtarıyor</strong></p>
<p>• Solunum egzersizleri ve gevşeme teknikleri özellikle doğum süreci başladığında annenin sakin kalarak kendisinin ve bebeğinin strese girmeden süreci tamamlamasına yardımcı olur.</p>
<p>• Doğum sancılarının gelmeye başladığı birinci dönemde gevşeme teknikleri ile anne enerjisini aktif doğum sürecine saklar. Yine ilk dönemde solunum teknikleri ile anne ağrıyı daha az hisseder.</p>
<p>• Bu egzersizlerin hamilelik süresince öğrenilmesi daha rahat bir doğum geçirilmesine yardımcı olur.</p>
<p><strong>Aerobik kalbi korur</strong></p>
<p>• Aerobic egzersizleri kalp ve akciğerleri sağlam tutar. Hamileler için özel aerobik programlarına katılınabilir. Düşük şiddette ve su içi aerobik programları da hamileler için uygun olabilir.</p>
<p><strong>Yüzme tüm kasları çalıştırıyor</strong></p>
<p>• Yüzme, vücudun tüm kaslarını çalıştırdığı için idealdir. Su vücudu desteklediğinden yaralanma, düşme riski de bulunmaz.</p>
<p><strong>Bisiklet zorlayabilir</strong></p>
<p>• Bisiklet dayanıklılığı arttırdığı için tercih edilebilir. Ancak bir süre sonra büyüyen karın anne adayını zorlar. Bundan dolayı yatay egzersiz bisikletleri aynı zamanda beli de desteklediğinden tercih edilmeli.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/agrisiz-dogum-icin-egzersiz-sart.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mışıl Mışıl Uyuyan Bebek</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/misil-misil-uyuyan-bebek.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/misil-misil-uyuyan-bebek.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Mar 2009 00:08:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kahramankentli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bebek resimleri]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklerde uyku]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklerde uyku düzeni]]></category>
		<category><![CDATA[uyuyan bebek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=1140</guid>
		<description><![CDATA[
Bebekler hayata başlarken belli bir düzen içinde degillerdir.Bunları belli düzene sokmak sizin elinizde.Nasılmı.Hergün belli saatlerde uyutursanız zamanla o saat geldiği zaman kendiliğinden uyur.
Bebeğin düzene alışması için uyku saati hazırlıklarına her gün aynı saatte başlayın. Ilık bir banyo bebeğinizin uykuya dalması için çok yararlı olacaktır.
Banyo suyunun sıcaklığını dirseğinizle kontrole din. Bebeğinizi yumuşak hareketlerle yıkayın. Ilık suya girmek dinlendirici bir olaydır ve bebeği uykuya hazırlar.
Bebeğinizi her gün yıkamanız gerekmiyorsa, onun ellerini ve yüzünbü ve altını temizleyerek rahatlamasını sağlayabilirsiniz.
Bebeğinizi kuruladıktan sonra bir bebek bezini bağlayın ve pijamaları giydirin.
Akşam uyumadan mamasını verin. Tok karnına ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/03/bebek-300x200.jpg" alt="bebek" title="bebek" width="300" height="200" class="alignnone size-medium wp-image-1141" /><br />
Bebekler hayata başlarken belli bir düzen içinde degillerdir.Bunları belli düzene sokmak sizin elinizde.Nasılmı.Hergün belli saatlerde uyutursanız zamanla o saat geldiği zaman kendiliğinden uyur.<br />
Bebeğin düzene alışması için uyku saati hazırlıklarına her gün aynı saatte başlayın. Ilık bir banyo bebeğinizin uykuya dalması için çok yararlı olacaktır.<br />
Banyo suyunun sıcaklığını dirseğinizle kontrole din. Bebeğinizi yumuşak hareketlerle yıkayın. Ilık suya girmek dinlendirici bir olaydır ve bebeği uykuya hazırlar.<br />
Bebeğinizi her gün yıkamanız gerekmiyorsa, onun ellerini ve yüzünbü ve altını temizleyerek rahatlamasını sağlayabilirsiniz.<br />
Bebeğinizi kuruladıktan sonra bir bebek bezini bağlayın ve pijamaları giydirin.<br />
Akşam uyumadan mamasını verin. Tok karnına yatması acıkarak uyumasını engelleyecektir.<br />
Bebeğinizi sırt üstü yatırın ve ışıkları kapatın. Böylece dikkati dağılmayacak ve uyku saatinin geldiğini anlaması kolaylaşacaktır.<br />
<span id="more-1140"></span><br />
Uyku saatinde rahat ve sessiz bir ortam yaratın ve aynı düzeni her gün uygulayın.</p>
<p>Hafta sonlarında ve tatilde de aynı düzeni uygulamaya çalışın.</p>
<p>Uyku saatinden hemen önce heyecanlandırıcı oyunlardan kaçınarak brbrğin sakinleşmesine yardımcı olun.</p>
<p>Bebeğiniz ağlarsa hemen yanına gitmeyin. Kendi kendine uykuya dalmasına izin verin. Ağlaması birkaç dakikadan fazla sürerse yanına gidin.</p>
<p>Onu yatağından kaldırmadan rahatlatmaya çalışın. Yumuşak bir sesle konuşun, rahatlaması için yüzünü, kollarını ve başını okşayın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/misil-misil-uyuyan-bebek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Genç Çiftlerin Çocukları Daha Zeki</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/genc-ciftlerin-cocuklari-daha-zeki.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/genc-ciftlerin-cocuklari-daha-zeki.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Feb 2009 21:59:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kahramankentli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[anneler]]></category>
		<category><![CDATA[baba]]></category>
		<category><![CDATA[babalar]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[genç anne]]></category>
		<category><![CDATA[genç babalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=977</guid>
		<description><![CDATA[
Genç yaşta anne veya baba olanların çiftlerin çocukları daha sağlıklı ve daha zeki oluyormuş.Bunun en büyük nedenleri bence genç beyinlerden dolayı olabilir.
İzmir&#8217;de üstün yetenekli öğrencilerin eğitim gördüğü Sıdıka Akdemir Bilim ve Sanat Merkezi&#8217;nde yapılan incelemede, geç yaşta anne baba olanların çocuklarının zeka seviyesinin daha yüksek olduğu sonucuna ulaşıldı.
İzmir Sıdıka Akdemir Bilim ve Sanat Merkezi Müdür Yardımcısı Uzman Psikolojik Danışman Ahmet Bildiren, AA muhabirine yaptığı açıklamada, üstün yetenekli çocukların zeka düzeylerinin ailelerin bazı değişkenlerine göre incelediklerini belirtti.
Anne ve babaların yaşları, eğitim düzeyi ve çocukların kardeş sayısı değişkenlerinin çocukların zeka düzeylerine etkisini ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/02/bebek28rn-300x252.jpg" alt="bebek28rn" title="bebek28rn" width="300" height="252" class="alignnone size-medium wp-image-978" /><br />
Genç yaşta anne veya baba olanların çiftlerin çocukları daha sağlıklı ve daha zeki oluyormuş.Bunun en büyük nedenleri bence genç beyinlerden dolayı olabilir.<br />
İzmir&#8217;de üstün yetenekli öğrencilerin eğitim gördüğü Sıdıka Akdemir Bilim ve Sanat Merkezi&#8217;nde yapılan incelemede, geç yaşta anne baba olanların çocuklarının zeka seviyesinin daha yüksek olduğu sonucuna ulaşıldı.<br />
İzmir Sıdıka Akdemir Bilim ve Sanat Merkezi Müdür Yardımcısı Uzman Psikolojik Danışman Ahmet Bildiren, AA muhabirine yaptığı açıklamada, üstün yetenekli çocukların zeka düzeylerinin ailelerin bazı değişkenlerine göre incelediklerini belirtti.<br />
Anne ve babaların yaşları, eğitim düzeyi ve çocukların kardeş sayısı değişkenlerinin çocukların zeka düzeylerine etkisini belirlemeyi amaçladıklarını ifade eden Bildiren, incelemeye merkezin Temel Kabiliyet Testinde yeterli performansı göstermiş 11 ilçe ve 62 okuldan 2 ve 3. sınıfta olan 326 öğrencinin katıldığını söyledi.<br />
<span id="more-977"></span><br />
Ahmet Bildiren, değişkenlerle ilgili bilgileri elde etmek amacıyla &#8221;Veli Bilgi Formu&#8221; dağıttıklarını ve bulguları analiz ettiklerini kaydederek, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8221;Biz kendi öğrencilerimiz arasında bir araştırma yaptık. Araştırmanın sonucunda örneklem grubundaki çocukların zeka seviyesinin anne ve baba yaşlarına göre anlamlı düzeyde farklılaştığı saptandı. Anne yaşı 40-49 yaş arasında olan çocukların zeka seviyesinin anne yaşı 18-29 ve 30-39 yaş arasında olan çocukların zeka seviyesine göre, baba yaşı 40-49 arası olan çocukların zeka seviyesinin baba yaşı 30-39 yaş arasında olan çocukların zeka seviyesine göre daha yüksek olduğu saptanmıştır.&#8221;</p>
<p>-ANNE VE BABANIN EĞİTİMİ DE ÇOCUĞUN ZEKA SEVİYESİNDE ETKİLİ-</p>
<p>Sıdıka Akdemir Bilim ve Sanat Merkezi Müdür Yardımcısı Ahmet Bildiren, incelemede, örneklem grubundaki çocukların zeka seviyesinin anne ve babanın eğitim düzeyine göre de farklılık gösterdiğini gördüklerini ifade etti.</p>
<p>Eğitim düzeyi yüksek anne ve babanın çocukların zeka seviyesinin daha yüksek olduğunun görüldüğünü belirten Bildiren &#8221;Eğitim düzeyi lisansüstü ve lisan olan annenin çocuğunun zeka seviyesi, anne eğitim düzeyi orta öğretim olan çocukların zeka seviyesine göre daha yüksek. Baba için de aynı sonuç geçerli&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Bildiren, incelemenin sonuçlarını Eskişehir&#8217;de gerçekleştirilecek Üstün Yetenekli Çocuklar 2. Ulusal Kongresi&#8217;nde katılımcılarla paylaşacaklarını kaydetti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/genc-ciftlerin-cocuklari-daha-zeki.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anne Adaylarını bekleyen Süprizler</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/anne-adaylarini-bekleyen-suprizler.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/anne-adaylarini-bekleyen-suprizler.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Feb 2009 22:11:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kahramankentli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[anne adayı]]></category>
		<category><![CDATA[bebek dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[hamile kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[yeni hamile kadın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=967</guid>
		<description><![CDATA[
9 ayın sonuna geldiniz ve hayatınızda yeni bir sayfa daha açılıyor.Bakalaım bu yeni sayfada sizleri neler bekliyor&#8230;
Hamilelik dönemi bir kadın için en özel dönemlerden biridir. Ancak büyük heyecan yaşayan anne adayının vücudundaki bazı değişiklikler zaman zaman sıkıntı verebilir.
Hamilelik kuşkusuz ki anne adayının pek çok yeni heyecanı tattığı bir dönem. Ancak bu süreçte bazı sıkıntılar da olabiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gökmen İyigün, anne adayının vücudunda nasıl değişim yaşandığını anlatıyor.
Kabızlık: Hamilelerin çoğu kabızlıktan şikayet eder. Çünkü kabızlık artışı bağırsak kasılmalarını engellemektedir. Bir diğeri ise hamilelik nedeniyle salgılanan östrojen ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/02/e8a6af8c5d_b.jpg" alt="e8a6af8c5d_b" title="e8a6af8c5d_b" width="282" height="195" class="alignnone size-full wp-image-826" /><br />
9 ayın sonuna geldiniz ve hayatınızda yeni bir sayfa daha açılıyor.Bakalaım bu yeni sayfada sizleri neler bekliyor&#8230;<br />
Hamilelik dönemi bir kadın için en özel dönemlerden biridir. Ancak büyük heyecan yaşayan anne adayının vücudundaki bazı değişiklikler zaman zaman sıkıntı verebilir.<br />
Hamilelik kuşkusuz ki anne adayının pek çok yeni heyecanı tattığı bir dönem. Ancak bu süreçte bazı sıkıntılar da olabiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gökmen İyigün, anne adayının vücudunda nasıl değişim yaşandığını anlatıyor.<br />
Kabızlık: Hamilelerin çoğu kabızlıktan şikayet eder. Çünkü kabızlık artışı bağırsak kasılmalarını engellemektedir. Bir diğeri ise hamilelik nedeniyle salgılanan östrojen ve progesteron hormonlarının etkisiyle bağırsağın anestezik etki göstermesidir.<br />
Bulantı: Bazı kadınlarda günlük kusmalara neden olabilecek şekilde öneme sahiptir. Diğer taraftan kadınlar hasta olmaksızın yemek kokularından nefret ederler. Mutlu eden taraf hamileliğin üçüncü ayının sonunda genel olarak bu belirtilerin ortadan kalkmasıdır. Bu rahatsızlıkların sebebi plasentanın üretmiş olduğu olağanüstü miktarda östrojen hormonuna midenin toleransının yetersiz oluşudur.<br />
<span id="more-967"></span><br />
Baş ağrıları: Baş ağrıları, hamileliğin ilk dönemlerinde kan akışındaki değişiklikler sonucunda bir çeşit kan basıncına bağlı olarak meydana gelir. Stresten kaynaklanan sızı beyin bölgesindeki kasların kasılmasını artırır ve neticede anne adayı kendisini sürekli yorgun hisseder.</p>
<p>Hemoroid: Plasenta tarafından üretilen hormonlar toplardamarların rectum&#8217;un iç yüzeyinde toplanmasını sağlar, bu da hemoroide neden olur. Bu durum uterus&#8217;un hacmi sayesinde karnınızda meydana gelen bir baskı ile kendini gösterir. Hemoroidler özellikle doğumun son aylarına doğru, doğum anında, doğumun ardından ilerleyen günlerde kendini gösterir.</p>
<p>Bacaklarda ağırlık hissi: Hamilelik döneminde olağanüstü düzeyde hormon salınır. Bu hormonlar toplardamarlarda genleşmeye neden olarak kan akışını engeller. Kan akışı geçişinin zor olduğu yerlerde hoş olmayan ağrılar meydana gelir. Bacak ağrısı ve bileklerde ödem oluştuğunda acıları dindirmek için mümkün olan sıklıkla dinlenilmeli, yatakta ayaklar yükseltilmeli, bacaklar soğuk suyla yıkanmalı ve baharatlı yiyeceklerden uzak durulmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/anne-adaylarini-bekleyen-suprizler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum Korkusundan Nasıl Kurtulunur</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/dogum-korkusundan-nasil-kurtulunur.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/dogum-korkusundan-nasil-kurtulunur.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Feb 2009 19:53:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kahramankentli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[dogum]]></category>
		<category><![CDATA[doğum korkusu]]></category>
		<category><![CDATA[doğum yapmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=960</guid>
		<description><![CDATA[
Doğum gününüz yaklaşıyor ancak siz hala korkuyorsunuz.Doğum korkusunu yenmenin en güzel yollarından biri doğumdan sonra o miniminnacık bebeğinizi kucagınıza alıp onu koklama hayalidir.9 ay boyunca karnınızda taşıdınız ve bu mutluluğu yaşamak sizin en doğal hakkınız&#8230;
• Sağlıklı bilgi edinin: Doktorunuzla konuşun ve kafanızdaki soruları paylaşın.
• Fiziksel ve duygusal endişelerinizi birbirinden ayırt edin: Fiziksel sonuçlardan duyduğunuz endişeler; doğru ve güvenilir bilgi kaynaklarıyla normal düzeye çekilebilir. Ancak derinde yatan duygusal nedenlerden kaynaklanan doğum korkusu, doğuma dair doğru bilgilenmeyle giderilemeyebilir; psikolog yardımı gerekebilir.
• Doğum sonrasındaki hayatınızı planlamaya çalışın: Nerede doğum yapacağınız, doğuma girecek doktor, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/02/e8a6af8c5d_b.jpg" alt="e8a6af8c5d_b" title="e8a6af8c5d_b" width="282" height="195" class="alignnone size-full wp-image-826" /><br />
Doğum gününüz yaklaşıyor ancak siz hala korkuyorsunuz.Doğum korkusunu yenmenin en güzel yollarından biri doğumdan sonra o miniminnacık bebeğinizi kucagınıza alıp onu koklama hayalidir.9 ay boyunca karnınızda taşıdınız ve bu mutluluğu yaşamak sizin en doğal hakkınız&#8230;<br />
• Sağlıklı bilgi edinin: Doktorunuzla konuşun ve kafanızdaki soruları paylaşın.<br />
• Fiziksel ve duygusal endişelerinizi birbirinden ayırt edin: Fiziksel sonuçlardan duyduğunuz endişeler; doğru ve güvenilir bilgi kaynaklarıyla normal düzeye çekilebilir. Ancak derinde yatan duygusal nedenlerden kaynaklanan doğum korkusu, doğuma dair doğru bilgilenmeyle giderilemeyebilir; psikolog yardımı gerekebilir.<br />
• Doğum sonrasındaki hayatınızı planlamaya çalışın: Nerede doğum yapacağınız, doğuma girecek doktor, doğum esnasında sizinle birlikte olacak yakınlarınız, eve döndükten sonra size destek olacak kişiler ve çalışıyorsanız işyerinizle ilişkiler gibi konuları doğumdan önce planlayın.<br />
<span id="more-960"></span><br />
• Kendinize zaman ayırın: Doğum öncesindeki aylarda rahatlamak için kendinize ve sizi rahatlatan aktivitelere vakit ayırmaya çalışın. Bu aktiviteler stresinizi azaltmanıza yardımcı olur.</p>
<p>• Yardım alın: Doğum korkusu günlük yaşamınızı olumsuz etkilemeye başlarsa ve bunlarla tek başınıza baş edemediğinizi hissederseniz profesyonel yardım alın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/dogum-korkusundan-nasil-kurtulunur.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evlat Edinmek İçin Yapılması gerekenler</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/evlat.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/evlat.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 31 Jan 2009 13:47:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kahramankentli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sahibi olmak]]></category>
		<category><![CDATA[evlat edinme]]></category>
		<category><![CDATA[evlat edinme kanunu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=751</guid>
		<description><![CDATA[
Çogu ailenin çocukları olmamaktadır.Ve diğer taraftan yetiştirme yurtlarında annesiz ve babasız çocuk sayısıda oldukça fazladır.Buı nedenle çiftler çouk sahibi olmak için yetiştirme yurtlrına yada kimsesiz çocukları evlat edinmeyi tercih ederler.ancak bu iş rasgele olmuyor.Bakalım neler gerekli imiş
Türk Medeni Kanunu evlat edinmeyi, evlat edinenle evlat edinilen arasında kamu makamlarının öz iznine dayalı bir sözleşme olarak öngörmüştür. Evlat edinmek isteyen kişi bizzat veya tutacağı bir avukat aracılığıyla evlat edinilmek istenilen kişinin Türkiye&#8217;deki ikametgahının bulunduğu yerdeki yetkili Sulh Hukuk Mahkemesine M.K.&#8217;nun 256. maddesi uyarınca &#8220;evlat edinmeye izin&#8221; için başvuruda bulunması gerekir. Yetkili mahkemeden ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-752" title="bir-cocuk-_1_1380" src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/01/bir-cocuk-_1_1380.jpg" alt="bir-cocuk-_1_1380" width="437" height="221" /><br />
Çogu ailenin çocukları olmamaktadır.Ve diğer taraftan yetiştirme yurtlarında annesiz ve babasız çocuk sayısıda oldukça fazladır.Buı nedenle çiftler çouk sahibi olmak için yetiştirme yurtlrına yada kimsesiz çocukları evlat edinmeyi tercih ederler.ancak bu iş rasgele olmuyor.Bakalım neler gerekli imiş<br />
Türk Medeni Kanunu evlat edinmeyi, evlat edinenle evlat edinilen arasında kamu makamlarının öz iznine dayalı bir sözleşme olarak öngörmüştür. Evlat edinmek isteyen kişi bizzat veya tutacağı bir avukat aracılığıyla evlat edinilmek istenilen kişinin Türkiye&#8217;deki ikametgahının bulunduğu yerdeki yetkili Sulh Hukuk Mahkemesine M.K.&#8217;nun 256. maddesi uyarınca &#8220;evlat edinmeye izin&#8221; için başvuruda bulunması gerekir. Yetkili mahkemeden alınacak &#8220;evlatlığa izin&#8221; kararı ile noterlikçe resmi senet yapılarak, keyfiyet doğum kütüğüne ve evlatlık ile evlat edinenin aile kütüğüne bildirilir.<br />
<span id="more-751"></span><br />
Yurtdışında yetkili yabancı makamlar önünde bir Türk vatandaşının evlatlık alınmasına ilişkin olarak mahalli usüllere göre yapılan evlat edinme mukaveleleri evlatlık açısından Medeni Kanundaki asli şartları taşımak ve Türk Mahkemelerinden izin alınmış olmak kaydıyla Türkiye&#8217;de geçerlidir. Bu tür mukavele noterden Türkçeye tercüme edilmiş olarak mahkeme kararı ile nüfus idarelerine, yurt dışında temsilciliklere verildiği takdirde, medeni kanundaki asli şartları taşıması halinde nüfus kütüklerine işlenir. Evlat edinme için kanun maddi ve şekli bir takım şartlar aramaktadır.</p>
<p>Her iki tarafın Türk olması halinde aşağıda belirtilen hükümler geçerlidir:</p>
<p>Evlat Edinmenin Şartları</p>
<p>Evlat Edinmenin Maddi Şartları</p>
<p>1) Yaş Şartı: Yasa, evlat edinilen için bir yaş şartı gerektirmemiş olup, bir kimse yaşı ne olursa olsun evlat edinebilir.Buna karşın, evlat edinenin en az 35 yaşında olması gerekir. Ayrıca evlat edinen kişinin evlatlıktan en az 18 yaş büyük olması şarttır. (M.K.253)</p>
<p>2) Evlat Edinenin Sahih Nesepli Füruu (Altsoyu) Bulunmaması Şartı: Bir kimsenin evlatlık sözleşmesi yapıldığı sırada sahih nesepli çocuğunun bulunması evlat edinmeye engeldir. Buna karşılık, gayri sahih nesepli füruun bulunması veya evlatlığının bulunması evlat edinmeyi engellemez.</p>
<p>3) Evlatlığın Menfaati Şartı: Evlat edinmeye hakimin izin verebilmesi için, bunda evlat edinilecek çocuğun menfaati bulunması lazımdır.</p>
<p>4) Önceden Evlat Edinilmiş Olmama Şartı: Medeni Kanunun 255. maddesi uyarınca, bir kimsenin iki kişi tarafından evlatlık edinilmesi kural olarak mümkün değildir. Bunun tek istisnasi, bir kimsenin karı koca tarafından birlikte evlat edinilmesidir.</p>
<p>5) Rıza Şartı:</p>
<p>a) Evlat Edinilenin Rızası: Medeni Kanunun 254. maddesine göre, &#8220;mümeyyiz olan kimse rızası olmadıkça evlatlığa alınamaz. Evlat edinilen mümeyyiz olmakla birlikte, velayet altında ise, anne ve babasının rızası aynen gereklidir. Eğer velayet altındaki evlat edinilen temyiz kudretinden yoksun ise, evlat edinilmesi yalnız velayete sahip ana ve babanın rızasıyla gerçekleşir. Ana ve babadan yalnız birisi velayet hakkına sahip ise, onun rızası aranır. Eğer evlat edinilecek kişi vesayet altında ise, vasinin onayı ve ayrıca M.K.406. maddesi gereğince Sulh Hakiminin ve Asliye Mahkemesinin izni gerekir.</p>
<p>b) Evlat Edinenin Rızası: Evlat edinme şahsa sıkı surette bağlı bir hak olduğundan, evlat edinmenin temyiz kudretine sahip olması gerekir. Eğer evlat edinmek isteyen kimse mümeyyiz bir kısıtlı ise, vasinin ve ayrıca Sulh Hakiminin ve Asliye Mahkemesinin izni gereklidir.</p>
<p>c) Eşin Rızası: Evlat edinen veya evlat edinilen veya her ikisi de evliyse, evli olan tarafın eşinin de rızasının bulunması gereklidir. (M.K.255)</p>
<p>Evlat Edinmenin Şekli Şartları</p>
<p>1) Hakimin İzni: Medeni Kanunun 256. maddesi uyarınca, evlat edinme, evlat edinen kimsenin ikametgahı, Sulh Hakiminin iznini gerektirir. Hakim, burada evlat edinme şartlarının mevcut olup olmadığını, evlat edinmede haklı bir neden ve evlat edinilenin menfaati bulunup bulunmadığını araştırır.</p>
<p>2) Resmi Senet Düzenlenmesi: Evlatlık sözleşmesi, M.K.nun 256. maddesi uyarınca hakimin izni temin edildikten sonra resmi şekilde noter tarafından düzenlenmelidir.</p>
<p>3) Nüfusa Tescil: Evlatlık sözleşmesinin tamamlanmasından sonra, meydana gelen evlatlık bağının hem evlat edinenin, hem de evlatlığın nüfus siciline işlenmesi gerekir.</p>
<p>Evlat Edinmenin Sonuçları</p>
<p>1) Evlenme Yasağı: Evlatlık sözleşmesinin düzenlenmesiyle meydana gelen evlatlık bağı, kesin olmayan bir evlenme yasağı oluşturur. (M.K.92/3)</p>
<p>2) Miras: Evlatlık ve füruu evlat edinen kimsenin mirasçısı olur. Buna karşılık, evlat edinen ve hısımları evlatlığın mirasçısı olamaz. Evlatlığın asıl ailesindeki mirasçılığına da halel gelmez.</p>
<p>3) Velayet: Evlat edinilen küçük ise, kendi öz anne ve babasının velayetinden çıkar, evlat edinenin velayeti altına girer.</p>
<p>4) Nafaka: Evlatlık ve evlat edinen birbirinden karşılıklı olarak nafaka isteyebilirler.</p>
<p>5) Soyadı: M.K. 257/1 maddesi uyarınca, evlatlık, evlat edinenin soyadını taşır.</p>
<p>6) Vatandaşlık: Bir Türkün evlatlık edindiği yabancı henüz reşit değilse ve ana babasının yeri bilinmiyor veya kendileri bulunamıyorsa, yahut evlatlık vatansız oluyorsa, o takdirde Türk vatandaşı olur. (T.V.K. 3/11)</p>
<p>7) Evlatlığın Öz Ana ve Babasıyla Kişisel İlişkileri: Yargıtay içtihadına göre, evlatlığın öz ana ve babası, küçük çocuklarıyla kişisel ilişki kurma hakkına sahiptir.</p>
<p>Evlat Edinmenin Sona Ermesini Gerektiren Nedenler</p>
<p>1) Evlenme: Evlatlık ile evlat edinen veya bunlardan biriyle diğerinin koca veya karısı, evlenme engeline rağmen, birbirleriyle evlenirlerse, evlenme geçerli olmakta, fakat evlatlık ilişkisi sona ermektedir.</p>
<p>2) Tarafların Anlaşması ile: Evlatlık ilişkisi, bu hususta hakimden izin alındıktan sonra resmi bir şekilde yapılacak anlaşma ile ortadan kaldırılabilir.</p>
<p>3) Hakimin Kararı ile</p>
<p>a) Evlatlığın İstemi Üzerine: Evlatlık, evlat edinenin çocuğa karşı bir suç işlemesi veya ödevlerini ağır bir şekilde ihlal etmesi, ahlaka aykırı davranışlarda bulunması gibi haklı nedenlerin varlığı halinde, hakimden evlatlık sözleşmesinin kaldırılmasını isteyebilir. (M.K. 258)</p>
<p>b) Evlat Edinenin İstemi Üzerine: Evlat edinen, evlatlığın mirastan iskatini gerektirecek nedenlerden birinin varlığı halinde, evlatlık sözleşmesinin kaldırılmasını hakimden isteyebilir.</p>
<p>Eğer evlat edinen veya evlatlık yabancı ise, bu takdirde 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku hakkında kanun hükümleri devreye girer. Bu kanunun evlat edinmeyi düzenleyen kurallarını kısaca gözden geçirmek istersek, şunları söylemek mümkündür.</p>
<p>Sözü edilen kanunun yabancı unsurlu evlat edinme ilişkisini düzenleyen 18.maddesinin 1.fıkrasına göre, evlat edinme ehliyeti ve şartları hakkında taraflardan her birinin evlat edinme anındaki milli hukuku uygulanır. Taraflar aynı tabiyette ise, onların müşterek milli hukuku evlat edinme ilişkisine hakimdir. Tabiiyetleri farklı ise, evlat edinme ehliyeti ve şartları, taraflardan her birinin evlat edinme anındaki milli hukuklarına tabi olur.</p>
<p>Evlat edinmede esasa ait şartlar içinde taraflardan her birinin milli hukukları nazara alınır. Kanunun hükmü bu şartlar bakımdan her iki milli hukukun birlikte uygulama çağını ifade etmiştir. Bu bakımdan evlat edinme için aranan şartlar ise çocuğu olmamak, asgari yaş haddi, yaş farkı gibi, evlat edinen için, isterse evlatlığın rızası, ana ve babanın izni, vesayet makamının muvafakatı gibi, evlatlık için söz konusu olsun, tarafların milli hukuklarının aradığı esasa ilişkin kanuni şartların yerine getirilmiş olması gerekir.</p>
<p>Örnek olarak; evlat edinen yabancı, evlatlık Türk vatandaşı ise, Türk hukukunun aradığı kanuni şartlar yanında, evlat edinenin milli hukukunun evlat edinme için aradığı şartlar da tahakkuk etmelidir.</p>
<p>Evlat edinme işlemlerinde usul meseleleri, adli ve resmi makamların müdaahalesi gibi, kural olarak işlemin yapıldığı yer hukukuna (Lex Fori) tabi olur.</p>
<p>Evlat edinmenin hükümleri, yani evlatlığın ismi, ikametgahı, evlat edinen ile edinilen arasındaki hısımlık ilişkisi, evlenme yasağı, velayet durumu, nafaka, evlat edinmenin hükümsüzlüğü veya sona ermesi gibi konular evlat edinenin milli hukukuna, eşlerin birlikte evlat edinmesi halinde evlenmenin genel hükümlerini düzenleyen hukuka tabi olur.</p>
<p>Evlat Edinmek İsteyen Kişinin İbraz Etmesi Gereken Bilgiler</p>
<p>- Vukuatlı nüfus kayıt örneği<br />
- Nüfus cüzdanı fotokopisi<br />
- Evlilik cüzdanı fotokopisi<br />
- Sağlık kurulu raporu<br />
- Sabıka kaydı<br />
- Oturma izin belgesi<br />
- Gelir durumu belgesi (maaş, taşınır taşınmaz mallara ait)<br />
- Çiftin birer fotoğrafı<br />
- Ülkenin kaç yaş grubuna kadar olan çocuğu kabul ettiğini gösterir belge</p>
<p>Genel koşullar bunlar olup doğrudan Çocuk Esirgeme Kurumuna başvurmanız halinde oradaki yetkili kişiler sizlere yol gösterecektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/evlat.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Süt Dişi Çürümesi</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/cocuklarda-sut-disi-curumesi.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/cocuklarda-sut-disi-curumesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Jan 2009 21:17:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kahramankentli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda süt dişi]]></category>
		<category><![CDATA[süt dişi çürükleri]]></category>
		<category><![CDATA[süt dişi çürüklerine son]]></category>
		<category><![CDATA[süt dişler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=713</guid>
		<description><![CDATA[
Küçük çocukların süt dişlerinde oluşan çürükler kalıcı sorunlara neden olabiliyor.Bu konuda dicle üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Behiye Bolgül açıklamalarda bulundu.
Bolgül, çocukların altıncı aydan itibaren diş çıkarmaya başladığını belirterek, diş çıkarma döneminde ve sonrasında çocukların diş hekimi kontrolü altında olması gerektiğini söyledi.
Diş çıkarmada güçlük halinin çocukları huzursuz edebileceğini belirten Bolgül, &#8220;Çocuk diş çıkaramayınca sürme kisti dediğimiz tablo ile diş eti morarabilir ve çocukta huzursuzluk hali yaşanabilir. Böyle durumlarda küçük bir cerrahi müdahale ile dişin daha kolay çıkması sağlanmalı. Diş sağlığı için mutlaka çocuklara 2 yaşından itibaren diş fırçalamanın öğretilmesi gerekiyor&#8221; ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/01/disler1.jpg" alt="disler1" title="disler1" width="432" height="315" class="alignnone size-full wp-image-714" /><br />
Küçük çocukların süt dişlerinde oluşan çürükler kalıcı sorunlara neden olabiliyor.Bu konuda dicle üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Behiye Bolgül açıklamalarda bulundu.<br />
Bolgül, çocukların altıncı aydan itibaren diş çıkarmaya başladığını belirterek, diş çıkarma döneminde ve sonrasında çocukların diş hekimi kontrolü altında olması gerektiğini söyledi.<br />
Diş çıkarmada güçlük halinin çocukları huzursuz edebileceğini belirten Bolgül, &#8220;Çocuk diş çıkaramayınca sürme kisti dediğimiz tablo ile diş eti morarabilir ve çocukta huzursuzluk hali yaşanabilir. Böyle durumlarda küçük bir cerrahi müdahale ile dişin daha kolay çıkması sağlanmalı. Diş sağlığı için mutlaka çocuklara 2 yaşından itibaren diş fırçalamanın öğretilmesi gerekiyor&#8221; dedi.<br />
Bolgül, &#8220;Ebeveynler, dişlerini fırçalayarak onlara örnek olmalı ve onları özendirmeli. Özellikle çocuğun yanında dişlerini fırçalayarak bu şekilde çocuğun da diş<br />
fırçalamaya özenmesi sağlanmalıdır. Diş fırçalamayı öğrenen çocuk düzenli fırçalama alışkanlığı edinir ve diş sorunları asgariye iner&#8221; diye konuştu.<br />
<span id="more-713"></span><br />
Süt dişleri önemli<br />
Bolgül, süt dişlerinin nasıl olsa döküleceği düşüncesiyle ebeveynler tarafından çok önemsenmediğini ve bunun çok yanlış bir tutum olduğunu söyledi.</p>
<p>Çürüyen süt dişlerinin, yerlerini dolduracak daimi dişleri de olumsuz etkileyeceğini ifade eden Doç. Dr. Behiye Bolgül, &#8220;Nasıl olsa süt dişidir dökülür anlayışı yanlıştır. Çünkü süt dişi alttan gelecek daimi diş için yer tutucudur. Süt dişinde çürüme olması durumunda mutlaka tedavi edilmelidir. Erken süt dişi çekimleri çapraşıklıklara ve dolayısıyla tedavi maliyeti çok yüksek olan ortodontik sorunlara yol açar. Enfeksiyonlu kalırsa alttan gelecek kalıcı dişi de olumsuz etkiler. Ağızda uzun süreli enfeksiyon durumu daha çok kalp olmak üzere tüm organları olumsuz etkileyebilmektedir&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Beslenmeye dikkat</p>
<p>Çocuklarda diş sağlığının beslenmeyle ilişkisine de değinen Bolgül, çocukların hazır yiyecek, çok şekerli ve asitli yiyecekleri tüketmesinin engellenmesi gerektiğini belirterek, özellikle sık ara öğünler ve bu öğünlerde abur cubur, şekerli yiyeceklerin tüketilmesinin diş sorunlarını artıracağını kaydetti.</p>
<p>Biberon çürüğü</p>
<p>Özellikle bebeklik döneminde biberonla besleme yapılırken fazlasıyla tatlı besin alan ve gece biberonla beslenme alışkanlığı edinen çocukların yatarken de biberonla uyuyakalması durumunda sürekli olarak şekerli yiyeceklerle teması olacağına dikkat çeken Bolgül, &#8220;bu durumda biberon çürüğü ya da erken çocukluk çürüğü denilen çürükler oluşuyor. Çok erken meydana gelen bu diş çürümesi, bir süre sonra beslenme yetersizliğine yol açabilir&#8221; dedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/cocuklarda-sut-disi-curumesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebekler Kucağa Alışırmı</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/bebekler-kucaga-alisirmi.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/bebekler-kucaga-alisirmi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Jan 2009 17:48:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kahramankentli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklerde kucak]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklerde kucak alışkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kucak alışkanlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=661</guid>
		<description><![CDATA[
Bebekleri kucağa alırken  baş ve boyun kasları yaklaşık 2-3 aylık oluncaya kadar tam anlamıyla gelişmeyebilir. Bunu için  başını ve boynunu desteklememiz gerekiyor. Bebek kucağa alınırken, hassas bir biçimde elimizle kafası ve kolumuzla boynu desteklenmelidir. Bebeğin kafasının öne ya da arkaya eğilmesi önlenmelidir. Çok ağlayan bebekler ise yüzüstü tutularak kucağa alınabilir
Bebeklerin kendilerini ifade etme yöntemide ağlamaktır. Bebek ağladığında bunu kendini bir ifade etme yöntemi olarak kabul etmeliyiz. Bebeklerin ilk 3 boyunca alışkanlıkları olmaz. Bebeğiğinizi daima ilk 3 ay boyunca kuçağınızda taşımanın hiç bir zararı yoktur. Çünkü bebeklerin bu dönemde ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-662 aligncenter" title="bebek-kucak" src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/01/bebek-kucak.jpg" alt="bebek-kucak" width="209" height="228" /></p>
<p>Bebekleri kucağa alırken  baş ve boyun kasları yaklaşık 2-3 aylık oluncaya kadar tam anlamıyla gelişmeyebilir. Bunu için  başını ve boynunu desteklememiz gerekiyor. Bebek kucağa alınırken, hassas bir biçimde elimizle kafası ve kolumuzla boynu desteklenmelidir. Bebeğin kafasının öne ya da arkaya eğilmesi önlenmelidir. Çok ağlayan bebekler ise yüzüstü tutularak kucağa alınabilir<br />
Bebeklerin kendilerini ifade etme yöntemide ağlamaktır. Bebek ağladığında bunu kendini bir ifade etme yöntemi olarak kabul etmeliyiz. Bebeklerin ilk 3 boyunca alışkanlıkları olmaz. Bebeğiğinizi daima ilk 3 ay boyunca kuçağınızda taşımanın hiç bir zararı yoktur. Çünkü bebeklerin bu dönemde kucağa çok ihtiyacı olur. Bebekler doğduktan sonra 3 ay içinde kendilerini birey olarak hissetmezler. Biz ise , aman kucağa alışmasın korkusu ile kucağa almaktan çekiniriz. Aslında değişik yöntemlerle bebeğinizi kucağınıza bağlayarak taşıyabilirisiniz ve sıklıkla emzirebilirsiniz. Annelerinde kendine güveni tam ve sakin olması çok önemli. Anne etrafın etkisinde kalmış . bebeğinin ağlamasında suçun kendisinde olduğunu düşünürse, şuçluluk duygusu ile devam eden bir annelik durumunda bebekler bunları hissederler. Bu durumdan bebekte etkilenecekir. Annenin bebeğine güvenle dokunması ve taşıması gerekli.<br />
<span id="more-661"></span><br />
3 aydan sonra herşey düzene girmiş sütünüz geliyor yine ağlıyor ise bu genellikle gaz probleminden dolayı olabilir. 4-5 aydan sonra bebekler kendileri dönebildikleri için size ihtiyacı olmadan gazlarını çıkarabilirler. Eğer ağlama problemi düzelmiyorsa bir hekime gitmek en uygunu olmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/bebekler-kucaga-alisirmi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Üstün yeteneğe Sahip Çocukların özellikleri</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/ustun-yetenege-sahip-cocuklarin-ozellikleri.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/ustun-yetenege-sahip-cocuklarin-ozellikleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Jan 2009 17:38:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kahramankentli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda zeka]]></category>
		<category><![CDATA[üstün zekalı çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[zeki çocuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=641</guid>
		<description><![CDATA[
Üstün yeteneğe sahip çocukların sahip oldugu yeteneklerle alakalı bedensel ve zihinsel zöelliklerin derlenip toplandıgı bi konuyu sizlerle paylaşmak istedim.
Bedensel Özellikleri:
1- Grup olarak, beden yapıları ve sağlık durumları bakımından yaşıtlarına oranla üstündürler.
2- Doğumda normal çocuklardan daha ağırdırlar.
3- Boy ve ağırlık bakımından normal çocuk grubunun üstündedirler.
4- Erken yürür ve erken konuşurlar.
5- Duyu organı bozuklukları, bedensel sakatlık, diş deformasyonu vb. normal çocuklara göre daha az rastlanır.
6- Ortalama ölüm yaşı daha yüksektir.
7- Hastalıklara karşı daha dayanıklıdırlar.
Zihinsel Özellikler:
1- Çabuk ve kolay öğrenirler.
2- Kelime hazineleri çok geniştir, bildikleri kelimeleri kolaylıkla kullanırlar.
3- Zihinsel işlemleri kolaylıkla başarırlar.

