<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Modern Kadının Adresi &#124; kadın, diyet, kadın sağlığı, makyaj,</title>
	<atom:link href="http://www.bayanrehberi.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.bayanrehberi.com</link>
	<description>kadın, kadin, diyet, kadın sağlığı,evlilik, moda, magazin, ev dekor, evlilik, stil, kadın olmak, cilt bakımı,hamilelik,</description>
	<lastBuildDate>Sun, 18 Dec 2011 16:16:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Gülsuyu ile doğal cilt güzelliği</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/gulsuyu-ile-dogal-cilt-guzelligi.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/gulsuyu-ile-dogal-cilt-guzelligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Dec 2011 16:29:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Pratik Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Vücut Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Cilt güzelliği]]></category>
		<category><![CDATA[Cilt sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[Gül suyu]]></category>
		<category><![CDATA[Makyaj]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3179</guid>
		<description><![CDATA[İçilebilir yani hijyenik gülsuyu cilt için harika bir iksirdir . 1 hafta boyunca yüzünüze hiç makyaj yapmadan cildinizi sadece gülsuyu ile temizleyin. Pürüzsüz ve sağlıklı bir cildin sahibi olacaksınız.
Evet yanlış okumadınız bu kadar kolay.Cilt sorunlarınız olsa bile 2 hafta düzenli olarak uyguladığınız takdirde sonuca siz bile şaşıracaksınız.
Hazırlayan : Nisan
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="chocolate cupcakes with rose water meringue buttercream by seelensturm, on Flickr" href="http://www.flickr.com/photos/seelensturm/4796557393/"><img src="http://farm5.staticflickr.com/4075/4796557393_354a7aab9f_m.jpg" alt="chocolate cupcakes with rose water meringue buttercream" width="240" height="180" /></a>İçilebilir yani hijyenik gülsuyu cilt için harika bir iksirdir . 1 hafta boyunca yüzünüze hiç makyaj yapmadan cildinizi sadece gülsuyu ile temizleyin. Pürüzsüz ve sağlıklı bir cildin sahibi olacaksınız.</p>
<p>Evet yanlış okumadınız bu kadar kolay.Cilt sorunlarınız olsa bile 2 hafta düzenli olarak uyguladığınız takdirde sonuca siz bile şaşıracaksınız.</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/gulsuyu-ile-dogal-cilt-guzelligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeğinizin Ateşi Varsa</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/bebeginizin-atesi-varsa.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/bebeginizin-atesi-varsa.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Dec 2011 15:20:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek ateşi]]></category>
		<category><![CDATA[Bebekte ateş]]></category>
		<category><![CDATA[Enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni doğanda ateş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2706</guid>
		<description><![CDATA[Enfeksiyon hastalıkları ile birlikte görülen ateş tek başına bir hastalık değil bir bulgu. Altta yatan hastalığın işareti olabileceğinden ateşin gerçek sebebinin bulunması gerekiyor. Bebeklik ve çocukluk çağında anne ve babaları en çok endişelendiren durumların başında “ateş” geliyor. Aileler kendilerinde telaş uyandıran bu durumla sık sık karşı karşıya geliyor. Zaten enfeksiyon hastalıkları en sık olarak bağışıklık sistemi olgunlaşmasını henüz tamamlamamış olan 3 yaşın altındaki bebek ve çocuklarda görülüyor. Bu açıdan anne ve babaların ateşin nasıl oluştuğu nasıl ölçülüp değerlendirildiği ateşe neden olan ciddi bakteri enfeksiyonlarının belirti ve bulgularının neler olduğu ne ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Enfeksiyon hastalıkları ile birlikte görülen ateş tek başına bir hastalık değil bir bulgu. Altta yatan hastalığın işareti olabileceğinden ateşin gerçek sebebinin bulunması gerekiyor. Bebeklik ve çocukluk çağında anne ve babaları en çok endişelendiren durumların başında “ateş” geliyor. Aileler kendilerinde telaş uyandıran bu durumla sık sık karşı karşıya geliyor. Zaten enfeksiyon hastalıkları en sık olarak bağışıklık sistemi olgunlaşmasını henüz tamamlamamış olan 3 yaşın altındaki bebek ve çocuklarda görülüyor. Bu açıdan anne ve babaların ateşin nasıl oluştuğu nasıl ölçülüp değerlendirildiği ateşe neden olan ciddi bakteri enfeksiyonlarının belirti ve bulgularının neler olduğu ne zaman ve nasıl tedavi edilmesi gerektiği konularında bilgi sahibiolması gerekiyor. Ateşten şüphelenildiğinde çocuğunuzun mutlaka vücut ısısı ölçülmelidir</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/bebeginizin-atesi-varsa.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocukda diş çıkarma</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/cocukda-dis-cikarma.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/cocukda-dis-cikarma.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Dec 2011 14:52:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rehber</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[diş çıkarma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/cocukda-dis-cikarma</guid>
		<description><![CDATA[
Bebeğin dişleri yaklaşık altı veya yedi aylıkken başlar ve hemen bütün bebekler,on sekiz aylık olmadan ilk dişlerini çıkarmış bulunur.Diş çıkaran bir bebekteki tükürük salgısı her zamankinden fazladır ve bu,ağzından dışarı sızar,bebek parmaklarını ağzına sokmaya be parmaklarını ya da eline geçirdiği herhangi bir cismi çiğnemeye çalışır.Huzursuz olabilir,huysuzluk yapabilir,uykuya dalmakta zorluk çekebilir.Butün bu belirtiler,diş,diş etini yarmadan önce mevcuttur.Ancak bronşit,pişik,kusma,ishal veya iştahsızlığın diş çıkarma belirtileri olmadığını önemle belirtmek isteriz.Bunlar diş çıkarma olayının değil,arka planda yer alan bir rahatsızlığın belirtileridir.

Diş Çıkarma Belirtileri
* Tükürük salgısının artması ve ağızdan tükürük sızması
* Sert cisimleri ısırma isteği
* Huzursuzluk,huysuzluk.
* ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img border="0" width="200" src="http://www.anneoluncaanladim.com/img/diger/bebek_dis.jpg" alt="diş çıkarma" height="200" /></p>
<p>Bebeğin dişleri yaklaşık altı veya yedi aylıkken başlar ve hemen bütün bebekler,on sekiz aylık olmadan ilk dişlerini çıkarmış bulunur.Diş çıkaran bir bebekteki tükürük salgısı her zamankinden fazladır ve bu,ağzından dışarı sızar,bebek parmaklarını ağzına sokmaya be parmaklarını ya da eline geçirdiği herhangi bir cismi çiğnemeye çalışır.Huzursuz olabilir,huysuzluk yapabilir,uykuya dalmakta zorluk çekebilir.Butün bu belirtiler,diş,diş etini yarmadan önce mevcuttur.Ancak bronşit,pişik,kusma,ishal veya iştahsızlığın diş çıkarma belirtileri olmadığını önemle belirtmek isteriz.Bunlar diş çıkarma olayının değil,arka planda yer alan bir rahatsızlığın belirtileridir.</p>
<p><span id="more-31"></span></p>
<h1>Diş Çıkarma Belirtileri</h1>
<p>* Tükürük salgısının artması ve ağızdan tükürük sızması</p>
<p>* Sert cisimleri ısırma isteği</p>
<p>* Huzursuzluk,huysuzluk.</p>
<p>* Uykusuzluk</p>
<p>* Dişlerin,diş etinin yardığı yerde kırmızılık ve şişlik</p>
<p><strong>Etiketler:</strong> <a href="http://www.bayanrehberi.com/cocukda-dis-cikarma" title="çocukta diş">çocukta diş</a>,<a href="http://www.bayanrehberi.com/cocukda-dis-cikarma" title="çocukta diş çıkarma">çocukta diş çıkarma</a>,<a href="http://www.bayanrehberi.com/cocukda-dis-cikarma" title="bebekte diş çıkarma">bebek diş çıkarma</a>,<a href="http://www.bayanrehberi.com/cocukda-dis-cikarma" title="diş çıkarma belirtisi">diş çıkarma belirtisi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/cocukda-dis-cikarma.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Saç Bakımı İçin Öneriler</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/sac-bakimi-icin-oneriler.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/sac-bakimi-icin-oneriler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Dec 2011 12:56:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Saç Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Aynısafa]]></category>
		<category><![CDATA[Biberiye]]></category>
		<category><![CDATA[Defne]]></category>
		<category><![CDATA[saç dökülmesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3255</guid>
		<description><![CDATA[Saç dökülmesi sorunu yaşayanlar için kolayca uygulayabilecekleri bir kaç tavsiyemiz var.
1- Soyulmuş yarım avokadoyu iyice ezin. İçine 2 adet bıldırcın yumurtası, bir çorba kaşığı susamyağı koyup karıştırın ve saç diplerinize sürün. Streç filmle sarıp iki saat bekletin. Ardından saç tipinize uygun bir şampuanla yıkayın. Bu kürü haftada bir tekrarlayın.
2- Saç diplerinizin masaja ihtiyacı olabilir. Her gün 3 dakika masaj uygulayın. Ayrıca bir de tarif vereceğim: Bir su bardağı suda 4 yaprak defne, birkaç yaprak aynısafa ve biberiyeyi 10 dakika kaynatın. Su yarıya indiğinde süzün ve suyuna bir kahve fincanı iyi ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Saç dökülmesi sorunu yaşayanlar için kolayca uygulayabilecekleri bir kaç tavsiyemiz var.</p>
<p>1- Soyulmuş yarım avokadoyu iyice ezin. İçine 2 adet bıldırcın yumurtası, bir çorba kaşığı susamyağı koyup karıştırın ve saç diplerinize sürün. Streç filmle sarıp iki saat bekletin. Ardından saç tipinize uygun bir şampuanla yıkayın. Bu kürü haftada bir tekrarlayın.</p>
<p>2- Saç diplerinizin masaja ihtiyacı olabilir. Her gün 3 dakika masaj uygulayın. Ayrıca bir de tarif vereceğim: Bir su bardağı suda 4 yaprak defne, birkaç yaprak aynısafa ve biberiyeyi 10 dakika kaynatın. Su yarıya indiğinde süzün ve suyuna bir kahve fincanı iyi zeytinyağı, bir çay kaşığı deniz tuzu katın. Karışımı saç diplerinize boya sürer gibi sürüp, uçlara doğru tarayın. Streç filmle sarıp 3 saat kadar bekletin. Bunu haftada bir uygulayın.</p>
<p>3- Yarım kahve fincanı soya yağı, iki çorba kaşığı badem yağı, bir çay kaşığı deniz tuzu ve bir tatlı kaşığı elma sirkesini benmari usulü ısıtın. Karışımı saç diplerine boya sürer gibi sürün ve masaj yapın. Ardından streç filmle sarıp iki saat kadar bekletin.</p>
<p>• Saç derinize ve saçlarınıza hindistancevizi sütü veya aloe vera jeliyle masaj yapın. Bunu başınızda yarım saat kadar tuttuktan sonra, ılık suyla temizleyin. Haftada 3 kez tekrarlayın.</p>
<p>• Saç derinize ve saçlarınıza bal ve yumurtanın sarısıyla masaj yapın. Başınızda yarım saat kadar tuttuktan sonra, temizleyin.</p>
<p>• 2-3 hafta boyunca, her öğünde bir bardak suya bir çay kaşığı elma sirkesi karıştırarak için. Saçlarınızı beslemek için elma sirkesi ve adaçayını karıştın ve bu karışımı saçınızı temizlemek icin kullanın</p>
<p>• Sıcak zeytinyağı, bal ve 1 çay kaşığı toz halinde tarçını karıştırıp macun haline getirdikten sonra, banyodan önce 15 dakika boyunca uygulayın.</p>
<p>• Misket limonu çekirdekleri ile kara biber tohumlarını bira suyun içinde eşit sayıda öğütün ve düzenli olarak saç deriniz üzerine uygulayın.</p>
<p>• 1 fincan hardal yağını 4 çorba kaşığı kına yaprağı ile kaynatın. Süzdükten sonra kalan sıvıyı bir şişeye doldurun ve saç derinize düzenli olarak</p>
<p>• Saçların azaldığı kısımları kızarana dek soğanla ovun, ardından da bal sürün.</p>
<p>• Eşit miktarda ılık keneotu ve badem yağını karıştırıp, haftada bir saç derinize masaj yapın.</p>
<p>Hazırlayan: Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/sac-bakimi-icin-oneriler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nikan Başvurusu Yaparken</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/nikan-basvurusu-yaparken.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/nikan-basvurusu-yaparken.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Dec 2011 09:01:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik başvurusu]]></category>
		<category><![CDATA[Nikah başvurusu]]></category>
		<category><![CDATA[Nüfus müdürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Resmi başvuru]]></category>
		<category><![CDATA[Resmi işlemler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3081</guid>
		<description><![CDATA[Evlilik başvurusu yaparken bazı resmi işler sizi bunaltabilir.Bunların sırasını ve neler gerektiğini bilirseniz başvuru daha rahat olacaktır. İşte nikah başvurusu için gerekenler:
* Evlenecek kişilerce imzalanmış 4 nüsha “Evlenme Beyannamesi”. Beyannamelerden  sadece 1 nüshasına fotoğraf yapıştırılacaktır, diğer 3 adet Beyanname fotoğrafsız  olacaktır.
* Fotoğraflı ikamet ve nüfus cüzdanı suretleri ile beyannameler bağlı bulundukları  mahalle muhtarlıklarınca doldurulup tasdik edilecektir.
* Çiftlerden her biri için 7 adet vesikalık fotoğraf.
* Çiftler başvurularında resmi nüfus cüzdanlarını ve fotokopilerini -resimsiz  nüfus cüzdanı kabul edilmemektedir-. Yabancılar için pasaport, kendi Konsolosluklarının  ya da bulunduğu ülkenin ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Evlilik başvurusu yaparken bazı resmi işler sizi bunaltabilir.Bunların sırasını ve neler gerektiğini bilirseniz başvuru daha rahat olacaktır. İşte nikah başvurusu için gerekenler:</p>
<p>* Evlenecek kişilerce imzalanmış 4 nüsha “Evlenme Beyannamesi”. Beyannamelerden  sadece 1 nüshasına fotoğraf yapıştırılacaktır, diğer 3 adet Beyanname fotoğrafsız  olacaktır.<br />
* Fotoğraflı ikamet ve nüfus cüzdanı suretleri ile beyannameler bağlı bulundukları  mahalle muhtarlıklarınca doldurulup tasdik edilecektir.<br />
* Çiftlerden her biri için 7 adet vesikalık fotoğraf.<br />
* Çiftler başvurularında resmi nüfus cüzdanlarını ve fotokopilerini -resimsiz  nüfus cüzdanı kabul edilmemektedir-. Yabancılar için pasaport, kendi Konsolosluklarının  ya da bulunduğu ülkenin vatandaşı ise yerel makamlarının düzenleyecekleri onaylı  doğum belgesi (birth certificate/geburtsurkunde).<br />
* Çiftler kayıtlı oldukları Nüfus Müdürlüklerinden en son medeni hallerini  belirten nüfus kayıt örneği alacaklardır.<br />
* Yabancı uyruklu olan erkek veya kadın, bağlı bulunduğu konsolosluktan,  bekar olduğuna dair Türkçe bekarlık belgesi alacaktır. Bu belgeyi Türk Dışişleri  Bakanlığı’na tasdik ettirecektir. Daha sonra bu belgenin 3 adet fotokopisi arkalı  önlü çekilecektir.<br />
Bayanın evleneceği erkek yabancı uyruklu ise bayan erkeğin vatandaşlığına  geçip geçmeyeceğine dair 5 nüsha dilekçe yazacaktır.<br />
* Çiftlerden birinin talebi halinde sağlık raporu- HBSAG (bulaşıcı sarılık)  ANTİ HİV (aids) kan grubu testlerinin yaptırılması tavsiye edilir.<br />
* Uluslararası Evlenme Cüzdanı, Evlendirme Müdürlüğünden belirli bir bedel  karşılığında temin edilecektir. Bu işlem içinde ayrıca 3 adet fotoğraf Müdürlüğe  getirilecektir.<br />
* Kayıtlar saat 11:00′e kadar alınmaktadır.</p>
<p>Beyannameyi doldururken dikkat edilmesi gerekenler:</p>
<p>* Evlenme Beyannamesi’nin bütün bölümleri okunaklı kitap harfleri ve dolma  kalemle veya daktilo ile doldurulmuş olmalı.<br />
* Beyannamelerdeki medeni hal kısmı, “bekar, dul ya da boşanmış” şeklinde  açık olarak yazılacaktır. Eşi ölen kişi eşinin kesin ölüm tarihini, boşanmış ise,  boşanma kararının kesinleşme tarihini yazacaktır. Bayanların boşanmaları ya da  önceki eşinin ölümü üzerinden 300 günlük sürenin kaldırılması kararı getirilecektir.<br />
* Doğum tarihleri gün, ay ve yıl olarak tam yazılacaktır.<br />
* Ad ve soyadları kendi hanelerine ayrı ayrı, yazılacaktır; birden fazla  ismi olanlar isimlerini kısaltmadan nüfus cüzdanlarındakinin aynısını yazacaklardır.<br />
* Nüfus cüzdanlarının numara ve seri numaraları mutlaka yazılacaktır.<br />
* Yaşı küçük olanlar için, erkek 17 yaşını, kız ise 15 yaşını bitirmiş olacak.  Beyannamenin arka kısmındaki “Rıza Belgesi” kısmına yaşı küçük olan kız ise kızın,  erkek ise erkeğin anne ve babasının adı ve soyadı yazılarak imza edilecek ve kendi  muhtarlıklarına onaylattırılacaktır. 15 yaşını doldurmamış kız çocuğu ile 17 yaşını  doldurmamış erkek çocuğunun evlenebilmesi için hem beyanların arkasını ana ve  babası rızası muhtardan onaylatılacak hem de mahkemeden 88. madde kararı alarak  mevcut evraklara eklenecektir. Ana ve babadan biri ölmüş ise öldüğünü beyanın  arkasına yazarak muhtara da tasdik ettireceklerdir. Vasisi olanlar vasi kararı  getireceklerdir ve yine beyanın arkasına vasi imzası alınıp muhtara da tasdik  ettirilecektir. </span></p>
<p><span> Hazırlayan: Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/nikan-basvurusu-yaparken.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hindiyi Nasıl Pişirmeliyim?</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/yeni-yil-sofralarinin-vazgecilmez-lezzeti-hindi.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/yeni-yil-sofralarinin-vazgecilmez-lezzeti-hindi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Dec 2011 21:59:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>I3etul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yemek Tarifi]]></category>
		<category><![CDATA[2010]]></category>
		<category><![CDATA[hindi]]></category>
		<category><![CDATA[hindi dolma]]></category>
		<category><![CDATA[hindi nasıl pişirilir]]></category>
		<category><![CDATA[iç pilav]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kestane]]></category>
		<category><![CDATA[kestaneli pilav]]></category>
		<category><![CDATA[menü]]></category>
		<category><![CDATA[mönü]]></category>
		<category><![CDATA[tarif]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<category><![CDATA[yeni yıl]]></category>
		<category><![CDATA[yılbaşı]]></category>
		<category><![CDATA[yılbaşı sofraları]]></category>
		<category><![CDATA[yılbaşı yemekleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=2530</guid>
		<description><![CDATA[ İşte size zorlanmadan hazırlayabileceğiniz hindi tarifi…
Kestaneli İç Pilavlı Hindi
Pişirmek için malzemeler
2 kg&#8217;lık bir adet hindi
8 su bardağı su
½ yemek kaşığı tuz
Sosu için malzemeler
80 gr sade yağ (4 yemek kaşığı)
2 adet orta büyüklükte kuru soğan
1 kahve fincanı domates salçası yada 2 adet irice domates
2 su bardağı hindi suyu 
Kestaneli iç pilav için malzemeler
375 gr pirinç (1,5 su bardağı)
250 gr kestane
1 adet orta boy kuru soğan
60 gr sade yağ (3 yemek kaşığı)
1 yemek kaşığı çam fıstığı
2 yemek kaşığı kuş üzümü
Tuz, karabiber, yeni bahar, tarçın
YAPILIŞI
Temizlenmiş hindi 8 bardak su ile tencereye konur ve ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> İşte size zorlanmadan hazırlayabileceğiniz hindi tarifi…</strong></p>
<p><strong>Kestaneli İç Pilavlı Hindi</strong></p>
<p><strong>Pişirmek için malzemeler</strong></p>
<p>2 kg&#8217;lık bir adet hindi<br />
8 su bardağı su<br />
½ yemek kaşığı tuz</p>
<p><strong>Sosu için</strong><strong> malzemeler</strong><br />
80 gr sade yağ (4 yemek kaşığı)<br />
2 adet orta büyüklükte kuru soğan<br />
1 kahve fincanı domates salçası yada 2 adet irice domates<br />
2 su bardağı hindi suyu <strong></strong></p>
<p><strong>Kestaneli iç pilav için malzemeler</strong></p>
<p>375 gr pirinç (1,5 su bardağı)<br />
250 gr kestane<br />
1 adet orta boy kuru soğan<br />
60 gr sade yağ (3 yemek kaşığı)<br />
1 yemek kaşığı çam fıstığı<br />
2 yemek kaşığı kuş üzümü<br />
Tuz, karabiber, yeni bahar, tarçın</p>
<p><strong>YAPILIŞI</strong></p>
<p>Temizlenmiş hindi 8 bardak su ile tencereye konur ve etleri yumuşayıncaya kadar kaynatılır. Sonra yağın içine soğanlar çentilerek pembeleşinceye kadar tutulur. Domates kullanılacaksa, üstüne domatesler de konur. Domatesler kavrulduktan sonra hindi suyu ilave edilir. (Salça kullanacaksanız salçayı sulandırıp eklenir). Hindiyi fırın tepsisine alıp sosu ekleyip fırına verilir. Diğer yanda, iç pilav hazırlanır. 2 yemek kaşığı yağ içine 1 adet soğan çentilir. Çam fıstıkları da atılarak kavrulur. Daha sonra pirinç ilave olunur ve 10 dakika kadar kavrulur.  Kestanelerin üzerine bıçakla çentik atıp haşlanır. Ardından dış kabuğunu soyup bir on dakika daha haşlayıp ince kabuklarını da soyulur. Sonra pirinçlere silme 1 çay kaşığı karabiber, tarçın, bahar, kuş üzümü tuz, 1 tatlı kaşığı toz şeker ve kestaneler ilave edilir. Üzerine 1,5 bardak su ilave edilir.  20 dakika kadar kaynatılır. Fırından çıkarılan hindinin içine pilav doldurulur. 10 dakika daha fırına atılır.</p>
<p>Afiyet olsun!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/yeni-yil-sofralarinin-vazgecilmez-lezzeti-hindi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzu Besleme Yöntemleri</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/cocugunuzu-besleme-yollari.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/cocugunuzu-besleme-yollari.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Dec 2011 20:52:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rehber</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk beslenmesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ramonerassi.com/wordpress/cocugunuzu-besleme-yollari</guid>
		<description><![CDATA[
Çoğu zaman annelerin sıkıntısı olmuştur çocuk beslemek.Huysuzluk yapan,yemeğini yememekte direnen çocuk karşısında annenin yapması gereken bir takım hususlar var elbette :
* Çocuğunuza az miktarlarda gıda verin
* Çocuğunuzu yemediği için azarlamayın.Merak etmeyin,iyileşince iştahı yerine gelecektir.
* Ona sevdiği yemekleri yedirmeye gayret edin.
* Eğer çocuğun boğazı ağrıyorsa dondurma,soğuk yumurta veya meyve suyu verebilirsiniz.Bu onu rahatlatacaktır.
* Mide rahatsızlığı varsa şayet patates püresi iyi gelecektir.
* Yemek yemeyi onlar için bir eğlence haline dönüştürmek ve ilgi çekici kılmak için evde büyüklerin kullandıkları bardaklarda su içirin .
* İlginç,renkli ve çocuğun ilgisini çekecek renkli çatal,kaşık ya da kamış kullanınız
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="çocuk beslenme" href="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2008/05/cocuklarda_beslenme2.jpg"><img src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2008/05/cocuklarda_beslenme2.jpg" alt="çocuk beslenme" /></a></p>
<p>Çoğu zaman annelerin sıkıntısı olmuştur çocuk beslemek.Huysuzluk yapan,yemeğini yememekte direnen çocuk karşısında annenin yapması gereken <strong>bir takım hususlar</strong> var elbette :</p>
<p>* Çocuğunuza az miktarlarda gıda verin</p>
<p>* Çocuğunuzu yemediği için azarlamayın.Merak etmeyin,iyileşince iştahı yerine gelecektir.<span id="more-12"></span></p>
<p>* Ona sevdiği yemekleri yedirmeye gayret edin.</p>
<p>* Eğer çocuğun boğazı ağrıyorsa dondurma,soğuk yumurta veya meyve suyu verebilirsiniz.Bu onu rahatlatacaktır.</p>
<p>* Mide rahatsızlığı varsa şayet patates püresi iyi gelecektir.</p>
<p>* Yemek yemeyi onlar için bir eğlence haline dönüştürmek ve ilgi çekici kılmak için evde büyüklerin kullandıkları bardaklarda su içirin .</p>
<p>* İlginç,renkli ve çocuğun ilgisini çekecek renkli çatal,kaşık ya da kamış kullanınız</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/cocugunuzu-besleme-yollari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bahçe Dekorasyonu ve İncelikleri</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/bahce-dekorasyonu-ve-incelikleri.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/bahce-dekorasyonu-ve-incelikleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Dec 2011 10:42:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rehber</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dekorasyon]]></category>
		<category><![CDATA[bahçe bitkileri]]></category>
		<category><![CDATA[bahçe çiçekleri]]></category>
		<category><![CDATA[bahçe dekorasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Bahçe Dekorasyonu ve İncelikleri]]></category>
		<category><![CDATA[bahçe mimarisi]]></category>
		<category><![CDATA[bahçe mobilyaları]]></category>
		<category><![CDATA[dekor]]></category>
		<category><![CDATA[dekorasyon incelikleri]]></category>
		<category><![CDATA[hamak]]></category>
		<category><![CDATA[salıncak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=1963</guid>
		<description><![CDATA[Yaşadığımız 2000 li yıllarda artan stres ve zorlaşan yaşam şartları içerisinde , kendimize ve ailemize ayırdığımız kısıtlı zamanı iyi değerlendirmek herkesin ortak arzusudur . Modern yaşamın her geçen günü bizi doğadan ve yeşilden daha da ayırdığını düşünürsek , bahçelerimizin bizim için ne kadar önemli oldugunun farkına varabiliriz. Doganın küçük birer parçası olan bu insanı rahatlatan ferahlık hissi veren mekanlarda bitkilerle , çiçeklerle ugrasırken üzerimizdeki stresi atabilir , kendi oluşturduğumuz büyülü köşelerde dinlenebilir ve hatta arkadaşlarımızla toplanarak verecegimiz küçük partilerle eğlenebilir çok hoş vakitler geçirebiliriz . Ancak , tabii ki bu ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşadığımız 2000 li yıllarda artan stres ve zorlaşan yaşam şartları içerisinde , kendimize ve ailemize ayırdığımız kısıtlı zamanı iyi değerlendirmek herkesin ortak arzusudur . Modern yaşamın her geçen günü bizi doğadan ve yeşilden daha da ayırdığını düşünürsek , bahçelerimizin bizim için ne kadar önemli oldugunun farkına varabiliriz. Doganın küçük birer parçası olan bu insanı rahatlatan ferahlık hissi veren mekanlarda bitkilerle , çiçeklerle ugrasırken üzerimizdeki stresi atabilir , kendi oluşturduğumuz büyülü köşelerde dinlenebilir ve hatta arkadaşlarımızla toplanarak verecegimiz küçük partilerle eğlenebilir çok hoş vakitler geçirebiliriz . Ancak , tabii ki bu tür aktiviteler için dogru mobilya , doğru aksesuar seçimi ve dogru dekorasyon çok önemlidir. Dekorasyona başlamadan önce nasıl bir ortam istediğimizi belirlemek ilk öncelikli işimizdir. Ne tür mobilyalarda vakit geçirmek istiyoruz , ne tür çiçeklerden hoşlanıyoruz , sessiz bir ortamda kitap okumak için nasıl bir tarzda dekor yapmalıyız bunlara karar vermeliyiz. Öncelikle ilk aşama zemindir , zeminde mutlaka çim olmalıdır , suni çim yada çim görünümündeki yapay halılar ortamın ahengini bozucaktır. Güneş ışığı insan için yararlı olsada uzun süre güneş ışığına maruz kalmak iyi bir şey değildir , bu yüzden üzeri kapalı noktalar düşündüğümüz kadar zaman zaman güneş ışığı alabilmek için üzeri açık yerlerde bulundurmamız gerekir. Su sesi insana herzaman huzur vermiştir , bunun için bir köşede taşlarla bezenmiş suyun aktığı küçük bir havuz düşünebilir. Açık alanda düşündüğümüz mobilyaları seçerken yağmurdan az etkilenecek bir malzemeden seçim yapmalıyız hava herzaman güzel olucak diye bişi yoktur , her yağmurda mobilyaları kapalı bir alana taşımak hava düzeldiğinde tekrar dışarı çıkartmak yorucu olabilir. Çocuklarınız ve bazende kendiniz için hamak ve salıncak türü eğlendirici ve dinlendirici aksesuarlar güzel seçimler olacaktır. Yemek masanız eve biraz daha yakın olmalıdır , açık havada kahvaltı yapmak yada yemek yemek bahçelerin vazgeçilmezidir. Biraz daha uzak bir köşeye mangalınızı kurabilirsiniz.</p>
<p><center><a href="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/06/dekorasyon-bahce-cicek.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-400" title="dekorasyon-bahce-cicek" src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/06/dekorasyon-bahce-cicek.jpg" alt="dekorasyon-bahce-cicek" width="468" height="316" /></a><a href="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/06/bahce-oturma-mobilyalari.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1965" title="bahce-oturma-mobilyalari" src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/06/bahce-oturma-mobilyalari.jpg" alt="bahce-oturma-mobilyalari" width="350" height="280" /></a><a href="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/06/bahce-mobilyalari.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1966" title="bahce-mobilyalari" src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/06/bahce-mobilyalari.jpg" alt="bahce-mobilyalari" width="400" height="353" /></a><a href="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/06/bahce-mimarisi-mangal.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1967" title="bahce-mimarisi-mangal" src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/06/bahce-mimarisi-mangal.jpg" alt="bahce-mimarisi-mangal" width="248" height="248" /></a><a href="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/06/bahce-hamak-salincak.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1968" title="bahce-hamak-salincak" src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/06/bahce-hamak-salincak.jpg" alt="bahce-hamak-salincak" width="480" height="360" /></a><a href="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/06/bahce-bakimi-dekorasyon.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1969" title="bahce-bakimi-dekorasyon" src="http://www.bayanrehberi.com/wp-content/uploads/2009/06/bahce-bakimi-dekorasyon.jpg" alt="bahce-bakimi-dekorasyon" width="400" height="327" /></a></center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/bahce-dekorasyonu-ve-incelikleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni Yıla Yeni Bir Başlangıç</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/yeni-yila-yeni-bir-baslangic.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/yeni-yila-yeni-bir-baslangic.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Dec 2011 16:42:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kahramankentli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[yeni yılda kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[yeni yılda sizin kariyeriniz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/yeni-yila-yeni-bir-baslangic.html</guid>
		<description><![CDATA[Yeni bir yıl, yeni bir başlangıç için fırsattır. Bu yıl kariyerinizde nasıl bir gelişme, nasıl bir ilerleme kaydetmek istiyorsunuz? Profesyonel destek hizmeti sunan Dream Job Coaching adlı firmanın kurucusu Joel Garfinkle ın bu yılı kariyerinizdeki en parlak yıl yapmak için birkaç önerisi var.
işinizin en çok hangi yanlarını sevdiğinize karar verin