4- Genelleme ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://imgesel.files.wordpress.com/2007/08/ari_ve_cocuk.jpg" alt="" /><br />
Üstün yeteneğe sahip çocukların sahip oldugu yeteneklerle alakalı bedensel ve zihinsel zöelliklerin derlenip toplandıgı bi konuyu sizlerle paylaşmak istedim.<br />
Bedensel Özellikleri:<br />
1- Grup olarak, beden yapıları ve sağlık durumları bakımından yaşıtlarına oranla üstündürler.<br />
2- Doğumda normal çocuklardan daha ağırdırlar.<br />
3- Boy ve ağırlık bakımından normal çocuk grubunun üstündedirler.<br />
4- Erken yürür ve erken konuşurlar.<br />
5- Duyu organı bozuklukları, bedensel sakatlık, diş deformasyonu vb. normal çocuklara göre daha az rastlanır.<br />
6- Ortalama ölüm yaşı daha yüksektir.<br />
7- Hastalıklara karşı daha dayanıklıdırlar.<br />
Zihinsel Özellikler:<br />
1- Çabuk ve kolay öğrenirler.<br />
2- Kelime hazineleri çok geniştir, bildikleri kelimeleri kolaylıkla kullanırlar.<br />
3- Zihinsel işlemleri kolaylıkla başarırlar.<br />
<span id="more-641"></span><br />
4- Genelleme yapmada, ilişkileri görmede, bilgilerin transferinde, mantıki çağrışımlarda ileridirler.</p>
<p>5- Soyut fikirlere karşı ilgileri fazladır. Dikkatleri devamlıdır.</p>
<p>6- Akademik konularda yaşıtlarından 1 – 2 yıl ileridirler.</p>
<p>7- Her alandaki okul çalışmalarında normalden 1 – 2 yıl üstündürler.</p>
<p>8- Sınıf düzeylerinin 1–2 yıl üstündeki kitapları okumaktan hoşlanırlar ve anlarlar.</p>
<p>9- Diğer çocukların farkında olmadığı pek çok alanda bilgi sahibidirler.</p>
<p>10- Fazla çalışmaya gerek duymadan, duyduklarını ve okuduklarını uzun zaman belleklerinde tutarlar ve hatırlarlar.</p>
<p>11- Çok soru sorarlar ve ilgi alanları geniştir.</p>
<p>12- Çoğunlukla okula başlamadan önce okuma – yazma öğrenirler.</p>
<p>13- Pratik bilgileri çoktur.</p>
<p>14- Hazır cevaptırlar, uyanık ve girgindirler.</p>
<p>Sosyal Özellikleri:</p>
<p>1- Arkadaşları arasında popülerdirler.</p>
<p>2- Kolayca arkadaşlık kurabilirler. Arkadaşlarını kendilerinden yaşça 2-3 yaş ileri olanlardan seçerler.</p>
<p>3- Grup içinde lider olabilirler, başkalarına tabi olmaktan hoşlanmazlar.</p>
<p>4- Okula karşı isteklidirler, ders dışı uğraşılara katılmaktan zevk alırlar.</p>
<p>5- Ders uğraşılarının yanı sıra, sosyal uğraşılar, sportif faaliyetler, şiir, hikaye ve resim alanlarında çalışmaktan hoşlanırlar.</p>
<p>6- Nüktedandırlar, yerinde hikâye ve fıkra anlatmaktan hoşlanırlar.</p>
<p>7- Kendilerine ait orijinal ilgileri vardır.</p>
<p>8- Yeni ve değişik durumlara kolay ve çabuk uyarlar. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/ustun-yetenege-sahip-cocuklarin-ozellikleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocukla Zaman Geçirmenin önemi</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/cocukla-zaman-gecirmenin-onemi.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/cocukla-zaman-gecirmenin-onemi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Jan 2009 21:52:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kahramankentli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk saglığı]]></category>
		<category><![CDATA[çoçukla zaman gecirmek]]></category>
		<category><![CDATA[kalityeli zaman gecirme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/cocukla-zaman-gecirmenin-onemi.html</guid>
		<description><![CDATA[
Çocukla zaman gecirmek onun hayatı üzerinde kesin etkilşer yaratmaktadır.Onunla vakit gecirdiğiniz aman kaliteli şeyler yapmaya özen göstmeniz gerekmektedir.Bu onun ruh ve beden saglığı için ve gelişimi içinde çok önemlidir.
Eğitimli çalışan annenin, çalışmayana kıyasla çocuklarıyla daha fazla kaliteli zaman geçirdiği tezi , bazı durumlarda, iddialı bir görüş olabilir. Annenin eğitimi, sosyo-kültürel özellikleri, çocuk eğitimi konusunda sahip olduğu bilgiler çocuğuyla iletişimini etkiler. Çalışan annenin gününü planlaması, önceliklerini belirleme konusundaki becerileri, eş, aile büyükleri, bakıcılar gibi yakın çevresinden aldığı destek de çok önemli ve belirleyicidir.
Çalışan anneler iş hayatları nedeniyle çocuklarıyla birlikte olamadıkları için ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.engelsizhukuk.com/haber/resimler/haber/haberler/cekirdek_aile1.jpg" alt="" /><br />
Çocukla zaman gecirmek onun hayatı üzerinde kesin etkilşer yaratmaktadır.Onunla vakit gecirdiğiniz aman kaliteli şeyler yapmaya özen göstmeniz gerekmektedir.Bu onun ruh ve beden saglığı için ve gelişimi içinde çok önemlidir.<br />
Eğitimli çalışan annenin, çalışmayana kıyasla çocuklarıyla daha fazla kaliteli zaman geçirdiği tezi , bazı durumlarda, iddialı bir görüş olabilir. Annenin eğitimi, sosyo-kültürel özellikleri, çocuk eğitimi konusunda sahip olduğu bilgiler çocuğuyla iletişimini etkiler. Çalışan annenin gününü planlaması, önceliklerini belirleme konusundaki becerileri, eş, aile büyükleri, bakıcılar gibi yakın çevresinden aldığı destek de çok önemli ve belirleyicidir.<br />
Çalışan anneler iş hayatları nedeniyle çocuklarıyla birlikte olamadıkları için suçluluk duygusuna kapılırlar. Bu duygunun yarattığı ağırlık altında ezilerek çocukların her istediklerini yerine getirme, sürekli armağanlar alma gibi davranışlar sergilerler. Çalışan annenin öncelikle suçluluk duygusundan kurtularak , çağdaş yaşamın gereği olarak pek çok annenin günün büyük bir bölümünü iş yerlerinde geçirdiği gerçeğini kabullenmesi gerekir. İş dönüşü evdeki diğer sorumluluklarla ilgilenmeden annenin öncelikle çocuğuna zaman ayırması önemlidir. Bebeklik döneminden itibaren çocuğun temel gereksinimlerinin karşılanması, uyku, beslenme, eğlence ve ders zamanlarının düzenli olması, adil disiplin kurallarının kararlı bir şekilde uygulanması, anne-çocuk arasında sağlıklı iletişimin kurulması ve paylaşımların bulunması çalışan annenin çocuğuna ayırdığı sürecin verimli olarak kullanıldığına dair göstergeleridir.<br />
<span id="more-560"></span></p>
<p>Ev ortamında anne-çocuk arasındaki iletişimi pekiştirecek pek çok etkinlik planlanabilir. Örneğin çocuğun yaş ve gelişim özellikleri doğrultusunda birlikte kitap okumak, yap boz yapmak, resim çizmek, yemek yapmak, sohbet etmek, okul tarafından verilen bir projeyi birlikte hazırlamak, evle ilgili sorumlulukları paylaşmak- örneğin anne banyoyu temizlerken çocuğun tuvalet kağıdı rulolarını değiştirmesi v.b.</p>
<p>Sosyal ortamlarda anne-çocuk birlikte yapmaktan hoşlanacakları etkinliklere yönelebilirler, örneğin yürüyüşe çıkmak, spor yapmak gibi. Birlikte yapılan etkinliklerin yanı sıra diğer yetişkinlerin ve özellikle çocuğun yaşıtlarının katılacağı faaliyetlere yer verilebilir. Ailelerin bir araya gelerek, çocukların hoşlanacakları etkinlikler planlamaları birbirlerini yakından tanımalarını da sağlar.Çocuklar hoşca zaman geçirerek sosyal yönlerini geliştirirler.Örneğin hayvanat bahçesini ziyaret etmek, sinema, tiyatro gibi gösterileri izlemek, müze ve diğer tarihi eserleri gezmek v.b.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/cocukla-zaman-gecirmenin-onemi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamilelikteki sorunlar Ve Beslenme</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/hamilelikteki-sorunlar-ve-beslenme.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/hamilelikteki-sorunlar-ve-beslenme.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Dec 2008 21:37:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kahramankentli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[hamileyken beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[yeni beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/hamilelikteki-sorunlar-ve-beslenme.html</guid>
		<description><![CDATA[
Hamilelik döneminde çıkan bazı sorunları tekrardan gözden geçiripBeslenme planınızı yeniden ayarlamanız gerekmektedir.Sonuçta hamilelik 1 ay degil 9  ay devam ediyor.Her ay yeni beslenme planları yapmanız gerekmektedir.Bu hem bebeğiniz hemde sizin sağlığınız açısından çok önemlidir.
SABAH BULANTILARI NASIL ÖNLENECEK?
&#8221; Fazla baharat ve bulantıya sebep olabilecek ağır ve aşırı kokulu besinlerden uzak durun.
&#8221; Kolay, sindirilen, kolay hazmedilen besinleri tercih edin.
&#8221; Aşırı yağlı besinlerden uzaklaşın.
&#8221; Yemeklerinizi oturarak, yavaş yavaş ve iyice çiğneyerek tüketin.
&#8221; Yatmadan önce hafif ve yağsız bir ara öğün alın.
&#8221; Küçük porsiyonlar halinde beslenmeye çalışın.
&#8221; Sabah uyanınca kızarmış ekmek, tahıl gevrekleri, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img81.imageshack.us/img81/1866/1192747819hamilelikai6.jpg" alt="" /><br />
Hamilelik döneminde çıkan bazı sorunları tekrardan gözden geçiripBeslenme planınızı yeniden ayarlamanız gerekmektedir.Sonuçta hamilelik 1 ay degil 9  ay devam ediyor.Her ay yeni beslenme planları yapmanız gerekmektedir.Bu hem bebeğiniz hemde sizin sağlığınız açısından çok önemlidir.</p>
<p>SABAH BULANTILARI NASIL ÖNLENECEK?<br />
&#8221; Fazla baharat ve bulantıya sebep olabilecek ağır ve aşırı kokulu besinlerden uzak durun.<br />
&#8221; Kolay, sindirilen, kolay hazmedilen besinleri tercih edin.<br />
&#8221; Aşırı yağlı besinlerden uzaklaşın.<br />
&#8221; Yemeklerinizi oturarak, yavaş yavaş ve iyice çiğneyerek tüketin.<br />
&#8221; Yatmadan önce hafif ve yağsız bir ara öğün alın.<br />
&#8221; Küçük porsiyonlar halinde beslenmeye çalışın.<br />
&#8221; Sabah uyanınca kızarmış ekmek, tahıl gevrekleri, kraker gibi nişastalı yiyecekler tüketin.<br />
&#8221; Bulantı olduğunu düşündüğünüz yiyeceklerden uzak duran.<br />
&#8221; Bu sorunun genellikle gebeliğin ilk 3 ayında oluştuğunu ve bir süre sonra hafifleyeceğini unutmayın.<br />
<span id="more-539"></span><br />
SORUNUNUZ KABIZLIKSA</p>
<p>Kabızlık anne adaylarının en çok rahatsız oldukları problemlerdendir. Gebelik döneminde salgılanan değişik hormonlar bağırsak hareketlerinde yavaşlamaya yol açmaktadır. Kabızlık ve bununla ilişkili hemoroit sorununun anne adaylarının canını sıkması bundandır. Kabızlık sorununu hafifletmek için:</p>
<p>&#8221; Daha fazla su-sıvı tüketin.<br />
&#8221; Yürüyün<br />
&#8221; Fiziksel aktivitenizi yükseltin<br />
&#8221; Bağırsak çalışmasını hızlandıran besinlerden -kuru kayısı, kuru erik, incir- gibi besinlerden istifade edin.<br />
&#8221; Posa zengini sebze ve meyveleri, bakliyat ve tahılları ihmal etmeyin.</p>
<p>MİDE EKŞİMESİNİ NASIL AZALTMALISINIZ?</p>
<p>Eğer hamilelik süreciniz mide yanma, ekşime ve kazınmalarıyla tatsız bir hale gelmişse:</p>
<p>&#8221; Daha sık aralıklarla beslenmeye, küçük porsiyonlar halinde besinler tüketmeye çalışın.<br />
&#8221; Yağlı, kremalı, soslu besinlerden uzaklaşın.<br />
&#8221; Size dokunduğunu düşündüğünüz yiyecekleri belirlemeye çalışın.<br />
&#8221; Yüksek yastıkta yatın.<br />
&#8221; Karnınıza basınç yapacak besinler giymeyin.<br />
&#8221; Yemek sonralarında hafif yürüyüşler yapın.</p>
<p>SORUN AYAKLARINIZIN ŞİŞMESİYSE</p>
<p>Ayak şişmelerinin en sık görüldüğü dönem hamileliğin ilk üç aylık periyodudur. Bu dönemde alabileceğiniz basit tedbirlerle ayak şişmelerinizi azaltabilirsiniz.</p>
<p>&#8221; Sık giysiler, iç çamaşırları kullanmayın.<br />
&#8221; Rahat ve geniş ayakkabılar giyin.<br />
&#8221; Uzun süre ayakta kalmayın.<br />
&#8221; Uzun süre oturmayın.<br />
&#8221; Fırsat buldukça ayaklarınızın ayaklarınıza bir destek alın ve onları yükseğe kaldırın.<br />
&#8221; İstirahat ederken vücudunuzun sol yanına yatmaya çalışın.</p>
<p>Gebelik dönemi özel bir beslenme planı gerektirir mi? Evet! Gebelerin beslenmelerinde bazı değişimler yapmaları gerekiyor. Bunun nedeni annenin normal metabolik düzeninin üzerine bebek gelişiminin eklediği değişikliklerdir. Yapılan araştırmalar yeterli ve dengeli beslenen annelerin daha sağlıklı bir bebek dünyaya getirdiğini gösteriyor. İyi beslenen annelerin gebelik sürecinde olaşabilecek problemlere karşı daha fazla direnç kazandıkları belirtiliyor. Bebeğin doğum ağırlığı, beyin ve beden gelişimi de annenin beslenmesiyle yakından ilişkili. Rahim içinde ölüm, erken doğum ve gebelik zehirlenmesi gibi sorunlarda da annenin gebelik dönemindeki beslenmesi etkili oluyor.<br />
İhtiyaçtan az beslenme diş çürüklerine, kansızlıklara, ağırlık kaybına, kemik zayıflamasına yol açıyor. İhtiyacından fazla kalori tüketen anneleri ise; hipertansiyon, gebelik diyabeti, kilo artışı, ödem gibi sorunlar beklemektedir.</p>
<p>FAZLA KALORİ GEREKİR Mİ?</p>
<p>Gebelik döneminde günlük enerji ihtiyacı biraz değişiyor. Gebe annenin enerji ihtiyacı hesaplanırken yaşı, fiziksel aktivitesi, boyu-kilosu gibi faktörler dikkate alınmalı, gebeliğin ilk 3 ayında günlük kaloriye ortalama 100-200, 2. ve 3. üç aylık dönemlerde ise 200-350 kalori civarında kalori ilavesi yapılmalıdır. Bu değerler belirlenirken annenin beden kitle indeksi dikkate alınabilir. Annenin gebelik süresince ek proteine de ihtiyaç vardır. Anne ve bebeğin gebelik sürecinde depoladıkları protein miktarı yaklaşık 900 gr civarındadır. Bu da ortalama 3-4 gr protein depolaması demektir. Genel olarak anne adaylarına gebelik süresince normal gereksinimlerine ek olarak günde 20 gr daha protein verilmesi önerilmektedir.</p>
<p>VİTAMİN MİNERAL EKLEYELİM Mİ?</p>
<p>Gebelerin vitamin ve mineral ihtiyaçları da farklıdır. Anne adaylarının özellikle demir, iyot ve kalsiyum gibi mineral eksikliklerine karşı korunmaları şarttır. Gebe kadınların günlük kalsiyum ihtiyacı 1000 mgr civarındadır. Gebelikte tüketilen süt veya yoğurt miktarının 500 gr civarında tutulması ve 50-60 gr kadar peynir tüketilmesi bu ihtiyacı çoğu kez karşılamaktadır. Yeterince kalsiyum alamayan annelerde vejetaryen beslenenlerde ilave kalsiyum desteği verilebilir.</p>
<p>DEMİR EKSİKLİĞİNE DİKKAT!</p>
<p>Anne adaylarının demir ihtiyaçlarını karşılamak çok önemlidir. Kırmızı yağsız et, derisi alınmış kümes hayvanları, yumurta, balık, tam tahıllar, baklagiller, koyu yeşil sebzeler ve balık en önemli demir kaynaklarıdır. Gebe annelerde işi şansa bırakmamaları, hayvansal kaynaklı demir tüketimini arttırmaları öneriliyor. Bir gebenin ortalama olarak günde 15-20 mg civarında ek demire ihtiyacı vardır. Gebelik sürecinde meydana gelen bu ek ihtiyacı sadece diyetle karşılayabilmek genellikle mümkün olmamaktadır. Bu nedenle anne adaylarının demir içeren destekler kullanmaları tavsiye edilmektedir. Bizim düşüncemiz gebelerin demir eksikliği yönünden dikkatle izlenmeleridir. Bu hem annenin, hem de doğacak çocuğun sağlığı için çok önemlidir. Biz kalsiyum içeriği yüksek demirden zengin besinlerin öğünlerde sık sık yer almasını istiyoruz. Demir emilimini arttıran C vitamininde zengin meyve çiğ sebzelerin demirden zengin hayvansal ürünlerle birlikte tüketilmelerini tavsiye ediyoruz. Demir emilimini engelleyen çay, kahve gibi içeceklerin sınırlanmasını öneriyoruz.</p>
<p>Gebelik süresince bütün annelerin tuz -sodyum tüketimini dikkatle izlemek gerekiyor ama eskisi kadar katı bir sınırlama bugün pek gerekli görülmüyor. Aşırıya kaçmadan orta düzeyde bir tuz veya sodyum tüketiminin daha sağlıklı olduğu belirtiliyor.</p>
<p>D VİTAMİNİ VE ÇİNKOYU UNUTMAYIN</p>
<p>Gebeleri yakından ilgilendiren bir mineralde çinkodur. Çinko vücudun yeni dokular yapması, yeni ve kaliteli hücreler üretmesinde önemlidir. Beyin gelişiminde çinko ciddi görevler üstlenmektedir. Güçlü bir bağışıklık sistemi için de çinkoya ihtiyaç vardır. Kısacası gebe annenin de karnında büyüyen bebeğin de yeteri kadar çinko almaları şarttır. Çinko en çok kırmızı et, kümes hayvanları ve deniz ürünlerinde bulunmaktadır. İmkan olduğu takdirde demir kadar çinko ihtiyacının da giderilmesine çalışılmalıdır.</p>
<p>Anne adaylarının vitamin ihtiyaçları da çok önemlidir. Gebelikte D vitamini ihtiyacının yerine konması önemlidir. Artan kalsiyum ihtiyacına bağlı olarak D vitamini ihtiyacı da yükselmektedir. D vitamini ihtiyacını gidermek için süt ve süt ürünleri çoğu kez yeterli görülmemekte, anne adaylarının güneş ışığından da faydalanmaları, diğer hayvansal proteinlerle D vitaminleri ihtiyaçlarını gidermeleri önerilmektedir.</p>
<p>FOLİK ASİT ÇOK ÖNEMLİ</p>
<p>C vitamini gereksinimini yerine koymak daha kolaydır. Her gün sabah kahvaltısında tüketilen bir bardak portakal suyu bile bir gebenin C vitamini ihtiyacını karşılayabilmektedir. Eğer yeteri kadar sebze-meyve tüketiyorsa gebelerde C vitamini eksikliğine bağlı bir sorun genellikle görülmemektedir. Gebelerin ihtiyaç duyduğu çok önemli bir B vitamini vardır: Folik Asit. Folik asit anne adaylarına özellikle ilk üç ayda çok lazımdır. Gebeliğin ilk üç aylık döneminde vücudunda yeteri kadar folik asit bulunduran annelerde omurilik bölgesinde oluşan &#8220;Spina Bifida gibi doğumsal defektli bir bebek doğurma riski azalmaktadır. Folik asit gereksinimi yerine koymak için en garantili yol gebe kalmaya karar vermeden 4-5 öncesinden itibaren her gün 400 mikrogram folik asit kullanmaktır. Gebeliği takiben bu miktarın günde 600 mikrograma yükseltilmesi önerilmektedir. Folik asiti doğal yoldan karşılamak için anne adayları daha fazla koyu yeşil yapraklı sebze, turunçgil, yağlı tohumlar ve kuru baklagil tüketmeleri tavsiye edilmektedir. Gebelik süresince alınan çoklu vitamin-mineral desteklerinin içinde folik asit bulunup bulunmadığına dikkat etmek gerekmektedir.</p>
<p>OMEGA 3 İÇİN BALIK VE CEVİZ</p>
<p>Biz anne adaylarının hamilelik sürecince sık sık balık, ceviz ve diğer omega-3 kaynağı besinleri tüketmelerini tavsiye ediyoruz. Bedeninde yeteri kadar omega-3 yağ asiti bulunduran annelerin çocuklarının beden ve özellikle beyin gelişimlerinin daha sağlıklı olacağını düşünüyoruz. Yeteri kadar Omega-3 yağları kullanan annelerin daha sağlıklı bebekler doğurduklarını gösteren çalışmaların sayısı oldukça yüksek. Haftada 2-3 gün taze ve doğal balık tüketimi yeterli görülüyor.</p>
<p>Gebelik döneminde ne kadar su tüketelim? Su herkes için önemli bir besin unsurudur ama anneler için daha fazla önem kazanmaktadır. Anne ve bebeğin günde ortalama 2,2,5 litre sıvı tüketimine ihtiyaç vardır. Belirli bir miktar su tavsiyesi yerine, susadıkça bol bol su içmek bir hamile için yeterli olmaktadır. Vücudu susuz bırakmamak hamileler için daha önemlidir.</p>
<p>Hamilelik-beslenme ilişkisi sadece bebek ve annenin sağlığının korunması için değil, hamilelik süresince ortaya çıkan bazı sağlık problemlerinin azaltılması veya önlenmesi yönünden de gereklidir. Sabah bulantıları, kabızlık, şişmeler, mide yakınmaları bir hamilenin nasıl beslendiği ile yakından ilişkilidir. Hamilelik döneminde ortaya çıkan bazı sağlık sorunlarında nasıl bir beslenme planı uygulayacağınızın yanıtını yarın vereceğiz.</p>
<p>BEBEĞİNİZİ SÜTÜNÜZLE BESLEYİN</p>
<p>Emziklilik döneminde uygulanan beslenme planı hem annenin hem de büyüyen bebeğin sağlığı bakımından çok önemlidir. Hemen belirtelim! Anne sütünün miktarını ve kalitesini etkileyen üç önemli etken var: Annenin tükettiği yiyeceklerin yeterli, dengeli ve çeşitli olması, hamilelik döneminde kazanılan yedek besin deposunun miktarı ve annenin psiklojik durumu&#8230;</p>
<p>Salgılanan sütteki besleyici unsurların önemli bir kısmı annenin yediklerinden sağlanır. Bu dönemde besinlerle alınan kalorinin tümü süt için harcanmamakta, vucüdun diğer ihtiyaçları için de kullanılmaktadır. Süt veren annelerde besinle alınan toplam enerjinin %80&#8242;ini süt yapımı için kullanılır. Sağlıklı bir annenin günde ortalama 800 ml kadar süt salgıladığı dikkate alındığında emziklilik döneminde annelerin günlük enerji tüketimlerine 750 kalori kadar ilave gerekir. Bu miktarın 500 kalorisini annenin gün boyunca yediklerinden, 250 kalorisi ise gebelik döneminde kazanılan depolardan sağlanacaktır. Kısacası emziren bir annenin günlük kalori ihtiyacına 500 kalori kadar bir ilavenin yapılması gerekir.</p>
<p>BUNLAR ÇOK ÖNEMLİ!</p>
<p>Emzikli annelerin daha iyi ve düzenli süt verebilmeleri için özel bir şey yapmaları pek gerekmez. İşte en önemli köşe taşları<br />
Emziren anne iseniz:<br />
&#8221; Sütü arttırmak için enerji miktarı yüksek (tatlı, çikolata, kek, pasta, şerbetler &#8230;) besinlerden tüketmenize gerek yoktur. Şekerli besinler sütü arttırmaz. Tatlı ihtiyacı mümkün olduğu kadar sütlü tatlılardan karşılamalısınız.<br />
&#8221; Günde 3-4 porsiyon kalsiyumdan zengin besinler (süt, yoğurt ve peynir) tüketilmelisiniz.<br />
&#8221; Sebze ve meyveleri mutlaka her öğünde tüketilmeye özen göstermelisiniz.<br />
&#8221; Salam, sosis, sucuk gibi işlenmiş ürünlerin içerdikleri katkı maddesi nedeni ile tüketimi önerilmemektedir.<br />
&#8221; D vitamini sadece güneşin doğrudan cilde yansıması ile sağlanır, besinlerde bulunan bir vitamin olmadığı için emzikli anne güneşten mutlaka faydalanmalıdır.<br />
&#8221; Yemeklerde iyotlu tuz kullanılmalıdır.<br />
&#8221; Kuru meyvelerin tüketimi ek kalsiyum ve demir desteği sağlar. (1 porsiyon meyve = 4 adet kuru kayısı)<br />
&#8221; Kansızlığı önlemek için çayın yemeklerden yarım saat önce ve sonra içilmesine özen gösterilmelidir. İçecek olarak ıhlamur, nane, papatya gibi bitki çayları tercih edilebilir.<br />
&#8221; Bu dönemde su metabolizmasında artış vardır. Süt miktarının değişmemesi için annenin sıvı alımını arttırmak gerekir. Günlük alınan sıvı miktarı yaklaşık 3 litre olmasına özen gösterilmelidir. Bu miktar pratik ölçülerle 12 su bardağı su , süt, ayran, hoşaf, komposto, taze sıkılmış meyve suları ve bitki çayları şeklinde önerilmektedir. Çay ve kahve gibi içeceklerin süt verimini azalttığı bilinmektedir.<br />
&#8221; Doktora danışılmadan ilaç veya ek herhangi bir vitamin kullanılmamalıdır.</p>
<p>Daha detaylı bir beslenme bilgisi için deneyimli diyet uzmanlarından, doktorlardan, hemşirelerden yararlanmalısınız. Hamilelik döneminizde emzirme ve beslenme, emzirme ve egzersizler, emzirme ve psikolojik etkileri konularında bilgilenmeye çalışmanızda yarar var.</p>
<p>YAPMAYIN&#8230;</p>
<p>&#8221; 1-2 fincan kahve içebilirsiniz. Fazlası ile sütünüzle bebeğinizi gereğinden çok kafein yüklersiniz.</p>
<p>&#8221; Alkol içmemelisiniz. İçtiğiniz alkol doğrudan anne sütüne ve bebeğinize geçer. Eğer &#8220;40 yılda bir bardak&#8221; alkol oranı düşük bir içki alırsanız (1 bardak şarap veya bira) hoşgörülebilir. Siz yine de emziren bir annenin alkol kullanmaması gerektiğini unutmayın!</p>
<p>&#8221; Nikotin doğrudan anne sütüne geçer. Gebelikte bıraktığınız sigarasız yaşam alışkanlığını emzirirken de sürdürün. Hala içiyorsanız hiç olmazsa bebeğinizin yanında içmeyin, onunla aynı odada sigara tüttürmeyin, onu zehirlemeyin. Emzirmeye başlamadan en az 2,5-3 saat önce sigaranızı söndürmüş olun!</p>
<p>&#8221; Kullandığınız hemen her ilacın sütünüzle bebeğinize de geçebileceğini unutmayın. Reçeteli veya reçetesiz bir ilacın bebeğinize geçip geçmiyeceğini doktorunuz veya eczacınızdan başkası bilemez, onlara danışın!</p>
<p>YAPIN&#8230;.</p>
<p>Kalsiyumdan zengin bir beslenme planı yapın: Süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler.</p>
<p>Magnezyum, demir ve çinkoyu unutmayın: Kurubaklagiller, fındık, tam buğday, yeşil yapraklı sebzeler, et, balık..</p>
<p>B-12 ve D Vitamini alımınızı arttırın: Balık, yumurta, kümes hayvanları, et</p>
<p>Folat-Folik asit desteği alın: Gebelik ve emzirme döneminde günde 400-500 mcg Folata ihtiyacınız var.<br />
Günde 10-12 bardak su için.</p>
<p>Çoklu bir vitamin desteği ve omega-3 kapsül ve şurubu desteği kullanın.</p>
<p>KEYİFLİ YORGUNLUKLARDA VAR!</p>
<p>Yorgunluğun keyiflisi olur mu demeyin! Duygusal veya psikolojik kökenli yorgunlukların şaşırtıcı olanları da var: Eğer tatiliniz sizi yeterince dinlendirememiş, bedensel ve ruhsal bagajınızı umduğunuz kadar hafifletememişse bırakın yorgunluk azaltmayı ilave yorgunluklara bile yüklenilse tatil sonrası bitkinlik ve enerjisizliği normaldir. Özellikle tatile giderken işini de yanında götürenlerde rahatlamayı ve huzur bulmayı tatilde bile beceremeyenlerde veya çıkacakları tatili gereğinden çok önemseyenlerde de bu sendroma daha sık rastlanmaktadır. Sonbahara hazırlandığımız bu günlerde bahar yorgunluğu riskinizin olmadığını düşünüp sevinebilirsiniz. Bahar yorgunluğuna ilişkin görüşlerimizi sonraya bırakabiliriz. Ama kış aylarında görülen uzun, güneşsiz ve kasvetli günlerin etkisi ile oluşan mevsimsel depresyona karşı uyanık olmanız gerektiğini de hatırlatalım. Özellikle uzun ve karanlık kış günlerinde eğlenmeye, dinlenmeye ve egzersize daha fazla vakit ayırmanız gerektiğini unutmayalım!</p>
<p>alıntıdır </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/hamilelikteki-sorunlar-ve-beslenme.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamilelik döneminde Kabızlık ve şişkinlik</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/hamilelik-doneminde-kabizlik-ve-siskinlik.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/hamilelik-doneminde-kabizlik-ve-siskinlik.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2008 19:49:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kahramankentli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelerde kabızlık]]></category>
		<category><![CDATA[kabızlık]]></category>
		<category><![CDATA[kabızlıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/hamilelik-doneminde-kabizlik-ve-siskinlik.html</guid>
		<description><![CDATA[Gebelik her ne kadar fizyolojik bir durum olarak adlandırılsa da tıp literatüründe &#8221;gebelik bir hastalıktır&#8221; olarak geçer. Bu deyimin kullanılmasının birçok nedeni var.
Başlıca bir neden normalden katlarca fazla büyüyen bir rahmin yaratmış olduğu mekanik baskı sonucu bağırsakların yer değiştirmesi ve sıkışması. Bu nedenle ortaya çıkan bağırsak boşalma sorunları ve hazım problemleri.
Gebeliğin beraberinde getirdiği normalden yüzlerce kat yukarıda bir estrogen ve progesteron kan değerleri bir diğer sorun. Buna bağlı olarak kadınlarda göğüslerde büyüme, yüzde ve karın ön duvarında pigment değişikliği ciltte görülen diğer değişiklikler olduğu gibi bizim bugünkü konumuz olan bağırsaklara ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img507.imageshack.us/img507/2586/hamilelikux3.jpg" width="300" align="left" height="450" />Gebelik her ne kadar fizyolojik bir durum olarak adlandırılsa da tıp literatüründe &#8221;gebelik bir hastalıktır&#8221; olarak geçer. Bu deyimin kullanılmasının birçok nedeni var.<br />
Başlıca bir neden normalden katlarca fazla büyüyen bir rahmin yaratmış olduğu mekanik baskı sonucu bağırsakların yer değiştirmesi ve sıkışması. Bu nedenle ortaya çıkan bağırsak boşalma sorunları ve hazım problemleri.<br />
Gebeliğin beraberinde getirdiği normalden yüzlerce kat yukarıda bir estrogen ve progesteron kan değerleri bir diğer sorun. Buna bağlı olarak kadınlarda göğüslerde büyüme, yüzde ve karın ön duvarında pigment değişikliği ciltte görülen diğer değişiklikler olduğu gibi bizim bugünkü konumuz olan bağırsaklara olan etkileri de sayılabilir.<br />
Yüksek progesteron mide ve bağırsakların boşalmasını 12. gebelik haftasından sonra belirgin olarak etkilemeye başlar. Mide ve bağırsakların boşalması hamile olmayan bir insana göre çok yavaşlamıştır, gaz oluşumu (şişkinlik) ve kabızlığa yatkınlık başlar. Şöyle bir örnek vermek gerekirse hamile bayanın eşinin yemiş olduğu bir et mideden 12 saat sonra ince bağırsaklara geçerken hamile kadında bu süre 24 saate kadar çıkar.<br />
Hazmın ilk önce ağızda başladığını hatırlarsak hamile bir bayanda bu çok daha önem kazanır. Sıklıkla ekşime ve mide yanması problemleri oluşturur. Hamilelerde az ve sık yemenin önemi de buradan çıkmaktadır.<br />
<span id="more-524"></span><br />
Gebelikte ilk 3 aylık dönemde mide asidinin pH derecesinde artma olur. Bu dönemde hamile kadının daha çok asitli şeyleri yemesi onu rahatlatır çünkü pH yükselmesi mide asidinin düşmesi anlamındadır. Fakat 12. Gebelik haftasından sonra yüksek progesteron nedeniyle bu pH düşmeye yani asit derecesi artmaya baslar. Bu dönemde de gebelere daha az asitli şeyler yemeyi önermekteyiz veya mide asidini dengeleyecek bazı tıbbi ilaçları öneririz. Zaten hastalarda bu konudaki şikayetlerini bariz olarak dile getirir.</p>
<p>Gebelikte bu yukarıda saydığımız hormonsal ve mekanik değişimin yarattığı tablo nedeniyle oluşan bağırsak hareketlerinin azalması, kabızlığa yatkınlık, gaz oluşumu ve gebelikteki mide asidi değişiklikleri beraberinde başka şikayetleri de getirir. Buradaki yaklaşımda ilk 3 ayda asitli gıdaların yenmesi gebeyi rahatlatırken daha sonra bazik yani mide asidini azaltan gıdalar ve yardımcı tıbbi destekler önerilir.<br />
Gebelik esnasında aşerme döneminde hamile bayanların düzensiz yemek yemesi, abur cubur atıştırmaları, çiğneme kurallarına dikkat etmemeleri, bazen çok asitli, şekerli veya acılı gıdaları yemeleri sonucu mide &#8211; bağırsak asitliğinin değişmesi ve en önemlisi bağırsaklarda yaşayan yararlı bakterilerin azalarak buradaki bakteri dengesinin bozulması kaçınılmazdır. Bu durum benzer beslenme hataları yapan hamile olmayan kadınlar için de geçerli.</p>
<p>Hamilelerdeki bu gaz, şişkinlik ve kabızlık sorunlarının giderilmesi için güvenilir bir yol olarak dışarıdan probiyotik bakterilerin alınması öneriliyor. Probiyotikli yoğurt ve benzeri ürünlerin ısıya dayanıklı olmamaları ve mide geçişi sırasında asidik ortamda yıkılmaları nedeniyle içeriklerinin büyük oranda bağırsaklara ulaşamadığı tespit edildi. Bunun yerine daha tıbbi bir çözüm olarak eczanelerde satılan film kaplı tablet formundaki probiyotik ve probiyotik multivitamin kombinasyonları tercih ediliyor. Film kaplı tabletler mide asidine dayanıklı olduğundan istediğimiz miktarda probiyotiği esas görev yeri olan bağırsaklara ulaştırmakta daha başarılı. Hamilelerde ve emzirenlerde kullanımı konusunda onaylı probiyotik multivitamin kombinasyonları aynı zamanda bağışıklık sistemini güçlendirerek anne adaylarını riskli hastalıklardan korumaya yardımcı oluyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/hamilelik-doneminde-kabizlik-ve-siskinlik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklar Üzerinde yapılan klasik 20 Hata</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/cocuklar-uzerinde-yapilan-klasik-20-hata.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/cocuklar-uzerinde-yapilan-klasik-20-hata.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Nov 2008 00:11:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kahramankentli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[annelerin uyaptıgı hata]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklerdeki hata]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveynin yaptığı hatalar]]></category>
		<category><![CDATA[hatalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/cocuklar-uzerinde-yapilan-klasik-20-hata.html</guid>
		<description><![CDATA[
Anne sütü dururken mama veriyoruz, gürleşsin diye saçlarını sıfıra vurduruyoruz.
Oysa tüm bu hatalar onların…
Onları sekteye uğratmamak için…
Yıllardır aynı hataların tuzağına düşüyoruz. Kilo iyidir deyip obeziteye zemin hazırlıyoruz, anne sütü dururken mama veriyoruz, gürleşsin diye saçlarını sıfıra vurduruyoruz. Oysa tüm bu hatalar onların sağlıklı gelişimini sekteye uğratıyor.
Geleneksel hatalar
Medical Park Fatih Hastanesi Çocuk Hastalıkları ve Sağlığı Uzmanı Dr. Feyza Çivici Gümüş; çocuklarımızı büyütürken yaptığımız ve birer şehir efsanesinden ibaret ‘geleneksel hataları’ anlattı…

1- Eyvah sütüm yetmiyor, mama vermeliyim
Yeni annelerin en çok endişe ettiği konulardan biri, bebeğin aç kalma ihtimali. Bu nedenle de çoğu ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img20.imageshack.us/img20/4664/bebek55eoww2.jpg" width="450" height="300" /><br />
Anne sütü dururken mama veriyoruz, gürleşsin diye saçlarını sıfıra vurduruyoruz.<br />
Oysa tüm bu hatalar onların…<br />
Onları sekteye uğratmamak için…<br />
Yıllardır aynı hataların tuzağına düşüyoruz. Kilo iyidir deyip obeziteye zemin hazırlıyoruz, anne sütü dururken mama veriyoruz, gürleşsin diye saçlarını sıfıra vurduruyoruz. Oysa tüm bu hatalar onların sağlıklı gelişimini sekteye uğratıyor.<br />
Geleneksel hatalar<br />
Medical Park Fatih Hastanesi Çocuk Hastalıkları ve Sağlığı Uzmanı Dr. Feyza Çivici Gümüş; çocuklarımızı büyütürken yaptığımız ve birer şehir efsanesinden ibaret ‘geleneksel hataları’ anlattı…<br />
<span id="more-493"></span><br />
1- Eyvah sütüm yetmiyor, mama vermeliyim<br />
Yeni annelerin en çok endişe ettiği konulardan biri, bebeğin aç kalma ihtimali. Bu nedenle de çoğu zaman bebekler gereksiz yere mamayla besleniyor. Oysa anneler, sütünün yetip yetmediğini bebeğinin çişini takip ederek anlayabilir. 24 saatte en az 5-6 kez bezini ıslatan bebek, anne sütüyle doyuyor demektir. Anne sütü yetersizliğine ancak bir çocuk hastalıkları uzmanı doktor karar verebilir ve onun tavsiyesi gereğince mama takviyesine başlanabilir.</p>
<p>2- Şekerli su sarılığa iyi gelir<br />
İlk günlerde anne sütünün gelmesinde yaşanabilecek bir sorun, bebeğin zayıflamasına ve sarılık oluşumuna yol açabilir. Halk arasında, aç kalan ve az idrara çıkan bebeklere şekerli su verilmesi önerilir. Oysa bebeğin beslenmesinde şekerli suyun yeri yoktur.</p>
<p>3- Çocuğum iki yaşına geldi, artık bezi bırakmalı<br />
İki yaş, çiş eğitimi vermek için başlangıç dönemidir. Ancak çocuk bu konuda asla zorlanmamalı, altına kaçırdığı için kızılmamalı, sık sık tuvalete tutularak eğitime tabi tutulmamalı.</p>
<p>4- Dondurma hasta eder<br />
Dondurma, tüm çocukların sevdiği ve faydalı bir gıdadır. Boğaz ağrısına neden olmaması için yalayarak yenmeli ve yanında su içilmeli.</p>
<p>5- Gürbüz çocuk sağlıklı olur<br />
Gürbüz çocuk, sağlıklı çocuk değildir! Dengeli beslenen çocuk, zayıf da olsa sağlıklı kabul edilir. Çocukları asla yemek yeme konusunda zorlamayın, yemediği zaman beslenmeyi sonlandırın.</p>
<p>6- Çocuk sıcak havayı sever<br />
Çocuklar, her zaman terlemeyeceği şekilde giydirilmeli. Üşüyeceği korkusuyla çocukları çok giydirmek ve sarıp sarmalamak, terlemeye ve hasta olmaya yol açar. Pamuklu kıyafetler tercih edilmeli, içinde naylon karışımı olan ve özellikle polar tipinde olan kıyafetler giydirilmemeli.</p>
<p>7- Fazla hareket ederse terler, hasta olur<br />
Hasta olur endişesiyle çocuğun hareket etmesini kısıtlamak çok yanlış bir yaklaşım. Her çocuk hareket edince terler; terleyince üstünü değiştirebilirsiniz! ‘Çok terledin artık yerine otur’ demek, onu tembel, hantal ve mutsuz yapar. Zaman içinde metabolizma hızı azalan çocuk, hızla kilo almaya başlar. Hareket etmelerini kısıtlamaktansa, spora (yüzme, basketbol vb) yönlendirin.</p>
<p>8- Şaşılık büyüyünce geçer<br />
Çocuklarda şaşılık bir yaşına kadar fizyolojik kabul edilir. Ancak bir yaşından sonra düzelmeyen şaşılıklar için mutlaka göz doktoruna başvurulmalı. Bir yaşından önce bebeklerde Nistagmus (göz küresinin istemsiz titremesi) görüldüğünde de mutlaka bir göz doktoruna muayene ettirilmeli.</p>
<p>9- Uslu durdu hamburgeri hakketti<br />
Çocuklar mutlak suretle sağlığı ciddi şekilde tehdit eden fast food gıdalardan uzak tutulmalı! Bu ödüllendirme şekli yerine başka yöntemler seçilmeli; sinema ya da tiyatro ya götürmek gibi…</p>
<p>10- Ağladı hemen kucağıma alayım<br />
Bebeği avutmanın birçok yolu var; her ağladığında hemen kucağa almak çözüm değil. Ağladığında yanına yaklaşıp onunla konuşmak, ten temasında bulunmak, ona şarkı ya da ninni söylemek ve karnını okşamak bebeği avutabilir. Ancak sırf kucağa alışmasın diye çocuğu hiç kucağa almamak da kendini güvende hissetmemesine ve mutsuz olmasına yol açar. Bu denge iyi kurulmalı.</p>
<p>11- Daha çok küçük, yalnız yatarsa korkar<br />
Genellikle 6 aydan sonra bebeğin odasının ayrı olması uzmanlarca önerilir. Bu sınır en fazla 2 yaşa kadar uzatılabilir.</p>
<p>12- Büyükbaban uzağa gitti, geri gelecek<br />
Çocuklara ölümü anlatmak zordur. Ancak ölen kişinin geri döneceği söylenmemeli, çocuk boş bir beklentiye sokulmamalı. Ölen kişinin bir daha dönmeyeceği, cennete gittiği ve orada mutlu olduğu söylenmeli.</p>
<p>13- Çok gaz yapıyor fazla süt içmesin<br />
Çocuklarda 1 yaşından önce inek sütü kullanılmamalı. Ancak bir yıldan sonrada günlük süt tüketimi 400 CC’yi geçmemelir. Sütün içinde bulunan laktaz adlı şeker gaza yol açar. Fakat artık piyasada laktazsız sütlerde bulunabiliyor. Gaz sorunu olan çocuklara bu tip sütleri içirilebilir; ancak çözüm kesinlikle süt vermemek olmamalı!</p>
<p>14- Ayakta sallayınca hemen uykuya dalıyor<br />
Çocuğu sallayarak uyutmak tıbben önerilmiyor. Ancak halk arasında ‘ayakta sallama’ en çok kullanılan yöntem. Çocuk; hafif tarzda ve sarsmayacak şekilde sallanırsa tahribatlara yol açmaz.</p>
<p>18- Bol bol güneşlenirse kemikleri güçlenir<br />
‘Çok fazla güneşe maruz kalmak kemikleri güçlendirir’ mantığı tam olarak doğru değil. Zararlı ışınlarından etkilenmemek için güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde çocuğunuzu güneşe çıkarmayın. Güneşe çıkarken de mutlaka yüksek koruma faktörlü güneş losyonları ve kremleri sürün.</p>
<p>19- Biberon ve emziği çok seviyor<br />
Biberon ve emzik hiçbir çocuğa önerilmiyor. Biberon; bebekte ‘meme başı şaşkınlığı’na yol açıyor ve anne göğsünden soğutuyor. Mamayla beslenmek zorunda kalan bebeklerde, biberon en geç 2 yaşında bırakılmalı. Emzik de, damak yapısını bozabiliyor ve çocuğun enfeksiyon kapmasına yol açabiliyor.</p>
<p>20- Fitil vereyim, rahatlasın<br />
Çok zorda kalmadan ve doktor tavsiyesi olmadan ne fitil ne de ilaç kullanılmalı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/cocuklar-uzerinde-yapilan-klasik-20-hata.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelik Belirtileri Nelerdir</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/gebelik-belirtileri-nelerdir.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/gebelik-belirtileri-nelerdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Nov 2008 00:06:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kahramankentli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamile belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik nasıl olur]]></category>
		<category><![CDATA[hamilemiyim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/gebelik-belirtileri-nelerdir.html</guid>
		<description><![CDATA[
Acaba hamilemiyim,hamile olduğumu nasıl anlayacagım Vb gibi sorulara çözüm bulacagımız bu konuyu sonuna kadar okumanızı şiddetle tavsiye ederim.
Çoğu kadının hamileliğinin ilk bulgusu görülmeyen adet kanamasıdır. Fakat her kadın düzenli bir adete sahip olmayabilir. Adet kanamaları hastalıklar, mevsimsel değişiklikler, stresten etkilendiği için diğer belirti ve bulgularında görülmesi gerekir. En sık gözlenen belirtiler; ağrılı göğüsler, yorgunluk hissi, mide bulantısı, diğer mide şikayetleri, sık sık idrara çıkma isteği ve karında şişkinlik hissidir.
Bazı hamilelik belirtileri hamile olma olasılığınızın bulunduğunu, bazıları ise bu olasılığın yüksek olduğunu akla getirir. Hiçbir erken belirti gebeliğin kesin işareti değildir. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img246.imageshack.us/img246/1351/15013551fq6.jpg" alt="" /><br />
Acaba hamilemiyim,hamile olduğumu nasıl anlayacagım Vb gibi sorulara çözüm bulacagımız bu konuyu sonuna kadar okumanızı şiddetle tavsiye ederim.<br />
Çoğu kadının hamileliğinin ilk bulgusu görülmeyen adet kanamasıdır. Fakat her kadın düzenli bir adete sahip olmayabilir. Adet kanamaları hastalıklar, mevsimsel değişiklikler, stresten etkilendiği için diğer belirti ve bulgularında görülmesi gerekir. En sık gözlenen belirtiler; ağrılı göğüsler, yorgunluk hissi, mide bulantısı, diğer mide şikayetleri, sık sık idrara çıkma isteği ve karında şişkinlik hissidir.<br />
Bazı hamilelik belirtileri hamile olma olasılığınızın bulunduğunu, bazıları ise bu olasılığın yüksek olduğunu akla getirir. Hiçbir erken belirti gebeliğin kesin işareti değildir. Aslında hamileliği kesin kanıtlayan ilk belirti bebeğinizin kalp atışlarıdır ki bu da duyarlı Dopler ultrason ile yaklaşık 10-12′ inci haftalar arasında duyulabilir.<br />
HAMİLE OLABİLECEĞİNİZİ DÜŞÜNDÜREN İŞARETLER<br />
<span id="more-491"></span><br />
BELİRTİ ORTAYA ÇIKTIĞI ZAMAN BAŞKA OLASI NEDENLERİ<br />
Adet kesilmesi Tüm hamileliklerde Yolculuk,yorgunluk,stres,hamilelik<br />
korkusu,hormonsal sorunlar,aşırı kilo alma ya da verme, doğum kontrol hapını bırakma,emzirme<br />
Sabah bulantıları Hamile kaldıktan 2-8 hafta sonra Yiyecek zehirlenmesi,gerginlik<br />
Sık idrara çıkma Genellikle hamile kaldıktan<br />
6-8 hafta sonra İdrar yolları iltihabı,gerginlik,şeker<br />
hastalığı<br />
Sızlayan,ağrıyan,şiş göğüsler Hamile kaldıktan sonraki<br />
birkaç gün içinde Doğum kontrol hapları,adet günlerinin yaklaşması<br />
Meme ucu çevresinin koyulaşması ve meme ucu çevresindeki küçük bezlerin kabarması Hamileliğin ilk üç ayı içinde Hormonsal dengesizlik<br />
Önce göğüslerde sonra karında deri altında pembe mavi çizgiler Hamileliğin ilk üç ayında Hormonsal dengesizlik ya da önceki hamileliğin etkisi<br />
Yiyeceklere aşırı istek duyma Hamileliğin ilk üç ayı içinde Kötü beslenme,stres,adet günlerinin yaklaşması<br />
HAMİLE OLACAĞINIZA İLİŞKİN KUVVETLİ İŞARETLER<br />
BELİRTİ ORTAYA ÇIKTIĞI ZAMAN BAŞKA OLASI NEDENLERİ<br />
Rahim ve rahim ağzının yumuşaması Döllenmeden 2-8 hafta sonra Adet kanamasının gecikmesi<br />
Rahmin ve karnın genişlemesi 8-12 hafta Tümör ve fibroidler<br />
Aralıklı ve ağrısız kasılmalar Hamileliğin başında başlar, hamilelik ilerledikçe sıklığı artar Bağırsak kasılmaları<br />
Bebeğin hareketleri İlk olarak hamileliğin<br />
16-22. Haftasında fark<br />
edilir. Bağırsak gaz ya da kasılmaları<br />
KESİN HAMİLELİK BELİRTİLERİ<br />
BELİRTİ ORTAYA ÇIKTIĞI ZAMAN BAŞKA OLASI NEDENLERİ<br />
Ultrasonda bebeğin görülmesi Döllenmeden sonraki 46. Haftada  Yok<br />
Bebek kalp atışı 10-20. haftada Yok<br />
Karında hissedilen bebek hareketi 16. haftadan sonra Yok</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/gebelik-belirtileri-nelerdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>4-8 ay arasındaki bebeklerde Beslenme Ve ek gıdalar</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/4-8-ay-arasindaki-bebeklerde-beslenme-ve-ek-gidalar.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/4-8-ay-arasindaki-bebeklerde-beslenme-ve-ek-gidalar.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2008 21:52:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kahramankentli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklerde beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[ek besin]]></category>
		<category><![CDATA[ek gıdalar]]></category>
		<category><![CDATA[geçiş gıdaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/4-8-ay-arasindaki-bebeklerde-beslenme-ve-ek-gidalar.html</guid>
		<description><![CDATA[
6 aya kadar anne sütü ile beslenen bebeklere 6 aydan sonra ek gıdalarda verilmeye başlanır.Tabi bunları yaparken muhakkak bi uzmanla görüşün ondan sonra ek gıdalara geçiş yapın.Bu Dünya Sağlık Örgütü dahil tüm beslenme otoritelerinin ortak görüşüdür. Çünkü bu dönemde bebeğe verilen anne sütü veya biberon maması tek başına yeterli olmaz. Bebeğinizin besin ihtiyaçları farklılaşır, daha koyu kıvamlı gıdalar ile beslenip daha uzun süre tok kalmaya ihtiyacı vardır. Bu dönemde bebek kaşıkla beslenmeye alıştırılmalı ve çiğneme ve yutma kabiliyetleri gelişmelidir.
Ek Besinlere geçerken nelere dikkat etmeliyiz?