Neyi en çok sevdiğinize karar verince de, bu işten daha çok yapmanın yollarını arayın. Zevk aldığınız bir projeye odaklandığınızda kendinizi bütün Gün boyunca enerjik hisseder ve hiç yorulmazsınız. Sizin hoşunuza giden işlerin iş arkadaşınızın veya patronunuzun hiç sevmedikleri olduğunu fark edebilirsiniz. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir yıl, yeni bir başlangıç için fırsattır. Bu yıl kariyerinizde nasıl bir gelişme, nasıl bir ilerleme kaydetmek istiyorsunuz? Profesyonel destek hizmeti sunan Dream Job Coaching adlı firmanın kurucusu Joel Garfinkle ın bu yılı kariyerinizdeki en parlak yıl yapmak için birkaç önerisi var.<br />
işinizin en çok hangi yanlarını sevdiğinize karar verin<br />
<img src="http://img368.imageshack.us/img368/4682/careerlandingimgir7.jpg" alt="" /><br />
Neyi en çok sevdiğinize karar verince de, bu işten daha çok yapmanın yollarını arayın. Zevk aldığınız bir projeye odaklandığınızda kendinizi bütün Gün boyunca enerjik hisseder ve hiç yorulmazsınız. Sizin hoşunuza giden işlerin iş arkadaşınızın veya patronunuzun hiç sevmedikleri olduğunu fark edebilirsiniz. Herkesin karlı çıkacağı bir durum yaratmaya çalışın.<br />
çevrenizden öğrenebildiğiniz kadar çok şey öğrenin<span id="more-349"></span><br />
Ofiste kim yaptığı işten çok zevk alıyor ve aynı zamanda da işini en iyi yapıyor? Bu arkadaşınızdan ne öğrenebilirsiniz? işe gelmeyi seven insanlar Pozitif enerji yayarlar, ve bu ruh hali bulaşıcı olabilir. Bu enerjinin size de geçmesini sağlayın.<br />
Kariyer imzanızı belirleyin<br />
Sizi hem kişisel, hem de profesyonel anlamda tarif eden tek bir cümle yazmanız gerekse ne yazardınız? Kendinize özgü imzanızı bulmaya çalışın ve bu cümleyi yapmak istediğiniz iş ve olmak istediğiniz kişiye ulaşırken size yön veren bir rehber olarak kullanın.<br />
Neyi kontrol edip neyi kontrol edemeyeceğinizin farkına varın<br />
işte gergin olmanıza neden olan şeylerin bir listesini çıkarın. Kontrol edebileceklerinizi daire içine alın, kontrol edemeyeceklerinizin ise üstünü çizin. üstünü çizdiğiniz Maddeler için daha fazla zaman ayırmamaya karar verin, enerjinizi çözebileceğiniz sorunlar için harcayın.<br />
şu andaki pozisyonunuzun üzerindeki işleri yapın<br />
Patronunuza, sizin pozisyonunuzun kapsadığı işlerden daha çok sorumluluk gerektiren bir görev üstlenmeyi teklif edin. Bu göreve alışkın olmanız, gelecekte bir üst pozisyon için aday gösterilmenizi sağlayacaktır.<br />
özgeçmişinize geçecek projeler yapın<br />
Yeni bir proje seçerken, size en çok faydası olanı belirlemeye çalışın. Yaptığınız işin sayısal sonuçlarını çıkarın ve özgeçmişinize ekleyin.<br />
iş ortamında insan ilişkilerinizi güçlendirin<br />
Ofisinizdeki koşulları kimse iş arkadaşlarınızdan daha iyi anlayamaz. iş arkadaşlarınızla iyi ilişkiler kurmaya çalışın, onları tanımaya ayırdığınız zaman hem kişisel, hem de profesyonel gelişiminize bir yatırım niteliğindedir.<br />
Genel manzarayla ayrıntıları bir arada görmeye çalışın<br />
iş yaşamınızdaki genel manzara, yani genel vizyonunuz nedir? Sizi hedefinize götürecek küçük adımlar, yani ayrıntılar nedir? Kendinize, bugün ulaşabileceğiniz küçük bir hedef belirleyin ve işe buradan başlayın; örneğin sektörel bir derneğe katılmak gibi.<br />
Doğru yolda olduğunuzdan emin olun<br />
Gerçekten yapmak istediğiniz işi mi yapıyorsunuz? Yapmanız gereken işle, yapmak istediğiniz iş birbirine uymuyor mu? Kariyeriniz ilgi alanlarınızla ve doğal yeteneklerinizle uyuşmuyorsa yukarıda sıraladığımız önerilerin hiçbiri işe yaramaz. Bir kariyer değerlendirmesi yapmanız gerekiyorsa, bu yılın ilk işi olarak onu yapın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/yeni-yila-yeni-bir-baslangic.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Limonun Cildimize Faydaları</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/limonun-cildimize-faydalari.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/limonun-cildimize-faydalari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 16 Jul 2011 18:42:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kahramankentli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kozmetik]]></category>
		<category><![CDATA[cildimiz için limon]]></category>
		<category><![CDATA[limon]]></category>
		<category><![CDATA[limonun faydaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/limonun-cildimize-faydalari.html</guid>
		<description><![CDATA[
Genelde limon her derde deva diye bilinir.Gerçektende belki daha önceden cilde faydalı olduğunu duymamışsınızdır.Özellikle c vitamini yonunden oldukça zengin olan limonun cildimiz için ne gibi faydaları varmış bakalım.
Limon, cildiniz icin serinletici ve canlandirici bir etki yapar. Alti adet limonu, kabuklari ile birlikte halka seklinde dilimleyin. Derin bir kaba soguk su doldurun ve icine dilimlediginiz limonlari atin. Limonlarin kabuklari yumusayana kadar en az bir-iki saat bekletin. Sure tamamlandiktan sonra limonlari elinizle sIkin ve banyo suyunun icine limonlari ve hazirlanan suyu ilave edin. Eger limonlarin suda bekletilme suresi sizin icin cok uzun ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.cagkanfruit.com/images/limon.jpg" alt="" /><br />
Genelde limon her derde deva diye bilinir.Gerçektende belki daha önceden cilde faydalı olduğunu duymamışsınızdır.Özellikle c vitamini yonunden oldukça zengin olan limonun cildimiz için ne gibi faydaları varmış bakalım.</p>
<p>Limon, cildiniz icin serinletici ve canlandirici bir etki yapar. Alti adet limonu, kabuklari ile birlikte halka seklinde dilimleyin. Derin bir kaba soguk su doldurun ve icine dilimlediginiz limonlari atin. Limonlarin kabuklari yumusayana kadar en az bir-iki saat bekletin. Sure tamamlandiktan sonra limonlari elinizle sIkin ve banyo suyunun icine limonlari ve hazirlanan suyu ilave edin. Eger limonlarin suda bekletilme suresi sizin icin cok uzun ise, o zaman limonlarin suyunu sIkin ve limonlarla birlikte banyo suyuna katin. Hazirladiginiz limon banyosunun icinde 20 dakika kalmaniz yeterli olacaktir. Bu ozel banyo icin kan dolasiminizi hizlandirirken, ic acici limon kokusu da gune dinamik baslamaniza yardimci olacaktir.<br />
<span id="more-116"></span><br />
Cilt icin limon peelingi<br />
Limonun icerdigi asitler cilde ayni zamanda peeling gorevi yapabilir. Dirsek, diz ve tabanlarda olusan sert derileri size simdi verecek oldugumuz limon recetesi ile yumusatarak, puruzsuz gorunmesini saglayabilirsiniz. Bir corba kasigi limon suyu ile iki corba kasigi bali kisIk ateste hafifce isitin. Ocaktan alindiktan sonra bir sure sogumasini bekleyin. Hazirlanan karisim soguduktan sonra kuruyan ve catlayan cildin ustune surun. 20 dakika beklettikten sonra peeling yaptiginiz bolgeyi su ile temizleyin. Son olarak temizlediginiz bu bolgeyi limon kabuklariyla ovaliyin. Bu islem sonunda derinizin taze gorunusu sizi bile sasirtacaktir. </p>
<p>Limonlu yuz temizle losyonu<br />
Limon yagli ciltler icin ideal bir temizleyicidir. Cunku limonun sIkilastirici bir etkisi vardir. Tarifini verdigimiz yuz losyonu, yuzdeki siyah nokta ve sivilcelere karsi en ideal losyondur. Bunun icin 30 ml. limon suyunu 30 gr. bal ve 200 ml. damitilmis suyla karistirin ve bu karisimi bir cam sisesinin icine koyun. Hazirladiginiz bu losyonu sabahlari ve aksamlari, bir pamuga damlatarak yuzunuze surun. Boylece hem temiz hem de canli bir cilde sahip olacaksiniz. Ancak yuzunuze bu karisi surdukten sonra en az iki saat gunese cikmamaya dikkat edin. Aksi halde yuzunuzde lekeler olusur. </p>
<p>Limonla degisIk yuz maskeleri<br />
- Az yagli yogurda 5 damla limon suyu katin. Yuzunuzu temizledikten sonra bu maskeyi surun ve 15 dakika bekleyip yikayin. </p>
<p>- Avokado”nun yarisini pure haline getirin, icine bir cay kasigi limon suyu katin ve bir yumurta akini iyice cirptiktan sonra ekleyin. Cildiniz kuru ise birkac damla badem yagi da koyun. Karisimi yuzunuze ve boynunuza uygulayin. 20 dakika beklettikten sonra su ile temizleyin. </p>
<p>- 100 gr. yulaf ezmesi, 1 limon suyu ve bir yumurta akini karistirdiktan sonra ortaya cikan karisimi, maske halinde yuzunuze yayin. 10 dakika bekleyin. Bu maske cildinizi gerginlestirecektir</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/limonun-cildimize-faydalari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Arnavut Ciğeri Tarifi</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/arnavut-cigeri-tarifi.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/arnavut-cigeri-tarifi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Feb 2010 18:24:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yemek Tarifi]]></category>
		<category><![CDATA[Arnavut ciğeri]]></category>
		<category><![CDATA[Arnavut Ciğeri Tarifi]]></category>
		<category><![CDATA[Baş soğan]]></category>
		<category><![CDATA[Ciğer]]></category>
		<category><![CDATA[Karaciğer]]></category>
		<category><![CDATA[Maydanoz]]></category>
		<category><![CDATA[Zeytinyağ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3423</guid>
		<description><![CDATA[Evde arnavut ciğeri yaparak misafirlerinize değişik bir sunum yapabilirsiniz.
MALZEMELER
2 baş soğan
1 koyun karaciğeri
1/2 su baradağı un
1/2 demet maydanoz
1.5 çorba kaşığı kırmızı biber
1 bardak zeytinyağ (ya da mısırözü yağ)
tuz
4 Kişilik
HAZIRLANIŞI
Arnavut Ciğeri Tarifi Karaciğerin ince zarını soyun, sinirli kısımlarını çıkarın. Daha sonra karaciğeri bir tahta üzerine koyup, fındık iriliğinde parçalar doğrayın. Bu parçaları büyük bir kabın içine koyun ve üzerine bir kaşık kırmızı biber serpip iyice karıştırın. 30 dakika kadar dinlendirip, ciğer parçalarını önce bol una bulayın ardından üzerindeki fazla unun dökülmesi için silkeleyin ve içinde bir bardak zeytinyağı kızdırdığınız tavanın içine ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Evde arnavut ciğeri yaparak misafirlerinize değişik bir sunum yapabilirsiniz.</p>
<p><span>MALZEMELER<br />
2 baş soğan<br />
1 koyun karaciğeri<br />
1/2 su baradağı un<br />
1/2 demet maydanoz<br />
1.5 çorba kaşığı kırmızı biber<br />
1 bardak zeytinyağ (ya da mısırözü yağ)<br />
tuz</p>
<p>4 Kişilik</span></p>
<p><span>HAZIRLANIŞI<br />
Arnavut Ciğeri Tarifi Karaciğerin ince zarını soyun, sinirli kısımlarını çıkarın. Daha sonra karaciğeri bir tahta üzerine koyup, fındık iriliğinde parçalar doğrayın. Bu parçaları büyük bir kabın içine koyun ve üzerine bir kaşık kırmızı biber serpip iyice karıştırın. 30 dakika kadar dinlendirip, ciğer parçalarını önce bol una bulayın ardından üzerindeki fazla unun dökülmesi için silkeleyin ve içinde bir bardak zeytinyağı kızdırdığınız tavanın içine birer avuç birer avuç atın. Karıştırarak yaklaşık bir dakika pişirdikten sonra delikli kepçe yardımıyla yağını süzüp, servis tabağına alın. Ciğerin pişiridikten sonra üzerine biraz tuz serpin. Tavadaki yağın dörtte birini alın, üzerine yarım çorba kaşığı kırmızıbiber koyun. Ateşte iyice karıştırdıktan sonra, biberli yağı ciğerin üzerine gezdirip, dökün. Bu arada, ince ince doğrayıp, tuzla ovduğunuz soğanın suyunu süzün. Sonra, temizleyip ince kıydığınız maydanoz ve soğanı karıştırarak piyaz yapın ve bu piyazı servis tabağının kenarına koyup, ciğerle birlikte servis yapın.Afiyet olsun<br />
</span></p>
<p><span>Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/arnavut-cigeri-tarifi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşırı Kıllnma</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/asiri-killnma.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/asiri-killnma.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Feb 2010 18:03:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Aşırı Kıllanma]]></category>
		<category><![CDATA[göğüs]]></category>
		<category><![CDATA[karın]]></category>
		<category><![CDATA[sırt]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3416</guid>
		<description><![CDATA[Aşırı kıllanma yüz, göğüs, karın, sırt, kol ve bacakların üst kısmında uzun kalın ve sert kılların çıkmasıdır. Bu durum kozmetik bir problemin yanında, aynı zamanda hormonal bir düzensizliğide gösterir. kişinin estetik olarak görüntüsüneki değişiklik psikolojisine de yansımaktadır ve hayat kalitesi düşmektedir.
Normal Kıl Büyümesi
Kıllar soğuk ve tahriş edici maddelere karşı koruyucudur. Her kıl derinin altında folikül adı verilen kökten büyür, ve kıl derinin üzerinde kalan kısmı alınsada kökü durduğu sürece büyümeye devam eder. insanda doğduğunda yaklaşık 50 milyon kıl kökü vardır, ve bunların sayısı 40 yaşından sonra azalmaya başlar. Erişkinlerde iki ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span>Aşırı kıllanma yüz, göğüs, karın, sırt, kol ve bacakların üst kısmında uzun kalın ve sert kılların çıkmasıdır. Bu durum kozmetik bir problemin yanında, aynı zamanda hormonal bir düzensizliğide gösterir. kişinin estetik olarak görüntüsüneki değişiklik psikolojisine de yansımaktadır ve hayat kalitesi düşmektedir.</p>
<p>Normal Kıl Büyümesi</p>
<p>Kıllar soğuk ve tahriş edici maddelere karşı koruyucudur. Her kıl derinin altında folikül adı verilen kökten büyür, ve kıl derinin üzerinde kalan kısmı alınsada kökü durduğu sürece büyümeye devam eder. insanda doğduğunda yaklaşık 50 milyon kıl kökü vardır, ve bunların sayısı 40 yaşından sonra azalmaya başlar. Erişkinlerde iki tip kıl vardır, bunlardan birincisi ince, renksiz ve kısa olan kıllardır. Birçok kadının yüzünde, göğüslerinde ve sırtında bu tip kıllar bulunur. ikinci tür ise hem kadın hem de erkeklerin başında, koltuk altında ve genital (cinsel) bögelerinde bulunan, sert uzun ve koyu renkli kıllardır. Erkeklerin yüz ve vücutlarında bulunan kıllarda bu ikinci türdendir. Ön kol (dirseklerin altı) ve bacakların dizden aşağısındaki kılların sayısı kişilerin hormonal durumundan bağımsızdır. Bu bölgelerdeki aşırı kıllanma hastalık değildir.</p>
<p>Hormon Dengesi ve Tüylenmenin Belirmesi</p>
<p>Menarş´ın (adet kanamaları) başlaması ile genç bir kızın vücudunda bir kadına özgü değişikler olur. Bunlardan en önemlisi erkeklerden farklı ve az olan tüy dağılımıdır. Bu durum büyük oranda kadına özgü hormonal denge ile kontrol edilir. Sağlıklı bir hormonal yapı için beyindeki merkezler, yumurtalıklar, tiroid ve böbrek üstü bezlerinin uyum içinde çalışması gerekir. Beyindeki hipofiz bezi salgıladığı hormonlar yolu ile yumurtalıkların, memelerin, tiroid ve böbrek üstü bezlerinin fonksiyonlarını kontrol eder. Hipofizden salgılanan iki önemli hormon vardır.</p>
<p>FSH: (Follikül Uyarıcı Hormon) yumurtalıklarda folikül olarak adlandırılan ve içinde yumurta bulunan sıvı dolu keseciklerin gelişmesini sağlar.<br />
LH: (Luteinize Edici Hormon) gelişmiş foliküllerin çatlamasını ve yumurtaların serbestleşmesini uyarır. Bu iki hormonun uyumlu çalışması ile sağlıklı yumurta gelişimi sağlanır. Yumurtalıkların salgıladığı en önemli hormon östrojendir (kadınlık hormonu). Östrojenin kadın vücudunun gelişiminde ve fonksiyonlarının devamında yeri çok önemlidir. Östrojenin en önemli fonksiyonlarından biri vücutda kadınsı bir tüy dağılımı sağlamaktır. Menapoza yaklaşıldığında yumurtalıklardaki yumurta deposu azalmıştır. Sağlıklı yumurta gelişimi olmaz ve östrojen Salınımı azalır. Hormonların bir orkestra gibi ahenk içinde çalışması ile kadının kendine öz fonksiyonları sağlıklı ve uyum içinde devam eder. Eğer kadında kalıtsal bir problem yoksa yumurta gelişimi, adet dönemleri, kılların vücutta dağılımı, üreme, kadınsı vücut ve ses gelişimi sağlıklı olacak ve aksamayacaktır.</p>
<p>Yüzde ve vücutta aşırı kıllanmaya neler yol açar?</p>
<p>Genellikle aşırı kıllanma kandaki androjenlerin (erkeklik hormonları) artmasına bağlıdır. Androjenler erkeklerde daha yüksek düzeylerde olmak üzere hem erkek hemde kadında bulunan hormonlardır. Androjenler ince, zayıf ve kısa olan kılların sert, uzun kıllara dönüşmesine neden olur. Androjen düzeylerinin yükselmesine ve bunun sonucu olarak da kıllanmaya neden olan durumlar;</p>
<p>Menapoz<br />
Bu dönemde yumurtalıklardan östrojen (kadınlık hormonu) sentezi azaldığı halde androjen sentezi devam eder, buna bağlı olarak kıllanma görülebilir.<br />
Genetik<br />
Annesinde veya büyükannesinde aşırı kıllanma olan kişilerde aynı hastalığın görülme olasılığı fazladır.<br />
İlaç yan etkileri<br />
Erkek hormonları veya androjenik özellikler gösteren ilaçlar alan kişilerde aşırı kıllanma görülebilir.<br />
Polikistik over hastalığı<br />
Overlerde birçok kist oluşur ve erkek hormonları fazla olarak üretilir. Hastalarda aşırı kıllanma, düzensiz yumurtlama, adet düzensizlikleri, kısırlık ve şişmanlık görülür.<br />
Yumurtalık Tümörleri<br />
Nadir olarakda androjen salgılayan hormonlar aşırı kıllanmaya neden olur.<br />
Adrenal (Böbreküstü Bezi) Bozuklukları<br />
Androjenler adrenal bezlerinde de üretilir. Adrenal hiperplazi (bezlerin büyümesi) durumunda fazla androjen üretilmesine ve aşırı kıllanmaya neden olur.</p>
<p>Aşırı kıllanmanın nedeninin belirlenmesi<br />
Yapılan hormon testleri ile kandaki androjen ve diğer hormonların seviyeleri belirlenir. Ayrıca yapılan ultrason incelemesi ve özel radyolojik incelemeler ile yumurtalık veya böbrek üstü bezlerinde ki tümörler tespit edilebilir.</p>
<p>Aşırı kıllanma nasıl tedavi edilebilir?</p>
<p>Kozmetik Tedavi<br />
Tüy dökücü kimyasalların kullanımı, ağda, traş vs gibi yöntemler ile geçici olarak bu kıllardan kurtulmak mümkündür. Epilasyon kalıcı sonuç veren yöntemlerden biridir. ince elektroliz iğneleri ile kıl köküne hafif bir elektrik akımı verilir ve kıl kökü öldürülür. Hormon tedavisi görecek kişilerin epilasyonu en az altı ay sonra yaptırması uygun olur.</p>
<p>Tıbbi Tedavi<br />
Aşırı kıllanmanın tedavisinde en sık kullanılan ilaçlar doğum kontrol haplarıdır. Bu haplardaki östrojenler karaciğerde androjenlere bağlanarak onların etkisini azaltan proteinlerin üretilmesini sağlar. Diğer bir ilaç olan Spiranolakton androjenlerin ciltteki etkisini engeller. Böbrek üstü bezlerinin hastalıklarına bağlı aşırı kıllanmanın tedavisinde kortizon kullanılır. Son yıllarda GnRH anologları denilen bir grup ilaç ile yumurtalıklardan androjen salınımı engellenerek aşırı kıllanma tedavi edilmektedir. Hormon tedavisi ile yeni kıl çıkması engellenir. Önceden çıkan kıllar hormon tedavisi ile dökülmez, tedavinin bitiminden en az altı ay sonra epilasyon uygulanarak yok edilebilir. Hormon tedavisine başlandıktan ortalama bir ila iki yıl sonra ilacın dozu azaltılarak kıllanmanın tekrarlayıp tekrarlamadığı tespit edilir ve gerekirse ilaca daha uzun süre devam edilir.</span></p>
<p><span>Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/asiri-killnma.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Emzirmeye Başlama Zamanı</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/emzirmeye-baslama-zamani.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/emzirmeye-baslama-zamani.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Feb 2010 17:42:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Ağız sütü]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bebek emzirmek]]></category>
		<category><![CDATA[dogum]]></category>
		<category><![CDATA[emzirmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3405</guid>
		<description><![CDATA[Bebeği emzirmeye başlamak konusunda kimi yerlerde yerleşmiş batıl inançlar vardır.3 ezan sonra,2 gün sonra başlamak gibi.Bunlar tamamı ile yanlıştır.İlk süt bebek için çok önemlidir ve yerine hiç bir şyi koyamazsınız.
• Bebeğinizi doğumdan sonra, ilk yarım saat (30–60 dk.) içerisinde, kendinize gelir gelmez emzirmeye başlamalısınız.
• Doğumdan sonra ilk birkaç gün içerisinde gelen koyu ağız sütü bebeğe mutlaka verilmelidir. Bebeğinizi hastalıklardan korur.
• Doğumdan hemen sonra emzirmeye başlayan annenin önceleri az miktarda gelen sütü, bebeğin emmesi ile beraber kısa sürede artacaktır. Doğumdan sonra 1–2 gün süt gelmese bile ek bir gıda verilmemeli, bebek ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span>Bebeği emzirmeye başlamak konusunda kimi yerlerde yerleşmiş batıl inançlar vardır.3 ezan sonra,2 gün sonra başlamak gibi.Bunlar tamamı ile yanlıştır.İlk süt bebek için çok önemlidir ve yerine hiç bir şyi koyamazsınız.</p>
<p>• Bebeğinizi doğumdan sonra, ilk yarım saat (30–60 dk.) içerisinde, kendinize gelir gelmez emzirmeye başlamalısınız.<br />
• Doğumdan sonra ilk birkaç gün içerisinde gelen koyu ağız sütü bebeğe mutlaka verilmelidir. Bebeğinizi hastalıklardan korur.<br />
• Doğumdan hemen sonra emzirmeye başlayan annenin önceleri az miktarda gelen sütü, bebeğin emmesi ile beraber kısa sürede artacaktır. Doğumdan sonra 1–2 gün süt gelmese bile ek bir gıda verilmemeli, bebek sık sık emzirilmelidir.</p>
<p>Bebeğinizi ne sıklıkla ve nasıl emzirmelisiniz?</p>
<p>• Bebeğinizi her ağladığında ve her istediğinde emziriniz. Emzirmeye zaman sınırı konulmadan, bebeğinizi gündüz ve gece her istediğinde emziriniz. Özellikle geceleri emzirme süt üretiminizi artıracaktır Yeni doğan bebekler genellikle günde 8–10 öğün emmek isterler. Öğün sayısı daha sonra giderek azalır.<br />
• Bebeğin vücudu anneye yakın olmalı, baş ve vücudu düz bir şekilde tutulmalı, gerekirse omuz ile birlikte poposundan desteklenmeli ve burnu anne memesi ile aynı hizada olmalıdır. Emzirme esnasında meme çevresindeki koyu renkli bölgeyi çocuk ağzına almalıdır.<br />
• Doğumdan sonra emzirmeye başlayan annenin Sık ve doğru emzirme, bol sütün gelmesini sağladığı gibi göğüslerin şişmesini ve acımasını da önler.</p>
<p>• Bebeğinize ilk 6 ay sadece anne sütü vermelisiniz.<br />
• 6. aydan sonra 2 yaşına gelene kadar uygun ek gıdalar ile birlikte anne sütü vermeye devam etmelisiniz.<br />
Bebeği ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslemek ne kadar önemli ise, zamanında uygun ek gıdalara başlamak da bebeğinizin sağlıklı gelişimi için çok önemlidir.</p>
<p>Bebeğinizi ilk 6 ay sadece emzirin, 6. aydan sonra uygun ek gıdalar verin.</p>
<p>Bebeğinizin Anne Sütü ile Yeterince Beslendiğini Nasıl Anlarsınız?<br />
• Bebeğiniz günde en az 6 kez idrar yapıyor, 1–2 kez kakasını yapıyor ve ayda en az 500 gr. kilo alıyor ise bebeğinizin aldığı anne sütü yeterlidir.</span></p>
<p><span>Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/emzirmeye-baslama-zamani.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Biberon Kullanmaya Ne Zaman Geçilmeli</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/biberon-kullanmaya-ne-zaman-gecilmeli.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/biberon-kullanmaya-ne-zaman-gecilmeli.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Feb 2010 17:38:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[anne sütü]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[biberon]]></category>
		<category><![CDATA[Mikrodalga]]></category>
		<category><![CDATA[Prematüre]]></category>
		<category><![CDATA[Prematüre bebek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3403</guid>
		<description><![CDATA[
Anne sütü alan bebeklere oturana kadar yani ilk 3-4 hafta biberon verilmesi önerilmiyor. Ancak bazen bebeğe mama verilmesi gerekebiliyor, böyle durumlarda ufak ilaç kadehleri kullanılarak mama verilmesi öneriliyor. Bebek 2-3 aylık olduktan sonra biberon günde 1-2 sefer verilebilir. Annesini emen, sütün yeterli olduğu durumlarda biberona gerek yoktur. Anne sütü yeterliyse erkenden biberona alıştırmamak daha iyi olacaktır.
Çalışan anneler ne zaman biberona geçmeli?
Biberon ters çevrildiğinde damlalar belli bir oranda akmalıdır, bebek boğuluyor gibi oluyorsa, biberon deliği bebeğe göre çok açık demektir. Anne çalışacaksa ya da bebek prematüre doğmuşsa biberon kullanılması önerilir. Anbne ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span><br />
Anne sütü alan bebeklere oturana kadar yani ilk 3-4 hafta biberon verilmesi önerilmiyor. Ancak bazen bebeğe mama verilmesi gerekebiliyor, böyle durumlarda ufak ilaç kadehleri kullanılarak mama verilmesi öneriliyor. Bebek 2-3 aylık olduktan sonra biberon günde 1-2 sefer verilebilir. Annesini emen, sütün yeterli olduğu durumlarda biberona gerek yoktur. Anne sütü yeterliyse erkenden biberona alıştırmamak daha iyi olacaktır.<br />
<strong>Çalışan anneler ne zaman biberona geçmeli?</strong><br />
Biberon ters çevrildiğinde damlalar belli bir oranda akmalıdır, bebek boğuluyor gibi oluyorsa, biberon deliği bebeğe göre çok açık demektir. Anne çalışacaksa ya da bebek prematüre doğmuşsa biberon kullanılması önerilir. Anbne çalışmaya başlamadan 2 hafta önce biberonla deneme çalışmalarına başlamalıdır.</p>
<p><strong>Biberonla beslerken kesinlikle katı gıdalar vermeyin.</strong> Bu sonra kaşıkla yemeyi zorlaştırır. Katı gıdalara geçirlieken öğünler sırasında sadece su biberonla verilmelidir. Katı gıda bittikten sonra bebeğe biberon ile mama verilebilir. Biberonu ısıtmak için ise mikrodalga kullanılması önerilmiyor. <strong>Kanada Tıp Birliği Nisan 2008 tarihinde sert plastiklerin kullanımdan kaldırdı, bu nedenle cam biberonları tercih edin.</strong></p>
<p><strong>Biberon alırken nelere dikkat edilir</strong><br />
Bebeğin içtiği mama miktarından biraz daha büyük olmalı. Memenin deliği bebeğin gelişimine uygun olmalı. Bebekler 6-7. aydan itibaren tutar, 9. aydan itibaren kendileri içebilir. Bu yüzden biberon bebeğin kavrayabileceği büyüklükte olmalıdır.</p>
<p><strong>Biberon nasıl temizlenir?</strong><br />
Biberon temizliğinde biberon fırçası kullanılması öneriliyor. İyice temizlenen biberon kaynar su ya da sterilzatöre koyularak steril edilir. Biberon ve çlarını 5 dakika süreyle kaynar suda kaynatmak yeterlidir. Daha sonra sudan ve sterilzatörden çıkarılan biberon temiz kağıt üzerine koyularak kurutulur. Bebeğiniz herşeyi ağzına koymaya başladıktan sonra biberon sterilizasyonuna son verilmelidir. Kullanımdan sonra bir damla deterjanla çalkalayıp iyice duruladıktan sonra kurumaya bırakmak yeterlidir.</p>
<p><strong>Biberonu ne zaman bıraktırmalı</strong><br />
Bebeğiln ilk 2 yaşı oral fazdır. Bu dönemde şiddetli emme ve ağza götürme içgüdüsü vardır. Biberon onu huzursuz uyku dönemlerinde rahatlatır ve genel olarak da mutlu eder. Geceleri biberonla uyumamasına dikkat edilmelidir. Biberonu 2 yaşına doğru bıraktırmak en doğrusudur. Çocuğa 1 yaşında biberonu bıraktırmak onu hırpalayabilir. Eğer çocuk gece boyunca süt içmek isterse süt miktarını azlatıp suyla seyreltmeli ve 1 hafta içinde suya çevirmelidir.</span></p>
<p><span>Hazırlayan: Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/biberon-kullanmaya-ne-zaman-gecilmeli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Meme Ağrıları nasıl önlenir</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/meme-agrilari.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/meme-agrilari.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Feb 2010 13:09:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[Meme ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[Mensturasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Non-siklik mastalji]]></category>
		<category><![CDATA[Siklik mastalji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3396</guid>
		<description><![CDATA[Meme ağrısı kadınlarda meme ile ilgili şikayetler arasında ilk sırada yer almaktadır. Kadınların % 70´i hayatlarının bir döneminde meme ağrısından şikayet ederler. Meme ağrılarına mastalji denilmektedir.
İki tip meme ağrısı tarif edilmiştir;
1-Periyodik meme ağrısı (siklik mastalji)
2-Periyodik olmayan devamlı meme ağrısı (non-siklik mastalji)
Ağrı hafif olabileceği gibi, bazı kadınlarda günlük yaşamı etkileyecek kadar şiddetli olabilir. %15 hastada tedavi gerektirir.
Birçok kadın ağrının rahatsızlığından çok, kanser endişesi ile doktara başvurur.
Meme ağrısı genellikle kansere eşlik etmemekle birlikte, meme ağrısı dahil, meme ile ilgili herhangi bir belirtide mutlaka doktorunuzu ziyaret ediniz.
Periyodik meme ağrısı (siklik mastalji)
Meme ağrısının en ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span>Meme ağrısı kadınlarda meme ile ilgili şikayetler arasında ilk sırada yer almaktadır. Kadınların % 70´i hayatlarının bir döneminde meme ağrısından şikayet ederler. Meme ağrılarına mastalji denilmektedir.</span></p>
<p>İki tip meme ağrısı tarif edilmiştir;</p>
<p>1-Periyodik meme ağrısı (siklik mastalji)<br />
2-Periyodik olmayan devamlı meme ağrısı (non-siklik mastalji)</p>
<p>Ağrı hafif olabileceği gibi, bazı kadınlarda günlük yaşamı etkileyecek kadar şiddetli olabilir. %15 hastada tedavi gerektirir.</p>
<p>Birçok kadın ağrının rahatsızlığından çok, kanser endişesi ile doktara başvurur.</p>
<p>Meme ağrısı genellikle kansere eşlik etmemekle birlikte, meme ağrısı dahil, meme ile ilgili herhangi bir belirtide mutlaka doktorunuzu ziyaret ediniz.<br />
Periyodik meme ağrısı (siklik mastalji)</p>
<p>Meme ağrısının en sık görülen şekli olup mensturasyon periyodları ile ilişkilidir. Ağrı genellikle mensturasyon döneminin ortasında (ovulasyon döneminde) başlar ve mensturasyon başlayana kadar devam eder. Ağrı bazen çok hafif olabileceği gibi, bazen dar kıyafetler giydirmeyecek kadar veya en ufak temasla rahatsızlık verecek kadar şiddetli olabilir. Sadece tek memede görülebilir veya koltuk altına ve kola yayılabilir.</p>
<p>Periyodik ağrının nedeni hemen her zaman hormonaldir. Mensturasyon periyodu boyunca östrojen ve progesteron seviyelerinin yükselmesi ile süt bezleri ve kanalları büyür ve memeler su tutmaya başlar. Bunun sonucunda memeler şiş ve ağrılı hale geilr. Stres hormon seviyelerini etkileyebileceğinden, periyodik ağrıya neden olabilir. Aşırı fizik aktivite, özellikle ağır kaldırma ve kolların uzun süre kullanımı ağrıyı arttırabilir.</p>
<p>Periyodik meme ağrısı meme ile ilgili şikayetlerin % 75´ini oluşturur. Meme ağrılarının yaklaşık üçte ikisi periyodik meme ağrısıdır.<br />
Periyodik olmayan meme ağrısı (non-siklik mastalji)</p>
<p>Periyodik olmayan meme ağrısı seyrek görülür, periyodik meme ağrısından farklı olarak, mensturasyon periyodları ile değişiklik göstermez. Ağrı genellikle tek taraflıdır ve memenin tümünde değil, belirli bir bölgede görülür. Nedenleri arasında memeye yönelik travma, göğüs kafesi veya boyunun romatizmal ağrıların memeye yansıması, memede abse, enfeksiyon sayılabilir.</p>
<p><strong>Ne Yapılmalı</strong></p>
<p>* Meme hareketlerini önleyecek rahat ve destekleyici sütyen kullanın.<br />
* Tuz alımını kısıtlayın.<br />
* Kafein kullanımını azaltın (kahve, çay, kolalı içecekler, çikolata).<br />
* Yağdan fakir, sebze, meyve ve tahıldan zengin diyet uygulayın.<br />
* Ağrı giderici ilaçlardan fayda görebilirsiniz.<br />
* Nedeninden emin olmak için mutlaka doktorunuzu ziyaret edin.</p>
<p><span>Hazırlayan: Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/meme-agrilari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum Aralığı</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/dogum-araligi.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/dogum-araligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 20:59:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[dogum]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum aralığı]]></category>
		<category><![CDATA[Doğuma bağlı ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3357</guid>
		<description><![CDATA[Türkiyede doğuma bağlı sebeplerle her gün bir kadın hayatını kaybediyor. Üçten fazla gebeliklerde, bebek ölüm hızı da 3 buçuk kat artıyor.
Sağlıklı bir gebeliğin yanı sıra annenin sağlığı açısından da 2 yıl ara çok gereklidir.
Aile Planlaması Hayat Kurtarır sloganı ile yola çıkan Birleşmiş Milletler Nüfus Fonna göre, doğum aralığı iki yıldan az olmamalı&#8230;
BMnin araştırmasına göre aile planlaması tüm dünyanın sorunu. Dünyada 200 milyon kadın aile planlaması imkanlarından faydalanamıyor. Bunun sonucunda, her sene 23 milyon istenmeyen gebelik, 22 milyon kürtaj, 150 bin gebeliğe bağlı anne ölümü, 1,4 milyon da bebek ölümü yaşanıyor.
Bebek ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiyede doğuma bağlı sebeplerle her gün bir kadın hayatını kaybediyor. Üçten fazla gebeliklerde, bebek ölüm hızı da 3 buçuk kat artıyor.<br />
Sağlıklı bir gebeliğin yanı sıra annenin sağlığı açısından da 2 yıl ara çok gereklidir.<br />
Aile Planlaması Hayat Kurtarır sloganı ile yola çıkan Birleşmiş Milletler Nüfus Fonna göre, <em>doğum aralığı iki yıldan az olmamalı</em>&#8230;</p>
<p>BMnin araştırmasına göre aile planlaması tüm dünyanın sorunu. Dünyada 200 milyon kadın aile planlaması imkanlarından faydalanamıyor. Bunun sonucunda, her sene 23 milyon istenmeyen gebelik, 22 milyon kürtaj, 150 bin gebeliğe bağlı anne ölümü, 1,4 milyon da bebek ölümü yaşanıyor.</p>
<p>Bebek ve anne ölümleri en çok az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde görülüyor.</p>
<p><strong>TÜRKİYEDEKİ DURUM</strong><br />
Bu çerçevede Türkiyedeki tablo da içaçıcı değil:</p>
<p>* Türkiyede doğuma bağlı sebeplerle her gün bir kadın ölüyor.<br />
* Bu ölümlerin yarısı istenmeyen gebelikler sonucunda gerçekleşiyor.<br />
*  İki yıldan kısa sürelerle ve üç kereden fazla hamile kalmak, anne için çok riskli.<br />
* Doğum aralığı iki yıldan az olan gebeliklerde bebek ölüm hızı 2,5 kat artıyor. Bu risk üçüncü hamilelikten sonra 3,5 katına çıkıyor.<br />
* Doğum sırasında annenin hayatını kaybetmesi durumunda bebeğin ölüm riski de 8 kat artıyor.</p>
<p><strong>175 BİN KADININ HAYATINI KURTARACAK<br />
</strong><br />
BM Nüfus Fonu, aile planlamasını, çocuk sahibi olma seçimi ve sayısını, anne-babanın birlikte vermesi olarak tanımlıyor. Ve aile planlamasının yılda 175 bin kadının hayatını kurtaracağı öngörülüyor.</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/dogum-araligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hormonlu Spiraller</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/hormonlu-spiraller.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/hormonlu-spiraller.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 20:53:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[adet düzensizliği]]></category>
		<category><![CDATA[dogum kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[Hormonlu spiraller]]></category>
		<category><![CDATA[Progesteron]]></category>
		<category><![CDATA[Rahim içi spiraller]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3353</guid>
		<description><![CDATA[Rahim içi hormonlu spiralleri kullanmadan önce doktorunuzun gerekli testleri yaptığından emin olun.
Rahim içine yerleştirilen spiral, gövdesinde bulundurduğu bir hazneden her gün az miktarda progesteron hormonu salgılayarak etki ediyor. Hormonlu spiral takıldığı günden itibaren 5 yıl süre ile hamileliğe karşı koruma etkisini devam ettiriyor. Progesteron hormonu içeren spiralin en önemli avantajı ise adet kanamasının miktarını ve bu dönemde gelişen sancıları büyük ölçüde azaltması. Bu etki bazı kadınlarda adet kanamasının spiral kullanıldığı sürece tümüyle kesilmesine kadar gidebiliyor. Bakır içeren spiralin aksine, hormon içeren spiralde genital enfeksiyon oluşma riski de oldukça azalıyor.
Kimler için ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Rahim içi hormonlu spiralleri kullanmadan önce doktorunuzun gerekli testleri yaptığından emin olun.</p>
<p>Rahim içine yerleştirilen spiral, gövdesinde bulundurduğu bir hazneden her gün az miktarda progesteron hormonu salgılayarak etki ediyor. Hormonlu spiral takıldığı günden itibaren 5 yıl süre ile hamileliğe karşı koruma etkisini devam ettiriyor. Progesteron hormonu içeren spiralin en önemli avantajı ise adet kanamasının miktarını ve bu dönemde gelişen sancıları büyük ölçüde azaltması. Bu etki bazı kadınlarda adet kanamasının spiral kullanıldığı sürece tümüyle kesilmesine kadar gidebiliyor. Bakır içeren spiralin aksine, hormon içeren spiralde genital enfeksiyon oluşma riski de oldukça azalıyor.</p>
<p>Kimler için uygun? Uzun süre korunmak isteyen ve aşırı adet kanamasından şikayet eden kadınlar için oldukça ideal. Hormonlu spiral miyomlardan ötürü adet düzensizlikleri olan kadınlara da tavsiye ediliyor.<br />
Kimler için sakıncalı? Progesteron hassasiyeti olanlar için sakıncalı.</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/hormonlu-spiraller.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum Kontrol Bantları</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/dogum-kontrol-bantlari.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/dogum-kontrol-bantlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 20:50:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[alerjik test]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum kontrol bandı]]></category>
		<category><![CDATA[Östrojen]]></category>
		<category><![CDATA[Progesteron]]></category>
		<category><![CDATA[yumurtlama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3351</guid>
		<description><![CDATA[Doğum Kontrol bantları düzenli kontrol yöntemi kullanmayıp,geçici bir süre için kullanacak kadınlar için oldukça ideal.
Doğum kontrol bandı, kadınlık hormonları östrojen ve progesteron içeriyor. Yaklaşık 5 santim genişliğinde olan bant, kalça, kol ve karnın alt bölgesine yapıştırıldıktan sonra her iki hormonun kan dolaşımına karışmasını sağlıyor. Üç haftalık kullanımın ardından yönteme bir hafta ara vermek gerekiyor. Bu bant, yumurtlamayı önlüyor ve rahim ağzı salgısının yapısını değiştirerek spermin rahme ulaşmasını ve rahim iç zarının kalınlaşmasını engelleyerek etki ediyor. Böylece yumurta döllense bile rahim içinde tutunamıyor.
Kimler için uygun? Doğum kontrolünü geçici bir süre olarak ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Doğum Kontrol bantları düzenli kontrol yöntemi kullanmayıp,geçici bir süre için kullanacak kadınlar için oldukça ideal.</p>
<p>Doğum kontrol bandı, kadınlık hormonları östrojen ve progesteron içeriyor. Yaklaşık 5 santim genişliğinde olan bant, kalça, kol ve karnın alt bölgesine yapıştırıldıktan sonra her iki hormonun kan dolaşımına karışmasını sağlıyor. Üç haftalık kullanımın ardından yönteme bir hafta ara vermek gerekiyor. Bu bant, yumurtlamayı önlüyor ve rahim ağzı salgısının yapısını değiştirerek spermin rahme ulaşmasını ve rahim iç zarının kalınlaşmasını engelleyerek etki ediyor. Böylece yumurta döllense bile rahim içinde tutunamıyor.<br />
Kimler için uygun? Doğum kontrolünü geçici bir süre olarak düşünen, düzenli olarak bir doğum kontrol yöntemini kullanamayan kadınlar için ideal.<br />
Kimler için sakıncalı? Doğum kontrol haplarını kullanması sakıncalı olanlara tavsiye edilmiyor. Ayrıca, ciltleri hassas olan kadınlara da, yöntemin alerjik reaksiyon oluşturma ihtimali nedeniyle önerilmiyor.</p>
<p>Hazırlayan:Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/dogum-kontrol-bantlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum Kontrol Hapları Hakkında Herşey</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/dogum-kontrol-haplari-hakkinda-hersey.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/dogum-kontrol-haplari-hakkinda-hersey.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 20:47:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum Kontrol hapı]]></category>
		<category><![CDATA[Fizyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[OK]]></category>
		<category><![CDATA[Oral Kontraseptifler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3349</guid>
		<description><![CDATA[Doğum kontrol hapları ya da bilimsel adıyla oral kontraseptifler (OK) tüm dünyada yaygın şekilde kullanılan ve ucuz,basit ve oldukça yüksek etkili ilaçlardır. İçinde hormon olduğunun bilinmesi kadın sağlığı açısından son derece yararlı olduğu bilinen bu ilaç grubu hakkında pekçok yanlış bilgi ve inanışın doğmasına neden olmuştur. Sırf bu yanlış inanışlar nedeni ile pekçok kadın doğum kontrol hapı kullanımından endişe duymaktadır. Yazının tamamını okuduğunuzda bu mucizevi ilaçlar ile ilgili bilimsel gerçekleri bilecek ve anlayacaksınız.Doğru bir şekilde kullanıldığında ne derece etkili olduğuna şaşıracaksınız.
TARİHÇE
Kadında yumurtlamanın engellenmesi ile gebelik arasında ilişki kurulması ilk kez ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Doğum kontrol hapları ya da bilimsel adıyla oral kontraseptifler (OK) tüm dünyada yaygın şekilde kullanılan ve ucuz,basit ve oldukça yüksek etkili ilaçlardır. İçinde hormon olduğunun bilinmesi kadın sağlığı açısından son derece yararlı olduğu bilinen bu ilaç grubu hakkında pekçok yanlış bilgi ve inanışın doğmasına neden olmuştur. Sırf bu yanlış inanışlar nedeni ile pekçok kadın doğum kontrol hapı kullanımından endişe duymaktadır. Yazının tamamını okuduğunuzda bu mucizevi ilaçlar ile ilgili bilimsel gerçekleri bilecek ve anlayacaksınız.Doğru bir şekilde kullanıldığında ne derece etkili olduğuna şaşıracaksınız.</p>
<p><strong>TARİHÇE</strong><br />
Kadında yumurtlamanın engellenmesi ile gebelik arasında ilişki kurulması ilk kez 1900&#8242;lü yılların başında gerçekleşmiştir. Ludwig Haberlandt adlı bir fizyoloji profesörü yumurtlalıklardan elde edilen ekstrelerin üreme potansiyeli ve yeteneğini engelleyebileceğini göstermiş ve 1931 yılında doğum kontrolü için hormonların kullanılmasını önermiştir. Hormonal doğum kontrol yöntemlerinin prensipleri bu dönemde fark edilmesine karşın teknoloji bu olayı destelemek için yeterli olmamıştır. Kadında yumurtalıktan salgılanan ana östrojen olan östradiolün 12 gramını üretmek için 80.000&#8242;den fazla dişi domuzun yumurtalıklarının işlemden geçirilmesi teknolojik yetersizliği ifade etmek için yeterlidir. Yine 1 gram progesteron hormonu üretmek için o dönemde 2500 gebe domuzun yumurtalıklarına gerek duyulmaktaydı. 1951 yılına gelindiğinde progesteron hormonu artık sentetik olarak üretilebilir hale gelmiştir. Aynı yıl progesteronu oluşturan karbon moleküllerinden ondokuzuncusunun çıkartılması ile maddenin etkinliğinin daha da arttığı fark edilmiş ve norethindron adı verilen snetetik progesteron bulunmuştur. 1956 yılında insanlar üzerindeki ilk deneyler yapılmış ve kanamanın kotrolü amacıyla doğum kontrol amaçlı kullanılması planlanan ilaçların içinde östrojen olması gerektiği fikri doğmuştur. Bu çalışmaların sonucu 1960 yılında ilk doğum kontrol hapı olan ENOVID piyasaya sürülmüştür. Bu hap günümüzde kullanılan haplar gibi hem östrojen hem de progesteron hormonu içeren kombine bir doğum kontrol hapıydı ancak içerdiği hormon miktarı çok yüksekti. Kombine oral kontraseptiflerin içerdiği hormon miktarı ile etkileri arasındaki ilişki 1970&#8242;lere kadar tam anlamı ile anlaşılamadı. Ancak bu yıldan sonra hapların içeridiği hormon miktarlarını azaltmaya yönelik çalışmalar başladı. Ayrıca yine farklı progesteron hormonları geçen zaman içerisinde üretildi. Progesteronlar arasındaki en önemli farklılık istenmeyen etki ortaya çıkartma potansiyelleridir. Geçen zaman içinde doğum kontrol haplarının hem içerdiği östrojen miktarı düşürüldü hem de progesteron içeriği değişerek istenmeyen yan etkilerin görülme sıklığı ve şiddeti azaltıldı.</p>
<p>Doğum kontrol haplarında amaç en az hormon kullanarak en etkili doğum kontrolünü sağlamaktır. Günümüzde kullanılan hapların hormon içeriği ilk kullanılan atalarının yarısından bile daha düşüktür.</p>
<p><strong>İÇERİK</strong></p>
<p><strong>Östrojen</strong><br />
Kadın yumurtalıkları tarafından salgılanan ana östrojen olan <strong>Estradiol</strong> en güçlü doğal östrojendir. Estradiolün doğum kontrolünde kullanılmasının önündeki ana engel ağızdan alındığında mide içinde hemen özelliini ve etkinliğini kaybetmesidir. 1938 yılında östradiolün 17 karbon atomuna bir etinil grubu eklendiği taktirde ağızdan alındığında etksini yitirmediğinin fark edilmesi doğum kontrol haplarının gelişiminde dönüm noktası olmuştur. Etinil östradiol adı verilen bu kimyasal bileşik günümüzde de doğum kontrol haplarında kullanılan ana östrojen hormonudur. Etinil östradiol çok güçlü bir östrojendir.</p>
<p>Etinil östradiolün etkisi kişiden kişiye ya da toplumdan topluma değişiklik gösterir. Hatta etki aynı kişide değişik zamanlarda bile farklılık gösterebilmektedir. İşte bu nedenden dolayı aynı doz bir kişide yan etkiler ortaya çıkartabilirken diğerinde hiçbir şey olmayabilir.</p>
<p>Doğum kontrol haplarının ciddi olabilecek yan etkileri içerdikleri etinil östradiol miktarına bağlıdır. Bu nedenle doğum kontrol hapı seçerken östrojen dozu önemli bir kriterdir.</p>
<p><strong>Progestin</strong><br />
Kelime anlamı olarak gebeliği destekleyici anlamına gelen progesteron yumurtlama sonrası yumurtalıkta kalan ve korpus luteum adı verilen bölümden salgılanan bir hormondur. Görevi kabaca gebeliğin düşükle sonuçlanmadan devamını sağlamaktır. Progesteron benzeri etki yapan maddeler ise progestin olarak adlandırılırlar. Progesteron vücutta asıl olarak kolesterolün testosterona ve testosteronun da progesterona dönüşmesi ile üretilir. Erkeklik hormonu olan testosteronun yapısında bulunan karbon atomlarının değiştirilmesi ile progesteron benzeri etki gösteren progestinler elde edilir. Doğum kontrol haplarının ilk zamanlarında kullanılan progestinlerin testosteron benzeri etkileri tam olarak ortadan kaldırılamadığı için tüylenme, kilo artışı gibi yan etkiler sıkça görülmekteydi. Bu etkilerin uzun dönemde kalp damar hastalıklarına yol açacağı endişesi yeni ve testosteron benzeri etkileri daha az ya da olmayan progestinlerin üretilmesi için araştırmacıları tetikledi. Bu araştırmaların sonucunda yeni kuşak progestinler olarak adlandırılan maddeler doğum kontrol haplarının içeriğinde yer almaya başladı. Desogestrel, gestoden ve norgestimat isimli bu progestinler yeni kuşak olarak adlandırılmaktadır ve günümüzde düşük içerikli pekçok doğum kontrol hapının içinde progestin olarak bunlar bulunmaktadır.</p>
<p><strong>DOĞUM KONTROL HAPLARININ TÜRLERİ</strong><br />
Doğum kontrol hapları her bir hapın içerdiği hormon miktarına göre multifazik ya da monofazik olarak iki gruba ayrılır. Monofazik olanlarda bir kutu içindeki her bir hapın içerdiği hormon miktarı birbirinin aynısıdır. Bir başka deyişle her hap birbiriyle eştir. Multifazik ilaçlarda ise ilk 7 hapın içeriği aynı, sonraki 7 hap farklı ve yine takip eden 7 hap farklı dozlarda hormon içerir. Multifazik hapların üretilmesinin altında yatan mantık kullanımın ilk dönemlerinde daha az kanama bozukluğuna yol açmak ve daha düşük metabolik değişikliğe neden olmaktır. Oysa yapılan çalışmalar multifazik ve monofazik ilaçlar arasında bir fark olmadığını göstermektedir. Bu nedenle günümüzde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de en sık olarak monofazik ilaçlar reçete edilmektedir.</p>
<p><strong>NASIL ETKİ EDER, GEBELİKTEN NASIL KORUR?</strong><br />
Normal bir adet döngüsünde beyindeki hipofiz bezinden salgılanan FSH isimli hormon yumurtalıkları uyararak içinde yumurta hücresi içeren folikül adı verilen yapıların gelişmesini sağlar. Her ay belirli sayıda folikül FSH etkisiyle gelişmeye başlar ve bunlardan sadece biri baskın hale gelerek gelişimini devam ettirir.Gelişmekte olan folikül östrojen hormonu salgılar. Salgılanan östrojen hipofiz bezi üzerinde negatif etki yaparak FSH salınımını baskılar. Yani önce FSH artıkça östrojen artar ve artan östrojen FSH&#8217;yı azaltarak yeni folikül gelişmesini engeller. Gelişen baskın folikül belirli büyüklüğe ulaştığında bu kez hipofizden LH adı verilen hormon salgılanır ve bu yumurtlamayı sağlar. Daha sonra ise yumurtalıklardan progesteron salgılanmaya başlar.</p>
<p>Östrojen ve progesteron içeren kombine doğum kontrol hapları hipofiz üzerinden FSH ve LH salgılanmasını etkileyerek yumurtlamayı engeller. Doğum kontrol haplarının asıl etkisi progesteron üzerinden olur. Progesteron LH salgısını baskılayarak yumurtlama olmasını engeller. Östrojen ise FSH salgılanmasını baskılayarak folikül gelişimi olmamasını sağlar.</p>
<p>İlk paragrafa yeniden göz atacak olursak, normal bir adet döngüsünde östrojen artınca FSH, progesteron artınca LH azalmaktaydı.Biz östrojen ve progesteronu dışarıdan vererek bu etkiyi sağlamaktayız.</p>
<p>İlacın içindeki östrojen dozu folikül büyümesini baskılamada yetersiz kalsa bile progesteron içeriği yumurtamayı engellediğinden etkili bir koruma sağlanır. Yumurtlama olmayında döllenecek yumurta ortamda bulunmayacağından gebelik oluşmayacaktır.</p>
<p>İlaç içindeki östrojenin bir diğer etkisi de rahim içini döşeyen ve endometrium adı verilen zar tabakasının dengede kalmasını sağlayarak düzensiz kanamaları engellemesidir. Progesteronun etkisini arttırmak için de östrojen gereklidir.</p>
<p>Öte yandan ilacın içindeki progesteron endometrium tabakasının yapısında değişikliğe neden olur. Değişime uğrayan endometrium embryonun yerleşmesi ve büyümesi için elverişsiz bir ortamdır. Progesteron aynı zamanda fallop tüplerinin hareketini bozar ve yumurtanın tüplerden geçiş süresini değiştirir. Yine rahim ağzından gerçekleşen salgıda değişikliğe neden olarak spermlerin bu salgı içinde ilerlemelerini güçleştirir.</p>
<p>Görüldüğü gibi doğum kontrol hapları birden fazla etkiyle gebeliği engelemektedir Ancak asıl ve temel etki yumurtlamanın engellenmesidir.</p>
<p><strong>YENİ DÜŞÜK DOZ DOĞUM KONTROL HAPLARI</strong><br />
Doğum kontrol hapları ilk kez kullanıma girdiğinde içerdikleri östrojen miktarları çok yüksekti. Aynı zamanda progestin içeriğinin erkeklik hormonu olan testosterona benzer yan etkileri oldukça fazlaydı. Zaman içerisinde yeni nesil progestinlerin geliştirilmesi ile bu yan etkiler bertaraf edildi. Ancak yüksek doz östrojenin bulantı kusma gibi basit yan etkilerinin yanı sıra damarlarda pıhtılaşma ve bu pıhtının dolaşıma geçerek kalp ve beyin damarlarını tıkaması gibi ölümcül olabilecek yan etkilerinin olduğu bilinmekteydi. Bu amaçla hapların etkinliğini azaltmadan içeridkleri östrojen miktarını azaltmaya yönelik araştırma ve incelemeler hızla yayıldı. Bu araştırmaların sonucunda doğum kontrol haplarının östrojen içeriğinde giderek bir azalma sağlandı.</p>
<p>İlk çıkan eski kuşak doğum kontrol hapları 50-80 mikrogram östrojen içermekteydi. Bu oldukça yüksek bir östrojen miktarıdır. Daha sonra sırasıyla 35 ve 30 mikrogram östrojen içeren preparatlar piyasaya sürüldü. Günümüzde ise piyasada en fazla reçete edilen ilaçlar 20 mikrogram gibi oldukça düşük sayılabilecek miktarlarda östrojen hormonu içermektedirler. Bu düşük miktara rağmen gebelikten koruma etkisinde en ufak bir azalma söz konusu değildir. Halen 15 mikrogram östrojen içeren haplar ile ilgili çalışmalar devam etmektedir ve yakın bir gelecekte bu haplar piyasada yerini alacaktır.Genel olarak 30 mikrogram ve daha az miktrda östrojen içeren doğum kontrol hapları düşük doz doğum kontrol hapları olarak adlandırılırlar.</p>
<p>Düşük doz hapların en önemli avantajı östrojen bağlı yan etki görülme olasılığının en aza indirilmesidir. Ancak düşük dozun bir dezavantajı vardır. Östrojen dozu azaldıkça endometrium üzerindeki dengeleyici etki de azaldığından hap kullanımı sırasında lekelenme tarzında ara kanamalar görülebilir. Bu durum ilaç kullanmaya devam edildiğinde 3-4 kutu sonra ortadan kalkar. Daha uzun süre devam etmesi durumunda ise bir üst doza geçmek gerekebilir.</p>
<p>Günümüzde ülkemiz de dahil olmak üzere pek çok değişik marka doğum kontrol hapı eczanelerde satışa sunulmuştur. Şu anda satılan ilaçlar 20 ile 50 mikrogram arasında hormon içermektedir. Üstelik bu ilaçlar doktor reçetesine gerek olmadan satın alınabilmektedir. Doğum kontrol hapı almak amacıyla eczaneye giden bir kişi eczacının tercihine göre hap alıp kullanmaya başlamaktadır. Bu sakıncalı olabilecek bir durumdur.</p>
<p><strong>HAP SEÇİMİNDE NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?</strong><br />
En basit ağrıkesiciden en komplike kanser ilacına kadar kullanılan her ilacın potansiyel yan etkileri vardır. Yine her ilacın kullanılamayacağı kontraendikasyon olarak tanımlanan sakıncalı durumlar söz konusudur. Bu nedenle hangi ilaç olursa olsun doktor önerisi olmadan hiçbir ilaç kullanılmamalıdır. Daha önce de belirtildiği üzere östrojen söz konusu olduğunda aynı miktarda östrojen farklı kişilerde, hatta aynı kişide dönemden döneme farklı etki gösterebilir. Bu nedenle doktor önerisi olmadan doğum kontrol hapı kullanmak uygun bir davranış şekli değildir.</p>
<p>İstenmeyen gebeliklerden korunmak için doğum kontrol hapı kullanmaya karar verdiğinizde jinekoloğunuz sizi muayene edip gerekirse bazı incelemeler yaparak size en uygun dozdaki hapı önerecektir. Doğum kontrol hapları sadece gebelikten korunmak için kullanılmaz. Pekçok jinekolojik patolojinin tedavisinde de doğum kontrol hapı yaygın şekilde kullanılır. Değişik patolojilerin tedavisinde farklı miktarda östrojen içeren ilaçlar gerekli olabilir. Bu nedenle mutlaka jinekoloğunuzun önerdiği doğum kontrol hapını kullanmalısınız.</p>
<p><strong>DOĞUM KONTROL HAPININ AVANTAJLARI NELERDİR?</strong><br />
Düzenli kullanıldığı taktirde çok yüksek etkinliğe sahip yan etki oranı düşük geri dönüşlü bir yöntem olması en önemli avantajıdır. Bunun yanısıra kadın sağlığı açısından pek çok olumlu etkisi vardır. Düzenli kullanım sonrası bazı kanser türlerine karşı koruyuculuk sağlar. Adet kanamalarıı düzene sokması bir diğer avantajdır. Doğum kontrol hapı kullanırken adet kanaması uygun olmaya bir güne denk gelecekse hap kullanımına ara vermeden devam ederek bu dönem atlatılabilir. Adet kanamasının zamanının ayarlanabilmesi önemli bir avantajdır.</p>
<p><strong>DOĞUM KONTROL HAPININ DEZAVANTAJLARI NELERDİR?</strong><br />
Düzenli alınmasının gerekmesi ve yüksek oranda hasta uyumu gerektirmesi en önemli dezavantajıdır. Yöntemin başarısı kişinin kullanımına bağlıdır. Özellikle ağzıdan ilaç almayı sevmeyen ve hap almayı unutabilecek dalgın yapıdaki kişiler için uygun bir yöntem olmayabilir. Cinsel yönden bulaşabilen hastalıklara karşı etkili bir koruma sağlamaması özellikle çok eşli kişiler için bir dezavantaj olarak kabul edilebilir.</p>
<p>Hazırlayan :Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/dogum-kontrol-haplari-hakkinda-hersey.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklardan Korunma Yolları</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklardan-korunma-yollari.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklardan-korunma-yollari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 20:36:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel yolla bulaşan hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat kadınları]]></category>
		<category><![CDATA[Korunma yolları]]></category>
		<category><![CDATA[Partner]]></category>
		<category><![CDATA[prezervatif]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3343</guid>
		<description><![CDATA[
Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan bireysel düzeyde korunmanın en etkili yolu hastalık riski taşıyan şüpheli kişilerle (hayat kadınları, hayat kadınlarıyla birlikte olduğu bilinen kişiler, çok sayıda partneri olan ya da olmuş kişiler) ilişkiye girmekten kaçınmaktır.
Ancak unutulmamalıdır ki bariz olarak şüpheli olmayan biriyle beraber olunduğunda da hastalık bulaşabilir. O yüzden ikinci basamak, hakkında bilgi sahibi olunmayan bir kişiyle, ne kadar &#8220;temiz&#8221; görünürse görünsün, ilişkide prezervatif kullanmaktır.
Prezervatifler arasında lateks yapılı olan ve spermisit içerenler tercih edilmelidir (spermisitlerin aynı zamanda mikroorganizmaları etkisiz hale getirebilme özellikleri de bulunmaktadır). Prezervatif bir kez kullanılmalı ve ilişki sonrası ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000; font-stretch: normal; font-size: 12px;"><span><br />
Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan bireysel düzeyde korunmanın en etkili yolu hastalık riski taşıyan şüpheli kişilerle (hayat kadınları, hayat kadınlarıyla birlikte olduğu bilinen kişiler, çok sayıda partneri olan ya da olmuş kişiler) ilişkiye girmekten kaçınmaktır.</p>
<p>Ancak unutulmamalıdır ki bariz olarak şüpheli olmayan biriyle beraber olunduğunda da hastalık bulaşabilir. O yüzden ikinci basamak, hakkında bilgi sahibi olunmayan bir kişiyle, ne kadar &#8220;temiz&#8221; görünürse görünsün, ilişkide prezervatif kullanmaktır.</p>
<p>Prezervatifler arasında lateks yapılı olan ve spermisit içerenler tercih edilmelidir (spermisitlerin aynı zamanda mikroorganizmaları etkisiz hale getirebilme özellikleri de bulunmaktadır). Prezervatif bir kez kullanılmalı ve ilişki sonrası çıkartıldıktan sonra poşete koyularak atılmalı ve eller sabunlu suyla yıkanmalıdır.</p>
<p>Prezervatif kullanımı yıllar boyu erkeklerin tekelinde ve inisiyatifinde kalmıştır. Son yıllarda ise kadınların kullanımına uygun olarak geliştirilen prezervatifler Amerika&#8217;da ve bazı Avrupa ülkelerinde kullanılmaya başlanmıştır. Ülkemize de girmiş olan bu ürünlerin çok yakında yaygın olarak kullanılacağını düşünüyorum.</p>
<p>Ne kadar etkili korunma olursa olsun cinsel yolla bulaşan hastalıklar açısından herkes risk altındadır. Bu hastalıkların çoğunda erken tanı ve tedavi hem kişinin sağlığının tekrar oluşturulması, hem de hastalığın daha çok bulaşmasının engellenmesi açısından önemlidir. Her bireyin CYBH grubunda yer alan hastalıkların genel belirtilerini bilmesi çekinmeden doktora başvurması önemlidir.</span></span></p>
<p><span style="color: #000000; font-stretch: normal; font-size: 12px;"><span>ayrıca düzenli olarak sağlık kontrolüne gitmek de bir korunma yoludur.Korunamamış olunsa bile erken teşhisle hem hastalık ilerleyip dönülmez boyutlara ulaşmadan tedavi sağlanır hem de başkalarına bulaştırma riski ortadan kalkar.<br />
</span></span></p>
<p><span style="color: #000000; font-stretch: normal; font-size: 12px;"><span>Hazırlayan : Nisan<br />
</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklardan-korunma-yollari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar-AIDS</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-aids.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-aids.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 20:30:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[aids]]></category>
		<category><![CDATA[Ateş]]></category>
		<category><![CDATA[Elisa]]></category>
		<category><![CDATA[Elisa testi]]></category>
		<category><![CDATA[HIV]]></category>
		<category><![CDATA[Kilo kaybı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3340</guid>
		<description><![CDATA[Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan biridir. Ayrıca, AIDS taşıyan kanla, kan bulaşmış araçlarla ve anneden bebeğe bulaşma anne karnında,doğum sırasında ve sütle de bulaşır. AİDS hastalığını taşıyan HIV virusu vücuda girdikten ancak 3 ay sonra kan testi ile saptanır. Bu teste &#8220;ELISA&#8221; testi denir. Vücuda giren HIV, AİDS hastalığı yapmayabilir. Ancak HIV taşıyanlar başkalarına bulaştırırlar.
AİDS tedavisi olmayan bir hastalıktır. Vücudun mikroplara karşı korunma sistemini bozarak bütün vücudu etkiler ve başka hastalıkların oluşmasına neden olur. HIV vücuda girdikten 5-10 yıl sonra AİDS ortaya çıkabilir. Hastalığın çıkma belirtileri arasında; sürekli halsizlik, nedeni bilinmeyen ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan biridir. Ayrıca,<strong> AIDS</strong> taşıyan kanla, kan bulaşmış araçlarla ve anneden bebeğe bulaşma anne karnında,doğum sırasında ve sütle de bulaşır. AİDS hastalığını taşıyan HIV virusu vücuda girdikten ancak 3 ay sonra kan testi ile saptanır. Bu teste &#8220;ELISA&#8221; testi denir. Vücuda giren HIV, AİDS hastalığı yapmayabilir. Ancak HIV taşıyanlar başkalarına bulaştırırlar.</p>
<p>AİDS tedavisi olmayan bir hastalıktır. Vücudun mikroplara karşı korunma sistemini bozarak bütün vücudu etkiler ve başka hastalıkların oluşmasına neden olur. HIV vücuda girdikten 5-10 yıl sonra AİDS ortaya çıkabilir. Hastalığın çıkma belirtileri arasında; sürekli halsizlik, nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, kilo kaybı, gece terlemeleri, cinsel organlarda uzun süreli yaralar ve tedavi ile geçmeyen mantarlar, zatürre sayılabilir. Vücudu güçlendiren tedavilerle hastanın yaşamı uzatılır.</p>
<p>HIV,virusu taşıyan kişinin kullandığı klozet, bardak, çatal, kaşık ile bulaşmaz. Tokalaşma, kucaklaşma, öpme ile bulaşmaz. Ancak ağız ağıza öpüşmede kanamaya yol açacak sert öpüşmeler, ağızdaki yaralar, öpüşmedem önce diş fırçalaması sırasında diş etlerinin kanamış olması bulaşmaya neden olabilir.</p>
<p>Sivrisinek ya da böcekler vasıtasıyla insanlara bulaşmaz. Ter, tükürük, gözyaşı, öksürük, idrar ve dışkıyla bulaşmaz.Kan yoluyla bulaşan bir hastalık olduğu için hasta olan kişi ile günlük ilişkinizi sürdürebilirsiniz fakat herhangi bir kanama ile bulaşma olasılığına karşı çok dikkat etmelisiniz.</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-aids.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar- Hepatit-B</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-hepatit-b.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-hepatit-b.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 20:23:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[Ateş]]></category>
		<category><![CDATA[Hepatit-B]]></category>
		<category><![CDATA[Kan yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Salgın]]></category>
		<category><![CDATA[Sarılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3338</guid>
		<description><![CDATA[Cinsel yolla ve kanla bulaşır. Bütün vücudu etkileyen bir hastalıktır. Karaciğerde büyüme ve hassaslık, idrar renginde koyulaşma ve sarılık, ateş, kusma görülür. Hastalığın salgın olduğu yerlerde aşı yapılabilir. Karaciğer iltihabı, siroz, karaciğerde kanser ve ölüme neden olabilir. Kesin tedavisi yoktur. Vücudu güçlendirici tedavi hastalığın zararını azaltır. Hasta ile yakın temasta olan kişilerin virüsü alıp almadığı incelendikten sonra aşı ya da başka önlemler uygulanır.Hastalığa yakalanmadan öne koruyucu aşı yaptırmak çok önemlidir.Hastalık başladığında ise tedaviyi geciktirmemelidir. 
Hepatit-B(sarılık) cinsel yoldan başka, kan yolu ile de bulaşır. Hastalığı taşıyan kişiden kan nakli ile, hasta ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cinsel yolla ve kanla bulaşır. Bütün vücudu etkileyen bir hastalıktır. Karaciğerde büyüme ve hassaslık, idrar renginde koyulaşma ve sarılık, ateş, kusma görülür. Hastalığın salgın olduğu yerlerde aşı yapılabilir. Karaciğer iltihabı, siroz, karaciğerde kanser ve ölüme neden olabilir. Kesin tedavisi yoktur. Vücudu güçlendirici tedavi hastalığın zararını azaltır. Hasta ile yakın temasta olan kişilerin virüsü alıp almadığı incelendikten sonra aşı ya da başka önlemler uygulanır.Hastalığa yakalanmadan öne koruyucu aşı yaptırmak çok önemlidir.Hastalık başladığında ise tedaviyi geciktirmemelidir.<strong> </strong></p>
<p>Hepatit-B(sarılık) cinsel yoldan başka, kan yolu ile de bulaşır. Hastalığı taşıyan kişiden kan nakli ile, hasta ile aynı iğnenin kullanılmasıyla, hasta ile aynı traş bıçağının kullanılmasıyla, kan kardeşi olmakla, yaraya çıplak elle dokunmakla bulaşır.</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-hepatit-b.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar-HPV</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-hpv.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-hpv.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 20:18:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[HPV]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan papilloma virüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Karnıbahar görüntüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Kondom]]></category>
		<category><![CDATA[Mikrop]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3336</guid>
		<description><![CDATA[En çok cinsel yolla bulaşır.Hastalığın nedeni insan papilloma virüsüdür.İngilizce bu anlama gelen Human papilloma virus kısaltması olan HPV kullanılır.
Dış üreme organları ile erkeklerde idrar kanalının dışa açılan kısımlarında kadınlarda haznede, makat ve idrar kanalının dışa yakın kısımlarında görülen ağrısız karnıbahar görüntüsünde et kümeleridir. Tedavisi mümkündür. Hastanın eşinin de muayene olması ve tedavi süresince cinsel ilişkide bulunmamaları ya kondom(kılıf) kullanmaları gereklidir.
Tedavi edilmezse kümeler büyüyerek çevrelerindeki organlara zarar verir. Erkeklerde idrar kanalını kadınlarda doğum yolunu, idrar kanalını, makatı tıkayabilir. Bebekler mikrobu doğum sırasında anneden alabilir ve solunum yolunda oluşan siğiller bebekte solunum ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>En çok cinsel yolla bulaşır.Hastalığın nedeni insan papilloma virüsüdür.İngilizce bu anlama gelen Human papilloma virus kısaltması olan HPV kullanılır.</p>
<p>Dış üreme organları ile erkeklerde idrar kanalının dışa açılan kısımlarında kadınlarda haznede, makat ve idrar kanalının dışa yakın kısımlarında görülen <strong>ağrısız karnıbahar görüntüsünde et kümeleridir</strong>. Tedavisi mümkündür. Hastanın eşinin de muayene olması ve tedavi süresince cinsel ilişkide bulunmamaları ya kondom(kılıf) kullanmaları gereklidir.</p>
<p>Tedavi edilmezse kümeler büyüyerek çevrelerindeki organlara zarar verir. Erkeklerde idrar kanalını kadınlarda doğum yolunu, idrar kanalını, makatı tıkayabilir. Bebekler mikrobu doğum sırasında anneden alabilir ve solunum yolunda oluşan siğiller bebekte solunum yolunu tıkayabilir.</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-hpv.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar-Genital Herpes</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-genital-herpes.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-genital-herpes.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 20:11:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Genital herpes]]></category>
		<category><![CDATA[Herpes Simpleks]]></category>
		<category><![CDATA[HSV]]></category>
		<category><![CDATA[Lezyon]]></category>
		<category><![CDATA[Rahim ağzı]]></category>
		<category><![CDATA[Uçuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3334</guid>
		<description><![CDATA[Yaygın adı ile uçuk olarak bilinen lezyon, Herpes Simpleks Virus (HSV) adı verilen virüsün yol açtığı bir enfeksiyondur.
Sadece 45 milyon kişi A.B.D.&#8217;de bu hastalğa yakalanmıştır ve her yıl 500.000 yeni vaka ortaya çıkmaktadır. Bu tablonun dramatik olan yanı hastaların %80&#8242;i ya herhangi bir yakınma ortaya çıkmadığı ya da belirtileri yanlış yorumladığı için hasta olduğunun farkında değildir.Ülkemizde de oldukça yaygındır.Tedavi edilmediğinde ciddi sağlık sorunlarına yol açar.
HSV&#8217;nin 2 tipi vardır: HSV1 ve HSV2. HSV1 genelde dudak etrafındaki uçuk şeklinde lezyonlara neden olurken, HSV2 genelde genital organlarda enfeksiyon yaratmaktadır.
Virus ilk defa enfeksiyon yarattıktan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaygın adı ile uçuk olarak bilinen lezyon, Herpes Simpleks Virus (HSV) adı verilen virüsün yol açtığı bir enfeksiyondur.</p>
<p>Sadece 45 milyon kişi A.B.D.&#8217;de bu hastalğa yakalanmıştır ve her yıl 500.000 yeni vaka ortaya çıkmaktadır. Bu tablonun dramatik olan yanı hastaların %80&#8242;i ya herhangi bir yakınma ortaya çıkmadığı ya da belirtileri yanlış yorumladığı için hasta olduğunun farkında değildir.Ülkemizde de oldukça yaygındır.Tedavi edilmediğinde ciddi sağlık sorunlarına yol açar.</p>
<p>HSV&#8217;nin 2 tipi vardır: HSV1 ve HSV2. HSV1 genelde dudak etrafındaki uçuk şeklinde lezyonlara neden olurken, HSV2 genelde genital organlarda enfeksiyon yaratmaktadır.</p>
<p>Virus ilk defa enfeksiyon yarattıktan sonra sinir düğümlerinde sessiz olarak yıllarca bekleyebilmekte ve uygun ortam ve zamanda yeniden enfeksiyona neden olabilmektedir. Bu nedenle HSV enfeksiyonları sinsi enfeksiyonlardır.</p>
<p><strong>Belirtiler </strong><br />
Herpes bulguları kişiden kişiye değişir. İlk atakta genelde virüs ile tamastan sonra 2 gün 3 hafta arası bir sürelik kuluçka devresini takiben yanma, kaşıntı, bacaklarda ağrı, kalça ve genital bölgede ağrı, vajinal akıntı, karın boşluğunda dolgunluk hissi görülebilir. Bu ilk bulgulardan birkaç gün sonra enfeksiyon alanında uçuk tarzı yaralar ortaya çıkar. Bu yaralar vajinada ve rahim ağzında olabilir. 3-4 gün içinde bu yaralar iz bırakmadan kaybolurlar. Bu aşamadan sonra virus omurilik düzeyinde sinir köklerine giderek yerleşir ve burada inaktive halde beklemeye başlar. Pekçok kişide de periyodik olarak re-enfeksiyona neden olur. Bu reenfeksiyonlar esnasında virusler sinirler boyunca ilerleyerek genelde ilk enfeksiyonu yarattığı alanların yakınında yeni lezyonları yapar.Her enfeksiyon atağı esnasında gözle görülebilen lezyonların bulunması şart değildir. Çoğu zaman fark edilmeyen ataklar olur. Bu dönemlerde vajinal salgılar ile virüs yayılımı olduğundan kadın cinsel partnerine hastalığı bulaştırabilir.</p>
<p><strong>Tanı</strong><br />
Gözle görülebilen lezyonların varlığında tanıyı koymak kolaydır. Ancak bunun HSV olduğunu göstermek için bazı laboratuvar tetkikleri gerekebilir. Bunun en iyi yolu aktif enfeksiyon sırasında lezyonlardan alınacak materyalde viral kültür yapmaktır. Ancak bu oldukça masraflı bir tekniktir. Materyalde virus üretilememesi hastalık olmadığı anlamına da gelmez. Kesin tanının çok zor olması nedeni ile pekçok vaka hatalı olarak teşhis ve tedavi edilmektedir. Kanda yapılan immünolojik testler ile de HSV varlığı saptanabilir. Ancak bu testler aktif enfeksiyonu göstermez. Sadece kişinin hayatının herhangi bir döneminde enfeksiyon geçirip geçirmediğini ve bağışıklık sisteminin virüse karşı antikor geliştirip geliştirmediğini belirler. Antikorlar bulunsa bile bunlar kişiyi yeni enfeksiyonlardan korumaz. Kan testi ayrıca oral ve genital enfeksiyonların ayrımını da sağlayamaz. Son zamanlarda HSV1 ve HSV2&#8242;yi ayrıdedebilen kan testleri geliştirilmiş olmakla beraber bunların yaygın kullanımı henüz daha mevcut değildir.</p>
<p><strong>Tedavi</strong><br />
Günümüzde Herpes tedavisi için değişik ilaçlar mevcuttur ancak bu ilaçlar kesin tedavi sağlayamamaktadırlar. Viral bir enfeksiyon olduğu için antibiyotikler etkisiz olmaktadır. İlaçlar sedece ilk atağın şiddetini azaltmakta ve süresini kısaltmakta , daha sonraki atakların ise sıklığını düşürmektedir. HSV enfeksiyonu geçiren kişiler bazı birkaç basit kurala uyarak enfeksiyonun süresini ve bulaşıcılığı azaltabilirler. Bu önlemlerden en basit fakat en önemli olanı enfekte alanı temiz ve kuru tutmaktır.</p>
<p>Uçuk olan bölgeye dokunmamak ya da dokunduktan sonra hemen elleri yıkamak son derece önemlidir.</p>
<p>Lezyonlar tamamen iyileşene kadar cinsel ilişkiden kaçınmak da önemli bir konudur.</p>
<p>Tekrarlayan enfeksiyonlar travma, soğuk algınlığı, adet görme ya da stress gibi vücut direncini düşüren durumlarda ortaya çıkmaktadır.</p>
<p><strong>Riskler</strong><br />
Genital Herpes enfeksiyonu bazı riskleri de beraberinde getirir.Ancak uzun dönem hayat kalitesini etkileyebilecek etkileri yoktur. Gebelik gibi genel vücut direncinin azaldığı durumda olan kişiler aktif enfeksiyon açısından dikkatli takip edilmelidirler. Eğer Herpesin ilk atağı gebelik esnasında ortaya çıkarsa bu durumda virüs bebeğe geçebilir ve bu tür gebeliklerde erken doğum riski her zaman bulunur. Neonatal herpes ile doğan (anne karnında iken virüs ile temas eden ve enfekte olan) bebeklerin %50&#8242;sinde nörolojik hasarlar ve ölüm meydana gelir. Bebeklerde beyin iltihabı, göz problemleri, ciddi boyutta döküntüler ortaya çıkar ancak bu bebeklerin büyük bir kısmı antiviral ilaç tedavilerinden yarar görürler. Bebeklerdeki risk büyük ölçüde annenin geçirdiği atağın ilk ya da tekrarlayan atak olmasına bağlıdır. Aktif enfeksiyon varlığını araştırmak için yapılan viral kültürlerin sonucu uzun bir süre aldığı için genital herpesden şüphelenilen vakalarda doğum şekli olarak sezaryen tercih edilir. Eğer aktif enfeksiyon yok ise sezaryen şart değildir</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-genital-herpes.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar- TricomonasVaginalis</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-tricomonasvaginalis.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-tricomonasvaginalis.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 20:02:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Akıntı]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[Kondom]]></category>
		<category><![CDATA[Kötü kokulu akıntı]]></category>
		<category><![CDATA[Koyu renk akıntı]]></category>
		<category><![CDATA[TricomonasVaginalis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3331</guid>
		<description><![CDATA[Cinsel ilişki ile bulaşır, bol, koyu renk ve kötü kokulu bir akıntı görülür. Tedavisi kolaydır. Eşlerin birlikte tedavi olması gerekir. İyileşme görülmezse tekrar sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Tedavi süresince kondom(kılıf) kullanılmalı ya da cinsel ilişkide bulunulmamalıdır.
Tedavisinin kolay olmasıyla birlikte erken teşhis çok önemlidir.Eğer tedavi edilmezse ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.Eşlerin birinin tedavi olması elbette yeterli değildir.
Hazırlayan : Nisan
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cinsel ilişki ile bulaşır, bol, koyu renk ve kötü kokulu bir akıntı görülür. Tedavisi kolaydır. Eşlerin birlikte tedavi olması gerekir. İyileşme görülmezse tekrar sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Tedavi süresince kondom(kılıf) kullanılmalı ya da cinsel ilişkide bulunulmamalıdır.</p>
<p>Tedavisinin kolay olmasıyla birlikte erken teşhis çok önemlidir.Eğer tedavi edilmezse ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.Eşlerin birinin tedavi olması elbette yeterli değildir.</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-tricomonasvaginalis.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar- Klamidya</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-klamidya.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-klamidya.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 19:52:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[İdrarda yanma]]></category>
		<category><![CDATA[Kaşınma]]></category>
		<category><![CDATA[Kızarıklık]]></category>
		<category><![CDATA[Klamidya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3328</guid>
		<description><![CDATA[Klamidya Nedir?
Klamidya enfeksiyonu chlamydia trachomatis adı verilen bir bakterinin sorumlu olduğu bir hastalıktır ve özellikle gelişmiş ülkelerde cinsel yolla bulaşabilen hastalıkların en sık görülenidir.Çoğu hasta hastalığı taşıdığının farkında değildir,bu yüzden cinsel yönden aktif olanlar mutlaka düzenli testleri yaptırmalıdır.
Belirtileri
Genelde belirti vermemesine rağmen bazı kadınlarda hafif sarımsı akıntı, idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, vajinal bölgede yanma ve kaşınma, kızarıklık, şişlik, dış genital organlarda yaralar, ilişki esnasında ağrı ve anormal kanama gibi kalmidya enfeksiyonuna özgü olmayan nonspesifik tabir edilen belirtiler olur. Erkeklerde ise en sık bulgu penisden olan akıntı ve idrar yaparken ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color: #9f529f; font-size: small;">Klamidya Nedir?</span></strong><br />
<span>Klamidya enfeksiyonu chlamydia trachomatis adı verilen bir bakterinin sorumlu olduğu bir hastalıktır ve özellikle gelişmiş ülkelerde cinsel yolla bulaşabilen hastalıkların en sık görülenidir.Çoğu hasta hastalığı taşıdığının farkında değildir,bu yüzden cinsel yönden aktif olanlar mutlaka düzenli testleri yaptırmalıdır.<br />
<strong><span style="color: #8b4b65;">Belirtileri</span></strong><br />
Genelde belirti vermemesine rağmen bazı kadınlarda hafif sarımsı akıntı, idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, vajinal bölgede yanma ve kaşınma, kızarıklık, şişlik, dış genital organlarda yaralar, ilişki esnasında ağrı ve anormal kanama gibi kalmidya enfeksiyonuna özgü olmayan nonspesifik tabir edilen belirtiler olur. Erkeklerde ise en sık bulgu penisden olan akıntı ve idrar yaparken olan yanmadır.<br />
<strong><span style="color: #8b4b65;">Tanı</span></strong><br />
Tanı hastanın öyküsü ve muayene esnasında alınan servikal doku örneğinin laboratuvarda incelenmesi ile konur. Bu masraflı bir teknik olmasına ve heryerde yapılamamasına rağmen en etkili teşhis yöntemidir.<br />
Klamidyayı saptayacak ve tarama testi olarak kullanılabilecek idrar analiz teknikleri geliştirmek amacı ile çalışmalar sürdürülmektedir. Klamidya saptandığında kişinin son 1 hafta içinde ilişkide bulunduğu bireyler de taranmalıdır. Tedavi edilmediği taktirde klamidya enfeksiyonununen ciddi sonucu infertilitedir. Pek çok kadında pelvik iltihabi hastalığın etken faktörü klamidyadır ve vücuda girdikten uzun yıllar sonra bu tabloya neden olabilir. Klamidya enfeksiyonu karın boşluğu içerisinde yapışıklıklara neden olur ve uzun dönemde çocuk sahibi olmada güçlükler meydana gelebilir.Enfeksiyon varlığından habersiz olan gebe kadınları bekleyen en büyük tehlike ise erken doğum riski ve bundan çok daha önemlisi doğum esnasında mikroorganizmayı bebeğe bulaştırmaktır. Klamidya bebeklerde göz iltihaplarına neden olur. Trahom adı verilen bu hastalık körlükle dahi sonuçlanabilir. Ayrıca yenidoğanlardaki diğer bir tehlike de klamidya zaatürresidir. Bu nedenle gebe olan her kadında klamidya taraması iddeal olarak yapılmalıdır.<br />
<strong><span style="color: #8b4b65;">Önlem</span></strong><br />
Klamidya enfeksiyonundan korunmanın en etkili yolu diğer bütün cinsel yolla bulaşan hastalıklarda olduğu gibi (uzun süreli tek eşli bir ilişki yok ise) kondom kullanmaktır. Bunun dışında yıkanırken akan suyla yıkanmak yani duş yapmak, vajina içini su ile yıkamamak, sentetik iç çamaşır yerine pamuklu olanları tercih etmek, çok dar pantolon giymemek gibi basit kurallara dikkat etmek tüm vajinal enfeksiyonlardan korunmada olduğu gibi klamidyadan da korunmada etkilidir. En az yılda bir herhangi bir yakınma olmasa bile kontrole gitmek de genel sağlık açısından önemlidir.<br />
<strong><span style="color: #8b4b65;">Tedavi</span></strong><br />
Klamidyanın tedavisi antibiyotikler ile olur. Yapılan araştırmalar sonucu Amerikan Hastalık Kontrol ve Öneme Dairesi klamidya enfeksiyonları için standart protokoller önermiştir. Bu tedaviler ile klamidya herhangi bir zarar yaratmadan tedavi edilebilir. Klamidya ile gonore (bel soğuklu) genelde birarada bulunduğundan bu hastalıklardan bir teşhis edildiğinde diğerine yönelik tetkik ve tedaviler de mutlaka yapılmalıdır.</span></p>
<p><span>Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-klamidya.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar- Şankroid</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-sankroid.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-sankroid.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 19:46:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[aids]]></category>
		<category><![CDATA[Enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Kasık]]></category>
		<category><![CDATA[Lenf düğümleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şankroid]]></category>
		<category><![CDATA[Yumuşak çıban]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3325</guid>
		<description><![CDATA[Şankroid Haemophilus ducreyi adlı bakterinin neden olduğu ve ağrılı, inatçı genital ülserlere yol açan cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır. Şankroid vakalarının sayısı son zamanlarda artmıştır. Bu hastalığa yakalanan kişinin AIDS hastalığına yakalanma olasılığı yüksektir.
Belirtiler enfeksiyondan 3-7 gün sonra başlar. Genital organlar ve anüs çevresindeki küçük, ağrılı torbacıklar patlayarak yüzeysel ülserler oluşturur. Ülserler büyüyüp birleşebilir. Kasıktaki lenf düğümleri duyarlıdır, bunlar büyür ve birleşerek apse oluşturur. Apsenin üstündeki deri kızarır, parlaktır ve patladığında içinden irin çıkar.
Şankroid tanısı görünümüne ve başka ülser nedenleri için yapılan test sonuçlarına bağlıdır. Ülserden irin örneği alınması ve ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şankroid Haemophilus ducreyi adlı bakterinin neden olduğu ve ağrılı, inatçı genital ülserlere yol açan cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır. Şankroid vakalarının sayısı son zamanlarda artmıştır. Bu hastalığa yakalanan kişinin AIDS hastalığına yakalanma olasılığı yüksektir.</p>
<p>Belirtiler enfeksiyondan 3-7 gün sonra başlar. Genital organlar ve anüs çevresindeki küçük, ağrılı torbacıklar patlayarak yüzeysel ülserler oluşturur. Ülserler büyüyüp birleşebilir. Kasıktaki lenf düğümleri duyarlıdır, bunlar büyür ve birleşerek apse oluşturur. Apsenin üstündeki deri kızarır, parlaktır ve patladığında içinden irin çıkar.</p>
<p>Şankroid tanısı görünümüne ve başka ülser nedenleri için yapılan test sonuçlarına bağlıdır. Ülserden irin örneği alınması ve laboratuvarda bakterinin üretilmesi teknik açıdan güçtür, ancak tanı koymada yardımcı olabilir.</p>
<p>Tedavi:</p>
<p>En az bir hafta süreyle antibiyotik tedavisi uygulanır. Şişmiş lenf düğümünde irin şırıngayla alınabilir. Şankroid olan hasta enfeksiyonun iyileşmiş olduğundan emin olmak için en az 3 ay doktor tarafından izlenmelidir. Mümkünse cinsel ilişkide bulunduğu bütün partnerler bulunarak muayene edilmeli ve gerekirse tedavi edilmelidir.</p>
<p>Hazırlayan :Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-sankroid.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar- Frengi</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-frengi.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-frengi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 19:37:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Erken teşhis]]></category>
		<category><![CDATA[Frengi]]></category>
		<category><![CDATA[Sfiliz]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3321</guid>
		<description><![CDATA[Cinsel yolla bulaşan her hastalık gibi oldukça tehlikelidir.Hastalıkta erken teşhis ve tedavi  oldukça büyük bir önem taşır.Aksi takdirde kalıcı körlüğe varan büyük hastalıklar oluşabilir.
Cinsellikle ilgili hastalıklardan en eski olan frengi veya günümüzdeki adı ile sifiliz, bazılarına göre ilk kez Amerika’­dan Kristof Kolomb’un tayfaları ile Avru­pa’ya yayılmıştır. Bazı yazarlar İncil’deki forumlara dayanarak hastalığın daha da eski olduğunu ileri sürerler. 16. yüzyılda şiddetli gelişen salgınlar yapan hastalık niboyet 20. yüzyılda etkeni bulunduktan sonra kontrol altına alınabilmiş ve tedavi edilmeye başlanmıştır. Frenginin etkeni (Treponema pallida) adı eriten bir mikroptur. Tirbişon biçiminde ince uzun kıvrımlar ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cinsel yolla bulaşan her hastalık gibi oldukça tehlikelidir.Hastalıkta erken teşhis ve tedavi  oldukça büyük bir önem taşır.Aksi takdirde kalıcı körlüğe varan büyük hastalıklar oluşabilir.</p>
<p>Cinsellikle ilgili hastalıklardan en eski olan frengi veya günümüzdeki adı ile sifiliz, bazılarına göre ilk kez Amerika’­dan Kristof Kolomb’un tayfaları ile Avru­pa’ya yayılmıştır. Bazı yazarlar İncil’deki forumlara dayanarak hastalığın daha da eski olduğunu ileri sürerler. 16. yüzyılda şiddetli gelişen salgınlar yapan hastalık niboyet 20. yüzyılda etkeni bulunduktan sonra kontrol altına alınabilmiş ve tedavi edilmeye başlanmıştır. Frenginin etkeni (Treponema pallida) adı eriten bir mikroptur. Tirbişon biçiminde ince uzun kıvrımlar gösteren bu mikrop çok hareketli ve kuruluğa dayanıksızdır. ancak nemli ve havasız yerlerde yaşayabilen bir mikroptur. Cinsel temasla bulaşan hastalığın üç dev­resi vardır. Frenginin birinci ve ikinci dev­relerinde cilt yaralarında hastalık etkeni olan spiroket bulunur, üçüncü devre fren­ginin deri belirtilerinde ise mikrop tesbit edilemez. Frengili hastaların ağız ve cinsel bölgele­rinde mevcut yara veya kondilomata lata denen siğil gibi lezyonlarmda frengi mik­ropları bol miktarda bulunur. Bulaşma ge­nellikle % 97 oranında cinsel ilişki esna­sında veya % 3 oranında eşyalarla dolaylı olarak meydana gelir. Sağlam şahısların deri ve mukozalannda mevcut ufak çatlak veya sıyrıklardan lenf yollarına geçen frengi mikrobu, birkaç saat içinde kanda yayılarak, gizli bir septisemi yapar. Hastalığa yakalandıktan, yani mikrobun vücuda girmesinden -genellikle 3-4 hafta sonra bu noktada şankr denen bir yara meydana gelir. Bu yara ile birlikte, etra­fında şişmiş olan lenf ganglionu (adeno-pati) hastalığın ilk belirtisi olarak görülür. Buna primer kompleks denir. Yaranın çıkmasından iki hafta sonra yapılacak kan muayenelerinin müsbet bulunması ile teş­his konulabilir. Yara genellikle 3-6 haftada kendiliğinden iyileşir.<br />
Hastalığın ikinci devresi deride çok deği­şik belirtilerle başlar. Deri hastalıklarında rozeol, plak mükoz, aiopesi v.b. gibi tıbbi terimlerle anılan bu belirtiler temastan 2 ay sonra, başka bir deyişle yaranın çık­masından 40 gün sonra görülmeye başlar ve 3-5 sene devam eder. Frengi enfeksiyonunun veya hastalığın û-çüncü devresi, doku harabiyetinin başladığı gom denen yuvarlak,sert teşekkülerin mey­dana geldiği devredir. Bu devrede deri belirtilerinden başka diğer birçok organda {eklem, kas, kemik, akciğer, mide, kara­ciğer, böbrek, mesane, beyin) gom denen karakteristik şişlikler ve yaralar çıkar. Sinir sisteminde frengiye bağlı felçler (De-mentia paralytica, Tabes dorsalis) görülür.<br />
Frengi hastalığının teşhisine önce lezyon-dan alınan akıntıda mikrobu aramakla baş­lanır ve kesin teşhis ancak bu şekilde ko­nur. Serolojik teşhis için yapılan kan muayeneleri (Wassermann, Kolmer, Kahn, VDRL, Nelson-Mayer testleri) hastalığın mutlaka frengi olup olmadığını kesin ola­rak bildirmez. Bu konuda uzman olanlar testleri klinik bulgularla beraber değer­lendirerek sonuca varırlar. Üçüncü devre frengilerinde gamlardan yapılacak biopsi teşhise yardımcı olmaktadır.<br />
Frengi tedavisinde eskiden kullanılan ar­senik (salvarsan), bizmut, cıva ve iyotlu preparatların ancak tarihi değeri kalmış­tır. Bugün için tek ve etkili ilaç penisilindir. Penisilinin ilk enjeksiyonundan sonra ba­zen ateşin 40-41 °C’ye kadar yükselmesi şeklinde görülen Hencheimer reaksiyonu frengi mikroplarının parçalanmasına bağlı olarak meydana gelebilir. Tedavide penisi­lin ilk gün 2.400.000 ünite, sekizinci gün 1.200.000 ünite olmak üzere toplam 3.600.000 ünite yapılır. Serum testleri po­zitif olanlara 15 gün sonra 1.200.000 ünite daha yapmak gerekir.</p>
<p>Hazırlayan: Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-frengi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar-Bel Soğukluğu</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-bel-soguklugu.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-bel-soguklugu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 19:31:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Adet dışı kanama]]></category>
		<category><![CDATA[Bel soğukluu]]></category>
		<category><![CDATA[Gonore]]></category>
		<category><![CDATA[Kasık ağrısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3318</guid>
		<description><![CDATA[Cinsel temasla bulaşan, erkeklerde sıklıkla üretrit (idrar kanalı iltihabı) ve bel soğukluğu, kadınlarda ise sıklıkla servisit (rahim ağzı bölgesi iltihabı) yapan bir hastalıktır. Ciddi bir hastalıktır ileri dönemlerde çok ciddi sorunlara da yol açabilir.
Etken mikroorganizma (Neisserria Gonorhea) bu hastalıkların yanısıra farenjit gibi boğaz enfeksiyonlarına da yol açabilmektedir.
Hastalık sıklıkla belirti vermez (asemptomatiktir). Eğer belirti verirse şikayetler 1-30 gün sonra ortaya çıkar. Bunlar:
-Cinsel organdan gelen sarımtırak ve kıvamlı sıvı
-Adet dışı kanama
-Kronik kasık ağrısı
-İdrar yapma esnasında ağrı ve yanma hissi
-Sık idrara çıkma
-Boğaz ağrısı şeklindedir.
Tedavi edilmediği takdirde üretra (idrar kanalı) ve fallop tüpleri geri ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cinsel temasla bulaşan, erkeklerde sıklıkla üretrit (idrar kanalı iltihabı) ve bel soğukluğu, kadınlarda ise sıklıkla servisit (rahim ağzı bölgesi iltihabı) yapan bir hastalıktır. Ciddi bir hastalıktır ileri dönemlerde çok ciddi sorunlara da yol açabilir.</p>
<p>Etken mikroorganizma (Neisserria Gonorhea) bu hastalıkların yanısıra farenjit gibi boğaz enfeksiyonlarına da yol açabilmektedir.</p>
<p>Hastalık sıklıkla belirti vermez (asemptomatiktir). Eğer belirti verirse şikayetler 1-30 gün sonra ortaya çıkar. Bunlar:</p>
<p>-Cinsel organdan gelen sarımtırak ve kıvamlı sıvı<br />
-Adet dışı kanama<br />
-Kronik kasık ağrısı<br />
-İdrar yapma esnasında ağrı ve yanma hissi<br />
-Sık idrara çıkma<br />
-Boğaz ağrısı şeklindedir.</p>
<p>Tedavi edilmediği takdirde üretra (idrar kanalı) ve fallop tüpleri geri dönüşümsüz zarar görerek sterilite (kısırlık) olabilir.<br />
Erken teşhis ile tedavisi son derecede kolaydır.</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-bel-soguklugu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Menopozda Cinsellik</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/menopozda-cinsellik.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/menopozda-cinsellik.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 19:06:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[menopoz]]></category>
		<category><![CDATA[Vücut imajı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3315</guid>
		<description><![CDATA[Menopozla birlikte cinselliğe ilgi azalması olacağı düşünülse de bu olay daha çok menopozla birlikte oluşan psikolojik faktörlerden kaynaklanmaktadır.Çünkü menopoza giren bir kadın çok yanlış olarak cinselliğinin bittiğini düşünmektedir.Oysaki daha güvenli,korkusuz ve tecrübeli olarak cinsellik,menopozdan sonra çok daha güzel yaşanır.
Kadın, menopozla birlikte vücut imajının kaybolacağının ve kadınlık fonksiyonlarının sona ereceğinin kaygılarını duyar. Bu şekilde artık cinsel çekiciliğinin kalmadığını düşünen kadın cinselliğe olan ilgisini de kaybedebilir.
Gerçekte menopozla değişen olaylar düşünüldüğü gibi değildir. Menopoz yaşlanmanın başlangıcı olmadığı gibi kadınlığın sonu da değildir. Bu olayların bilincinde olunduktan sonra menopozda cinsellik daha özgürce &#8220;gebelik riski ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000; font-stretch: normal; font-size: 12px;">Menopozla birlikte cinselliğe ilgi azalması olacağı düşünülse de bu olay daha çok menopozla birlikte oluşan psikolojik faktörlerden kaynaklanmaktadır.Çünkü menopoza giren bir kadın çok yanlış olarak cinselliğinin bittiğini düşünmektedir.Oysaki daha güvenli,korkusuz ve tecrübeli olarak cinsellik,menopozdan sonra çok daha güzel yaşanır.</p>
<p>Kadın, menopozla birlikte vücut imajının kaybolacağının ve kadınlık fonksiyonlarının sona ereceğinin kaygılarını duyar. Bu şekilde artık cinsel çekiciliğinin kalmadığını düşünen kadın cinselliğe olan ilgisini de kaybedebilir.</p>
<p>Gerçekte menopozla değişen olaylar düşünüldüğü gibi değildir. Menopoz yaşlanmanın başlangıcı olmadığı gibi kadınlığın sonu da değildir. Bu olayların bilincinde olunduktan sonra menopozda cinsellik daha özgürce &#8220;gebelik riski de olmaksızın&#8221; yaşanabilir.</p>
<p>İlerleyen menopoz yıllarında eğer hormon tedavisi alınmıyorsa cinsel organlarda yaşlanmaya bağlı &#8220;atrofik değişiklikler&#8221; meydana gelebilir. Bu değişiklikler sonucunda vaginada kuruma, vagen mukozasında incelme ve buna bağlı olarak ilişki sırasında ağrı ve kanama yakınmaları olabilir.</p>
<p>Uygulanan sistemik veya lokal hormon replasman tedavileri urogenital sistemdeki bu atrofik değişiklikleri gidererek iyileşme durumu sağlayabilecektir.</p>
<p>Yine bu ağrılı cinsel ilişki de kadını cinsel ilişkiden soğutabilir. Ancak bu tür şikayetlerin kolaylıkla tedavi edilebileceğini bilmek, bu tür yakınmaları gereksiz yere çekmemek için önemli olacaktır.<br />
Cinsel isteğin azalmasına bu yaşta ortaya çıkan bazı hastalıklar sonucu olabileceği gibi kullanılan bazı ilaçlarda cinsel isteksizlik yapabilir.</p>
<p>Yaşlanma ve menapoz sonucu en sık karşılaşılan cinsel yakınmalar; istekte azalma, ağrılı cinsel birleşme (disparuni), cinsel cevabın azalması, vajinal ıslanmanın azalması, orgazma ulaşmada zorluk (anorgazmi) ve genital duyarlığın azalması şeklinde özetlenebilir.</p>
<p>Islanmanın azalması ve duyarlığın bozulması östrojen düzeylerinin düşüklüğü ile ilişkilidir. Testosteron düzeylerinin düşük olması ise cinsel uyarılma, genital duyarlık, libido ve orgazmdaki azalmaya sebep olmaktadır.</p>
<p>Menopozda cinsel yaşamı yeniden canlandırmak ve cinsel isteği arttırmak amaçlarıyla bazı tedaviler uygulanabilir. Bunlar;</span></p>
<p><span style="color: #000000; font-stretch: normal; font-size: 12px;">Öncelikle altta yatan kronikleşmiş hastalıklar varsa bunların kontrol altına alınması ve tedavisi gereklidir.</span></p>
<p><span style="color: #000000; font-stretch: normal; font-size: 12px;">Psikolojik destek tedavileri verilebilir. </span></p>
<p><span style="color: #000000; font-stretch: normal; font-size: 12px;">Vajende kuruluk ve çatlama gibi şikayetleri gidermek için lokal (krem, fitiller) veya sistemik (oral) ilaç tedavileri uygulanabilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000; font-stretch: normal; font-size: 12px;">Libido (cinsel enerji) güçlendirici bir takım ilaçlar uygulanabilir. Bu ilaçlar genital bölge kanlanmasını arttırarak cinsel isteği arttırabilirler.</span></p>
<p><span style="color: #000000; font-stretch: normal; font-size: 12px;">Özellikle bir hekim kontrolünde &#8220;Testosteron&#8221; hormonu replasmanı yapılarak cinsel arzu ve istekler arttırılabilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000; font-stretch: normal; font-size: 12px;">Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/menopozda-cinsellik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Adet Sırasında Cinsel İlişki Neden Yanlıştır</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/adet-sirasinda-cinsel-iliski-neden-yanlistir.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/adet-sirasinda-cinsel-iliski-neden-yanlistir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 00:01:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[adet dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Adet sırasında cinsel ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[Kondom]]></category>
		<category><![CDATA[Mensturasyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3384</guid>
		<description><![CDATA[Bunun cevabı için adet kanamasının ne olduğunu bilmek gerekir.Adet kanaması kadın rahmi içindeki bir dokunun kanayarak dokulmesidir.Bu doku gebelik sırasında bebeğin yapıştığı ve beslenmesi için gerekli koşulları sağlayan özel bir yapıdır.İşte bu doku gebelik oluşmadığı her ay bir dahaki yumurtlamaya yeniden hazırlanması için üstteki tabakasını kanayarak doker ve alttan yeni doku oluşmaya başlar.
Adet kanamasına ait gerçek dışı uydurmalar;Vücuttaki kirli kan atılması gibi, zehirli olduğu,vücuttan atılmasa kişiyi zehirlediği,  pis olduğu ,bu sırada ilişki kurulursa kısır olunacağı gibi bu şeyler tamamen yanlıştır.
Adet sırasındayken seks yapılıp yapılamayacağın cevabı ise koşullara ve kişilere ,vede ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000; font-stretch: normal; font-size: 12px;"><span style="font-family: Arial;">Bunun cevabı için adet kanamasının ne olduğunu bilmek gerekir.Adet kanaması kadın rahmi içindeki bir dokunun kanayarak dokulmesidir.Bu doku gebelik sırasında bebeğin yapıştığı ve beslenmesi için gerekli koşulları sağlayan özel bir yapıdır.İşte bu doku gebelik oluşmadığı her ay bir dahaki yumurtlamaya yeniden hazırlanması için üstteki tabakasını kanayarak doker ve alttan yeni doku oluşmaya başlar.</span><br />
<span style="font-family: Arial;">Adet kanamasına ait gerçek dışı uydurmalar;Vücuttaki kirli kan atılması gibi, zehirli olduğu,vücuttan atılmasa kişiyi zehirlediği,  pis olduğu ,bu sırada ilişki kurulursa kısır olunacağı gibi bu şeyler tamamen yanlıştır.</span><br />
<span style="font-family: Arial;">Adet sırasındayken seks yapılıp yapılamayacağın cevabı ise koşullara ve kişilere ,vede kişilerin inançlarına göre farklılık gösterir.</span></span></p>
<p>Fakat adet sırasında cinsel ilişkiye girmek kadın için rahatsızlık verici olacaktır ayrıca sağlıksal bir sorun yaşanması muhtemeldir.<br />
<span style="font-family: Arial;">Adet sırasında yani kadının menturasyonu sırasında prezervatif (kondom &#8211; kılıf) ile seks yapılmasında ne kadın için nede erkek için tıbbi olarak bir sakınca yoktur, ne kadın nede erkek bedensel bir zarar görmez. Eğer prezervatifsiz cinsel ilişki kurulursa kadın veya erkeğin mikrop kapma şansı olabilir.Çok nadir de olsa adet kanaması sırasında gebe kalma olasılığıda  mevcuttur,bunu da göz ardı etmemek gerekir.</span><br />
<span style="font-family: Arial;">Cinsellik kişilerin bedensel ve de beyinsel özgürlüklerdir.Bu yüzden kendisi için istediği bir şeyi eğer tıbben yasaklanmamışsa koşullarına,inançlarına ve de ahlaki değerlerine göre yaşayıp yaşamayacağına ,yaşayıp yaşamak istemediğine veya yaşamaya kendisi karar verir.Tıbben bir zararı prezervatif kullanmak kaydı ile yoktur,bu yuzden karar vermek size kalmıştır.</span><br />
<span style="font-family: Arial;">Bir çok kadın adetliyken kendilerini itici bulurlar, ve de erkeklerin bu hallerinden rahatsız olabileceklerini düşünürler,oysaki bazı rahatsız olan bunu itici bulan erkekler olduğu gibi ,bundan rahatsız olmayan, kadını adet döneminde de arzulayan ve bu sırada cinsel ilişki kurmak isteyen, cinsel ilişki kuran ve de bundan zevk alan bir çok erkekte mevcuttur.</span></p>
<p>O halde kadınlara seslenelim; adet dönemi doğanın kadınlara verdiği üstün yetenek olan gebelik ve doğum olayının bir parçasıdır.Pis değil,doğal ve de gerekli bir süreçtir.Siz kendinizi pis zannederseniz karşınızdaki insanda size pismişiniz gibi davranır.Kendinize ve size verilen bu üstün olaya saygı duyun, sizler üreticisiniz, ve hepimizin bir annesi var veya vardı, onlarda adet görüyorlar veya görüyorlardı, onlar canınız annelerinizde mi pisti, hayır biliyorsunuz ki onlar temiz ve saftırlar, güzeldirler, sizde bayansınız sizde saf ve temizsiniz hem de her halinizle.<br />
<span style="font-family: Arial;">Adet sırasında seks bir çok insan tarafından yaşanmaktadır.Kadın açısından baktığımız zamanda kadınların bir çoğunda adet döneminde cinsel istek artışı görülür, kimileri bunu yaşarken, kimilerde bunu baskılar.Bazı kadınlar adet döneminde cinsellik yaşamanın bu dönemdeki gerilimlerini azalttığını veya yok ettiğini, bazıları ise aynı zamanda  adet sancılarını hafiflettiğini veya yok ettiğini söylemektedir.Bazıları ise orgazma bağlı kasılmalarla birlikte rahmin kasılmalarının adet sancısını arttırdığını söylemektedir.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Hazırlayan: Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/adet-sirasinda-cinsel-iliski-neden-yanlistir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kızlık Zarı</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/kizlik-zari-2.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/kizlik-zari-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Jan 2010 23:57:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Bakirelik]]></category>
		<category><![CDATA[Bekaret]]></category>
		<category><![CDATA[Fizyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[Hymen]]></category>
		<category><![CDATA[kanama]]></category>
		<category><![CDATA[Kızlık Zarı]]></category>
		<category><![CDATA[Vajina]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3382</guid>
		<description><![CDATA[Kızlık zarı yani Latince adı ile HYMEN, Yunan ve Roma mitolojilerinde Dionysus ve Afrodit’in oğlu olan &#8220;evlilik ve düğün tanrısı&#8221; dır.  Gerdek gecesi bu Tanrı&#8217;ya adandığından kızlık zarı da aynı isimle anılmaktadır. (Bu tanrının özelliği, kanatlı olması ve elinde bir meşale taşımasıdır)
Hemen hemen bütün toplumlarda değişik derecelerde sosyolojik bir öneme sahip olan kızlık zarının tıbbi adı (latincesi) &#8220;Hymen&#8221; dir. Özellikle Müslüman ülkelerde daha önceden cinsel ilişkinin olup olmadığının bir kriteri olarak görüldüğünden önemi büyüktür.Fakat diğer bazı ülkelerde de sosyolojik olarak önem taşıdığından oldukça önemlidir.
Günümüzde dahi, evlendikten sonraki ilk ilişkide kanamanın ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000; font-stretch: normal; font-size: 12px;"><strong>Kızlık zarı </strong>yani<strong> </strong>Latince adı ile <strong>HYMEN, </strong>Yunan ve Roma mitolojilerinde Dionysus ve Afrodit’in oğlu olan &#8220;evlilik ve düğün tanrısı&#8221; dır.  Gerdek gecesi bu Tanrı&#8217;ya adandığından kızlık zarı da aynı isimle anılmaktadır. (Bu tanrının özelliği, kanatlı olması ve elinde bir meşale taşımasıdır)</p>
<p>Hemen hemen bütün toplumlarda değişik derecelerde sosyolojik bir öneme sahip olan kızlık zarının tıbbi adı (latincesi) &#8220;Hymen&#8221; dir. Özellikle Müslüman ülkelerde daha önceden cinsel ilişkinin olup olmadığının bir kriteri olarak görüldüğünden önemi büyüktür.Fakat diğer bazı ülkelerde de sosyolojik olarak önem taşıdığından oldukça önemlidir.</p>
<p>Günümüzde dahi, evlendikten sonraki ilk ilişkide kanamanın olmaması nedeniyle, pek çok kızımız haksız yere bakire olmadığı düşüncesiyle apar topar kollarından tutularak kızlık zarı muayenesi için biz jinekologlara getirilmektedir.  Bu durumda bu genç kızlarımız son derecede küçük durumlara düşürülmekte ve evliliklerine maalesef çok kötü bir anıyla başlamak zorunda kalmakta; çoğu zaman da duyulan güvensizlikler nedeniyle evlilikleri kısa zaman içinde boşanmalarla sonuçlanabilmektedir.</p>
<p>İnsanoğlunun tarihsel gelişimi süresince pek çok toplum hymeni saflığın ve el değmemişliğin yani &#8220;bekaretin sembolü&#8221; olarak görmüştür. Bu inanışın uzantıları hala daha bizim toplumumuz gibi dünyadaki pek çok toplumda sıklıkla yer almaktadır.</p>
<p>Ülkemizde çok yakın zamanlara kadar liseye başlama çağlarında yatılı okullara yerleştirilecek genç kız öğrenciler yönetmelik gereği zorunlu olarak kızlık zarı muayenesinden geçiriliyor ve jinekologlar tarafından düzenlenen &#8220;bakirelik&#8221; raporları ile ancak kayıtları yapılabiliyordu. Yeni kanun düzenlemeleri ile bu yüz kızarıcı uygulamalar yürürlükten kaldırılmıştır.</p>
<p><strong><span style="color: #800000;">Kızlık zarı ne işe yarar?</span></strong><br />
Kızlık zarının fizyolojik (işlevsel) görevi bugüne kadar tam olarak açıklanamamıştır ve genellikle özel bir görevinin olmadığı düşünülmektedir.</p>
<p>Yine de bazı araştırmacılar ise kızlık zarının, mikroorganizma ve yabancı cisimlerin vajina içine girişini önlediğini ileri sürmüştür.</p>
<p>Adli tabiplikte ise cinsel şiddete veya istismara maruz kalan çocukların tanısında kullanılmaktadır. Günümüzde kızlık zarının fizyolojik bir görevinden çok &#8220;sosyolojik bir fonksiyonu&#8221; vardır.</p>
<p><span style="color: #800000;"><strong>Anatomi</strong></span><br />
Hymen, anatomik olarak vajinayı oluşturan ve &#8220;mukoza&#8221; adı verilen dokunun vajina girişini oluşturan doku kıvrımıdır. Yani kızlık zarı vajina içinde değil vajinanın hemen girişinde dudakların yaklaşık 1-1.5 cm içindedir ve küçük dudaklara bağlıdır.</p>
<p>Bu yapı, dış genital oluşumlardan birisi olarak kabul edilir. Dışarıya bakan ön yüzü deriye, vajina içine bakan arka yüzü ise mukozaya benzer.</p>
<p>Kız çocukların hemen hepsine bulunan hymen çok nadir olarak doğuştan hiç bulunmayabilir. Çocukluk çağında daha sert olan doku ergenlikle birlikte östrojen hormonunun salınmasına bağlı olarak değişime uğrar ve esneklik kazanır. </span></p>
<p><span style="color: #000000; font-stretch: normal; font-size: 12px;">Hazırlayan: Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/kizlik-zari-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kondom</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/kondom.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/kondom.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Jan 2010 23:32:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[dogum kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[Geleneksel yöntem]]></category>
		<category><![CDATA[Kondom]]></category>
		<category><![CDATA[prezervatif]]></category>
		<category><![CDATA[Sperm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3375</guid>
		<description><![CDATA[Kondom-Prezervatif Nedir?
Kondom ilişki öncesi erkeğin sertleşmiş penisine takılan, latexten yapılan ince ve esnek bir kılıftır.
Gebeliği nasıl önler?
Kondom spermlerin hazneye ve oradan da rahime ulaşmasını engelleyerek gebeliği önler. Kondom ile korunan çiftler her ilişkide kondom kullanmalıdır.
Ne kadar etkilidir?
Doğru ve her ilişkide yeni bir adet kullanıldığında %97 oranında gebelikten korur. Kondom diğer modern yöntemler gibi, geri çekme gibi geleneksel yöntemlerden daha etkilidir.
Kondomun yararları

Kondom AIDS de dahil olmak üzere cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruyucudur.
Kondom kullanmak için muayene olmak ya da reçete gerekmez.
Yan etkisi yoktur. Herkes kullanabilir. (Kondomun yapısındaki maddelere duyarlılığı olanlar dışında)
Kondom ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kondom-Prezervatif Nedir?</strong></p>
<p><strong></strong>Kondom ilişki öncesi erkeğin sertleşmiş penisine takılan, latexten yapılan ince ve esnek bir kılıftır.</p>
<p><strong>Gebeliği nasıl önler?</strong></p>
<p>Kondom spermlerin hazneye ve oradan da rahime ulaşmasını engelleyerek gebeliği önler. Kondom ile korunan çiftler her ilişkide kondom kullanmalıdır.</p>
<p><strong>Ne kadar etkilidir?</strong></p>
<p>Doğru ve her ilişkide yeni bir adet kullanıldığında %97 oranında gebelikten korur. Kondom diğer modern yöntemler gibi, geri çekme gibi geleneksel yöntemlerden daha etkilidir.</p>
<p><strong>Kondomun yararları</strong></p>
<ul>
<li>Kondom AIDS de dahil olmak üzere cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruyucudur.</li>
<li>Kondom kullanmak için muayene olmak ya da reçete gerekmez.</li>
<li>Yan etkisi yoktur. Herkes kullanabilir. (Kondomun yapısındaki maddelere duyarlılığı olanlar dışında)</li>
<li>Kondom cinsel ilişkinin uzamasını sağlar. Erken boşalmanın önlenmesine yardımcı olabilir.<br />
Servikal kanserin önlenmesine yardımcı olabilir.</li>
</ul>
<p><strong>Kullanacak kişilere uyarılar</strong></p>
<ul>
<li>Her cinsel ilişkide yenisini kullanınız.</li>
<li>Kondom sertleşmiş penise hazne ile temas etmeden önce uygulanmalıdır. Uç kısmında meninin birikmesi için küçük bir boşluk bırakılır.</li>
<li>Ilişkiden sonra erkek penisini geri çekerken kondomu çevresinden tutmalıdır. Böylece meninin hazneye dökülmesi önlenir.</li>
<li>Kondom kayganlaştırmak için yağ, krem veya vazelinli jellerle birlikte asla kullanılmamalıdır. Bu ürünler kondomu eritip yırtılmasına yol açar.</li>
<li>Spermisit jelleri veya suya dayanıklı kondom kayganlaştırıcı kremleri kullanabilirsiniz.</li>
<li>Kuru sürtünme kondomun yırtılmasına neden olabilir. Hazne kayganlaşmış olmalıdır.</li>
<li>Eğer kondom yırtılırsa veya hazneden çıkarsa hemen koruyucu krem veya jel uygulanmalıdır.</li>
<li>Kondomu evinizde karanlık, serin ve rutubetsiz bir yerde saklayınız.</li>
</ul>
<p>Çiftlerin kondom ile spermisitleri birlikte kullanmaları teşvik edilmelidir. Bu durum doğum kontrol yöntemi olarak etkinliği artırır ve AIDS dahil cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruma sağlar.Kullandığınız kondomum yırtık olmadığından emin olun.</p>
<p>Hazırlayan:Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/kondom.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum Kontrol-Ertesi Gün Hapları</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/dogum-kontrol-ertesi-gun-haplari.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/dogum-kontrol-ertesi-gun-haplari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Jan 2010 23:31:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[dogum kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[Döllenmiş yumurta]]></category>
		<category><![CDATA[Ertesi Gün hapları]]></category>
		<category><![CDATA[Gestajen]]></category>
		<category><![CDATA[İstenmeyen gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Östrojen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3373</guid>
		<description><![CDATA[·Ertesi gün hapını ne zaman almalıyım?
Prezervatif yırtıldı, diyafram kaydı, doğum kontrol hapını almayı unuttum ya da korunmadım&#8230; Cinsel ilişki esnasında bu gibi aksilikler herkesin başına gelebilir. Sonuçta cinsellik bir bilgisayar programı değil, duygusal bir eylemdir ve doğum kontrolü her zaman akla gelmeyebilir. Fakat istemediğiniz halde hamile kalmak artık kaderiniz değil. Çünkü zamanında alınan ertesi gün hapı, bu tür gebelikler önlenebiliyor.Fakat ertesi gün hapları isminden de anlaşılacağı gibi hemen kullanılmalı aksi takdirde istenmeyen gebelikler oluşabilir.
·Ertesi gün hapı nedir ve ne şekilde etki eder?
Ertesi gün hapı, levonorgestrel hormonu (bir gestajen türü) içeren ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>·Ertesi gün hapını ne zaman almalıyım?</strong></p>
<p><strong></strong>Prezervatif yırtıldı, diyafram kaydı, doğum kontrol hapını almayı unuttum ya da korunmadım&#8230; Cinsel ilişki esnasında bu gibi aksilikler herkesin başına gelebilir. Sonuçta cinsellik bir bilgisayar programı değil, duygusal bir eylemdir ve doğum kontrolü her zaman akla gelmeyebilir. Fakat istemediğiniz halde hamile kalmak artık kaderiniz değil. Çünkü zamanında alınan ertesi gün hapı, bu tür gebelikler önlenebiliyor.Fakat ertesi gün hapları isminden de anlaşılacağı gibi hemen kullanılmalı aksi takdirde istenmeyen gebelikler oluşabilir.</p>
<p><strong>·Ertesi gün hapı nedir ve ne şekilde etki eder?</strong></p>
<p>Ertesi gün hapı, levonorgestrel hormonu (bir gestajen türü) içeren iki tabletten oluşur. Son derece etkili olan bu hapın neredeyse hiçbir yan etkisi yoktur. (Kısa süre öncesine kadar gestajen ve östrojen hormonlarının karışımından oluşan başka bir karışım kullanılmaktaydı. Ertesi gün hapı düşüğe neden olmaz. Bu hap, kadının adet zamanına bağlı olarak ovülasyonu veya döllenmiş bir yumurta hücresinin ana rahminde yuvalanmasını geciktirir veya önler. Eğer döllenmiş yumurta hücresi ana rahminde zaten yuvalanmış ise ertesi gün hapı etkili değildir. Bu nedenle ertesi gün hapı, istenmeyen bir gebeliğin yarıda kesilmesini sağlayan kürtaj-düşük haplarından tamamen farklıdır.</p>
<p><strong>·Ertesi gün hapını kullanmaya başlamak için ne kadar zamanım var?</strong></p>
<p>Birinci ertesi gün hapı cinsel ilişkiden sonraki 72 saat içerisinde, ikinci hap ise ilk haptan 12 saat sonra alınmalıdır. Önemli: İlk hapın alımında ne kadar gecikilirse, ertesi gün hapının etkisi o kadar azalacaktır. Bu nedenle ertesi gün hapı kullanımına cinsel ilişkiden sonra mümkün olduğunca erken  her halükarda 72 saat içerisinde  başlamanızı tavsiye ediyoruz. 72 saatlik bu süreyi aştıysanız, cinsel ilişkiden sonraki beş gün içerisinde kullanıldığında gebeliği önleyen ertesi gün (bakır) spiralini doktorunuz veya bir pro familia-doktoru tarafından yerleştirtme olanağınız da vardır.</p>
<p><strong>·Ertesi gün hapının etkisine ne kadar güvenebilirim? </strong></p>
<p>Ertesi gün hapı zamanında alındığında güvenilirlik oranı son derece yüksektir ve yaklaşık on vakanın dokuzunda istenmeyen gebeliği önler. Ertesi gün hapı ne kadar erken alınırsa, etkisi o kadar fazla olacaktır.</p>
<p><strong>·Ertesi gün hapını nereden alabilirim ve fiyatı nedir?</strong></p>
<p>Eczanelerde satılmakta olup ücreti 14 milyon liradır(2006 Ocak satış fiyatıdır, fiyat değişimi mümkündür).</p>
<p><strong>·Ertesi gün hapının yan etkisi var mı ve gerçekten hamile olmadığımdan nasıl emin olabilirim? </strong></p>
<p>Ertesi gün hapının yan etkileri nispeten azdır. Bazı bayanlarda mide bulantısına, daha seyrek vakalarda ise kusmaya, baş ağrısına, göğüste gerilmeye ve baş dönmesine neden olabilir. Ertesi gün hapının gelecekteki doğurganlığınız üzerinde etkisi yoktur. Ertesi gün hapının alınmasından sonra adet kanamaları beklenen tarihte başlayarak düzenli olarak devam eder. Bu tarihte ufak kaymaların olması mümkündür. Fakat adet kanamalarında yedi günden fazla bir gecikme varsa veya kanamanın miktarı büyük ölçüde artmış ya da azalmışsa, bir gebelik testi uygulamanızı ve emin olamıyorsanız bu testi bir hafta sonra tekrarlamanızı tavsiye ediyoruz.</p>
<p><strong>·Ertesi gün hapı ne zaman etki etmez? </strong></p>
<p>- Ertesi gün hapı alımından sonra cinsel ilişkiye korunmadan girilmişse hap etki etmez.</p>
<p>- Sık sık arka arkaya alındığında hapın etkisi azalır.</p>
<p>- Cinsel ilişki ile ilk hapın alınması arasında 72 saatten uzun bir süre varsa, hapın etkisi çok az olacak veya hiçbir etkisi olmayacaktır.</p>
<p>- Hapın alınmasından sonraki üç saat içerisinde kustuysanız, hap alımını belirtilen süre içerisinde tekrarlamanız gereklidir.</p>
<p><strong>·Ertesi gün hapı düzenli korunma yolu olarak da kullanılabilir mi? </strong></p>
<p>Ertesi gün hapı, düzenli korunma yolu olarak kullanıma uygun değildir. Nedeni: Doğum kontrol hapı ve spiral gibi korunma yöntemlerinin etkisi daha fazladır, kısa süre içerisinde sık sık alındığı takdirde ertesi gün hapının etkisi azalmaktadır, uzun süreli kullanımda yan etkisi diğer doğum kontrol araçlarına oranla daha fazladır ve ertesi gün hapı diğer doğum kontrol araçlarından daha pahalıdır.</p>
<p><strong>·Düzenli olarak doğum kontrol hapı kullanıyorsam ertesi gün hapı alabilir miyim? </strong></p>
<p>Evet. Eğer doğum kontrol hapını içmeyi o gün için unuttuysanız veya gün içerisinde kusmuşsanız, cinsel ilişkiden sonra �ertesi gün hapını alabilirsiniz.</p>
<p><strong>·Ertesi gün spirali nedir ve ne zaman kullanılır? </strong></p>
<p>Gebeliğin uzun süreli olarak önlenmesini sağlayan normal bakır-spiral, cinsel ilişkiden sonraki beş gün içerisinde yerleştirildiğinde gebeliğe karşı korunma sağlamaktadır.</p>
<p>Ertesi gün hapının alım süresi olan 72 saati aştıysanız, herhangi bir hormonal preparat kullanmak istemiyor ya da kullanamıyorsanız, veya spirali uzun süreli korunma yöntemi olarak seçtiyseniz, doktorunuz veya bir pro familia-doktoru tarafından bakır spiralin yerleştirilmesini sağlayabilirsiniz.</p>
<p>Yüzde 99 oranında etkili olan bu ertesi gün spirali beş gün içerisinde kullanıldığında döllenmeyi veya yumurta hücresinin rahimde yuvalanmasını önlemektedir. (Hormonal spiral, cinsel ilişki sonrası korunma yöntemi olarak uygun değildir.)</p>
<p>Hazırlayan:Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/dogum-kontrol-ertesi-gun-haplari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Spermisitler İle Korunma</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/spermisitler-ile-korunma.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/spermisitler-ile-korunma.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Jan 2010 23:03:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[dogum kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[Serviks]]></category>
		<category><![CDATA[Sperm]]></category>
		<category><![CDATA[Spermisit]]></category>
		<category><![CDATA[Vajen]]></category>
		<category><![CDATA[Vajina]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3367</guid>
		<description><![CDATA[Vajinaya konan spermisitler çok etkili bir doğum kontrol yöntemi değildir.
Vaginal spermisitler, spermlerin servikse ulaşmadan etkisiz hale getirilmeleri için vaginaya konur. Kontraseptif köpük, tablet, sünger ve kremler spermi etkisiz hale getiren spermisit denilen madde ihtiva ederler. Spermisitlerin diğer kontrol yöntemlerine göre daha az etkili oldukları ve bu yöntemin her cinsel ilişkide uygulanması gerektiği ve etkili olması için bir süre beklenmesi gerektiği bilinmelidir.
Diyafram ve spermisitler kullanım zorlukları ve etkinliklerinin azlığı nedeniyle pek kullanılmaktadırlar.
Hazırlayan: Nisan
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Vajinaya konan spermisitler çok etkili bir doğum kontrol yöntemi değildir.</p>
<p>Vaginal spermisitler, spermlerin servikse ulaşmadan etkisiz hale getirilmeleri için vaginaya konur. Kontraseptif köpük, tablet, sünger ve kremler spermi etkisiz hale getiren spermisit denilen madde ihtiva ederler. Spermisitlerin diğer kontrol yöntemlerine göre daha az etkili oldukları ve bu yöntemin her cinsel ilişkide uygulanması gerektiği ve etkili olması için bir süre beklenmesi gerektiği bilinmelidir.</p>
<p>Diyafram ve spermisitler kullanım zorlukları ve etkinliklerinin azlığı nedeniyle pek kullanılmaktadırlar.</p>
<p>Hazırlayan: Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/spermisitler-ile-korunma.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Düşük Sonrası İlişki</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/dusuk-sonrasi-iliski.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/dusuk-sonrasi-iliski.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Jan 2010 22:59:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Ateş]]></category>
		<category><![CDATA[Düşük]]></category>
		<category><![CDATA[Düşük sonrası ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[Fiziksel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[Titreme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3365</guid>
		<description><![CDATA[Düşük sonrası cinsel ilişki için acele etmemek vücudun normale dönmesi için zaman tanımak gerekir.Çünkü fiziksel rahatsızlığın yanında psikolojik olarak da kadın iyi durumda olmayacaktır.
Düşük yapmış olan bir kadın, düşürdüğü gebeliğin boyu ve yaşı, yitirdiği kanın miktarına, bu olaydan ne kadar yıprandığına göre bir süre dinlenmeli, toparlanınca cinsel işlevine başlamalıdır. Bu sürenin bilinmesi gerekirse, kabaca denebilir ki yakınmaların bitip ve yeni bir adet düzeni kuruluncaya dek beklemek doğru olur. Yalnız genelde 16 haftadan küçük gebeliklerin düşmesinden sonra uzun süre kanamalar dinmez, bu da içerde artıkların varlığım düşündürür. Öyleyse bu tür olgularda ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Düşük sonrası cinsel ilişki için acele etmemek vücudun normale dönmesi için zaman tanımak gerekir.Çünkü fiziksel rahatsızlığın yanında psikolojik olarak da kadın iyi durumda olmayacaktır.</p>
<p>Düşük yapmış olan bir kadın, düşürdüğü gebeliğin boyu ve yaşı, yitirdiği kanın miktarına, bu olaydan ne kadar yıprandığına göre bir süre dinlenmeli, toparlanınca cinsel işlevine başlamalıdır. Bu sürenin bilinmesi gerekirse, kabaca denebilir ki yakınmaların bitip ve yeni bir adet düzeni kuruluncaya dek beklemek doğru olur. Yalnız genelde 16 haftadan küçük gebeliklerin düşmesinden sonra uzun süre kanamalar dinmez, bu da içerde artıkların varlığım düşündürür. Öyleyse bu tür olgularda kürtaj yaptırmak zorunludur.</p>
<p>Düşürmeye gelince; kadın bu ağır durumdan kurtulmuşsa, titremesi, ateşi yoksa, karın ağrıları geçmişse, kanamaları dinmişse, pis kokulu akıntıları yoksa, bir de olağan adetleri düzene girmişse, sorun yok demektir, ama bunların ne zaman olacağı bilinmez.</p>
<p>Hazırlayan: Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/dusuk-sonrasi-iliski.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kürtaj Hakkında Herşey</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/kurtaj-hakkinda-hersey.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/kurtaj-hakkinda-hersey.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Jan 2010 21:10:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[annelik]]></category>
		<category><![CDATA[Anormal bebek]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[İsteğe bağlı kürtaj]]></category>
		<category><![CDATA[kürtaj]]></category>
		<category><![CDATA[Masraf]]></category>
		<category><![CDATA[Risk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3362</guid>
		<description><![CDATA[Gebelik Küretajı rahim içine yerleşmiş olan gebeliğin kendi isteğinizle veya tıbbi zorunluluk nedeni ile yazılı onayınız alınarak çeşitli yöntemler ile sona erdirilmesidir.Küreteaj bebeğin rahminizden kazınıp alınmasıdır kısaca.Geç kalmamak gerekmektedir.Yasal süre geçmeden doktora başvurulmalıdır.
Müdahale öncesi değerlendirme:
İsteğe bağlı olarak küretaj yaptırmak isteyen kadın için ilk adım hamile olduğunu öğrendiği anda veya adet gecikmesi olduğunda bir Kadın hastalıkları ve Doğum Uzmanına başvurarak hamile olup olmadığını öğrenmek,hamile ise gebeliğinin kaç haftalık olduğunu ultrasonografi ile kesinleştirmektir.
İkinci aşama olarak hekiminiz genel ve kadın hastalıkları açısından sağlık durumunuzu değerlendirilecek küretaja mani olacak herhangi bir sağlık sorununuz olup ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gebelik Küretajı rahim içine yerleşmiş olan gebeliğin kendi isteğinizle veya tıbbi zorunluluk nedeni ile yazılı onayınız alınarak çeşitli yöntemler ile sona erdirilmesidir.Küreteaj bebeğin rahminizden kazınıp alınmasıdır kısaca.Geç kalmamak gerekmektedir.Yasal süre geçmeden doktora başvurulmalıdır.</p>
<p><strong>Müdahale öncesi değerlendirme:</strong></p>
<p>İsteğe bağlı olarak küretaj yaptırmak isteyen kadın için ilk adım hamile olduğunu öğrendiği anda veya adet gecikmesi olduğunda bir Kadın hastalıkları ve Doğum Uzmanına başvurarak hamile olup olmadığını öğrenmek,hamile ise gebeliğinin kaç haftalık olduğunu ultrasonografi ile kesinleştirmektir.</p>
<p>İkinci aşama olarak hekiminiz genel ve kadın hastalıkları açısından sağlık durumunuzu değerlendirilecek küretaja mani olacak herhangi bir sağlık sorununuz olup olmadığına bakacaktır.</p>
<p><strong>-Kimler küretaj yaptırabilir: Her kadın küretaj olabilir. Evli olup olmamak önemli değildir.</strong></p>
<p>Tıbbi zorunluluk varsa (anormal bebek veya gebelik annenin hayatını tehlikeye sokuyorsa gibi )gerekli kanuni dökümanlar hazırlanarak her aydaki bebek alınabilinir.</p>
<p>Eğer uygun konumda iseniz hekiminiz kullanılacak cerrahi teknik, anestezi,müdahalenin nerede yapılabileceği gibi sizin durumunuza uygun detayları açıklayacaktır.Risk ve masraflar gibi değerlendirilmesi gereken ilave etkenler,cerrah ile bu esnada tartışılmalıdır.</p>
<p>Kadın için gebeliğin sona erdirilmesindeki en önemli aşama duygusal kararlılıktır.Sosyal konumunuz, ekonomik koşullarınız,gelecek yaşantınız , partnerinizin pozisyonu ve fikride önemli rol oynamaktadır.Bu yüzden kararınızı bütün koşulları değerlendirerek kesin bir şekilde vermeniz daha sonraki ruhsal durumunuz için gereklidir.</p>
<p>Her yıl başarıyla binlerce küretaj yapılmaktadır.Buna rağmen sizin bu cerrahinin muhtemel riskleri hakkında bilgilendirilmiş olmanız gerekir.</p>
<p>İnfeksiyon ve parça kalması gibi ameliyat sonrası rizikolar nadirdir ve tedavi edilebilir.Bütün cerrahi ameliyatlar (cilt kesisi dikilmesi, diş çekilmesi, abse boşaltılması dahil ) bazı riskler içerir.Bu nedenle kararınızı kesinleştirmeden önce hekiminizle mutlaka görüşünüz. Komplikasyon riski, operasyon sonrası ve takiplerinizde doktorunuzun tavsiyelerine yakından uyarak azaltılabilir.</p>
<p>*Daha evvel gebe kalmamış bir kadının küretaj olması veya küretajın kaçıncı küretaj olduğu kadının daha sonra gebe kalmasını normal koşullar altında etkilemez.</p>
<p><strong>Cerrahi yöntem;</strong></p>
<p>Doktorunuzun önerileri ve sizinde isteğiniz doğrultusunda doktorunuzun ofisinde veya hastanede müdahaleniz yapılabilir.</p>
<p>Küretaj müdahaleleri genelde hastanın koşulları uygun ise genel anestezi ile bazen de lokal anestezi ile yapılır.</p>
<p>Eğer genel anestezi uygulandıysa tüm müdahale boyunca uyuyacak ve hiç bir şey hissetmeyeceksiniz ,tek hissedeceğiniz şey anestezi vermek için kolunuza yapılacak basit bir iğne olacaktır.</p>
<p>.Lokal anestezi uygulanacaksa gerekli hastalarda yatıştırıcı uygulayarak hastanın gerginliği azaltılır.Lokal anestezide rahim ağzı uyuşturulur hasta gebeliğin boşaltılması sırasında hafif bir karın ve kasık ağrısı duyabilir.</p>
<p>Gebeliğin sonlandırılmasında genelde uygulanan iki yöntem vardır.En sık kullanılanı vakum aspirasyonu ile gebeliğin emilerek boşaltılmasıdır.Daha nadir olarak kullanılanı ise küretaj kaşıkları ile kazıma yöntemidir.</p>
<p>Operasyon gebeliğin büyüklüğüne bağlı olarak yaklaşık 5 ila 10 dakika arasında sürmektedir.</p>
<p>Operasyon sonrası olabilecek ağrı ilaçla rahatlıkla kontrol edilebilir, zaten adet sancısı benzeri bir ağrınız olucaktır.Eğer genel anestezi aldıysanız operasyondan hemen sonra uyanırsınız,5 dakika sonrada uyku sersemliği kaybolur ve ayağa kalkarsınız ve yaklaşık yarım saat sonrada eve gidebilirsiniz.</p>
<p>Operasyon sonrası ikinci saatte kendinizi tamamen normal ve gündelik yaşantınıza &#8211; işinize dönebilecek hissedersiniz,ve bir-iki saat gündelik düzeninize -işinize dönebilirsiniz.</p>
<p>**Eğer kan gurubunuzdaki Rh faktörünüz NEGATİF ise ve partnerinizin kan gurubundaki Rh faktörü POZİTİF veya partnerinizin kan gurubunu bilmiyorsanızhekiminizin size yazacağı Anti-D iğnesini müdahaleden sonraki ilk 72 saat içinde yaptırmanız doğurmak istiyeceğiniz gebeliklerinizde oluşabilecek kan uyuşmazlığını engelliyecektir!</p>
<p>**Eğer tıbbi zorunluluk nedeniyle (düşük, cansız gebelik, anomalili bebek gibi nedenlerden) küretaj oluyorsanız,küretaj sırasında elde edilen materyali hekiminizden bir patoloğa göndermesini isteyiniz. Gelecek sonuç bir daha aynı şeyle karşılaşmanızı engellemeye yardımcı olabilir.</p>
<p><strong>KÜRETAJ SONRASI HASTA BİLGİ FORMU</strong></p>
<p>Sayın Hastamız; Kendi isteğinizle veya tıbbi nedenlerden dolayı onayınız ile gebeliğiniz sona erdirilmiş bulunmaktadır.</p>
<p><strong>Operasyon sonrası dikkat edilmesi gereken hususlar:</strong></p>
<p>-2 ila 3 gün süre ile adet kanaması tarzında kanamalarınız olucaktır.(Bu süre gebeliğin haftasına göre biraz artabilir veya azalabilir.),</p>
<p>Eğer kürtaj sonrası hemen kanamanız olmazsa bir hafta sonra gibi bir zaman sonra hafif bir ağrı ile yukarıda bahsedilen kanama olacaktır merak etmeyiniz.</p>
<p>-Bu süre içinde gene adet kanaması dönemindekine benzer karın ve kasık ağrılarınız olabilir, bu ağrılarınızı hafifletmek için her hangi bir ağrı kesiciyi kullanabilirsiniz.</p>
<p>-Bundan sonraki adet kanamanız yaklaşık 3 ila 6 hafta sonra olacaktır.Gebelik gibi özel bir durum oluşup sonlandığı için normal zamanında gelmeyebilir.</p>
<p>Bu süre içerisinde (yeniden adet kanaması görene kadar);</p>
<p>-Küvete, havuza, denize girmek yasaktır (operasyon günü dahil duş alabilirsiniz ,amaç vajene su ve bu gibi mikrop kapmayı sağlayabilecek şeylerin girmesini engellemektir).</p>
<p>-Deniz veya havuza girmeniz gerekirse (yaz mevsimi veya diğer nedenlerden dolayı) en erken küretajdan 10 gün sonra suya gireceğimiz sürece tampon kullanarak girebilirsiniz.Tamponu en fazla 30-40 dakika kullanınız ve sadece suya girerken kullanınız.!</p>
<p>Tampon kullanmak normalde yasaktır.</p>
<p>Cinsel ilişki 1 hafta kesinlikle yasaktır.( Daha sonra prezervatif kullanılarak ilişkiye girilebilinir.Bu sizi mikrop kapmaktan ve hamile kalmaktan koruyacaktır )</p>
<p>- Taze kanamanız ( burnunuz kanadığındaki veya parmağınız kesildiğindeki gibi ) olursa</p>
<p>- Ateşiniz çıkarsa bize haber veriniz. (l ütfen derece ile ölçüp bildiriniz )</p>
<p>-Müdahaleden sonra sıvı gıdalar ve içecekler hemen içilebilinir, bulantı olmazsa daha sonra normal beslenmeye geçilebilir.</p>
<p><strong>Kullanacağınız ilaçlar; </strong></p>
<p>-Antibiyotik. Sabah 1 adet ,Akşam 1 adet yutulacak(tok karına,5 gün süre ile)</p>
<p>-Gerekirse herhangi bir ağrı kesici kullanabilirsiniz</p>
<p>-Müdahaleden 1 hafta sonra kontrol randevusu alıp kontrole gelmeniz gerekmektedir.</p>
<p>-İstenmeyen bir gebelikle karşılaşmamak için doktorunuzdan size uygun doğum kontrolü yöntemini uygulamasını isteyiniz.</p>
<p>-Tekrar gebe kalmak isterseniz vücudunuzun eski fonksiyonlarına tamamen kavuşması için 2-3 aylık bir süre beklemeniz tavsiye edilir.</p>
<p>-Kendi sağlığınız açısından rutin jinekolojik kontrollerinizi yaptırmanız, her 6 ayda bir smear testinizi (Rahim ağzı kanseri için kontrol testi) yaptırmayı ihmal etmemeniz gerekmektedir.</p>
<p>Kaynak:Dr Cenk Kiper</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/kurtaj-hakkinda-hersey.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum Kontrolü Takvim Yöntemi</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/dogum-kontrolu-takvim-yontemi.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/dogum-kontrolu-takvim-yontemi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Jan 2010 21:03:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum Kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Sağlık örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[Hormonal denge]]></category>
		<category><![CDATA[Modern yöntem]]></category>
		<category><![CDATA[Takvim Yöntemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3359</guid>
		<description><![CDATA[






Bütün hesaplamalarda önemli olan adetin başladığı tarihtir.Adet bitiş tarihi hiç bir zaman dikkate alınmaz.
Dünya sağlık örgütü takvim yöntemini kadının adet dönemi süresince gebe kalma olasılığının yüksek olduğu günleri belirleme ve bu günlerde ilişkiden kaçınarak gebeliğin önlenmesidir.
Modern yöntemlerin yaygınlaşmasından önce çiftlerin %25&#8242;i bu yöntemi tercih ederken günümüzde bu oran % 5&#8242;e kadar düşmüştür.
Etki mekanizması nasıldır ?
Bu yöntem kadının hormonal dengesindeki değişikliklere bağlı olarak ortaya çıkan vücut ısısı artışı, akıntı miktar ve şeklindeki artış, yumurtlama esnasında kadının ağrı duyması, adet düzeni belirli bir süre izlendikten sonra yumurtlama gününün tahmin edilmesi ile spermin ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" width="160" align="right">
<tbody>
<tr>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Bütün hesaplamalarda önemli olan adetin başladığı tarihtir.Adet bitiş tarihi hiç bir zaman dikkate alınmaz.</p>
<p>Dünya sağlık örgütü takvim yöntemini kadının adet dönemi süresince gebe kalma olasılığının yüksek olduğu günleri belirleme ve bu günlerde ilişkiden kaçınarak gebeliğin önlenmesidir.<br />
Modern yöntemlerin yaygınlaşmasından önce çiftlerin %25&#8242;i bu yöntemi tercih ederken günümüzde bu oran % 5&#8242;e kadar düşmüştür.</p>
<p><a name="bm1"><strong>Etki mekanizması nasıldır ?</strong></a><br />
Bu yöntem kadının hormonal dengesindeki değişikliklere bağlı olarak ortaya çıkan vücut ısısı artışı, akıntı miktar ve şeklindeki artış, yumurtlama esnasında kadının ağrı duyması, adet düzeni belirli bir süre izlendikten sonra yumurtlama gününün tahmin edilmesi ile spermin dölleme yeteneğini koruma süresi de göz önüne alınarak cinsel ilişkiye ara vermek ya da ek bir korunma yöntemi uygulamak şeklindedir.</p>
<p><a name="bm2"><strong>Etkinliği ne kadardır ?</strong></a><br />
Bu yöntemin başarısızlık oranı oldukça yüksektir. Olağan çiftlerde başarısızlık %20&#8242;lere kadar çıkmaktadır.</p>
<p><a name="bm3"><strong>Nasıl uygulanır ?</strong></a><br />
1. Adet dönemlerinin uzunluğu en az 8 ay süreyle kaydedilmelidir.<br />
2. En uzun dönemden 11 gün çıkartın<br />
3. En kısa dönemden 18 gün çıkartın<br />
4. Bu dönemlerde ya ilişkide bulunmayın ya da bir korunma yöntemi uygulayın.</p>
<p>Bir dönemin uzunluğu adet kanamasının ilk gününden bir sonraki adet döneminin ilk gününe kadar olan süredir.</p>
<p><strong>ÖRNEK:</strong> En kısa adet dönemi 28 gün, en uzun dönemi 30 gün olan bir kadında;</p>
<p><strong>en kısa dönem &#8211; 18 28 -18 = 10</strong></p>
<p><strong>en uzun dönem &#8211; 11 30 -11 = 19 </strong></p>
<p>gebe kalması açısından tehlikeli olan dönem adetin 10-19 günleri arasıdır.</p>
<p>Bu günleri hesaplamada aşağıdaki tablo kulanılabilir.</p>
<table border="1" bgcolor="#c2d7eb" background="http://kadin.hastaliklari.com/resimler/back.gif">
<tbody>
<tr>
<td width="80" bgcolor="#ffddbb"><strong>En kısa dönem gün sayısı</strong></td>
<td width="104" bgcolor="#ffddbb"><strong>İlk tehlikeli gün</strong></td>
<td width="103" bgcolor="#ffddbb"><strong>En uzun dönem gün sayısı</strong></td>
<td width="114" bgcolor="#ffddbb"><strong>Son tehlikeli gün</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>21 </strong></td>
<td width="104"><strong>3 </strong></td>
<td width="103"><strong>21 </strong></td>
<td width="114"><strong>10 </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>22 </strong></td>
<td width="104"><strong>4 </strong></td>
<td width="103"><strong>22 </strong></td>
<td width="114"><strong>11 </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>23 </strong></td>
<td width="104"><strong>5 </strong></td>
<td width="103"><strong>23 </strong></td>
<td width="114"><strong>12 </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>24 </strong></td>
<td width="104"><strong>6 </strong></td>
<td width="103"><strong>24 </strong></td>
<td width="114"><strong>13 </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>25 </strong></td>
<td width="104"><strong>7 </strong></td>
<td width="103"><strong>25 </strong></td>
<td width="114"><strong>14 </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>26 </strong></td>
<td width="104"><strong>8 </strong></td>
<td width="103"><strong>26 </strong></td>
<td width="114"><strong>15 </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>27 </strong></td>
<td width="104"><strong>9 </strong></td>
<td width="103"><strong>27 </strong></td>
<td width="114"><strong>16 </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>28 </strong></td>
<td width="104"><strong>10 </strong></td>
<td width="103"><strong>28 </strong></td>
<td width="114"><strong>17 </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>29 </strong></td>
<td width="104"><strong>11 </strong></td>
<td width="103"><strong>29 </strong></td>
<td width="114"><strong>18 </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>30 </strong></td>
<td width="104"><strong>12 </strong></td>
<td width="103"><strong>30 </strong></td>
<td width="114"><strong>19 </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>31 </strong></td>
<td width="104"><strong>13 </strong></td>
<td width="103"><strong>31 </strong></td>
<td width="114"><strong>20 </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>32 </strong></td>
<td width="104"><strong>14 </strong></td>
<td width="103"><strong>32 </strong></td>
<td width="114"><strong>21 </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>33 </strong></td>
<td width="104"><strong>15 </strong></td>
<td width="103"><strong>33 </strong></td>
<td width="114"><strong>22 </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>34 </strong></td>
<td width="104"><strong>16 </strong></td>
<td width="103"><strong>34 </strong></td>
<td width="114"><strong>23 </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="80"><strong>35 </strong></td>
<td width="104"><strong>17 </strong></td>
<td width="103"><strong>35 </strong></td>
<td width="114"><strong>24 </strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Adet dönemlerinin uzunluğu çok değişkense ya da kişi düzensiz adet görüyorsa bu yöntem uygun değildir ve mutlaka hekim kontrolü gereklidir.</p>
<p>Yumurtlama anı ayrıca, kadının hergün sabah kalktığında herhangi bir fiziksel aktivitede bulunmadan önce vücut sıcaklığını ölçmesi ya da her gün vajindan gelen akıntının kıvam ve miktarını değerlendirmesiyle de saptanabilir.</p>
<p>Kaynak:Dr Alper Mumcu</p>
<p>Hazırlayan :Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/dogum-kontrolu-takvim-yontemi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsellik Acı Veriyorsa</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/cinsellik-aci-veriyorsa.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/cinsellik-aci-veriyorsa.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Jan 2010 20:14:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[Vajina]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3312</guid>
		<description><![CDATA[Bu tip rahatsızlıklar çok yaygın görülür, ancak dereceleri ve nedenleri çok değişkendir. Basit batmalardan çok şiddetli acılara kadar, jenital rahatsızlıklar çok geniş bir yelpaze üzerinde dağılır. Acılar hafif, dayanılır oldukları zaman kadınların büyük çoğunluğu doktora başvurmaya gerek görmüyor ve bunların normal ve geçici olduğunu düşünüyorlar. Kadınlar ancak acıların şiddeti artığı zaman doktora gidiyor. Fakat bu tip rahatsızlıklarda en ufak bir belirti bile gözardı edilmemeli. Bugün çok küçük bir sorun gibi görünen şikayetler, yarın kısırlığa bile varan ciddi problemlerin başlangıcı olabilir.
Eğer ağrılı bir cinsellik yaşıyorsanız mutlaka doktora başvurmalısınız.
Eğer cinsel ilişki sırasında ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000; font-stretch: normal; font-size: 12px;"><strong></strong>Bu tip rahatsızlıklar çok yaygın görülür, ancak dereceleri ve nedenleri çok değişkendir. Basit batmalardan çok şiddetli acılara kadar, jenital rahatsızlıklar çok geniş bir yelpaze üzerinde dağılır. Acılar hafif, dayanılır oldukları zaman kadınların büyük çoğunluğu doktora başvurmaya gerek görmüyor ve bunların normal ve geçici olduğunu düşünüyorlar. Kadınlar ancak acıların şiddeti artığı zaman doktora gidiyor. Fakat bu tip rahatsızlıklarda en ufak bir belirti bile gözardı edilmemeli. Bugün çok küçük bir sorun gibi görünen şikayetler, yarın kısırlığa bile varan ciddi problemlerin başlangıcı olabilir.<br />
Eğer ağrılı bir cinsellik yaşıyorsanız mutlaka doktora başvurmalısınız.<br />
Eğer cinsel ilişki sırasında acı duyuyorsanız, sizin anlattıklarınız teşhis koymada yol gösterecektir. Bunun için doktorunuza yaşınızı, cinsel yaşamınızı, daha önce geçirmiş olduğunuz enfeksiyon ya da alerji gibi rahatsızlıkları, kullandığınız doğum kontrol yöntemlerini, acıların türü ve nerede olduğu konularında bilgi vermeniz gerekir. Kesin tanının konulabilmesi için, bütün bu bilgilerin doğru verilmesi gerekir.</span></p>
<p>Acının hangi bölgede hissedildiği önemli<br />
Genital ağrıların yeri tanı için büyük önem taşır. Genel olarak acıların bölgeleri ikiye ayrılır: Yüzeydeki ve derindeki acılar.</p>
<p>Yüzeydeki acılar: Vajina girişinde meydana gelen acılar için yüzeysel acılar terimi kullanılır. Bu tip acıların genel belirtileri kaşıntı, yanma hissi, tahriş ve akıntılardır. Bu belirtiler akla ilk olarak enfeksiyon, mantar ya da alerjik bir sorunu getirir. Daha önce yaşanmış olan bir mantar sorunu da, mukozada küçük izler bırakmışsa, ilişki sırasında acı hissedilmesine yol açabilir.</p>
<p>Derindeki acılar: İlişki sırasında vajinanın girişinde değil, daha derininde hissedilen, hatta karın bölgesine bile vurabilen ağrı ve acılardır. Bunlar endometrite, salpingite ya da yumurtalıkları ilgilendiren belirtiler olabilir.</p>
<p>Ayrıntılı bir muayene şart</p>
<p>Hastanın anlattıkları doğrultusunda jinekolog, vajinanın durumunu, bir kızarıklık olup olmadığını, enfeksiyon ve enfeksiyon türü rahatsızlıkların belirtilerini, herhangi bir tahriş ya da yırtılma olup olmadığını kontrol eder. Ayrıca el muyanesi yardımıyla acının yerini de tespit etmeye çalışır. Eğer jinekolog gerek görürse, çeşitli labaratuvar tetkiklerinin yapılmasını da isteyebilir.</p>
<p>Mukoza kuruluğu vajinal acıda büyük rol oynar<br />
Cinsel ilişki sırasında kadınların yaşadığı acıların öncelikli nedeni, mukozanın yeterince kaygan olmamasıdır. Bunun birçok sebebi vardır: Yorgunluk, stres, partnerle uyumsuzluk, doğumkontrol hapı ya da diğer ilaçların mukozayı yıpratması, hormon salgılanmasında azalma, menopoz gibi nedenler vajinada kuruluk meydana getirir ve bu da cinsel birleşmeyi zorlaştırır. Böyle durumlar da acı hissedilmesine yol açabilir.</p>
<p>Psikoloji çok önemli</p>
<p>Tıbbi olarak açıklanamayan sorunların kökeninde genellikle psikolojik problemler yatar. Aşk ve cinsel istek olmasına rağmen ilişki sırasında kasılmaların ya da acıların yaşanmasının altında, çocukluk ya da gençlik döneminde cinsellikle ilgili kötü anıların varlığı aranır. Veya yetiştirilme tarzının getirdiği etkiler kadının beyin olarak cinselliğe hazırlanamamasına yol açabilir ve bu da ilişkileri zor ve acılı kılabilir.</p>
<p>Uygun bir tedavi</p>
<p>Vajinal kuruluk durumunda kayganlaştırıcı bir krem kullanılarak cinsel ilişki kolaylaştırılabilir. Menopoz dönemindeki kadınlarda bu kremlerin yanısıra, hormon tedavisinin uygulanması da önemlidir. Bu tedavi sayesinde menopozun diğer yan etkileri de ortadan kaldırılır ve kadın psikolojik olarak da rahatlar.<br />
Enfeksiyonlar söz konusu olduğunda, ağızdan alınacak ya da lokal antibiyotik tedavisiyle enfeksiyon dindirilir.</p>
<p>Doğum sonrası cinsel ilişki acıların dindirilmesinin en iyi ilacı sabır ve zamandır.<br />
Jinekolojik rahatsızlıklarda tedaviler farklılaşır. Endometriyozis durumunda kuvvetli projestatiflerin alınması gerekir. Bazen cerrahi müdahale de söz konusu olabilir. Kistlerin %90 ı kendiliğinden geçerken, kalanı için uygun tedaviler yapılır.</p>
<p>Ağrı ve acıların nedeni psikolojikse, en iyi ilaç hastanın kendisidir. Böyle durumlarda hastanın önce kendi beyninde sorunu kabul edip, bunu partneriyle konuşması gerekir. Partnerinin ona yardımcı olması, kendisini güvende ve rahat hissetmesini sağlar.</p>
<p><span style="color: #000000; font-stretch: normal; font-size: 12px;">Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/cinsellik-aci-veriyorsa.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ay Kurabiyeleri</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/ay-kurabiyeleri.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/ay-kurabiyeleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Jan 2010 00:36:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yemek Tarifi]]></category>
		<category><![CDATA[Ay kurabiyesi]]></category>
		<category><![CDATA[çikolata]]></category>
		<category><![CDATA[Kayısı]]></category>
		<category><![CDATA[Kurabiye]]></category>
		<category><![CDATA[Kuru meyve]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3391</guid>
		<description><![CDATA[Bu tarifte ay kurabiyeleri kayısılı olarak yapılmış.siz isterseniz içine farklı malzemelerde koyabilirsiniz.
20 Adet
 
Malzemeler:

100 gr kuru kayısı (sıcak suda yumuşayıncaya kadar bekletilmiş)
500 g (4 su bardağı) un
200 ml (1 kutu) krema
70 gr (1/2 su bardağı) pudra şekeri
125 gr (1/2 paket) margarin (oda sıcaklığında yumuşatılmış)

Hazırlanışı:

Fırınınızı 175 C ye getirip ısıtın.
Kayısılarınızı süzdürüp küçük küpler halinde doğrayın.
Un, margarin, krema ve pudra şekerini beraberce yoğurarak yumuşak ve pürüzsüz bir hamur hazırlayın. Hamuru 20 eşit parçaya bölün.
Herbir parçayı elinizle yuvarlayıp bastırarak yassılaştırın ve avuç içi büyüklüğünde açın. Ortalarına kayısıyı paylaştırıp rulo biçiminde sarın. İki ucunu ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Bu tarifte ay kurabiyeleri kayısılı olarak yapılmış.siz isterseniz içine farklı malzemelerde koyabilirsiniz.</div>
<div><strong>20 Adet</strong></div>
<div><strong> </strong></div>
<div><strong>Malzemeler:</strong></div>
<ul>
<li>100 gr kuru kayısı (sıcak suda yumuşayıncaya kadar bekletilmiş)</li>
<li>500 g (4 su bardağı) un</li>
<li>200 ml (1 kutu) krema</li>
<li>70 gr (1/2 su bardağı) pudra şekeri</li>
<li>125 gr (1/2 paket) margarin (oda sıcaklığında yumuşatılmış)</li>
</ul>
<div><strong>Hazırlanışı:</strong></div>
<ol>
<li>Fırınınızı 175 C ye getirip ısıtın.</li>
<li>Kayısılarınızı süzdürüp küçük küpler halinde doğrayın.</li>
<li>Un, margarin, krema ve pudra şekerini beraberce yoğurarak yumuşak ve pürüzsüz bir hamur hazırlayın. Hamuru 20 eşit parçaya bölün.</li>
<li>Herbir parçayı elinizle yuvarlayıp bastırarak yassılaştırın ve avuç içi büyüklüğünde açın. Ortalarına kayısıyı paylaştırıp rulo biçiminde sarın. İki ucunu bastırarak kapatın.</li>
<li>Tezgahta ileri geri yuvarlayarak biraz uzatın. İki ucunu ortaya doğru bükerek ay şeklini verin. Yağlanmış fırın tepsisine sıralayın. Sıcak fırında üzeri hafifçe pembeleşinceye kadar pişirin. Fırında alıp soğuduktan sonra pudra  şekeri serperek servis yapın.</li>
</ol>
<p><strong>Not:</strong> Bu kurabiyeyi kuru kayısı yerine hoşaflık ekşi yaprak kayısı, farklı kuru meyveler veya damla çikolata kullanarak da hazırlayabilirsiniz.</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/ay-kurabiyeleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Peynirli Poğaça</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/peynirli-pogaca.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/peynirli-pogaca.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Jan 2010 00:31:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yemek Tarifi]]></category>
		<category><![CDATA[Ekmek makinası]]></category>
		<category><![CDATA[Maya]]></category>
		<category><![CDATA[Peynirli poğaça]]></category>
		<category><![CDATA[poğaça]]></category>
		<category><![CDATA[süt]]></category>
		<category><![CDATA[toz şeker]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3389</guid>
		<description><![CDATA[İşte size kolayca yapabileceğiniz nefis bir poğaça tarifi:
Peynirli Poğaça
Ölçüler ekmek makinasının kalıplarına göre. Eğer makinada yapacaksanız tatlı kaşığı ölçüsü olarak aynı miktarlarda teaspoon ölçüsü kullanabilirsiniz.