• Bebeğinize ilk vereceğiniz gıdanın onun tarafından ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img389.imageshack.us/img389/836/bebekmamanf0.jpg" alt="" /><br />
6 aya kadar anne sütü ile beslenen bebeklere 6 aydan sonra ek gıdalarda verilmeye başlanır.Tabi bunları yaparken muhakkak bi uzmanla görüşün ondan sonra ek gıdalara geçiş yapın.Bu Dünya Sağlık Örgütü dahil tüm beslenme otoritelerinin ortak görüşüdür. Çünkü bu dönemde bebeğe verilen anne sütü veya biberon maması tek başına yeterli olmaz. Bebeğinizin besin ihtiyaçları farklılaşır, daha koyu kıvamlı gıdalar ile beslenip daha uzun süre tok kalmaya ihtiyacı vardır. Bu dönemde bebek kaşıkla beslenmeye alıştırılmalı ve çiğneme ve yutma kabiliyetleri gelişmelidir.<br />
Ek Besinlere geçerken nelere dikkat etmeliyiz?<br />
<span id="more-487"></span><br />
• Bebeğinize ilk vereceğiniz gıdanın onun tarafından kabul edilmesini kolaylaştırmak istiyorsanız bu ilk adımı o açken atmalısınız. Vereceğiniz yiyeceği küçük bir çay kaşığına ya da parmağınızın ucuna yerleştirerek bebeğinizin dudaklarına değdirin. Bu yeni tattan hoşlanıp hoşlanmadığını kolayca anlayabilirsiniz. Eğer yiyeceği diliyle iter ve bu tavrını ikinci denemeden sonra halen devam ettirirse onu daha fazla zorlamamanızı ve bu yeni yiyeceği bir daha denemeden önce 3-4 gün beklemenizi tavsiye ederiz.<br />
• Yutma işlevinin gelişmemiş olması kaşıkla beslenmeyi güçleştirir. Bazı bebekler bu geçişi kolay yapamazlar ve kaşıkla beslenmeyi redderler. Geçiş döneminde çok sabırlı olmak gereklidir.<br />
• Yeni ve farklı gıdalara teker teker ve en az 3-5 gün ara ile başlanmalıdır. Yeni verilmeye başlanan gıdaların bebekte alerji ya da sindirim güçlüğü yaratmadığının anlaşılabilmesi için aynı anda birden fazla gıda başlanmamalıdır.<br />
• Yeni besinler önce az miktarda verilmeli zamanla miktar bir öğün oluşturacak şekilde artırılmalıdır.<br />
• Her yeni gıdada bebeğinizin kakasında bazı değişiklikler olabileceğini bilerek fazla telaşlanmamalısınız.<br />
• 12. ay sonuna kadar bebek için hazırlanan gıdalara tuz ve şeker ilave edilmemelidir.<br />
• Bebeğe verilecek bütün yiyecekler taze ve katkısız olmalıdır. Kimyasal koruyucu madde içeren konserve ve katkı maddeli hazır yiyecekleri bebeğinizin beslenmesinde kullanmamalısınız.<br />
• Bebek için her öğün taze besin hazırlamalı ve bu besinleri oda sıcaklığında uzun süre bekletmemelisiniz.<br />
• Diş çıkarma dönemi bebeğin iştahsız ve huzursuz olduğu zamanlardır. Bu dönemlerde bebek anne sütü veya biberon mamasını daha fazla almak isteyebilir. Kaşığı reddetme, bu dönemde karşılaşılabilen bir problemdir, ısrarcı olmamak gerekir. Doktorunuzla görüşerek bebeğinizin günlük besin ihtiyacını karşılayacak kadar beslenip beslenmediğini öğrenebilirsiniz.</p>
<p>Bebeğinizin İlk Gıdaları..</p>
<p>Bebeğinize ilk vereceğiniz ek gıda Pirinçli bir mama olmalıdır. Bu amaçla Milupa Sütlü Pirinçli Muhallebi Ek Besin kullanmaya başlayabilirsiniz. Milupa Sütlü Pirinçli, glutensiz yapısı, küçük mideler için kolay sindirilebilir özellikte olması ve içeriğindeki Milupa Aptamil sütü ilavesiyle bebeğiniz için katı gıdalara geçişte en uygun besinlerden biridir. Dilerseniz evde kendiniz kullandığınız devam maması ile pirinç unu muhallebisi yapabilirsiniz.</p>
<p>Pirinçli mamadan sonra bebeğe başlanacak ek besin sebze çorbası olmalıdır. Genellikle öğlen öğünlerinde tercih edebilirsiniz. Milupa Sütlü Karışık Sebzeli, Milupa Aptamil sütüyle bebeğinizin kalsiyum ihtiyacını karşılarken, içerdiği sebzelerle güçlü vitamin ve mineral desteği sağlar. Kendiniz de evde bebeğiniz için sebze çorbası yapabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/4-8-ay-arasindaki-bebeklerde-beslenme-ve-ek-gidalar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebekler için ayakkabı alırken dikkat edilmesi gerekenler</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/bebekler-icin-ayakkabi-alirken-dikkat-edilmesi-gerekenler.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/bebekler-icin-ayakkabi-alirken-dikkat-edilmesi-gerekenler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 08 Nov 2008 18:27:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kahramankentli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bebek ayakkabısı]]></category>
		<category><![CDATA[bebek ayyabısında önem verilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[bebekler için ayakkabı]]></category>
		<category><![CDATA[gerekli şeyler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/bebekler-icin-ayakkabi-alirken-dikkat-edilmesi-gerekenler.html</guid>
		<description><![CDATA[Bir bebek dogdugunda yaklaşık 186  bin kilometrelik yolculupa başlar.Bu yolculuğun en sağlıklı şekilde başlayabilkmesi için bebeklerin ayaklarının sağlıklı olması gerekir.Bunun için yapılması gereken en önemli şeylerden biride bebeğin ayakkabısının sağlık açısından önem teşkil etmesidir.

Uzmanlar ayakların normal bir şekilde gelişmesi ve güçlenmesi için küçük çocukların iç mekanlarda çıplak ayakla veya kaymaz çoraplarla dolaşmasını tavsiye ediyorlar.
Küçük ayaklara ayakkabı giydirme zamanı geldiğinde ise, anne-babaların esnek ancak ayak kemik ve kaslarının doğru gelişimini destekleyen ve aynı zamanda da rahatlık ve denge sağlayan ayakkabıları tercih etmeleri gerekiyor.

Doğru ayakkabı nasıl olmalı?
Yürümeyi zorlaştırabilecek sert, esnemeyen ayakkabılardan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir bebek dogdugunda yaklaşık 186  bin kilometrelik yolculupa başlar.Bu yolculuğun en sağlıklı şekilde başlayabilkmesi için bebeklerin ayaklarının sağlıklı olması gerekir.Bunun için yapılması gereken en önemli şeylerden biride bebeğin ayakkabısının sağlık açısından önem teşkil etmesidir.<br />
<img src="http://img77.imageshack.us/img77/9321/bbfzn0.png" alt="" /><br />
Uzmanlar ayakların normal bir şekilde gelişmesi ve güçlenmesi için küçük çocukların iç mekanlarda çıplak ayakla veya kaymaz çoraplarla dolaşmasını tavsiye ediyorlar.<br />
Küçük ayaklara ayakkabı giydirme zamanı geldiğinde ise, anne-babaların esnek ancak ayak kemik ve kaslarının doğru gelişimini destekleyen ve aynı zamanda da rahatlık ve denge sağlayan ayakkabıları tercih etmeleri gerekiyor.<br />
<span id="more-466"></span><br />
Doğru ayakkabı nasıl olmalı?</p>
<p>Yürümeyi zorlaştırabilecek sert, esnemeyen ayakkabılardan kaçının.</p>
<p>Çocukların ayakları hızla büyür; her üç-dört ayda bir ayaklarının ölçülmesi ve yeni ayakkabıların alınması gerekir.</p>
<p>Ayakkabı alırken her iki tekini de deneyin ve daha büyük olan ayağa en iyi uyan ayakkabıyı alın.</p>
<p>Denetirken ayağına ayakkabıları giydirirken kullanacağınız çoraplarla aynı türden bir çorap giydirin.</p>
<p>Çocuğunuz yeni bir ayakkabıyı bir süre giydikten sonra ayaklarında herhangi bir kızarıklık ya da hassasiyet olup olmadığını kontrol edin.</p>
<p>Parmak uçları ile ayakkabının burnu arasında parmakların hareket edebileceği, yaklaşık başparmak genişliğinde bir boşluk kalmalı.</p>
<p>Ayakkabının herhangi bir noktadan baskı ya da tahrişe yol açıp açmadığını anlamak için çocuğu mağazanın içinde biraz dolaştırın.</p>
<p>Deri ayakkabıları tercih edin. Naylon, plastik ya da kauçuk gibi sentetik malzemeler ayağın havalanmasına izin vermez ve bu da mantar enfeksiyonları ve tırnak sorunlarına yol açabilir.</p>
<p>Ayakkabının yüzünün çocuğun parmak ve tırnaklarına baskı yapmamasına dikkat edin</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/bebekler-icin-ayakkabi-alirken-dikkat-edilmesi-gerekenler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuğum Erken Uyumuyor diyorsanız</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/cocugum-erken-uyumuyor-diyorsaniz.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/cocugum-erken-uyumuyor-diyorsaniz.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Oct 2008 21:45:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kahramankentli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar nasıl erken uyur]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların erken uyuması]]></category>
		<category><![CDATA[erken uyumak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/cocugum-erken-uyumuyor-diyorsaniz.html</guid>
		<description><![CDATA[Çocukların düzenli uyuyup dinlemneye çok ihtiyacları vardır.ancak çogu kadının şikayeti çocugunun erken uyumamasıdır.Okul, spor ve günün diğer bölümlerindeki aktivitelerde verimli olabilmeleri için bu gereklidir.. Peki zamanında yatağına gitmeyen çocuklara bu alışkanlığı nasıl kazandırmalısınız?
İşte çocuğunuzun zamanında yatağına gitmesini sağlayacak tavsiyeler.