Malzemeler

1 tatlı kaşığı kuru maya (makinada yapıyorsanız instant maya)
2 yemek kaşığı toz şeker
1 tatlı kaşığı kaşığı tuz
4 su bardağı un
1 su bardağı süt
1 yemek kaşığı sirke
1/4 su bardağı su
1/4 su bardağı zeytinyağı

İçi için:

Yarım demet maydanoz
250 gr beyaz peynir

Üzerine


1 yumurta sarısı


Yapılışı

Eğer ekmek makinanız varsa mayalı hamuru ekmek makinasında hazırlayabilirsiniz. Makinanınızın 1.5 saatlik mayalama seçeneğini seçip tüm malzemeleri hamur teknesine koyun. Karıştırma esnasında hamuru kontrol etmelisiniz. Hamurun toplanmama ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İşte size kolayca yapabileceğiniz nefis bir poğaça tarifi:</p>
<p><strong>Peynirli Poğaça</strong></p>
<p><em>Ölçüler ekmek makinasının kalıplarına göre. Eğer makinada yapacaksanız tatlı kaşığı ölçüsü olarak aynı miktarlarda teaspoon ölçüsü kullanabilirsiniz.</em><strong><br />
</strong></p>
<p>Malzemeler</p>
<ul>
<li>1 tatlı kaşığı kuru maya <em>(makinada yapıyorsanız instant maya)</em></li>
<li>2 yemek kaşığı toz şeker</li>
<li>1 tatlı kaşığı kaşığı tuz</li>
<li>4 su bardağı un</li>
<li>1 su bardağı süt</li>
<li>1 yemek kaşığı sirke</li>
<li>1/4 su bardağı su</li>
<li>1/4 su bardağı zeytinyağı</li>
</ul>
<div><strong>İçi için:</strong></div>
<ul>
<li>Yarım demet maydanoz</li>
<li>250 gr beyaz peynir</li>
</ul>
<div><strong>Üzerine</strong></div>
<div>
<ul>
<li>1 yumurta sarısı</li>
</ul>
</div>
<div><strong>Yapılışı</strong></div>
<ol>
<li>Eğer ekmek makinanız varsa mayalı hamuru ekmek makinasında hazırlayabilirsiniz. Makinanınızın 1.5 saatlik mayalama seçeneğini seçip tüm malzemeleri hamur teknesine koyun. Karıştırma esnasında hamuru kontrol etmelisiniz. Hamurun toplanmama ihtimaline karşı biraz daha su veya biraz daha un eklemeniz gerekebilir.</li>
<li>Eğer makinanız yoksa öncelikle sütü ve suyu karıştırıp biraz ılıtın. Elinizin dayanabileceği kadar bir ısı olsun. (Çok soğuk veya çok sıcak su mayalanmayı kötü etkiler.) Sonra bu suyun içine toz şekeri ekleyip karıştırın. Bu karışımı hamuru yoğuracağınız kaseye alıp içine kuru mayayı ekleyin ve üzerini temiz bir bezle örtün. 15 dakika kadar mayanın kabarmasını bekleyin. Kabaran mayanın için geri kalan malzemeleri ekleyip kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde edin. Hamuru 45 dakika bekletin. Bu arada hamur iki katına çıkmış olacaktır.</li>
<li>Hazırladığınız hamurdan küçük küçük bezeler alıp elinizle açın. İçine peynirli harcı koyup yuvarlak şekilde kapatın. Üzerlerine yumurta sarısı sürün. Çatal yardımıyla hamurların üzerini çarpı şeklinde çizin. Bu şekilde de 15 dakika bekletin.</li>
<li>200 derece fırında üzerleri kızarana kadar pişirin.</li>
</ol>
<p>Afiyet olsun</p>
<p>Hazırlayan: Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/peynirli-pogaca.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Koltukaltı Rengini Açmak</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/koltukalti-rengini-acmak.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/koltukalti-rengini-acmak.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Jan 2010 18:59:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Vücut Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Koltuk altı]]></category>
		<category><![CDATA[Malzeme]]></category>
		<category><![CDATA[Pirinç unu]]></category>
		<category><![CDATA[Renk açmak]]></category>
		<category><![CDATA[Sirke]]></category>
		<category><![CDATA[Talk pudrası]]></category>
		<category><![CDATA[yoğurt]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3292</guid>
		<description><![CDATA[Koltuk altınızın rengi koyuysa ve açmak istiyorsanız bu tarif tam size göre.
Malzemeler:
Bir tatlı kaşığı pirinç unu,
Bir yemek kaşığı yoğurt,
Bir tatlı kaşığı sirke.
Hazırlanışı: Malzemeleri bir kapta iyice karıştırın. Daha sonra hazırladıgınız karısımı temizlemiş oldugunuz koltuk altı bölgenize yedire yedire sürün
15 dakika beklettikten sonra ovalayarak çıkartın.Ardından koltuk altlarınızı ılık su ile temizleyin.
Koltuk altınızı kuruladıktan sonra limon suyu sürün ve kurumasını bekleyin, kuruduktan sonra talk pudrası sürün. YIKANMAYACAK
Bu işlemi haftada iki kere yapmanız yeterlidir.
Hazırlayan : Nisan
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Koltuk altınızın rengi koyuysa ve açmak istiyorsanız bu tarif tam size göre.</p>
<p><strong>Malzemeler</strong>:</p>
<p>Bir tatlı kaşığı pirinç unu,</p>
<p>Bir yemek kaşığı yoğurt,</p>
<p>Bir tatlı kaşığı sirke.</p>
<p>Hazırlanışı: Malzemeleri bir kapta iyice karıştırın. Daha sonra hazırladıgınız karısımı temizlemiş oldugunuz koltuk altı bölgenize yedire yedire sürün</p>
<p>15 dakika beklettikten sonra ovalayarak çıkartın.Ardından koltuk altlarınızı ılık su ile temizleyin.</p>
<p>Koltuk altınızı kuruladıktan sonra limon suyu sürün ve kurumasını bekleyin, kuruduktan sonra talk pudrası sürün. YIKANMAYACAK</p>
<p>Bu işlemi haftada iki kere yapmanız yeterlidir.</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/koltukalti-rengini-acmak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hazımsızlık Çayı</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/hazimsizlik-cayi.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/hazimsizlik-cayi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Jan 2010 18:54:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Biberiye]]></category>
		<category><![CDATA[çay]]></category>
		<category><![CDATA[Hazımsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[Hazımsızlık çayı]]></category>
		<category><![CDATA[Papatya]]></category>
		<category><![CDATA[Sinameki]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3290</guid>
		<description><![CDATA[Hazımsızlık bayanlar için gerçekten zor bir durum.Önerdiğimiz çay tarifi ile bu sorundan kurtulabilirsiniz.
Gerekli Malzemelerimiz:
* sinameki
* anason
* rezene
* Funda yaprağı
* papatya
* biberiye
Bitkisel Çay yapılışı :Bir bardak kaynar su içerinesine tüm malzemelerimizden birer tutam atarak normal çay demler gibi demliyoruz.
Kullanımı : Her gün taze olarak hazırlayıp bir su bardağı kadar içiyoruz. Bu bitkisel çay sayesinde hazımsızlık sorunu kısa sürede ortadan kalkacaktır.
Hazırlayan:Nisan
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hazımsızlık bayanlar için gerçekten zor bir durum.Önerdiğimiz çay tarifi ile bu sorundan kurtulabilirsiniz.</p>
<p><strong>Gerekli Malzemelerimiz:</strong></p>
<p>* sinameki<br />
* anason<br />
* rezene<br />
* Funda yaprağı<br />
* papatya<br />
* biberiye</p>
<p><strong>Bitkisel Çay yapılışı </strong>:Bir bardak kaynar su içerinesine tüm malzemelerimizden birer tutam atarak normal çay demler gibi demliyoruz.</p>
<p><strong>Kullanımı </strong>: Her gün taze olarak hazırlayıp bir su bardağı kadar içiyoruz. Bu bitkisel çay sayesinde hazımsızlık sorunu kısa sürede ortadan kalkacaktır.</p>
<p>Hazırlayan:Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/hazimsizlik-cayi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Selülitlerden Kurtulmak İçin Çay</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/selulitlerden-kurtulmak-icin-cay.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/selulitlerden-kurtulmak-icin-cay.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Jan 2010 18:51:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Vücut Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Papatya]]></category>
		<category><![CDATA[Rezene]]></category>
		<category><![CDATA[selülit]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3288</guid>
		<description><![CDATA[Selülitler genellikle bütün kadınların ortak derdidir. Spor,yürüyüş sağlıklı beslenme ne yaparsanız yapın kurtulmak gerçekten çok zordur.Bunun için vereceğimiz bitkisel reçete ile işiniz kolaylaşacak.
Tarif :
Malzemeler:
Papatya
Rezene
Anason
Sinameki
Biberiye
Funda Yaprağı
Kuşburnu
Hazırlanışı: Papatya Rezene Anason Sinameki Biberiye Funda Yaprağı ve Kuşburnunu eşit miktarda ( mesela 1 tatlı kaşığı ) karıştırıp bir kavanoza koyun. Her sabah, tok karnına bu karışımdan bir tutam alarak yarım litre Kaynamış suyun içine atarak 15 dakika demlenmesini bekleyin. Daha sonra süzerek içebilirsiniz ..
Yararları: Selülit çayı her gün düzenli olarak içildiğinde, iki hafta içerisinde selülitlerde gözle görülür bir azalma sağlar. Selülit çayı ile birlikte ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Selülitler genellikle bütün kadınların ortak derdidir. Spor,yürüyüş sağlıklı beslenme ne yaparsanız yapın kurtulmak gerçekten çok zordur.Bunun için vereceğimiz bitkisel reçete ile işiniz kolaylaşacak.</p>
<p>Tarif :<br />
Malzemeler:</p>
<p>Papatya<br />
Rezene<br />
Anason<br />
Sinameki<br />
Biberiye<br />
Funda Yaprağı<br />
Kuşburnu</p>
<p>Hazırlanışı: Papatya Rezene Anason Sinameki Biberiye Funda Yaprağı ve Kuşburnunu eşit miktarda ( mesela 1 tatlı kaşığı ) karıştırıp bir kavanoza koyun. Her sabah, tok karnına bu karışımdan bir tutam alarak yarım litre Kaynamış suyun içine atarak 15 dakika demlenmesini bekleyin. Daha sonra süzerek içebilirsiniz ..</p>
<p>Yararları: Selülit çayı her gün düzenli olarak içildiğinde, iki hafta içerisinde selülitlerde gözle görülür bir azalma sağlar. Selülit çayı ile birlikte bir adet ananas yediğinizde, ananasın yağ yakıcı özelliğinden dolayı selülitlerin giderilmesini hızlandırmış olursunuz.</p>
<p>Çayın içindeki bitkilerin diğer yararları:</p>
<p>Papatya : Yumuşatıcıdır.<br />
Rezene : Ağrıyı keser, sancıya iyi gelir.<br />
Anason : Mide gazını alır.<br />
Sinameki : Bağırsakları çalıştırır.<br />
Biberiye : Vücuttaki yağı yakar.<br />
Funda Yaprağı: vücuttaki suyu atar.<br />
Kuşburnu: kanı sulandırır.</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/selulitlerden-kurtulmak-icin-cay.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Selülitler İçin</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/selulitler-icin.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/selulitler-icin.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Jan 2010 18:46:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Vücut Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Biberiye]]></category>
		<category><![CDATA[Defne]]></category>
		<category><![CDATA[Metabolizma]]></category>
		<category><![CDATA[selülit]]></category>
		<category><![CDATA[Susam yağı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3286</guid>
		<description><![CDATA[Selülit öyle hemen geçiverecek bir sorun değildir.Yaz için çalışmalara şimdiden başlarsanız çok daha rahat edeceksiniz.
Malzemeler :
Taze Defne
Biberiye
Hazırlanışı : Taze defne ve biberiyeyi cam kavanoza koyun. Üzerine çıkacak kadar susam yağı ve iki çorba kaşığı soya yağını karıştırın. İki hafta güneşte bekletin.
Ardından karışımı süzüp içine 4 limon suyu sıkın. Vücudunuza masaj yaparak uygulayın. Bu karışım ile kan dolaşımınız hızlanacak
Ayrıca düzenli spor yapmayı ihmal etmeyin. Meyve ve sebze tüketin. Her gün mutlaka bir dilim ananas yemelisiniz. Çünkü ananas metabolizmayı hızlandırır ve yağları yakar.
Hazırlayan : Nisan
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Selülit öyle hemen geçiverecek bir sorun değildir.Yaz için çalışmalara şimdiden başlarsanız çok daha rahat edeceksiniz.</p>
<p>Malzemeler :<br />
Taze Defne<br />
Biberiye</p>
<p>Hazırlanışı : Taze defne ve biberiyeyi cam kavanoza koyun. Üzerine çıkacak kadar susam yağı ve iki çorba kaşığı soya yağını karıştırın. İki hafta güneşte bekletin.</p>
<p>Ardından karışımı süzüp içine 4 limon suyu sıkın. Vücudunuza masaj yaparak uygulayın. Bu karışım ile kan dolaşımınız hızlanacak</p>
<p>Ayrıca düzenli spor yapmayı ihmal etmeyin. Meyve ve sebze tüketin. Her gün mutlaka bir dilim ananas yemelisiniz. Çünkü ananas metabolizmayı hızlandırır ve yağları yakar.</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/selulitler-icin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğal Peeling</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/dogal-peeling.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/dogal-peeling.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Jan 2010 18:43:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Vücut Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Doğal peeling]]></category>
		<category><![CDATA[Kil]]></category>
		<category><![CDATA[Kuru cilt]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır unu]]></category>
		<category><![CDATA[siyah nokta]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3284</guid>
		<description><![CDATA[Siyah noktalara sahipsiniz fakat cildiniz kuru mu?İşte tam size göre bir tarif:
Malzemeler : 1 çay kaşığı kil,
eşit oranda mısır unu ve kremi
su
Hazırlanışı : 1 çay kaşığı kil, eşit oranda mısır unu ve kremi karıştırıp su ile kıvama getirin. Haftada 1 gün yüzünüze sürün 5 dakika bekletin ve ovarak çıkarın. Doğal peeling ve siyah noktalara iyi gelir.
Hazırlayan : Nisan
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Siyah noktalara sahipsiniz fakat cildiniz kuru mu?İşte tam size göre bir tarif:</p>
<p>Malzemeler : 1 çay kaşığı kil,<br />
eşit oranda mısır unu ve kremi<br />
su</p>
<p>Hazırlanışı : 1 çay kaşığı kil, eşit oranda mısır unu ve kremi karıştırıp su ile kıvama getirin. Haftada 1 gün yüzünüze sürün 5 dakika bekletin ve ovarak çıkarın. Doğal peeling ve siyah noktalara iyi gelir.</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/dogal-peeling.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kolay Sivilce Tedavisi</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/kolay-sivilce-tedavisi.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/kolay-sivilce-tedavisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Jan 2010 18:41:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Pratik Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Vücut Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Akne]]></category>
		<category><![CDATA[Kabartma tozu]]></category>
		<category><![CDATA[Kolay sivilce tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Portakal kabuğu]]></category>
		<category><![CDATA[sivilce]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3282</guid>
		<description><![CDATA[Sivilcelerden kurtulmak için çok kolay elde edip uygulayacağınız bir formül.
1 Portakal Kabuğunu rendeleyerek iyice ezdikten sonra içine bir çay kaşığı kabartma tozu ilave ederek karıştırın.
İsterseniz içine 1–2 damla Portakal suyu ekleyebilirsiniz. Bu karışımı 4 gün süre ile Akne olan bölgelere sürün. 20 dakika sonra ılık su ile temizleyin
Hazırlayan : Nisan
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sivilcelerden kurtulmak için çok kolay elde edip uygulayacağınız bir formül.</p>
<p>1 Portakal Kabuğunu rendeleyerek iyice ezdikten sonra içine bir çay kaşığı kabartma tozu ilave ederek karıştırın.</p>
<p>İsterseniz içine 1–2 damla Portakal suyu ekleyebilirsiniz. Bu karışımı 4 gün süre ile Akne olan bölgelere sürün. 20 dakika sonra ılık su ile temizleyin</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/kolay-sivilce-tedavisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Siyah Noktalara Veda</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/siyah-noktalara-veda.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/siyah-noktalara-veda.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Jan 2010 18:37:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Vücut Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Burundaki siyah nokta]]></category>
		<category><![CDATA[Limon kabuğu]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır unu]]></category>
		<category><![CDATA[Rendelenmiş limon]]></category>
		<category><![CDATA[siyah nokta]]></category>
		<category><![CDATA[yoğurt]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3279</guid>
		<description><![CDATA[Özellikle burun üzerindeki siyah noktalar insanı çileden çıkarır.İşte evde yapacağınız bu tarifle siyah noktalardan kurtulup güzelliğinize güzellik katacaksınız.
Malzemeler:
Bir yemek kaşığı yoğurt,
Bir limon kabuğu rendesi,
Bir yemek kaşığı mısır unu.
Hazırlanışı : 1 yemek kaşığı yoğurda rendelenmiş bir limon kabuğu ve bir kaşık mısır unu ekleyin. Bunu karıştırıp yüzünüze masaj yaparak sürün ve 15 dakika bekletin. daha sonra ılık su ile durulayın.
Hazırlayan : Nisan
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle burun üzerindeki siyah noktalar insanı çileden çıkarır.İşte evde yapacağınız bu tarifle siyah noktalardan kurtulup güzelliğinize güzellik katacaksınız.</p>
<p>Malzemeler:</p>
<p>Bir yemek kaşığı yoğurt,<br />
Bir limon kabuğu rendesi,<br />
Bir yemek kaşığı mısır unu.</p>
<p>Hazırlanışı : 1 yemek kaşığı yoğurda rendelenmiş bir limon kabuğu ve bir kaşık mısır unu ekleyin. Bunu karıştırıp yüzünüze masaj yaparak sürün ve 15 dakika bekletin. daha sonra ılık su ile durulayın.</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/siyah-noktalara-veda.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kuru Ciltlere Uygun Ev Yapımı Duş Jeli</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/kuru-ciltlere-uygun-ev-yapimi-dus-jeli.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/kuru-ciltlere-uygun-ev-yapimi-dus-jeli.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Jan 2010 18:33:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Vücut Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Duş Jeli]]></category>
		<category><![CDATA[El sabunu]]></category>
		<category><![CDATA[Kayısı yağı]]></category>
		<category><![CDATA[Kuru cilt]]></category>
		<category><![CDATA[Soya yağı]]></category>
		<category><![CDATA[Zeytinyağı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3277</guid>
		<description><![CDATA[Kuru olan cildinizi canlandırmak için bir yığın para ödemenize gerek yok.Bütçenizi sarsmayarak evde de uygulayabileceğiniz pratik bir tarif.
Malzemeler :
3 çorba kaşığı KAYISI YAĞI
3 çorba Kaşığı SOYA YAĞI
1 Kahve fincanı EL SABUNU
1 çorba kaşığı ZEYTİNYAĞI
Hazırlanışı : Verdiğimiz malzemele listesindeki tüm malzemelerin hepsini karıstırıp duş dan sonra tüm vücudunuza sürün . 5 Dakika sadece su tuttuktan sonra kurulanın.
Hazırlayan : Nisan
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kuru olan cildinizi canlandırmak için bir yığın para ödemenize gerek yok.Bütçenizi sarsmayarak evde de uygulayabileceğiniz pratik bir tarif.</p>
<p>Malzemeler :</p>
<p>3 çorba kaşığı KAYISI YAĞI<br />
3 çorba Kaşığı SOYA YAĞI<br />
1 Kahve fincanı EL SABUNU<br />
1 çorba kaşığı ZEYTİNYAĞI</p>
<p>Hazırlanışı : Verdiğimiz malzemele listesindeki tüm malzemelerin hepsini karıstırıp duş dan sonra tüm vücudunuza sürün . 5 Dakika sadece su tuttuktan sonra kurulanın.</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/kuru-ciltlere-uygun-ev-yapimi-dus-jeli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kirpikleriniz Dökülüyorsa</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/kirpikleriniz-dokuluyorsa.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/kirpikleriniz-dokuluyorsa.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Jan 2010 18:28:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Pratik Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[kirpik]]></category>
		<category><![CDATA[Kirpik dökülmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Lanolin]]></category>
		<category><![CDATA[Papatya çayı]]></category>
		<category><![CDATA[Vazelin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3271</guid>
		<description><![CDATA[Kirpikleriniz mi dökülüyor?Bir de bu formülü uygulayın sonucundan memnun kalacağınızı garanti ediyorum.
Malzemeler : 10 gr. badem yağı,
5 gr. lanolin
5 gr. vazelini
Hazırlanısı : 10 gr. badem yağı, 5 gr. lanolin ve 5 gr. vazelini karıştırıp benmari usulü karıştırarak eritin. Küçük bir cam kavanoza koyup her gün düzenli olarak sürün. Ardından da papatya çayına pamuk batırıp göz çevrenizde bekletin.
Hazırlayan : Nisan
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kirpikleriniz mi dökülüyor?Bir de bu formülü uygulayın sonucundan memnun kalacağınızı garanti ediyorum.</p>
<p>Malzemeler : 10 gr. badem yağı,<br />
5 gr. lanolin<br />
5 gr. vazelini</p>
<p>Hazırlanısı : 10 gr. badem yağı, 5 gr. lanolin ve 5 gr. vazelini karıştırıp benmari usulü karıştırarak eritin. Küçük bir cam kavanoza koyup her gün düzenli olarak sürün. Ardından da papatya çayına pamuk batırıp göz çevrenizde bekletin.</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/kirpikleriniz-dokuluyorsa.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evde Saç Bakımı</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/evde-sac-bakimi.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/evde-sac-bakimi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Jan 2010 18:22:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Defne yağı]]></category>
		<category><![CDATA[Menekşe yağı]]></category>
		<category><![CDATA[Saç Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı saç]]></category>
		<category><![CDATA[Susam yağı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3267</guid>
		<description><![CDATA[Evde hem ucuz hem de kolayca hazırlayabileceğiniz bu karışımla saçlarınız çok sağlıklı olacak.
Malzemeler :
1 tatlı kaşığı hint yağı
lavanta yağı
defne yağı
menekşe yağı
zeytinyağı
susam yağı
1 çay kaşığı kekik yağı
çam terebentin yağı
çörek otu yağı
Hazırlanışı : 1 tatlı kaşığı hint yağı, lavanta yağı defne yağı, menekşe yağı, zeytinyağı,susam yağı ve 1 çay kaşığı kekik yağı,çam terebentin ve çörek otu yağını birbirine güzelce karıştırın . Bu karışımların hepsi 1 tatlı kaşığı ölçüsündedir . Bu bitkisel karışımı saçlarınıza yedire yedire sürün ve 1 saat bekletin daha sonra ılık su ile yıkayın . Saçlarınızdaki parlaklılığı ve canlılığı göreceksiniz.
Hazırlayan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Evde hem ucuz hem de kolayca hazırlayabileceğiniz bu karışımla saçlarınız çok sağlıklı olacak.</p>
<p>Malzemeler :<br />
1 tatlı kaşığı hint yağı<br />
lavanta yağı<br />
defne yağı<br />
menekşe yağı<br />
zeytinyağı<br />
susam yağı<br />
1 çay kaşığı kekik yağı<br />
çam terebentin yağı<br />
çörek otu yağı</p>
<p>Hazırlanışı : 1 tatlı kaşığı hint yağı, lavanta yağı defne yağı, menekşe yağı, zeytinyağı,susam yağı ve 1 çay kaşığı kekik yağı,çam terebentin ve çörek otu yağını birbirine güzelce karıştırın . Bu karışımların hepsi 1 tatlı kaşığı ölçüsündedir . Bu bitkisel karışımı saçlarınıza yedire yedire sürün ve 1 saat bekletin daha sonra ılık su ile yıkayın . Saçlarınızdaki parlaklılığı ve canlılığı göreceksiniz.</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/evde-sac-bakimi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Normal Ciltler İçin Maske</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/normal-ciltler-icin-maske.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/normal-ciltler-icin-maske.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Jan 2010 18:17:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Çuha çiçeği]]></category>
		<category><![CDATA[maske]]></category>
		<category><![CDATA[Normal ciltler]]></category>
		<category><![CDATA[Normal ciltlere maske]]></category>
		<category><![CDATA[Zeytinyağı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3265</guid>
		<description><![CDATA[Evde kolayca hazırlayıp normal ciltler üzerinde uygulayacağınız çok etkili bir maske.
MALZEMELER:
- 1 tutam çuha çiçeği (öğütülür)
- 2 çorba kaşığı süt tozu
- 1 adet salatalık (rendelenecek)
- 1 çorba kaşığı zeytinyağı
- 1 çorba kaşığı bal
- 1 kahve fincanı süt
Hazırlanışı :
Bal dışında bütün malzemeleri karıştırıp kaynatın. Karışım muhallebi kıvamına geldiğinde içine balı ekleyerek karıştırın. Temiz cilde ılık olarak sürüp 20 dk bekletin. Daha sonra ılık su ile durulayın.
Hazırlayan : Nisan
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Evde kolayca hazırlayıp normal ciltler üzerinde uygulayacağınız çok etkili bir maske.</p>
<p>MALZEMELER:</p>
<p>- 1 tutam çuha çiçeği (öğütülür)<br />
- 2 çorba kaşığı süt tozu<br />
- 1 adet salatalık (rendelenecek)<br />
- 1 çorba kaşığı zeytinyağı<br />
- 1 çorba kaşığı bal<br />
- 1 kahve fincanı süt</p>
<p>Hazırlanışı :</p>
<p>Bal dışında bütün malzemeleri karıştırıp kaynatın. Karışım muhallebi kıvamına geldiğinde içine balı ekleyerek karıştırın. Temiz cilde ılık olarak sürüp 20 dk bekletin. Daha sonra ılık su ile durulayın.</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/normal-ciltler-icin-maske.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bütün Cilt Tiplerine Uygulayabileceğiniz Kolay Maske</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/butun-cilt-tiplerine-uygulayabileceginiz-kolay-maske.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/butun-cilt-tiplerine-uygulayabileceginiz-kolay-maske.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Jan 2010 13:10:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Pratik Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Bütün cilt Tipleri]]></category>
		<category><![CDATA[Cilt Tipi]]></category>
		<category><![CDATA[Kavun]]></category>
		<category><![CDATA[Make]]></category>
		<category><![CDATA[yüz maskesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3263</guid>
		<description><![CDATA[Bütün cilt tipleri için ideal olan bir maske tarifi.Hem kolay hem ucuz hem de çok etkili.
MALZEMELER:
1 dilim kavun
1 bardak saf su
Hazırlanışı :
1 dilim kavun ve bir bardak saf su birlikte kaynatılır. Mikserden geçirilir, yüze ve boyuna sürülür. 15- 20 dakika bekletildikten sonra ılık su ile temizlenir.
Hazırlayan: Nisan
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bütün cilt tipleri için ideal olan bir maske tarifi.Hem kolay hem ucuz hem de çok etkili.</p>
<p>MALZEMELER:</p>
<p>1 dilim kavun<br />
1 bardak saf su</p>
<p>Hazırlanışı :</p>
<p>1 dilim kavun ve bir bardak saf su birlikte kaynatılır. Mikserden geçirilir, yüze ve boyuna sürülür. 15- 20 dakika bekletildikten sonra ılık su ile temizlenir.</p>
<p>Hazırlayan: Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/butun-cilt-tiplerine-uygulayabileceginiz-kolay-maske.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kuru Ciltlere Göre Sağlıklı Maske</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/kuru-ciltlere-gore-saglikli-maske.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/kuru-ciltlere-gore-saglikli-maske.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Jan 2010 13:06:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Pratik Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Cilt maskesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kuru ciltlere maske]]></category>
		<category><![CDATA[maske]]></category>
		<category><![CDATA[Nemlendirme]]></category>
		<category><![CDATA[Ucuz cilt maskesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3261</guid>
		<description><![CDATA[Ekstra masraf yapmadan,mutfağınızda her an bulabileceğiniz ürünlerle çok pahalı cilt maskelerine taş çıkaracak bir maske hazırlamanız mümkün.Zenginleştirici maddelerle cildi besler ve kuru ciltler icin nemlendirici etkisi vardır . Cildi yumuşatır ve pürüzsüzleştirir. Cilt için soğuk kış mevsiminde gerekli olan nemi sağlar.
Malzemeler:
1 çay kaşığı nemlendirici krem
1 yumurta
1 yemek kaşığı badem yağı
1 yemek kaşığı bal
Hazırlanışı: Yumurtanın beyazı ve sarısını ayırın. Yumurtanın sarısına damlalar halinde badem yağını ekleyerek karıştırın. Ardından yavaşça nemlendirici kremi ve balı ekleyin
Yumurta beyazını da ayrı bir kapta hafifçe çırpın ve yumurta sarısını karşıma ekleyip tümünü cilde sürülebilecek kıvama gelene ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ekstra masraf yapmadan,mutfağınızda her an bulabileceğiniz ürünlerle çok pahalı cilt maskelerine taş çıkaracak bir maske hazırlamanız mümkün.Zenginleştirici maddelerle cildi besler ve kuru ciltler icin nemlendirici etkisi vardır . Cildi yumuşatır ve pürüzsüzleştirir. Cilt için soğuk kış mevsiminde gerekli olan nemi sağlar.</p>
<p>Malzemeler:</p>
<p>1 çay kaşığı nemlendirici krem</p>
<p>1 yumurta</p>
<p>1 yemek kaşığı badem yağı</p>
<p>1 yemek kaşığı bal</p>
<p>Hazırlanışı: Yumurtanın beyazı ve sarısını ayırın. Yumurtanın sarısına damlalar halinde badem yağını ekleyerek karıştırın. Ardından yavaşça nemlendirici kremi ve balı ekleyin</p>
<p>Yumurta beyazını da ayrı bir kapta hafifçe çırpın ve yumurta sarısını karşıma ekleyip tümünü cilde sürülebilecek kıvama gelene kadar karıştırın.</p>
<p>Hazırlanan Karışımı, genişçe bir fırça veya pamukla yüz ve boyun bölgesine sürün ve en az yarım saat cildinizde bekletin . Ardından ılık suyla cildinizi temizleyin.</p>
<p>Hazırlayan :Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/kuru-ciltlere-gore-saglikli-maske.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Saçların Uzama Hızını Arttırmak</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/saclarin-uzama-hizini-arttirmak.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/saclarin-uzama-hizini-arttirmak.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Jan 2010 13:03:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Saç Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Hindistan cevizi]]></category>
		<category><![CDATA[Hızlı saç uzaması]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı saç]]></category>
		<category><![CDATA[Sığır iliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3259</guid>
		<description><![CDATA[Saçlarınız çabucak uzasın mı istiyorsunuz? Saçlarınızı hem güçlendirip hem de hızlı uzamasını sağlayabilirsiniz.
150 GR. Sığır iliği
100 GR. Hindistan cevizi içi
Haızrlanışı  :
Kemik iliğini haşlayın içine öğütülmüş hindistan cevizini karıştırın Ilık ılık saç diplerinize yedirerek bu hazırlanan karışımı sürün. Karışımı az miktarda sürmelisiniz. Cok rahatsız edici olursa daha sonra ılık su ile durulayın
Haftada 1 kez uygulayabilirsiniz.
Hazırlayan : Nisan
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Saçlarınız çabucak uzasın mı istiyorsunuz? Saçlarınızı hem güçlendirip hem de hızlı uzamasını sağlayabilirsiniz.</p>
<p>150 GR. Sığır iliği<br />
100 GR. Hindistan cevizi içi</p>
<p>Haızrlanışı  :<br />
Kemik iliğini haşlayın içine öğütülmüş hindistan cevizini karıştırın Ilık ılık saç diplerinize yedirerek bu hazırlanan karışımı sürün. Karışımı az miktarda sürmelisiniz. Cok rahatsız edici olursa daha sonra ılık su ile durulayın<br />
Haftada 1 kez uygulayabilirsiniz.</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/saclarin-uzama-hizini-arttirmak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Saç Ağarmasına Bitkisel Tavsiye</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/sac-agarmasina-bitkisel-tavsiye.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/sac-agarmasina-bitkisel-tavsiye.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Jan 2010 12:59:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Saç Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Ağaran saçlar]]></category>
		<category><![CDATA[Beyazlayan saçlar]]></category>
		<category><![CDATA[bitkisel çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[Saç ağarması]]></category>
		<category><![CDATA[Saç beyazlaması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3257</guid>
		<description><![CDATA[Malzemeler
Ceviz kabuğu
1 tutam ceviz yaprağı
Saçlarınız ağarmaya başladıysa bunu biraz geciktirmek,ağaran saçlarınızın rengini doğal olarak değiştirmek mümkün.
Hazırlanışı : Ceviz kabuklarını iyice dövüp püre haline getirin. Daha sonra 1 tutam ceviz yaprağını yarım litre suda kaynatın, 20 dakika kadar bekletin. Sonra süzüp içine ezdiğiniz ceviz kabuklarından bir çorba kaşığı katın. Karışımı şaçlarınıza sürüp bir saat bekletin. Daha sonra ılık su ile durulayın. Bunu haftada bir gün uygularsanız saç renginiz değişir, koyulaşır.
Hazırlayan : Nisan
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Malzemeler<br />
Ceviz kabuğu<br />
1 tutam ceviz yaprağı</p>
<p>Saçlarınız ağarmaya başladıysa bunu biraz geciktirmek,ağaran saçlarınızın rengini doğal olarak değiştirmek mümkün.</p>
<p>Hazırlanışı : Ceviz kabuklarını iyice dövüp püre haline getirin. Daha sonra 1 tutam ceviz yaprağını yarım litre suda kaynatın, 20 dakika kadar bekletin. Sonra süzüp içine ezdiğiniz ceviz kabuklarından bir çorba kaşığı katın. Karışımı şaçlarınıza sürüp bir saat bekletin. Daha sonra ılık su ile durulayın. Bunu haftada bir gün uygularsanız saç renginiz değişir, koyulaşır.</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/sac-agarmasina-bitkisel-tavsiye.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>10 günde 5 Kilo Vermek İster misiniz?</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/10-gunde-5-kilo-vermek-ister-misiniz.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/10-gunde-5-kilo-vermek-ister-misiniz.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Jan 2010 12:51:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[çay]]></category>
		<category><![CDATA[Kahve]]></category>
		<category><![CDATA[kilo vermek]]></category>
		<category><![CDATA[Şekersiz çay]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflamak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3251</guid>
		<description><![CDATA[Diyeti uygularken çayınızı ve kahvenizi şekersiz,sütsüz sade olarak tüketmelisiniz.Diyeti peşpeşe en fazla 2 defa uygulayabilirsiniz.tekrar uygulamak için en az 1 hafta normal beslenmelisiniz.Aksi takdirde ciddi sağlık problemleriyle karşılaşabilirsiniz.
Hedef: 10 günde 5 kilo.
Günlük kalori: 600 Kcal
10 günde 5 kilo verdiren diyet için notlar :
10 Günde 5 kilo verebilmek için çay, kahve ve şekersiz süt tüketilmelidir.
En fazla 2 kez uygulanabilir.
Diyeti 3 kez uygulamak için 1 haftalık normal bir beslenme süreci geçirilmelidir.
Bu diyetin günlük menüleri:
1.GÜN
Sabah   : 1 adet mevsim meyvesi, bir dilim kızarmış kepek ekmeği, çay.
Öğle   : Bir parça ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Diyeti uygularken çayınızı ve kahvenizi şekersiz,sütsüz sade olarak tüketmelisiniz.Diyeti peşpeşe en fazla 2 defa uygulayabilirsiniz.tekrar uygulamak için en az 1 hafta normal beslenmelisiniz.Aksi takdirde ciddi sağlık problemleriyle karşılaşabilirsiniz.</p>
<p>Hedef: 10 günde 5 kilo.<br />
Günlük kalori: 600 Kcal</p>
<p>10 günde 5 kilo verdiren diyet için notlar :<br />
10 Günde 5 kilo verebilmek için çay, kahve ve şekersiz süt tüketilmelidir.<br />
En fazla 2 kez uygulanabilir.<br />
Diyeti 3 kez uygulamak için 1 haftalık normal bir beslenme süreci geçirilmelidir.</p>
<p>Bu diyetin günlük menüleri:</p>
<p>1.GÜN<br />
Sabah   : 1 adet mevsim meyvesi, bir dilim kızarmış kepek ekmeği, çay.<br />
Öğle   : Bir parça haşlanmış ya da ızgara et, söğüş domates, şekersiz çay veya kahve.<br />
Akşam : Bir dilim kızarmış kepek ekmeği, yeşil salata, bir tane meyve, çay ya da kahve.<br />
2.GÜN<br />
Sabah   : 1 adet mevsim meyvesi veya bir bardak greyfurt suyu, 1 dilim kızarmış kepek ekmeği.<br />
Öğle   : Haşlanmış ıspanak, domates, kereviz salatası.<br />
Akşam : Dilediğiniz kadar meyve salatası, çay ya da kahve.</p>
<p>3.GÜN<br />
Sabah   : 1 adet mevsim meyvesi, 1 dilim kızarmış kepek ekmeği, çay veya kahve.<br />
Öğle   : Haşlama veya ızgara balık. Mevsim meyvesi, çay veya kahve.<br />
Akşam : Söğüş domates, yağsız ve etsiz pişirilmiş kereviz yemeği, çay veya kahve.</p>
<p>4.GÜN<br />
Sabah   : 1adet mevsim meyvesi, 1 dilim kızarmış kepek ekmeği, çay veya kahve.<br />
Öğle : 1 adet haşlanmış yumurta veya bir parça yağsız, tuzsuz peynir. Çok az yağlı fasülye yemeği. 1 dilim kepek ekmeği, çay veya kahve.<br />
Akşam : Çiğ yeşil biber (veya haşlanmış ıspanak) mevsim salatası, çay veya kahve.</p>
<p>5.GÜN<br />
Sabah   : 1 adet mevsim meyvesi, 1 dilim kızarmış kepek ekmeği.<br />
Öğle   : Izgara balık, yağsız mevsim salatası, 1 dilim kızarmış çavdar ekmeği, çay ya da kahve.<br />
Akşam : Yağsız ve tuzsuz beyaz peynir, haşlanmış ıspanak, 1 dilim kepek ekmeği, çay ya da kahve.</p>
<p>6.GÜN<br />
Sabah   : 1 adet mevsim meyvesi, 1 dilim kızarmış kepek ekmeği, çay veya kahve.<br />
Öğle   : Çeşitli mevsim meyveleri, çay ya da kahve.<br />
Akşam : Yeşil salata, domates, bir parça yağsız peynir, mevsim meyvesi, çay veya kahve.</p>
<p>7.GÜN<br />
Sabah   : 1 adet mevsim meyvesi, 1 dilim kızarmış kepek ekmeği, çay veya kahve.<br />
Öğle   : Izgara tavuk eti, domates, havuç, haşlanmış lahana, mevsim meyvesi, çay veya kahve.<br />
Akşam : Yeşil salata, haşlanmış lahana, mevsim meyvesi, çay veya kahve.</p>
<p>8.GÜN<br />
Sabah   : 1 adet mevsim meyvesi, 1 dilim kızarmış çavdar ekmeği, çay veya kahve.<br />
Öğle   : Haşlanmış lahana, bir tane haşlanmış yumurta, çay veya kahve.<br />
Akşam : Mevsim meyveleri, çay vaya kahve.</p>
<p>9.GÜN<br />
Sabah   : 1 adet mevsim meyvesi, 1 dilim kızarmış çavdar ekmeği, çay veya kahve.<br />
Öğle   : Izgara yağsız et, domates, haşlanmış lahana, çay veya kahve.<br />
Akşam : Haşlanmış tuzsuz karnabahar, mevsim meyveleri, çay veya kahve.</p>
<p>10.GÜN<br />
Sabah   : 1 tane mevsim meyvesi, çay veya kahve.<br />
Öğle   : Haşlama veya ızgara yağsız balık, 1 tane mevsim meyvesi, çay veya kahve.<br />
Akşam : Yağsız kereviz yemeği, mevsim meyveleri, domates, çay veya kahve.</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/10-gunde-5-kilo-vermek-ister-misiniz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Burçlara Göre Diyet (Koç burcu diyeti)</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/burclara-gore-diyet-koc-burcu-diyeti.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/burclara-gore-diyet-koc-burcu-diyeti.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 28 Jan 2010 20:32:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Abur cubur]]></category>
		<category><![CDATA[Burç]]></category>
		<category><![CDATA[çay]]></category>
		<category><![CDATA[Kahve]]></category>
		<category><![CDATA[Koç burcu diyeti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3193</guid>
		<description><![CDATA[Koç burcu diyeti
Hedef:Haftada 1-2 kilo.
Günlük kalori: 1300 Kcal
Burcunuzun özelliği olarak abur cuburu çok fazla tüketiyorsunuz . Bu nedenle sizin için tehlike çanları çalıyor. Tuz ve alkolden uzak durarak bunun yerine bol bol su için. Domates, patates, soğan, kuru fasulye, mercimek, karnabahar, marul, yeşil salata, ıspanak, turp, pirinç, zeytin, elma, balkabağı, ceviz gibi besinler haftalık beslenmenize mutlaka eklenmesi gerekli yiyeceklerdir. Sizin için gerekli olan tatlılar! Kayısı gibi fazla şeker içermeyen tatlılar olmalıdır.
Bu diyet tekrarlı olarak uygulanmaması gerekir
Günlük Uygulanması gereken Menüler
1. GÜN
Sabah : Çay veya kahve (şekersiz), 3-4 adet ceviz, 3 adet ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Koç burcu diyeti</p>
<p>Hedef:Haftada 1-2 kilo.<br />
Günlük kalori: 1300 Kcal</p>
<p>Burcunuzun özelliği olarak abur cuburu çok fazla tüketiyorsunuz . Bu nedenle sizin için tehlike çanları çalıyor. Tuz ve alkolden uzak durarak bunun yerine bol bol su için. Domates, patates, soğan, kuru fasulye, mercimek, karnabahar, marul, yeşil salata, ıspanak, turp, pirinç, zeytin, elma, balkabağı, ceviz gibi besinler haftalık beslenmenize mutlaka eklenmesi gerekli yiyeceklerdir. Sizin için gerekli olan tatlılar! Kayısı gibi fazla şeker içermeyen tatlılar olmalıdır.</p>
<p>Bu diyet tekrarlı olarak uygulanmaması gerekir</p>
<p><strong>Günlük Uygulanması gereken Menüler</strong></p>
<p><strong>1. GÜN</strong></p>
<p>Sabah : Çay veya kahve (şekersiz), 3-4 adet ceviz, 3 adet zeytin, domates, 1 ince dilim ekmek (kepekli)<br />
Kuşluk : 1 adet elma<br />
Öğle : 100 gr kırmızı et (ızgara veya haşlama), 1 kase yoğurt (kaymaksız,200 g), yeşil salata (yağsız), 2 ince dilim ekmek (kepekli)<br />
İkindi : 1 adet elma<br />
Akşam : 8 yemek kaşığı sebze (karnabahar) yemeği, 1 kase yoğurt (kaymaksız), yeşil salata (yağsız), 4 yemek kaşığı pirinç pilavı<br />
Gece : 3 porsiyon meyve</p>
<p><strong>2. GÜN</strong></p>
<p>Sabah : Çay veya kahve (şekersiz), 3-4 adet ceviz, salatalık , domates, 1 ince dilim ekmek (kepekli)<br />
Kuşluk : 1 adet elma<br />
Öğle : 1 kepçe mercimek çorbası, 100 gr. tavuk (ızgara veya haşlama), 1 küçük kutu ayran, turp salatası (yağsız), 1 ince dilim ekmek (kepekli)<br />
İkindi : 1 adet meyve, 1 çay bardağı süt<br />
Akşam : 8 yemek kaşığı sebze (mercimek) yemeği, 1 kase yoğurt (kaymaksız), yeşil salata (yağsız), 4 yemek kaşığı patates püresi<br />
Gece : 3 porsiyon meyve</p>
<p><strong>3. GÜN</strong></p>
<p>Sabah : 1 bardak çay veya kahve (şekersiz), 3-4 adet ceviz, salatalık , domates, 1 ince dilim ekmek (kepekli)<br />
Kuşluk : 1 adet elma<br />
Öğle : 100 gr. kırmızı et (ızgara veya haşlama), 1 küçük boy haşlanmış patates, 1 küçük kutu ayran, salata (yağsız), 1 ince dilim ekmek (kepekli)<br />
İkindi : 1/2 adet simit<br />
Akşam : 8 yemek kaşığı ıspanak yemeği, 1 kase yoğurt (kaymaksız), yeşil salata (yağsız), 4 yemek kaşığı erişte<br />
Gece : 3 porsiyon meyve, 1 çay bardağı süt</p>
<p><strong>4. GÜN</strong></p>
<p>Sabah : 1 bardak çay veya kahve (şekersiz), 3-4 adet ceviz, salatalık, 2-3 adet zeytin, 1 ince dilim ekmek (kepekli)<br />
Kuşluk : 2 adet ceviz<br />
Öğle : 100 gr tavuk (ızgara veya haşlama), 1 kase yoğurt (kaymaksız,200 gr), yeşil salata (yağsız), 2 ince dilim ekmek (kepekli)<br />
İkindi : 1/2 adet simit<br />
Akşam : 8 yemek kaşığı kuru fasulye, 1 kase yoğurt (kaymaksız), salata (yağsız), 2 ince dilim ekmek (kepekli)<br />
Gece : 3 porsiyon meyve</p>
<p><strong>5. GÜN</strong></p>
<p>Sabah : 1 bardak çay veya kahve (şekersiz), 3-4 adet ceviz, salatalık , domates, 1 ince dilim ekmek (kepekli)<br />
Kuşluk : 1 adet elma, 1 su bardağı süt<br />
Öğle : 8 yemek kaşığı mercimek yemeği, 1 kase yoğurt(kaymaksız), salata (yağsız), 1 ince dilim ekmek (kepekli)<br />
İkindi : 1/2 adet simit, 1 porsiyon meyve<br />
Akşam : 100 gr balık (ızgara veya buğulama), yeşil salata (yağsız), 6 yemek kaşığı pirinç pilavı<br />
Gece : 2 porsiyon meyve</p>
<p><strong><br />
6. GÜN</strong></p>
<p>Sabah : 1 bardak çay veya kahve (şekersiz), 3-4 adet ceviz, salatalık , domates, 2 ince dilim ekmek (kepekli)<br />
Öğle : 8 yemek kaşığı karnabahar yemeği, 1 küçük kutu ayran, yeşil salata (yağsız), 1 ince dilim ekmek (kepekli)<br />
İkindi : 1/2 adet simit<br />
Akşam : 100 gr tavuk (ızgara veya haşlama), 1 küçük kutu ayran, 1 küçük boy haşlanmış patates, salata (yağsız), 1 ince dilim ekmek (kepekli)<br />
Gece : 3 porsiyon meyve</p>
<p><strong>7. GÜN</strong></p>
<p>Sabah : 1 bardak çay veya kahve (şekersiz), 3-4 adet ceviz, 1 adet haşlanmış yumurta, 2-3 adet zeytin, salatalık , domates, 2 ince dilim ekmek (kepekli)<br />
Öğle : 1 kepçe mercimek çorbası, 8 yemek kaşığı ıspanak yemeği, 1 kase yoğurt(kaymaksız), yeşil salata (yağsız), 1 ince dilim ekmek (kepekli)<br />
İkindi : 1 porsiyon meyve<br />
Akşam : 100 gr balık (ızgara veya buğulama), yeşil salata (yağsız), 2 ince dilim ekmek (kepekli)<br />
Gece : 2 porsiyon meyve</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/burclara-gore-diyet-koc-burcu-diyeti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Göbek Eritmek</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/gobek-eritmek.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/gobek-eritmek.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Jan 2010 21:27:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[göbek]]></category>
		<category><![CDATA[Göbek eritmek]]></category>
		<category><![CDATA[Karın kasları]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[Üst karın kasları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3226</guid>
		<description><![CDATA[Göbeğinizi bir türlü eritemediyseniz ve her yolu denediğinize inanıyorsanız bir de bizim önerilerimizi uygulayın.
Göbeği eritmenin yolları
- &#8211; - Hemen uygulamaya başlayacağınız basit önerilerle, birkaç gün içinde
göbeğinizi kontrol altına alabilir ve tatil günlerinizde kendinize daha çok
güven duyabilirsiniz.
İşe az yemekten başlayın
- &#8211; - Akşam yemeklerini bol mineral alabileceğiniz sebze ağırlıklı mönülerle
oluşturun. Böylelikle vücudunuz depoladığınız yağları yakmaya başlar.
- &#8211; - Sık sık küçük öğünler yiyin. Şekeri mümkün olduğunca kesin. Vücudunuzun
şeker ihtiyacını meyvelerle karşılayın.
- &#8211; - Ancak meyveyi mutlaka bir proteinle birlikte alın ki hemen kana karışıp
daha sonra da yağa çevrilmesin!
Egzersiz Hareketleri ihmal etmeyin
- ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Göbeğinizi bir türlü eritemediyseniz ve her yolu denediğinize inanıyorsanız bir de bizim önerilerimizi uygulayın.</p>
<p>Göbeği eritmenin yolları</p>
<p>- &#8211; - Hemen uygulamaya başlayacağınız basit önerilerle, birkaç gün içinde<br />
göbeğinizi kontrol altına alabilir ve tatil günlerinizde kendinize daha çok<br />
güven duyabilirsiniz.</p>
<p>İşe az yemekten başlayın</p>
<p>- &#8211; - Akşam yemeklerini bol mineral alabileceğiniz sebze ağırlıklı mönülerle<br />
oluşturun. Böylelikle vücudunuz depoladığınız yağları yakmaya başlar.</p>
<p>- &#8211; - Sık sık küçük öğünler yiyin. Şekeri mümkün olduğunca kesin. Vücudunuzun<br />
şeker ihtiyacını meyvelerle karşılayın.</p>
<p>- &#8211; - Ancak meyveyi mutlaka bir proteinle birlikte alın ki hemen kana karışıp<br />
daha sonra da yağa çevrilmesin!</p>
<p>Egzersiz Hareketleri ihmal etmeyin</p>
<p>- &#8211; - Egzersiz Hareketlerinizi sabah kahvaltısından önce yaparsanız gece boyu<br />
harcayamadığınız enerji açığını kapatacak ve depolandığınız yağı eriteceksiniz.</p>
<p>- &#8211; - Akşam yemeği sonrası yapacağınız Egzersiz Hareketleri ise bütün gün boyunca<br />
biriktirdiğiniz şekeri eritecek. Hatta uyuduğunuz sırada da vücuttaki yağ<br />
depolarından yakmaya başlayacak.<br />
İp atlayın</p>
<p>- &#8211; - Bacaklar, kasların en çok biriktiği yerdir. Onları güçlendirmek,kalorileri daha iyi yakabilmek ve metabolizmayı hızlandırmak anlamına<br />
gelecektir.</p>
<p>- &#8211; - Kalça kaslarınızı güçlendirecek Egzersiz Hareketleri yapmak da yararınıza. Hiçbir şeyyapamıyorsanız, günde en az 15 dakika ip atlayın. Böylelikle 100 kaloriden<br />
fazlasını harcayacaksınız!</p>
<p>- &#8211; - Tüm bunları kendinizi sıkmadan yapın. Unutmayın uzmanlar haftada bir kilo ve 6 haftada bir beden incelmenin ideal olduğunu söylüyor.</p>
<p>2. Kaba tuzla banyo</p>
<p>- &#8211; - Kaba tuz terletir ve vücuttaki fazla suyun vücut dışına atılmasına, derinin metabolizmasının hızlanmasına yardımcı olur.</p>
<p>- &#8211; - Süpermarketten veya bakkaldan birkaç torba kaba tuz alıp, banyodan önce bir bardak kaba tuzu biraz sıcak suyla karıştırarak, karnınızın üstüne sürün. 10 dakika ellerinizle masaj yapın. Daha sonra sıcak suyla durulayıp banyonuzu yapın.</p>
<p>1. Ev işleri</p>
<p>- &#8211; - Yerleri temizlerken elektrikli süpürge yerine bez veya normal süpürgeyi tercih edin. Hava sıcaklığının arttığı öğle saatlerinde çamaşır yıkamayı ve ütü yapın.</p>
<p>- &#8211; - Acıktığınızda, kendinize bir diet yemek hazırlayın. “Aşçı” genellikle kendi pişirdiği yemekleri yemeyi sevmez, böylece az yemek yemiş olacaksınız.</p>
<p>3. Masaj</p>
<p>- &#8211; - Masaj, karın bölgesini eritmek için en çok kullanılan yöntemlerden biridir. Masaj kremiyle karnınızı ovalayın. Bu uygulama, karın bölgesindeki yağın giderilmesi için etkilidir.</p>
<p>- &#8211; - Masaj, derinin ısısını yükselterek enerji tüketimini artırmanın yanı sıra bağırsakların hareketlerini de hızlandırır. Kan dolaşımını hızlandıran masaj fazla suyun da vücuttan atılmasına yardımcı olur. Her gün bir masaj yapmayı ihmal etmeyin.<br />
4. Diyet</p>
<p>Normal öğünden önce biraz atıştırın. Bu uygulama iştahınızı kapatarak normal öğünde daha az yemek yemenizi sağlar. Ayrıca her gün 15-20 mililitre sirke içerseniz, bir ay içinde sevindirici bir sonuç görebilirsiniz.</p>
<p>5. Beyni çalıştırma</p>
<p>- &#8211; - Eski Sovyetler Birliği’nden bir fizyolog, beyin ne kadar çok çalışıyorsa, vücudun o kadar çok enerji tükettiğini öne sürdü.</p>
<p>- &#8211; - Bu teoriye dayanarak, beyni çalıştırma yoluyla zayıflama yöntemi ortaya çıktı. Bu yöntemde, şişman insanlara kitap okumak, resim yapmak, yazı yazmak, matematik soruları çözmek ve teknik beceri öğrenmek gibi çalışmalar yapmaları öneriliyor.</p>
<p>Otomobil kullanırken de göbek eritebilirsiniz</p>
<p>- &#8211; - Herkes otururken, otomobil kullanırken karın kaslarını sıkılı tutup bırakabilir… Sıkmak, beklemek ve gevşemek önemli.</p>
<p>- &#8211; - Oturduğunuz yerden çapraz karın kaslarını çalıştırmak adına çapraz yönde sağ elinizi sol dizinizi geçecek yönde çevirerek ve sonra aksi yönde tekrarlayarak kasları sıkıp bırakarak çalıştırabilirsiniz.</p>
<p>- &#8211; - Üst karın kaslarını otururken çalıştırmak zordur, otururken en fazla yapabileceğiniz boynunuzu iyice öne doğru eğip çenenizi göğsünüze yaslayıp bir miktar çalıştırmaktır. Karın kasları gerçekten çok önemlidir; insanın duruşunu, bel sağlığını ve bütün olarak da omurga sağlığını etkiler.</p>
<p>- &#8211; - O nedenle mutlaka gerekli özen gösterilmelidir. Oturduğunuz yerde bu Egzersiz Hareketlerileri yapmayı bir alışkanlık haline getirin. Böylece ’spora zamanım yok’ diye bahaneniz de kalmaz.</p>
<p>Göbek eritmek için soya sütü</p>
<p>- &#8211; - Göbek bölgesindeki yağlardan kurtulmak isteyenlere müjde. Amerikalı bilim adamları her gün düzenli olarak soya sütü içeren içeçekler tüketmenin, göbek bölgesindeki yağlanmayı ortadan kaldırdığını ortaya çıkardı.</p>
<p>- &#8211; - Alabama Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya göre, soya sütü fazla şekerin yağa dönüşmesini engelleyerek günlük olarak alındığında karın bölgesindeki yağların erimesini sağlıyor.</p>
<p>- &#8211; - Araştırmayı yürüten uzmanlardan Dr. Daniel Christie, soya sütlü içeceklerin karın bölgesindeki yağları engellemesine bağlı olarak kadınların kalp ve diyabet gibi rahatsızlıklara yakalanma riskini de azalttığını belirtti</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/gobek-eritmek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>1 ayda 8 Kilo verebilirsiniz</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/1-ayda-8-kilo-verebilirsiniz.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/1-ayda-8-kilo-verebilirsiniz.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Jan 2010 21:22:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[aç kalmadan zayıflamak]]></category>
		<category><![CDATA[kilo vermek]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflamak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3224</guid>
		<description><![CDATA[Acilen zayıflamanız gerekiyor ve nasıl yapacağınızı bilmiyor musunuz? kilo vermeliyim hızlıca ama açlığa dayanamam mı diyorsunuz?İşte bu diyet tam size göre,bir ayda aç kalmadan tam 8 kilo verebilirsiniz.
Nasıl mı? İşte aynen böyle…
1 Ayda 8 kilo vermek için birinci olarak en önemli yapmanız gereken şey; sabah kalktığınızda kahvaltınızı yeteri kadar yapmanız olmalıdır. Unutmayın 1 ayda 8 kilo vermek o kadarda kolay değildir.Kahvaltınızı ne kadar iyi yaparsanız, gün içindeki diğer öğünleri o kadar az yersiniz.
İkincisi ise günlük yiyeceğiniz öğün sayısını mutlaka arttırın, günlük mutlaka üç ana öğünü yiyin ve iki de ara ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Acilen zayıflamanız gerekiyor ve nasıl yapacağınızı bilmiyor musunuz? kilo vermeliyim hızlıca ama açlığa dayanamam mı diyorsunuz?İşte bu diyet tam size göre,bir ayda aç kalmadan tam 8 kilo verebilirsiniz.<br />
Nasıl mı? İşte aynen böyle…</p>
<p>1 Ayda 8 kilo vermek için birinci olarak en önemli yapmanız gereken şey; sabah kalktığınızda kahvaltınızı yeteri kadar yapmanız olmalıdır. Unutmayın 1 ayda 8 kilo vermek o kadarda kolay değildir.Kahvaltınızı ne kadar iyi yaparsanız, gün içindeki diğer öğünleri o kadar az yersiniz.<br />
İkincisi ise günlük yiyeceğiniz öğün sayısını mutlaka arttırın, günlük mutlaka üç ana öğünü yiyin ve iki de ara öğün yemeyi ihmal etmeyin. Ayrıca unutmayın ki ana öğünlerde fazla yememeye dikkat edin.Eğer bunlara dikkat ederseniz 1 ayda 8 kilo vermeniz hiçde zor değildir.<br />
Üçüncüsü ise mutlaka alkol kullanmayın.<br />
Sabah:<br />
- İnce bir dilim yağsız beyaz peynir<br />
- 4-5 adet zeytin<br />
- 1 dilim kepekli ekmek<br />
- Dilediğiniz kadar domates-salatalık<br />
Ara Öğün:<br />
- 1 adet yeşil elma<br />
Öğle Yemeği:<br />
- 1 kase çorba<br />
- 4-5 kaşık zeytinyağlı yemek<br />
- Bir porsiyon salata<br />
- 1 dilim kepekli ekmek<br />
Ara Öğün:<br />
- 1 su bardağı yorğurt (ya da 1 adet yeşil elma)<br />
Akşam Yemeği:<br />
Öğle yemeği ile aynı.<br />
Bu diyeti yaparken mutlaka günlük 1 saat yürüyüş yapıyoruz ve en az 2 lt su içmeyi unutmuyoruz.<br />
Akşam yemeğini en geç 19:00′da yiyoruz.<br />
Bu programlara uyduğunuz taktide 1 ayda 8 kilo vermeniz o kadarda zor değildir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/1-ayda-8-kilo-verebilirsiniz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Adet Kesilmesine Bitkisel Çözüm</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/adet-kesilmesine-bitkisel-cozum.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/adet-kesilmesine-bitkisel-cozum.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Jan 2010 21:18:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Adet kesilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Biberiye]]></category>
		<category><![CDATA[Biberiye yaprakları]]></category>
		<category><![CDATA[bitkisel çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[Böğürtlen]]></category>
		<category><![CDATA[Böğürtlen yaprakları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3222</guid>
		<description><![CDATA[* Böğürtlen yaprakları su içerisine atılarak 10 dakika kadar kaynatılıp süzülerek elde ettiğiniz sıvıya şarap kıvamına gelinceye kadar şeker ilave edip iyice karıştırınız. Hazırlanan karışım yemeklerden önce 1 fincan içilerek menopoz geciktirilebilir.
* Biberiye yaprakları su içerisinde 10 dakika kadar kaynatılıp süzülerek elde edilen sıvıya bal ilave ederek şerbet kıvamına gelinceye kadar karıştırılır. Bu şerbet yemeklerden sonra 1 fincan içerseniz adet zamanınız uzayabilir.
Hazırlayan : Nisan
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>* <strong>Böğürtlen yaprakları</strong> su içerisine atılarak 10 dakika kadar kaynatılıp süzülerek elde ettiğiniz sıvıya şarap kıvamına gelinceye kadar şeker ilave edip iyice karıştırınız. Hazırlanan karışım yemeklerden önce 1 fincan içilerek <strong>menopoz</strong> geciktirilebilir.</p>
<p>*<strong> Biberiye yaprakları</strong> su içerisinde 10 dakika kadar kaynatılıp süzülerek elde edilen sıvıya bal ilave ederek şerbet kıvamına gelinceye kadar karıştırılır. Bu şerbet yemeklerden sonra 1 fincan içerseniz adet zamanınız uzayabilir.</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/adet-kesilmesine-bitkisel-cozum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mayonez Nasıl Yapılır?</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/mayonez-nasil-yapilir.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/mayonez-nasil-yapilir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 21:54:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yemek Tarifi]]></category>
		<category><![CDATA[Hardal]]></category>
		<category><![CDATA[limon]]></category>
		<category><![CDATA[Mayonez]]></category>
		<category><![CDATA[Yumurta]]></category>
		<category><![CDATA[Zeytinyağı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3242</guid>
		<description><![CDATA[Mayonez Tarifi &#8211; Malzemeler
2 adet yumurta
1 çay bardağı zeytinyağı
yarım limon
yarım çay kaşığı hardal
tuz
Mayonez Tarifi &#8211; Pişirme

Yumurtaların sarılarını ayırıp bir kaba koyun. Hardalı ilave ederek hep aynı yöne çevirerek karıştırın. Sonra zeytinyağını azar azar ilave ederek karıştırın. Aynı şekilde limon suyunuda azar azar yedirerek ve karıştırmaya devam ederek ilave edin. Son olarak tuzunu da ilave edin..Kıvama gelene kadar karıştırın.Afiyet olsun
Hazırlayan : Nisan
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 id="malzemeler"><strong>Mayonez Tarifi &#8211; Malzemeler</strong></h2>
<p>2 adet yumurta<br />
1 çay bardağı zeytinyağı<br />
yarım limon<br />
yarım çay kaşığı hardal<br />
tuz</p>
<h2 id="yapilis"><strong>Mayonez Tarifi &#8211; Pişirme<br />
</strong></h2>
<p>Yumurtaların sarılarını ayırıp bir kaba koyun. Hardalı ilave ederek hep aynı yöne çevirerek karıştırın. Sonra zeytinyağını azar azar ilave ederek karıştırın. Aynı şekilde limon suyunuda azar azar yedirerek ve karıştırmaya devam ederek ilave edin. Son olarak tuzunu da ilave edin..Kıvama gelene kadar karıştırın.Afiyet olsun</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/mayonez-nasil-yapilir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İmam Bayıldı tarifi</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/imam-bayildi-tarifi.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/imam-bayildi-tarifi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 21:52:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yemek Tarifi]]></category>
		<category><![CDATA[Domates]]></category>
		<category><![CDATA[İmam bayıldı]]></category>
		<category><![CDATA[Maydonoz]]></category>
		<category><![CDATA[Patlıcan]]></category>
		<category><![CDATA[Sarımsak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3240</guid>
		<description><![CDATA[İmam Bayıldı &#8211; Malzemeler

5 adet patlıcan
1 çay bardak zeytinyağı
4 adet soğan
3 adet domates
3 su bardağı su
10 diş sarımsak
1 demet maydanoz
1 tatlı kaşığı toz şeker
Tuz
İmam Bayıldı &#8211; Pişirme

Patlıcanları şeritli soyun. Tuzlu suda bekletin. Küçük doğranmış domates, piyazlık doğranmış soğan, doğranmış sarımsak, kıyılmış maydanoz ve tuzu iyice karıştırın. Suyu süzülmüş patlıcanları uçları birbirinden ayrılmıcak şekilde ortadan yarın. Yarığın içine domatesli soğanlı içten doldurun. Doldurulmuş patlıcanları yayvan bir tavaya dizin. Zeytinyağı, su, tuz ve toz şeker ilave edin. Patlıcanlar yumuşayıncaya ve yağı inene kadar pişirin. Soğuduktan sonra ve kıyılmış maydanozla birlikte servis yapın.Afiyet ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 id="malzemeler"><strong>İmam Bayıldı &#8211; Malzemeler<br />
</strong></h2>
<p>5 adet patlıcan<br />
1 çay bardak zeytinyağı<br />
4 adet soğan<br />
3 adet domates<br />
3 su bardağı su<br />
10 diş sarımsak<br />
1 demet maydanoz<br />
1 tatlı kaşığı toz şeker<br />
Tuz</p>
<h2 id="yapilis"><strong>İmam Bayıldı &#8211; Pişirme<br />
</strong></h2>
<p>Patlıcanları şeritli soyun. Tuzlu suda bekletin. Küçük doğranmış domates, piyazlık doğranmış soğan, doğranmış sarımsak, kıyılmış maydanoz ve tuzu iyice karıştırın. Suyu süzülmüş patlıcanları uçları birbirinden ayrılmıcak şekilde ortadan yarın. Yarığın içine domatesli soğanlı içten doldurun. Doldurulmuş patlıcanları yayvan bir tavaya dizin. Zeytinyağı, su, tuz ve toz şeker ilave edin. Patlıcanlar yumuşayıncaya ve yağı inene kadar pişirin. Soğuduktan sonra ve kıyılmış maydanozla birlikte servis yapın.Afiyet olsun</p>
<p>Hazırlayan . Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/imam-bayildi-tarifi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Garnili Kereviz Tarifi</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/garnili-kereviz-tarifi.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/garnili-kereviz-tarifi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 21:49:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yemek Tarifi]]></category>
		<category><![CDATA[Garnili kereviz]]></category>
		<category><![CDATA[Havuç]]></category>
		<category><![CDATA[kereviz]]></category>
		<category><![CDATA[Soğan]]></category>
		<category><![CDATA[Zeytinyağı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3238</guid>
		<description><![CDATA[Garnili Kereviz

Yarım kilo kereviz
1 adet havuç
2 adet soğan
1 adet patates
Yarım bardak zeytinyağı
1 adet limon suyu
1 tatlı kaşığı şeker
1 fincan pirinç
2.5 bardak su
Yarım demet kıyılmış maydanoz
Tuz
Garnili Kereviz &#8211; Pişirme

Kerevizleri soyup kibrit kutusu büyüklüğünde keserek tuzlu suya atın. Havucu ve patatesleri küçük küçük doğrayın. Soğanları dörde bölün ve sebzeleri hazır edin. Tencere de yağı kızdırın havuç ve soğanları atıp öldürün. Sonra kerevizleri, tuzu, şekeri ve limon suyunu katın. Kısık ateşte 5 dk pişirin. Sonra 2.5 bardak su dökerek pişmeye bırakın. Tencereyi ateşten almadan 15 dk önce patatesleri 10 dk önce de pirinçleri ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 id="malzemeler"><strong>Garnili Kereviz<br />
</strong></h2>
<p>Yarım kilo kereviz<br />
1 adet havuç<br />
2 adet soğan<br />
1 adet patates<br />
Yarım bardak zeytinyağı<br />
1 adet limon suyu<br />
1 tatlı kaşığı şeker<br />
1 fincan pirinç<br />
2.5 bardak su<br />
Yarım demet kıyılmış maydanoz<br />
Tuz</p>
<h2 id="yapilis"><strong>Garnili Kereviz &#8211; Pişirme<br />
</strong></h2>
<p>Kerevizleri soyup kibrit kutusu büyüklüğünde keserek tuzlu suya atın. Havucu ve patatesleri küçük küçük doğrayın. Soğanları dörde bölün ve sebzeleri hazır edin. Tencere de yağı kızdırın havuç ve soğanları atıp öldürün. Sonra kerevizleri, tuzu, şekeri ve limon suyunu katın. Kısık ateşte 5 dk pişirin. Sonra 2.5 bardak su dökerek pişmeye bırakın. Tencereyi ateşten almadan 15 dk önce patatesleri 10 dk önce de pirinçleri ilave edin. Yemeği ateten alıp soğumaya bırakın. Soğuduktan sonra kıyılmış maydanoz serperek servis yapabilirsiniz..Afiyet olsun</p>
<p>Hazırlayan :Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/garnili-kereviz-tarifi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fava Tarifi</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/fava-tarifi.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/fava-tarifi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 21:47:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yemek Tarifi]]></category>
		<category><![CDATA[Fava]]></category>
		<category><![CDATA[Karabiber]]></category>
		<category><![CDATA[Kuru bakla]]></category>
		<category><![CDATA[limon]]></category>
		<category><![CDATA[Zeytinyağı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3236</guid>
		<description><![CDATA[Fava &#8211; Malzemeler

2 ardak kuru bakla
2 adet soğan
1 çay kaşığı şeker
2 çay bardağı zeytinyağı
1 bağ maydanoz
1 adet limon
4 bardak su
karabiber
tuz
Fava &#8211; Pişirme

Baklayı bir gece önceden ıslatın. Soğanları rendeleyip yağda ğembeleştirin. üzerine suyu ilave edip kaynamaya bırakın. Kaynadıktan sonra suyunu süzdüğünüz baklalara şeker, tuz ilave edip hamur haline gelene kadar pişirin. Piştikten sonra süzgeçten geçirin. Servis tabağına alıp üzerine limon suyu ve zeytinyağı gezdirin..Afiyet olsun
Hazırlayan : Nisan
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 id="malzemeler"><strong>Fava &#8211; Malzemeler<br />
</strong></h2>
<p>2 ardak kuru bakla<br />
2 adet soğan<br />
1 çay kaşığı şeker<br />
2 çay bardağı zeytinyağı<br />
1 bağ maydanoz<br />
1 adet limon<br />
4 bardak su<br />
karabiber<br />
tuz</p>
<h2 id="yapilis"><strong>Fava &#8211; Pişirme<br />
</strong></h2>
<p>Baklayı bir gece önceden ıslatın. Soğanları rendeleyip yağda ğembeleştirin. üzerine suyu ilave edip kaynamaya bırakın. Kaynadıktan sonra suyunu süzdüğünüz baklalara şeker, tuz ilave edip hamur haline gelene kadar pişirin. Piştikten sonra süzgeçten geçirin. Servis tabağına alıp üzerine limon suyu ve zeytinyağı gezdirin..Afiyet olsun</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/fava-tarifi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Enginar Dolması Tarifi</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/enginar-dolmasi-tarifi.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/enginar-dolmasi-tarifi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 21:44:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yemek Tarifi]]></category>
		<category><![CDATA[Bayat ekmek içi]]></category>
		<category><![CDATA[enginar]]></category>
		<category><![CDATA[Enginar dolması]]></category>
		<category><![CDATA[Maydnoz]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil zeytin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3234</guid>
		<description><![CDATA[Enginar Dolması &#8211; Malzemeler
8 adet enginar
100 gr yeşil zeytin
2 çorba kaşığı bayat ekmek içi
yarım demet dereotu
3-4 sap maydanoz
100 ml zeytinyağı
1 diş sarımsak
karabiber
tuz
Enginar Dolması &#8211; Pişirme

Zeytin, kuru üzüm, maydanoz, dereotu ve ekmek içini az miktar tuz ve biber ile karıştırın. Enginarları temizleyip içlerini oyup hazırladığımız içten doldurun. Enginarlrın üzerine yeşil zeytin yerleştirin. Tepsinin içine bir bardak su koyup yaklaşık yarım saat kadar fırınlayın..Afiyet olsun.
Hazırlayan : Nisan
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 id="malzemeler"><strong>Enginar Dolması &#8211; Malzemeler</strong></h2>
<p>8 adet enginar<br />
100 gr yeşil zeytin<br />
2 çorba kaşığı bayat ekmek içi<br />
yarım demet dereotu<br />
3-4 sap maydanoz<br />
100 ml zeytinyağı<br />
1 diş sarımsak<br />
karabiber<br />
tuz</p>
<h2 id="yapilis"><strong>Enginar Dolması &#8211; Pişirme<br />
</strong></h2>
<p>Zeytin, kuru üzüm, maydanoz, dereotu ve ekmek içini az miktar tuz ve biber ile karıştırın. Enginarları temizleyip içlerini oyup hazırladığımız içten doldurun. Enginarlrın üzerine yeşil zeytin yerleştirin. Tepsinin içine bir bardak su koyup yaklaşık yarım saat kadar fırınlayın..Afiyet olsun.</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/enginar-dolmasi-tarifi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Domates Pilakisi Tarifi</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/domates-pilakisi-tarifi.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/domates-pilakisi-tarifi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 21:41:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yemek Tarifi]]></category>
		<category><![CDATA[Domates]]></category>
		<category><![CDATA[Domates pilakisi]]></category>
		<category><![CDATA[limon suyu]]></category>
		<category><![CDATA[Soğan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3232</guid>
		<description><![CDATA[Domates Pilakisi &#8211; Malzemeler
5 adet domates
5 adet soğan
2 yemek kaşığı limon suyu
Yarım su bardağı zeytinyağı
1 tatlı kaşığı tuz
Pişirme

Kızgın yağda ince ve halka halka kestiğiniz soğanları kızartın. Bir tepsiye bir kısmını dizin. Üzerine kabukları soyulmuş ve halka halka doğranmış domatesleri dizin. Kalan soğanları da domateslerin üzerine dizin. Bir domatesin suyunu çıkarın limon suyu ve tuzla karıştırıp tepsinin üzerinde gezdirin. Orta ateşte pişirin..Afiyet olsun
Hazırlayan : Nisan
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 id="malzemeler"><strong>Domates Pilakisi &#8211; Malzemeler</strong></h2>
<p>5 adet domates<br />
5 adet soğan<br />
2 yemek kaşığı limon suyu<br />
Yarım su bardağı zeytinyağı<br />
1 tatlı kaşığı tuz</p>
<h2 id="yapilis"><strong>Pişirme<br />
</strong></h2>
<p>Kızgın yağda ince ve halka halka kestiğiniz soğanları kızartın. Bir tepsiye bir kısmını dizin. Üzerine kabukları soyulmuş ve halka halka doğranmış domatesleri dizin. Kalan soğanları da domateslerin üzerine dizin. Bir domatesin suyunu çıkarın limon suyu ve tuzla karıştırıp tepsinin üzerinde gezdirin. Orta ateşte pişirin..Afiyet olsun</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/domates-pilakisi-tarifi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İştah Kesmek İçin öneriler</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/istah-kesmek-icin-oneriler.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/istah-kesmek-icin-oneriler.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 21:34:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Açlık Hissi]]></category>
		<category><![CDATA[Buzlu çay]]></category>
		<category><![CDATA[Doymamak]]></category>
		<category><![CDATA[İştah kesmek]]></category>
		<category><![CDATA[ştah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3228</guid>
		<description><![CDATA[Yazın fazla yemek sağlığımız açısından da iyi değildir.Rahatımız kaçar ve sıcağında etkisiyle hareket isteğimiz azalır.
Dr. Ender Saraç, sebepleri anlatmakla kalmadı, sıcak yaz günleri için iştah azaltıcı buzlu çay tarifi verdi.
Uzmanlar, otlarla veya çaylarla azaltılmaya çalışılan “iştah fazlalığını” birçok sebebe bağlıyor. Mesela doktorluğu bırakıp bitkilerin şifalı dünyasına dalan aktar Ali Cevat Dalgın, insanların iştahlarının açık olmasının sebebini, doymamalarına bağlıyor. “Sindirim sistemi iyi çalışmıyor ve insanlar doymuyor.” diyen Dalgın, iştahı azaltmanın sindirim sistemini düzeltmekten geçtiğini vurguluyor. İşin sırrı az yemekte değil, doğru beslenmekte. Bunun için hormonlu gıdalardan uzak durup besleyici değerleri yüksek ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yazın fazla yemek sağlığımız açısından da iyi değildir.Rahatımız kaçar ve sıcağında etkisiyle hareket isteğimiz azalır.</p>
<p>Dr. Ender Saraç, sebepleri anlatmakla kalmadı, sıcak yaz günleri için iştah azaltıcı buzlu çay tarifi verdi.</p>
<p>Uzmanlar, otlarla veya çaylarla azaltılmaya çalışılan “iştah fazlalığını” birçok sebebe bağlıyor. Mesela doktorluğu bırakıp bitkilerin şifalı dünyasına dalan aktar Ali Cevat Dalgın, insanların iştahlarının açık olmasının sebebini, doymamalarına bağlıyor. “Sindirim sistemi iyi çalışmıyor ve insanlar doymuyor.” diyen Dalgın, iştahı azaltmanın sindirim sistemini düzeltmekten geçtiğini vurguluyor. İşin sırrı az yemekte değil, doğru beslenmekte. Bunun için hormonlu gıdalardan uzak durup besleyici değerleri yüksek organik gıdaları tercih etmeyi öneriyor. Çünkü beden ihtiyaç duyduğu vitaminleri, mineralleri ve besinleri alırsa iştah da normal düzeye çekilecektir.</p>
<p>Neden çok iştahlısınız?</p>
<p>Açlık hissinin ve iştahın sebebi sadece doyamamak değil elbette. Troit bezlerinin düzensiz çalışması ve duyarsızlaşmış bir karaciğer de iştah fazlalığına sebep olabilir. Bu konuda Dr. Ender Saraç, uyarıda bulunuyor ve, “Çok iştahlı biriyseniz her 2,5–3 saatte bir açlık krizi, hamurlu tatlı veya et krizi tutuyorsa mutlaka bir hekime başvurunuz. Demir, depo demir, kan sayımı, demir bağlama kapasitesi, troit fonksiyon testleri ve kan şekeri tahlilleri yaptırın. Çünkü gizli şeker ve insülin sorunları, demir eksikliği, tiroit hastalıkları gibi durumlar iştah değişikliklerine yol açabilir.”</p>
<p>Zaten söz konusu sorunlardan herhangi birisi olmayan sağlıklı bir kişi bile sürekli şekerli veya hamurlu gıdalar yerse de aynı krize girebilir. Çünkü bu gıdalar çok insülin salgılatacağı için her 2,5-3 saatte bir iştah patlaması yaşayacaktır. Hamurlu ve şekerli gıdalar yerken dikkat etmek gerek.</p>
<p>Saraç, hanımların özel günlerinde yaşadığı açlık krizleri için bu dönemde gece alacağı çuha çiçeği bitkisi hapı, magnezyum tabletleri ve krom haplarının yararlı olacağını söylüyor. Hem iştahı dengeleyip hem de sağlıklı kilo kontrolüne sahip olmak isteyenler ise içinde kan şekerini de dengeleyen ve metabolizmayı canlandıran tere tohumu, yeşil çay ve zencefille kilo verebilir.</p>
<p>Dr. Ender Saraç’tan iştah kesici yöntemler</p>
<p>İştahı kesen mucize yöntemler veya bitkiler, haplar yok tabii ki. Sadece iştahı azaltmaya yardımcı yöntemler var. Bu yöntemleri uygularken de vücudun ihtiyacı olan besinleri ihmal etmemek gerek. Çünkü kilo vereyim derken sağlığınızdan olabilirsiniz. O sebeple Dr. Ender Saraç, iştahı azaltmaya yardımcı olan besleyici yöntemleri öneriyor.</p>
<p>Kokular iştahı azaltıyor: Zerdeçal, nane ve yeşil elma kokuları günde sık sık (20-30 kez) koklanırsa sinir sisteminde yaptığı etkiyle iştahta biraz azalma yapabilir.</p>
<p>İştahın azalmasına yardımcı çaylar: Mate çayı başta olmak üzere ıhlamur ve buruk tattaki bitki çaylarının şekersiz olarak içilmesi de iştahın dengelenmesine yardımcı olabilir.</p>
<p>İştahı azaltmaya yardımcı gıdalar</p>
<p>* Yiyeceklerden ayva ayrıca yeşil lifli yapraklı sebzeler (tere, roka, maydanoz, ıspanak, madımak, karalahana da) hem midede hacim kaplayarak tokluk hissine hem de iştah kesmeye yardımcı olur.</p>
<p>* Yeterince protein almak da genelde bir tokluk hissi sağlar. Eğer yeterince protein almazsanız sürekli bir açlık halinde olursunuz. Şişmanlatmayan en iyi az yağlı protein kaynakları yumurta beyazı, derisiz tavuk, balık az yağlı yoğurt peynir ve süttür. Kırmızı et ise tersine hem daha ağırdır hem de iştah açıcı etkisi vardır.</p>
<p>* Ayrıca sarı leblebi de hem mide asidini alır hem de tokluk hissi sağlar.</p>
<p>* Tam buğday ekmeği, yulaf ezmesi, haşlanmış tam buğday, yeşil mercimek, sarı mercimek, barbunya fasulyesi gibi şekerli olmayan tahıl ve bakliyatlar da hem tokluk hissi sağlayıp hem de ani patlamış iştahı dengelerler.</p>
<p>Yazın iştah azaltıcı buzlu çay tarifi</p>
<p>Bir buçuk litre su. Bir tatlı kaşığına yakın iyi kalite yeşil çay. Yarım tatlı kaşığı yasemen çayı. Bir tatlı kaşığı mate çayı. İri bir tutam ıhlamur. Kaynar suyun içerisinde sadece 30 saniye fokurdatın ve 3-4 dakika demlendirin. Sonra tüm bitkileri süzün, içerisine çok az miktarda esmer şeker veya bal katın. Balı kaynar suya değil, ılıdıktan sonra ekleyin. Soğuyunca içi bol buz dolu termosa koyun ve içerisine iri kıyılmış taze nane yaprakları doğrayın. Yemeklerden yaklaşık 5-10 dakika önce büyük bir bardak serin olarak için. Eğer sıcak içmek istiyorsanız o zaman sadece ıhlamur ve mate çayını içerken içine iri taze nane dalları koyarak için</p>
<p>Hazırlayan: Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/istah-kesmek-icin-oneriler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>14 Günde 5 cm İncelme</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/14-gunde-5-cm-incelme.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/14-gunde-5-cm-incelme.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 17:00:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[15 günde incelme]]></category>
		<category><![CDATA[Esneme hareketleri]]></category>
		<category><![CDATA[incelme]]></category>
		<category><![CDATA[yürüyüş]]></category>
		<category><![CDATA[zayiflama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3187</guid>
		<description><![CDATA[14 günde 5 cm incelmek göründüğü kadar zor değil.Biraz azimlele bunu başarabilirsiniz.
Gün Cumartesi
1. Yürüyün: Otuz dakika yürümek, size fiziksel başarının ilk dozunu verir. Kendi
başınıza ya da köpeğinizle yapın (köpeğin koklama zamanlarında bekleme süresi
sayılmaz; sadece gerçek yürüme süresi geçerli) veya yemek salonunuzdaki masanın
etrafında yürüyün. Her gün 30 dakika yürürseniz, ‘SİZ Diyettesiniz’ için
davranış ve motivasyon temellerini oluşturmuş olursunuz.
2 . Esneme hareketleri yapın: Yürüdükten sonra beş dakika esneme egzersizleri
yapın. Esnemek; kaslarınızın gevşemesine ve esnekleşmesine yardımcı olurken,
aynı zamanda meditasyon etkisiyle dikkatinizi, odaklanmanızı ve zihinsel
açlıktan uzak durmanızı sağlar.
3. Buzdolabınızı boşaltın: İyi yiyeceklere yer açmak için, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>14 günde 5 cm incelmek göründüğü kadar zor değil.Biraz azimlele bunu başarabilirsiniz.</p>
<p><strong>Gün Cumartesi</strong><br />
1. Yürüyün: Otuz dakika yürümek, size fiziksel başarının ilk dozunu verir. Kendi<br />
başınıza ya da köpeğinizle yapın (köpeğin koklama zamanlarında bekleme süresi<br />
sayılmaz; sadece gerçek yürüme süresi geçerli) veya yemek salonunuzdaki masanın<br />
etrafında yürüyün. Her gün 30 dakika yürürseniz, ‘SİZ Diyettesiniz’ için<br />
davranış ve motivasyon temellerini oluşturmuş olursunuz.</p>
<p>2 . Esneme hareketleri yapın: Yürüdükten sonra beş dakika esneme egzersizleri<br />
yapın. Esnemek; kaslarınızın gevşemesine ve esnekleşmesine yardımcı olurken,<br />
aynı zamanda meditasyon etkisiyle dikkatinizi, odaklanmanızı ve zihinsel<br />
açlıktan uzak durmanızı sağlar.</p>
<p>3. Buzdolabınızı boşaltın: İyi yiyeceklere yer açmak için, mutfağınızdaki<br />
beslenme suçlularından kurtulun. Mutfak dolaplarınızdaki, buzdolabınızdaki,<br />
gizli kutularınızdaki ve yiyecek sıkıştırdığınız her yerdeki her gıdanın<br />
etiketini okuyun. Eğer malzeme listesinde aşağıdakilerden biri varsa, hemen<br />
atın:</p>
<p>- Basit şeker: Buna esmer şeker, dekstroz, mısır tatlandırıcı, fruktoz, glikoz,<br />
mısır şurubu, bal, sırası değiştirilmiş şeker, maltoz, laktoz, malt şurubu,<br />
molas, çiğ şeker ve sükroz da dahil.</p>
<p>- Doymuş yağ: Buna çoğu dört ayaklı hayvan yağı, süt yağı, tereyağı, margarin,<br />
domuz yağı ve tropikal yağlar da dahil.</p>
<p>- Yapay yağ: Buna kısmen hidrojen katılmış yağlar, hidrojenli sebze yağları,<br />
birçok margarin ve yiyecek harçları da dahil.</p>
<p>- Yüzde 100 kepekli veya yüzde 100 buğdaylı olmayan bütün unlar. Bunlara<br />
zenginleştirilmiş un ve irmik de dahildir; kesinlikle mutfağınızda bulunmamalı.</p>
<p>4. Alışverişe çıkın: Birinci hafta, normalden fazla bir alışveriş listeniz<br />
olacak, çünkü haftalık tarifler için gereken malzemelerin yanı sıra temel<br />
ihtiyaçlarınızı da alacaksınız.</p>
<p>5. Haftalık yiyeceklerinizi hazırlayın: Sebze ve çorba tercihleriniz.</p>
<p>Bunları Tüketin: Kahvaltı, öğle yemeği ve atıştırmalar için beslenme rehberini<br />
izleyin. Akşam yemeği için; somon balığı.</p>
<p><strong>2. Gün Pazar</strong></p>
<p>1.Yürüyün: Otuz dakika.</p>
<p>2. Esneme hareketleri yapın: Beş dakika.</p>
<p>3. Partner bulun: Bu işi yalnız yapmak isterseniz, sonunda patlamış mısır dolu<br />
bir kaseye saldırma olasılığınız daha yüksek olabilir. İşte bu nedenle diyet<br />
yaparken sizinle birlikte olacak bir partner bulmaya çalışın. Bilgilerinizi<br />
paylaşın. Akıllı diyet yolculuğuna birlikte çıkın. Partnerinizle her gün 5<br />
dakika konuşun veya e-mail atın. Ona o gün yürüyüş yaptığınızı ve hangi<br />
yemekleri yediğinizi veya yiyeceğinizi söyleyin.</p>
<p>Bunları Tüketin: Kahvaltı, öğle yemeği ve atıştırmalar için beslenme rehberini<br />
izleyin. Akşam için; sebzeli ve tam kepekli pizza.</p>
<p><strong>3. Gün Pazartesi</strong></p>
<p>1. Yürüyün: Otuz dakika.</p>
<p>2. ‘SİZ Egzersiz’ programını uygulayın: Yirmi dakikalık, ağırlık gerektirmeyen<br />
egzersiz planını izleyin. Güç egzersizi, vücudunuza kas eklemenizi, dolayısıyla<br />
metabolizmanızı hızlandırmanızı ve yağ yakmanızı sağlar. Ayrıca, yürürken karın<br />
kaslarınızı germeye başlayın; böylece duruşunuzu düzeltir ve giysilerinizi daha<br />
iyi taşırsınız. Kalp ritminizi yükselten bir tempoyla başlayın veya yirmi<br />
dakikalık başka türde bir kardiyovasküler çalışma yapın.</p>
<p>3. Yazın: Kendinizi yeniden programlamaya yardımcı olabilecek yollardan biri,<br />
yediğiniz her şeyi yazmaktır. Bu şekilde, bu size sorumluluk kazandırır; kötü<br />
yiyecekler yemek istemezsiniz, çünkü onları yediğinizde eski halinizi<br />
hatırlatmasından hoşlanmazsınız. Bu nedenle iki hafta boyunca yediğiniz her şeyi<br />
yazın.</p>
<p>4. Alışverişe çıkın: Yakında vereceğiniz kiloların hatrına üç gün yürüyüş<br />
yaptıktan sonra, bir kez daha alışverişe gidebilirsiniz. Bu kez, spor mağazasına<br />
gideceksiniz; iyi bir çift koşu ayakkabısı almak için. Onları sadece yürüyüş<br />
için kullanın. Koşu ayakkabıları hafiftir ve ortopedileri mükemmeldir.</p>
<p>Bunları Tüketin: Kahvaltı, öğle yemeği ve atıştırmalar için beslenme rehberini<br />
izleyin. Akşam yemeği için; domatesli, zeytinli ve fasulyeli tavuk.</p>
<p><strong>4. Gün Salı</strong></p>
<p>1. Yürüyün: Otuz dakika.</p>
<p>2. Esneme hareketleri yapın: Beş dakika.</p>
<p>3. Gerekli U dönüşlerini yapın: Bu noktada komşunuzun kekine dalış yapmanız veya<br />
süper markette yağlı bir şeyler götürmeniz olasılığı pek de düşük değildir. Ama<br />
bu sorun değil! Sadece kendinizi toparlayın. Mümkün olan ilk fırsatta, hemen bir<br />
U dönüşü yapın. Bir dahaki sefere kendinizi kötü yiyeceklerle dans ederken<br />
bulduğunuzda, şu stratejileri deneyin:</p>
<p>- Dudak yalamak: Nefes alın, dudaklarınızı yalayın, yutkunun ve yavaşça<br />
nefesinizi verin. Serin havanın dudaklarınızda dolaşmasını hissedin. Bu<br />
yatıştırıcı hareket (sadece 3 saniye sürer) sakinleşmenize ve dikkatinizi<br />
toplamanıza yardımcı olur.</p>
<p>- Bel askısı: Dik durun, belden hafifçe öne eğilin ve alt sırtınızı gevşetin.<br />
Yere uzanın, dirseklerinizi tutun veya dizlerinizin arkasına dokunun. Asıl<br />
önemli olan, sırtınızda ve kalçalarınızda toplanan gerilimi atmaktır. Boynunuzu<br />
tamamen gevşetin. Eğer çok gerilirseniz, dizlerinizi hafifçe kırın.</p>
<p>Bunları Tüketin: Kahvaltı, öğle yemeği ve atıştırmalar için beslenme rehberini<br />
izleyin. Akşam yemeği için; patates püreli, limonlu ve kaparili tavuk.</p>
<p><strong>5. Gün Çarşamba</strong></p>
<p>1. Yürüyün: Otuz dakika.</p>
<p>2. ‘SİZ Egzersiz’ programını uygulayın: Yirmi dakikalık, ağırlık gerektirmeyen<br />
egzersiz planını izleyin.</p>
<p>3. Doktorunuzu arayın: Unutmayın, bel ölçüsü kontrolü bir takım oyunudur ve<br />
doktorunuz en önemli oyunculardan biridir. Doktorunuzu arayın ve bir randevu<br />
alın. Onun size çeşitli şekillerde yardımcı olmasını sağlayabilirsiniz:</p>
<p>- Tansiyon, bel ölçüsü ve kalp ritmi gibi önemli bilgilerinizi<br />
güncelleyebilirsiniz. İyi ve kötü kolesterol seviyeleriniz için bir temele<br />
ihtiyacınız varsa, muayene olmanızda, birkaç kan testi yaptırmanızda ve<br />
doktorunuzla yeni planınız hakkında konuşmanızda yarar var.</p>
<p>- Bel ölçünüz ve kilonuz sabitlenmişse, tam ölçekli bir muayene, bir düzlüğe<br />
ulaştığınızda yararlı olacaktır.</p>
<p>Bunları Tüketin: Kahvaltı, öğle yemeği ve atıştırmalar için rehberi izleyin.<br />
Akşam yemeği için; badem süslü, kayısılı tavuk ve taze fasulye.</p>
<p><strong>6. Gün Perşembe</strong></p>
<p>1. Yürüyün: Otuz dakika.</p>
<p>2. Esneme hareketleri yapın: Beş dakika.</p>
<p>3. Biraz hava atın: Başarınızla halk içine girerseniz, bir daha başarısızlığa<br />
yönelmeniz zorlaşır. Bir arkadaşınıza kaydettiğiniz ilerlemelerden ve fark<br />
ettiğiniz değişikliklerden söz edin.</p>
<p>Bunları Tüketin: Kahvaltı, öğle yemeği ve atıştırmalar için beslenme rehberini<br />
izleyin. Akşam yemeği için; fırınlanmış patatesle, hindili dürüm.</p>
<p><strong>7. Gün Cuma</strong></p>
<p>1. Yürüyün: Otuz dakika.</p>
<p>2. Egzersiz: Yirmi dakikalık, ağırlık gerektirmeyen egzersiz planını izleyin.</p>
<p>3. Mutfağınızı yeniden doldurun: Biten malzemelerinizi görmek için kilerinizi ve<br />
buzdolabınızı kontrol edip, gelecek haftaki tarifler için alışveriş listesi<br />
hazırlayın.</p>
<p>4. Kendinize puan verin: Biriyle ilk kez çıkın; nasıl ilerlediğinizi görmek<br />
daima güzeldir. Şimdi bel ölçünüzü ve kilonuzu ölçme, dolayısıyla nasıl<br />
değişiklikler yaptığınızı görme zamanı. İlk haftanızda, ağırlığınızda bir-iki<br />
kiloluk ve bel ölçünüzde iki-iki buçuk santimlik bir azalma<br />
gözlemleyebilirsiniz. Hatta giysi bedeniniz bile düşmüş olabilir.</p>
<p>Bunları Tüketin: Kahvaltı, öğle yemeği ve atıştırmalar için beslenme rehberini<br />
izleyin. Akşam yemeği için; biberiye ve limonlu ızgara alabalık, çipura veya<br />
levrek.</p>
<p>Bunları 1 hafta daha tekrarlayın.</p>
<p>KAHVALTI SEÇENEKLERİ:<br />
- Yumurta beyazıyla omlet (3 yumurta beyazı ve 1 bütün yumurta), dilimlenmiş<br />
karışık sebze.</p>
<p>- 2 haşlanmış ya da sahanda pişirilmiş yumurta ve 2 parça yağsız hindi sosisi.</p>
<p>- 1 dilim kızarmış kepekli ekmek ve 1 çay kaşığı fıstık ezmesi ya da 1 çay<br />
kaşığı elma püresi, ceviz yağı veya avokado yağı.</p>
<p>- Sihirli kahvaltı bombası: 1 muz, 1/3 fincan soya proteini, 1/2 çorba kaşığı<br />
keten tohumu yağı, 1/4 fincan dondurulmuş çay üzümü, 1/2 çorba kaşığı elma suyu<br />
konsantresi ya da balı blenderda karıştırın.</p>
<p>ÖĞLE SEÇENEKLERİ:<br />
- Dilimlenmiş salata: 6 adet parçalanmış ceviz, dilimlenmiş sebze ve dilimlenmiş<br />
karışık yeşillikle 100 gr. somon, hindi veya tavuk göğsü, sos olarak da balsamik<br />
sirke ve zeytinyağı.</p>
<p>- Çorba çeşitleri.</p>
<p>- 1 dilim kızarmış tam buğday ekmeğinin üzerine sebze burger, dilimlenmiş<br />
domates, yeşillik veya ıspanak yaprağı, soğan dilimi.</p>
<p>ATIŞTIRMA SEÇENEKLERİ:<br />
- 15 gr. kuruyemişle 1 elma, muz, erik, armut, portakal, karpuz, 2 kivi, 1/2<br />
greyfurt veya sevdiğiniz herhangi bir meyve.</p>
<p>- 1/2 fincan tam buğday kraker, 1/4 fincan badem, 1/4 fincan kurutulmuş meyve,<br />
kayısı veya üzüm.</p>
<p>- 1 fincan dilimlenmiş sebze.</p>
<p>TATLI SEÇENEKLERİ:<br />
- Tarçınlı elma tatlısı.</p>
<p>- 30 gr. bitter çikolata.</p>
<p>- Frambuazlı, çay üzümlü ve çikolatalı şeftali dilimleri.</p>
<p>- Frambuazlı, çikolatalı ve şamfıstıklı kızarmış armut.</p>
<p>Hazırlayan: Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/14-gunde-5-cm-incelme.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yağ Yakma</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/yag-yakma.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/yag-yakma.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 16:48:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Vücut Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Açlık hormonu]]></category>
		<category><![CDATA[Metabolizma]]></category>
		<category><![CDATA[yağ yakma]]></category>
		<category><![CDATA[yürüyüş]]></category>
		<category><![CDATA[zayiflama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3185</guid>
		<description><![CDATA[Yaş ilerledikçe yağlardan kurtulmak daha zorlaşır. Özellikle 40′lı yaşlarda
sadece diyet yaparak kilo vermek çok zor olur ve sevdiğiniz şeyleri yiyememek
ayrı bir eziyet olur. Fakat gündelik beslenmemizi ve alışkanlıklarımızı erken yaşlarda değiştirebilirsek ileride daha az sorun yaşarız.Bunun için ne yapmalıyız.
Öncelikle bunlara dikkat edin!
Metabolizmanız yavaş çalışıyorsa hızlandırmak için 3 ay boyunca düzenli Egzersiz
yapın. Sadece yağ yakarak ve kaslarınızı koruyarak zayıf kalın.
Zayıflamak için 3 büyük öğün yerine 5 ufak öğünde yemek yiyin. Böylece kan
şekeriniz dengesiz yükselip düşmediği için çok fazla tüketmezsiniz.
Her gün düzenli yürüyüşler yapın. Merdivenleri kullanın. Kendinizi motive etmek
için aynalara, TV kumandasına, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaş ilerledikçe yağlardan kurtulmak daha zorlaşır. Özellikle 40′lı yaşlarda<br />
sadece diyet yaparak kilo vermek çok zor olur ve sevdiğiniz şeyleri yiyememek<br />
ayrı bir eziyet olur. Fakat gündelik beslenmemizi ve alışkanlıklarımızı erken yaşlarda değiştirebilirsek ileride daha az sorun yaşarız.Bunun için ne yapmalıyız.</p>
<p>Öncelikle bunlara dikkat edin!<br />
Metabolizmanız yavaş çalışıyorsa hızlandırmak için 3 ay boyunca düzenli Egzersiz<br />
yapın. Sadece yağ yakarak ve kaslarınızı koruyarak zayıf kalın.</p>
<p>Zayıflamak için 3 büyük öğün yerine 5 ufak öğünde yemek yiyin. Böylece kan<br />
şekeriniz dengesiz yükselip düşmediği için çok fazla tüketmezsiniz.</p>
<p>Her gün düzenli yürüyüşler yapın. Merdivenleri kullanın. Kendinizi motive etmek<br />
için aynalara, TV kumandasına, bilgisayarınıza daha fazla aktivite ekleyin.</p>
<p>Açlık hormonlarınızı durdurun. Egzersiz yapmadan önce atıştırın. Bu kan<br />
şekerinizin düşmesini engeller, doygunluk hissi verir. Bir kase yoğurt ya da muz<br />
gibi 100 kalorilik bir atıştırmalık 20-30 dakikalık Egzersiz için idealdir.<br />
Yediklerinizi yazılı görmek iştahınızı azaltabilir. Gün boyunca yediklerinizi<br />
not edin ve kalorili olanları sağlıklı besinlerle değiştirin.</p>
<p>İşte yağ yakma planınız</p>
<p>Her gün yapmanız gerekenler<br />
Ne kadar yürüdüğünüzü ölçün ya da hesaplayın<br />
Yaklaşık 300 kalorilik atıştırmalık tüketin<br />
Yemekten önce ne yediğinizi yazın<br />
Günde en az 8 bardak soğuk su için</p>
<p>Haftada 3 kere yapmanız gerekenler<br />
Ağırlık kaldırın, kaslarınızı hareket ettiren göğüs Egzersizleri gibi hareketler<br />
yapın<br />
Sıkılaştırma ve güçlenme Egzersizleri ile normal egzresizler arasında 20<br />
dakikadan fazla ara vermeyin<br />
Hangi Egzersizi yapmak isterseniz onu yapın.<br />
Egzersize başlamadan önce kan şekerinizin düşmemesi için atıştırın.<br />
Egzersizi yemekten önce yapın. Egzersiz bittikten yarım saat sonra yemek yiyin.<br />
Kalp atışlarınızı takip edin ve kaydedin.</p>
<p>Haftalık yapmanız gerekenler<br />
Her Pazartesi yaptığınız Egzersizi değiştirin. Bir hafta kol ve bacak, bir hafta<br />
göğüs Egzersizleri gibi farklı Egzersizler yapın.<br />
Dışarıda enerji harcamanızı sağlayacak Egzersizler planlayın.</p>
<p>Hazırlayan : nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/yag-yakma.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalçaları küçültmek İçin</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/kalcalari-kucultmek-icin.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/kalcalari-kucultmek-icin.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 16:39:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomik]]></category>
		<category><![CDATA[kalça]]></category>
		<category><![CDATA[Kalça genişliği]]></category>
		<category><![CDATA[Kalçaları küçültmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3183</guid>
		<description><![CDATA[Kalçalarınızın genişliğinden şikayet mi ediyorsunuz? Müjde; pek çok kadının
başlıca derdi olan kalça problemini ortadan kaldıran şok diyeti açıklıyoruz…
Uygulayacağınız 6 haftalık diyetle kalça ve basen bölgelerinizdeki fazla
yağlardan kurtulabilirsiniz. Amerikalı ünlülerin denediği bu diyetle sadece
vitrinden izlemekle yetindiğiniz dar pantolonları üzerinizde rahatlıkla
taşıyabilirsiniz. Tabii rakiplerinizi kıskandırıp, partnerinizi büyülemek de
cabası…
Bu diyetle sadece kalçalarınız küçülmekle kalmayacak bacaklarınız da incelenek.Hem incelip hem şekillenecek olan vücudunuzla artık herkesi büyüleyeceksiniz.
Diyetin amacı hareketsizlik ve yanlış beslenme sonucu vücudun alt tarafında
toplanan yağlardan kurtulmak için çok özel bir diyete ihtiyaç var.
Uygulayacağınız diyet her yerde kolayca bulup tüketeceğiniz gıdalardan oluşuyor.
En önemlisi de oldukça ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kalçalarınızın genişliğinden şikayet mi ediyorsunuz? Müjde; pek çok kadının<br />
başlıca derdi olan kalça problemini ortadan kaldıran şok diyeti açıklıyoruz…<br />
Uygulayacağınız 6 haftalık diyetle kalça ve basen bölgelerinizdeki fazla<br />
yağlardan kurtulabilirsiniz. Amerikalı ünlülerin denediği bu diyetle sadece<br />
vitrinden izlemekle yetindiğiniz dar pantolonları üzerinizde rahatlıkla<br />
taşıyabilirsiniz. Tabii rakiplerinizi kıskandırıp, partnerinizi büyülemek de<br />
cabası…</p>
<p>Bu diyetle sadece kalçalarınız küçülmekle kalmayacak bacaklarınız da incelenek.Hem incelip hem şekillenecek olan vücudunuzla artık herkesi büyüleyeceksiniz.</p>
<p>Diyetin amacı hareketsizlik ve yanlış beslenme sonucu vücudun alt tarafında<br />
toplanan yağlardan kurtulmak için çok özel bir diyete ihtiyaç var.<br />
Uygulayacağınız diyet her yerde kolayca bulup tüketeceğiniz gıdalardan oluşuyor.<br />
En önemlisi de oldukça ekonomik oluşu.</p>
<p>Diyetin birinci dereceden etkilediği bölüm kalça ve basen ardından da bacaklar<br />
geliyor. Özellikle binici pantolonu olarak adlandırılan kalça ve diz kapağı<br />
bölgesinde fazla kilo problemi olan kişiler tam 6 hafta içinde etkili çözüme<br />
kavuşabiliyorlar. Diyet kayısı ve badem müsli olarak tanınıyor.</p>
<p>Müslinin hazırlanışı<br />
Hazırlayacağınız müslinin tadı oldukça leziz. İçeriğinde badem ve kurutulmuş<br />
meyvalar ve tahıllar kadar pek çok vücudunuza faydalı gıdalar bulunuyor. Ancak<br />
hepsi bir araya getirildiğinde kalça bölgenizdeki yağları hızla eritip, sizi<br />
forma sokuyor.</p>
<p>2 fincan yulaf tanesi, 2 fincan kırılmış fındık, 1 fincan buğday, 1 fincan<br />
çekirdeksiz kuru üzüm, 1 fincan ayçiçek tohumu, 1 fincan badem, 1 fincan ince<br />
kıyılmış kuru kayısı..</p>
<p>Malzemeleri karıştırıp, blenderdan geçirin. Hazırladığınız karışımı tam 12<br />
porsiyon olacak şekilde eşit parçalara ayırın. Her porsiyonda karışımı bir<br />
bardak diyet soğuk süte ilave ederek tüketeceksiniz. Tabii üzerine yarım dilim<br />
muz da ekleyebilirsiniz.</p>
<p><span style="color: #008080;">Kahvaltı: Bir porsiyon hazırladığınız müsli, bir fincan<br />
süt ve dilimlenmiş yarım muz</span></p>
<p><span style="color: #008080;">Saat 11.00: Bir elma</span></p>
<p><span style="color: #008080;">Öğle: Bir porsiyon müsli ve yarım muz</span></p>
<p><span style="color: #008080;">Öğleden sonra: Bir avuç kuru üzüm</span></p>
<p><span style="color: #008080;">Ana öğün: Meyveyle birlikte temel gıdalar (Aşağıda gün gün verilen yiyecekleri<br />
tüketin)</span></p>
<p><span style="color: #008080;">Yatmadan önce: Bir portakal</span></p>
<p><span style="color: #008080;">Meyveler: Elma, kayısı, iki kurutulmuş erik, bir mango</span></p>
<p>Günlük programınızda ana öğünler</p>
<p>Pazartesi: Bir parça tavuk kanat ya da göğüs ızgara, yeşil salata ve bir meyve.</p>
<p>Salı: İki yumurtalı omlet, domates ve rendelenmiş havuçla tüketilecek.</p>
<p>Çarşamba: Bir çay fincanı büyüklüğünde yer tutan spagetti, bir meyve.</p>
<p>Perşembe: İnce dilimlenmiş bir tavuk göğsü. Haşlanmış havuçla servis yapılacak.<br />
Dilerseniz yanına haşlanmış brokoli de alabilirsiniz. Ek olarak bir meyve.</p>
<p>Cuma: Ton balıklı yeşil salata. Bir adet katı pişmiş yumurta, bir meyve.</p>
<p>Cumartesi: Bir parça hindi göğsü, mısırla karışık yeşil salata, bir meyve.</p>
<p>Pazar: 3 dilim rosto edilmiş biftek, havuçlu brokoli salatası ve iki adet<br />
haşlanmış patates, bir meyve.</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/kalcalari-kucultmek-icin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğal Ciltler için bitkisel öneriler</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/dogal-ciltler-icin-bitkisel-oneriler.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/dogal-ciltler-icin-bitkisel-oneriler.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 16:34:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Pratik Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Vücut Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[bitkisel cilt bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Bitkisel öneri]]></category>
		<category><![CDATA[doğal cilt bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Doğal ciltler]]></category>
		<category><![CDATA[Havuç kabuğu]]></category>
		<category><![CDATA[Patates kabuğu]]></category>
		<category><![CDATA[Saslatalık kabuğu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3181</guid>
		<description><![CDATA[Sağlıklı, güzel ve pürüzsüz bir cilde sahip olmayı herkes ister. Bunun icin Ahmet Maranki doğal cilt bakım çözümlerini denemenizi öneriyoruz bu sayede cildinizin daha canlı ve pürüzsüz olduğunu göreceksiniz.Yazacağımız bir kaç öneri küçük ve herkes tarafından kolayca kullanılabilir olmakla beraber oldukça faydalı.Deneyerek öğrenebilirsiniz.
Soyduğunuz sebzelerin kabukları cilde çok faydalıdır, bu kabukları atmayın. Patates, salatalık ve havuç gibi sebzelerin kabuklarını blenderdan geçirerek püre haline getirin.
Elde ettiğiniz pürenin içine çiğ süt ekleyin ve karıştırın bu karışımı cildinize maske olarak uygulayın. 10-15 dakika beklettikten sonra cildinizi ılık su ile temizleyin
Hazırlayan: Nisan
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıklı, güzel ve pürüzsüz bir cilde sahip olmayı herkes ister. Bunun icin Ahmet Maranki doğal cilt bakım çözümlerini denemenizi öneriyoruz bu sayede cildinizin daha canlı ve pürüzsüz olduğunu göreceksiniz.Yazacağımız bir kaç öneri küçük ve herkes tarafından kolayca kullanılabilir olmakla beraber oldukça faydalı.Deneyerek öğrenebilirsiniz.</p>
<p>Soyduğunuz sebzelerin kabukları cilde çok faydalıdır, bu kabukları atmayın. Patates, salatalık ve havuç gibi sebzelerin kabuklarını blenderdan geçirerek püre haline getirin.</p>
<p>Elde ettiğiniz pürenin içine çiğ süt ekleyin ve karıştırın bu karışımı cildinize maske olarak uygulayın. 10-15 dakika beklettikten sonra cildinizi ılık su ile temizleyin</p>
<p>Hazırlayan: Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/dogal-ciltler-icin-bitkisel-oneriler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yağlı Ciltler İçin Yulaflı Maske</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/yagli-ciltler-icin-yulafli-maske.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/yagli-ciltler-icin-yulafli-maske.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 16:22:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Pratik Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Vücut Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Buğday unu]]></category>
		<category><![CDATA[Limon kabuğu]]></category>
		<category><![CDATA[yağlı ciltler]]></category>
		<category><![CDATA[Yulaf maskesi]]></category>
		<category><![CDATA[Yulaf unu]]></category>
		<category><![CDATA[Yulaflı maske]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3174</guid>
		<description><![CDATA[Eğeryağlı bir cilt tipine sahipseniz cildinize bu maskeyi uygulayarak daha güzel bir görünüm elde edebilirsiniz.
Gerekli Malzemeler :
2 yemek kaşığı yulaf unu
6 yemek kaşığı buğday kepeği
limon kabuğu
Uygulanışı: 2 yemek kaşığı yulaf unu 6 yemek kaşığı dolusu buğday kepeği ve bu karışımın icine limon kabuklarını rendeleyip 2 yemek kasığı olacak şekilde ilave edin sonra biraz karıştırarak su ile lapa haline getirin. Bu karışımla yağlı cildinizi 2-3 dakika boyunca temizleyin.Ardından ılık su ile durulayın
Haftada 2 kez cildinize uygulayabilirsiniz
Hazırlayan : Nisan
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eğeryağlı bir cilt tipine sahipseniz cildinize bu maskeyi uygulayarak daha güzel bir görünüm elde edebilirsiniz.</p>
<p>Gerekli Malzemeler :</p>
<p>2 yemek kaşığı yulaf unu<br />
6 yemek kaşığı buğday kepeği<br />
limon kabuğu</p>
<p>Uygulanışı: 2 yemek kaşığı yulaf unu 6 yemek kaşığı dolusu buğday kepeği ve bu karışımın icine limon kabuklarını rendeleyip 2 yemek kasığı olacak şekilde ilave edin sonra biraz karıştırarak su ile lapa haline getirin. Bu karışımla yağlı cildinizi 2-3 dakika boyunca temizleyin.Ardından ılık su ile durulayın</p>
<p>Haftada 2 kez cildinize uygulayabilirsiniz</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/yagli-ciltler-icin-yulafli-maske.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Soğan suyu ile sivilcelerden kurtulun</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/sogan-suyu-ile-sivilcelerden-kurtulun.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/sogan-suyu-ile-sivilcelerden-kurtulun.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 16:16:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Pratik Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Pürüzsüz Cilt]]></category>
		<category><![CDATA[sivilce]]></category>
		<category><![CDATA[Sivilcelerden kurtulmak]]></category>
		<category><![CDATA[Soğan suyu]]></category>
		<category><![CDATA[Soğan suyu kürü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3171</guid>
		<description><![CDATA[Prof.Dr.Ahmet Maranki soğan suyu kürünü tarifini sivilceleri için dert edenlere
öneriyor.sivilcelerinizi dert ediyorsanız işte size kolayca kurtulabileceğiniz bir çözüm.
Mazelemeler : 1 orta boy soğan
2 bardak su
Hazırlanışı : Bir orta boy soğanın baş kısmına vurup parçalayın daha sonra
kabuğunu çıkarmadan üstüne 2 bardak su ilave ederek 5 dakika kaynatın
Sabah aç karnına 1 su bardağı soğan suyunu için kalanını da akşam yemeğinden
hemen evvel. Bu kürü 2 hafta boyunca uygulayın . Her gün taze olarak hazırlayın
Prof.Dr.Ahmet Maranki bu uygulama sonrasında sorunsuz ve pürüzsüz bir cilde
sahip olacağınızı belirtiyor
Geceleri yatmadan önce mutlaka cildinizi temizlemek ise çok önemli.
Hazırlayan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Prof.Dr.Ahmet Maranki soğan suyu kürünü tarifini sivilceleri için dert edenlere<br />
öneriyor.sivilcelerinizi dert ediyorsanız işte size kolayca kurtulabileceğiniz bir çözüm.</p>
<p>Mazelemeler : 1 orta boy soğan</p>
<p>2 bardak su</p>
<p>Hazırlanışı : Bir orta boy soğanın baş kısmına vurup parçalayın daha sonra<br />
kabuğunu çıkarmadan üstüne 2 bardak su ilave ederek 5 dakika kaynatın</p>
<p>Sabah aç karnına 1 su bardağı soğan suyunu için kalanını da akşam yemeğinden<br />
hemen evvel. Bu kürü 2 hafta boyunca uygulayın . Her gün taze olarak hazırlayın</p>
<p>Prof.Dr.Ahmet Maranki bu uygulama sonrasında sorunsuz ve pürüzsüz bir cilde<br />
sahip olacağınızı belirtiyor</p>
<p>Geceleri yatmadan önce mutlaka cildinizi temizlemek ise çok önemli.</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/sogan-suyu-ile-sivilcelerden-kurtulun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ergenlik Sivilcelerine Bitkisel Çözümler</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/ergenlik-sivilcelerine-bitkisel-cozumler.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/ergenlik-sivilcelerine-bitkisel-cozumler.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 16:12:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Pratik Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Vücut Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Civanperçemi]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Ergenlik sivilceleri]]></category>
		<category><![CDATA[Marul]]></category>
		<category><![CDATA[Sabun otu]]></category>
		<category><![CDATA[Sinir otu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3169</guid>
		<description><![CDATA[Prof. Dr. Ahmet Maranki ‘nin ergenlik sivilceleri için doğal ve kolay bitkisel çözümleri önerdi.Hem çok basit hem de sağlıklı olarak sivilcelerinizden kurtulun.
- Bir su bardağı suya, 10 gram taze ya da kuru ceviz yaprağınu koyun 10 dakika kaynatın, elde edilen su ile sivilcelerin üstüne kompres yapın
- Taze sinirotu yaprakları ezin, lapa haline getirip sivilcelerin üstüne sürün
- Sabun otu kökü kaynatın ve kaynamıs suyu dinlendirdikten sonra cildinizi temizleyin
- Marulu sıkın, suyu ile sivilceler üstüne kompres yapılır.
- 3 su bardağı suyun içine, 20 gram marul doğrayın 2 saat boyunca kaynatın ve suyu ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Ahmet Maranki ‘nin ergenlik sivilceleri için doğal ve kolay bitkisel çözümleri önerdi.Hem çok basit hem de sağlıklı olarak sivilcelerinizden kurtulun.</p>
<p>- Bir su bardağı suya, 10 gram taze ya da kuru ceviz yaprağınu koyun 10 dakika kaynatın, elde edilen su ile sivilcelerin üstüne kompres yapın</p>
<p>- Taze sinirotu yaprakları ezin, lapa haline getirip sivilcelerin üstüne sürün</p>
<p>- Sabun otu kökü kaynatın ve kaynamıs suyu dinlendirdikten sonra cildinizi temizleyin</p>
<p>- Marulu sıkın, suyu ile sivilceler üstüne kompres yapılır.</p>
<p>- 3 su bardağı suyun içine, 20 gram marul doğrayın 2 saat boyunca kaynatın ve suyu dinlendirip sivilcelerinize kompres yapın</p>
<p>- Civanperçemi otunu 5 dakika kaynatın  kaynamıs suyu 15 dakika dinlendirin ve sivilcelerinize kompres yapın</p>
<p>Hazırlayan :Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/ergenlik-sivilcelerine-bitkisel-cozumler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mayonezli Balık Tarifi</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/mayonezli-balik-tarifi.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/mayonezli-balik-tarifi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 16:01:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yemek Tarifi]]></category>
		<category><![CDATA[balık]]></category>
		<category><![CDATA[Levrek]]></category>
		<category><![CDATA[Mayonezli balık]]></category>
		<category><![CDATA[Yumurta]]></category>
		<category><![CDATA[Yumurta sarısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3165</guid>
		<description><![CDATA[MAYONEZLİ BALIK
Hem diyet için hem de davetler için çok uygun güzel ve değişik bir tarif.
Malzemeler
250 gram beyaz etli balık
1 adet kuru soğan (küçük boy)
1 adet defne yaprağı
½ havuç
1 çay kaşığı tuz
Mayonez Yapımı İçin
1 çorba kaşığı un
1 adet yumurta sarısı
1 çay bardağı sıvı yağ
1 limonun suyu
½ çay kaşığı tuz
Hazırlanışı : Balığın içini, eğer pullu balıksa pullarını temizleyin. Bir tencereye balığı örtecek kadar su doldurun. Tuzu koyup karıştırın. Kuru soğanı soyup dörde bölün. Soğan, defne yaprağı ve havucu ekleyin. Balığı da koyup kaynatın. Kaynadıktan yaklaşık 10 dakika sonra balığı alın. Derisini ve ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong>MAYONEZLİ BALIK</strong></span></p>
<p>Hem diyet için hem de davetler için çok uygun güzel ve değişik bir tarif.</p>
<p><strong>Malzemeler</strong><br />
250 gram beyaz etli balık<br />
1 adet kuru soğan (küçük boy)<br />
1 adet defne yaprağı<br />
½ havuç<br />
1 çay kaşığı tuz<br />
<strong>Mayonez Yapımı İçin</strong><br />
1 çorba kaşığı un<br />
1 adet yumurta sarısı<br />
1 çay bardağı sıvı yağ<br />
1 limonun suyu<br />
½ çay kaşığı tuz</p>
<p><strong>Hazırlanışı : </strong>Balığın içini, eğer pullu balıksa pullarını temizleyin. Bir tencereye balığı örtecek kadar su doldurun. Tuzu koyup karıştırın. Kuru soğanı soyup dörde bölün. Soğan, defne yaprağı ve havucu ekleyin. Balığı da koyup kaynatın. Kaynadıktan yaklaşık 10 dakika sonra balığı alın. Derisini ve kılçıklarını ayıklayın. Beyaz etlerini çok küçük olmayan parçalara bölünp bir kaba alın.<br />
Yumurtanın sarısını iyice çırpın. Sıvı yağı damla damla ilave ederken çırpmaya devam edin. Aynı şekilde limonun suyunu da ilave edin. Unu da yavaş yavaş ilave ederek karıştırmaya devam edin. Tuzu ekleyip tekrar karıştırın.<br />
Hazırlamış olduğuınuz mayonezi balıkların üstüne döküp harman edin. Servis tabağına alıp üzerine az zeytinyağı gezdirin. Siyah zeytin ve kornişon ile süsleyip soğuk servis yapın.</p>
<p><strong>Notlar: </strong><br />
. Bu meze için bütün beyaz etli balıkları kullanabilirsiniz. Kırlangıç ve levrek en uygun olanlarıdır.</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/mayonezli-balik-tarifi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı Salata</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/saglikli-salata.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/saglikli-salata.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 15:56:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yemek Tarifi]]></category>
		<category><![CDATA[Baharat]]></category>
		<category><![CDATA[Bezelye]]></category>
		<category><![CDATA[Domates]]></category>
		<category><![CDATA[Fast food]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı salata]]></category>
		<category><![CDATA[salata]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3163</guid>
		<description><![CDATA[Restaurantlara gittiginizde özellikle fast food tarzı olanlara ve salata yemek istediginizde size sunulan salata sandıgınız gibi saglıklı sayılmaz bu salatayı kendinizde hazırlayabilirsiniz hemde lezzetinden hiç birsey kaybettirmeden&#8230;
evde yapacağınız bu salata hem çok lezzetli hem de çok sağlıklı olacaktır.
BEZELYE: Felçten korur. Felce neden olan homosistein seviyesini düşüren B vitamini açısından zengindir. Ayrıca bu bileşenin çok fazla olması; felce yol açan (ayrıca kalp krizine de) kötü LDL kolesterolünü artırabilir. Bu konuda işe yarayacak diğer besinler ise kuşkonmaz, enginar, avokado, lahana, su teresi ve Brüksel lahanasıdır.