Çocuklarınızın yemeğini yatmadan birkaç saat önce yedirin. Yatmadan hemen önce birşeyler yedirmek doğru değildir çünkü çocuğunuz yediklerini sindirmek ve eritmek için hareketlenecektir.
Her gece için tutarlı bir yatma saati oluşturun. Çocuklar için tercih edilen en popüler uyku zamanı 20: 00′dir. Seçtiğiniz yatma saati ne olursa olsun, çocuğunuzu hep bu saatte yatırmaya ve bir ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukların düzenli uyuyup dinlemneye çok ihtiyacları vardır.ancak çogu kadının şikayeti çocugunun erken uyumamasıdır.Okul, spor ve günün diğer bölümlerindeki aktivitelerde verimli olabilmeleri için bu gereklidir.. Peki zamanında yatağına gitmeyen çocuklara bu alışkanlığı nasıl kazandırmalısınız?<br />
İşte çocuğunuzun zamanında yatağına gitmesini sağlayacak tavsiyeler.<br />
<img src="http://img111.imageshack.us/img111/2761/76676586jx8.jpg" alt="" /><br />
Çocuklarınızın yemeğini yatmadan birkaç saat önce yedirin. Yatmadan hemen önce birşeyler yedirmek doğru değildir çünkü çocuğunuz yediklerini sindirmek ve eritmek için hareketlenecektir.<br />
Her gece için tutarlı bir yatma saati oluşturun. Çocuklar için tercih edilen en popüler uyku zamanı 20: 00′dir. Seçtiğiniz yatma saati ne olursa olsun, çocuğunuzu hep bu saatte yatırmaya ve bir sat önceden oyun gibi oyalayıcı şeyleri azaltmaya çalışın.<br />
Çocuğunuzun yatma zamanına yakın onunla herhangi bir aktivite planlamayın. Çocuğunuzun zamanında uyuması için bazı aktiviteleri kaçırmayı göze alacaksınız.<br />
<span id="more-445"></span><br />
Çocuğunuz yatmadan en az 1 saat önce banyo yaptırın ve suyun içinde rahatlaması için zaman tanıyın. Banyodan sonra kaslarını rahatlatan ve uykusunu getiren bir masaj uygulayın.<br />
Onu yatağına götürürken uykusunu getiren hafif bir müzik açın. Onun uykusunu getiren favori masallarını okuyun. Bu tür şeyler çocuğunuzun her gece yatağına heyecan içinde gitmesini ve çocuklarınızla hoşça vakit geçirmenizi sağlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/cocugum-erken-uyumuyor-diyorsaniz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tüp Bebek işleminde Yumurta toplama</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/tup-bebek-isleminde-yumurta-toplama.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/tup-bebek-isleminde-yumurta-toplama.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 25 Oct 2008 14:29:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kahramankentli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlığa çare]]></category>
		<category><![CDATA[tüp bebek]]></category>
		<category><![CDATA[tüp bebek yöntemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/tup-bebek-isleminde-yumurta-toplama.html</guid>
		<description><![CDATA[Bebeği olmayan çiftler bir çok yontem denemektedir.Bu yontemlerden en bilineni ve en fazla uygulananıda tüp bebektir.Tüp bebek yontemindeki uygulamalardan biride yumurta toplama işlemidir
OPU vajinal ultraonografi ile oldukça kolay ve konforlu bir şekilde gerçekleşmektedir. Hasta jinekolojik muayene pozisyonunda yatar ve üzeri steril örtüler ile örtüldükten ve vajina temizliği yapıldıktan sonra lokal anestezi vajinaya uygulanır ve ardından vajinal ultrosonsgrafiye başlanır.

Vajinal uktrosonografi probu üzerinde bulunan, kılavuz içinde geçirilen bir iğne ile overlere ulaşılır. Her bir follikül çine girilerek içeriği özel bir aspiratör yardımı ile boşaltılır. Alınan sıvı hemen labarotuara yollanarak yumurta içirip içermediği ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bebeği olmayan çiftler bir çok yontem denemektedir.Bu yontemlerden en bilineni ve en fazla uygulananıda tüp bebektir.Tüp bebek yontemindeki uygulamalardan biride yumurta toplama işlemidir<br />
OPU vajinal ultraonografi ile oldukça kolay ve konforlu bir şekilde gerçekleşmektedir. Hasta jinekolojik muayene pozisyonunda yatar ve üzeri steril örtüler ile örtüldükten ve vajina temizliği yapıldıktan sonra lokal anestezi vajinaya uygulanır ve ardından vajinal ultrosonsgrafiye başlanır.<br />
<img src="http://img185.imageshack.us/img185/1875/25484fd0.jpg" alt="" /><br />
Vajinal uktrosonografi probu üzerinde bulunan, kılavuz içinde geçirilen bir iğne ile overlere ulaşılır. Her bir follikül çine girilerek içeriği özel bir aspiratör yardımı ile boşaltılır. Alınan sıvı hemen labarotuara yollanarak yumurta içirip içermediği mikroskop altında incelenir, eğer yumurta hücresi varsa ayrılır. Eğer follikülden yumurta elde edilemez ise aynı iğne içinden özel sıvı verilerek follikül boşluğu yıkanır ve içinde kalmış olabilecek yumurta alınmaya çalışılır. Bu şekilde tüm folliküller aspire edilinceye kadar işleme devam edilir. Her iki yumurtanın aspire edilmesi yaklaşık 15-30 dakika sürer. Işlem sonrası hasta dinlenme odasına alınarak bir süre istirahat etmesi sağlanır.</p>
<p><span id="more-424"></span></p>
<p>Lokal anesteziyi tolere edemeyen, ya da yumurtalıkların ve/veya folliküllerin özel durumu nedeni ile işlemin teknik olarak zor geçeceği düşünülen vakalarda genel anestezi tercih edilebilir. Bazen follikül sayısı fazla olmasına karşın içlerinde yumurta hücresi çıkmaz. Boş follikül sendromu adı verilen bu durumun en önemli nedenlerinde biri hatanın hCG yaptırmak ve 24 saat sonra OPU işlemini diğer yumurtalıkta tekrarlamaktır.</p>
<p>OPU işlemi sırasında aspire edilen follikül içeriği hemen labaratuara gönderilir. Özel bir mikroskop ile incelenen bu sıvının içinde bulunan yumurta kültür sıvısının içine konarak inkübatöre kaldırılır. İnkübatör, sıcaklığı 37 C, karbondioksit oranını da %5-6 düzeyinde sabit tutar. Olgun yumurta hücreleri 4-6 saat sonra döllenme için hazır hale gelmektedir. KOH sonrası çapı 18-22 mm arasında olan folliküllerin yaklaşık %80’inden döllenmeye uygun yumurta elde edilebilmektedir.</p>
<p>FERTİLİZASYON (Döllenme)</p>
<p>Kadından oositlerin (yumurta) toplandığı esnada erkek de sperm verir. Sperm alınması için en ideal yöntem mastürbasyondur. Menisinde canlı sperm bulunmayan kişilerde ise cerrahi olarak sperm alınır. Elde edilen meni özel bir kap içersine alınır ve likefiye olması(sıvılaşması) belklenir. Likefiye olan meni , sperm sayısı, hareketliliği ve şekli yönünden incelenir.</p>
<p>Tüp bebek planlanan hastalarda en önemli kriter hareketli sperm sayısıdır. Incelenen sperm döllenme için hazırlanır. Sperm hazırlanmaı iki nedenden dolayı önemlidir. Bunkardan birincisi menide bulunan yabancı proteinleri, temizlemek, ilncisi ise bazı reaksiyonları tetikleyerek spermin hiperakif olmasını sağlamaktır.</p>
<p>Yumurta kültürü ve sperm hazırlanması tamamlandıktan sonra fertilizasyon işlemine geçilir. Spermler ile yumurtalar bir arada bırakılırlar. Her bir yumurta hücresi için 20.000 sperm kullanılır. Sperm parametrelerinin bozuk olduğu durumlarda bu sayı arttırılabilir. Erkek faktörü varlığında veya nedeni açıklanamamış infertilite olgularında mikroenjeksiyon (ICSI) tercih edilmelidir. Işlemden 16-18 saat sonra döllenme olup olmadığı kontrol edilir. Döllenmiş yumurtada tek olan hücre sayısı ikiye çıkmıştır Döllenmiş yumurtalar tekrar kültür ortamına konur ve ileri aşamalara ulaşmalaları beklenir. Uygun aşamaya gelindiğinde embriyolardan kaliteli olanlarından belirli sayıda alınarak kadının rahmi içine transfer edilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/tup-bebek-isleminde-yumurta-toplama.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebekler için anne sütü..</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/bebekler-icin-anne-sutu.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/bebekler-icin-anne-sutu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Oct 2008 20:34:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kahramankentli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[anne sütü]]></category>
		<category><![CDATA[anne sütündeki fayda]]></category>
		<category><![CDATA[anne sütütnü faydası]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/bebekler-icin-anne-sutu.html</guid>
		<description><![CDATA[Bebekler için en yararlı ve doğal besin maddesi olan anne sütünü artırmak,Bebeginizin daha iyi doyması ve sağlıklı olması için çok önenmlidir.

Annenin hasta olup emzirmeyi kesmesi, bebeğin hasta olması, bebeğin yapay beslenmeye geçiş yapması gibi nedenlerle annenin sütü azalmış ise arttırmaya ihtiyac vardır, tekrar başlamak isteyebilir. Emzirmeye tekrar başlama durumuna Relaktasyon (tekrar emzirme) denir. Bundan sonra anne bebeğini çok dikkat etmeli, bol Sıvı almalı her şeyden önce emzirmeyi çok istemelidir. Ancak bu koşulda sütünü yeniden başlatabilir. Memeyi yeni bırakmış bebeğin yeniden emzirilmesi uzun zaman önce meme emmeye başlamasından birkaç Gün sonra ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bebekler için en yararlı ve doğal besin maddesi olan anne sütünü artırmak,Bebeginizin daha iyi doyması ve sağlıklı olması için çok önenmlidir.<br />
<img src="http://img169.imageshack.us/img169/3759/14042746nn4.jpg" alt="" /><br />
Annenin hasta olup emzirmeyi kesmesi, bebeğin hasta olması, bebeğin yapay beslenmeye geçiş yapması gibi nedenlerle annenin sütü azalmış ise arttırmaya ihtiyac vardır, tekrar başlamak isteyebilir. Emzirmeye tekrar başlama durumuna Relaktasyon (tekrar emzirme) denir. Bundan sonra anne bebeğini çok dikkat etmeli, bol Sıvı almalı her şeyden önce emzirmeyi çok istemelidir. Ancak bu koşulda sütünü yeniden başlatabilir. Memeyi yeni bırakmış bebeğin yeniden emzirilmesi uzun zaman önce meme emmeye başlamasından birkaç Gün sonra annenin sütünde düzenli artış görülecektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/bebekler-icin-anne-sutu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşırı Stres erken doğum sebebi</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/asiri-stres-erken-dogum-sebebi.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/asiri-stres-erken-dogum-sebebi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Oct 2008 20:28:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kahramankentli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı stress]]></category>
		<category><![CDATA[erken doğum]]></category>
		<category><![CDATA[erken doğuma sebep]]></category>
		<category><![CDATA[stress doğum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/asiri-stres-erken-dogum-sebebi.html</guid>
		<description><![CDATA[Hamilesiniz , kilolar yavaş yavaş ortaya çıktı,ya bebegim sağlıklı doğmazsa vs.. şeyleri düşünerek kendinizi strese sokmayın.Çünkü bu durum hem sizin hemde bebeğiniz için iyi degildir.Sonucu erken doğuma kadar varabiliyor.

Stresin hamilelik üzerindeki etkisi hakkında bilgi veren Dr. Mumcu, &#8220;Yapılan bazı çalışmalar yüksek orandaki stressin erken doğum ve düşük doğum ağırlıklı bebek dünyaya getirme riskini arttırdığını göstermektedir. Son zamanlarda araştırmacılar stresin hangi mekanizmalar ile bu sonuca neden olduğunu araştırmaktadırlar. 1999 yılında Kaliforniya Üniversitesi Los Angeles Tıp Fakültesi&#8217;nde yapılan bir araştırmada, hamileliklerinin 18-20. haftasında yoğun stres yaşadıklarını ifade eden kadınların kan dolaşımında kortikotropin ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hamilesiniz , kilolar yavaş yavaş ortaya çıktı,ya bebegim sağlıklı doğmazsa vs.. şeyleri düşünerek kendinizi strese sokmayın.Çünkü bu durum hem sizin hemde bebeğiniz için iyi degildir.Sonucu erken doğuma kadar varabiliyor.<br />
<img src="http://img262.imageshack.us/img262/7834/bebekkq2.jpg" alt="" /><br />
Stresin hamilelik üzerindeki etkisi hakkında bilgi veren Dr. Mumcu, &#8220;Yapılan bazı çalışmalar yüksek orandaki stressin erken doğum ve düşük doğum ağırlıklı bebek dünyaya getirme riskini arttırdığını göstermektedir. Son zamanlarda araştırmacılar stresin hangi mekanizmalar ile bu sonuca neden olduğunu araştırmaktadırlar. 1999 yılında Kaliforniya Üniversitesi Los Angeles Tıp Fakültesi&#8217;nde yapılan bir araştırmada, hamileliklerinin 18-20. haftasında yoğun stres yaşadıklarını ifade eden kadınların kan dolaşımında kortikotropin salgılatıcı Hormon (CRH) adı verilen bir Hormonun yüksek oranda bulunduğu saptanmıştır. Aynı çalışmada yüksek miktarlardaki CRH&#8217;nin erken doğum ile ilişkisinin olabileceği gösterilmiştir&#8221; açıklamasında bulunuyor. Aynı bulguların başka araştırmalar tarafından da desteklendiğini bildiren Dr. Mumcu, meydana gelen süreci şöyle özetliyor:<span id="more-402"></span><br />
&#8220;Beyin ve plasenta tarafından üretilen CRH doğum eylemi ile yakından ilgilidir. CRH vücutta prostoglandin adı verilen ve rahim kasılmalarına yol açan bazı Maddelerin salınmasını tetikler. CRH, stres ortaya çıktığında beyinden salgılanan ilk hormondur. Erken doğan bebeklerin kilolarının düşük olması normaldir. Ancak stres, zamanında doğan bebeklerin kilolarının da olması gerekenden daha düşük olmasına yol açmaktadır. CRH ve benzeri stres hormonları, plasentaya giden damarlarda daralmaya neden olarak bebeğe daha az Oksijen ve besin maddesi gitmesine neden olmaktadırlar. Bu durum, bebeklerdeki gelişme geriliğinin sebebi olabilir&#8221;<br />
Öte yandan yaşanan stresin anne adayının davranış ve alışkanlıklarının değişmesine neden olarak erken doğum ve düşük doğum kilosuna yol açabildiğinin altını çizen Mumcu, &#8220;Örneğin yüksek oranda stres yaşayan bir kadın Sağlıklı yaşam koşullarına dikkat etmeyebilir, yeterli ve düzgün beslenmeyebilir ve hatta alkol-sigara gibi hamilelik üzerinde olumsuz etkileri olduğu kanıtlanmış alışkanlıklar edinebilir. Bu alışkanlıklar sadece erken doğum ve düşük doğum ağırlığına değil bebekte bazı yapısal anomalilere de yol açabilir&#8221; uyarısında bulunuyor.</p>
<p>STRES VE GEBELİK KOMPLİKASYONLARI<br />
Yapılan çalışmaların stresin bazı gebelik komplikasyonları ile de ilgisinin olabileceğini gösterdiğinin altını çizen Dr. Mumcu, &#8220;Finlandiya&#8217;da yapılan bir araştırmada, gebeliklerinin erken döneminde yoğun stres yaşayan kadınlarda gebeliğe bağlı yüksek tansiyon ve preeklempsinin yaklaşık 3 kat daha fazla görüldüğü saptanmıştır. 1995 yılında Kaliforniya&#8217;da yapılan bir başka çalışma ise yoğun stresin düşük riskini 2-3 kat arttırdığını ve bu artışın 32 yaşından büyük kadınlarda daha belirgin olduğunu ortaya koymuştur&#8221; diyor.<br />
&#8220;Hamilelik süreci hem kadın hem de ailesi için özel ve farklı bir dönemdir&#8221; diyen Mumcu, bu dönemde hamile kadının vücudunda, duygularında, ve yaşam tarzında değişiklikler meydana geldiğini ifade ediyor. Bu değişiklikler yaşam kavgası içinde iş ve Aile yaşantısında pek çok zorluk yaşayan kadına yeni stresler ekliyor. Ancak stresin her zaman sanıldığı kadar kötü değil olmadığını da söyleyen Mumcu, &#8220;Uygun şekilde üzerine gidildiği taktirde stres, insanlara yaşam mücadelesinde heves ve güç verebilir. Stres kaynakları ile baş edebildiğini düşünen insan, buna hamile kadınlar da dahildir, kendini enerjik ve güçlü hisseder. Böyle bir kadın ev ve iş yaşantısında üzerine düşen görevleri daha kolaylıkla yerine getirebilir ve stresten kaynaklanan sağlık sorunlarına daha az maruz kalır&#8221; diyor. Buna karşılık stres rahatsız edici boyutlara ulaştığında bütün insanlar için olduğu gibi hamile bir kadın için de zararlı olabiliyor. Mumcu&#8217;nun bildirdiğine göre, aşırı stres kısa dönemde halsizlik, yorgunluk, uykusuzluk, anksiyete, iştahta artma ya da azalma, baş ve sırt ağrılarına yol açabilir. Yüksek düzeyde stres uzun süre devam ettiğinde enfeksiyonlarla başa çıkma yeteneğinde azalma, yüksek tansiyon ve kalp hastalıkları gibi problemleri beraberinde getirebilir. Mumcu, &#8220;Hamileliğe bağlı ortaya çıkan bulantı, kusma, sık idrara çıkma, bel ağrısı, ellerde ve ayaklarda şişlikler gibi belirtiler hamile kadın için stres kaynağı olabilir. Hamilelik sürecinde ortaya çıkan hormonal değişimler kadının psikolojik durumunda ve mizacında değişikliklere neden olabilir&#8221; diyor</p>
<p>DOĞUMLA İLGİLİ ENDİŞE DE STRESİ ARTIRIYOR<br />
Hamile kadın ve eşini strese sokan önemli bir faktörün de bebeklerinin sağlık durumu olduğunu dile getiren Mumcu, &#8220;Bebeğin sağlıklı olup olmadığı hemen hemen tüm kadınlarının zihnini tüm hamilelik süreci boyunca meşgul eder. Bununla birlikte özellikle ilk hamileliğini yaşayanlar, doğum süreci ve doğum şekli ile ilgili olarak da sıkıntılar yaşarlar. Kadınların pek çoğu doğum sancıları ile başa çıkamayacağını, rahat ve güzel bir doğum yapamayacağını ve bebeğine zarar verebileceğini düşünür&#8221; diyor. Mumcu, anne-baba adaylarını endişelendiren bir başka konuyu ise şöyle ifade ediyor:<br />
&#8220;Bebeğin doğumu ve sonrasındaki harcamalar sırasında sıkıntı yaşayacakları korkusu geleceğin ebeveynlerini huzursuz eder. Özellikle son yıllarda tüm dünyada yaşanan ekonomik krizler nedeniyle işsiz kalma korkusunun da eklenmesi, yaşanan stresin artmasına neden olmuştur&#8221;<br />
Tüm bu streslerin eğer riskli bir gebelik söz konusuysa arttığını kaydeden Mumcu, &#8220;Hamileliğin getirdiği yüksek risk nedeni ile işinden ayrılmak zorunda kalan, hele hele yatağa bağlanmak zorunda kalan kadın için önündeki dönem oldukça zor geçecektir&#8221; diyor. Her bireyin farklı durum ve davranışları stres kaynağı olarak gördüğünü hatırlatan Mumcu, şunları ifade ediyor:<br />
&#8220;Birisi için eğlenceli olan bir durum diğeri için stres kaynağı olabilir. Benzer şekilde bireylerin strese verdiği cevap da farklıdır. Kentucky Üniversitesi Tıp Fakültesi&#8217;nde yapılan bir araştırmada, kan basınçları normal olan hamile kadınlara bir matematik problemi sorulmuş ve daha sonra kan basınçları ölçülmüş. Kan basıncındaki artışın daha fazla olduğu kadınlarda hamileliğin ilerleyen dönemlerinde erken doğum ve fetal gelişim geriliğinin daha sık ortaya çıktığı saptanmış. Bu öncü çalışmanın sağladığı bulgular stres kaynakları ve bunlarla mücadele teknikleri konusunda yeni çalışmaların yapılmasına ön ayak olabilir.&#8221;</p>
<p>STRESİ ALATMA TAVSİYESİ<br />
Dr. Mumcu, stresi azaltma konusunda şu tavsiyelerde bulunuyor:<br />
&#8220;Her hamile kadın özel ve iş yaşantısındaki stres kaynaklarını belirlemeli ve bunlarla mücadele yöntemleri geliştirmeye çalışmalıdır. Hamile olsun ya da olmasın her kadın eğer sağlıklı ve güçlü ise stres ile daha kolay mücadele edebilir. Bu nedenle hamile bir kadın sağlıklı beslenmeli, yeteri kadar uyumalı, Alkol ve sigaradan uzak durmalı ve egzersiz yapmalıdır. Egzersiz kadının güçlü olmasını sağlar ve yorgunluk, halsizlik ve bel ağrıları gibi hamilelik ile ilgili rahatsızlıkların görülme sıklığını azaltır.&#8221;<br />
Eş, aile ve iş arkadaşlarının desteğinin önemine de dikkat çeken Mumcu, &#8220;Bu kişiler hamile kadına duygusal açıdan destek olabilecekleri gibi, işlerinde yardımcı olarak da kadının yaşadığı stressin azalmasına yardımcı olabilirler&#8221; diyor. Hamilelikte önerilen bazı stres ile mücadele teknikleri bulunduğunun kaydeden Mumcu, hamilelik sürecinde stresle başa çıkma yollarına şöyle sıralıyor:<br />
&#8220;Özellikle gevşeme teknikleri doğum sırasında da kadına yardımcı olur. Bebeğinizin ve kendinizin sağlığı için gevşeyin. Dinlenmek için Gün içinde kendinize zaman ayırın. Rahat bir pozisyon alın. Telefon ve Televizyon gibi cihazların olmadığı bir odada uzanın. Zihinsel olarak kendinizi hazırlayın. Aklınızdan her şeyi çıkartarak gevşemeye çalışın. Soluk alıp verişiniz üzerine odaklanın. Karnınızdan (göğsünüzden değil) nefes alıp verin. Yavaş, derin ve ritmik bir şekilde soluk alıp verin. Kaslarınızı dinleyin ve onları gevşetmeye çalışın. Kendinizi huzur verici bir yerde düşleyin. Bebeğinize güzel sözler fısıldayın. Bunları her gün 20-30 Dakika süreyle yapın.&#8221;<br />
Aşırı Stres Erken Doğum Riskini Artırıyor</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/asiri-stres-erken-dogum-sebebi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İyot Bebek Zihnini geliştiriyor</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/iyot-bebek-zihnini-gelistiriyor.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/iyot-bebek-zihnini-gelistiriyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Oct 2008 12:00:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kahramankentli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bebeğin zekası]]></category>
		<category><![CDATA[bebeğin zihni]]></category>
		<category><![CDATA[iyot]]></category>
		<category><![CDATA[iyotlu tuz]]></category>
		<category><![CDATA[iyotlu yiyecek]]></category>
		<category><![CDATA[zeki bebek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/iyot-bebek-zihnini-gelistiriyor.html</guid>
		<description><![CDATA[Anne adaylarının mevsim dışı sebze &#8211; meyve yemesi ve az pişmiş et yemesi kesinlikle önerilmiyor.Bebegin saglıgı için mevsimlik sebze meyveler ve iyi pişmiş et yenmesi gerekiyor.çocugun zihni için iyotlu yiyecek tüketmeye dikkat edelim.