BAHARAT: Salatalara ekleyeceğiniz bir parça taze baharat, hücrelerinizi ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Restaurantlara gittiginizde özellikle fast food tarzı olanlara ve salata yemek istediginizde size sunulan salata sandıgınız gibi saglıklı sayılmaz bu salatayı kendinizde hazırlayabilirsiniz hemde lezzetinden hiç birsey kaybettirmeden&#8230;</p>
<p>evde yapacağınız bu salata hem çok lezzetli hem de çok sağlıklı olacaktır.</p>
<p><strong>BEZELYE:</strong> Felçten korur. Felce neden olan homosistein seviyesini düşüren B vitamini açısından zengindir. Ayrıca bu bileşenin çok fazla olması; felce yol açan (ayrıca kalp krizine de) kötü LDL kolesterolünü artırabilir. Bu konuda işe yarayacak diğer besinler ise kuşkonmaz, enginar, avokado, lahana, su teresi ve Brüksel lahanasıdır.<br />
<strong><br />
BAHARAT:</strong> Salatalara ekleyeceğiniz bir parça taze baharat, hücrelerinizi oksidatif hasardan koruyan ekstra fenol anlamına gelir. Hücrelerin oksidatif hasara uğraması; kansere, kalp rahatsızlığına ve diğer problemlere yol açabilir.</p>
<p><strong>RENKLİ SEBZELER:</strong> Havuç, kiraz domates, dolmalık biber, brokoli ve pancar; salatalık gibi daha az renkli sebzelere oranla daha çok lif, mineral ve vitamin içerir. Ama böyle dedik diye salatalıktan tamamen vazgeçmeyin.<br />
<strong><br />
DOMATES:</strong> Bol miktarda potasyum içerir. Potasyum da, kalp krizine neden olabilen iltihaplanmaların oluşmasını önlemede önemli bir rol oynar. Domates ayrıca kanserle savaşan likopen yönünden de zengin…</p>
<p><strong>FOLİK ASİT:</strong> Üç yıl boyunca her gün 800 mikrogram (mcg) folik asit alanların, yaşlanmayla ortaya çıkan işitme kaybını önleyebildikleri kanıtlandı. Folik asit, kan dolaşımını düzelterek kulak yapısına yardımcı oluyor. Biz size, besinlerden günde 400 mcg folik asit almanızı öneririz. Sabah ve akşam yarımşar doz alın çünkü folik asit, idrar yoluyla 14 saatte atılıyor.</p>
<p><strong>MAGNEZYUM:</strong> 300 genç ve sağlıklı denek, iki ay boyunca her gün magnezyumlu bir içecek tüketmiş ve iki ayın sonunda çok gürültü ortamlarda çalışmalarına rağmen; işitme duyularının geliştiği görülmüş. Magnezyumun işitme duyusunu nasıl koruduğu tam olarak bilinmiyor ama siz yine de yeterince magnezyum tükettiğinizden emin olun. Günde 400 mg’lik magnezyum haplarından birer tane almaya özen gösterin.</p>
<p><strong>Mide ağrılarının en doğal ilacı zeytinyağı</strong></p>
<p>Doymamış omega-9 yağları içeren zeytinyağı, kalbiniz için çok faydalıdır ama midenizi de ihmal etmez. Zeytinyağının içeriğindeki bileşenlerin, ülsere yol açan bakterileri önlediği kanıtlandı.</p>
<p><strong>KALORİSİ YÜKSEK</strong></p>
<p>Zeytinyağındaki ‘polifenoller’; midedeki gastrik suya karşı koymanın ötesinde ülsere yol açan bakterileri de etkisiz hale getiriyor. Ancak; midenizi mutlu etmek için çok fazla zeytinyağı tüketme gafletine düşmeyin. Bir yemek kaşığı zeytinyağının 100 kalori içerdiğini aklınızdan çıkarmayın! Yüksek kalorisine rağmen dengeli miktarda zeytinyağını öğünlerinizden eksik etmeyin. İster salatalarınıza katın, isterseniz ekmeği bandırarak yiyin. Ancak kızartmalarda kullanmayın…</p>
<p>Hazırlayan: Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/saglikli-salata.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Diyette En İyi Yiyecek Ve İçecekler</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/diyette-en-iyi-yiyecek-ve-icecekler.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/diyette-en-iyi-yiyecek-ve-icecekler.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 15:43:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Armut]]></category>
		<category><![CDATA[Avokado]]></category>
		<category><![CDATA[Çilek]]></category>
		<category><![CDATA[elma]]></category>
		<category><![CDATA[İçecek]]></category>
		<category><![CDATA[Kırmızı biber]]></category>
		<category><![CDATA[Tahıl]]></category>
		<category><![CDATA[Yiyecek]]></category>
		<category><![CDATA[Yumurta]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3156</guid>
		<description><![CDATA[Yediklerinize dikkat ediyorsanız, en az kaloriyle en fazla besin öğesini karşılayan yiyeceklere odaklanın.Az kalori veren fakat sizi daha uzun süre tok tutacak olan yiyecekler he sağlıklı bir yaşam için hem de kilo vermek için ideal olandır.İşte bu yiyecekler:
Yumurta: Sadece 75 kalori olan yumurta, yüksek kalitede protein ve birçok çeşitli besin öğesi sağlıyor. Bunlardan biri olan kolin, beyin fonksiyonları için çok önemlidir. Yumurtanın çok yönlülüğü onu her yemek için bir seçenek yapıyor. Yumurtayı, kahvaltıda omlet, atıştırmalık için çok haşlanmış olarak tüketebilir, salatalara doğrayabilir ya da akşam yemeği için İtalyan omleti (frittata) ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yediklerinize dikkat ediyorsanız, en az kaloriyle en fazla besin öğesini karşılayan yiyeceklere odaklanın.Az kalori veren fakat sizi daha uzun süre tok tutacak olan yiyecekler he sağlıklı bir yaşam için hem de kilo vermek için ideal olandır.İşte bu yiyecekler:</p>
<p><strong>Yumurta:</strong> Sadece 75 kalori olan yumurta, yüksek kalitede protein ve birçok çeşitli besin öğesi sağlıyor. Bunlardan biri olan kolin, beyin fonksiyonları için çok önemlidir. Yumurtanın çok yönlülüğü onu her yemek için bir seçenek yapıyor. Yumurtayı, kahvaltıda omlet, atıştırmalık için çok haşlanmış olarak tüketebilir, salatalara doğrayabilir ya da akşam yemeği için İtalyan omleti (frittata) şeklinde yiyebilirsiniz.</p>
<p><strong>Elma ve armut</strong>: Elma pektin içeriyor. 2007 yılında Georgia Üniversitesi’nde yapılan araştırmada, pektinin prostat kanseriyle savaştığı bulundu. Pektinin diğer yararları: kolon kanseri hücreleri üzerinde etkilidir, kolesterolü ve glukoz seviyesini düşürür. Hem elma hem de armut mükemmel lif kaynağıdır, bunlar da sizin uzun süre tok hissetmenize yardımcı olur.</p>
<p><strong>Çilek:</strong> Antioksidan ve lif bakımından zengin olan çileklerin porsiyon kontrolü kolaydır, tatlı atıştırmalıklar yerine sağlıklı ve ideal çerez gibidir.</p>
<p><strong>Avokado:</strong> Tekli doymamış yağ içermesinin yanında, avokado iyi bir potasyum, lütein, B vitaminleriyle E vitamini kaynağıdır. Kremalı tadı ve şekli sandviçlerinizdeki mayonezin yerine geçer. Avokadoyu domates ve havuç gibi antioksidan bakımından zengin yiyeceklerle eşleştirirseniz, vücudunuzun antioksidanları absorbe etme yeteneğine katkıda bulunursunuz.</p>
<p><strong>Kırmızı biber:</strong> Keskin tadının yanında, biberdeki içerikler (kapsaisin)  metabolizmaya ılımlı bir destek sağlıyor.</p>
<p><strong>Somon balığı:</strong> Çok iyi bir omega-3 kaynağı olan somon balığı, vücudunuzun üretmediği gerekli yağ asitlerini sağlıyor. Yağ asitleri sağlıklı beyin fonksiyonlarını sağlarken kalp hastalığı ve felç riskini azaltıyor. Omega-3 yağ asitleri, aynı zamanda kanser ve eklem iltihabı risk faktörlerini önlemeye yardımcı.</p>
<p><strong>Kabuklu yemişler ve çekirdekler:</strong> Yer fıstığı toplam kolesterolü düşürüyor. Badem ise kolesterolü düşürmeye yardım ediyor, kalp hastalığını önlüyor ve kanserle savaşan özelliklere sahip B17 vitamini içeriyor. Ceviz damar fonksiyonunu düzenliyor. Kabak çekirdeği prostat sağlığında faydalı ve erkeklerde kemik yoğunluğunu geliştiriyor.</p>
<p><strong>Bitter çikolata:</strong> Antioksidan bakımından zengin olan ve doğal bir antidepresan olan serotonin içeren bitter çikolata, ayrıca iyi bir endorfin (mutluluk hormonu) kaynağıdır. Kan damarlarını gevşetir ve kan basıncının düşmesine yardım eder. Ancak porsiyonlarınızı küçük tutmayı unutmayın.</p>
<p><strong>Tam tahıllar:</strong> Karmaşık karbonhidratlar, kan şekeri seviyesini düzenlemeye yardım ediyor. Büyük bir lif kaynağı olan tam tahıllar, mide ve kolon kanserine karşı koruyucu etkiye sahiptir.<br />
<strong>Yağlar:</strong> Yemeklerinizde margarin ya da tereyağının yerine kullandığınız aspir, zeytinyağı ya da kanola yağı, diyetinize faydalı tekli doymamış yağ asitleri eklemeye yardımcı oluyor. Bu yağ, kötü kolesterol seviyesini düşürerek kalp hastalığı ve felç riskinizi düşürmeye yardım ediyor.</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/diyette-en-iyi-yiyecek-ve-icecekler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Form Tutmak İçin İpuçları</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/form-tutmak-icin-ipuclari.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/form-tutmak-icin-ipuclari.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 15:38:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Vücut Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Form]]></category>
		<category><![CDATA[form tutmak]]></category>
		<category><![CDATA[Formda kalmak]]></category>
		<category><![CDATA[Sıkı karın]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3154</guid>
		<description><![CDATA[Bu listedeki her madde sizi forma sokacak vucudunuzu sıkılaştıracak ve formda  görünmenize yardımcı olacaktır . Aşagıdakileri uygulamanızı ve uymanızı önemle vurguluyoruz ve listedeki her madde sizi yağlarınızdan biraz daha uzaklaştıracak…Zayıflamak,ki,lo vermek kadar bu kiloyu sabit tutmak ve her daim fit görünmek için uygulamanız gereken bir kaç küçük tavsiye.
Sıkı Bir Karın İçin Nefesinizi Doğru Kullanın
Her zaman istediğiniz sıkı karın bölgesi için egzersiz sırasında nefesinizden yararlanabilirsiniz. Mekik çekerken, karnınız her kasıldığında ağzınızı büzerek (dolayısıyla diyafram kasınızı kullanarak) hızla nefes verin, böylece karın kaslarınız iyice sıkılaşır. Ayrıca bu şekilde yaptığınız harekete daha kolay ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu listedeki her madde sizi forma sokacak vucudunuzu sıkılaştıracak ve formda  görünmenize yardımcı olacaktır . Aşagıdakileri uygulamanızı ve uymanızı önemle vurguluyoruz ve listedeki her madde sizi yağlarınızdan biraz daha uzaklaştıracak…Zayıflamak,ki,lo vermek kadar bu kiloyu sabit tutmak ve her daim fit görünmek için uygulamanız gereken bir kaç küçük tavsiye.</p>
<p><strong>Sıkı Bir Karın İçin Nefesinizi Doğru Kullanın</strong></p>
<p>Her zaman istediğiniz sıkı karın bölgesi için egzersiz sırasında nefesinizden yararlanabilirsiniz. Mekik çekerken, karnınız her kasıldığında ağzınızı büzerek (dolayısıyla diyafram kasınızı kullanarak) hızla nefes verin, böylece karın kaslarınız iyice sıkılaşır. Ayrıca bu şekilde yaptığınız harekete daha kolay odaklanırsınız.</p>
<p><strong>Saati Kurun ve Unutun</strong></p>
<p>Eğer spor yaparken her dakika saate bakarsanız 20 dakikalık bir süre bile size uzun bir maraton gibi gelebilir. Bunun yerine alarm kurmayı deneyin. Uzmanlar egzersiz süresi için bir çalar saati kurmayı ve alarmı duyana kadar enerjik ve aktif kalmaya özen göstermeyi öneriyorlar. Saate bakmadığınız sürece, yaptığınız egzersize çok daha iyi konsantre olabilirsiniz. Böylece vücudunuzu ve yaptığınız hareketlerin hangi kaslarınızı çalıştırdığını daha iyi hissetmeniz mümkün olabilir. Ayrıca bu sayede spora ayırdığınız sürenin bitmeye yaklaştığını bilmediğiniz için son ana kadar en verimli şekilde çalışmaya devam edebilirsiniz.</p>
<p><strong>Temelden Başlayın</strong></p>
<p>Egzersiz yaparken her zaman vücudunuzun en altından çalışmaya başlayın. Bacaklarınız vücudunuzdaki en büyük kas grubudur. Dolayısıyla spor yaparken en fazla enerjiye onlar gereksinim duyarlar. Vücudunuzun üst bölgesine sıra geldiğinde, ufak bir geçiş için bel hareketleri yapın, mesela; bacaklarınızı sabit tutarak üst bedeninizle bir soldan, bir sağdan arkaya bakmaya çalışın.</p>
<p><strong>Formda Bir Spor</strong></p>
<p>Küçük bir yarışma yapmanız, birlikte çalıştığınız arkadaşınızla aranızdaki rekabet duygusunu artırarak, daha fazla çalışmanızı sağlayabilir. Hatta eğer onun vücudu sizinkine göre biraz daha formdaysa daha çok çalışmak için motive olabilirsiniz. Zaten amacınız da bu değil miydi?</p>
<p><strong>Taraf Değiştirin</strong></p>
<p>Birçok insanın vücudunda bir taraf -sağ ya da sol- diğerine göre daha tembel ve bu yüzden daha güçsüzdür. Bunun çözümü ise, zayıf tarafınızın üstüne gitmek, daha fazla ağırlık kaldırmak ya da o kasları daha fazla çalıştırmaktır.</p>
<p><strong>Hayal Kurun</strong></p>
<p>İlk haftalar kilo vermeye çalışmak duruma adapte olana kadar sizi biraz zorlayabilir. Bu nedenle hedefinize daha rahat konsantre olmak ve çalışmalarınızı daha iyi yapabilmek için hayalinizdeki vücuda  sahip  bir  ünlünün fotoğrafını buzdolabınıza yapıştırın.</p>
<p><strong>Hızlı Koşun</strong></p>
<p>Araştırmalar, yavaş ve uzun koşmaktansa, hızlı ve kısa adımlarla koşmanın çok daha fazla kalori yaktırdığını gösteriyor. Ayrıca bu teknik, canınızın sıkılmasını da engelliyor. Bunun için 10 dakika boyunca çok yüksek hızda koşu yapıp, 5 dakika egzersiz yapın. Daha sonra 15 dakika tekrar hızlı koşuya başlayın ve 10 dakika tekrar egzersiz yapın. Bu sistemi yarım saat boyunca tekrarlayarak çok daha fazla kalori yakabilirsiniz. Koşu yerine başka bir spor yapıyor olsanız da farketmez. Her sporda aynı mantığı kullanabilirsiniz. Yorgun kaslar enerjinizi azaltacaktır, o yüzden spor yapmadan önce esneme egzersizleri yaparak kaslarınızı yumuşatmaksınız.</p>
<p>Spor sırasında genel olarak yapılan hareketler doğrudan karın kaslarına etki etmez. Sıkı kaslara sahip olmak için mekik çekme, bisiklet gibi karın kaslarına yönelik egzersizleri arka arkaya yapmak çok daha etkilidir. Haftalık egzersiz planınızın bir gününü bu çalışmalara ayırabilirsiniz. Böylece karın bölgesi daha çok çalışmış olacak ve kısa sürede sertleşecek.</p>
<p><strong>Saymayı Bırakın</strong></p>
<p>Eğer kendinizi 15 mekik çekmeye programladıysamz, bu sefer saymamayı deneyin, çünkü belki de daha fazlasını yapabiliyorken 15 tanede bırakıyor olabilirsiniz. Bu yüzden devam edemeyecek noktaya gelene kadar çalışmanızı öneriyoruz.</p>
<p><strong>Setlerinizi Karıştırın</strong></p>
<p>Çalışırken bir hafta dört ya da altı kiloluk ağırlıkla 15-20 tekrar yapıyorsanız, diğer hafta sayıları yer değiştirerek, sekiz-on kilogramlık ağırlıkla dört veya altı tekrar yapabilirsiniz.</p>
<p><strong>Dik Durun</strong></p>
<p>Koşarken ya da yürüyüş bandında spor yaparken dimdik durmaya çalışın. Böylece karın ve sırt kaslarınız daha dik ve sert olacaktır.</p>
<p><strong>Şükredin</strong></p>
<p>Eğer bir gün spor yapmaktansa, koltukta uzanmak size daha cazip gelirse, spor yapabiliyor olduğunuz için ne kadar şanslı olduğunuzu düşünüp şükredin. Bu motivasyon sayesinde birkaç dakika içinde ayağa kalkmış ve spor ayakkabılarınızı giyiyor olacaksınız!<br />
<strong>Sahip Olduğunuz Güzelliklere Odaklanın</strong></p>
<p>Hepimizin vücudunda öne çıkan güzel bir bölge vardır. Mesela çok şekilli bacaklarınız ya da düzgün kol kaslarınız olabilir. Bu güzelliklerinizi fark edin ve kendi kendinizi “Çok uzun bacaklarım var ve bu yüzden kendimi seviyorum!” diyerek motive edin. Böylece spor yaparken çok daha pozitif duygular içinde olacaksınız.</p>
<p><strong>Yapılacaklar Listesi Hazırlayın</strong></p>
<p>Hangi egzersizleri yapacağınızı planlar ve bir liste oluşturursanız skinny jean’inize girmeniz o derece kolaylaşacaktır. Böylece her zaman belli bir programa göre çalışırsınız ve “Bundan sonra ne yapsam” diye düşünerek zaman kaybetmezsiniz. Kendinize basit ya da daha komplike yapılacaklar listesi hazırlayabilirsiniz. Böylece spora tamamıyla odaklanabilirsiniz ve en önemlisi bir hedefiniz olması sizi düzenli çalışmaya teşvik edebilir.</p>
<p><strong>Tekdüzelikten Vazgeçin</strong></p>
<p>Vücudunuz sürekli yaptığınız egzersizlere bir yerden sonra alışır ve artık yağ yakmamaya başlar. Çözüm ayda bk egzersiz programınızı farklılaştırmak olacak. Ancak bu süre boyunca egzersizin süresi ya da hızını değiştirmek de vücudunuzu kandırmak için iyi bir yol. Mesela birinci gün yürüyüş yaparken, belirli bir zaman içinde ne kadar uzağa gidebildiğinizi test edin. Daha sonraki üç hafta boyunca eğimi, hızınızı ve parkurunuzun uzunluğunu değiştirin. Bu bir ayın sonunda kendinizi tekrar test edin. Ne kadar geliştiğinizi görmek motivasyonunuzu artıracaktır.</p>
<p><strong>Soğuk Bir İçecek Alın</strong></p>
<p><strong>Soğuk su, egzersizin verimini artırır.</strong></p>
<p><strong> Hazırlayan: Nisan<br />
</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/form-tutmak-icin-ipuclari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kışın Evde Yapabileceğiniz Sporlar</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/kisin-evde-yapabileceginiz-sporlar.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/kisin-evde-yapabileceginiz-sporlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 15:31:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Barfix]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[Kış ev sporu]]></category>
		<category><![CDATA[Kış sporu]]></category>
		<category><![CDATA[Mekik]]></category>
		<category><![CDATA[Şıvan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3152</guid>
		<description><![CDATA[Yazın o güzel günlerinde sahilde sabah saatlerinde ortalama bir ritm ile kosmak herzaman insanların hayalidir ve boyle fırsatı olanlar kesinlikle bu koşuyu gerceklestirir.Herkes ister deniz kenarında koşmayı ama ya kış ayı geldip de havalar soguyup yagışlar arttıgında ne yapmalıyız yaz aylarında oldugu gibi sahilde kosamıyoruz kışın da daha cok kapalı mekanlarda bunları gerceklestiriyoruz . Sağlığınız için özellikle evde ve salonda uygulayabileceğiniz egzersizlere dikkat edilmesi gerekiyor.İşte size kışın soğuk günlerinde evinizde form tutmanızı sağlayacak hareketler.
Kışın ev sporları 
Günümüzün modern çağ insanı sporu boş vakitlerini daha eğlenceli kılmak, motivasyon sağlamak, vücut geliştirmek, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yazın o güzel günlerinde sahilde sabah saatlerinde ortalama bir ritm ile kosmak herzaman insanların hayalidir ve boyle fırsatı olanlar kesinlikle bu koşuyu gerceklestirir.Herkes ister deniz kenarında koşmayı ama ya kış ayı geldip de havalar soguyup yagışlar arttıgında ne yapmalıyız yaz aylarında oldugu gibi sahilde kosamıyoruz kışın da daha cok kapalı mekanlarda bunları gerceklestiriyoruz . Sağlığınız için özellikle evde ve salonda uygulayabileceğiniz egzersizlere dikkat edilmesi gerekiyor.İşte size kışın soğuk günlerinde evinizde form tutmanızı sağlayacak hareketler.</p>
<p><strong>Kışın ev sporları </strong></p>
<p>Günümüzün modern çağ insanı sporu boş vakitlerini daha eğlenceli kılmak, motivasyon sağlamak, vücut geliştirmek, fitness, kardiyo egzersizleri, kilo vermek gibi nedenlerle yapmaktadır. Spor evde, salonda, açık havada yapılabilir. Açık hava ve kapalı salonlar olmak üzere ayrıldığı gibi yaz ve kış sporları olarak da ayrılabilir. Kış sporları açık havada yapılabileceği gibi hava şartları nedeniyle salonda ya da evde yapılmaktadır. Evde yapılabilecek sporlar kilo almamak, hacim kazanmak, sıkılaşmak, vücut geliştirmek, kardiyo egzersizleri olarak yapılabilir. Herhangi bir alet kullanmadan evde 3 temel hareket yapılabilir.</p>
<p><strong>Bunlar barfiks, şınav ve mekik hareketleridir.</strong></p>
<p>Barfiks: Kanat, sırt, pazu<br />
Şınav: Göğüs, arka kol<br />
Mekik: Mide yan karın kası ve bacak kaslarını geliştirir.</p>
<p><strong>Evde aletli sporlar da yapılabilir</strong></p>
<p>Aletli olarak evde ağırlık sehpaları, el yayları, pilates topu, sabit bisiklet, koşu bandı kullanılabilir. İp atlama, bisiklet binme, koşu bandı, kardiyo ve aerobik egzersizlere yönelik çalışmalar da kullanılabilir. Bu tip hareketlere ilave olarak spinnig, dans, oryantal, pilates vb. yapılabilir.</p>
<p><strong>Kalbe yönelik sporlar ritmi düzenliyor</strong></p>
<p>Kardiyo egzersizlerinde amaç kalp atım sayısını faydalı atım frekansına getirmek ve bu ulaşılan noktayı uzun süre korumaktır. Egzersiz düşük tempoda, uzun süre yapılmalıdır. Maksimum kalp atım sayısı %50 ile %85 arasındadır. Aerobik egzersizlerde ise kalbi ve akciğerler güçlendirilir ve stresi gideren egzersizler minimum 20-25 dk yapılarak yağ yakımı sağlanır. Egzersizler cinsiyete ve yaşa bağlı olarak süre ve miktar bakımından farklılıklar gösterebilir.</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/kisin-evde-yapabileceginiz-sporlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İslama Uygun Diyet</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/islama-uygun-diyet.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/islama-uygun-diyet.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 15:25:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[İslami diyet]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[zayiflama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3150</guid>
		<description><![CDATA[Kilolu,çağımızda artık küçük büyük neredeyse herkesin ortak sorunu. Bunun temelinde de sağlıksız beslenme, ölçüsüz yeme alışkanlıkları yatıyor. Kilosuna dikkat etmeyenler, çözümü diyetisyen önerilerinde, bitki kürlerinde, dost tavsiyelerinde arıyor. Peki, gerçekten çözüm nerede?
Özellikle Avrupa ve Amerika’da yaşayan insanlarda görülen obezite, kapitalizmin etkisi ile tüm dünyaya yayıldı. Her gün ve her saat televizyonlarda gördüğümüz reklâmlarla tetiklenen yeme arzusu, bilinçsiz beslenmeyi yaygınlaştırdı. Gece yarısı olduğu düşünülmeden maddi kaygılarla yayınlanan reklâmlar, yemek saati alışkanlıklarını ortadan kaldırdı. Bunun yanında, açılan yüzlerce restoranın, obezitenin yaygınlaşmasında etkisi olduğu çok açık. Tabiî ki reklâmları ve restoranları tek suçlu ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kilolu,çağımızda artık küçük büyük neredeyse herkesin ortak sorunu. Bunun temelinde de sağlıksız beslenme, ölçüsüz yeme alışkanlıkları yatıyor. Kilosuna dikkat etmeyenler, çözümü diyetisyen önerilerinde, bitki kürlerinde, dost tavsiyelerinde arıyor. Peki, gerçekten çözüm nerede?</p>
<p>Özellikle Avrupa ve Amerika’da yaşayan insanlarda görülen obezite, kapitalizmin etkisi ile tüm dünyaya yayıldı. Her gün ve her saat televizyonlarda gördüğümüz reklâmlarla tetiklenen yeme arzusu, bilinçsiz beslenmeyi yaygınlaştırdı. Gece yarısı olduğu düşünülmeden maddi kaygılarla yayınlanan reklâmlar, yemek saati alışkanlıklarını ortadan kaldırdı. Bunun yanında, açılan yüzlerce restoranın, obezitenin yaygınlaşmasında etkisi olduğu çok açık. Tabiî ki reklâmları ve restoranları tek suçlu ilan edemeyiz. Televizyonda ızgara üzerinde pişirilen bir sucuk gördüğümüzde, saatin kaç olduğunu önemsemeden mutfağa koşan da biziz, sokakta yürürken kokusuna dayanamayıp, önümüze geleni alan da… İrademize hâkim olamadık ve sınır tanımaz bir şekilde yedik! Bu da kaçınılmaz sonu beraberinde getirdi. Hâlbuki Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (sav) sünnetlerine biraz olsun riayet edersek, kilo ve kilonun sebep olduğu sağlık problemleriyle uğraşmak zorunda kalmayız.</p>
<p>Peygamber Efendimiz birçok hadisi-i şerifte günde iki öğün ve az yemenin, doymadan sofradan kalkmanın, lokmaları ağza göre almanın ve iyice çiğnedikten sonra yutmanın önemine değiniyor. Günümüzde bu sünnetlere az riayet edildiğinden olsa gerek herkes soluğu ya diyetisyenlerde ya da çeşitli sağlık problemleri yüzünden doktorlarda alıyor.</p>
<p>Efendimiz döneminde doktora ihtiyaç duyan çok az kişi varmış. ‘Tıbbi Nebevi’de bununla ilgili olay şöyle nakledilir: Asr-ı Saâdette, hükümdarlardan biri Peygamber Efendimize hizmet için bir doktor göndermiş. Bu doktor, Efendimizin yanında uzun süre kalmış ve hastaları tedavi etmek için beklemiş. Fakat tedaviye çok az kişinin ihtiyacı olduğunu görünce geri dönmek için izin istemiş. Peygamber Efendimiz de az hastalanmanın sebebinin, ‘ashabın iyice acıkmadıkça yemek yememesi ve yemekten tam doymadan kalkması’ olduğunu söylemiş.</p>
<p>Şimdi bırakın az yemeyi günde 7-8 öğün yemek yediğimiz bile oluyor. Fakat bilimsel araştırmalar günde en fazla 3 öğün yenilmesini tavsiye ediyor. Diyetisyen Serkan Tutar, fazla sıklıkta yemek yemenin kilo alımına neden olacağını söylüyor. Yenilen her besinle kan şekerinin yükseldiğini ve insülin salgılandığını belirtiyor. İnsülinin sürekli salgılanması da besinlerin yağ olarak depolanmasına yol açıyor. Tutar, “Vücuttaki yağ kitlesinin artması obezite ile sonuçlanır. Bireyin obez kalması da kalp ve şeker hastası olma riskini artırır.” diyor.<br />
<strong><br />
Yemekleri iyice çiğnemek kilo almayı engelliyor</strong></p>
<p>“Lokmaları ağzınıza göre alınız ve iyice çiğnedikten sonra yutunuz.” hadisi bugünler için söylenmiş gibi. Koşuşturma ile geçen hayatımızda her şey için o kadar acele etmemiz gerekiyor ki; buna yemek yemek de dâhil. Acele ile fazla çiğnemeden yuttuğunuz yiyecekler kilo almanıza neden olabiliyor. Serkan Tutar, “Besinler ağızda ne kadar iyi çiğnenirse midedeki sindirim o kadar kolaylaşır. Çiğneme tam sağlanmadığında hazımsızlık, şişkinlik, gaz sancıları ve kabızlık meydana gelir. Sürekli az çiğneme ise ileriki safhalarda mide rahatsızlıklarına neden olabilir. Ayrıca çiğneme ile besinin içerisindeki vücudumuza yararlı öğelerini emilimi daha fazla gerçekleşir. Bunun yanında iyi çiğnemek çabuk doymayı sağlar.” diyor. Dolayısıyla besinleri iyi çiğneyerek kilo almayı da engelleyebilirsiniz.<br />
<strong><br />
Yemek arasında su içmek tokluk hissi veriyor</strong></p>
<p>Peygamber Efendimiz “İnsana belini doğrultacak birkaç lokma yeter. Bunu yapamıyorsa; karnının üçte birini yemeğe, üçte birini suya, üçte birini de teneffüs etmeye ayırsın.” buyurmuştur. Buna rağmen yemek arasında ya da sonrasında su içmek kilo aldırır gibi yanlış kanılar vardır. Fakat bilimsel araştırmalar yemek arasında su içmenin kilo aldırmayacağını; aksine doygunluk hissi vererek az yemeyi sağladığını ortaya koymuştur.</p>
<p><strong>Sıcak yemek mide kanserine neden oluyor</strong></p>
<p>Tüm bunların yanında Peygamber Efendimiz’in yemeklerin nasıl yenmesi gerektiği ile ilgili sözleri, sağlığımız açısından da ne kadar önemli olduğunu bize gösterir. “Yemekleri çok sıcak ve çok soğuk yemeyiniz.” hadisinin mide sağlığı açısından önemini belki hiç düşünmemişizdir. Serkan Tutar, yemeklerin ılık yenilmesinin mide sağlığı açısından en doğru tercih olduğunu belirtiyor. Tutar, “Yemeklerin çok sıcak olması mide kanserine sebep olabiliyor. Özellikle Japonya’da besinler çok sıcak tüketildiğinden mide kanseri oranı çok yüksektir.” diyor.<br />
<strong><br />
Oturarak su içmek hastalıklardan koruyor</strong></p>
<p>Ayakta su içmenin yanlışlığı da birçok hadiste karşımıza çıkar ve oturarak içilmesi tavsiye edilir. Bunun sağlık açısından önemi ise şöyle: Herhangi bir sıvıyı ayakta içtiğimizde doğrudan onikiparmak bağırsağına, oturarak içtiğimizde ise önce mideye daha sonra onikiparmak bağırsağına gider. Sıvıların önce mideye gitmesi daha sağlıklı; çünkü mide asidi sayesinde sıvının içinde bulunan mikroplar ölüyor. Böylelikle birçok hastalıktan korunmuş oluyoruz. Suyun üç yudumda içilmesi ile ilgili hadisin hikmeti de; suyun yavaş içildiğinde vücudun ihtiyaç duyduğu yer tarafından emilmesinden kaynaklanıyor. Hızlı içildiğinde ise vücutta gereken vazifesini yapamıyor.<br />
<strong><br />
İlahiyatçı Dr. Reşit Haylamaz: ‘26 kilo verdim’</strong></p>
<p>İlahiyatçı Reşit Haylamaz da konunun önemini şu şekilde açıklıyor: “Ben çok uzun zaman diyet yaptım. 8 yıl diyetisyene gittim ve 26 kilo verdim. Bunu tecrübe eden biri olarak o süreç zarfında gördüm ki işin temelinde Peygamber Efendimizin bir hadisi var. O, Ademoğlu’na midesinin yalnız üçte birini yemek ile doldurmasını söylüyor. Aslında sünnete uyunca insan zaten diyet yapmış oluyor. Demek ki biz sünnete uygun yaşamadığımızdan kilo almış oluyoruz. Hadisleri hayatımıza geçirebilsek kilo problemimiz kalmayacak.”</p>
<p>Hazırlayan:Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/islama-uygun-diyet.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İç Giyim İçin Beden Ölçüsü</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/ic-giyim-icin-beden-olcusu.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/ic-giyim-icin-beden-olcusu.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 10:23:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Beden ölçüsü]]></category>
		<category><![CDATA[gelinlik]]></category>
		<category><![CDATA[Günlük giysi]]></category>
		<category><![CDATA[iç giyim]]></category>
		<category><![CDATA[Tam bedden ölçüsü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3104</guid>
		<description><![CDATA[BEDEN ÖLÇÜNÜZÜ ÖĞRENİN

Nasıl gelinlik ya da günlük giysilerini alırken beden ölçünüz önemli ise iç çamaşırı  alırken daha da önemlidir. Hatta en çok iç giyime özen göstermeliyiz.Çünkü iç giyim dışarıya yansıyacak duruşunuzu belirler.  Bilinçsizce yapılacak alışverişler yüzünden iç çamaşırınızın her değişiminde farklı  bir görünüme sahip olabilirsiniz. Kısaca çamaşır alırken doğru beden ölçüsü çok  önemlidir. Evlenirken daha önemlidir.
Tam beden ölçünüzü bilmiyor ve öğrenmek istiyorsunuz. Seçkin iç giyim mağazalarının  bazılarında beden ölçümü yapılır. Yolunuzun düştüğü bir gün herhangi birini deneyin.  Mağazaya girin iç çamaşırlarından sütyen bölümüne geçip ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">BEDEN ÖLÇÜNÜZÜ ÖĞRENİN<br />
</span></p>
<p><span id="objectContent">Nasıl gelinlik ya da günlük giysilerini alırken beden ölçünüz önemli ise iç çamaşırı  alırken daha da önemlidir. Hatta en çok iç giyime özen göstermeliyiz.Çünkü iç giyim dışarıya yansıyacak duruşunuzu belirler.  Bilinçsizce yapılacak alışverişler yüzünden iç çamaşırınızın her değişiminde farklı  bir görünüme sahip olabilirsiniz. Kısaca çamaşır alırken doğru beden ölçüsü çok  önemlidir. Evlenirken daha önemlidir.</span></p>
<p>Tam beden ölçünüzü bilmiyor ve öğrenmek istiyorsunuz. Seçkin iç giyim mağazalarının  bazılarında beden ölçümü yapılır. Yolunuzun düştüğü bir gün herhangi birini deneyin.  Mağazaya girin iç çamaşırlarından sütyen bölümüne geçip iç beden ölçünüzü öğrenin.</p>
<p>Size başka bir alternatif de sunabiliriz. Normal iç beden ölçümünde İngiliz ölçü  birimi olan inç kullanılır. Ve 1inç 2.54cm ye tekabül eder. İnç birimli mezura  ile ölçüm yapılırken, önce bedeniniz göğüs altından çepeçevre ölçülür. İkinci  olarakta göğüs çevresi ölçülür. Bu rakam 34’ten küçük ve tek ise 5; çift ise 4  eklenerek kap ölçüsü belirlenir. Kap iç beden ölçüsüne verilen isimdir. Kap ölçüleri  harflerle sınıflandırılmıştır. AA – A – B – C – D – E – F   olarak. Her harf arasında  1 inç fark vardır. Bu formülle sizde beden ölçünüzü bulabilirsiniz. Ya da isterseniz  kendinizi bir iç giyim mağazasına yönlendirerek garantiye alabilirsiniz.</p>
<p><span> Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/ic-giyim-icin-beden-olcusu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gelinlerle İlgili Batıl İnançlar</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/gelinlerle-ilgili-batil-inanclar.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/gelinlerle-ilgili-batil-inanclar.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 10:16:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Batıl inançlar]]></category>
		<category><![CDATA[gelin]]></category>
		<category><![CDATA[gelin ayakkabısı]]></category>
		<category><![CDATA[Gelinler]]></category>
		<category><![CDATA[Gelinlik eteği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3102</guid>
		<description><![CDATA[Herkes gelinlerle ilgili batıl inançlardan bir iki tanesini mutlaka duymuştur. İşte gelinlerle ilgili batıl inançların hepsi:
*Gelin ayakkabılarının altına ya da gelinliğin eteğine ismini yazmak&#8230;
*Kına gecesinde çıkarılan duvağı, kısmeti kapalı olduğuna inanılan kızın başına  takmak&#8230;
*Pazartesi günü, oğlan evinin kızlarının, kız evinde genç gelinin saçından &#8220;darısı  başıma&#8221; diyerek bir tutam saç kesmek&#8230;
*Gelin evden giderken, arkada kalan evlenmemiş kızlar süpürsün diye süpürge bırakmak&#8230;
*Kız evinde, oğlan tarafından gelen nişan sepetini ya da tepsisini, evlenmemiş  bir kızın başının üstünde açarak, onun da kısmetinin açılmasını sağlamak&#8230;
*Düğün gecesi gelinle birlikte yatmak&#8230;
*Gelin duvağından gelin teli ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Herkes gelinlerle ilgili batıl inançlardan bir iki tanesini mutlaka duymuştur. İşte gelinlerle ilgili batıl inançların hepsi:</p>
<p><span id="objectContent">*Gelin ayakkabılarının altına ya da gelinliğin eteğine ismini yazmak&#8230;<br />
*Kına gecesinde çıkarılan duvağı, kısmeti kapalı olduğuna inanılan kızın başına  takmak&#8230;<br />
*Pazartesi günü, oğlan evinin kızlarının, kız evinde genç gelinin saçından &#8220;darısı  başıma&#8221; diyerek bir tutam saç kesmek&#8230;<br />
*Gelin evden giderken, arkada kalan evlenmemiş kızlar süpürsün diye süpürge bırakmak&#8230;<br />
*Kız evinde, oğlan tarafından gelen nişan sepetini ya da tepsisini, evlenmemiş  bir kızın başının üstünde açarak, onun da kısmetinin açılmasını sağlamak&#8230;<br />
*Düğün gecesi gelinle birlikte yatmak&#8230;<br />
*Gelin duvağından gelin teli koparmak&#8230;<br />
*Gerdek gecesi geline ikram edilen baklavadan gelin, bir diş ısırır, kalanı ise  evlenmemiş kızların kısmeti açılsın diye onlara yedirilir&#8230;<br />
*Gelin attan inmeden verilen bir bardak suya serçe parmağını sokar, sonra bardaktaki  suyu hayırlı bir kısmet bulmaları için bekar erkekler birer yudum olarak içerler&#8230;<br />
*Gelin oturacağı eve geldiğinde, sağ koltuk altına Kur-an, sol koltuk altına  ise ekmek konur. Sonra bunlar alınır ve ekmekten birer lokma koparılarak &#8220;darısı  sizin başınıza&#8221; diyerek kızlara dağıtılır, kızlar da sözde utanarak, sıkılarak  ekmek parçalarını yerler&#8230;<br />
Söz kesmeye gidildiğinde, sözü kesilecek olan kız misafirlerin bulunduğu odaya  ayaklarını sürüyerek girerse, o semtin kızlarının kocaya erken gideceğine inanılır&#8230; </span></p>
<p><span id="objectContent">*Gelin gerdek gecesinin ertesi gününden bir hafta sonrasına kadar, kendini görmeye  gelen evlenmemiş kızların burunlarını sıkar, bu, onlara da evliliğin bulaşması  anlamı taşır.</p>
<p>*Geline kına yakıldıktan sonra, kalan kına evlenmemiş kızlara yakılır. Ayak kınasından  alınarak kızların başına sürülür ve &#8220;bahtları açılsın&#8221; denir&#8230;</p>
<p>*Kına gecesi evlenmemiş olanlar, içilen kına şerbeti bardağının içine bir miktar  para bırakırlar, parayı bırakanın talihinin açılacağına, bırakmayanın da felakete  uğrayacağına inanılır&#8230;<br />
Düğünde kısmeti kapalı olan kız, masadan bir kaşık çalarak bunu kızın oturduğu  evin damına atar. Şayet kızın annesi ya da babası kaşığı görüp başka bir yere  atarlarsa, o kızın kısmeti kapalı kalır. Yok eğer, &#8220;bu kaşığı kim atmış, sahibi  kim?&#8221; diyerek sahibini ararlarsa, kızın kısmeti açılır. Kaşığı kimse görmese bile  kızın kısmeti açılır&#8230;<br />
Nişan yüzüklerindeki kurdeladan bir parça alan kızın kısmetinin açılacağına inanılır&#8230;</p>
<p>Düğünde gelinin ve damat ın başı üstüne atılan paradan almak da, uğur sayılır&#8230;</p>
<p>Gerdek öncesi gelin ve damattan kalan yemeği yiyen kızların kısmeti açılır diye  bilinir&#8230;</p>
<p>Gerdek gecesinin ertesi günü gelinin yanına kısmeti kapalı iki kız oturtulur.  Bu suretle onların da kısmetlerinin açılacağı kabul edilir&#8230;</p>
<p>Kısmeti kapalı kızlara gelin, erkeklere de damat hamamda başlarından aşağı su  dökerek, kısmetlerinin açılmasını sağlarlar&#8230;</p>
<p>Nişan duası sırasında duayı yapan önüne konan şekerleri okur, bu şekerlerden  üç tane yiyen bekarların kısmeti açılır&#8230;</p>
<p>İmam nikahından sonra, erkek tarafından gelen şekerler yenir, kısmeti kapalı  olanların bu şekerlerden yedikten sonra kısmetlerinin açılacağına inanılır&#8230;</p>
<p>Gelin, damat evine geldikten sonra üzerine halka ekmekler takılmış bir oklavayı,  kaynanayla birlikte tutarak oynar. Sonra bu ekmekler oradaki bekarlara dağıtılır  ve yiyenlerin kısmetlerinin açılacağına inanılır&#8230; </span></p>
<p><span> Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/gelinlerle-ilgili-batil-inanclar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evlenilmeyecek Erkekler</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/evlenilmeyecek-erkekler.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/evlenilmeyecek-erkekler.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 10:12:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Evlenilecek erkek]]></category>
		<category><![CDATA[Evlenilecek erkek tipi]]></category>
		<category><![CDATA[Evlenilmeyecek erkek]]></category>
		<category><![CDATA[Evlenilmeyecek erkek tipi]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3100</guid>
		<description><![CDATA[Bazı erkekler evlilik düşünüldüğünde gerçekten katlanılmazdır.İşte bu erkek tipi:
* Evliliği kabus gibi gördüğünü sürekli yenileyen biriyse.
* Eğitimi ortaokul düzeyinde kalmışsa.
* Eğitimsiz ve bir de sürekli olacağı düşünülen bir işi yoksa.
* Bazı geceler iş toplantılarına gidiyor ve bu toplantılar uzuyorsa.
* Serseri ruhlu ve sürekli romantik takılıyorsa.
* Geceleri ünlü gece kulüplerine nereden bulduğu belli olmayan paralarla gidiyorsa.
* Her gördüğü güzel kadına bakmaktan kendini alamıyorsa.
* Babasının ne kadar zengin olduğunu anlatıyorsa.
Hangi erkekle evlenilir?
* Öncelikle tabiiki seni seven erkekle evlen
* Türkiye’de ya da yurt dışında iyi bir diploması olması (şart değil) tercih  nedeni.
* ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bazı erkekler evlilik düşünüldüğünde gerçekten katlanılmazdır.İşte bu erkek tipi:</p>
<p><span id="objectContent">* Evliliği kabus gibi gördüğünü sürekli yenileyen biriyse.<br />
* Eğitimi ortaokul düzeyinde kalmışsa.<br />
* Eğitimsiz ve bir de sürekli olacağı düşünülen bir işi yoksa.<br />
* Bazı geceler iş toplantılarına gidiyor ve bu toplantılar uzuyorsa.<br />
* Serseri ruhlu ve sürekli romantik takılıyorsa.<br />
* Geceleri ünlü gece kulüplerine nereden bulduğu belli olmayan paralarla gidiyorsa.<br />
* Her gördüğü güzel kadına bakmaktan kendini alamıyorsa.<br />
* Babasının ne kadar zengin olduğunu anlatıyorsa.</p>
<p>Hangi erkekle evlenilir?</p>
<p>* Öncelikle tabiiki seni seven erkekle evlen<br />
* Türkiye’de ya da yurt dışında iyi bir diploması olması (şart değil) tercih  nedeni.<br />
* Aile geçmişi iyi olacak.<br />
* Kumarı ve içkisi olmayacak.<br />
* Bir evi ve arabası mutlaka olacak.<br />
* Güvenilir olacak. Aldatmayacağına dair izlenimler edinilecek.<br />
* Çalıştığı bir işi ya da kendi işyeri olması tercih sebebidir.<br />
* İleride iyi bir baba olacağı düşünülecek.<br />
* İyi bir aşık olacak.</span></p>
<p><span> Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/evlenilmeyecek-erkekler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Düğün Hatıraları</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/dugun-hatiralari.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/dugun-hatiralari.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 10:08:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Albüm]]></category>
		<category><![CDATA[düğün]]></category>
		<category><![CDATA[Düğün fotoğrafları]]></category>
		<category><![CDATA[Düğün hatıraları]]></category>
		<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3098</guid>
		<description><![CDATA[Zaman geçer bizler yaşlanırız,her şey değişir,ama değiştirmek istemediklerimizi, hep hatırlamak  istediklerimizi fotoğraf sayesinde ölümsüzleştiririz. En özel anlarımızı hep  bir karede sabitleriz. Düğünler de ölümsüzlüğü en çok hak eden anlardır.
Düğün fotoğraflarınızın oluştuğu bir albüme bakmak ömür boyu o güzel günü hatırlamak  demektir. Sizin, ailenizin, dostlarınızın bulunduğu kareler hep o günleri ve o  gün yanınızda olanlarla mutluluğunuzu paylaşmanın saadetini tekrar yaşamanız demektir.  Çektirdiğiniz her kare aşkınızın belgesi olacaktır.
Ya düğün videolarınız? Düğününüzde çektirdiğiniz videolar ise mutluluğunuzu nerdeyse  canlı yaşamanıza neden olacaktır. Videoyla düğününüzün kontrolü sizin elinizde  ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Zaman geçer bizler yaşlanırız,her şey değişir,ama değiştirmek istemediklerimizi, hep hatırlamak  istediklerimizi fotoğraf sayesinde ölümsüzleştiririz. En özel anlarımızı hep  bir karede sabitleriz. Düğünler de ölümsüzlüğü en çok hak eden anlardır.<br />
Düğün fotoğraflarınızın oluştuğu bir albüme bakmak ömür boyu o güzel günü hatırlamak  demektir. Sizin, ailenizin, dostlarınızın bulunduğu kareler hep o günleri ve o  gün yanınızda olanlarla mutluluğunuzu paylaşmanın saadetini tekrar yaşamanız demektir.  Çektirdiğiniz her kare aşkınızın belgesi olacaktır.<br />
Ya düğün videolarınız? Düğününüzde çektirdiğiniz videolar ise mutluluğunuzu nerdeyse  canlı yaşamanıza neden olacaktır. Videoyla düğününüzün kontrolü sizin elinizde  olacaktır. İstediğiniz yeri tekrar tekrar izler, tekrar tekrar o heyecanı yaşarsınız.<br />
Profesyonel fotoğrafçılar ve videocular ile düğününüzü ölümsüzleştirin. Bol bol  fotoğraf çekilin. O özel anın sadece düğün gününde kalmasına izin vermeyin. </span></p>
<p><span> Hazırlayın : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/dugun-hatiralari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evlilik ve Aile İlişkileri</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/evlilik-ve-aile-iliskileri.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/evlilik-ve-aile-iliskileri.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 09:52:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Aile ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Evliliklte aile ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilikte ebedi mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilikte mutluluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3096</guid>
		<description><![CDATA[Evlendiniz ve mutlusunuz fakat bu mutluluğun daim olmasını istiyorsunuz.. Çünkü şimdi ki evliliklerin birçoğu başlar başlamaz bitiyor. Boşuna  korkuyorsunuz. Evlilikte mutlu olmak sizin elinizde.
Evliliğin ilk yılları bir hayli çetin geçer. Yeni bir dünyaya alışmak kolay değil.  zorlanabilirsiniz, ama bu canınızı sıkmasın. Her yeni evli çift aynı kaygıları  yaşar. Aile içi ilişkilerinizde mutluluğu biraz sabır, biraz tolerans ve biraz  da hayalleri kısmakla yaklayabilirsiniz. Nasıl mı? Şöyle ki, evlilikte aile bağları,  temelden sağlam atılmalıdır. Evlenmeye karar verdiğiniz an eşinizin ailesini kendi  aileniz kabul etmiş olursunuz. Bu ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Evlendiniz ve mutlusunuz fakat bu mutluluğun daim olmasını istiyorsunuz.. Çünkü şimdi ki evliliklerin birçoğu başlar başlamaz bitiyor. Boşuna  korkuyorsunuz. Evlilikte mutlu olmak sizin elinizde.<br />
Evliliğin ilk yılları bir hayli çetin geçer. Yeni bir dünyaya alışmak kolay değil.  zorlanabilirsiniz, ama bu canınızı sıkmasın. Her yeni evli çift aynı kaygıları  yaşar. Aile içi ilişkilerinizde mutluluğu biraz sabır, biraz tolerans ve biraz  da hayalleri kısmakla yaklayabilirsiniz. Nasıl mı? Şöyle ki, evlilikte aile bağları,  temelden sağlam atılmalıdır. Evlenmeye karar verdiğiniz an eşinizin ailesini kendi  aileniz kabul etmiş olursunuz. Bu ayrıntı bütün bir evliliğinize yansıyacak kadar  önemlidir. Unutmayın ki, aile içi anlaşmazlıkların en büyük sorunlarından biri  gelin kaynana kavgalarıdır. Ne büyük bir sorundur bu. Bunun nedeni olarak da uzmanlar  kaynanaların kocalarından görmedikleri sevgiyi oğullarından beklemeleri, kaynanam  bana yaptı bende hırsımı gelinden alırım diye düşünmeleri olduğunu açıklıyor.  Tabii sadece erkek anneleri değil evlilikleri bozan. Kız anneleri de evliliklerin  bozulmasında büyük etken olabiliyorlar. Gelinler annelerine evlilikte ki tüm ayrıntıları  anlatabiliyorlar. Aileler ne kadar evliliğin içindeyse evlilikteki sorunlarda  o kadar artıyor. Bu durumda, sizler ailelerinizi evliliğinizden uzak tutmalısınız.  Üçüncü kişilerin evliliğinizde söz hakkı olmadığını ailelerinize mümkün olduğunca  yumuşak bir dille anlatmalısınız.<br />
Tabii aileler arası ilişkilerinde aslında ne kadar önemli olduğu unutulmamalı.  Dünürlerin birbirleriye olan anlaşmazlıkları da evliliğinize yansır. Bu durumu  da düzeltmek yine sizin elinizde. Ne kadar da çok görev düşüyor değil mi size.  Zaten bu yüzden sabır göstermenizi ve hayallerinizi kısmanızı söyledik. Evliliğiniz  hayallerinizdeki gibi gitmeyebilir. Hemen pes etmeyin.<br />
Sadece kaynanalar değil bu kavgaların sorumlusu. Gelinler de aynı sorunlara neden  olabiliyor. Kocalarını annelerinden kıskanmaları, ailelerinde görmedikleri huzuru  burada da bulamayacaklarından korkmaları, eğer annelerine kaynanaları tatsızlıklar  yaşatmışsa kendi kaynanasının da aynısını kendisine yaşatacağından korkmaları�  bu tür olgularda evliliğin gidişatına gölge düşürebilir. Sizin yapmanız gereken  geçmişi evliliğinize yansıtmamanız.<br />
Evliliklerde eşlerden kaynaklanan sorunlar da olabilir. Evliliklerde en büyük  sorunu eşler arasındaki duygusal beklentilerin karşılanmaması oluşturuyor. Evliliğin  ilk 4 yılı çok önemlidir. 4 yıl boyunca evliliğe alışmaya çalışırsınız. Doğal  olarak iki ayrı alışkanlığın bir çatı altına girmesi kolay olmuyor. 25-30 yıl  bekar yaşadıktan sonra hayatınızı biriyle paylaşmak kolay değil. Üstelik evlilik  eşlerin birbirlerini gerçekten tanımaya başladıkları zamandır. Nişanlılık ve flört  döneminde çiftler karşısındaki insanın beklentilerine göre şekil alır ve öyle  davranır. Bu da ilişkiyi doğal olmaktan çıkarır. Fakat evlilik bu yapaylığı ortadan  kaldırıyor ve her iki tarafta doğal olmaya başlıyor. Sonuç olarakta benim evlendiğim  kişi bu değildi gibi bir tatminkarsızlık ortaya çıkıyor. Siz ve eşiniz iki farklı  insansınız. Tek bir kalıp haline gelemezsiniz. Bunu unutmamalı ve gerektirdiği  gibi davranmalısınız.eşinizin sizinle her konuda aynı düşünmesini bekleyemezsiniz.<br />
Eğer evliliğinizde yolunda gitmeyen bir şeyler varsa önce sorunlarınızı tek başınıza  halletmeye çalışmalısınız. Çözümleri en iyi siz bulabilirsiniz. Fakat evlilikteki  sorunlarınıza tek başınıza yetersiz kaldığınız takdirde bir evlilik danışmanına  başvurarak evliliğinizde ki sorunlara çözüm bulmaya çalışabilirsiniz. Aslında  her problemin bir çözümü olduğunu hatırlayarak, evliliğinizi hemen sonlandırmamalısınız.  Biraz çaba göstermelisiniz. Evliliklerin çoğu evlilikte gerçekten ciddi problemler  yaşandığı için değil, çiftlerin problemlere karşı direnç göstermemelerinden kaynaklanıyor. </span></p>
<p><span> Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/evlilik-ve-aile-iliskileri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gelinlik Saklamak</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/gelinlik-saklamak.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/gelinlik-saklamak.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 09:49:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Pratik Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Düğün sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[eski gelinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[gelinlik]]></category>
		<category><![CDATA[Gelinlik saklamak]]></category>
		<category><![CDATA[Kuru temizleme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3094</guid>
		<description><![CDATA[Gelinliliğinizi düğünden sonra da saklamak ,uzun yıllar aynı şekilde kalmasını sağlamak istersiniz.Hatta şimdiler de moda  olan bir şey eski gelinlikleri giymek istiyor gelinler. Belki sizin kızınız da  sizin gelinliğinizi giymek ister. O zaman gelinliğinizi güzelce saklamalısınız.
Düğün sonrası gelinliğinizi kuru temizlemede temizletin. Kumaş koruyucu spreyler  kullanarak, gelinliğinizin ömrünü uzatabilirsiniz. Gelinliğin ters yüzünü çevirerek  bir kılıfın içine koyun. Kılıfın kumaştan olmasına ve hava almasına dikkat edin.  Poşetten kılıflar gelinliğinizi saklamak için hiçte uygun malzemeler değildir. 
 Hazırlayan : Nisan