Doruk Sağlık Grubu bünyesinde her ay düzenlenen &#8220;Gebelikte Sağlıklı Beslenme&#8221; konulu seminere katılan farklı hamilelik dönemlerindeki bayanlara Doruk Sağlık Grubu Diyetisyenlerinden Rabia Kaya, önemli uyarılarda bulundu.

Gebelerde ve bebeklerde yetersiz Beslenmeyle ilgili sağlık sorunlarına dikkat çeken Kaya, &#8220;Yetersiz demir alımı ve demir emilimini güçleştiren faktörlerin diyette fazla bulunması anne ve bebekte Anemi rahatsızlığına yol açıyor. Yetersiz alınan folik Asit ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Anne adaylarının mevsim dışı sebze &#8211; meyve yemesi ve az pişmiş et yemesi kesinlikle önerilmiyor.Bebegin saglıgı için mevsimlik sebze meyveler ve iyi pişmiş et yenmesi gerekiyor.çocugun zihni için iyotlu yiyecek tüketmeye dikkat edelim.<br />
<img src="http://img253.imageshack.us/img253/7201/bebek20resimleri2020005gr2.jpg" alt="" /><br />
Doruk Sağlık Grubu bünyesinde her ay düzenlenen &#8220;Gebelikte Sağlıklı Beslenme&#8221; konulu seminere katılan farklı hamilelik dönemlerindeki bayanlara Doruk Sağlık Grubu Diyetisyenlerinden Rabia Kaya, önemli uyarılarda bulundu.<br />
<span id="more-393"></span><br />
Gebelerde ve bebeklerde yetersiz Beslenmeyle ilgili sağlık sorunlarına dikkat çeken Kaya, &#8220;Yetersiz demir alımı ve demir emilimini güçleştiren faktörlerin diyette fazla bulunması anne ve bebekte Anemi rahatsızlığına yol açıyor. Yetersiz alınan folik Asit bebeklerde Nöral Tüp Defekti hastalığının tetikleyicisi oluyor&#8221; dedi.<br />
İyotlu Tuz kullanılmasının önemine dikkat çeken Kaya, &#8220;İyot, bebeklerin anne karnında bulundukları süre içerisinde zihinsel gelişimleri açısından oldukça önemli. Yetersiz alınan iyot zihinsel yönden gelişmemiş bebek riskini arttırıyor.<br />
Ancak yemeklerde kullanılan tuz miktarında aşırıya kaçılmaması gerekiyor. Ayrıca mevsim dışı sebze ve meyvelerden kaçınılmalı. Hamileler, özellikle az pişmiş etlerden uzak durmalı, şekerli, Unlu ve yağlı besinleri de olabildiğince az tüketmeye özen göstermeli&#8221; diye konuştu.<br />
&#8220;Gebelikte yeterli ve dengeli beslenmede temel kural, her ana öğünde dört besin grubundaki besinlerden bir tanesini öğünlere eklemektir&#8221; diyen Kaya, besin piramidinin Türkiye&#8217;ye uyarlanmış hali olan &#8220;besin yoncası&#8221; ile ilgili şu bilgileri verdi:<br />
&#8220;Besin yoncasında süt ve süt ürünleri grubundan özellikle kemik erimesini önlemesi açısından en az 3 porsiyon, A, B, C, E vitaminleri, kalsiyum ve demir içeren sebze ve meyve grubundan 5-7 porsiyon, Protein grubundan demir ve çinko alımı için 4 porsiyon, B vitaminlerinin tümünü içeren karbonhidrat grubundan ise 12-14 değişimli porsiyonlar halinde tüketilmeli.<br />
Besin tüketim miktarlarının yaş, cinsiyet, fiziksel aktivite, büyüme, gelişme ve emzirme durumlarına göre değişiyor.&#8221;<br />
Hamile kadınların besin çeşitliliğine özen göstermesi gerektiğini vurgulayan Kaya, öğünlerin az az ve sık sık olması, Günde en az 2 Litre Su ve Sıvı besinlerin tüketilmesi, besinlerin haşlama sularının pişirme sırasında dökülmemesi, yemeklerde sıvı yağ çeşitlerinin kombinasyon halinde kullanılması ve oluşabilecek parazitlere karşı el temizliğine özen gösterilmesi konuları üzerinde durdu.(iha)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/iyot-bebek-zihnini-gelistiriyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rahat Hamilelik için yoga yapın</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/rahat-hamilelik-icin-yoga-yapin.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/rahat-hamilelik-icin-yoga-yapin.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Oct 2008 15:20:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kahramankentli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[gebe yoga]]></category>
		<category><![CDATA[genbelik]]></category>
		<category><![CDATA[hamile]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelk sıkıntısı]]></category>
		<category><![CDATA[yoga dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[yoga yapmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/rahat-hamilelik-icin-yoga-yapin.html</guid>
		<description><![CDATA[Çogu kadın hamile oldugunu duyunca sevinir.Diğer yandanda hamimelik zamanındaki sıkıntıları düşünerek üzülür.ama bu sıkıntılardan kurtulmak hiçte zor degildir.Yoga ile bu sıkıntıları çekmyebilir veya en aza indirebilirsiniz.

Hamilelere uygun asanalar (duruşlar), meditasyon ve nefes tekniklerinin faydalarından bazıları
• Doğru vücut duruşu öğrenildikçe, kendinizi ve büyümekte olan karnınızı daha düzgün taşıyabilirsiniz. Bu fiziksel faydaların yanında yoga, kendinize duyduğunuz güven ve beğeniyi artırır, aynı zamanda bebeğin daha sağlıklı gelişmesini sağlar.;
• Anne adayı bu döneme uygun müzik ve ninniler ile yapılan meditasyon çalışmalarında, bebeğini daha çok hissetme, onun varlığının daha çok farkında olma şansını yakalar, böylece ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çogu kadın hamile oldugunu duyunca sevinir.Diğer yandanda hamimelik zamanındaki sıkıntıları düşünerek üzülür.ama bu sıkıntılardan kurtulmak hiçte zor degildir.Yoga ile bu sıkıntıları çekmyebilir veya en aza indirebilirsiniz.<br />
<img src="http://img75.imageshack.us/img75/2707/34157843si1.jpg" alt="" /><br />
Hamilelere uygun asanalar (duruşlar), meditasyon ve nefes tekniklerinin faydalarından bazıları<br />
• Doğru vücut duruşu öğrenildikçe, kendinizi ve büyümekte olan karnınızı daha düzgün taşıyabilirsiniz. Bu fiziksel faydaların yanında yoga, kendinize duyduğunuz güven ve beğeniyi artırır, aynı zamanda bebeğin daha sağlıklı gelişmesini sağlar.;<br />
• Anne adayı bu döneme uygun müzik ve ninniler ile yapılan meditasyon çalışmalarında, bebeğini daha çok hissetme, onun varlığının daha çok farkında olma şansını yakalar, böylece bu muhteşem dönem zor bir olay olmaktan çıkıp keyifli bir hal alır. <span id="more-376"></span></p>
<p>• Hamileliğin sebep olduğu pelvik eğimin artmasını sınırlayarak, yol açabileceği bel ağrılarını azaltır.</p>
<p>• Hamileyken özellikle uyku pozisyonlarının yaratacağı rahatsızlıklar, omurgaya kazandırılacak hafif bir esneklikle çok azalacaktır. </p>
<p>• Tüm vücutta kan ve oksijen dolaşımını düzenleyerek, el ve ayak bileklerindeki şiş ve ödemlere engel olur.</p>
<p>• Bebek karında büyürken, sindirim sisteminin baskılanması ile oluşan sıkıntılar giderilir.</p>
<p>• Normal doğum isteyenler için gerekli olacak odaklanma, kas gücü ve kontrolü sağlar.</p>
<p>• Unutmayın ki bebekler düşünmüyorlar sadece hissediyorlar; kalp atışları, kan dolaşımı, sindirim ve nefesinizi duyuyorlar. Yoga çalışmaları tüm bunları düzenlediği gibi özellikle derin, etkili ve doğru nefes almanızı sağlayarak, hem sizi hem bebeğinizi stresten uzak tutar. Bu da bebeğin daha huzurlu olmasına yol açar.</p>
<p>• Doğumu kolaylaştırmakla kalmaz, bedenen ve ruhsal olarak güçlenen anne, doğum sonrası çok daha kolay toparlanır. </p>
<p>Yoga, tüm anne adaylarının kendilerine ve bebeklerine verebileceği en güzel hediyedir. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/rahat-hamilelik-icin-yoga-yapin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Oyunlar Çocuklarda Zekayı Geliştiriyor</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/oyunlar-cocuklarda-zekayi-gelistiriyor.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/oyunlar-cocuklarda-zekayi-gelistiriyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Oct 2008 20:20:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kahramankentli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[çocugun yapısı]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk saglığı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk zekası]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda zeka]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/oyunlar-cocuklarda-zekayi-gelistiriyor.html</guid>
		<description><![CDATA[Oyunlar çocukarın zekası üzerinde olumlu yonde ettki etmektedir.özellikle yapbozlar çocugun zekası üzerinde çok etkilidir.Sevgi kadar oyunda çocugun psikolojisi ve zekası üzerinde etkilidir.özellikle çocuğun bedensel, duygusal, sosyal, zihinsel ve dil gelişiminde önemli rol oynadığı ve hayal gücünü genişlettiği biliniyor.