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Gelinliliğinizi düğünden sonra da saklamak ,uzun yıllar aynı şekilde kalmasını sağlamak istersiniz.Hatta şimdiler de moda  olan bir şey eski gelinlikleri giymek istiyor gelinler. Belki sizin kızınız da  sizin gelinliğinizi giymek ister. O zaman gelinliğinizi güzelce saklamalısınız.<br />
Düğün sonrası gelinliğinizi kuru temizlemede temizletin. Kumaş koruyucu spreyler  kullanarak, gelinliğinizin ömrünü uzatabilirsiniz. Gelinliğin ters yüzünü çevirerek  bir kılıfın içine koyun. Kılıfın kumaştan olmasına ve hava almasına dikkat edin.  Poşetten kılıflar gelinliğinizi saklamak için hiçte uygun malzemeler değildir. </span></p>
<p><span> Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/gelinlik-saklamak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gelinlik Hazırlamak İçin İdeal Zaman</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/gelinlik-hazirlamak-icin-ideal-zaman.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/gelinlik-hazirlamak-icin-ideal-zaman.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 09:44:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[düğün]]></category>
		<category><![CDATA[Düğün tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[gelin]]></category>
		<category><![CDATA[gelinlik]]></category>
		<category><![CDATA[Gelinlik hazırlığı]]></category>
		<category><![CDATA[gelinlik modeli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3092</guid>
		<description><![CDATA[Gelinlik modeli öyle hemencecik karar verilebilecek bir konu değildir.Düğün tarihinden mümkün olduğunca uzak bir zamanda araştırma yapmaya başlanmalıdır.
Zaten nişan hazırlıkları, düğün hazırlıkları, çok zamanınızı alacak. Gelinlik  seçimi de düğünde ki en özel ve önemli ayrıntı olduğuna göre aceleye gelmez. Ne  kadar boş vaktiniz olursa gelinlik araştırması için o kadar doğru kararlar alırsınız.
Gelinlik seçimine mümkün olduğunca erken başlayın dedik ama gelinlik siparişini  de düğüne mümkün olduğunca yakın bir tarihte verin. Böylece gelinliğiniz aklınızda  tam şeklini almış olur. Tabii ki öyle bir ay kala falan değil, düğüne 3 ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Gelinlik modeli öyle hemencecik karar verilebilecek bir konu değildir.Düğün tarihinden mümkün olduğunca uzak bir zamanda araştırma yapmaya başlanmalıdır.<br />
Zaten nişan hazırlıkları, düğün hazırlıkları, çok zamanınızı alacak. Gelinlik  seçimi de düğünde ki en özel ve önemli ayrıntı olduğuna göre aceleye gelmez. Ne  kadar boş vaktiniz olursa gelinlik araştırması için o kadar doğru kararlar alırsınız.</p>
<p>Gelinlik seçimine mümkün olduğunca erken başlayın dedik ama gelinlik siparişini  de düğüne mümkün olduğunca yakın bir tarihte verin. Böylece gelinliğiniz aklınızda  tam şeklini almış olur. Tabii ki öyle bir ay kala falan değil, düğüne 3 ay varken  verseniz gelinliğiniz rahatlıkla düğününüze yetişmiş olur. Düğününüz yaz ayına  denk gelmiyorsa tabii ki 3 ay yeterlidir. Unutmayın ki yaz ayları düğünlerin yoğunlaştığı,  bunun yanı sıra modacıların, moda evlerinin, gelinlik evlerinin, gelinlikçilerin  işlerinin yoğun olduğu aydır. Bu durumda gelinlik siparişinizi 4 ay önceden vermeniz  uygun olur.</p>
<p>Eğer gelinliğinizi bir gelinlik evinden, mağazadan hazır dikilmiş olarak alacaksanız  1,5 2 ay önceden siparişinizi vermelisiniz. Üzerinde yaptıracağınız değişikliklerden  sonra, gelinliğinizi teslim alabilirsiniz.<br />
Ama gelinlik tesliminin düğüne 2 hafta varken yapılmasını isteyin. Bazen gelinlikler  düğüne 1-2 gün varken teslim ediliyor. Gelinliğinizi aldığınızda beğenmediğiniz  özelliklerini değiştirmeniz için vaktiniz kalmıyor. </span></p>
<p><span id="objectContent"><br />
Hazırlayan : Nisan<br />
Gelinlik diktirirken provaları aksatmamalı, modacınızla her zaman iletişim halinde  olmalısınız. Düğün günü sizi giydirecek bir yardımcıyı da moda evinden istemeyi  unutmayın. Düğün gününe hazırlanırken kilonuzdaki bir değişiklik, ya da küçük  bir aksilik gelinliğinizi ve doğal olarak da düğününüzü olumsuz etkileyebilir.  Böyle olaylara ihtimal vermemek için tedbir emlak gerekir, değil mi? </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/gelinlik-hazirlamak-icin-ideal-zaman.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fikir Ayrılıklarının Sizi Ayırmasına İzin Vermeyin</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/fikir-ayriliklarinin-sizi-ayirmasina-izin-vermeyin.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/fikir-ayriliklarinin-sizi-ayirmasina-izin-vermeyin.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 09:15:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik öncesi anlaşmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Fikir ayrılıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Geçmiş]]></category>
		<category><![CDATA[Gelin sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[Maddi knular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3087</guid>
		<description><![CDATA[Düğün stresi gerçekten çok zor. Hesaplamalar, provalar, davetliler, planlar  derken sabrınız taşıyor ve
ilk patlayacağınız kişi de en yakınınızdaki müstakbel eşiniz oluyor. Unutmayın, bazı konularda  uzlaşmak için çaba harcamanız gerekir. Eşinizle düğün planları yaparken birden kendinizi içinden  çıkılmaz bir tartışma içinde bulursanız, kafanızı bir anlık boşaltıp ilişkiniz  için elinizden geleni yapmak istediğinizi kendinize hatırlatın. Hiçbir konu büyütmeye  değmez. Ama biz yine de, olası kavga ihtimallerini sizlere hatırlatalım;
1-Aile meseleleri
&#8220;Ailenin yolladığı davetli listesi neredeyse bizimkinin iki katı, üstelik parasını  biz ödüyoruz.&#8221;
Çiftleri en çok yoran konulardan biri maddi ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Düğün stresi gerçekten çok zor. Hesaplamalar, provalar, davetliler, planlar  derken sabrınız taşıyor ve<br />
ilk patlayacağınız kişi de en yakınınızdaki müstakbel eşiniz oluyor. Unutmayın, bazı konularda  uzlaşmak için çaba harcamanız gerekir. Eşinizle düğün planları yaparken birden kendinizi içinden  çıkılmaz bir tartışma içinde bulursanız, kafanızı bir anlık boşaltıp ilişkiniz  için elinizden geleni yapmak istediğinizi kendinize hatırlatın. Hiçbir konu büyütmeye  değmez. Ama biz yine de, olası kavga ihtimallerini sizlere hatırlatalım;</p>
<p>1-Aile meseleleri<br />
&#8220;Ailenin yolladığı davetli listesi neredeyse bizimkinin iki katı, üstelik parasını  biz ödüyoruz.&#8221;<br />
Çiftleri en çok yoran konulardan biri maddi anlaşmazlıklardır. Çiftlerin yanı  sıra ailelerin de düğün organizasyonunda payı büyüktür. Düğün her ne kadar ailelerin  de kendini gösterme platformu olsa da, düğün sizin düğününüz. Ailelerin isteklerini  bir yerde sınırlayın. Eşinizin ailesi çok kalabalık bir davetli listesi ile gelirse  paniğe kapılmayın. İki taraf da uzlaşmacı bir yol izlerse, tartışma ortadan kalkar. </span><span id="objectContent">2- Görev dağılımı<br />
&#8220;Düğün salonunda kullanılacak renkleri seçmek umrunda bile değil. Bu düğünü hiç  önemsemiyor&#8230;&#8221;<br />
Düğün bir iş bölümüdür. Bu nedenle, bu ağır yükün altına girmeden önce, hangi  taraf hangi konuları kolaylıkla halledebilirse, iş bölümü bu şekilde paylaştırılmalı.  Renk seçimi, dekor gibi konularda erkeklerin tercih yapmasını beklemek gereksiz.  Erkeklere sevdikleri işleri yaptırın. Siz, kendi tercihlerinizi belirleyin ama  bu süreç içinde eşinizi de konunun dışında tutmayın. Seçimlerinizi söyleyin, eşinizin  eklemek istediği detaylar varsa bunları da düğüne dahil edin.</p>
<p>3- Para<br />
&#8220;Bu gelinlik için bu kadar para harcamak yerine, balayımızda daha güzel bir yere  gitsek olmaz mı?&#8221;<br />
Bu konuda damada hak vermemek zor. Gelinlik hayatta tek bir gece giyilebilen,  gösterişli bir gelenek. Ama balayı; siz ve eşinizin birlikte çok güzel vakit geçirebileceği,  bulunmaz bir fırsat. Karşılıklı oturup bu konuyu derinlemesine konuşun, neye yatırım  yapmak istediğinizi iyi düşünün. Belki tercihleriniz düşündüğünüzden daha da yakındır.  Yine de ne olursa olsun, para meselelerini büyük bir sorun haline getirmekten  kaçının. Bu ilişkinizi ileride kötü etkileyebilir.</p>
<p>4- Din<br />
&#8220;Benim inançlarımı anlamak için çaba göstermiyor.&#8221;<br />
Bir insana, ondan neler beklediğinizi söylemedeğiniz sürece, istediklerinizi  almanız biraz zordur. Eşinizin sizin gelenek ve görenek konusundaki beklentileriniz  hakkında en ufak bir fikri bile olmayabilir. Türkiye�de din önemli bir kurumdur.  Din konusunda uzlaşmaya varmadan evlenmeyin. Sizin için önemli olan neyse, bunları  eşinize tek tek anlatın. Bu şekilde birbirinizi daha iyi tanıma şansı da yakalamış  olursunuz.</p>
<p>5- Zevkler<br />
&#8220;Ben beyaz çiçekler istiyorum, o pembe istiyor. Masada mumlar olsun diyorum ama  ona göre bu çok demodeymiş&#8230;&#8221;<br />
Hiçbirşeyle ilgilenmemesinden yakındığınız eşiniz, birkaç tercih ile ortaya çıktığında  bu durumla karşılaşabilirsiniz. Bu anda yapılacak en iyi şey; birlikte oturup  herkesin en çok istediği şeylerin bir listesini hazırlamak ve listedeki maddeleri  birlikte puanlamak. Böylece iki tarafın istekleri de yerine gelmiş olur. Örneğin  siz eşininizin seçtiği sarı rengi istemiyor, aynı şekilde eşiniz de sizin seçtiğiniz  pembe renge itiraz ediyorsa, oylamanızda bir üçüncü renk tercihi olsun, bu işleri  kolaylaştırır.</p>
<p>6- Düğünün yeri<br />
&#8220;Düğünümüzü neden senin ailenin olduğu şehirde yapıyoruz?&#8221;<br />
Eğer iki taraf da kendi istediği fikirden vazgeçmek istemiyorsa, geriye tek bir  çare kalıyor. İki aile, iki ayrı şehirde yaşıyor ve iki taraf da kendi yeri konusunda  ısrar ediyorsa, iki ayrı düğün partisi düzenlenebilir. Bu maddi açıdan sizi yorabilir  ama birçok tartışmayı da ortadan kaldırır. </span></p>
<p><span id="objectContent">7- Arkadaşlar<br />
&#8220;Sağdıç olarak o arkadaşını seçtiğine inanmıyorum. Yine fazla içecek ve düğünü  rezil edecek.&#8221;<br />
Artık iki tarafın da bir diğerine karşı hassas ve destekleyici olma zamanı geldi.  Sizin pek hoşlanmadığınız bir kişi, kocanız için çok değerli olabilir. Birlikte  birçok şey yaşamış, birçok anıyı paylaşmış insanlar birbirlerini her zaman korurlar.  Eğer sağdıç hakkında bir endişeniz varsa, düğünden önce yumuşak dille siz de kendisine  bunu anlatabilirisniz.</p>
<p>8- Gelin sendromu<br />
&#8220;Düğüne karar vermeden önce bambaşka bir insandın, birlikte sabahlara kadar eğlenirdik.  Şimdi tek yaptığın evlilik dergileri okuyup, detayları düşünmek.&#8221;<br />
Burada da damada hak vermek lazım. Evlilik ve onun getirdiği plan ve programlar,  hiçbir zaman ilişkinizin önüne geçmemeli. Harika bir düğün hazırlığı yaparken,  ilişkinizden olmanız da ihtimaller arasında. O yüzden siz siz olun, eşinizle iyi  vakit geçirmek için her fırsatı değerlendirin, omuzlarınızdaki stresi hafifletmeye  çalışın.</p>
<p>9- Evlilik öncesi anlaşmaları<br />
&#8220;Daha evlenmemişken, boşanma koşullarını hazırlamak niye?&#8221;<br />
Evlilik öncesi anlaşmaları, maddi konuların çok ötesinde, çiftleri en çok duygusal  açıdan zedeler. Güven, sevgi, adanmışlık gibi kavramları çiftlere yeniden sorgulatır.  Eğer taraflardan biri böyle bir anlaşma yapmak istiyorsa, bunu tüm ilişkinize  yansıtmayın. Birbirinden ayrı karakterler olduğunuzu unutmadan, olaylara onun  gözüyle bakmaya çalışın.</p>
<p>10- Geçmiş<br />
&#8220;Eski sevgilisini de düğüne çağırmak istiyor. Biliyorum çok iyi arkadaşlar, ama&#8230;&#8221;<br />
Evet, artık büyüme zamanı geldi. Bu savaşı çoktan kazandığınızı kabul edin çünkü  eşiniz evlenmek için sizi seçti. Kıskançlık yaparak kurduğunuz güzel ilişkiyi  bozmayın. Eşinizin arkadaşıyla siz de arkadaş olmaya çalışın, kim bilir belki  çok iyi anlaşırsınız&#8230;</p>
<p>Sonuç olarak; önemli olan herkesten önce sizin mutluluğunuz. Bunu tehlikeye atacak  tartışma ve gerginliklerden kaçının. Her ne kadar plan, organizasyon ve detaylar  içinde boğuluyormuş gibi hissetseniz de, düğünün eğlenceli birşey olması gerektiği  fikrini aklınızdan çıkarmayın. Düğün bir gün, evlilik bir ömür boyu sürer. Bir  günlük düğün stresinin yarattığı dargınlığı hayat boyu çözemeyebilirsiniz. Hiçbir  fikir veya tartışma, eşinizle olan ilişkinizden daha önemli değil&#8230; </span></p>
<p><span> Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/fikir-ayriliklarinin-sizi-ayirmasina-izin-vermeyin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Düğün Gelenekleri</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/dugun-gelenekleri.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/dugun-gelenekleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 09:09:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Damat]]></category>
		<category><![CDATA[düğün]]></category>
		<category><![CDATA[Düğün Gelenekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Düğün pastası]]></category>
		<category><![CDATA[gelin]]></category>
		<category><![CDATA[gelinlik]]></category>
		<category><![CDATA[Pasta]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3085</guid>
		<description><![CDATA[Düğünlerin kuralları, asırların izlerini taşıyor.Düğün de bilmeden yaptığımız onca şeyin aslında hiç de beklemediğimiz açıklamaları var.
Gelinler Neden Beyaz Giyer?
Beyaz, Romalılar zamanından beri kutlamaların rengi olarak kabul edilir. 20.yüzyılın  başında, bu renk masumiyetin ve temizliğin sembolü olmuştur. Günümüzdeyse beyaz  yine eğlence ve neşenin rengi. Ama artık evlenirken başka renkleri tercih edenlerde  var.
Hristiyan Düğünlerinde Nedimeler Neden Bir Örnek Giyinir?
Bu, Romalılardan kalma bir gelenek. Bir takım kötü ruhların, gelinle damadı lanetleyeceğine  inanan Romalılar, bu lanetleri yanıltmak için düğüne şahitlik edecek kişilerden  bazılarının gelin ve damada benzer giyinmelerini istermiş. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Düğünlerin kuralları, asırların izlerini taşıyor.Düğün de bilmeden yaptığımız onca şeyin aslında hiç de beklemediğimiz açıklamaları var.</p>
<p>Gelinler Neden Beyaz Giyer?<br />
Beyaz, Romalılar zamanından beri kutlamaların rengi olarak kabul edilir. 20.yüzyılın  başında, bu renk masumiyetin ve temizliğin sembolü olmuştur. Günümüzdeyse beyaz  yine eğlence ve neşenin rengi. Ama artık evlenirken başka renkleri tercih edenlerde  var.</p>
<p>Hristiyan Düğünlerinde Nedimeler Neden Bir Örnek Giyinir?<br />
Bu, Romalılardan kalma bir gelenek. Bir takım kötü ruhların, gelinle damadı lanetleyeceğine  inanan Romalılar, bu lanetleri yanıltmak için düğüne şahitlik edecek kişilerden  bazılarının gelin ve damada benzer giyinmelerini istermiş. Aynı geleneğe daha  sonra kilise düğünlerinde de devam edilmiş.</p>
<p>Neden Damat Gelini Öper?<br />
Gelini öpmek eskiden evlilik anlaşmasının mühürü olarak kabul edilirmiş. Aynı  zamanda gelinin ruhundan bir parçanın damada, damadın ruhundan bir parçanın da  geline geçtiğine inanıldığı için bu gelenek günümüze kadar gelmiş.</p>
<p>Düğün Pastası Nasıl Ortaya Çıkmıştır?<br />
Pasta verimliliğin ve iyi şansın sembolü olarak ortaya çıkmıştır. Eski dönemlerde  düğün törenlerinin sonunda gelinin başında bir ekmek kırılmış. Buğdayın, kadın  doğurganlığının temsili olduğu kabul edilirmiş. Davetliler de, şans getirmesi  için ekmek kırıntılarından alırlarmış. Orta Çağ’da, damat ve gelin küçük ekmeklerden  oluşan hale içinde öpüşürlermiş. 17. yüzyılda bir Fransız aşçı, bu ekmeğe daha  farklı, daha güzel bir şekil vermeye karar vermiş ve ilk düğün pastasını ortaya  çıkarmış.</p>
<p>Düğün Sonunda Neden Çiftin Üzerine Pirinç Atılır?<br />
Hemen bütün kültürlerde, bu bolluğun sembolü olarak kabul edilir. Bazı ülkelerde  gelinler, ellerinde başak dallarında oluşan bir demet taşır, konuklar, şans getirmesi  için bunlardan alır.</p>
<p>Neden Düğün Sonunda Gelin Buketi Havaya Fırlatılır?<br />
Gelinin fırlattığı buketi yakayalan kişinin şanslı olduğuna ve kısa bir süre  içinde evleneceğine inanılır.</p>
<p>Neden Yüzük Sol Elin İkinci Parmağına Takılır?<br />
Çok eski çağlarda tıp ile ilgili araştırmalar yapan ilk bilim adamları, bu parmaktan  kalbe doğru, kesintisiz uzanan bir damar olduğuna inanırlarmış. Bu yüzden de evliliğin  sembolü olan yüzüğün bu parmakta taşınması o çağlardan günümüze uzanan bir gelenek  olmuş. </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/dugun-gelenekleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Düğünde Formaliteler</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/dugunde-formaliteler.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/dugunde-formaliteler.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 09:06:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Damat]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilikte formaliteler]]></category>
		<category><![CDATA[Formaliteler]]></category>
		<category><![CDATA[gelin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3083</guid>
		<description><![CDATA[
Evlilik formalitelerini gözünüzde büyütmeyin. İşler formaliteye kadar gelmişse zaten zorbölüm bitmiş demektir.Formaliteler evliliğe karar vermekten herzaman daha kolaydır.Gerisi sadece birkaç ufak ayrıntıdan ibaret. Yeterki zamanlamayı  doğru yapın.
Gün Almak İçin Nikah Dairesine Nasıl Başvuruluyor?
Evlilik işlemlerine başlamak için öncelikle oturduğunuz ilçe veya semtin nikah  memurluğuna başvurmalısınız. Evleneceğiniz kişiyle ayrı ayrı semtelerde oturuyorsanız,  birinizin semtindeki nikah memurluğuna başvurmanız yeterli olacaktır.
Başvuru için Neler Gerekli?
Çiftlerin mutlaka şahsen gidip başvuru yapması gerekiyor. Başvuru istenenler  ise; 7’şer adet vesikalık fotoğrafınız, fotoğraflı ve yeni nüfus cüzdanlarınız,  ayrıca nüfus cüzdanlarınızın birer adet de fotokopisi. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent"></p>
<div>Evlilik formalitelerini gözünüzde büyütmeyin. İşler formaliteye kadar gelmişse zaten zorbölüm bitmiş demektir.Formaliteler evliliğe karar vermekten herzaman daha kolaydır.Gerisi sadece birkaç ufak ayrıntıdan ibaret. Yeterki zamanlamayı  doğru yapın.</p>
<p>Gün Almak İçin Nikah Dairesine Nasıl Başvuruluyor?<br />
Evlilik işlemlerine başlamak için öncelikle oturduğunuz ilçe veya semtin nikah  memurluğuna başvurmalısınız. Evleneceğiniz kişiyle ayrı ayrı semtelerde oturuyorsanız,  birinizin semtindeki nikah memurluğuna başvurmanız yeterli olacaktır.</p>
<p>Başvuru için Neler Gerekli?<br />
Çiftlerin mutlaka şahsen gidip başvuru yapması gerekiyor. Başvuru istenenler  ise; 7’şer adet vesikalık fotoğrafınız, fotoğraflı ve yeni nüfus cüzdanlarınız,  ayrıca nüfus cüzdanlarınızın birer adet de fotokopisi. Bunun dışında müstakbel  eşinizin ikametgah belgesi de yanınızdayken nikah dairesinde size verilecek olan  evlendirme beyennamesini de doldurmanız gerekiyor. Eğer nikah dairesinde evlenecekseniz  o zaman evlendirme memuruna hangi gün ve saatte evlenmek istediğinizi bildirmelisiniz.  Bu tarih uygunsa hemen kayıtlarınız yapılıyor. Böylece nikah gününüzü belirlemiş  oluyorsunuz.</p>
<p>Nikah Memurluğuna Başvuru Tarihi<br />
Bahar ve yaz dönemlerinde nikahlarda genellikle bir artış görülür. Bu nedenle  de nikah dairelerinde yığılmalar olur. Önceden programladığınız bir tarihte evlenmek  istiyorsanız 15-20 gün önceden başvuruda bulunup gün almanızda fayda var.Unutmayın;  genellikle nikah dairelerinin en dolu olan günleri Cumartesi ve pazardır.</p>
<p>Nikah Memurunu Düğün Mekanına Nasıl Çağırabilirsiniz?<br />
Nikah dairesi dışında bir yerde evlenmek istiyorsanız, nikah memurunu o mekana  çağırabiliyorsunuz. Bunun için nikah dairesine başvurunuzu yaptığınız zaman, evlenmek  istediğiniz gün, saat ve yeri nikah memuruna bildirmeniz yeterli. Bu durumda ayrı  bir ücret ödemeniz ya da bir işlem yapmanız gerekmiyor.</p>
<p>Nikah Şahidini Nasıl Belirleyeceksiniz?<br />
Nikah şahitlerinin aile büyüklerinden ya da dostlarından olması bir gelenek gibidir.  Ancak son yıllarda gençler en yakın arkadaşlarını da rahatlıkla nikah şahidi olarak  seçebiliyorlar. Eğer şahidiniz yakın arkadaşlarınızdan birileri olacaksa bunu  onlara hemen söyleyin. Çünkü giyeceği kıyafeti seçmek için zaman ihtiyacı olabilir.</p>
<p>Sağlık Kontrolü Yaptırmak Zorunlu mu?<br />
Çiftlerin sağlık kontrolü yaptırmak gibi bir zorunluluğu yok. Eğer çiftlerden  biri (ya da her ikisi) diğeri için bu kontrolü şart koşuyorsa bunu başvuru sırasında  beyan ettiği taktirde, nüfus memurluğu o kişiyi ( ya da çiftleri) hükümet tabibliğine  yollamak zorunda kalıyor. Çiftlerin sağlık kontrolü yaptırması zorunlu olmasa  da kendilerinde varlığını bile bilmedikleri bazı hastalıkları öğrenmeleri ve bunları  birbirlerine ya da doğacak çocuklarına geçirmelerini önlemek bakımından çok faydalı  olacaktır.</p>
<p>Yıldırım Evlilikler Nasıl Gerçekleştirilir?<br />
Eğer uzun sürecek bir hazırlık dönemine ihtiyacınız yoksa, nikah memurluğuna  gerekli tüm evraklarınızla birlikte başvurabilirsiniz. İki de şahidinizin olması,  nikahınızın birkaç saat içinde kıyılması için yeterli. Tabii evlenmek için kanuni  bir engelinizin olmaması gerekiyor.</p></div>
<div>Hazırlayan : Nisan</div>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/dugunde-formaliteler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evlenirken Babanızı Unutmayın</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/evlenirken-babanizi-unutmayin.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/evlenirken-babanizi-unutmayin.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 08:58:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[babalar]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik kararı]]></category>
		<category><![CDATA[Gelin babası]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3079</guid>
		<description><![CDATA[Hayatınızı birleştireceğiniz erkekle ciddi bir karar almadan yıllar önce, sizi  koruyan, destek olan, mutlu olmanız için uğraşan bir erkek daha vardı hayatınızda:  Babanız. Babanız sizin bu yoğun döneminizde kendini dışlanmış hissedebilir.Babalar için küçük kızını evlendirmek pek kolay değildir.Bunun için babanızı özellikle bu dönemde ihmal etmeyin.
Evlilik kararınız, onunla aranızdaki bağların eskisi gibi olamayacağını veya  koptuğunuzu göstermiyor. Hatta evliliğiniz, babanızla olan ilişkilerinizi hiç  olmadığı kadar iyi olmasını bile sağlayabiliyor.
Düğün hazırlıklarının yoğunluğu içinde, mutlaka babanızla başbaşa kalacağınız  zamanlar ayarlayın. Ikinizin de hoşuna giden etkinliklere katılabilirsiiz. Örneğin;  küçükken ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Hayatınızı birleştireceğiniz erkekle ciddi bir karar almadan yıllar önce, sizi  koruyan, destek olan, mutlu olmanız için uğraşan bir erkek daha vardı hayatınızda:  Babanız. Babanız sizin bu yoğun döneminizde kendini dışlanmış hissedebilir.Babalar için küçük kızını evlendirmek pek kolay değildir.Bunun için babanızı özellikle bu dönemde ihmal etmeyin.</p>
<p>Evlilik kararınız, onunla aranızdaki bağların eskisi gibi olamayacağını veya  koptuğunuzu göstermiyor. Hatta evliliğiniz, babanızla olan ilişkilerinizi hiç  olmadığı kadar iyi olmasını bile sağlayabiliyor.</p>
<p>Düğün hazırlıklarının yoğunluğu içinde, mutlaka babanızla başbaşa kalacağınız  zamanlar ayarlayın. Ikinizin de hoşuna giden etkinliklere katılabilirsiiz. Örneğin;  küçükken sizi götürdüğü sinema, tiyatro, yemek gibi aktiviteler uygun olabilir.</p>
<p>· Babanızı işyerinden arayın: Birçok baba için, ev ortamı düşündüklerini söylemeye  uygun değildir. Yıllardır sert bir mizaç takındıkları eşlerinin yanında duygusallaşmaktan  kaçınabilirler. Bu yüzden onun gerçek fikirlerini almak için, iş yerini arayıp,  dilediğiniz kadar ve sıkılmadan konuşmasını sağlayabilirsiniz.<br />
· Onunla değişik ortamlarda başbaşa kalma fırsatları yaratın: Birlikte yiyeceğiniz  güzel bir yemek veya yapacağınız kısa bir yürüyüş, o zamana kadar sevgisini size  fazla göstermemiş bir babanın bile duygularını ifade etmesini kolaylaştırır.</p>
<p>Damat adayını babanızla tanıştırmanız üçünüz arasında bir bağ kurulmasını sağlayacaktır.  Eğer iki erkeğin örneğin maça gitmek gibi ortak bir hobileri varsa, bunu beraber  yapmaları için onları teşvik edebilirsiniz. Böylece birbirlerini daha yakından  tanıyıp, ön yargılardan da kurtulabilirler.</p>
<p>Bunun yanı sıra sadece ailevi ortamlarda biraraya gelmek yerine anneniz, babanız  ve müstakbel eşinizle birlikte birtakım sosyal aktiviteler deneyebilirsiniz. Birlikte  yemeğe gitmek, onların arasında soğuk havayı azaltabilir.</p>
<p>Düğün hazırlıkları sırasında büyük bir koşuşturma içinde olacaksınız. Zaten sizi  kaybettiği için üzülen babanız, kendisini daha da yalnız hissetmeye başlayabilir.  Bunu değiştirmek için ondan da size yardımcı olmasını isteyebilirsiniz.</p>
<p>· İlk önce ona ne tür bir iş üstlenebileceğini sorun. Örneğin sizin anlamadığınız  bir takım teknik konuları üstlenebilir.<br />
· Ona yeni akrabalarınıza alışmak için neler yapmanız gerektiğini, elbiseniz  konusundaki fikirlerini de sorabilirsiniz. Değişik konularda önerisini almanız  onu memnun edecek, size yardımcı olduğunu bilmek mutluluk verecektir.<br />
· Daha önce böyle bir diyaloğunuz yoksa bile iletişiminizi koparmayın. Ona neler  hisettiğini sorun ve sorunları için iyi bir dinleyici olmaya çalışın. </span></p>
<p><span> Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/evlenirken-babanizi-unutmayin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Büyük Kalçaların Faydası</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/buyuk-kalcalarin-faydasi.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/buyuk-kalcalarin-faydasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 14:52:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük kalça]]></category>
		<category><![CDATA[Deney]]></category>
		<category><![CDATA[Deri altı yağları]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalık riski]]></category>
		<category><![CDATA[kalça]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[Şeker hastalığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3145</guid>
		<description><![CDATA[Harvard’lı bilim adamlarının araştırmasına göre, kalça bölgesinde toplanan yağlar diğer organlardaki yağlardan farklılık içeriyor. Bu yağlarda bulunan hormonlar metobolizmayı güçlendiriyor ve kan şekerini düşürüyor.
Büyük kalçalar kimi kadın için kabustur fakat o kadar da dert etmeyin.Büyük kalçanın faydalarını okuduğunuz da şaşıracaksınız.
Kadınların kalça bölgelerinde toplanan deri altı yağları, tip 2 şeker hastalığının gelişme riskinin azaltılmasına yardımcı oluyor.Harvard Tıp Okulu’nun araştırmasına göre, deri altı yağları iç organları saran ve hastalık riskini artıran yağ türünden farklılık taşıyor. Bu yağlar metabolizmayı güçlendiren glikoz ve lipit düzenleyici “adikopine” hormonlarını üretiyor. Bu da sözkonusu şeker hastalığının gelişmesini ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h5>Harvard’lı bilim adamlarının araştırmasına göre, kalça bölgesinde toplanan yağlar diğer organlardaki yağlardan farklılık içeriyor. Bu yağlarda bulunan hormonlar metobolizmayı güçlendiriyor ve kan şekerini düşürüyor.</h5>
<p>Büyük kalçalar kimi kadın için kabustur fakat o kadar da dert etmeyin.Büyük kalçanın faydalarını okuduğunuz da şaşıracaksınız.</p>
<p><span>Kadınların kalça bölgelerinde toplanan deri altı yağları, tip 2 şeker hastalığının gelişme riskinin azaltılmasına yardımcı oluyor.</span>Harvard Tıp Okulu’nun araştırmasına göre, deri altı yağları iç organları saran ve hastalık riskini artıran yağ türünden farklılık taşıyor. Bu yağlar metabolizmayı güçlendiren glikoz ve lipit düzenleyici “adikopine” hormonlarını üretiyor. Bu da sözkonusu şeker hastalığının gelişmesini engelliyor.</p>
<p>Fareler üzerinde deney yapan araştırmacılar, hayvanın deri altından aldıkları yağı karın bölgesine yerleştirdi. Deney sonunda hayvanların kilolarında, yağ kütlelerinde ve kan şekeri seviyelerinde düşme saptandı. Bu hayvanların ayrıca, vücudun şekeri kullanma şeklini denetleyen insülin hormonuna daha uyumlu bir hal aldıkları gözlemlendi.</p>
<p>Buna karşın, deneylerde iç organlardan alınan ve vücudun diğer bölgelerine yerleştirilen yağın bir etkisi saptanmadı. Bu alanda çalışmalarını sürdüren araştırmacılar, insanların sağlık için yine de kilolarını kontrol altında tutmaları, sağlıklı bir hayat tarzı benimsemeleri ve spor yapmalarının önemli olduğuna dikkati çekti.</p>
<p>Kaynak:ntvmsnbc</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/buyuk-kalcalarin-faydasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Diyet Kadınlardaki Kalp Krizi Görülme Oranını Düşürüyor</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/diyet-kadinlardaki-kalp-krizi-gorulme-oranini-dusuruyor.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/diyet-kadinlardaki-kalp-krizi-gorulme-oranini-dusuruyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 14:39:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Felç]]></category>
		<category><![CDATA[Felç riski]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp krizi riski]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3143</guid>
		<description><![CDATA[ABD’de yapılan geniş çaplı bir araştırmada, diyetin kadınlarda kalp krizi ve felç riskini önemli ölçüde azalttığı belirlendi.
Sağlıklı kalmak için yapılan ömür boyu uygulanan diyetlerde kadınların kalp krizi riskinin önemli oranlarda düştüğü görüldü.
Araştırmacıların 25 yıl boyunca 88 bin sağlıklı kadın üzerinde yaptıkları araştırmada, gıda seçimiyle kalp krizi ve inme arasındaki ilişki incelendiğinde, sağlıkları en iyi durumda olanların, hekimlerin yüksek tansiyonun düşürülmesi için önerdiği yemek alışkanlıklarına uyanlar olduğu görüldü.
Araştırmada, meyve, sebze, tahıl, az yağlı süt ve bakliyatla beslenen kadınların, alışılagelmiş Amerikan yemekleriyle beslenen kadınlara oranla kalp krizi riskinin yüzde 24, felç riskinin ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h5>ABD’de yapılan geniş çaplı bir araştırmada, diyetin kadınlarda kalp krizi ve felç riskini önemli ölçüde azalttığı belirlendi.</h5>
<p>Sağlıklı kalmak için yapılan ömür boyu uygulanan diyetlerde kadınların kalp krizi riskinin önemli oranlarda düştüğü görüldü.</p>
<p><span>Araştırmacıların 25 yıl boyunca 88 bin sağlıklı kadın üzerinde yaptıkları araştırmada, gıda seçimiyle kalp krizi ve inme arasındaki ilişki incelendiğinde, sağlıkları en iyi durumda olanların, hekimlerin yüksek tansiyonun düşürülmesi için önerdiği yemek alışkanlıklarına uyanlar olduğu görüldü.</span></p>
<p>Araştırmada, meyve, sebze, tahıl, az yağlı süt ve bakliyatla beslenen kadınların, alışılagelmiş Amerikan yemekleriyle beslenen kadınlara oranla kalp krizi riskinin yüzde 24, felç riskinin de yüzde 18 düşük olduğu ortaya çıktı.</p>
<p>Araştırmanın başladığı 1980’de 30’larının ortasında ve 50’lerinin sonlarında bulunan deneklerin katıldığı araştırmanın sonuçları, 50 yaşlarındaki 5 Amerikalı kadından 2’sinin kalp ve damar hastası olduğu ABD için anlamlı bir oran olarak yorumlandı.</p>
<p>Kaynak:ntvmsnbc</p>
<p>Hazırlayan:Nisan</p>
<p><span><br />
</span></p>
<h5><span><br />
</span></h5>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/diyet-kadinlardaki-kalp-krizi-gorulme-oranini-dusuruyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı Gebelik İçin gerekli sağlık taramaları</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/saglikli-gebelik-icin-gerekli-saglik-taramalari.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/saglikli-gebelik-icin-gerekli-saglik-taramalari.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 14:27:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Doktor]]></category>
		<category><![CDATA[Doktor kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı gebelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3141</guid>
		<description><![CDATA[Uzmanlar, Anneler Günü vesilesiyle anneleri düzenli sağlık kontrolleri konusunda uyarıyor. Unutmayın, rutin doktor randevularına gitmemek, hastalıkları en iyileştirilebilir dönemlerinde yakalama fırsatını kaçırmak anlamına gelebilir.
Anneler öncelikle kendi sağlıklarını kontrol ederek daha sağlıklı çocuklar yetiştirebilirler.Sağlıksız bir annekendi hastalığını çocuğuna bulaştırabileceği gibi bu olmasa bile psikolojik olarak çocuğu rahatsız edebilir.
Anneler çoğu zaman kendi sağlığını ailesinin ihtiyaçlarının arkasında tutar. Çocuklarının ve eşinin sağlığı her zaman kendi sağlığından önce gelir. Ancak bir anne çocuklarının geleceği için, öncelikle kendi sağlığını güvence altına almalıdır. Düzenli sağlık kontrolleriyle hastalıklardan korunmalıdır ki; çocuklarına sağlıklı bir anne olabilsin.
Anadolu Sağlık Merkezi’nden ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h5>Uzmanlar, Anneler Günü vesilesiyle anneleri düzenli sağlık kontrolleri konusunda uyarıyor. Unutmayın, rutin doktor randevularına gitmemek, hastalıkları en iyileştirilebilir dönemlerinde yakalama fırsatını kaçırmak anlamına gelebilir.</h5>
<p>Anneler öncelikle kendi sağlıklarını kontrol ederek daha sağlıklı çocuklar yetiştirebilirler.Sağlıksız bir annekendi hastalığını çocuğuna bulaştırabileceği gibi bu olmasa bile psikolojik olarak çocuğu rahatsız edebilir.</p>
<p><span>Anneler çoğu zaman kendi sağlığını ailesinin ihtiyaçlarının arkasında tutar. Çocuklarının ve eşinin sağlığı her zaman kendi sağlığından önce gelir. Ancak bir anne çocuklarının geleceği için, öncelikle kendi sağlığını güvence altına almalıdır. Düzenli sağlık kontrolleriyle hastalıklardan korunmalıdır ki; çocuklarına sağlıklı bir anne olabilsin.</span></p>
<p>Anadolu Sağlık Merkezi’nden Dahiliye Uzmanı Dr. Erdoğan Selçuk Şeber, geleceğin sağlıklı anneleri için düzenli kontrollerin önemini anlattı.</p>
<p>21 Yaşından İtibaren Kontrollere Başlanmalı!</p>
<p><strong>Kimler Hangi Düzenli Kontrolleri Yaptırmalı?</strong><br />
21 yaşından büyük tüm kadınlar senede bir defa düzenli sağlık kontrolü yaptırmalıdır. Bu yıllık görüşme esnasında mutlaka,</p>
<p><img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> Boy, kilo ve kan basıncı ölçümleri alınmalıdır.<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> Bir sağlık profosyoneli tarafından meme dokusunda kitle veya anormallikleri saptama amacıyla klinik meme muayenesi yapılmalıdır.<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> Klinik meme muayenesi 20 &#8211; 39 yaş arası kadınlarda her üç senede bir<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> 40 yaş üzeri kadınlarda senede bir defa yaptırılmalıdır.<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> Üreme sağlığını değerlendirme amacıyla jinekolojik muayene yaptırılmalıdır.<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> Jinekolojik muayene Pap testini de içermelidir.<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> 40 yaşından sonra senede bir defa mammografi yaptırmaları gerekir.<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> Tüm kadınlar menopoz dönemine girdiklerinde rahim kanseri için risk faktörleri ve belirtileri konularında bilgi edinmeli ve tüm beklenmeyen kanamaları doktorlarına iletmelidirler.<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> Akrabalarında kalıtımsal kalın bağırsak kanseri olan kadınlarda 35 yaşından itibaren yıllık tarama ve biyopsi yapılmalıdır.<strong>Kadınlarda En Sık Rastlanan Rahatsızlıklar Neler?</strong><br />
Kadınlarda ölüme neden rahatsızlıkların başında kalp hastalıkları gelmektedir. İstatistiksel veriler kalp damar rahatsızlıklarının görülme sıklığının kadınlarda her geçen yıl erkeklerde görülme sıklığına daha çok yaklaştığını göstermekte.</p>
<p>İkinci sırada ise kanserlerler yer alıyor. Kadınlarda ölüme sebebiyet veren kanserlerden en sık görülenleri meme, kalın barsak ve akciğer kanseridir. Deri kanserleri sıklığında da son yıllarda hızlı bir artış gözlenmektedir. Hemen bir sonraki sırada ise, artık neredeyse bir salgın boyutuna gelmekte olan diyabet yer almaktadır.</p>
<p><strong>Sağlık Kontrollerinin İçerikleri Yaştan Yaşa Farklılık Gösterir mi?</strong><br />
20 yaşından itibaren tüm kadınlar rutin muayene sırasında doktor tarafından kalp damar hastalıkları yönünden ailede kalp hastalığı öyküsü, sigara içme alışkanlığı, sağlıksız beslenme ve fiziksek aktivite sıklığı gibi risk faktörlerinin varlığı değerlendirilmelidir. Yüksek kolesterol ve diyabet riskine göre açlık kolesterol , HDL kolesterol ve açlık kan şekeri düzeyi bakılmalıdır. Eğer risk faktörleri mevcutsa bu testler her 2 senede bir yaptırılmalı eğer mevcut değilse her 3 senede bir yaptırılmalıdır</p>
<p>40 yaşından itibaren her 5 senede bir kalp damar hastalığına yakalanma için risk değerlendirilmesi yapılmalıdır. Bu tarama eğer birden fazla risk faktörü (düşük HDL düzeyi, ailede erken kalp hastalığına yakalanma öyküsü (65 yaşından önce erken menopoz, şeker yüksekliği vb) varsa daha sık yaptırılmalıdır.</p>
<p>50 yaşından sonra tüm kadınlarda tiroid hastalıkları için TSH düzeyine bir kez bakılmalıdır</p>
<p><strong>Uyulması Gereken Bir Aşı Takvimi Var mıdır?</strong><br />
Genel kadın sağlığı muayenesinin yanında kadınlar doktorlarıyla yaşa uygun aşılanma takvimi konusunda görüş alışverişinde bulunabilirler. Çocuk doğurma çağındaki kadınların çoğu, grip, hepatit Ave B, kızamık kabakulak ve kızamıkçık hastalıklarından koruyucu aşılar için uygun aday konumundadırlar. 55 yaşın üstündeki tüm kadınlar zatüreeden korunmak için pneumoni aşısı ve 60 yaşın üstündeki tüm kadınlar zonadan korunmak için su çiçeği aşısı yaptırabilirler. Tüm kadınlar her 10 yılda bir tetanoz &#8211; difteri-boğmaca aşısı olmalıdır.</p>
<p>Kaynak:ntvmsbc</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/saglikli-gebelik-icin-gerekli-saglik-taramalari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kürtaj Yasağı İnternetle Çocuk Düşürtüyor</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/kurtaj-yasagi-internetle-cocuk-dusurtuyor.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/kurtaj-yasagi-internetle-cocuk-dusurtuyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 14:23:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk düşürmek]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[kürtaj]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtaj yasağı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3139</guid>
		<description><![CDATA[Kürtajın yasak olduğu ülkelerde,kadınlar internetten aldığı ne olduğunu bile bilmediği ilaçlarla çocuk düşürmeye yelteniyorlar.
İngiliz haber kuruluşu BBC’nin haberinde, 70’i aşkın ülkede kadınların, çocuk düşürmek için kullanılan ilaçları, öncelikle ‘Women on Web’ internet sitesini kullanarak temin ettiği ve bu sitenin, tehlikeli düşükle ilgili sorunların giderilmesine yardımcı olabileceğini savunduğu bildirildi.
İngiliz Doğumbilim ve Jinekoloji dergisi, internetten bu amaçla alışveriş eden 400’den fazla kadının yaklaşık yüzde 11’inin, bu ilaçları aldıktan sonra ilaçların düşüğü tam anlamıyla yapamaması veya aşırı kanama yüzünden cerrahi müdahaleye ihtiyaç duymuş olduğunun görüldüğünü açıkladı.
Women on Web kullanıcılarıyla yapılan araştırma, bu ilaçların ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h5>Kürtajın yasak olduğu ülkelerde,kadınlar internetten aldığı ne olduğunu bile bilmediği ilaçlarla çocuk düşürmeye yelteniyorlar.</h5>
<p><span>İngiliz haber kuruluşu BBC’nin haberinde, 70’i aşkın ülkede kadınların, çocuk düşürmek için kullanılan ilaçları, öncelikle ‘Women on Web’ internet sitesini kullanarak temin ettiği ve bu sitenin, tehlikeli düşükle ilgili sorunların giderilmesine yardımcı olabileceğini savunduğu bildirildi.</span></p>
<p>İngiliz Doğumbilim ve Jinekoloji dergisi, internetten bu amaçla alışveriş eden 400’den fazla kadının yaklaşık yüzde 11’inin, bu ilaçları aldıktan sonra ilaçların düşüğü tam anlamıyla yapamaması veya aşırı kanama yüzünden cerrahi müdahaleye ihtiyaç duymuş olduğunun görüldüğünü açıkladı.</p>
<p>Women on Web kullanıcılarıyla yapılan araştırma, bu ilaçların siparişini veren kadınların yüzde 8’inin ilaçları kullanmadığını ortaya koydu. Anket yapılan yaklaşık 200 kadının yüzde 58’i, bu yolla düşük yaptığı için minnet duyarken, yüzde 31’inin gerilim yaşadığı, ancak deneyimi kabul edilebilir bulduğu görüldü.</p>
<p>Kürtaj karşıtları bu tür internet sitelerinin varlığını, “gerçekten çok endişe verici” bulurken, Women on Web sitesi, bu ilaçları kürtajın katı bir biçimde kısıtlandığı ve 9 haftadan daha az süredir hamile olduğunu açıklayan kadınlara satıyor.</p>
<p>Siteyi Tayland’da, gebeliğinin kendi yaşamını tehdit ettiğini öğrendiğinde kullanan Amerikalı bir kadın, üzerinde doktorun imzası bulunan, tüm belgeleri tam olan ve düzgün bir biçimde paketlenen ilaçların gümrükten geçerek eline ulaştığını belirterek, bunları kullandığında gebeliğin üç ya da dördücü haftasında olduğunu ve düşüğü kolay atlattığını söyledi.</p>
<p>Kuzey İrlanda Aile Planlama Derneğinin başkanı Audrey Simpson da, bu internet sitesinin çok yardımcı ve saygın olduğunu belirtti, ancak kendilerinin yasalar çerçevesinde hareket etmek zorunda olduklarını, Kuzey İrlandalı kadınların dolandırıcılık yapan sitelere erişmesinden endişe ettiklerini belirtti.</p>
<p>Kaynak:ntvmsnbc</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/kurtaj-yasagi-internetle-cocuk-dusurtuyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelik Bildirgesi</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/gebelik-bildirgesi.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/gebelik-bildirgesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 14:17:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Bildirge]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik bildirgesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınların güçlendirilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Önce Kadınlar ve Çocuklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3137</guid>
		<description><![CDATA[“Önce Kadınlar ve Çocuklar” adlı bildirge, BM genel kurulu başkanına sunuldu. Bildirgede kadınların güçlendirilmesi, çocuk ölüm oranlarının azaltılması ve anne sağlığının iyileştirilmesine yönelik maddeler bulunuyor.
Savaşla mücadele ediliyor olmasa bile dünyada anne-çocuk ölümleri hala çok fazla.Bunun önüne geçmenin yollarını arayan uzmanlar bir kaç madde yayınladı.
Uluslararası Gebelik Bilimi Akademisi (IAPM) tarafından hazırlanan anne-çocuk sağlığının geliştirilmesi konusundaki, “Önce Kadınlar ve Çocuklar” adlı bildirge, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu Başkanı Srgjan Kerim’e sunuldu. Törende konuşan Kerim, dünya genelinde kadın ve çocukların sağlık hizmetleri alabilmelerinin BM Genel Kurulu’nun önceliklerinden biri olduğunu belirterek, bu önceliğin, Binyıl ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h5>“Önce Kadınlar ve Çocuklar” adlı bildirge, BM genel kurulu başkanına sunuldu. Bildirgede kadınların güçlendirilmesi, çocuk ölüm oranlarının azaltılması ve anne sağlığının iyileştirilmesine yönelik maddeler bulunuyor.</h5>
<p>Savaşla mücadele ediliyor olmasa bile dünyada anne-çocuk ölümleri hala çok fazla.Bunun önüne geçmenin yollarını arayan uzmanlar bir kaç madde yayınladı.</p>
<p><span>Uluslararası Gebelik Bilimi Akademisi (IAPM) tarafından hazırlanan anne-çocuk sağlığının geliştirilmesi konusundaki, “Önce Kadınlar ve Çocuklar” adlı bildirge, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu Başkanı Srgjan Kerim’e sunuldu. Törende konuşan Kerim, dünya genelinde kadın ve çocukların sağlık hizmetleri alabilmelerinin BM Genel Kurulu’nun önceliklerinden biri olduğunu belirterek, bu önceliğin, Binyıl Kalkınma Hedefleri’ni onaylayan dünya liderlerince de desteklendiğini kaydetti.</span></p>
<p>2015 yılında varılması öngörülen hedefler içinde, cinsiyet eşitliğinin teşvik edilmesi ve kadınların güçlendirilmesi, çocuk ölüm oranlarının azaltılması ve anne sağlığının iyileştirilmesinin ön sıralarda bulunduğunu hatırlatan Kerim, hedeflerin birbirinden bağımsız düşünülemeyeceğine ve tek tek başarılamayacağına dikkat çekti.</p>
<p>Bildirinin altında imzası olan doktorlardan Prof. Dr. Neşe Kavak ise, törenin ardından kendisine yöneltilen soruları yanıtladı. Dünyanın önde gelen doktorlarının hazırladığı deklarasyonda kadın haklarıyla, dünyada yenidoğan ve anne ölümlerinin azaltılması konularının ele alındığını belirten Kavak, bebek ve anne ölümlerinin azalmasının bir ülkenin gelişmişlik parametrelerinden biri olduğunu söyledi.</p>
<p>Türkiye’de, son yıllarda bu konuda çok iyi çalışmalar olduğunu ifade eden Kavak, bu sayede gebeliğe bağlı komplikasyonlar sonucu olan anne ölüm oranlarının, binde 1’den binde 0.28’lere indirilmiş olduğunu da belirtti.</p>
<p>Kaynak:ntvmsnbc</p>
<p>Hazırlayan: Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/gebelik-bildirgesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Huzursuz Bacak Sendromu Gebelikte Risk Oluşturuyor</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/huzursuz-bacak-sendromu-gebelikte-risk-olusturuyor.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/huzursuz-bacak-sendromu-gebelikte-risk-olusturuyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 14:12:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[anemi]]></category>
		<category><![CDATA[Demir eksikliği anemisi]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Huzursuz bacak sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[Sendrom]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3135</guid>
		<description><![CDATA[Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı tarafından yapılan bir araştırmada, Türkiye’de tüm popülasyonlarda yüzde 3 oranında görülen huzursuz bacaklar sendromunun, hamilelerin yüzde 10’unu etkilediği ortaya çıktı.
Huzursuz bacak sendromu,düzgün uyku uyutmayan,bacaklarınızda sürekli rahatsızlık hissettiğiniz bir durumdur.Kalkıp bir kaç adım yürümekle bu rahatızlık hissi geçebilir.Fakat uyku düzenine en çok dikkat edilmesi gereken hamilelik döneminde bu bir sorun olabilir.
Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Aksu, genetik geçişli bir hastalık olan huzusuz bacaklar sendromunun anne adaylarında gebelik sonrasında da devam ettiğini ve demir eksikliği anemisine bağlı olarak da ortaya ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h5>Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı tarafından yapılan bir araştırmada, Türkiye’de tüm popülasyonlarda yüzde 3 oranında görülen huzursuz bacaklar sendromunun, hamilelerin yüzde 10’unu etkilediği ortaya çıktı.</h5>
<p>Huzursuz bacak sendromu,düzgün uyku uyutmayan,bacaklarınızda sürekli rahatsızlık hissettiğiniz bir durumdur.Kalkıp bir kaç adım yürümekle bu rahatızlık hissi geçebilir.Fakat uyku düzenine en çok dikkat edilmesi gereken hamilelik döneminde bu bir sorun olabilir.</p>
<p><span>Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Aksu, genetik geçişli bir hastalık olan huzusuz bacaklar sendromunun anne adaylarında gebelik sonrasında da devam ettiğini ve demir eksikliği anemisine bağlı olarak da ortaya çıkabildiğini söyledi.</span></p>
<p>Üyesi bulundukları Avrupa Huzursuz Bacaklar Sendromu Çalışma Grubunun yaptığı bir araştırmada hastalığa neden olan en az 6 gen dokusu tespit edildiğini vurgulayan Prof. Dr. Aksu, beyinde “A 11” denilen bir bölgenin lezyonunun ya da bozukluğunun hastalığa neden olabileceğinin belirlendiğini kaydetti.</p>
<p>Aksu, bu nedenle huzursuz bacaklar sendromunun santral sinir sisteminin bir hastalığı olarak nitelenebileceğini belirterek, Türkiye’de görülme oranın tüm popülasyonlarda yüzde 3 olduğunu anlattı.</p>
<p>Yaptıkları bir araştırmada gebelerin yüzde 10’unda bu hastalığa rastlandığını ifade eden Aksu, şu bilgileri verdi:<br />
“Toplam 983 gebe ile yüz yüze görüşüldü ve muayeneleri yapıldı. Bunlardan 781’i gebeliği sırasında demir kullanıyor, ancak 192’si demir kullanmıyor. 880’in de huzursuz bacaklar sendromu yok, ama 103 tanesinde bu hastalık mevcut. Hastalığın görülme nedeni ise hamilelik sırasında santral sinir sisteminde meydana gelen birtakım değişiklikler. Biz burada demir eksikliğini düşünmüştük, ama gebelerde demir eksikliğinden bağımsız şekilde daha sık olarak görülüyor. Bu dönemde gebelere demir versek bile hastalık daha sık olarak ortaya çıkıyor.”</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong>SENDROMUN GENETİKLE GEÇİŞ ORANI YÜZDE 50</strong></span><br />
Prof. Dr. Murat Aksu, gebelerin tedavisinde çok düşük dozda ilaçlar kullanıldığını bu nedenle hiçbir olumsuz etki görülmediğini anlattı.</p>
<p>İlaç tedavisinin yanında akşam saatlerinde yürüyüş yapılması, uyku hijyenine dikkat edilmesi gibi pratik önerilerde de bulunduklarını vurgulayan Aksu, şöyle devam etti:<br />
“Bu sayede anne adaylarının gebeliklerini daha rahat biçimde geçirmelerini sağlıyoruz. Bunlardan bazılarında aslında çok önemli bir kısmında gebelik sonrasında da hastalık devam ediyor. Huzursuz bacaklar sendromu eğer demir eksikliği anemisine bağlıysa bunu düzelttiğimiz zaman tedavi kesin olarak gerçekleşiyor. Ancak genetik faktörlere bağlıysa, hastalığın kökünü yani gendeki değişikliği tedavi edemediğimiz için bu hastalar çok uzun süre belki hayat boyu ilaç kullanmak zorunda kalabilirler. Eğer ailedeki bireylerden birinde bu hastalık var ise yüzde 50’nin üzerinde bir olasılıkla ailenin diğer bireylerinde de bu hastalık görülür, ama 50 yaşından sonra görülür. Genetik olarak geçmiştir, hasta bunu ancak 50 yaşına geldiğinde fark eder.”</p>
<p>Kaynak:ntvmsnbc</p>
<p>Hazırlayan: Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/huzursuz-bacak-sendromu-gebelikte-risk-olusturuyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kırışıklıklara Dur Demek</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/kirisikliklara-dur-demek.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/kirisikliklara-dur-demek.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 14:05:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre faktörleri]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[Kalıtım]]></category>
		<category><![CDATA[kırışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam biçimi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlanma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3132</guid>
		<description><![CDATA[Uzmanlar, yaşlanmada kalıtımın yüzde 30, çevre faktörleri ve yaşam biçiminin ise yüzde 70 rolü olduğunu belirtiyorlar. Kalıtım dışındaki faktörler kişilerin alabilecekleri çeşitli önlemlerle kontrol edilebiliyor.
Yaşlanmanın hızını kesmek, yılların getirdiği izleri azaltmak ve yaşlanmaya bağlı oluşan sağlık sorunlarını en aza indirmek için; yaşlanma sürecini yavaşlatma veya geciktirmeye çalışmak olarak tanımlanan anti-aging yöntemler uygulanıyor.
Yaşlanma önlenemez, ancak yavaşlatılması, geciktirilmesi, vücutta ciddi kayıplar oluşmadan önlem alınması mümkün.Aslında basit olan bir kaç şeyi hayatımıza katıp,günlük düzenli olarak uygulayabilirsek yaşlanmanın etkisini azaltabiliriz.
Vücutta 30’lu yaşlardan itibaren;
Ciltteki kolajen üretimi azalır
Ciltte esneklik kaybı başlar
Cilt hücrelerinin kendini yenilemesi yavaşlar
Cildi besleyen ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h5>Uzmanlar, yaşlanmada kalıtımın yüzde 30, çevre faktörleri ve yaşam biçiminin ise yüzde 70 rolü olduğunu belirtiyorlar. Kalıtım dışındaki faktörler kişilerin alabilecekleri çeşitli önlemlerle kontrol edilebiliyor.</h5>
<p><span>Yaşlanmanın hızını kesmek, yılların getirdiği izleri azaltmak ve yaşlanmaya bağlı oluşan sağlık sorunlarını en aza indirmek için; yaşlanma sürecini yavaşlatma veya geciktirmeye çalışmak olarak tanımlanan anti-aging yöntemler uygulanıyor.</span></p>
<p>Yaşlanma önlenemez, ancak yavaşlatılması, geciktirilmesi, vücutta ciddi kayıplar oluşmadan önlem alınması mümkün.Aslında basit olan bir kaç şeyi hayatımıza katıp,günlük düzenli olarak uygulayabilirsek yaşlanmanın etkisini azaltabiliriz.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><strong>Vücutta 30’lu yaşlardan itibaren;</strong></span><br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" />Ciltteki kolajen üretimi azalır<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" />Ciltte esneklik kaybı başlar<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" />Cilt hücrelerinin kendini yenilemesi yavaşlar<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" />Cildi besleyen kan dolaşımının kalitesi düşer<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" />Ve serbest radikallerin cilde verdiği hasar artar</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong> SERBEST RADİKALLER CİLDİMİZİ YAŞLANDIRIR</strong></span><br />
İnsan vücudundaki her hücre günde ortalama 10 bin serbest radikalin saldırısına uğramaktadır. Yaşam tarzınızı değiştirseniz, çevreden maruz kaldığınız toksinleri, kirletici maddeleri, ağır metalleri ve diğer tehlikeli maddeleri tümüyle ortadan kaldırsanız bile, serbest radikallerden tümüyle kurtulmanız olası değildir. Çünkü serbest radikaller vücudunuzda gerçekleşen her işlemde ortaya çıkabilmektedirler. Normalde vücumuzda bulunan antioksidan savunma sistemleri sayesinde bu kararsız bileşikler büyük ölçüde yok edilmekte veya uzaklaştırılmaktadır. Antioksidan savunma sisteminiz yeterince iyi çalışmaz ve siz antioksidan besinleri yeterince tüketmez ya da antioksidan etkili besin takviyeleri kullanmazsanız, serbest radikaller vücudunuzdaki tüm hücrelere zarar verirler. Serbest radikaller, sigara dumanı, hava kirliliği, egzos gazları, fiziksel ve emosyonel stres, yanlış diyet, güneş ışınları, hatta ev temizleyici maddelere maruz kalmak sonucunda ortaya çıkar ve cildi yorup, yıpratırlar.</p>
<p>Bir elmayı kestikten sonra beklettiğinizde elmanın yüzeyi havadaki oksijenin etkisiyle oksidasyona uğrar ve kahverengi bir görünüm alır. Serbest radikaller, aynı yıkımı, vücudumuzun hem içinde, hem de dış görünümü olan cildimizde gerçekleştirir.</p>
<p>Kararsız bileşikler olan serbest radikalleri kararlı hale getiren bileşikler ise antioksidanlardır.<br />
Yaşla birlikte vücut daha fazla serbest radikale maruz kalırken, diğer taraftan yaş ilerledikçe vücudun doğal antioksidan üretimi azalmaktadır . Bazı uzmanlara göre insan vücudundaki antioksidan üretimi 25 yaşından itibaren yavaşlamaktadır. Yaşlandıkça daha fazla antioksidan takviyesi alınırsa, vücuttaki sağlıklı yaşlanma süreci daha iyi kurabilir.</p>
<p>Cilt yaşlanmasının önlenmesi ve mevcut kırışıkların derinliğinin azaltılması için cildi hem içeriden hem de dışarıdan güçlü bir antioksidan formülasyonla desteklemek gerekir.</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong> ANTİOKSİDAN DESTEĞİ ÖNEMLİ</strong></span><br />
İyi bir anti-aging programı uygulamak istiyorsanız, cildinize hem içeriden hem de dışarıdan güçlü bir antioksidan desteği yapmalısınız. Hergün düzenli olarak Alfa Lipoik Asit, Coenzyme Q10, resveratrol, yeşil çay özü, N-Acetyl Cystein, Acetyl L-Carnitine, DMAE, PABA, Omega-6 yağ asidi ve Sodyum Hiyalüronat içerikli bir antioksidan desteğini hem oral olarak hem de topikal olarak kullanarak cilt yaşlanmasına ve kırışıklılarına dur demeniz mümkün. Üstelik bu güçlü antioksidanları bir avuç tablet olarak almanıza da gerek yok. Alpdermalene-PBF adlı patentli bir formülasyon mevcut. Bu formülasyonun içinde yukarıda adı geçen tüm antioksidan maddeler var. Üstelik hem topikal hem de tablet formun içinde bulunan bu patentli formülasyonla cildinizi içeriden beslemek ve dışarıdan desteklemek şansına sahip olabilirsiniz.</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong>ANTİ-AGİNG ÜRÜNLER KOZMETİK PAZARINDA YERİNİ ALDI</strong></span><br />
İnsanların ömrünün giderek uzaması, yaşlanmanın en gözle görülür belirtilerinin izlendiği ciltlerine olan ilgilerini artırdığını söyleyebiliriz. Hiç kimse, özellikle de kadınlar, daha uzun bir yaşamı, kırışık ve sarkmış bir ciltle sürdürmeyi istemez. İşte bu nedenle anti-aging amaçlı güçlü antioksidan etkili ürünler artık parlayan yıldız olarak kabul ediliyor. Günümüzde, kozmetik ürünlerle sağlanan geçici saklamalar yerini anti-aging etkili ürünlerle yapılan koruyucu ve tedavi edici kalıcı başarılara bıraktı. Antioksidan etkinin yanı sıra içeriğinde vitamin ve mineral kombinasyonu bulunan besin takviyeleri uygulamasının cilt yaşlanmasını önlemede ve kırışıklıkları tedavi etmede kullanılması büyük başarılar sağlamaktadır. Hem Alphadermalene-PBF gibi patentli antioksidan karışımı güçlü bir formülasyona sahip; hem de bir insanın günlük alması önerilen başlıca vitamin ve mineralleri de içeren ürünlerle artık bilinçli bir şekilde serbest radikallerle savaşmak ve cilt yaşlanmasına DUR demek elinizde&#8230;</p>
<p>Kaynak:ntvmsnbc</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/kirisikliklara-dur-demek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Osteoporoz Tedavisinde Asprin</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/osteoporoz-tedavisinde-asprin.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/osteoporoz-tedavisinde-asprin.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 14:00:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Asprin]]></category>
		<category><![CDATA[Kemik dokusu]]></category>
		<category><![CDATA[Kemiklerin güçlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Mucize ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[Osteoporoz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3130</guid>
		<description><![CDATA[Mucize ilaç Aspirin’in osteoporoz (kemik dokusunun içinde anormal derecede boşluk oluşması) tedavisinde de kullanılabileceği belirlendi.
Neredeyse her derde deva olan asprin osteoporoza da iyi geliyor.
ABD’li bilimadamlarının yaptığı ve PLoS One dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, düşük dozda alınan Aspirin kemiklerin kırılmasına yol açan hücrelerin faaliyetlerini azaltıyor, kemiklerin güçlenmesini sağlayan hücrelerin faaliyetini ise artırıyor.
Los Angeles’daki Güney Kaliforniya Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nden Dr. Songtao Shi ve arkadaşlarının fareler üzerinde yaptığı ve PLoS One dergisinde yayımlanan araştırmada Aspirin’in osteoporoza (kemik erimesine) neden olan hücreleri engellerken kemik güçlenmesini sağlayan hücrelerin ise faaliyetlerini hızlandırıyor.
Araştırmada, kemiklerin kırılmasına yol ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h5>Mucize ilaç Aspirin’in osteoporoz (kemik dokusunun içinde anormal derecede boşluk oluşması) tedavisinde de kullanılabileceği belirlendi.</h5>
<p>Neredeyse her derde deva olan asprin osteoporoza da iyi geliyor.</p>
<p><span>ABD’li bilimadamlarının yaptığı ve PLoS One dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, düşük dozda alınan Aspirin kemiklerin kırılmasına yol açan hücrelerin faaliyetlerini azaltıyor, kemiklerin güçlenmesini sağlayan hücrelerin faaliyetini ise artırıyor.</span></p>
<p>Los Angeles’daki Güney Kaliforniya Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nden Dr. Songtao Shi ve arkadaşlarının fareler üzerinde yaptığı ve PLoS One dergisinde yayımlanan araştırmada Aspirin’in osteoporoza (kemik erimesine) neden olan hücreleri engellerken kemik güçlenmesini sağlayan hücrelerin ise faaliyetlerini hızlandırıyor.</p>
<p>Araştırmada, kemiklerin kırılmasına yol açan hücrelerin faaliyetlerinin artmasının genel olarak osteoporozun nedeni olarak kabul edildiği belirtilerek, ancak son zamanlarda ortaya çıkan kanıtların kemikleri güçlendiren hücrelerin azalmasının osteoporozun ortaya çıkmasında rol oynayabileceğini gösterdiği belirtildi.</p>
<p>Dr. Songtao Shi ve arkadaşları, laboratuvarlarda fareler üzerinde yaptıkları çalışmalarda Aspirin’in kemiklerin güçlendiren hücrelerin yok olmasını azalttığını buldular. Çalışmaları ilerleten bilim adamları, düşük dozdaki aspirinin kemikleri güçlendiren hücreleri daha etkin, kemikleri zayıflatan hücreleri ise daha edilgen hale getirdiğini, kalın ve güçlü kemiklerin ortaya çıkmasını sağladığını gördüler.</p>
<p>Bilimadamları araştırmalarının sonucunda, genellikle menopoz sonrası kadınlarda görülen osteoporozun tedavisinde Aspirin’in yeni bir başlangıç sunabileceğini vurguladılar.</p>
<p>Dr. Shi, insanlar üzerinde yapılan araştırmaların, düzenli Aspirin kullanımının menopoz sonrası kadınların kemiklerinin kalınlaşmasında belli oranda faydalı olduğunu, ancak Aspirin’in osteoporozdan nasıl koruduğunu ve tedavi ettiğini açıklığa kavuşturmak için daha ayrıntılı çalışmalar yapılmasına gerek olduğunu ifade etti.</p>
<p>Kaynak:ntvemsnbc</p>
<p>Hazırlayan: Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/osteoporoz-tedavisinde-asprin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kuaförde saç yıkatmak boyun fıtığına Sebep Oluyor</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/kuaforde-sac-yikatmak-boyun-fitigina-sebep-oluyor.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/kuaforde-sac-yikatmak-boyun-fitigina-sebep-oluyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 13:55:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Saç Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Boyun fıtığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kuaför]]></category>
		<category><![CDATA[saç]]></category>
		<category><![CDATA[Saç boyama]]></category>
		<category><![CDATA[Saç yapımı]]></category>
		<category><![CDATA[Saç yıkatma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3128</guid>
		<description><![CDATA[Prof. Dr. Cengiz Kuday, kuaförlerde başın geriye doğru yatırılarak yıkanmasının boyun fıtığının en önemli nedeni olduğunu söylerken, Kuaförler Odası Başkanı ise yıkamanın yaklaşık 3 dakika sürdüğünü, bu sürenin boyun fıtığına neden olmayacağını savundu&#8230;
Bilindiği gibi kuaförlerde boyun geriye yatırılarak saç yıkanıyor.Bu yıkama şekli boyun fıtığı açısından oldukça riskli.
Florence Nightingale Hastaneleri Nöroşirurji Bölüm Koordinatörü Prof. Dr. Cengiz Kuday, kuaförlerde başın geriye doğru yatırılarak yakınma şeklinin, boyun fıtığının en önemli nedeni olduğunu söyledi. Kunday, kadınların en önemli uğrak yerlerinden biri olan kuaförlerde saçların, oturur vaziyette baş geriye doğru yatırılarak yıkandığına, saç boyanması durumunda ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h5>Prof. Dr. Cengiz Kuday, kuaförlerde başın geriye doğru yatırılarak yıkanmasının boyun fıtığının en önemli nedeni olduğunu söylerken, Kuaförler Odası Başkanı ise yıkamanın yaklaşık 3 dakika sürdüğünü, bu sürenin boyun fıtığına neden olmayacağını savundu&#8230;</h5>
<p>Bilindiği gibi kuaförlerde boyun geriye yatırılarak saç yıkanıyor.Bu yıkama şekli boyun fıtığı açısından oldukça riskli.</p>
<p><span>Florence Nightingale Hastaneleri Nöroşirurji Bölüm Koordinatörü Prof. Dr. Cengiz Kuday, kuaförlerde başın geriye doğru yatırılarak yakınma şeklinin, boyun fıtığının en önemli nedeni olduğunu söyledi. Kunday, kadınların en önemli uğrak yerlerinden biri olan kuaförlerde saçların, oturur vaziyette baş geriye doğru yatırılarak yıkandığına, saç boyanması durumunda bu şekilde oturulma süresinin daha da uzun sürdüğüne dikkati çekti.</span></p>
<p>“Başın geriye doğru yatırılarak yıkanma şekli boyun fıtığının en önemli nedenidir” diyen Prof. Dr. Kuday, kadınların ense adalelerinin zayıf olması nedeniyle boyun fıtığı hastalığının kadınlarda daha çok görüldüğüne işaret etti.</p>
<p>Boynun vücudun en hareketli bölgelerinden biri olduğunu belirten Kuday, kuaförde başın geriye doğru yatırılması, arabaların ani fren yapması, voleybol ve basketbol oynamak, denize balıklama atlamak gibi nedenlerin boyun fıtığına yol açtığını kaydetti.</p>
<p>Televizyon seyrederken ya da koltukta uyuyakalmak gibi nedenlerle boynun bir tarafa kontrolsüz düşmesi sonucunda ise boyun fıtığı hastalığının yavaş yavaş oluştuğuna işaret eden Kuday, 50’li yaşlardan sonra boyun fıtığı olma olasılığının yüksek olduğunu vurguladı.</p>
<p>Parmaklarda ya da kolda ağrı, hissizlik ve his değişikliği, omuzda ise kürek kemiğinin arkasında ağrının fıtık belirtisi olduğunu ifade eden Kuday, boyun fıtığının omurganın ortasına doğru baskı yapması durumunun tehlikeli olduğuna dikkat çekti.</p>
<p>Fıtığın omurgaya ortadan baskı yapması durumunda hastanın hemen ameliyat edilmesi gerektiğini ifade eden Kuday, ameliyat olunmaması durumunda geriye dönüşü olmayan bozuklukların başlayacağını belirtti.</p>
<p>Boyun fıtığının MR ile görüntülenebileceğini anlatan Kuday, boyun fıtıklarının yüzde 60-70’nin fizik tedavi ve ilaçla iyileştirilebileceğine dikkat çekti.</p>
<p><strong><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong>KUAFÖRLER ODASI BAŞKANI ERKAL</strong></span></strong><br />
Kuaförler Odası Başkanı Oktay Erkal da, “Dünyanın her tarafında saç yıkama yaklaşık 3 dakika sürüyor. Bu süre boyun fıtığına neden olmaz” dedi.<br />
Kuaförlerde ayarlanabilir koltukların kullanıldığını vurgulayan Erkal, 48 yıllık kuaförlük yaşamında böyle bir şikayetle hiç karşılaşmadığını söyledi.</p>
<p>Kaynak:ntvmsnbc</p>
<p>Hazırlayan:Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/kuaforde-sac-yikatmak-boyun-fitigina-sebep-oluyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İdrar Kaçırma Yaşlılıkta da Doğal Değil</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/idrar-kacirma-yaslilikta-da-dogal-degil.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/idrar-kacirma-yaslilikta-da-dogal-degil.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 11:37:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Çekingen davranmak]]></category>
		<category><![CDATA[Doktor]]></category>
		<category><![CDATA[Hasta]]></category>
		<category><![CDATA[İdrar]]></category>
		<category><![CDATA[İdrar kaçırma]]></category>
		<category><![CDATA[Kadında idrar kaçırma]]></category>
		<category><![CDATA[Üroloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3126</guid>
		<description><![CDATA[65 yaş üstü kadınların üçte biri idrarını tutamıyor&#8230;
Yaşlılıkta yaygın olarak doğal karşılanan idrar kaçırma alında normal değil.
Türk Üroloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Tufan Tarcan, idrar kaçırmanın, kadınlarda, erkeklerde ve çocuklarda görülebildiğini, ancak yapısal faktörlerden dolayı en çok kadınları etkilediğini belirterek, özellikle 65 yaş üstü kadınların üçte birinin idrar kaçırdığını bildirdi.
Türk Üroloji Derneği tarafından düzenlenen 20’nci Üroloji Kongresi yarın Antalya’da başlayacak. Çeşitli ülkelerden 1500’e yakın üroloğun katılacağı kongre, 6 Kasım’a dek sürecek.
Türk Üroloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Tufan Tarcan yaptığı yazılı açıklamada, kongrede, “İdrar kaçırma” konusunun da ele alınacağını ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h5>65 yaş üstü kadınların üçte biri idrarını tutamıyor&#8230;</h5>
<p>Yaşlılıkta yaygın olarak doğal karşılanan idrar kaçırma alında normal değil.</p>
<p><span>Türk Üroloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Tufan Tarcan, idrar kaçırmanın, kadınlarda, erkeklerde ve çocuklarda görülebildiğini, ancak yapısal faktörlerden dolayı en çok kadınları etkilediğini belirterek, özellikle 65 yaş üstü kadınların üçte birinin idrar kaçırdığını bildirdi.</span></p>
<p>Türk Üroloji Derneği tarafından düzenlenen 20’nci Üroloji Kongresi yarın Antalya’da başlayacak. Çeşitli ülkelerden 1500’e yakın üroloğun katılacağı kongre, 6 Kasım’a dek sürecek.</p>
<p>Türk Üroloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Tufan Tarcan yaptığı yazılı açıklamada, kongrede, “İdrar kaçırma” konusunun da ele alınacağını belirtti.</p>
<p>65 yaş üstü kadınların üçte birinin idrarını kaçırdığını, ancak bu hastaların yarısının çekingen davranıp, doktora başvurmayarak, durumu yaşlılığın doğal bir sonucu olarak gördüklerini ifade eden Tarcan, şu bilgileri verdi:<br />
“İdrar kaçırma yaşlılığın doğal sonucu değildir. 65 yaş üstü hastalarda (Nasıl olsa bu durumun tedavisi yok, yaşlanmanın doğal bir sonucu) algılaması var. İnsanın hem aile hayatını hem cinsel yaşamını, sosyal hayatını, mesleki hayatını bozan bir şey. Özellikle bu konuda uzman yerlere başvurulması halinde çok yüksek başarıyla bunların hem cerrahi hem de medikal tedavisi mümkün.”</p>
<p>Çocuklardaki idrar kaçırmanın da önemli bir sorun olduğunu, çoğunlukla ailelerin “büyüdükçe geçer” yaklaşımında bulunduklarını ancak bu sorunun altında bazen tahmin edilmeyen önemli hastalıkların yatabileceğini ifade eden Tarcan, “Çocuk, 4 yaşını doldurup 5 yaşına girdikten sonra hala idrar kaçırmayla ilgili problemi varsa, mutlaka bir ürolojik değerlendirme yapılmalı” uyarısında bulundu.</p>
<p>Erkeklerin idrar kaçırmada kadınlar gibi çekingen olmadığını belirten Prof. Tarcan, erkeklerdeki idrar kaçırmanın genelde prostat kanseri için yapılan radikal ameliyatlar sonrası gerçekleştiğinin altını çizdi.</p>
<p>Kaynak:ntvmsnbc</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/idrar-kacirma-yaslilikta-da-dogal-degil.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadın Eli Mikrop Daha Çok Taşıyor</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/kadin-eli-mikrop-daha-cok-tasiyor.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/kadin-eli-mikrop-daha-cok-tasiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 11:26:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Asitip]]></category>
		<category><![CDATA[Biyokimya]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın eli]]></category>
		<category><![CDATA[Mikrop]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık enstitüsü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3124</guid>
		<description><![CDATA[Colorado Üniversitesi’nde yapılan araştırmada 51 öğrencinin elleri incelendi ve 102 elde 4 bin 742 tür bakteri belirlendi. Araştırmada kadınların ellerinde erkeklerinkinden daha çok bakteri türü yaşadığı ortaya çıktı.
Yapılan araştırmalarda kadınların ellerinde daha fazla tür mikrop bulunduğu ortaya çıktı.
ABD’deki Colorado Üniversitesinden biyokimya doçenti Rub Knight ve aynı üniversiteden Ekoloji ve Evrimsel Biyoloji anabilim dalından doçent Noah Fierer’in kaleme aldıkları bilimsel makaleye göre araştırmalarda, ellerde sanıldığından daha fazla türde bakteri bulunduğu da anlaşıldı.Yazı, “Proceedings of the National Academy of Sciences” adlı bilimsel yayının on-line sayısında bugün yayımlandı. Araştırma, ABD’deki “Ulusal Sağlık Enstitüsü” ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h5>Colorado Üniversitesi’nde yapılan araştırmada 51 öğrencinin elleri incelendi ve 102 elde 4 bin 742 tür bakteri belirlendi. Araştırmada kadınların ellerinde erkeklerinkinden daha çok bakteri türü yaşadığı ortaya çıktı.</h5>
<p>Yapılan araştırmalarda kadınların ellerinde daha fazla tür mikrop bulunduğu ortaya çıktı.</p>
<p><span>ABD’deki Colorado Üniversitesinden biyokimya doçenti Rub Knight ve aynı üniversiteden Ekoloji ve Evrimsel Biyoloji anabilim dalından doçent Noah Fierer’in kaleme aldıkları bilimsel makaleye göre araştırmalarda, ellerde sanıldığından daha fazla türde bakteri bulunduğu da anlaşıldı.</span>Yazı, “Proceedings of the National Academy of Sciences” adlı bilimsel yayının on-line sayısında bugün yayımlandı. Araştırma, ABD’deki “Ulusal Sağlık Enstitüsü” ve “Ulusal Bilim Vakfı” tarafından desteklendi.</p>
<p>Yazıya göre araştırmanın şefi olan Fierer, “araştırmamızın sonucunda belirlediğimiz bakteri türü sayısı bizi çok şaşırttı. Kadınların ellerinde çok daha fazla çeşit olduğunu da anladık” dedi.</p>
<p>Araştırmacılar, kadınların ellerindeki bakteri türünün daha zengin olmasının nedenini bilemediklerini, bunun, erkeklerin derisinin daha “asitik” olmasından ve bunun bazı bakteri türlerini öldürüyor olabileceğinden kaynaklanabileceğini belirttiler. Araştırmacılar bir başka nedenin, kadınlarla erkekler arasında, ter ve yağ bezlerinin çalışma farklılıkları olabileceğini de ifade ettiler.</p>
<p>Knight’ın açıklamasına göre kadınların, suyla yıkanması mümkün olmayan deri altlarında yaşayan bakteri sayısı, erkeklere göre daha az.</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong>ELLERDE 4.742 TÜR BAKTERİ</strong></span><br />
Araştırmacılar çalışmaları sırasında 51 üniversite öğrencisinden (toplam 102 el)örnekler aldı.</p>
<p>Örnekler, DNA bakterilerini belirleyen yeni ve çok detaylı bir sistem kullanılarak incelendi.</p>
<p>Bu 102 elde toplam 4.742 bakteri türü belirlendi.</p>
<p>Bu türlerden yalnızca 5’inin bütün ellerde bulunduğu anlaşıldı.</p>
<p>Her insanın elinde genellikle diğerlerinden farklı bakteriler yaşadığı gibi, bir insanın iki elinde yaşayan bakteriler de genellikle birbirinden farklı. Bir insanın iki elindeki bakteri türlerinin ortalama yüzde 17’si birbirinin aynı.</p>
<p>Araştırmaya göre ortalama bir elde 150 bakteri türü yaşıyor.</p>
<p>Ancak bakterilerin türünü belirlemek yaklaşık olarak mümkün olmasına karşın, elde toplam kaç adet bakteri bulunduğunu saymak mümkün olmuyor.</p>
<p>Araştırmacılar, aynı çalışmayı çeşitli ülkelerde tekrar ederek sonuçların karşılaştırılmasının önemli olacağını vurguluyorlar.</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong> KANIKSAMAK GEREK</strong></span><br />
Araştırmadan anlaşıldığı kadarıyla, bakterilerle yaşamayı kanıksamak gerekiyor. Çünkü el yıkama, bunları ortadan kaldırmıyor.</p>
<p>Knight’a göre düzenli el yıkama önemli ancak el yıkama, bakteriyi ortadan kaldırmıyor. Knight, makalede, “bakteri kolonileri, el yıkamanın hemen ardından hızla yeniden ürüyor. Veya el yıkama, deri yüzeyinde bulunan bakterilerin büyük bölümünü gideremiyor” dedi.</p>
<p>Kaynak:ntvmsnbc</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/kadin-eli-mikrop-daha-cok-tasiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şeker Hastalığı Gebelikte Risk Oluşturuyor</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/seker-hastaligi-gebelikte-risk-olusturuyor.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/seker-hastaligi-gebelikte-risk-olusturuyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 11:19:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Kalıcı diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[Kalıcı diyabet riski]]></category>
		<category><![CDATA[Riskli gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Riskli hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Şeker hastalığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3122</guid>
		<description><![CDATA[Şeker hastalığı,anne ve bebekte kalıcı diyabete neden olabiliyor.Bunun yanı sıra erken doğuma ve bebekte aşırı kiloya sebebiyet veriyor.
Türkiye Maternal Fetal Tıp ve Perinatoloji Derneği’nin Antalya’da düzenlediği 6. Ulusal Kongresi için Türkiye’ye gelen ABD’nin Northwestern Üniversitesinden Prof. Dr. Boyd Metzger, dünyada gebelikte görülen kan şekeriyle ilgili çok merkezli yapılan Hyperglycemia &#38; Adverse Pregnancy Outcome (HAPO) araştırmasının sonuçlarını Türk meslektaşlarıyla paylaştı.
Prof. Dr. Metzger, gebelikteki kan şekeri seviyesinin anneye etkisinin araştırıldığı çok merkezli araştırmaya, çeşitli ülkelerdeki 5 etnik ırktan 25 bin kadının katıldığını söyledi. Araştırmaya göre kadınlarda diyabetin en çok Hindistan ve Pakistan’da ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h5>Şeker hastalığı,anne ve bebekte kalıcı diyabete neden olabiliyor.Bunun yanı sıra erken doğuma ve bebekte aşırı kiloya sebebiyet veriyor.</h5>
<p><span>Türkiye Maternal Fetal Tıp ve Perinatoloji Derneği’nin Antalya’da düzenlediği 6. Ulusal Kongresi için Türkiye’ye gelen ABD’nin Northwestern Üniversitesinden Prof. Dr. Boyd Metzger, dünyada gebelikte görülen kan şekeriyle ilgili çok merkezli yapılan Hyperglycemia &amp; Adverse Pregnancy Outcome (HAPO) araştırmasının sonuçlarını Türk meslektaşlarıyla paylaştı.</span></p>
<p>Prof. Dr. Metzger, gebelikteki kan şekeri seviyesinin anneye etkisinin araştırıldığı çok merkezli araştırmaya, çeşitli ülkelerdeki 5 etnik ırktan 25 bin kadının katıldığını söyledi. Araştırmaya göre kadınlarda diyabetin en çok Hindistan ve Pakistan’da görüldüğünü belirten Prof. Dr. Metzger, Çin, Japonya ve Kore’de ise gebelikteki şeker hastalığının diğer ülkelere göre daha yaygın olduğunu kaydetti.</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong> GEBELİĞE VE ANNEYE ETKİSİ</strong></span><br />
Gebe kadınlarda insülin direncinin arttığını ve bunun kalıtsal fonksiyon bozukluklarının ortaya çıkmasına yardımcı olduğunu bildiren Prof. Dr. Metzger, “Gebeliği, şeker hastalığı için yapılmış bir stres testi olarak görmek mümkündür” dedi.</p>
<p>Annedeki kan şekeri seviyesi ile gebelik olumsuzlukları arasında bir ilişki olduğunu ifade eden Prof. Dr. Metzger, gebelikteki kan şekerinin, hamilelikle bağlantılı riskleri doğrudan artırdığını vurguladı.</p>
<p>Prof. Dr. Metzger, gebelikte şeker hastalığının erken doğum riskini ve sezaryenle doğum yapma zorunluluğunu ve doğumdan sonra diyabet geliştirme riskini artırdığını, Chicago’da gebelik sonrası diyabet geliştiren kadınların hemen yarısının 40 yaşın altında olduğunu söyledi.</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong> “BEBEKTE AŞIRI KİLOLARA NEDEN OLUYOR”</strong></span><br />
Gebelikte şeker hastalığının bebekleri de olumsuz etkilediğini belirten Prof. Dr. Metzger, “Anne karnında yüksek kan şekerine maruz kalan bebekte, hem obezite hem de ileri yaşta diyabet gelişimi riski artış göstermektedir. Gebelikteki şeker hastalığı, bebeklerin aşırı kilolu ve yağlı doğmalarına neden oluyor” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Metzger, bu bebeklerin kan şekerlerinin doğumda düşük seviyeye indiğini ve bu nedenle diğer bebeklere göre daha çok özel bakım ünitelerinde tedavi gördüklerini kaydetti.</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong> TEK TİP TEDAVİYE DOĞRU</strong></span><br />
Araştırmanın çok sayıda ülkede binlerce kadın üzerinde yapıldığına dikkati çeken Prof. Dr. Metzger, gebelikteki şeker hastalığının, gebeliğe ve anneye olumsuz etkisi üzerinde ırklar arasında da farklılık saptanmadığını söyledi.</p>
<p>Gebelikteki şeker hastalığının kadınlar üzerindeki risklerinin tüm dünyada aynı olduğunu bildiren Prof. Dr. Metzger, şöyle devam etti:<br />
“Bu nedenle gebelikteki şeker hastalığının hem tanısı, hem tedavisi için dünya çapında tek tip yaklaşım benimsenebilirse kuşaktan kuşağa aktarılan şeker hastalığının giderek artan döngüsünü kırmak mümkün olacaktır. Bu araştırma tüm etnik ırk gruplarında aynı sonuçları verdiği için, konuya yönelik ortak yaklaşımın benimseneceğini gösterdi.”</p>
<p>Prof. Dr. Metzger, gebelikte şeker hastalığının beslenme şeklindeki değişikliklerle tedavi edilebildiğini, bazı hastalarda ise ilaç ve insülin tedavisine ihtiyaç olabildiğini belirtti.</p>
<p>Kaynak:ntvmsnbc</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/seker-hastaligi-gebelikte-risk-olusturuyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yumurtalık Nakli ve Gebelik</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/yumurtalik-nakli-ve-gebelik.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/yumurtalik-nakli-ve-gebelik.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 11:14:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[anne adayı]]></category>
		<category><![CDATA[annelik]]></category>
		<category><![CDATA[dogum]]></category>
		<category><![CDATA[gebe kalmak]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Yumurtalık nakli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3120</guid>
		<description><![CDATA[İngiltere’de tıp tarihi açısından bir ilkin gerçekleştiği ve yumurtalık nakli yapılan bir kadının önümüzdeki günlerde anne olmaya hazırlandığı belirtildi.
Artık gelişen teknolojinin etkisiyle anne olmak kolaylaşıyor.Doğuştan kısır bile olsanız yumurtalık nakli ile anne olmanız mümkün.
15 yaşında geçirdiği rahatsızlık sonucu erken menopoza girerek kısırlaşan 38 yaşındaki kadına, geçen yıl ikiz kız kardeşinin bir yumurtalığı nakledildi. Londra’da yaşayan kadının yumurtalık naklinin ardından hamile kaldığı ve önümüzdeki günlerde anne olmasının beklendiği açıklandı.
Bebeğin dünyaya gelmesiyle yöntemin başarısı kanıtlanacak ve bu da erken menopoza giren 100 bini aşkın İngiliz kadının yanı sıra kanseri yenmek için kemoterapi ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h5>İngiltere’de tıp tarihi açısından bir ilkin gerçekleştiği ve yumurtalık nakli yapılan bir kadının önümüzdeki günlerde anne olmaya hazırlandığı belirtildi.</h5>
<p>Artık gelişen teknolojinin etkisiyle anne olmak kolaylaşıyor.Doğuştan kısır bile olsanız yumurtalık nakli ile anne olmanız mümkün.</p>
<p><span>15 yaşında geçirdiği rahatsızlık sonucu erken menopoza girerek kısırlaşan 38 yaşındaki kadına, geçen yıl ikiz kız kardeşinin bir yumurtalığı nakledildi. Londra’da yaşayan kadının yumurtalık naklinin ardından hamile kaldığı ve önümüzdeki günlerde anne olmasının beklendiği açıklandı.</span></p>
<p>Bebeğin dünyaya gelmesiyle yöntemin başarısı kanıtlanacak ve bu da erken menopoza giren 100 bini aşkın İngiliz kadının yanı sıra kanseri yenmek için kemoterapi ve radyoterapi gören kadınlara umut olacak. Kanserli kadınların yumurtalıklarını kemoterapi ya da radyoterapiye başlamadan önce dondurtabileceği ve daha sonra bunların yeniden kendilerine nakledilmesiyle hamile kalabilecekleri kaydediliyor.</p>
<p>Uzmanlar, bu yöntemin kadına sadece doğal yollarla hamile kalma şansı tanımakla kalmayıp, erken menopoza giren kadınların vücudundaki hormon seviyelerinin de yeniden normale dönmesine yardımcı olacağını belirtiyor.</p>
<p>Yumurtalık nakli yapılan Londralı anne adayının 22 yıldan sonra yeniden adet görmeye başlaması, hamile kalması ve vücudunda etkileri görülmeye başlayan osteoporosis adlı kemik hastalığında da gerileme görülmesinin tümüyle yumurtalık nakli ve hormon seviyelerinin yeniden düzelmesiyle mümkün olabildiğine dair uzman görüşlerine de yer verdi.</p>
<p>Kaynak:ntvmsnbc</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/yumurtalik-nakli-ve-gebelik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebek Tamam da ya Doğum Sancıları</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/bebek-tamam-da-ya-dogum-sancilari.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/bebek-tamam-da-ya-dogum-sancilari.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 11:06:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Aneljezi]]></category>
		<category><![CDATA[Aneljezik]]></category>
		<category><![CDATA[Anestezi]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[dogum]]></category>
		<category><![CDATA[doğum sancısı]]></category>
		<category><![CDATA[Epidural anestezi]]></category>
		<category><![CDATA[normal dogum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3118</guid>
		<description><![CDATA[Her kadının doğumda duyacağı sancı farklıdır.Bu sizin ağrı eşiğinize,bebeğin pozisyonuna,rahmin nasıl kasıldığına,daha önce doğup yapıp yapmadığınıza  bağlıdır.
Analjezi tamamen ya da kısmen ağrı duymamanın; anestezi ise bölgesel olarak sinir yollarının daha kuvvetli bloke edilerek ağrı duymamanın yanı sıra kasların gevşemesinin veya hareketsizliğinin sağlanması olarak tanımlanır. Hangi tip yöntemin uygulanacağını, sizin isteğiniz kadar tıbbi durumunuz ve doğum ve anestezi doktorlarınızın seçimi de belirler&#8230;
VKV Amerikan Hastanesi Ağrı Kliniği’nden Doç. Dr. Ömür Erçelen’in konu ile ilgili görüşleri:
Doğum 
Doğum üç evreden oluşur. Birinci evre, ağrılı kasılmaların başlamasından rahim ağzının tamamen açılmasına kadar sürer. İkinci evre ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h5>Her kadının doğumda duyacağı sancı farklıdır.Bu sizin ağrı eşiğinize,bebeğin pozisyonuna,rahmin nasıl kasıldığına,daha önce doğup yapıp yapmadığınıza  bağlıdır.</h5>
<p><span>Analjezi tamamen ya da kısmen ağrı duymamanın; anestezi ise bölgesel olarak sinir yollarının daha kuvvetli bloke edilerek ağrı duymamanın yanı sıra kasların gevşemesinin veya hareketsizliğinin sağlanması olarak tanımlanır. Hangi tip yöntemin uygulanacağını, sizin isteğiniz kadar tıbbi durumunuz ve doğum ve anestezi doktorlarınızın seçimi de belirler&#8230;</span></p>
<p>VKV Amerikan Hastanesi Ağrı Kliniği’nden Doç. Dr. Ömür Erçelen’in konu ile ilgili görüşleri:<br />
<strong>Doğum </strong><br />
Doğum üç evreden oluşur. Birinci evre, ağrılı kasılmaların başlamasından rahim ağzının tamamen açılmasına kadar sürer. İkinci evre ise, rahim ağzının tam açılmasından başlar ve bebeğin doğmasıyla sona erer. Üçüncü evre, plasentanın atılmasıyla biter. Tüm bu evreler süresince anne adaylarının ağrılarının kontrol edilmesi gerekir. Bu, iki şekilde yapılır:<br />
<strong>1-</strong> İlaçların damardan veya kas içine uygulanması<br />
<strong>2-</strong> Epidural analjezi</p>
<p>Birinci yöntemde kuvvetli ağrı kesici ilaçlar, damardan veya kas içine uygulanır. Bebekte yan etkilere yol açmayacak şekilde belirlenen dozlarda uygulanabilir. Ağrıyı kısmen ve ancak kısa bir süre engelleyebilir. Sürekli uygulanamaz. Ani ve hızlı gelişen doğumlarda faydalı olabilir. En etkili yöntem ise epidural analjezidir.</p>
<p><img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> <strong>Lokal bloklar </strong><br />
Doğum doktoru tarafından, ya rahim ucuna yakın sinirlere ya da çocuğun çıkım anında yapılan ve epizyo denilen cerrahi kesilerde ağrı duyulmaması için yapılır. Doğum eyleminde ağrıyı belirgin olarak engellemez.</p>
<p><img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> <strong>Santral blokla</strong>r<br />
Epidural, spinal ya da kombine spinal &#8211; epidural olmak üzere üç tiptir. Bu tekniklerden normal doğumda epidural analjezi, sezaryende ise epidural anestezi ve kombine spino &#8211; epidural anestezi daha sık uygulanır.</p>
<p><img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> <strong>Anestezik gazlar </strong><br />
Sezaryende genel anestezi şeklinde, normal doğumda ise çocuk çıkmasına yakın analjezi için uygulanır.</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong> DOĞUMDA EN SIK UYGULANAN YÖNTEM</strong></span><br />
<strong>Epidural Analjezi </strong><br />
Beldeki omurların sivri çıkıntıları arasından iğne ile girilerek sinir yollarına yakın bir bölgeye, 1 &#8211; 2 milimetrelik çok ince bir plastik boru yerleştirilmesi ile uygulanır. Bu işlem oturma veya yan yatma pozisyonlarında yapılır. İşleme başlamadan önce tansiyonun düşmesini engellemek için damar yolu ile serum verilir. Belden aşağıda ve bacaklarda his değişikliği (uyuşukluk) oluşur.</p>
<p>Doğumun birinci evresinde, yani rahim ağzı tam açık hale gelinceye kadar olan dönemde, rahim kasılmaları devam ederken anne ağrı duymaz ve konforlu bir bekleyiş ortamı oluşur. İlaç genellikle bilgisayarlı bir alet ile verilir. Doğum anında da, ilaç tipi ve dozuna bağlı olarak kas gücü korunduğu için anne rahatlıkla ıkınarak, doğum kanalında çocuğun ilerlemesini ağrı duymadan sağlar.</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong> SEZARYENDE EN SIK UYGULANAN YÖNTEM</strong></span><br />
<strong>Kombine Spinal &#8211; Epidural Anestezi</strong><br />
Doğumdaki epidural analjeziye çok benzer. Tek farkı, ince boru yerleştirilmeden önce epidural iğnesinin içinden kıl gibi bir iğne geçirilerek, spinal bölgeye ilaç verilmesidir. Böylece 1 &#8211; 2 dakika içinde ameliyatın başlaması sağlanarak, tam kas gevşemesi ile sezaryen ameliyatı kolaylaştırılır. Ameliyat sonrası dönemde de epidural kateter ile bilgisayarlı bir aletten ilaç yollanarak, ağrısız, konforlu bir ortam hazırlanır.</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong> SEZARYENDE SIKLIKLA UYGULANAN DİĞER YÖNTEM</strong></span><br />
<strong>Genel Anestezi</strong><br />
Damar yolundan verilen anestezik ilaçlar ile solunum yolundan -bir tüp yerleştirilerek- verilen anestezik gazlar ile uygulanır. Anne sezaryen boyunca tamamen uyutularak, geçici bir süre bilinç kaybı sağlanır.</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong> <span style="text-decoration: underline;">SIK SORULAN SORULAR</span></strong></span><br />
<strong>Epidural teknikte ağrısız dönem ne zaman başlar, ne zaman sona erer?</strong><br />
İlaç etkisi, epidural teknikte ortalama 15 dakika içinde; kombine spinal &#8211; epidural teknikte ise bir dakika içinde başlar. Yerleştirilen plastik borudan gönderilen ilaçların kesilmesi ile belirli bir süre sonra ilaç etkisi de biter.</p>
<p><strong>Bu tekniklerde yan etkiler nelerdir?</strong><br />
Kan basıncında düşme gözlenebilir. Sıvı ve ilaçlarla kan basıncındaki bu düşme kolaylıkla önlenir. Doğum eylemi ve ilaçlar titreme yapabilir. İlaçlar ve ısıtma ile titreme de yine çok kolaylıkla engellenir. Doğumdan sonra nadiren<br />
24 &#8211; 48 saat baş ağrısı gözlenebilir. İlaç tedavisiyle ağrı giderilir.</p>
<p><strong>Riskli midir?</strong><br />
Deneyimli doktorlar, gelişmiş teknoloji ve ilaçlar sayesinde komplikasyonları son 20 yıl içinde belirgin bir şekilde azaltılmıştır.</p>
<p><strong>Doğum analjezisinin bebeğe &#8211; anneye etkileri nelerdir?</strong><br />
Çağdaş ilaçların bebeğe etkisi olmadığı gibi anneye de yan etkileri çok azdır. Ağrının engellenmesi, sadece konfor sağlamaz. Ağrı duyusunun engellenmesi ile doğum ağrısında ortaya çıkan enzimler ve hormonlar oluşmayacağı için<br />
hem annenin hem de bebeğin daha sağlıklı olması sağlanır.</p>
<p><strong>Hastaneye gelirken</strong><br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> Bir şey yememeye çalışın; ihtiyacınız varsa sadece su içebilirsiniz.<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> Mümkünse ılık bir duş alın.<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> Bol ve rahat giysiler giyinin.<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> Lens, takı, saat gibi şahsi eşyalarınızı çıkarın.<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> Doğum ve anestezi doktorlarının siz ve bebeğiniz için en doğru ve sağlıklı girişimi planlayacaklarını unutmayın.</p>
<p>Kaynak:ntvmsnbc</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/bebek-tamam-da-ya-dogum-sancilari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Meme Kanserinde Soya alarmı</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/meme-kanserinde-soya-alarmi.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/meme-kanserinde-soya-alarmi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 10:45:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Endometrium kanserleri]]></category>
		<category><![CDATA[meme kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Onkoloji hekimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Östrojen]]></category>
		<category><![CDATA[Soya]]></category>
		<category><![CDATA[Soya riski]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3114</guid>
		<description><![CDATA[Soyanın içindeki östrojen hormonuna benzer etkideki maddelerin, yüksek dozda alınması meme ve endometrium kanserleri, havucun içindeki beta-karotenin fazla tüketilmesi ise sigara bağımlılarında akciğer kanseri riskini artırıyor.
Yararlı diye bildiğimiz yiyecekler her durum için aynı etkiyi göstermiyor.Bazen gerçekten zararlı bile olabiliyorlar.
Hacettepe Üniversitesinde görev yapan onkoloji hekimleri tarafından Kasım 2007-2008 dönemlerinde 6 büyük ulusal gazetenin internet sitelerinde “kanserden korunma hakkında” çıkan haberler tarandı ve doğrulukları araştırıldı. Prof. Dr. İsmail Çelik, bu tarihler arasında ilgili başlıkta toplam 235 haber tespit ettiklerini, ancak bunların 23’ünün doğru bilgiler içerdiğini kaydetti.
Hacettepe Üniversitesi İç Hastalıkları ve Medikal Onkoloji ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h5>Soyanın içindeki östrojen hormonuna benzer etkideki maddelerin, yüksek dozda alınması meme ve endometrium kanserleri, havucun içindeki beta-karotenin fazla tüketilmesi ise sigara bağımlılarında akciğer kanseri riskini artırıyor.</h5>
<p>Yararlı diye bildiğimiz yiyecekler her durum için aynı etkiyi göstermiyor.Bazen gerçekten zararlı bile olabiliyorlar.</p>
<p><span>Hacettepe Üniversitesinde görev yapan onkoloji hekimleri tarafından Kasım 2007-2008 dönemlerinde 6 büyük ulusal gazetenin internet sitelerinde “kanserden korunma hakkında” çıkan haberler tarandı ve doğrulukları araştırıldı. Prof. Dr. İsmail Çelik, bu tarihler arasında ilgili başlıkta toplam 235 haber tespit ettiklerini, ancak bunların 23’ünün doğru bilgiler içerdiğini kaydetti.</span></p>
<p>Hacettepe Üniversitesi İç Hastalıkları ve Medikal Onkoloji Uzmanı ve Kanser Epidemiyolojisi Bilim Uzmanı Prof. Dr. İsmail Çelik, yazılı ve görsel basında kanserden korunmaya yönelik çok fazla haber yer aldığını, ancak çoğunun bilimsellikten uzak ve yanlış olduğunu söyledi.</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong> VİTAMİN KAPSÜLLERİ KULLANMAYIN</strong></span><br />
Çelik, bitkilerin, meyve ve sebzelerin bilinçsiz tüketilmesinin yarardan çok zarar verebileceğini, çeşitli organlarda hasara yol açabileceğini ya da kanser dışında başka hastalıklarının oluşmasına zemin hazırlayabileceğini belirterek, hekim tarafından tavsiye edilmediği sürece gıda takviyesinde bulunulmasının ya da beslenme şeklinin değiştirilmesinin kesinlikle uygun olmadığını bildirdi.</p>
<p>Kanserden korunmaya karşı ya da vücut direncini artırmak için çeşitli vitamin kapsülleri kullanılmasının ya da soya fasulyesi, havuç, gibi gıdaların çok tüketilmesinin bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek yerine meme, endometrium ve akciğer gibi bazı kanser türlerinin gelişmesine de neden olabileceğini öne süren Çelik, şunları kaydetti:</p>
<p>“ACS (American Cancer Society)’nin tanımına göre kanserden korunmak için tek ve geçerli beslenme önerisi, günde en az 5 porsiyon meyve ve sebze içeren, yağdan düşük, lifçe yüksek diyet tüketilmesi ve kırmızı etin haftada birden fazla yenmemesi şeklindedir. Bu cümleye bir kelime eklemek ya da çıkarmak bilimsel olarak doğru değildir.”</p>
<p>Ceviz tüketilmesinin kanser ve kalp hastalarına iyi geldiği yönündeki bilgilerin her zaman geçerli olmadığını belirten Çelik, “Şişmanlık kanseri arttıran bir etmendir. Zararsız olduğu, kolesterol içermediği söylenen yağlı gıdaların (zeytinyağı veya kuru yemiş de dahil) çok miktarda alınmasının obeziteye yol açabileceği unutulmamalıdır” dedi. Çelik, hiçbir bitki karışımı ya da vitamin kapsülü takviyesinin, bilimsel olarak kanserden koruyucu etkisinin saptanmadığını, bunların asla doğal besinlerin yerini tutamayacağını ifade ederek, şu uyarılarda bulundu:</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong>SOYA VE HAVUÇ TÜKETİMİNE DİKKAT</strong></span><br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> Kanser hastalarına bolca soya ürünü tüketilmesi yönündeki tavsiyeler doğru değildir. Çünkü, soyanın içindeki östrojen hormonuna benzer etkideki maddeler, yüksek dozda alındığında östrojene bağlı gelişebilen meme ve endometrium (yumurtalık ve rahim) kanserlerine yol açabilir.<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> Havucun içinde de bulunan beta-karoten maddesinin fazla alınması, sigara bağımlılarında akciğer kanseri riskini arttırabilmektedir. Yapılan bir araştırmada, sigara içenlere beta-karoten tableti verildiğinde, ölüm oranlarının arttığı tespit edilmiştir. Bu havucun tüketilmemesi anlamı taşımaz. Aksine sigara içenlerin sigarayı bırakmaları daha yaşamsaldır. Havuç günlük gıda alımı içinde taze olarak yenilebilir.<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> Antioksidan özelliği olan domates, brokoli ve lahana gibi gıdaların tüketilmesinin kanserden koruduğuna dair veriler yeterli değildir. Domates, brokolinin kanser yapıcı etkileri yok ama kanserden koruyucu etkileri de yok.<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> Aspartam ve sakarin gibi yapay tatlandırıcıların kansere neden olduğu bilgisi ispatlanmamıştır.<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> Doğum kontrol hapları ve menapoz sonrası hormon replasman tedavisinin, hem kanser hem de kalp rahatsızlıkları açısından önemli yan etkileri vardır. Bu nedenle kesinlikle doktor tavsiyesi ile alınmalıdır.<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> ABD, Belçika ve Tayvan’ın belli bölgelerinde yeryüzünün derin katmanlarından içme suyuna karışan arseniğin uzun süre tüketilmesinin kanser yapıcı etkileri tanımlanmıştır. Türkiye’deki içme suyunda arsenik düzeylerine ait bilgiler yetersizdir.<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> Genetiği değiştirilmiş gıdaların, kanser riskini artırdığına dair bilimsel bir bulgu yoktur.</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong>ALKOL VE SİGARA KANSER YAPAR</strong></span><br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> Fazla kırmızı et tüketiminin doğrudan kansere etkisi vardır.<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> Kahve tüketiminin kansere neden olduğu ve yeşil çayın kanserden koruduğuna dair bilimsel bir bulgu yoktur.<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> Hazır gıdalardaki katkı maddelerinin, uygun oranlarda kaldığı takdirde kanser yapıcı etkisi mevcut değildir.<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> Alkol ve tütün kullanımı kanseri tetiklemektedir. Az miktarda bile olsa alkol kanserojen etki gösterir. Özellikle sigara ile birlikte kullanıldığında bu etki daha da artar.<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> Düzenli egzersiz hem kalp hastalıklarından hem de kanserden koruyucudur.<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> Cep telefonu kullanımına bağlı kanser gelişimi konusunda veriler yetersiz olup kullanımının kısıtlanmasına dair bilimsel bir öneri yoktur.</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong> PESTİSİT KULLANIMI</strong></span><br />
Prof. Çelik, zararlı organizmaları engellemek, kontrol altına almak, ya da zararlarını azaltmak için kullanılan madde ya da maddeleri içeren karışımların (pestisit) kullanımının tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kontrol altında olduğunu belirtti. Halen Türkiye’de kullanımda olan pestisitlerin kanser yapıcı etkileri açısından kontrol altında olduğuna işaret eden Çelik, şunları kaydetti:</p>
<p>“Tüketilen maddenin üzerindeki pestisit kalıntılarının bertarafı için uygun hijyenik önlemler yeterlidir. En önemli risk pestisiti uygulayan kişinin (ülkemizde çiftçi veya yetiştirici) kendisine ve çevresindeki kişilere olmaktadır. Pestisitlere maruziyetin kanser dışı zehirleyici özellikleri daha önemlidir ve bu etkiler küçük çocuklarda ve bebeklerde daha ağır seyreder, çünkü bu pestisitleri vücuttan atacak enzimler henüz yetersizdir veya oluşmamıştır.”</p>
<p>Kaynak:ntvmsnbc</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/meme-kanserinde-soya-alarmi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebeler için hastane içerisinde ‘anne oteli’</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/gebeler-icin-hastane-icerisinde-%e2%80%98anne-oteli%e2%80%99.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/gebeler-icin-hastane-icerisinde-%e2%80%98anne-oteli%e2%80%99.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 10:42:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Anne oteli]]></category>
		<category><![CDATA[dogum]]></category>
		<category><![CDATA[Gebeler]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Hastane]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3112</guid>
		<description><![CDATA[Van’da yolu kar nedeniyle kapalı bulunan köylerde yaşayan doğumu yaklaşan anne adayları, sağlık ekipleri tarafından evlerinden alınarak, Kadın ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi bünyesinde oluşturulan “Anne Otelinde” ağırlanıyor.
Anne Oteli’yle ilgili bilgi veren Kadın ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Şahin Kılınçer, kış aylarında Van ve ilçelerine bağlı yerleşim birimlerinde yaşayan vatandaşlara hizmet veren 40 yatak kapasiteli otelde, yolları kar nedeniyle kapanan köylerdeki anne adaylarının misafir edildiğini belirtti.
Özellikle kış aylarında doğumlarına bir hafta kala sağlık ekipleri tarafından evlerinden alınan hastalara, doğum sırasında erken müdahale etmek için böyle bir yöntem kullanıldığını vurgulayan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h5>Van’da yolu kar nedeniyle kapalı bulunan köylerde yaşayan doğumu yaklaşan anne adayları, sağlık ekipleri tarafından evlerinden alınarak, Kadın ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi bünyesinde oluşturulan “Anne Otelinde” ağırlanıyor.</h5>
<p><span>Anne Oteli’yle ilgili bilgi veren Kadın ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Şahin Kılınçer, kış aylarında Van ve ilçelerine bağlı yerleşim birimlerinde yaşayan vatandaşlara hizmet veren 40 yatak kapasiteli otelde, yolları kar nedeniyle kapanan köylerdeki anne adaylarının misafir edildiğini belirtti.</span></p>
<p>Özellikle kış aylarında doğumlarına bir hafta kala sağlık ekipleri tarafından evlerinden alınan hastalara, doğum sırasında erken müdahale etmek için böyle bir yöntem kullanıldığını vurgulayan Uzm. Dr. Kılınçer, doğum hastalarına 5 yıldızlı otel konforunda en iyi hizmeti sunmak için çalıştıklarını ifade etti.</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong> ÜÇ ÖĞÜN ÜCRETSİZ YEMEK</strong></span><br />
Yeni Doğan Ünitesi ve Anne Otelinin 6 oda, 40 yatak, 56 kuvöz kapasitesiyle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin en büyük birimi olduğunu dile getiren Kılınçer, şu anda 20 anne ve anne adayının otelden yararlandığını bildirdi.</p>
<p>Galoşlarla girilen ve hijyene büyük önem verilen oteldeki tüm odalarda tuvalet ve banyo bulunduğunu anlatan Kılınçer, hastalara üç öğün ücretsiz yemek verdiklerini kaydetti.</p>
<p>Kılınçer, doğumdan sonra sağlık durumu iyi olan anne ve bebekleri taburcu ettiklerini, tedavi gerektiren durumlarda ise herhangi bir ücret talep etmeksizin hastaların bakımına devam edildiğini sözlerine ekledi.</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong> HASTALAR MEMNUN</strong></span><br />
Anne Otelinde kalan hastalar da ağır kış koşullarında köy yollarının ulaşıma kapanması nedeniyle önceden hastaneye getirildiklerini belirterek, doktor ve hastane personelinin kendileriyle yakından ilgilendiğini söyledi.</p>
<p>Evlerinden daha rahat bir ortamda misafir edildiklerini ve hem kendileriyle hem de bebeklerle yakından ilgilenildiğini vurgulayan hastalar, ilgilere teşekkür etti.</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong> VALİ ÇAKACAK</strong></span><br />
Vali Özdemir Çakacak ise Kadın ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde bulunan 40 yataklı otelin, doğumu yaklaşan anne adaylarına en iyi şekilde hizmet verdiğini bildirdi.</p>
<p>Hastaların zorlu kış şartlarında daha zor durumla karşılaşmaması için anne otelde ağırlandığını belirten Çakacak, şu bilgileri verdi:<br />
“Sağlık ekiplerimiz evlere gittiğinde, bazı hastalar önceden gelmek istemiyor. Bu nedenle bizim de hastalara ulaşmamız zor oluyor. Bu konuda sadece merkezdeki hastanemize değil, aynı zamanda tüm ilçe hastanelerimize talimat verdik. Doğumu yaklaşan anne adayları bu hastanelerimizde misafir ediliyor. Vatandaşlardan ricamız, hastalarını doğum yaklaşmadan önce hastanelerimize göndermesidir ki yollar kapandığında zor durumda kalmayalım.”</p>
<p>Kaynak:ntvmsnbc</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/gebeler-icin-hastane-icerisinde-%e2%80%98anne-oteli%e2%80%99.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Epidural anestezi abartıldığı kadar riskli değil</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/epidural-anestezi-abartildigi-kadar-riskli-degil.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/epidural-anestezi-abartildigi-kadar-riskli-degil.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 10:38:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik & Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Anestezi]]></category>
		<category><![CDATA[Anestezi riski]]></category>
		<category><![CDATA[Anestezi türleri]]></category>
		<category><![CDATA[Epidural anestezi]]></category>
		<category><![CDATA[Spinal anestezi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3110</guid>
		<description><![CDATA[Epidural ve spinal anestezinin risklerinin abartıldığı ortaya çıktı. Epidural anestezi nedeniyle kalıcı hasar olasılığının kadınlarda en kötü ihtimalle 80 binde, daha iyi bir yaklaşımla ise 300 binde bir olduğu belirlendi.
İngiliz bilim adamlarının yaptığı araştırma, doğum ve ameliyat sırasında epidural ve spinal anestezi uygulanan kadın ve çocukların en düşük risk grubunda yer aldıklarını, bu anestezi türlerinin düşünüldüğünden çok daha güvenli olduğunu ve kalıcı hasar olasılığının, daha önce hesaplanandan 10 kat daha az, yani 23 bin ila 50 binde bir arasında değiştiğini gösterdi.Epidural anestezi nedeniyle kalıcı hasar olasılığının kadınlarda en kötü ihtimalle ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h5>Epidural ve spinal anestezinin risklerinin abartıldığı ortaya çıktı. Epidural anestezi nedeniyle kalıcı hasar olasılığının kadınlarda en kötü ihtimalle 80 binde, daha iyi bir yaklaşımla ise 300 binde bir olduğu belirlendi.</h5>
<p><span>İngiliz bilim adamlarının yaptığı araştırma, doğum ve ameliyat sırasında epidural ve spinal anestezi uygulanan kadın ve çocukların en düşük risk grubunda yer aldıklarını, bu anestezi türlerinin düşünüldüğünden çok daha güvenli olduğunu ve kalıcı hasar olasılığının, daha önce hesaplanandan 10 kat daha az, yani 23 bin ila 50 binde bir arasında değiştiğini gösterdi.</span>Epidural anestezi nedeniyle kalıcı hasar olasılığının kadınlarda en kötü ihtimalle 80 binde, daha iyi bir yaklaşımla ise 300 binde bir olduğu, çocuklar için de benzer rakamların geçerli olduğu belirtildi.Oysa diğer anestezi türlerinde bu riskler daha da fazla.</p>
<p>Royal United Hospital’da görevli bilim adamlarının, yılda 700 bin kişiye uygulanan epidural ve spinal anesteziden sonra oluşan komplikasyonlar üzerinde yaptığı araştırmada, en yüksek risk grubunda bulunan yaşlılar ve zayıf bünyeli kişilerde, kalıcı hasar olasılığının 6 binde bir ile 12 binde bir arasında değiştiği gözlendi.</p>
<p>İngiltere’de daha önce konuyla ilgili yapılan bir araştırma, epidural ve spinal anesteziden sonra kalıcı hasar olasılığının 675 kişide bir olduğunu göstermişti. ABD’de de benzer bir araştırma, bu olasılığı 800 kişide bir rakamıyla ortaya koymuştu.</p>
<p>Epidural anestezi, genellikle doğumda, bazı ameliyatlarda, ameliyat sonrasında ağrı kesici olarak ve kronik sırt ve siyatik ağrılarının tedavisinde kullanıyor.</p>
<p>Kaynak:ntvmsnbc</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/epidural-anestezi-abartildigi-kadar-riskli-degil.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınlar mamografiye Uzak Davranıyor</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/kadinlar-mamografiye-uzak-davraniyor.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/kadinlar-mamografiye-uzak-davraniyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 10:33:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Aile hekimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Erken teşhis]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[Mamografi]]></category>
		<category><![CDATA[meme kanseri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3108</guid>
		<description><![CDATA[Kadınların mamografi hakkında bilgi ve tutumlarını belirlemek amacıyla yapılan araştırmaya katılan kadınların yüzde 73,1’inin hiç mamografi çektirmediği belirlendi.
Uludağ Üniversitesi (UÜ) Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nazan Bilgen, Türkiye’de kadınlar arasında kanser ölümleri bakımından birinci sırada yer alan meme kanserinin erken tanısında önemli bir araç olan mamografiye ilginin yetersiz olduğunu söyledi.Oysaki mamografi kadınlar için hayati önem taşıyor.