Sosyal Hizmet Uzmanı Hicran Karadoğan Kınık, 0-6 yaş grubu çocukların gelişiminde oyun ve oyuncakların önemine dikkat çekerek, çocuk için yaşamı öğrenme aracı olan oyunun büyük öneme sahip olduğuna işaret etti. Oyun oynarken çocukların mutlu olduğunu, çocuğun büyümesi ve sağlıklı gelişmesi için beslenme, sevgi, bakım ne kadar gerekli ise oyun ve oyuncakların da o ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Oyunlar çocukarın zekası üzerinde olumlu yonde ettki etmektedir.özellikle yapbozlar çocugun zekası üzerinde çok etkilidir.Sevgi kadar oyunda çocugun psikolojisi ve zekası üzerinde etkilidir.özellikle çocuğun bedensel, duygusal, sosyal, zihinsel ve dil gelişiminde önemli rol oynadığı ve hayal gücünü genişlettiği biliniyor.<br />
<img border="0" width="450" src="http://img512.imageshack.us/img512/854/168040561099860496pr9.jpg" height="300" /><br />
Sosyal Hizmet Uzmanı Hicran Karadoğan Kınık, 0-6 yaş grubu çocukların gelişiminde oyun ve oyuncakların önemine dikkat çekerek, çocuk için yaşamı öğrenme aracı olan oyunun büyük öneme sahip olduğuna işaret etti. Oyun oynarken çocukların mutlu olduğunu, çocuğun büyümesi ve sağlıklı gelişmesi için beslenme, sevgi, bakım ne kadar gerekli ise oyun ve oyuncakların da o kadar gerekli olduğunu, oyunun çocuğun bedensel, duygusal, sosyal, zihinsel ve dil gelişiminde önemli rol oynadığını belirten Hicran Karadoğan Kınık, oyun oynamanın çocuğun gelişimindeki etkileri hakkında da bilgi verdi.<br />
<span id="more-373"></span><br />
Oyun yoluyla çocukların düşünmeyi ve kendi başına karar vermeyi, sorumluluk almayı, işbirliği yapmayı ve paylaşmayı öğrendiğini, hayal gücünü, becerilerini geliştirdiğini, dikkatini bir noktaya toplamayı ve becerilerini organize etmeyi öğrendiğini ifade eden Kınık, &#8220;Çocuk oyun oynayarak kendini tanır. En güçlü ve doğal dürtülerinden biri olan, saldırganlık dürtüsünü boşaltma olanağı bulur. Değişik sosyal rolleri deneme, duygularını dışa vurma imkanını elde eder ve başka nesneler ya da insanlarla ilişkilerini inceler. Oyun, kas gelişimini hızlandırır ve güçlendirir. Çevresini araştırma, objeleri tanıma ve problem çözme imkanı sağlar. Kendisini ifade etmeyi, sözlü olarak ifade edilenleri anlamayı öğrenir, yeni sözcükler kazanır. Çocuk toplu yaşam için gerekli olan kuralları öğrenir&#8221; dedi. </p>
<p>Anne-babanın çocukla birlikte oyun oynarken karşılıklı gülümseyerek ve mümkün olduğunca göz göze gelerek, neşeli bir Atmosfer oluşturmaya çalışması gerektiğini de kaydeden Hicran Karadoğan Kınık, bebeğin el ve ayak parmaklarıyla oynayarak, vücudundaki organlara dokunarak ismini söylemesi gerektiğini vurguladı. Kınık, &#8220;Çocuğun, aynada kendini ve anne-babayı görmesi sağlanmalı. Anne-baba çocuğun farklı şekiller, renkler görmesini ve sesler duymasına yardımcı olmalı. eşyalara dokunmasına fırsat verip, anlayabilmesi için zaman bırakıp ve daha sonra da tanıyabilmesi için ne olduğunu tekrarlamalı. Bebeğin elinde tutması için, mandal, Plastik bardak, kaşık, çıngırak gibi değişik şekillerde eşya ve oyuncaklar vererek, ellerini bol bol kullanmasını sağlamalı. Yumuşak ses tonuyla konuşup, nazik hareketlerle yaklaşıp, şarkılar söylenmeli. Çocukla birlikte resimlere, kitaplara bakıp, kitap okuyup, müzik dinletip, el çırptırırsa çocuk için en iyi oyun ortamını oluşturmuş olur. Oyun oynarken geçen zamanın mutlu, neşeli ve öğretici olmasına yardımcı olur. Oyun düşünceler, duygular ve ilişkiler içinde, beceri ve kontrol kazanmanın önemli yoludur. Oyuncak ise çocuğun beş duyusu ve duygularını uyaran, değerlendirme ve uygulama yetilerini geliştiren, hayal gücünü zenginleştiren, bedensel ve sosyal gelişimini hızlandıran oyun aracıdır&#8221; diye konuştu. </p>
<p>Çocuğun yaş, ilgi ve gereksinmelerine göre oyun ve oyuncak tercihlerinin de değiştiğini ifade eden Kınık, yaş gruplarına göre seçilmesi gereken oyuncaklar hakkında şu bilgileri verdi: </p>
<p>0-6 aylık dönemde:<br />
İlk 6 ayında çocuk ses, şekil ve renklere karşı duyarlıdır. Bu dönemde görsel ve işitsel duyulara yönelen hareketli oyuncaklar çocuğun dikkatini çeker ve neşelendirir. Çocuk yeni ve ilginç olan her şeye bakmak, dokunmak, seyretmek ister. Bu çocuğun öğrenme yoludur. Yatağının üzerine asılabilen, sallanınca ses çıkaran, Canlı renkleri olan objeler ve rahatça tutulabilen çıngırak bu dönemin vazgeçilmez oyuncaklarıdır. Bu aylarda yine müzik kutuları, renkli halkalar, kumaştan ve plastikten kucaklanacak bebekler tercih edilebilir. 4. ayından sonra çeşitli boylarda toplar, tutmalı çıngıraklar, bez bebekler, lastik ve plastik sıkmalı oyuncaklar, diş kaşıyıcı halkalar, iç içe geçen kutular seçilebilir ve radyo-teyp dinletilebilir. </p>
<p>7-12 aylık dönemde:<br />
Oturmaya başladığı 7. aylarından itibaren çocuk uzanabildiği her şeyi yakalamaya, yakaladığı her şeyi de ağzına götürmeye çalışır. En çok hoşlandıkları; bir elinden diğerine kolayca geçirebildiği renkli halkalar, avuçlayabildiği plastik küpler, kemirebildiği kauçuk nesneler, hırpalandığı zaman bozulmayan yumuşak bebek ve hayvancıklardır. Tutunarak da olsa ayağa kalkabildiğinde eline geçen her şeyi yere atmaktan zevk aldığından, zıplayan, yere düşünce ses çıkaran oyuncaklar ilgi odağıdır. Boy boy renkli toplar, iç içe geçebilen kutular, renkli makaralar, bebekler, kitaplar, renkli büyük resimler bu dönemin oyuncakları arasında yer alır. Ayrıca 7. ayından itibaren oynanmaya başlanan, annenin tekrar kendine geri döneceğini öğrenmesini sağlayan &#8220;cee e&#8221; oyunu çocuğun anneden ayrılma kaygısını kontrol etmesine yarar. Annenin her gözden kayboluşunda duyulan gerginlik, anne görüldükten sonra gerginlikten, memnuniyete dönüşür. 10-12. aylarında tef, davul, kapaklı kutular, düdük, kitaplar, resimler, kalın kalemler, bahçe ve kum oyuncakları, banyo oyuncakları, balonlar, toplar, itilen ya da çekilen tekerlekli oyuncaklar Telefon çevirme gibi etkinlik setleri tercih edilebilir. Bu dönemde oynanılabilecek kum ve Su, çocuğun dokunma hissinin gelişimini sağlar ve çocuğa büyük haz verir. Deneyim ve keşif olanakları sağlayan kum ve Su sayesinde utangaç çocuk uyarılır, saldırgan çocuk sakinleşir. </p>
<p>13-18 aylık dönemde:<br />
Bu aylarda itmeli, çekmeli ses çıkaran oyuncaklar, üstüne ve içine oturulabilecek büyüklükte tahta veya plastik büyük hayvan türü oyuncaklar, boş tahta ve mukavva kutuları, küçük sandık, sepet ve tabureler ayrıca oyuncak süpürge, faraş ve bezler, öykü kasetleri, çocuk şiir ve resim kitapları tercih edilebilir. </p>
<p>19-24 aylık dönemde:<br />
Bu aylarında çocuk, bütünü parçalara ayırmaktan, kutuyu doldurup boşaltmaktan, kule ve köprü yapmaktan büyük zevk alır. Bu dönemde çocuğun ilgisini çeken oyuncaklar arasında mutfak eşyaları, farklı büyüklükteki plastik parçalar, saçları ve elbiseleri olan bebekler ve Arabalar yer alır. Bu dönemin sonuna doğru çocuk, tahta parçasını arabaymış gibi hareket ettirebilir. Bazı hareketleriyle anne-babayı taklit edebilir. Bu dönemde minyatür marangoz oyuncakları (tahta çekiç ve çiviler), mutfak setleri gözde oyuncaklardır. Ayrıca bu dönemde yine tahta, bez veya plastik hayvanlar, evde ve sokakta kurulan salıncaklar, kova, kürek, çocuk şiir kasetleri ve kitapları tercih edilebilir. </p>
<p>25-30 aylık dönemde:<br />
Bu dönemde çocuk, hayal gücüne dayanan oyunlardan hoşlanır. Oyuncaklarıyla konuşur, onlara kızıp bağırabilir. Bedensel olarak gelişmiş olduğundan rahatlıkla takla atar, topa tekme atar, çok aktif olduğundan yeni oyunlar yaratır ve bu oyunları uygular. Evcilik, bakkalcılık, postacılık ve doktorculuk oyunlarında çeşitli kıyafetlere girip, canlandırmayı sever. Bu dönemde çocuğun oyun malzemeleri; sorun çözmeyi, yaratıcılığı ve duygularının arıtılmasını, yansıtılmasını destekleyici oyun hamuru, kil ve inşa blokları gibi &#8220;yapılandırılmamış&#8221; oyun araçlarından oluşabilir. Bu dönemde çocuğun oynaması için; parmak boyası, keskin olmayan makaslar ve kağıtlar, renkli çıkartmalar, öykü ve masal kitapları, teyp ve çocuk şarkı kasetleri, bebek, bebek Arabaları gibi itmeli ve çekmeli tekerlekli araçlar, üç tekerlekli Bisiklet, basit bilmeceler ve tahmin oyunları (hayvanları, ağaçları, çiçekleri bilmesi gibi), küçük </p>
<p>süpürge, faraş, küçük Tencere, tabak, fincan gibi ev işi araçları, tahtadan veya plastikten çekiç, kerpeten, tornavida gibi araçlar, hayvanat bahçesi gezileri veya yakın çevre gezileri, su, kum, kil gibi doğal oyun malzemeleri çocuğun dokunma duygusunun gelişimine, deneyim ve keşif olanaklarının sağlanmasına, utangaç çocuğun uyarılmasına, saldırgan çocuğun sakinleşmesine ve çocuğun dikkatini bir konu üzerinde toplamasına yardımcı olduğu için tercih edilebilir. </p>
<p>49-60 aylık dönemde:<br />
Bu dönemde çocuk, grup oyunlarına ilgi duyar. Yavaş yavaş çevresini tanımaya başlar, yaşıtlarıyla arkadaşlık kurar. Oynadıkları oyunların kurallarına saygılı olmayı öğrenir. Bu dönemde çocuğun oynaması için; kesme-yapıştırma, çizim yapma, resim boyama ve öykü, masal kitapları, şekil verebileceği, el becerisini geliştirmenin yanında hayallerini gerçekleştirebileceği oyun hamuru, kum, kil, su gibi malzemeler, 3 tekerlekli bisiklet, tekerlekli patenler, ip atlama, seksek, bilye, körebe, saklambaç, çember çevirme gibi oyunlar, oyun parkları ve doğa gezintileri önerilebilir.&#8221; </p>
<p>Kınık, oyuncak seçme konusunda ise şunları söyledi:<br />
&#8220;Çocuğun gelişimine uygun oyuncaklar seçilmelidir. Oyuncağın tüyleri çocuğun ağzına, burnuna kaçmamalıdır. Zehirsiz boyalarla boyanmış olmalı, zehirli Maddeler içermemelidir. Yıkanabilir, dayanıklı, sağlam olmalıdır. Yutulacak ve kolayca kopup, çocuğun ağzına atacağı kadar küçük parçaları olmamalıdır. Sivri uçları, kesici kenarları, parmaklarının sıkışabileceği ek yerleri ve gözlerine zarar verebilecek çıkıntıları olmamalıdır. Çocuğun bedenine uygun büyüklükte ve ağırlıkta olmalıdır. Oyuncaklar düzenli olarak gözden geçirilmeli, hasarlı ve kırık olanlar tehlikeli olabilecekse atılmalıdır. Bozuk para, kibrit, çakmak, sigara gibi malzemeler çocuğa zarar verebileceğinden oynaması için verilmemelidir. Oyuncakların oyun değeri olmalı, bedensel, zihinsel, sosyal ve dil gelişim alanlarının tümünü birden destekleyebilecek zengin uyarıcıları içermeli, çok fonksiyonlu olmalıdır.&#8221;<br />
iha </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/oyunlar-cocuklarda-zekayi-gelistiriyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaz aylarında hamilelik</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/yaz-aylarinda-hamilelik.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/yaz-aylarinda-hamilelik.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Oct 2008 17:04:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kahramankentli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[hamile kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[yaz aylarında hamilelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/yaz-aylarinda-hamilelik.html</guid>
		<description><![CDATA[yaz aylarında hamile kadınlar bol bol su içmeli.Ayrıca sebze ve meyve tüketimine önem vermelidirler.Diyet Uzmanı Hacer Kaya, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, vücut ağırlığı artan ve hormonal dengesi değişen hamilelerin, normal insanlara göre sıcaklardan daha fazla etkilendiğini, bu sebeple, Sağlıklarını korumalarının birinci derecede önem taşıdığını söyledi.

Bazı hamilelerde, hem anne adayının hem de bebeğin sağlığını riske atacak şekilde kilo artışı görüldüğüne dikkat çeken Diyet Uzmanı Kaya, &#8220;Hamilelik döneminde ne kadar kilo alınırsa alınsın, zayıflama diyeti kesinlikle düşünülmemelidir. Bu sebeple de hamilelerin, diyet yapmak yerine, aldıkları gıdaların miktarına dikkat etmeleri gerekiyor&#8221; dedi

Kaya, hamilelik ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>yaz aylarında hamile kadınlar bol bol su içmeli.Ayrıca sebze ve meyve tüketimine önem vermelidirler.Diyet Uzmanı Hacer Kaya, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, vücut ağırlığı artan ve hormonal dengesi değişen hamilelerin, normal insanlara göre sıcaklardan daha fazla etkilendiğini, bu sebeple, Sağlıklarını korumalarının birinci derecede önem taşıdığını söyledi.<br />
<img src="http://img176.imageshack.us/img176/192/hamilelik001mn6.jpg" alt="" /><br />
Bazı hamilelerde, hem anne adayının hem de bebeğin sağlığını riske atacak şekilde kilo artışı görüldüğüne dikkat çeken Diyet Uzmanı Kaya, &#8220;Hamilelik döneminde ne kadar kilo alınırsa alınsın, zayıflama diyeti kesinlikle düşünülmemelidir. Bu sebeple de hamilelerin, diyet yapmak yerine, aldıkları gıdaların miktarına dikkat etmeleri gerekiyor&#8221; dedi<br />
<span id="more-364"></span></p>
<p>Kaya, hamilelik döneminde, anne adayının genel sağlık durumu göz önünde bulundurularak bir Beslenme düzeni getirilmesinin büyük önem taşıdığını vurgulayarak, &#8220;Aksi takdirde, gebelik döneminde alınan fazla kiloların verilmesi, doğum sonrasında önemli sıkıntılara yol açıyor. Özellikle da karın, kalça, bacaklar ve basenlerde biriken kiloların vücuttan uzaklaştırılmasında, annenin emzirme durumuna göre, uzman kontrolünde uzun süreli bir diyetin yanı sıra, düzenli spor yapılması gerekiyor&#8221; diye konuştu. </p>
<p>GAZOZ YERİNE KOMPOSTO<br />
Hamilelerin, kalsiyum açısından zengin olan süt, yoğurt ve peyniri düzenli olarak tüketmeleri gerektiğini ifade eden Diyet Uzmanı Hacer Kaya, içecek olarak ıhlamur, nane, papatya gibi Bitki çaylarının, şeker yerine de tatlı olarak pekmezin tercih edilmesini önerdi. Diyet Uzmanı Kaya, su tüketiminin, 10 bardağın Altına inmemesi gerektiğini kaydederek, &#8220;Her Gün 1 adet yumurta veya 1 porsiyon etli sebze veya kurubaklagil yemeği yemeye özen gösterilmeli, kurubaklagil, bulgur karışımı yemekleri, C vitamininden zengin sebze ve meyvelerle birlikte sık yemeli, taze sebze ve meyve tüketilmeli. Hazır meyva suları, gazoz ve kolalı içecekler yerine, taze sıkılmış meyva suları, ayran, bitki çayları, meyvanın kendi tadı ile yapılmış kompostolar, içecek olarak tercih edilmeli. Salam, sosis, sucuk gibi katkı Maddeleri ve aşırı Tuz içeren yiyecekler mümkün olduğu kadar yenmemeli. Yemeklerde muhakkak iyotlu tuz kullanılmalı. Yenilen yiyeceklerin besleyici değerini korumak ve özellikle anemiyi (kansızlığı) önlemek açısından, yemeklerle birlikte çay ve kahve içilmemeli&#8221; dedi. </p>
<p>Emziren annelerin, eski vücut ağırlıklarına dönmek için acele etmemesini isteyen Kaya, &#8220;Bu süre 6 ay veya daha fazla sürebilir. Gebelik sırasında önerilenden fazla kilo alınmışsa, her ay 2 kilo kaybetmek normaldir. Ayda 2 kilodan fazla ağırlık kaybı doğru değildir. Lohusalar zayıflama diyeti uygulamamalı. Fakat lokum, şerbet gibi tatlı ve unlu, yağlı ve şekerli kalorisi yüksek besinleri aşırı yememeye dikkat etmeli. Bu besinler süt yapımına yardımcı olmaz, sadece kilo alınmasına yardımcı olur. Sütü arttıran en önemli besin, sudur. Günde en az 2-2.5 Litre su içilmelidir. Çünkü sütün önemli kısmı sudur&#8221; diye konuştu.<br />
İHA </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/yaz-aylarinda-hamilelik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sezeryanmı Normal Doğummu</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/sezeryanmi-normal-dogummu.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/sezeryanmi-normal-dogummu.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Sep 2008 20:55:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kahramankentli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[normal dogum]]></category>
		<category><![CDATA[normal dogummu sezeryanmı]]></category>
		<category><![CDATA[sezeryan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/sezeryanmi-normal-dogummu.html</guid>
		<description><![CDATA[
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><embed src="http://www.uzmantv.com/getswf/NTdTQTb1ZFe" wmode="transparent" width="450" height="404" name="player" type="application/x-shockwave-flash" allowScriptAccess="always" allowNetworking="all" /></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/sezeryanmi-normal-dogummu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Depremde Çocuk Davranışı</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/depremde-cocuk-davranisi.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/depremde-cocuk-davranisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Sep 2008 21:54:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kahramankentli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[çocukar depremde ne yapar]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[deprem felaketi]]></category>
		<category><![CDATA[depremde çocuklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/depremde-cocuk-davranisi.html</guid>
		<description><![CDATA[
Çağımızın en büyük fekatlerinden biri olan deprem çocuklar üzerinde çok büyük etkiler yaratabilir.Bir Deprem felaketinde çocuğun ilerli davranışlarında bozukluklar veya değişiklikler olabilir. Sizin felaket karşısında gösterdiğiniz tepkiler çocuğunuzun da bu olaya nasıl bir anlam vereceğini ve bu olayla nasıl başa çıkacağını belirler. Çocuklar normal zamanda da anne-babalarının endişelerinin farkındadırlar. Ama özellikle bir kriz durumunda bu konuda daha duyarlı hale gelirler. Sizi izleyip tepkilerinizden ipuçları yakalamaya çalışırlar. Siz panik içindeyseniz çocuk daha çok panik yaşar karamsar ya da çökkün olursanız çocuk olumsuzluklardan daha çok etkilenir. Bu nedenle endişelerinizi çocuklarınızla paylaşmalı onlara ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img219.imageshack.us/img219/8650/deprem1iq8.jpg" /><br />
Çağımızın en büyük fekatlerinden biri olan deprem çocuklar üzerinde çok büyük etkiler yaratabilir.Bir Deprem felaketinde çocuğun ilerli davranışlarında bozukluklar veya değişiklikler olabilir. Sizin felaket karşısında gösterdiğiniz tepkiler çocuğunuzun da bu olaya nasıl bir anlam vereceğini ve bu olayla nasıl başa çıkacağını belirler. Çocuklar normal zamanda da anne-babalarının endişelerinin farkındadırlar. Ama özellikle bir kriz durumunda bu konuda daha duyarlı hale gelirler. Sizi izleyip tepkilerinizden ipuçları yakalamaya çalışırlar. Siz panik içindeyseniz çocuk daha çok panik yaşar karamsar ya da çökkün olursanız çocuk olumsuzluklardan daha çok etkilenir. Bu nedenle endişelerinizi çocuklarınızla paylaşmalı onlara bu zorlukların üstesinden gelebileceğinizi söylemelisiniz.<br />
Çocuğun depremden nasıl etkilendiği onun yaşı ile de bağlantılıdır. Henüz okul çağına gelmemiş çocuklar olan biteni anlamada ve yaşadıkları duyguları dile getirmede güçlük çekerler. Hissettiklerini konuşarak paylaşamadıkları için de olaydan daha fazla etkilenirler. Altı yaşında bir çocuk korkusunu okula gitmek istemeyerek gösterirken ergenlik çağındaki bir çocuk korkusunu açıkça göstermekten kaçınabilir. Felaket sonrası dönemde ise bu çocukların okul başarısı düşebilir sizinle sık sık tartışmalara girebilirler.<span id="more-319"></span><br />
Bir deprem felaketinin ardından çocuklarınızda aşağıdaki belirtiler ortaya çıkabilir:<br />
Çok kolay ve sık sık sinirlenme ağlama ve sızlanma;<br />
Depremin tekrarlayacağından ya da depremi hatırlatacak bazı işaretlerden (oturduğu koltuğun yatağın sallanması uyku sırasındaki gürültü vb.) aşırı korkma;<br />
Daha hareketli olma ve yerinde duramama<br />
Saldırganlık gösterme yaramazlık yapma ve kendini bir işe verememe;<br />
Yalnız kalmaktan yanındakilerin uzaklaşmasından korkma peşinizde dolanma okula ya da kreşe gitmekten korkma tuvalette yalnız bırakılmaktan korkma;<br />
Felakete ilişkin korkular yaşama; örneğin sizden tamamen ayrılacağından korktuğu için yanınızda yatmak isteyebilir yağmurdan gök gürültüsünden ve fırtınadan korkabilir;<br />
Okulda ve evde daha önce hiç yapmadığı davranışları yapma; Örneğin hiç kavga etmeyen çocuğunuzun kavga etmesi<br />
Uykuda kabuslar görme çığlık atma ve yatak ıslatma;<br />
Doktor tarafından sebebi bulunmayan mide bulantısı karın ağrıları kusma; başağrısı baş dönmesi beslenme ve uyku düzensizlikleri gibi şikayetler gösterme;<br />
Parmak emme altını ıslatma biberondan beslenmeyi isteme sürekli kucakta tutulmayı isteme gibi bebeksi davranışlar gösterme;<br />
Bazı çocuklar bu davranışların hiç birini göstermeyebilir yaşadıkları sıkıntı dıştan farkedilmeyebilir ve herhangi bir belirti gözlenmeyebilir. Bazı çocuklarda ise bu sıkıntılara bağlı davranışlar haftalar ya da aylar sonra ortaya çıkabilir.<br />
Sessizleşip içine kapanma yaşanan bu olaylar üzerinde konuşmaktan kaçınma;<br />
Sürekli bu konu üzerinde konuşmayı isteme (özellikle daha büyük çocuklar) ya da oyunlarında ve masallarında deprem felaketine ilişkin konuları işleme;<br />
Bu deprem felaketinin kendisinin daha önceden yapmış olduğu bir kabahat yüzünden olduğunu düşünüp suçluluk duyma.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/depremde-cocuk-davranisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>35 Yaş Üzeri Hamile Kalma Riskleri Nelerdir</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/35-yas-uzeri-hamile-kalma-riskleri-nelerdir.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/35-yas-uzeri-hamile-kalma-riskleri-nelerdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Sep 2008 18:52:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kahramankentli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[orta yaş gurubu hamile kalma]]></category>
		<category><![CDATA[yaş sınırı hamilelik riskleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/35-yas-uzeri-hamile-kalma-riskleri-nelerdir.html</guid>
		<description><![CDATA[
Çoğu Kadın Erken yaşta hamile kalmak istemez ancak ilerleyen yaşlarda örneğin 35 yaşın üzerinde hamile kalan anne adaylarının ne kadar riskli bir doğum geçirecek olduklarının farkında değiller&#8230;
Günümüzde ileri yaş dediğimiz 35 yaş üstünde gebelik sayıları artmıştır. İdeal gebelik yaşları 20-35 yaşları arasındadır. Kadınların çalışma ve sosyal hayat içinde daha fazla yer almaları, eğitim süreçlerini daha uzun tutmaları ve infertilite (kısırlık) tedavi yöntemlerinin ilerlemiş olması nedeniyle gebelik yaşı daha ileri yaşlara kalabilmektedir. Özellikle ilk gebeliğini 30&#8242;lu yaşlardan sonra geçiren pek çok kadın mevcuttur. Son 10-20 yılda bu durumun sıklığı artmıştır.
Kadının yaşı ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://imageshack.us"><img src="http://img47.imageshack.us/img47/8219/hamilelikkilokl0.jpg" alt="Image Hosted by ImageShack.us" border="0" /></a></p>
<p>Çoğu Kadın Erken yaşta hamile kalmak istemez ancak ilerleyen yaşlarda örneğin 35 yaşın üzerinde hamile kalan anne adaylarının ne kad