UÜ Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nazan Bilgen, Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ganime Sadikoğlu, Yrd. Doç. Dr. Alis Özcakir ile İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Ekonometri ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h5>Kadınların mamografi hakkında bilgi ve tutumlarını belirlemek amacıyla yapılan araştırmaya katılan kadınların yüzde 73,1’inin hiç mamografi çektirmediği belirlendi.</h5>
<p><span>Uludağ Üniversitesi (UÜ) Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nazan Bilgen, Türkiye’de kadınlar arasında kanser ölümleri bakımından birinci sırada yer alan meme kanserinin erken tanısında önemli bir araç olan mamografiye ilginin yetersiz olduğunu söyledi.Oysaki mamografi kadınlar için hayati önem taşıyor.<br />
</span></p>
<p>UÜ Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nazan Bilgen, Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ganime Sadikoğlu, Yrd. Doç. Dr. Alis Özcakir ile İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Ekonometri Bölümünden Doç. Dr. Nuran Bayram tarafından, meme kanserinin erken tanısında son derece önemli olan mamografi hakkında, hastaların bilgi ve tutumlarını belirlemek amacıyla yapılan araştırmaya 736 kadın katıldı.</p>
<p>UÜ Orhangazi 80. Yıl Aile Hekimliği Merkezi’ne değişik nedenlerle müracaat eden kadınlarla, yüz yüze görüşülerek yapılan araştırmada, kadınların ortalama yaşının 50,5 olduğu, yüzde 61’inin ilkokul mezunu olduğu ve yüzde 72.3’ünün ev kadını olduğu tespit edildi. Araştırmaya katılan kadınların yüzde 4,2’sinin ailesinde meme kanseri hikayesinin bulunduğunun saptandığı araştırmada, ortalama 2,6 çocuk doğuran kadınların yüzde 93,7’sinin çocuklarını emzirdikleri belirlendi. Kadınların yüzde 34,3’ünün hayatları boyunca en az bir kez meme muayenesi olduğunu, yüzde 37,6’sının kendi kendine meme muayenesi yapabildiğini ifade ettikleri araştırmada, kadınların yüzde 73,1’inin hayatları boyunca hiç mamografi çektirmedikleri tespit edildi.</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong> MAMOGRAFİ İLE ERKEN TEŞHİS</strong></span><br />
Uluslararası tıp dergisi “The Breast Journal”de yayımlanan araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Prof. Dr. Bilgen, meme kanserinin Türkiye’de kadınlarda görülen kanser ölümlerinin yüzde 16,7’sini oluşturduğunu, bu kanser türünün “Mamografi”yle erken dönemde tanımlanabildiğini ve ölümlerin önlenebildiğini söyledi.</p>
<p>Bilgen, araştırma sonucuna göre kadınların hayati önemi bulunan bu tanı yöntemini çok fazla bilmedikleri ve uygulamadıklarının ortaya çıktığını vurgulayarak, şunları kaydetti:<br />
“Araştırmamıza katılan kadınların yüzde 73,1’i hiç mamogram çektirmediklerini ifade etmişlerdir. Araştırma sonuçlarına göre, Türkiye’de kadınlar arasında kanser ölümleri bakımından birinci sırada yer alan meme kanserinin erken tanısında önemli bir araç olan ve ölümleri azaltmada etkin olduğu ispatlanan mamografinin fazla uygulanmadığı ve bilinmediği belirlenmiştir. Mamografi çektirme konusunda bilinçli olan kadınlar, bir şekilde daha önce bu konularda sağlık eğitimi almış, meme muayenesi olmuş olanlardır. Kadınlarımıza mamografinin önemi sağlık eğitimleriyle anlatılmalıdır.”</p>
<p>Kaynak:ntvmsnbc</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/kadinlar-mamografiye-uzak-davraniyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ev kazalarının çoğu düşme kaynaklı</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/ev-kazalarinin-cogu-dusme-kaynakli.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/ev-kazalarinin-cogu-dusme-kaynakli.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 10:28:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Acil servis]]></category>
		<category><![CDATA[Düşme]]></category>
		<category><![CDATA[Ev kazaları]]></category>
		<category><![CDATA[Hasta kaydı]]></category>
		<category><![CDATA[Karbonmonoksit zehirlenmesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3106</guid>
		<description><![CDATA[Acil servislere yapılan başvularda başı ev kazaları çekiyor ve ev kazalrında en büyük sorun ise düşmeler.Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi’nde, ev kazalarıyla ilgili yapılan araştırmaya göre bir yılda 14-86 yaşlarındaki 22 bin 365 acil servis hasta kaydının 806’sı ev kazası. En fazla ev kazası ise yüzde 40,6 ile düşmeye bağlı olarak yaşanıyor.
Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Muhsin Akbaba başkanlığındaki bir grup, acil servis kayıtlarından yararlanarak yaralanmalarla ilgili bir araştırma gerçekleştirdi. ÇÜ Balcalı Hastanesinde en fazla ev kazasının yüzde 40,6 ile düşmeye bağlı yaşandığını ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h5>Acil servislere yapılan başvularda başı ev kazaları çekiyor ve ev kazalrında en büyük sorun ise düşmeler.<span>Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi’nde, ev kazalarıyla ilgili yapılan araştırmaya göre bir yılda 14-86 yaşlarındaki 22 bin 365 acil servis hasta kaydının 806’sı ev kazası. En fazla ev kazası ise yüzde 40,6 ile düşmeye bağlı olarak yaşanıyor.</span></h5>
<p>Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Muhsin Akbaba başkanlığındaki bir grup, acil servis kayıtlarından yararlanarak yaralanmalarla ilgili bir araştırma gerçekleştirdi. ÇÜ Balcalı Hastanesinde en fazla ev kazasının yüzde 40,6 ile düşmeye bağlı yaşandığını bildiren Prof. Akbaba, şunları kaydetti:<br />
“Araştırmada ikinci sırayı yüzde 29,3 ile kesici, delici alet yaralanmaları, üçüncü sırayı da yüzde 11 oranla yanma olayları aldı. Diğer yaralanma şekilleri sırasıyla sıkışma (yüzde 5.3), elektrik çarpması (yüzde 4.3), çarpmalar (yüzde 2.9), korozif (aşındırıcı) maddeye maruz kalma (yüzde 1.9), karbonmonoksit zehirlenmesi (yüzde 1.9), organik fosfora maruz kalma (yüzde 1.4), göze yabancı cisim batması (yüzde 1.4) olarak belirlendi. Ev kazaları sayısında mevsimlere göre farklılık gözlemlendi. Araştırmada yüzde 38,3 ile en fazla kazanın yaz aylarında, en az kazanın ise yüzde 15,2 ile sonbahar aylarında yaşandığı tespit edildi.”</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong> KADINLAR DAHA ÇOK YARALANIYOR</strong></span><br />
Prof. Dr. Muhsin Akbaba, kadınların erkeklerden daha fazla ev kazası yaşadığını belirlediklerini vurgulayarak, “Kesi ve yanıklar kadınlarda daha çok görülmekte. Bu durum kadınların mutfak işleri sırasında kesici aletler ve sıcak cisimlerle karşılaşmalarının sık olmasına bağlı olabilir” dedi.</p>
<p>Kadınların temizlik amacıyla korozif maddeleri çok sık kullandığını ifade eden Prof. Dr. Akbaba, bu tür kazaların, özellikle banyo ve tuvalet gibi havalandırması yeterli olmayan kapalı alanların temizliği esnasında bu maddenin dikkatsiz kullanılmasına bağlı yaşandığını belirtti. Çocuk ve yaşlıların ev kazalarını yoğun şekilde yaşadığını söyleyen Prof. Dr. Akbaba, şöyle devam etti:<br />
“Ev kazaları, özellikle çocuklar ve yaşlılar için ölümlere yol açabilen önemli halk sağlığı sorunudur. Özellikle düşmeler hem hastalık hem de ölüm riski açısından en sık görülen yaralanma türüdür. Çocuklar tehlikenin bilincinde olmamaları, çevresel risklere daha açık olmaları, bulma ve öğrenme konularında daha meraklı olma gibi nedenlerden ev kazaları açısından yüksek riske sahiptir. Yaşlılarda akut ve kronik hastalıkların sık görülmesi, fizyolojik değişiklikler, unutkanlık, erken yorulma ve benzer nedenlerle ev kazaları açısından yüksek riske sahip diğer bir gruptur.”</p>
<p>Kaynak: Ntvmsnbc</p>
<p>Hazırlayan : Nisan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/ev-kazalarinin-cogu-dusme-kaynakli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gerdek</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/gerdek.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/gerdek.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Jan 2010 21:46:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Gelenek]]></category>
		<category><![CDATA[gerdek]]></category>
		<category><![CDATA[gerdek gecesi]]></category>
		<category><![CDATA[ilk gece]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3076</guid>
		<description><![CDATA[Evliliğin ilk gecesine, yeni evlilerin ilk cinsel ilişki gecesine gerdek denir.  Türkiye’de gerdek gecesininin en önemli olayı gelinin kızlık zarının bozulması  ve pek çok yörede kanlanan çarşafın kızın bekaretinin kanıtı olarak aile büyüklerine  ve akrabalara gösterilmesidir. Bu gelenek sadece bize özgü değildir ,bazı yabancı toplumlarda da buna benzer gelenekler vardır.
Pek çok çift için bu gece, aile yaşamının en önemli günüdür. Eşler için bu gece,  aile yaşamının en önemli günüdür. Eşler birbirlerine karşı bu ilk gecede cinsel  düzeyde de sevecen ve anlayışlı olurlarsa, mutlu bir evlilik ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Evliliğin ilk gecesine, yeni evlilerin ilk cinsel ilişki gecesine gerdek denir.  Türkiye’de gerdek gecesininin en önemli olayı gelinin kızlık zarının bozulması  ve pek çok yörede kanlanan çarşafın kızın bekaretinin kanıtı olarak aile büyüklerine  ve akrabalara gösterilmesidir. Bu gelenek sadece bize özgü değildir ,bazı yabancı toplumlarda da buna benzer gelenekler vardır.</p>
<p>Pek çok çift için bu gece, aile yaşamının en önemli günüdür. Eşler için bu gece,  aile yaşamının en önemli günüdür. Eşler birbirlerine karşı bu ilk gecede cinsel  düzeyde de sevecen ve anlayışlı olurlarsa, mutlu bir evlilik yaşamının temelini  atmış olacaklardır.</p>
<p>Bu olayın bazen yanlış bilgiler nedeniyle fazla büyütülmesi veya bu konuda bilgi  sahibi olmama erkeği ve genç kızı heyecanlandırmakta mutluluğu tatmak yerine çevresinin  beklentilerinin ağırlığı altında ezilmektedir. Erkek erkekliğini, kız da bakireliğini  kanıtlamak durumundadır. Erkeğinde, eğer daha önce cinsel deneyimi yoksa başaramam  korkusu yaygındır. Kırsal kesimde cinsel bilgi edinemeyen genç çifte düğün törenleri  sırasında ayrı ayrı cinsel bilgiler verilir. Toplumun çekirdeğini oluşturan aile  yapısının korunması gereklidir. Ülkemizde boşanmalar son 10 yılda iki misli artmıştır.  Boşanma nedeni olarak ileri sürülen şiddetli geçimsizlik gerçekte cinsel uyuşmazlıklara,  sorunlara dayanmaktadır. Yapılan araştırmalar ülkemizde cinsel sorunların bilgi  yetersizliğinden kaynaklanmakta olduğunu vurgular niteliktedir. Tabii ki gençlere  verilecek cinsel eğitimin hangi konuları kapsaması gerektiği, ne amaçla, nasıl  ve kimler tarafından verileceği bir devlet politikası olmalıdır.</p>
<p>Ülkemizdeki geleneklere göre ister şehirde ister köyde olsun gerdek gecesi en  büyük rolü erkek üstlenir. Bekaretin bozulması fazla güç gerektirmez. Bu ilk birleşme  şiddetli ve zoraki bir davranış olmamalı, her iki eşe doyum sağlamalıdır. Gerdek  gecesinin izleri bütün bir evlilik veya yaşam boyu unutulmayacağından, eşler yanlış  davranış veya gereksiz kırıcı sözlerden kaçınmalıdırlar.</p>
<p>Erkek eşine şefkatli ve nazik davranmalı, heyecanına sabırlı olmalıdır. Erkeğin  saldırgan davranışı veya bekareti şiddetle bozmaya kalkması, genç kızı cinsel  ilişkiden soğutur ve bundan sürekli kaçmasına neden olur.</p>
<p>Cinsel deneyimsiz gençler için gerdek gecesi bazen çevresi tarafından stres haline  getirilmektedir. Oysa gençler düğün hazırlıklarının son günlerinde zaten yorgun  haldedirler, bilgi eksikliği nedeniyle bir takım kuruntuları, endişe ve korkuları  olabilir. Odanın dışında ana, baba, akraba yakınların kızlık zarının bozulması  haberini beklemesinin baskısı onları daha da zor durumlara sokabilir. İlk geceye  böyle stresle giren çift bu ilk cinsel cinsel ilişkiden çok fazla şey beklememesinin  uygun olacağı söylenmelidir. Heyecan ve aşırı yorgunluk gibi haller cinsel yaşamı  etkiler. Bu nedenle ilk gece, genç kızın veya erkeğin ilişkiden kaçınması oldukça  sık görülen bir durumdur. Eşler karşılıklı olarak birbirlerine anlayış göstermelidir.  Bazı hallerde genç kız sıkılganlık ve heyecanla cinsel ilişkiden kaçabilir, eşi  anlayışlı davranmalı ve zorla cinsel birleşmeye yönlendirilmemelidir. Aynı şekilde  bazen gereksiz fazla alkol nedeniyle veya aşırı heyecandan erkeğinde bir girişimde  bulunamaması olağandır. Bu gibi durumlarda genç kadın akılcı olmalı ve eşinin  erkekliği ile ilgili gurur kırıcı davranış ve sözlerden kaçınmalıdır.</p>
<p>Türkiye’de gerdek gecesinde diğer önemli bir konuda cinsel birleşmeye rağmen  kızdan kan gelmemesidir. Bazı kızlık zarları fazla dar değildir veya elastikidir.  Ve erkek organının rahatça girip çıkmasına rağmen yırtılma olmayabilir. </span></p>
<p><span> Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/gerdek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kayınvalide ile Yaşama Merhaba</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/kayinvalide-ile-yasama-merhaba.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/kayinvalide-ile-yasama-merhaba.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Jan 2010 21:41:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[Eş]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Kayınvalide]]></category>
		<category><![CDATA[Kaynana]]></category>
		<category><![CDATA[Müstakbel anne]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı sarayı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3074</guid>
		<description><![CDATA[Ona aşıksınız. Ama unutmayın, bir de ortağı olacak: kayınvalideniz. Eğer evliliğinizin  başında dikkatli davranır ve müstakbel “anneniz”le yakın bir ilişki kurmayı başarırsanız,  eşinizle olan birlikteliğiniz de daha sorunsuz olacaktır.Bazı kişilikler için uzlaşmak tabiki çok zordur fakat yine de şansınızı deneyin.
Belki farkettiniz, belki de çok yakında farkedeceksiniz&#8230; Eşinizin hayatındaki  en önemli kadın belki sizsiniz ama en az sizin kadar önemsediği bir başkası daha  var! Eşinizin annesine duyduğu saygı ve sevgi, dozunu aştığında evliliğiniz gölgelenebilir.  İlişkinin dengede kalabilmesi içinse her üç cephede bir takım fedakarlıklar yapılması  ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Ona aşıksınız. Ama unutmayın, bir de ortağı olacak: kayınvalideniz. Eğer evliliğinizin  başında dikkatli davranır ve müstakbel “anneniz”le yakın bir ilişki kurmayı başarırsanız,  eşinizle olan birlikteliğiniz de daha sorunsuz olacaktır.Bazı kişilikler için uzlaşmak tabiki çok zordur fakat yine de şansınızı deneyin.</p>
<p>Belki farkettiniz, belki de çok yakında farkedeceksiniz&#8230; Eşinizin hayatındaki  en önemli kadın belki sizsiniz ama en az sizin kadar önemsediği bir başkası daha  var! Eşinizin annesine duyduğu saygı ve sevgi, dozunu aştığında evliliğiniz gölgelenebilir.  İlişkinin dengede kalabilmesi içinse her üç cephede bir takım fedakarlıklar yapılması  esastır. Ne yazık ki kültürümüzde, kadınların üzerlerinde en etkili olduğu erkekler,  oğullarıdır. Osmanlı sarayından bu yana devam eden bu gelenek, belki kentlerde  yerini daha modern bir tarza bıraktı ama hala anadolunun bir çok yerinde devam  ediyor. Ve, anne bu ayrıcalığından kolay kolay vazgeçmek istemeye bilir. Her iki  kadının da, farklı biçimlerde olsa bile hemen hemen aynı oranlarda sevdikleri  bir erkeğin paylaşılaması güç olacak, her ikisi de onun yaşadığı evde hakimiyet  kurmak isteyeceklerdir. Böyle bir durumda, kendinizi bir anda yalnız ve sıkıntılı  hissetmeye başlayabilirsiniz. Ama bilmelisiniz ki, müstakbel eşiniz sizden daha  zorlu dakikalar yaşayacaktır. Zira , o taraf tuttuğu taktirde diğeri kendisinden  uzaklaşmaya, sıkıntı duymaya başlayacaktır. Böyle bir durumla karşı karşıya kalmamak,  eşinizi tercih yapmak zorunda bırakmamak ve kendi ruh sağlığınızı korumak için  bazı önlemler alabilirsiniz.</p>
<p>Neler yapmalısınız?<br />
· Öncelikle ilk şartınız, ayrı bir evde oturmak olmalı. Her ne kadar bütün bir  ailenin bir arada olmasının avantajları olsa da, kayınvalidenizle aynı çatıyı  paylaşmanız ikinizin de birbirinize olan duygularının değişmesine yol açabilir.<br />
· Eğer aile bütçesi böyle bir duruma olanak tanımıyorsa, sizinde bir takım haklarınızın  olduğunu eşinizin ailesine kabul ettirmelisiniz. Size söylenenleri yapıp, sonra  bunlardan sürekli şikayet etmek, durumu sadece kötüleştirmeye yarayacaktır. Bu  yüzden bir takım arzularınız varsa ilk günden bildirmelisiniz.<br />
· Arada bir takım tatsızlıklar ve gerginlikler yaşayabilirsiniz. Ne de olsa,  o insanla tıpatıp aynı biçimde düşünmenizin imkanı yoktur. Bu yüzden olayları  karşınızdaki insanın açısından da görmeye çalışmalı, herhangi bir durum size uygun  olmadığında bunu derhal mantıklı bir biçimde konuşarak halletmelisiniz.<br />
· Ve en önemlisi, olan biteni eşinize şikayet ederek anlatmak yerine kendiniz  çözmeye çalışmalısınız.</p>
<p>Kayınvalide’nin dikkatine<br />
Gelin-kayınvalide ilişkisinin yürümesi için, kayınvalideye de pay düşecektir.  Onun da bazı noktaları aklında bulundurmasında yarar vardır.<br />
· Gelin, farklı bir ailede ve değişik biçimde yetişmiş olabilir. Bu yüzden kayınvalideye  ters gelen bazı davranışları o farkında olmadan veya öyle alışmış olduğu içn yapabilir.  Bunları anlayışla karşılamak veya tatlı bir dille konuşmak çözüm olabilir.<br />
· Aileye yeni katılan bir genç kadına birden bire ”evin kızı” muamelesi yapmak  ve onu sahiplenmek doğru değildir. Eğer o kayınvalidesini “anne” diye çağırmak  istemiyorsa ve daha mesafeli bir tavir takınıyorsa, bunu yadırgamamak lazımdır.<br />
· Kayınvalide, bir zamanlar kendisinin de bir gelin olduğunu unutmamalı ve çektiği  sıkıntıları hatırlamalıdır.</p>
<p>Damadın tutumu<br />
Anlayış ve saygı, ilişkilerin yürümesinde en önemli faktördür. Gelin kayınvalide  ilişkisinin yürümesi için damadın da arabulucu rolü oynaması gerekir.<br />
· Özellikle her iki kadının da birbiri hakkında bir takım şeyleri kendisine anlatmasına  izin vermemelidir.<br />
· Kesinlikle taraf tutmamalı ve aşırı tepki göstermemelidir. Hiç kuşkusuz yeni  bir yaşama, daha önce hiç tanımadığınız kişilere alışmanız kolay değildir. Ama  unutmayın, biraz özveri, sıcak bir aile ortamı yaratmanız için yeterlidir. </span></p>
<p><span> Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/kayinvalide-ile-yasama-merhaba.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kuşak Çatışması Değil Hayat Şartları</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/kusak-catismasi-degil-hayat-sartlari.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/kusak-catismasi-degil-hayat-sartlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Jan 2010 21:32:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Baskı]]></category>
		<category><![CDATA[Çatışama]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Görücü usulü]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat şartları]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[Kuşak çatışması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3070</guid>
		<description><![CDATA[En fazla 10 yıl geriye giderek ilişkiler nasıl büyük bir değişikliğe uğramış görmek mümkün. Bu değişim bazı kişiler tarafından olumlu karşılanırken bazıları tarafından olumsuz  karşılanıyor. Bir kuşak çatışması değildir. Çünkü günümüzde ki gençler arasında  da aynı ikilem yaşanmaktadır.
Yıllar önce bir çok insan görücü usulü tanışır ve kısa bir süre ilişki yaşayabilirlerdi.  Hatta bazı geleneklere göre görücü usulü, aileleri tarafından birbirlerine uygun  görülen çiftlerin görüşmeleri yasaklanırdı. Evlenecek olan çiftlerin düğünden  önce birbirlerini görmelerinin uğursuzluk getireceğine inanılırdı. Günümüzde kırsal  bölgelerde görücü usulü evliliklere hala rastlanmaktadır. Görücü ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">En fazla 10 yıl geriye giderek ilişkiler nasıl büyük bir değişikliğe uğramış görmek mümkün. Bu değişim bazı kişiler tarafından olumlu karşılanırken bazıları tarafından olumsuz  karşılanıyor. Bir kuşak çatışması değildir. Çünkü günümüzde ki gençler arasında  da aynı ikilem yaşanmaktadır.</p>
<p>Yıllar önce bir çok insan görücü usulü tanışır ve kısa bir süre ilişki yaşayabilirlerdi.  Hatta bazı geleneklere göre görücü usulü, aileleri tarafından birbirlerine uygun  görülen çiftlerin görüşmeleri yasaklanırdı. Evlenecek olan çiftlerin düğünden  önce birbirlerini görmelerinin uğursuzluk getireceğine inanılırdı. Günümüzde kırsal  bölgelerde görücü usulü evliliklere hala rastlanmaktadır. Görücü usulü evliliklerin  en başta gelen nedenlerinden biri, mirasın aile içinde kalmasıdır. Birbirini hiç  tanımayan insanların bir ömür aynı hayatı paylaşmaları beklenir. Bu çok zor bir  durumdur.</p>
<p>Bugün büyük şehirlerde görücü usulü evlilikler genel olarak uygulanmamaktadır.  Kişiler hiç kimsenin baskısı olmadan tanışır ve ilişki yaşamaya başlarlar. Bu  süreç evlilik için önemlidir. Birbirlerini tanıyan kişilerin evliliklerinde mutluluğu  yakalamaları daha kolay olacaktır. Elbette modern ilişkilerde de yaşanan problemler  vardır. Evlilik öncesi dönem kadın ve erkeğin en verimli olduğu zamanlardır. Bu  dönemde hayatlarını düzene koymaya çalışan gençler aynı zamanda hem kendilerine  hem de duygusal hayatlarındaki insana vakit ayırmakta zorlanırlar. Evlilik öncesinde  yaşanan bu tatlı problem evlilik sonrasında daha kolaylaşır.</p>
<p>Gençlik yılları insanların en verimli ve en enerjik oldukları dönemdir. Bu dönemi  iyi değerlendirmek geleceğe yapılan bir yatırımdır. Eğer bunun farkına varıp iş  hayatınızda, duygusal hayatınızda ve kişisel hayatınızda dengeyi sağlayabilirseniz  gençlik yıllarınız hayatın şartlarında değil sizin elinizde olacaktır. </span></p>
<p><span> Hazırlayan: Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/kusak-catismasi-degil-hayat-sartlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ayrılıp Dost Kalabilmek</title>
		<link>http://www.bayanrehberi.com/ayrilip-dost-kalabilmek.html</link>
		<comments>http://www.bayanrehberi.com/ayrilip-dost-kalabilmek.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Jan 2010 21:25:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Arkadaş]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrılmak]]></category>
		<category><![CDATA[Dost kalmak]]></category>
		<category><![CDATA[sevgili]]></category>
		<category><![CDATA[Terk edilmek]]></category>
		<category><![CDATA[Terk etmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanrehberi.com/?p=3068</guid>
		<description><![CDATA[Bir aşk bittiğinde,bir zamanlar sevdiğiniz kişiyle dost kalmak gerçekten zordur.Genellikle bunu terk eden taraf talep eder,siz terk edilenseniz bu istek sizi çok yaralayabilir.
Her şey bitti ama belki arkadaş kalabiliriz&#8230; Bu, yıllardır ayrılan çiftlerin  son konuşmalarında geçen bir cümledir. Fakat, bunu başarabilen kişilerin sayısı  çok azdır. Birkaç dakika içinde eski sevgiliniz hayatınızdan çıkıp giderken mutlaka  &#8220;Arkadaş olabilir miyiz?&#8221; sorusunu sormuş, siz de yüksek ihtimalle bu soruya &#8220;Neden  olmasın?&#8221; demişsinizdir. Fakat bu diyaloğun sonucunda gerçekten arkadaş kalabilen  eski sevgililerin sayısının ne kadar az olduğunu ve arkadaş olma ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="objectContent">Bir aşk bittiğinde,bir zamanlar sevdiğiniz kişiyle dost kalmak gerçekten zordur.Genellikle bunu terk eden taraf talep eder,siz terk edilenseniz bu istek sizi çok yaralayabilir.<br />
Her şey bitti ama belki arkadaş kalabiliriz&#8230; Bu, yıllardır ayrılan çiftlerin  son konuşmalarında geçen bir cümledir. Fakat, bunu başarabilen kişilerin sayısı  çok azdır. Birkaç dakika içinde eski sevgiliniz hayatınızdan çıkıp giderken mutlaka  &#8220;Arkadaş olabilir miyiz?&#8221; sorusunu sormuş, siz de yüksek ihtimalle bu soruya &#8220;Neden  olmasın?&#8221; demişsinizdir. Fakat bu diyaloğun sonucunda gerçekten arkadaş kalabilen  eski sevgililerin sayısının ne kadar az olduğunu ve arkadaş olma önerisini sunan  kişinin ilişkiyi bitiren ve bu vicdan azabından kurtulmak için yollar arayan taraf  olduğunu hatırlatmakta fayda var!</p>
<p>Gidenlerin sorusu<br />
Sevgilisini terk edenlerin en az yüzde 60ı ona arkadaş kalabilir miyiz? sorusunu  yöneltmiş ve evet yanıtını almıştır. Ona evet denmesinin nedeni aslında o insanın  hayatında olup biteni öğrenme arzusudur. Liseden tanıdığımız ve birlikte aynı  derslere girdiğimiz, bebekliğini bildiğimiz veya birlikte iş hayatının zorluklarıyla  mücadele ettiğimiz kişilerle gerçek bir arkadaşlık kurabiliriz, kalbimizi kıranlarla  değil. &#8220;Arkadaş kalalım&#8221; gidene ait bir sözdür. Kalansa bu söze cevap vermek durumunda  kalır.</p>
<p>Çatlaklar oluşur<br />
İki eski sevgilinin arkadaş olabilme ihtimali neredeyse imkansızdır. Çünkü içinde  aşk barındırdığınız bir ilişkinin bitme nedenleri bundan sonra dostça kuracağınız  ilişkinin temelinde bazı çatlaklar yaratacak ve siz daha bir arkadaşlığın başında  birtakım sorunlarla uğraşmak durumunda kalacaksınız demektir. Bu konuya farklı  bir pencereden bakmak gerekirse, eski bir ilişkinin anılarından kurtulup yepyeni  bir ilişkiye sağlıklı bir şekilde başlamanın en iyi yolu, o kişiyi geçmişte bırakmaktır. </span></p>
<p><span> Hazırlayan : Nisan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanrehberi.com/ayrilip-dost-kalabilmek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

